Kategori | Haberler, Sektörel

TeliaSonera’nın Yeni Odağı

Bant genişliği sağlama üzerine stratejisini odaklayan İskandinav operatör için Turkcell’in önemi artıyor

Stajını puanla, senden sonra gelen öğrenciler faydalansın. www.stajinipuanla.com
Türkiye'nin en gözde şirketlerini üniversite öğrencileri belirliyor. www.engozdesirketler.com

Stockholm’ün merkezindeki TeliaSonera genel merkezi, mütevazı görüntüsü ve tasarımıyla dışarıdan bakıldığında fazlasıyla durağan bir görüntü verse de içerisinde tam tersi bir durum söz konusu. İsveç’in kendine özgü zarif dekorasyon unsurlarıyla bezenen renkli ve dinamik binada bir salonda 4G sistemlerinin performansına yönelik bir demo yapılırken başka bir katında hararetli bir toplantının devam ettiğini görmek mümkün. Tüm bu dinamizmin temelinde değişim var. Son dönemde rekabet baskısı ve azalan kâr marjları nedeniyle gelecek planlarını yeniden düşünmek durumunda kalan telekomünikasyon sektöründe güçlü bir oyuncu olan TeliaSonera, oyun planını yeniden kurgulamak ve başta Turkcell olmak üzere elindeki değerli varlıkları geliştirip yeni açılımlar yapmak peşinde. Avrasya coğrafyasını kendine hedef seçen şirketin bu amacına ulaşması için bazı güçlüklerin de üstesinden gelmesi gerekiyor. “Oldukça iyi işler yaptığımıza inanıyorum” diyor sakin ve kendinden emin tavrıyla TeliaSonera CEO’su Lars Nyberg ve ekliyor: “Önemli bir dönüşüm geçirdik, bu özellikle bizim gibi İskandinav bir şirkette çok da alışılmış bir durum değil.”

KARAR VERİLDİ

Nyberg’in bu kendinden emin görüntüsünün altında ciddi bir karar vermenin rahatlığı var. Son dönemde mobil operatörlerin iş modelinin geleceği konusunda oluşan baskıdan TeliaSonera da etkilenmiş, doğal olarak. Bu baskının nedeni bugüne dek gelir modellerinin temelinde konuşma ve veri hizmetleri sağlayıcılığı olan, rekabet alanında kendileri gibi mobil veya sabit operatörlerle mücadele eden operatörlere bu yapıyı sorgulatıcı gelişmelerin büyük bir hızla gerçekleşmesi. Bunun en somut göstergesi içerik… Bugün mobil operatörler içerik kartını nasıl oynayacakları konusunda ciddi bir strateji geliştirmek ve içerik dünyasının çok etkili ve çevik oyuncularını da rakip olarak görmek durumunda. Örneğin Apple ve Google… Apple iTunes uygulama mağazası ve iPhone telefonu ile öyle bir topluluk alanı yarattı ki bu alanda oyuncu olmak isteyen mobil operatörlerin eli kolu bağlanmış durumda. Benzer şekilde Google da mümkün olduğunca fazla trafiği üzerinden akıtmayı başararak internet dünyasını kategorize etmeyi başardı. Mobil dünya için de benzer bir hedefi olduğunu düşünmek için birçok neden var. Şirket, mobil reklamcılık alanında faaliyet gösteren AdMob’u 750 milyon dolara salmak, Android işletim sistemini kullanan telefon Nexus One’ı üretmek, Buzz adlı sosyal paylaşım platformunu oluşturmak gibi adımlarla mobil operatörlerin de ciddi rakiplerinden biri olacağının sinyallerini veriyor.

TeliaSonera bu ikilemde en azından bir karar vermiş gibi görünüyor. “Bu konuda ben, şirketteki birçok kişi ve kurum dışından birçok kişi çok düşündük ve sonunda içerik alanında değil, bant genişliği sağlama alanında gücümüzü odaklamaya karar verdik” diyor Nyberg ve ekliyor: “İnsanların bant genişliğine olan iştahı sınırsızdır. Ne kadar verirsek o kadar tüketilir.”

BANT GENİŞLİĞİ İŞTAHI

Nyberg haksız sayılmaz. Son dönemde bant genişliğini kullanmaya yönelik uygulamalar artıyor. Bunun sonucunda da bant genişliği iştahı kabarıyor. ABD merkezli bir veri hizmetleri şirketi olan Allot’un yaptırdığı araştırmaya göre sadece 2009 yılının ikinci yarısında küresel boyutta mobil bant genişliği kullanımında yüzde 72 bir artış görülmüş. Cisco, 2007-2012 yılları arasında dünyadaki şebekelerdeki trafiğin her iki yılda bir iki katına çıkacağını öngörüyordu. IPTV, mobil TV gibi bant genişliğine gereksinim duyan uygulamalar çeşitlendikçe bu alandaki talep de ivme kazanıyor. Öyle ki iPhone kullanıcılarının yoğun trafiği nedeniyle ABD’de AT&T’nin şebekesinde kapasite sıkıntısı yaşadığı ve kullanıcı şikâyetleriyle baş etmekte zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu yoğun talep TeliaSonera’nın stratejisini bant genişliği sağlayıcı noktasında konumlandırmasına zemin hazırlıyor.

