Özgeçmiş, görüşmecinin ilk baktığı ve mülakata çağırıp çağırmamaya karar verdiği unsur olduğu için hâlâ önemini koruyor. Ama karar vermede eskisi gibi tek başına yeterli Ödeğil artık. Özgeçmişin anlatamadığı, bireyin kendisiyle ilgili unsurlar da önemli. Kendini ifade ediş şekli, beden dili, işi ne kadar istediği, kritik sorulara verdiği cevaplar vs. Yenibiriş uzmanlarına göre, mülakatta görüşmecinin en çok dikkat ettiği noktaların başında adayın kararlı olması geliyor.
İşi neden istediğinizi bilin : Görüşmeci, söz konusu şirket ve pozisyon hakkında fikri olmayan adayları tercih etmiyor. Ayrıca adayın neden o işi istediği sorusuna vereceği cevap, işe almada çok etkili bir başka unsur. Adayın görüşme sırasında nasıl bir iletişim kurduğu da görüşmeciye önemli ipuçları veriyor. Bu, hem sözle hem de beden dili ile ifade edilenleri kapsıyor. İletişim hatası yapan adaylar kişisel sorunları, eski patronları ve sosyal yaşamlarıyla ilgili gereksiz bilgiler verirken, bazen de fazla samimi yanıtlar veriyor.
Beden dili yüzde 60 etkili: Beden dili yanlışlarına örnek verecek olursak, görüşme boyunca adayın ilgisiz, isteksiz davranmasını, göz temasından kaçınmasını, tokalaşırken karşısındakinin elini düzgün bir şekilde sıkmamasını, uygunsuz bir şekilde oturmasını sıralayabiliriz. Mülakatlarda işverenin dikkat ettiği çok önemli bir nokta da adayların gerçekçi olup olmadığı. “Ne zaman müdür olabilirim” şeklindeki sorular da işverenin adayı daha ilk görüşmede elemesine yol açıyor.
İngilizcenizi abartmayın: Özgeçmişteki yabancı dil bilgisi kısmına “çok iyi derecede İngilizce” diye yazanların önemli bir kısmı, görüşme İngilizce olarak devam etmeye başladığında soğuk terler döküyor. Sadece okuduğunuzu anlamak, çok iyi İngilizce bildiğiniz anlamına gelmiyor. Bir de çok iyi bildiğini iddia edip İngilizce yazılı sınavı geçemeyenler var. Hatta bir keresinde aday, cep telefonundan arkadaşına soruları göndermeye çalışırken yakalanıyor.
Bilgi toplayıp görüşün: İş görüşmesi ilerledikçe, konuşulanların aslında hiç de kafasındaki hayale uymadığını gören aday, “Sizin çalışma ortamınız, şirketiniz bana uygun değil. Ben daha farklı bir şey arıyordum” diyor ya da demese de öyle düşünüyor. Sonuç, her iki taraf için de zaman ve emek kaybı. Dahası, aday için bir de hayal kırıklığı. Bu nedenle görüşmeye gitmeden toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayın.
Daima nazik olun: İnsan kaynakları uzmanlarının, görüşmeye gelen kişinin o şirket ve pozisyon için uygun olup olmadığını anlaması için ortam çok önemli. Adayı rahatlatmak için havadan, trafikten bahis açıp bir iki dakika sohbet edilmesi doğal. Ancak bu durumdan cesaret alıp durumu abartanların işe alımda şansı düşük. Nezaketen sorulmuş “Bir şey içer misiniz” sorusuna umursamaz tavırla “Ben bir Türk kahvesi alayım, şekerli olsun” şeklinde gelen cevaplar, düşündürücü. İşveren, adayın put gibi oturmasını beklemiyor ama işe biraz saygılı olmak gerek








