Dubai’nin Borç İle İmtihanı

Gösterişli şehir-devletindeki şirketler, GSYİH’nin yüzde 126’sı oranında borçlu ve bütün ümitler Abu Dabi’ye bağlanmış durumda.

Stajını puanla, senden sonra gelen öğrenciler faydalansın. www.stajinipuanla.com
Türkiye'nin en gözde şirketlerini üniversite öğrencileri belirliyor. www.engozdesirketler.com

Muhammed Ali Alabbar, Dubai’de nemli bir sonbahar akşamında, konuklarına, yakında dünyanın en yüksek binası olacak yaklaşık 800 metrelik Burj Dubai’nin etrafını saran suni gölü ballandıra ballandıra anlatıyor. Fonda Andrea Bocelli’nin Time to Say Goodbye şarkısı eşliğinde sular havada dans ediyor. Dubai’de gayrimenkul lideri olan Emaar Properties’in Yönetim Kurulu Başkanı Alabbar, çeşmelerin, Las Vegas’taki Bellagio Oteli ve Kumarhanesi’nin su sisteminden ne denli üstün olduğunu ve yaklaşık 250 milyon dolara mal olduğunu anlatıyor. “Vegas’takinden yüzde 20 daha iyi olmasını söyledim” diyor Alabbar.

Daha büyük. Daha hızlı. Daha yüksek. Daha iyi. Dubai son 10 yıldır ‘Şimdi istiyorum’ düsturuyla hareket etti, çünkü bu Körfez emirliği kendisini lüks bir iş merkezi haline getirme derdindeydi. Bugün inşaat işçileri hâlâ Dubai’nin gökdelenlerini ve alışveriş merkezlerini tamamlamak için var güçleriyle çalışıyor. Fairmont ve Emirates Towers gibi gösterişli otellerin barlarında adım atacak yer olmuyor. Ama şehri ileriye taşıma derdindeki devlet kurumları ve devlete destekli şirketlerden oluşan Dubai bugün ABD ve Avrupa’daki bankaları tehdit edenden çok daha büyük bir borç krizinin eşiğinde. Dubai’nin dört yıl gibi kısa bir sürede yaklaşık 50 milyar dolarlık borcunu geri ödemesi ya da yeniden finanse etmesi gerekiyor. Dubai’nin bu işin altından kalkmak için yabancı bankaların desteğine ve özellikle de uzun zamandır hayranlık, dışlama ve düşmanlık karışımı duygular beslediği petrol zengini komşusu Abu Dabi’nin cömertliğine ihtiyacı var.

Dubai’deki şirketlerin önemli bir bölümü, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 126’sı oranında borçlu. Yaklaşık 90 milyar dolarlık bu borcun büyük bölümünü, dünyanın en büyük bankalarından alınan kısa vadeli tahviller ve krediler oluşturuyor. Gayrimenkul ve diğer varlıkların fiyatlarını artmaya devam etseydi, Dubai bu denli borçlanmayacaktı. Ama bu olmadı. Geçen yıl ülkede konut fiyatları yüzde 47,5 gibi rekor bir düşüşle dibe vurdu. Çok gözde bölgeler dışında kalan ofislerin fiyatlarında da benzer bir düşüş yaşandı. Ülkede ofis ve otel inşaatları ise hız kesmeden devam ediyor, çünkü Veliaht Prens Şeyh Muhammed bin Raşit el Maktum hükümeti müteahhitlere projelerini bitirmeleri için baskı yapıyor. Dubai Hükümeti yetkilileri bu konuda görüş vermekten kaçınıyor.

Dubai borçla imtihanında çok önemli bir dönemece girmek üzere. En acil mesele, yatırım şirketi Dubai World’un bir kolu olan Nakheel tarafından basılan 3,5 milyar dolarlık sukuk, yani İslami tahvil gibi görünüyor. Emirliğin sahil bölgesine palmiye şeklinde muhteşem suni adalar inşa eden Nakheel’in yıl sonuna kadar tahvil sahiplerine bu miktarı ödemesi ya da yeniden finanse etmesi gerekiyor. Dahası, Standard & Poor’s tahminlerine göre Dubai’nin 2013’ün ortasına kadar toplam 47,4 milyar dolarlık borcunu ödemesi ya da yeniden finanse etmesi gerekiyor. Bölgesel kalkınma bankası EFG-Hermes ise önde gelen Dubai şirketlerinin sadece 2010 yılı içerisinde ödemesi gereken borç tutarının 13,1 milyar dolar olduğunu söylüyor.

