Kariyer mi, Girişimcilik mi?

Üniversite öğrenciliğimin uzun bir döneminde memleketin en iyi şirketlerinde görev alsam da çalışmadığım dönemlerde aklımı hep çelen bir soru vardı.Hele bir de profesyonel kariyere yönelik az biraz çevre edinmişseniz ama aklınızda da henüz yapılmamış/Türkiye’ye gelmemiş ya da hayata artı değer katacak bir fikriniz varsa.

Üniversiteyi bitirdikten sonra beklentilerinizi karşılayacak yerle ya da girişimcilik konusunda elinizden tutacak kişiyle tanışana kadar bu soruyla uğraşmak çok daha zor.

Aaa! Ve tabi unutmadan: Oğlum ben sana projelerini hayata geçirme demiyorum, hobi olarak yine yap. Hele benim gibi durumu daha fena olanlar var: Şirketlere o kadar proje yazıyorum diyordun, n’oldu? Bırak artık bu işleri adamakıllı bir yerlere bak oğlum.

Kısacası yıllar geçtikçe daha da büyüyen bir handikap: : ‘’Kariyer mi Girişimcilik mi?’’

29 Kasım Etohum Kafe toplantısında ‘Profesyonel Hayattan Girişimciliğe Geçenler’ başlığı altında E-Tohum kurucusu Burak Büyükdemir, Dakick.com kurucusu Serkan Ünsal ve Markapon.com & Yoyo’nun kurucusu Can Turanlı hikayelerini salondan gelen sorular üzerinden bu handikapta olan katılımcılarla paylaştı. Businews takipçileri için aldığım can alıcı noktalardan oluşan notları aşağıda bulabilirsiniz.

Profesyonel çalışanla girişimcinin iş yapma şekilleri arasında fark var mı?

Profesyonel kariyerde kontrol sende değil. Ne kadar başarılı olursanız olun seçimleri siz yapamıyorsunuz. Turkcell şirketiçi en fazla rotasyon yapılan şirketlerden. Rotasyonumda cihaz departmanında çalışmak istemiyorum, şu yöneticiyle çalışmak istemiyorum diye bildirdim.İkisi de başıma geldi.

Profesyonel kariyerden sonra girişimcilikte refah seviyeniz nasıl değişti? Girişimi artıya çıkarana kadar nerelerden kaynak buldunuz?

Profesyonel hayatta aldığım ücretin %40’ını alıyorum.Geçişlerde hibrit ( Bir taraftan hayatınızı sürdürebilecek kadar kazanacağınız bir işle, diğer taraftan da girişiminizle uğraşarak) model kullanırsanız daha iyi olabilir.

İşten ayrılınca yatırım için üç kişinin kapısını çaldım ikisinden yatırım aldım. Ama çalışan kaynağı bulmakta çok zorlandım. Ufak şirketlerde çalışan bulmanın zor olduğunu unutmuşum.Ekibi kurmam 1.5 sene aldı.

Turkcell’de 12 kişilik ekibi yönlendirirken üç kişi Japonca biliyordu. Bu kadar yüksek kitle bulabileceğimi düşünüyordum.Daha ODTÜ Bilgisayar Müh. Mezunu başvurusu görmedim

Girişimci olduktan sonra lüks tüketimleri azalttık sadece.Bu yüzden hayat standartlarımızda bir düşüş olsa da çok aşırı olmadı.Arkadaşlar hadi bu akşam dışarı çıkalım dediğinde para harcamamak bir bahane uyduruyorsunuz, gecenin sonunda o hareketi düşününce gittiğinizde alacağınız keyiften daha fazlasını alıyorsunuz

Beş kere tatile gideceğime bir kere tatile gidiyorum.

Yoyo ve Dakick biraz ekstrem örnekler ama domain almak için Uşak’taki evini satan girişimcilerin olduğunu da söylemek lazım.

Girişimciler illa exit ( şirketini satmayı) düşünmeli mi?

Eğer bir Venture Capital ortağınız varsa bu ortak 5-7 yıl içerisinde yatırdığı paranın geri dönüşünü bekliyor.Bu yüzden yatırımcı olmalı mı olmamalı mı kararını baştan almanızda yarar var. Alacağınız kararla beraber exit kararını da almış oluyorsunuz.

Girişimci dominant ya da takım oyunu sevmeyen birisi mi olmalı?

Girişimcilerin ana karakterinde pozitif olarak

• Dominant

• Etkileyici

• En son kendi kararını vermek isteyen

• Dışa dönük

• İnsanlarla kolay tanışıp ilişki kurar

• Satış yeteneği güçlü gibi özellikleri var.

Negatif olarak da

• Analitik ve detaylara pek önem vermezler

• 2 girişimci olunca ikisi de dominant olunca gitmiyor.Biri dışarı dönükken diğeri işin mutfak kısmını ve detayları toparlamalı

Girişimcilik kararından sonra çevrenizden aldığınız tepkiler?

Türkiye’de girişimciliği yücelten bir sistem yok artı aileniz sizi işsiz düşünebilir. Çünkü çevre beklentisi de sağlanmış ekstra avantajlara özel sağlık sigortalarına vb. haklara odaklanmış durumda. Bunun nedeni de 1970’lerde bizim yaşlarımızda olan ebeveynlerimizin döneminde ekonomiyi sadece devletin yönlendirdiği bir modelden gelmeleri. Üniversitelerdeki kariyer günlerinin de başlangıcı bu düşünceye dayanıyor.

Profesyonel kariyerle başlamak kesinlikle kötü değil.Çünkü para sizin değil direkt zararı size dokunmayacak.Profesyonel kariyer sayesinde şirketin organizasyonel yapısını, toplantı kültürünü vb. öğrenmiş oluyorsunuz. Elbette size fatura kesmeyi öğretmiyorlar ama girişimciliğin ABC’si de profesyonel kariyerde öğrendiklerinizden geçiyor.

Bana göre gecenin en keyifli sorusu sonlara doğru gelen şu soruydu:

Profesyonel kariyeri anlatırken güzel bir title, düzenli maaş, şirket kredi kartı-arabası, şirketin sunduğu imkanlar ve yararlar sıralanır. İnsanları girişimciliğe özendirirken de sıralananlar varsa madde madde bizimle paylaşır mısınız?

Sorusuna panelistlerimizden madde madde cevaplar alamamakla beraber aldığımız cevap ortaktı. Girişimcilerin profesyonellerden farkı üstte söylenilen şeylerin kendinize ait oluşu. Bir şirketin gölgesinde bu imkanlara sahip olmak yerine az ama kendinize ait olması çok daha önemli.

Geçtiğimiz günlerde televizyonda konuyla alakasız bir tartışmada gazetecilerden halimizle pek alakalı bir sözle yazıyı tamamlayalım:

Profesyonel çalışma bordrolu çalışma değildir.O zaman 700bin mezuna bordro açalım profesyonel olsunlar.

 

İlker Serdar Çetinkaya

Leave a Reply

*