Gerçek Bir ASİ Olmak…

Duygular, içtenlik ve derinlik…

Bir resmi resim yapan kimdir biliyor musunuz?

Bir resmi resim yapan, görenleri hayrette bırakan, bu sanat eserini oluşturan o resmi çizen ressam değildir, o ressamın duygusu ve ruhudur.

Tüm duygularımız ruhsal temellerimizi oluşturur. Bu temellerimiz üzerine yükselir veya ne yazık ki alçalırız.

İçtenlik ise sizin gerçeğinizdir. İnsanların en zayıf noktaları belki de karşımdaki ne düşür, başkaları ne sanır, diğerleri ne konuşur diye düşünerek içten davranamamalarıdır.

Şöyle düşünmenizi rica ediyorum. Sizinle ilgili herhangi bir şeyde, bir hissedişinizde veya beğenmediğiniz herhangi bir yanınız ile içten olduğunuzda ne olur?

Karşınızdaki ne düşünür, sizi terk mi eder? Etsin o zaman…

Başkaları ne sanır, yanlış mı anlarlar? Anlasınlar o zaman…

Diğerleri ne konuşur, atıp tutarlar mı, sizi eleştirirler mi? Yapsınlar bıdı bıdı o zaman…

Ne olacak ki böyle yapsalar? Siz kendiniz olmaktan feragat mı edeceksiniz?

Sorduklarım, ilişkilerinizi her aşamada sürdürmek için gerektiğinde fedakarlık yapmayacağınız, esneklik göstermeyeceğiniz, yeri geldiğinde alttan almasını bilmeyeceğinizi göstermez. Aralarında nazik bir bağ vardır. İçtenlikle kendiniz olabilirken, ilişkilerinizi ve hayatınızı verimle dengede tutmak…

Dediklerimin hiçbirinin müthiş kolay olduğunu ima etmiyorum asla, böyle bir şey söylemiyorum bile. Bu yazmak kadar kolay değil diye aklınızdan geçirenler var. (Yazmanın da çok kolay olduğu söylenemez bu arada tabii ki)

Ama bir kırılma noktası var. Bir taşma noktası. Bir akma noktası. Hayatta her şey bir akış içindedir. Her şeyin bir akış hızı ve süresi vardır.

Duygular, içtenlik ve derinlik…

Değişim ise derindedir. Bunun için ASİ RUH yerinde olmalı.

Gerçek asilik ne demektir bu konuya değinmek istiyorum çünkü bu nokta farklı yorumlanabiliyor. Gerçek asilik kuralları çiğnemek, kaidelere riayet etmemek, genel düzenin aksi hareket etmek değildir. Sigara içmek, ayyaş dolaşmak, uyuşturucu almak, gece bar bar gezmek değildir. Bunları yapınca dünyanın anasını satan veya feleğin çarkına çomak sokan bir asi olmazsınız, olamazsınız. Beyniniz, kalbiniz, dimağınız, ruhunuz yerinde ve size ait olmadan hiçbir şey olamazsınız. Asi olmak için son derece kendinizde olmanız gerekir. Asi olmak için son derece farkında olmanız gerekir. Asi olmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. Kendi içinde müthiş bir matematiği ve duygusu vardır.

Asi olmak, bir denge ve güç meselesidir. Bir ifadedir. Hayata duruş şeklidir. Gerçek asilik ruhunuzdadır, yaptıklarınızda değil. Dövme yaptırmakla asi sayılmazsınız. Motorsiklet aldığınız için de, hızlı yaşayıp genç öldüğünüz için de…

Gerçek bir asi, kendi doğruları ve inandıkları altında hayatını yaşayan ama bunu yaparken sevdiği tüm insanlara ve hayata saygı gösteren, kendini ve gücünü bilen, doğrularını yaşamın içinde geliştirebilen, ahlak sahibi ve yaşadığı tüm “an”lara saygısı olan, vicdanının sesini dinleyen insandır. Çünkü Allah, insanlarla vicdanları aracılığıyla sürekli konuşur. Bu sese kulaklarınızı tıkayamazsınız. Gerçek bir asi, insanlara saygı gösteren, verdiği sözü tutan, özü ve kaynağı itibarıyla hayatın ibresini aklı ve kalbi ile beraber taşıyabilen, duygularının efendisi olan insandır.

