Sosyal Medya’da Kişisel Markalaşma

 

Günümüzde hızla gelişmekte olan sosyal ağlar, insanların kendilerini daha iyi bir biçimde ifade edebilmesinde ve buna bağlı olarak kişisel markalaşmanın öneminin artmasında büyük bir rol oynuyor. Bundan yalnızca birkaç sene önce “kişisel marka” tanımı insanlara sorulduğunda, alınan cevaplar televizyonlarda görülen insanların isimleriyle sınırlı kalırken, günümüzde insanlar internet ortamında takip ettikleri bir kişiyi kişisel marka olarak örnek gösterebiliyorlar.

 

Bunun temelinde, aslında insanların sosyal medyada istedikleri kitleye kolay bir şekilde, yalnızca birkaç tıklama ile erişebilmeleri yatıyor. Bu konuyu sizlere daha basit ve daha anlaşılır bir örnekle şöyle anlatmak isterim:

Ülkemizde orta öğretim seviyesinde, ortalama bir lisede eğitim gören bir öğrenci düşünün.  Okuduğu okulda ortalama 1000 kişi ile beraber eğitim gören bu öğrenci, çok aktif bir şekilde sosyalleşmediği sürece gerçek anlamda yalnızca yakın arkadaşları tarafından tanınır. Ülkemiz eğitim sisteminde, çok ayrı bir durum olmadığı sürece hiçbir öğrencinin eline mikrofon alıp 1000 kişiye+öğretmenlerine kendisini ifade etme gibi bir şansı bulunmuyor ne yazık ki… Böyle bir şansı elde edenler de, yönetmelik gereğince bir çok şeyi anlatamaz zaten.

 

Şimdi bu öğrenciyi alıp okulundan çıkaralım, servisine bindirelim ve evine getirelim. Elini yüzünü yıkayıp, yemeğini yiyip bilgisayar başında oturduktan sonra ilk girdiği adres Facebook olsun.  Bakalım Facebook’u kullanarak neler yapabilir?

Bu öğrenci ilk olarak, okulda hitap edemediği 1000 arkadaşına Facebook üzerinden kolayca hitap edebilir. Her birini arkadaş listesine ekledikten sonra, paylaşmak istediği herhangi bir şeyi onlarla kolayca paylaşabilir. Hepsi arkadaşlık isteğini kabul etmese bile, ortak arkadaşlar aracılığı ile paylaşımlarından bir şekilde haberdar olacaklardır.

 

Çizim yeteneği varsa çizimlerini, müzik yapıyorsa yaptığı müziği, kitap okuyup eleştiri yapıyorsa eleştirilerini ya da yaptığı diğer herhangi bir çalışmayı, ilk aşamada yalnızca dakikalar içerisinde 1000 kişiye ulaştırabilir. İkinci aşamada, çalışmalarının başarılı olması, paylaştığı kişiler tarafından beğenilip başkaları ile paylaşılması durumunda arkadaşlarının arkadaşlarına da hitap edebilir. Üçüncü, dördüncü ve diğer aşamalarda bu zincir değişerek devam eder. Yani, 4 yıl boyunca okuduğu okulda kendisini ifade edemeyen bu öğrenci, kısa sürede paylaşımlarının niteliğine ve kendi kişiliğine göre kişisel marka haline gelebilir…

 

Uzun bir örnek olsa da, sosyal medyanın insanların kendisini ifade edebilmesindeki önemini sizlere en iyi bu şekilde anlatabileceğimi düşündüm. CV’lerin tarihe karıştığı, işe alımlarda kişilerin sosyal medya hesaplarının incelenmeye başladığı bir dönemde, son cümlemin içerisindeki altı çizili “paylaşımlarının niteliğine ve kendi kişiliğine göre” bölümünü açıklayabilmek için de sizlere “Kişisel Markalaşma İpuçları” başlıklı on maddelik bir liste hazırladım.

 

Kişisel Markalaşma İpuçları

Her şeyin başında inanmak geliyor. Yaptıklarınızla ve düşündüklerinizle kişisel bir marka olabileceğinize inandıkta sonra, kişisel markanızı yaratmak için bu listede yer alan ipuçlarını uygulayabilirsiniz.

●    İnsanları sevin. İnsanlara bir şeyler katabileceğinizin bilincinde olduğunuz  gibi, onlardan bir şeyler alabileceğinizin de bilincinde olun ve takipçilerinizle aranızı sıcak tutun.

●    Tüm sosyal ağlarda aktif bir şekilde var olmaya çalışın. Birinde yer almayan bir kullanıcıya başka bir platformda hitap edebileceğinizi unutmayın.

●    Özgün olun. Daha önce kimsenin paylaşmadığı şeyleri paylaşın ve fark yaratın.

●    Yalnızca “paylaşımcı” olmayın, “yaratıcı paylaşımcı” olun. İnsanların yaptıklarından ziyade, kendi yaptığınız çalışmaları paylaşın.

●    Ülkemizde henüz tartışma kültürünün tam oluşmamış olması sebebiyle, tartışmalardan olabildiğince kaçının. Negatif içeriğin pozitif içerikten daha hızlı yayıldığının bilincinde olun. Yıkıcı değil, her zaman yapıcı hareket edin.

●    Ülkemizde ve Dünya’da olup biten güncel konuları takip edin ve güncel konular hakkında görüşlerinizi belirtin. Popüler kültürden de uzak kalmayın.

●    Sanal varlığınızın yanında, fiziki varlığınızı da gösterin. Gittiğiniz sergilerden, fuarlardan ve görülmeye değer diğer yerlerden fotoğraflar paylaşın.

●    Tüm sosyal medya hesaplarınızı birbiriyle uyumlu bir biçimde kullanın. Hesaplarınızı doğru ve takipçilerinizi rahatsız etmeyecek bir şekilde senkronize edin.

●    Geri dönüşleri analiz edin. Paylaşımınızın ne kadar görüntülendiğini, kimlerin paylaştığını ve etkilerini inceleyerek gelecek paylaşımlarınıza bunlar doğrultusunda yön verin.

●    Ya göründüğünüz gibi olun, ya da olduğunuz gibi görünün.

 

Murat YIKILMAZ

Kariyer atölyesi

 

Leave a Reply

*