Yine de TeliaSonera’nın uzun vadede bazı riskleri de göze aldığı bir gerçek. İçerik alanında oyuncu olmamak, bu dünyanın sağladığı kâr marjı fırsatlarını da elinin tersiyle itmek anlamına geliyor. Ayrıca bant genişliği gibi her yıl daha da fazla oranda meta haline gelen bir alanda kârlılık ortaya koymak ciddi bir mücadele ve teknolojik liderlik baskısını da beraberinde getiriyor. Şu bir gerçek ki kullanıcıların bant genişliğine olan iştahının artış oranıyla daha fazla bant genişliği için ödemeye razı olacakları para arasında doğrusal bir ilişki yok. “Aslında şu anda kullandığımın 10 katı bant genişliği olsa hemen kabul ederim ama en fazla yüzde 25 daha fazla öderim” diyor iPhone’unu günlük hayatının vazgeçilmez unsuru olarak gören 25 yaşındaki Kadir Ceylan.

TeliaSonera’nın kısmen rahatladığı bir diğer alan da Turkcell yönetiminde Çukurova Grubu ve MegaFon yönetiminde Rus Alfa grubu ile yaşadığı sorunlarda biraz da olsa gelişme kaydetmesi. Bu gelişmenin ilk ayağı TeliaSonera ile Alfa’nın Kasım 2009’da yaptığı açıklama ile Turkcell’de yönetimde söz sahibi olmak için ortak hareket etme ve bir ortak şirket kurma sürecini başlatmalarıyla gerçekleşmişti. Henüz bu şirketleşme süreci devam ediyor. Fakat geçtiğimiz haftalarda Mehmet Emin Karamehmet’in Turkcell yönetim kurulu başkanlığını bırakması, bu işbirliğinin belirli bir güç getirdiğini gösteriyor.

Yine de tam anlamıyla bir sonuç alındığından söz etmek için çok erken. Halihazırda TeliaSonera ile Alfa, Turkcell için güç birliğine gitse de Megafon’da sorunlarını tamamen çözmüş değiller. Ortak şirketin kurulması ve etkin biçimde işlemesi de kolay bir süreç değil. Nyberg, “Bu konuda çalışmalar devam ediyor, ben iki yıllık bir süreç öngörüyorum ama kolay olmayacak” diyor. İsmini açıklamak istemeyen bir uzman, “Bu işbirliğinin gerçekleşmesi için hassas dengeleri çok iyi yönetmek gerekli” diyor.

OYUN ZORLAŞIYOR

Kolay olmayacak bir diğer konu da Turkcell’in rekabette gücünü korurken marjlarını da koruyabilmesi. Son dönemde ardı ardına gelen regülasyonlar ve cezalarla Turkcell’in gelirlerinde bir düşüş gözleniyor. Artan rekabet ile düşme eğilimine giren marjlar geçmişteki günlerin artık geri gelmeyeceğinin de habercisi. 10 Mart’ta finansal sonuçlarını duyuran Turkcell’in gelirlerindeki artış yüzde 1 oranında ve gelirler 8,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirketin AVFÖK’ü (Amortisman, vergi ve faiz öncesi kâr) 3,5 puan azaldı.  Turkcell’in ve onun başındaki Süreyya Ciliv’in performansından memnun olduklarını belirten Nyberg, her üç ortağının birbiriyle ayrı ayrı sorunlar yaşadığı bir şirketin bu performansının gayet kabul edilebilir olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yine de her CEO 90 günde bir kendini yeniden onaylatır. Eğer bir CEO beklenen sonuçları ortaya koyamıyorsa birkaç 90 gün içinde durumu gözden geçirilir. Bu, benim için de Süreyya Ciliv için de tüm CEO’lar için de geçerlidir.”

TeliaSonera olgunlaşan pazarlardaki bu durağanlığı aşmanın yolunu, gelişmekte olan pazarlara odaklanma stratejinde bulmuş. Şirketin son gözdesi ise Nepal. 28 milyonu aşkın bir nüfusun yaşadığı bu ülkede çok çetin coğrafi koşullar nedeniyle sabit telekomünikasyon şebekesi oluşturmak çok zor ve maliyetli. Ayrıca mobil tarafta penetrasyonun henüz yüzde 16 olması gidilecek çok yol olduğunu ve başlangıç seviyesindeki bir pazarın yüksek marj keyfini sürme imkanının varlığını gösteriyor.

TeliaSonera yeni oyunun kurallarının eskiye göre daha zor olduğunun farkında. Özellikle de gelişmekte olan pazarlarda bu zorluğun daha da arttığını biliyor. Şirketin asıl çabası, genel merkezinin içindeki renkliliği ve dinamizmi operasyondan kârlılığa her noktaya aktarmak.

Serdar Turan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yorumlayin

Spam Protection by WP-SpamFree Plugin