Ne o öyle der gibi oldunuz değil mi? Elinde sigara, ayağında harley davidson bot, dağılmış saçlar, üzerinde deri ceket, ağzında sakız veya sigara ve dünyaya atılan umursamaz bir bakış bekliyordunuz değil mi?

Üzgünüm bayanlar baylar, yanıldınız! Evet gerçek bir asi, dünyaya umursamaz bakışını atar ancak bunu sevgiden ve aşktan aldığı gücü inkar etmeyerek yapar. Gerçek bir asi ruhsal olarak güçlüdür. Zaaflarını da bilir, kusurlarını da…Asıl önemli olan bunları saklamayarak içtenlikle ifade edebilmesidir. İşte tam bu noktada diğerlerinin sanrıları ve dedikleri gerçek bir asi için önemli değildir.

Ruhsal gücün diğer bir adı duygulardır. Duygularınızı bilin ama en önemlisi duygularınızı içtenlikle paylaşabilin, paylaşabilecek cesaretiniz olsun. İşte o zaman insanları kendinize hayran bırakabilirsiniz. İmrenilen insanlar duygularını ve akıllarını gösterebilen insanlardır. Onları örten veya saklayan değil…

Karşınızdaki insanın veya insanların sizi anlayıp anlayamayacaklarını ise hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Bu durumda size sadece içgüdülerinize güvenmek düşer. Başka rehberiniz yoktur.

Bir şeyi kalbinizle, içtenliğinizle ve duygularınızla isteyin. Düşündüğünüzü başaramıyorsanız, düşüncelerinizi duygu üretecek kadar yoğunlaştıramamışsınız demektir.

Başarının sırrı içtenliktedir. Bu söylediğim hayatın her alanı için geçerlidir. Özel hayatınızda içtenlik, iş hayatınızda içtenlik diyeceğim şimdi bir çoğunuz hadi ordan!! diyeceksiniz biliyorum, efenim demiyorum şunu diyorum: İş hayatınızda ise içten olamasanız da etik davranabilmek önemlidir.

Sürekli duygusal yaşayın da demiyorum. Duygularınızın farkında olarak yeri geldiğinde ifade edebilerek yaşayın diyorum. Duygularınızı güçlendirdiğiniz bir kasınız gibi düşünün. Ne kadar güçlenmiş olurlarsa yedikleri ve aldıkları darbelere karşı o kadar dayanıklı olacaklardır. Bunun yanı sıra verdikleri/verebilecekleri karşılık ise çok ama çok güçlü olacaktır. Size isteklerinizi gerçekleştirebileceğiniz enerjiyi sağlayacaklardır.

Duygulara hakim olmak, üzüntü, öfke, kıskançlık…vs duyguları gizlemek veya belli etmemeyi başarmak değildir. (-Bu noktaya “Cephaneleriniz nelerdir biliyor musunuz?” konulu yazımda poker face olmak olarak kısaca değinmiştim-) Duygulara hakim olmak, tüm bunların ve bilinenlerin aksine istediğiniz duyguları yaşayabilmek ve istediğiniz duyguyu da kendi içinizde yok etmek veya yönetebilmektir. Burada duygusallıktan değil, derinlikten, derin duygudan bahsediyorum. Duygularınız sizi güçsüz yapmaz aksine daha da çok güçlendirir. Duygularınızı siz kontrol ettiğinizde engellerinizi savurup fırtınaya dönüşebilirsiniz.

Duygular, içtenlik ve derinlik…

Duygular yaşadığınız sürece birikirler, içten olabildiğiniz kadar güçlenirler, derinleşebildiğiniz kadar hayatınızın anlamı olurlar.

www.banucakar.com

Leave a Reply

*