Yunanistan’ın İflası AB’nin Geleceği

Alexandros Grigoropoulos adını hatırladınız mı? Bir buçuk yıl kadar önce 15 yaşında bir polis kurşunuyla öldürüldüğünde Yunanistan’ın karışmasına vesile olan Alexandros Grigoropoulos’u… Parlamentoyu yakmak isteyen kalabalığın çıkardığı olaylar o dönemde Türk basınında “Anarşi Yunanistan’a geri dönüyor” manşetlerinin atılmasına sebep olmuştu.

Stajını puanla, senden sonra gelen öğrenciler faydalansın. www.stajinipuanla.com
Türkiye'nin en gözde şirketlerini üniversite öğrencileri belirliyor. www.engozdesirketler.com

Bir buçuk yıl önce yaşanan Grigoropoulos isyanı, bugün iflastan kurtulmak için IMF ve AB’nin ekonomi paketini kabul eden Yunanistan’daki durumun ilk dışavurumuydu. O dönemde, öldürülen genç adamı rafta bekletilen bütün sorunların sokağa taşınmasına neden olduğu için Yunanistan’ın Franz Ferdinand’ı olarak tanımlamıştım.

Avrupa Birliği sarsılıyor

Yunanistan’dakiler o dönemde polise karşı gösterilen tepkinin altında, kendini hissettirmeye başlayan ekonomik krizin, üniversite harçlarındaki zamların, yeni mezunlar arasında yüzde 21 oranındaki işsizliğin, kamu çalışanları ve işçilerin ücretleri konusunda uzun süredir çözülemeyen sorunların yarattığı öfkenin bulunduğunu söylüyordu. Hatta genel sıkıntı 2002 yılında euroya geçme kararının ne kadar yanlış olduğuna ilişkindi.

Bir buçuk yıl içinde Yunanistan’ın bütçe açığı 32,3 milyar euroya ulaşırken (GSYİH’nin yüzde 13,6′sı) hükümet değişikliği de krizden çıkış için Yunanlılara bir umut vermedi. Sonuçta Papandreu hükümeti 110 milyar euroluk IMF-AB paketini kabul etmek zorunda kaldı. Şimdi genetik kodları gereği kemer sıkma politikalarına olumsuz yaklaşan Yunan halkının 2008′dekinden daha sert tepkisine tanık oluyoruz.

Ancak sorun sadece Yunanistan’la sınırlı değil. Ekonomik krizin sarstığı Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği’ni de sallıyor. 1950′lerde bir ekonomik işbirliğinden yola çıkarak oluşturulan siyasi birlik, bugün yine ekonomik nedenlerle sarsılıyor.

Bir süredir AB’nin merkezi konumundaki Belçika, hem ekonomik hem de siyasi açıdan iflasın eşiğinde bulunuyor. Belçika Hazine Bakanı Guy Vanhengel, birkaç ay önce ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı “25 milyar euroluk bütçe açığımız var. Eğer bir şirket olsaydık, iflasımızı açıklamak zorunda kalırdık” sözleriyle açıklamıştı.

Kuzeyinde Flamanca konuşanların, güneyinde ise Fransızca konuşan Valonların toplandığı Belçika’da siyasi iklim de ekonomik sorunlarla uyum içinde. Flamanlar, federasyondan ayrılarak dildaşları Hollanda’ya bağlanmak istiyor. İki toplumlu ülkede şirketlerin önüne asılacak bayraklara kadar hemen her konuda çatışma bulunuyor. Flamanlar, aslanlı bayraklarını her yerde olduğu gibi önünde Belçika bayrağı bulunan işyerlerinde de görmek istiyor. Özetle AB uyumunun kalesi, siyasi ve ekonomik açıdan çatırdıyor.

Artık malum olunduğu üzere Portekiz, İspanya, İrlanda ve 2 trilyon 595 milyar dolarlık borç yüküyle İtalya’nın, Yunanistan’ın açtığı yoldan ilerlemesi bekleniyor.

Milliyetçilik hâlâ yaşıyor

Yunanistan ve Belçika örneklerinin gösterdiği gibi ekonomik sorunların siyasettekiler için kartopu etkisi yaptığı göz önüne alınırsa AB’yi içinden çıkılması zor bir siyasi sürecin beklediği de ortada.

Avrupa Birliği, her ne kadar uluslarüstü bir yapıya sahip olsa da henüz ulusal politikaların etkisini azaltabilmiş değil. Avrupa’da milliyetçilik hâlâ yaşıyor. Ve her ekonomik sıkıntı döneminde olduğu gibi yine yükselişe geçiyor. Bunu anlamak için Alman ve Yunan medyasının iki aydır yürüttüğü milliyetçilik savaşına bakmak yeterli.

Bir yanda mali sıkıntı yaşayan devletlere yardım etmemek için ayak direyen birliğin büyük ağabeyleri Fransa ve Almanya muhafazakar siyasetin içine gömülürken, diğer yanda ekonomiye paralel milliyetçiliğin yükseldiği AB ülkeleri bulunuyor.

Yakında “Hepimiz Yunanız” sloganını atmaya başlayacak gibi görünen AB’nin, kısa vadede euronun geleceğinden daha büyük sorunları olabilir.

Gökçe Aytulu / Referans

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yorumlayin

Spam Protection by WP-SpamFree Plugin