Dubai’deki S&P analistlerinden Farouk Soussa, Dubai’nin bu yılın başında Birleşik Arap Emirlikleri merkez bankasından aldığı 10 milyar dolarlık kredinin sadece 3 ila 4 milyar dolarını ödemediğini belirtiyor. “Bu ödemeler kolaylıkla ve rahatlıkla yapılamayacak” diyor Soussa. Dubai’nin bu yılın başında aldığı 10 milyar dolarlık kredinin, merkez bankası kredileri ve devlet tahvillerinden oluşan 20 milyar dolarlık bir finansman programının ilk yarısı olması gerekiyordu.

Dubai’nin borç çemberi daralırken, bankacılar da borçlanma piyasalarında Dubai kâğıtlarına olan talebin azaldığına dikkat çekiyor. Yatırımcıların geride durmasının nedeni ise Dubai’nin borçlarını nasıl temizleyeceğine dair net bir plan ortaya koymamış olması gibi görünüyor. “Dubai muhtemelen uzunca bir süre taze fon bulamayacak” diyor Dubai HSBC’nin Orta Doğu’dan sorumlu başekonomisti Simon Williams. Bir sonraki 10 milyar dolar için en akla yatkın kaynak ise Dubai’nin kuzeydoğusunda arabayla bir saatlik bir mesafede bulunan ve B.A.E.’nin en büyük ve en zengin emirliği olan Abu Dabi’den başkası değil. Büyük bir petrol üreticisi olan Abu Dabi’nin şu anda yüzlerce milyar dolar nakdi ve yatırımı var ve hiç borç derdi yok.

Ama Abu Dabi zorlu bir alacaklı olabilir. Finans dünyasında çalışanlar bu yılın başında Dubai’nin aldığı 10 milyar dolarlık borcun altına imza atan Abu Dabi devletinin, Dubai’deki müsrif kuzenlerine dolgun çekler yazma isteğinde olmadıklarını söylüyor. Abu Dabi, bünyesindeki bol kaynaklara yatırım yapan bir fon ağını yöneten ve finans uzmanlarından oluşan bir heyete sahip. Ülkeye yakın isimler bu uzmanların, Abu Dabi liderlerini, taze fon değiş tokuşunda zorlu koşullar koymaya zorladıklarını dile getiriyor. Abu Dabi’nin başvurabileceği yollardan bir tanesi, Dubai’nin Emirates Airlines, liman operatörü DP World ve Dubai Aliminum gibi kraliyet hazinesine bağlı şirketlerinden hisse almak olabilir. Bu tür anlaşmalar yoluyla bu şirketler, Etihad Airways gibi Dubai’deki muadilleriyle birleşebilirler.

Dubai’nin başındaki Şeyh Muhammed bugüne kadar Dubai’nin öz kaynaklarını gözü gibi korudu. Hatta bu yaz DP World’un yüzde 20’sinin 2 milyar dolara Dubai merkezli özel sermaye şirketi Abraaj Capital’e ve Pekin merkezli ulusal servet fonu China Investment Corp’a satılmasına engel oldu.

