Çinliler “kriz” kelimesini yazarken iki fırça darbesi kullanıyor. Bir fırça darbesi tehlike anlamına geliyor, diğeri ise fırsat. Bir kriz anında tehlikelere karşı dikkatli olun ama fırsatları da fark edin. (John F. Kennedy)
Yıllardan beri ilk kez düşük seyreden faiz oranları yüksek faizle yatırıma alışmış olan tasarruf sahiplerini farklı yatırım araçlarına sevk ediyor ancak bu yeni yatırım araçları farklı riskleri barındırıyor. Bu yatırım araçları arasında öne çıkan ise her bilgi düzeyindeki yatırımcı için alternatif olan yatırım fonları. Peki yatırım fonlarını seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor? Öncelikle kısaca bu konuya değinelim.
Yatırım fonlarına yatırım yaparken dikkat edilecek noktalar genel olarak şunlardır: Fon katılım giderleri ki bunlar fon yönetim ücreti ve satış komisyonu ( Fon alınırken ve satılırken ödenir.) olarak iki çeşittir. Bu giderler dışında fonun performansı ve yatırımcı profiline uygunluğuna da dikkat edilmelidir. Yatırım fonları mevduatlar gibi değildir. Yatırım yaptığınızda bir risk almış olduğunuzu unutmamalısınız. Dolayısıyla yatırımcılar mutlaka yatırımcı profillerini getiri beklentileri ve risk iştahlarını yansıtacak şekilde ortaya çıkarmak üzere hazırlanmış testlerle veya bir aracı kurumda yardım alarak belirlemelidirler.
Fon karşılaştırmaları da fonların performansı açısından çok önemlidir. Fonlara ait performans kayıtları genellikle yıllara ait getiriler yazılarak tablolar halinde yayınlanır ve fon getirileri yıllar boyunca değiştiği için son satıra bu yılların ortalama getirisi yazılır ve yatırımcıların bu tablodan en iyi ortalaması olanı seçebilmesini sağlayacak şekilde sıralanıp her yıl yeniden değerlendirilir. Genellikle tablo şu şekildedir:
Yatırımcının işi artık daha kolaydır ve tablodan getirisi en yüksek olan fonu seçip aynı risk grubunda en iyi getiriyi alma yolunda adım atmıştır. Buraya kadar her şey doğru gibi ama gerçekten öyle mi? Maalesef hayır üstelik hata sadece geçmiş yıllara ait verilerin gelecekte de devam edeceğini düşünerek de yapılmıyor. Hata en temel olarak bu performans sisteminden kaynaklanıyor. Basitçe bir örnekle bu fonlara 2008 yılı başında 100 TL eşit miktarda yatırım yapıldığını düşünürsek 2009 sonunda A fonuna yatırılan para 143,5 TL, B fonuna yatıran para 140,6 TL, C fonuna yatırılan para 160,4 TL olacaktı. Yani son iki yıl için en iyi getiri aslında C fonundan sağlanmış. Üstelik bu tabloların finans basının en seçkin yayınlarında da bu şekilde yayınlanması da daha hayret verici ve yıllar boyunca değişmeyen yatırım yapısının finansal bilgi servislerini de ne kadar olumsuz etkilediğinin açık bir göstergesi sayılabilir. Peki ama getiriler nasıl hesaplanmalı? Burada yatırımcıların yapması gereken yıllık getirileri matematiksel şekilde yazıp (yüzde 50’nin eşiti 0,50), 1 ekleyip (Zarar yıllarında 1’den çıkarıp.) bütün değerleri çapmaktır. Elde edilen en yüksek değer en büyük performansı gösterecektir. Elde edilen getiri bu örnek için iki yıllık bileşik getiri oranını verecektir. Bunu yıllık bazda hesaplamak da mümkün ancak bunu için hesap yılı (Bu örnek için 2 yıl) derecesinden kökü alınıp 1 çıkarılarak yıllık bileşik getiri (Compound Return***) hesaplanabilir. Bir diğer önemli nokta fonların geçmiş performansının gelecek başarısını yansıtıp yansıtamayacağı. Adı Worth olarak değişen Investment Vision dergisinin yaptığı araştırmaya göre 1981 ile 1990 yılları arasında her yıl hemen önceki üç yıl arka arkaya en iyi performans gösteren fona yatırım yapanlar S&P 500’ün yüzde 2,5 gerisinde kalmış bulunuyor. Yine aynı şekilde son beş ve 10 yıllık en iyi performansı gösteren fonlara yatırım yapanlar ise S&P’yi ancak yüzde 0,88 ve yüzde 1,02 geride bırakabilmişler. Buradan alınacak ders şu: zamanınızı geçmiş performans tabloları arasında geçirmeyin. Burada söylenmek istenen ise geçmişi iyi bir fonu seçmeyin demek değil. Ancak fonlar arasında dalgayı yakalamaya çalışmak yerine tutarlı ve düzenli performans gösteren bir fonda kalmak daha yararlı olacaktır.*
Son olarak bu tarz hesap hataları ve yanlış yönlendirmeleri çevrelerinde görüp kandırıldıklarını düşünen yatırımcıların finansal sisteme güvenini kaybedip piyasalardan çekilmeleri sonucuna yol açtığı da unutulmamalıdır. Finansal sistemlerin işleyiş temeli karşılıklı güvene dayanır ve bu güveni inşa etmenin yolu da güvenilir bilgi sistemleri oluşturmak ve yatırımcıları bilgilendirmektir. Zamanla değişen yatırım tercihlerinin yeni ihtiyaçları da doğurmasıyla Morningstar** Lipper** gibi bu konuda uzmanlaşmış servislerin doğmasına fırsat sağlayacaktır. Yine de her soruna rağmen yatırımcıları artık yeni bir dönem bekliyor ancak bu dönemde risklerin farkında olmak gerektiği kadar fırsatları da kaçırmamak gerekir.
KAYNAKÇA
*Peter Lynch, John Rothchild, Borsayı Yenmek, Scala Yayınları, 2000
** Morningstar ve Lipper Fon araştırma ve rating şirketleridir. Ayrıntılı bilgi için; www.lipperweb.com, www.morningstar.com
*** Ayrıntılı bilgi için http://www.investopedia.com/terms/c/compoundreturn.asp
***Wayman, Rick, CAGR: The Good, The Bad And The Ugly
http://www.investopedia.com/articles/analyst/041502.asp
Baran Buluttekin
Namık Kemal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, İnşaat Müh. Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi
Fortune Kampüs