AİLE BAĞLARI

Dubaili liderlerin oynayabileceği başka kartlar da var. Dubai’de yaşanacak bir çöküntü, yatırımcıların bütün B.A.E.’ye olan güveninin sarsılmasına yol açacaktır. Buna Abu Dabi de dahil. Diğer emirlikler bunun olmasına izin veremez. Ayrıca Abu Dabi iktidarının, otel yatırımlarından evliliklere kadar Dubai ile çok yakın bağları söz konusu. Örneğin, kısa süre önce İngiliz Barclays bankasındaki 2 milyar dolarlık hissesini satan ve Abu Dabi kraliyet ailesinin en etkili üçüncü ferdi olarak kabul edilen Şeyh Mansur bin Zayed El Nahyan, Dubai şeyhinin en sevdiği kızıyla evli. “Şeyh Mansur her hafta sonu sarayı ziyaret eder ve her şeyden haberinin olduğuna emin olabilirsiniz” diyor bir bankacı. Olası bir çözüm, Abu Dabi’nin Dubai’nin öz kaynakları için imza attığı ve Dubai’nin borçlarını ödediği anda öz kaynaklarını geri alabileceği bir mortgage anlaşması olabilir.

Var olan borç açmazı, ekonomiyi de zora sokuyor. Kredi koşulları yerel şirketler için daha da ağırlaşabilir. Dubai şirketleri yabancı alacaklılarına borçlarını ödeyince muhtemelen borç yükünün büyük bölümünü omuzlaması için yerel bankalara başvuracaklar. Ve Şeyh Muhammed tüm siyasi yeteneklerine rağmen Abu Dabi seçkinleri başta olmak üzere B.A.E. genelinde kan kaybediyor. Gerek Abu Dabi gerekse de gaz zengini Katar, finans merkezleri kurma konusunda Dubai örneğini izliyor ve Dubai’nin sıkıntılarından avantaj sağlamaya hazırlanıyor. Dubai’den daha muhafazakar olan Abu Dabi, B.A.E. politikası üzerindeki etkisini daha da artırırsa, para getiren ve işlerin çoğunu yapan göçmenlerle ilgili politikasını katılaştırması için Dubai’ye baskı yapabilir. Ayrıca, B.A.E. içinde ciddi bir rekabet avantajı sağlayan barlarını ve kulüplerini kapatmasını isteyebilir. Abu Dabi Hükümeti yetkilileri bu konuda görüş vermekten kaçınıyor.

Dubai’nin yapabileceği en iyi şey, hızlı büyüme eğilimini yeniden yakalamak olabilir. Kısa süre önce finans bölgesi trafiğine takılan bir konuk, geç kalacağını bildirmek için bir bankacının sekreterini aradı. “Bu harika” diyor malum konuk ve ekliyor: “İşler yoluna girmeli ve girecek de.” Daha da önemlisi, ofis kiralarının düşmesi ve bir zamanlar geceliği 600 dolardan açılan otel fiyatlarının üçte birine inmesi, Dubai’nin yeniden ekonomik bir varış noktası olmasını sağlayabilir. Dubai hâlâ çok az konfor sunan İran ve Suudi Arabistan ile iş yapanların buluşma noktası konumunda. “Suudi Arabistan’ın koşulları zorlayıcı olmaya devam ettikçe Dubai de büyümeye devam edecek” diyor Dubai merkezli fon yönetimi şirketi Evolvence Capital’ın CEO’su Khaled El-Muhairy.

Peki, Dubai değişebilir mi? Pek çok kişi zorunlu bir yavaşlamayı, daha kontrollü bir büyüme için bir fırsat olarak görüyor. “Bu bir şeyleri daha farklı yapmak için bir fırsat” diyor Dubai School of Government Dekanı Tarık Yousef. Ve işe, borcu azaltmakla başlamak gerekiyor.

Not: Gerek Abu Dabi gerekse Katar, finans merkezleri kuruyor ve Dubai’nin çıkmazlarından faydalanmaya hazırlanıyor.

Dubai Hakkında Bilinmeyenler

Bugün Dubai’ye gidenler ıstakoz ve şampanyalı yemekler yiyor olabilirler ama 1940’larda yaşanan bir kıtlık sırasında Dubaililer yaprak ve otlarla beslenmek zorunda kalmış. Gazeteci Jim Krane,  sonbaharda basılan City of Gold adlı kitabında, Dubai’nin bir su birikintisinden hızla büyüyen muhteşem bir şehir olma hikayesini zengin ve can alıcı tüm detaylarıyla anlatıyor.

Stanley Reed

BusinessWeek Türkiye

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yorumlayin

Spam Protection by WP-SpamFree Plugin