Arşiv | Haberler

Yavaşlayan Ekonomiye Rağmen Perakende Yükselişte

Türkiye’den Migros ve BIM’in de yer aldığı dünyanın en büyük perakendecilerinin satışları 2010 mali yılında %5’in üzerinde artış sağlarken, Latin Amerikalı perakendeciler en güçlü büyümeyi kaydetti.

 1 Şubat 2012, İstanbul; Deloitte’un STORES Media işbirliğiyle hazırladığı Perakendenin Küresel Güçleri 2012 raporuna göre dünyanın en büyük 250 perakendecisi 2010 mali yılında satışlarında %5’in üzerinde artış sağladı.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mali teşviğin sonlanmasına, Euro bölgesinde yaşanan krize ve gelişmekte olan önemli pazarlardaki sıkı para politikalarına rağmen perakendenin küresel güçleri %1,2 oranında bir büyüme kaydetti. Bu durum, 2009 yılındaki mali rakamlar ile karşılaştırıldığında azımsanmayacak bir iyileşmeyi işaret etti.

2010’daki net kârın %3,1’den %3,8’e yükselmesi ile kârlılıkta da bir iyileşmenin saptandığı raporda, kâr-zarar sonuçlarını açıklayan 195 şirketten 183’ünün kâr ettiği görüldü.

2010 yılında Migros, BİM’in gerisinde kaldı

Gelişmekte olan piyasalarda en hızlı büyüyen perakende şirketleri arasında Çin’den beş şirket, Güney Amerika’dan dört şirket, Güney Afrika ve Meksika’dan üçer şirket, Türkiye’den iki, Rusya ve Hırvatistan’dan ise birer şirket yer aldı. 2010 yılında bölgesel sıralamalarda en çok değişiklik, Afrika/Orta Doğu’da meydana geldi. Migros ise BIM’in gerisinde kaldı.

Büyüme yavaş olacak ama yeni fırsatlar doğacak

Deloitte Research Direktörü Dr. Ira Kalish, küresel ekonominin yavaşladığına ve 2012’deki büyümenin dünyanın lider pazarlarının çoğunda 2011’dekinden daha yavaş olacağının beklendiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Euro bölgesi krizi yatırımcı ve tüketici güvenini etkilemeye devam ediyor ve önümüzdeki yıl ABD’deki büyümenin işsizliği önemli oranda azaltması pek de muhtemel görünmüyor. Çin ve diğer BRIC ekonomileri ise daha sıkı mali politikalar ve daha zayıf küresel büyümenin sonucu olarak yavaşlarken Japonya’nın önümüzdeki yıl güçlenmesi bekleniyor. Perakendeciler için en büyük teselli ise uzun vadededir. Her ne kadar 2012′deki ekonomik ortam zorlu olacaksa da küresel ekonominin uzun vadeli gidişi hâlâ iyi görünüyor. Demografik ve yapısal dalgalanmalara rağmen Çin büyümeye devam ederken Hindistan, Brezilya, Türkiye, Endonezya ve Güney Amerika’nın And Bölgesi ve Sahra Altı Afrika’nın bazı bölümleri gibi diğer gelişmekte olan pazarlar güçlü bir büyüme olasılığı ve dünyanın lider perakendecileri için yeni fırsatlar sunuyor.”

Kalish ayrıca birkaç yıl içinde müşterilerin en yakın mağazalar hakkında gerçek zamanlı bilgi edinmek ya da bir mağazadayken ürün sipariş etmek ve eve teslimatını sağlamak için mobil cihazlar kullanma beklentisine gireceğini, dolayısıyla 2012 yılında perakendecilerin, yenilikçi çok kanallı çözümler geliştirmeye devam etmesi gerektiğini de belirtti.

Diğer önemli bulgular:

• İlk 250’nin toplam satışları 3,94 trilyon dolara ulaştı.

• İlk 250′nin toplam perakende satışında ilk 10 perakendecinin payı 2010’da tekrar düşerek yüzde 29,4’a geldi ki bu rakam 2009′da yüzde 30 ve de 2008′de yüzde 30,2 olarak gerçekleşti.

• Tesco PLC, son birkaç yıl içindeki istikrarlı sağlam satış artışı sayesinde Metro AG’yi geçerek bir kez daha dünyanın en büyük üçüncü perakendecisi oldu.

• Yabancı operasyonlardan elde edilen satışların oranı 2009′daki yüzde 22,2′ye kıyasla 2010′da yüzde 23,4’e yükselerek 2008’deki yüzde 22,9’luk zirve değeri arttı.

• Geçen yıl, 57 ülkede 40 perakendecinin 88 yeni pazar girişi ile küreselleşmenin hızı arttı.

 

İlk 10 perakendeci:

 

 

Şirket Ülke 2010 Perakende Satış (milyon dolar) CAGR (Yıllık Bileşik Büyüme Oranı) 2005-2010 (%)

Wal-Mart Stores, Inc. ABD 418.952 6,0

Carrefour S.A. Fransa 119.642 3,9

Tesco PLC İngiltere 92.171 9,3

Metro AG Almanya 88.931 3,8

The Kroger Co. ABD 82.189 6,3

Schwarz Unternehmens Treuhand KG Almanya 79.119 9,8

Costco Wholesale Corporation ABD 76.255 8,0

The Home Depot, Inc. ABD 67.997 -2,5

Walgreen Co. ABD 67.420 9,8

Aldi Einkauf GmbH & Co. oHG Almanya 67.112 5,9

 

Ekin Kavukcuoğlu Özgülşen

Deloitte Türkiye

Kategori Haberler0 Yorum

Dokuz Yeni Girişimci Şirket, IBM’in Küresel Girişimci Ödülü İçin Kıyasıya Yarışıyor!

Aralarında 5 Ekim 2011’de İstanbul’da gerçekleştirilen IBM Küresel Girişimcilik Programı- SmartCamp İstanbul Yarışması’nın birincisi Romanya’lı SkinScan şirketinin de bulunduğu 9 genç girişimci finalist, 31 Ocak – 2 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek dünya finalinde mücadele edecek.

Haftaya birçok teknoloji IBM’in SmartCamp Küresel Girişimcilik Finalinde birincilik için yarışacak. Bu teknolojilerin önerdikleri arasında mobil aygıtla cilt kanseri teşhisi yapabilmek, vaktinizin çoğunu trafikte geçirmenizi önlemek ve daha iyi alışveriş deneyimi gibi çözümler yer alıyor. Yarışma www.asmarterplanet.com adresinden canlı olarak izlenebilecek.

SmartCamp Yarışması’nda şehirlerin karşı karşıya oldukları sorunları çözmek için tasarlanmış çözümleriyle, finale kalan dokuz yeni girişimci şirket yarışacak. 31 Ocak – 2 Şubat tarihleri arasında dünya finalinde yarışacak dokuz şirket, IBM’in 2011 yılında bu yarışma için gelen yaklaşık bin başvuru arasından seçildi.

Son beş yıl içinde kurulmuş olan ve dünyanın enerji, sağlık, ulaşım, e-devlet hizmetleri gibi temel alanlarda karşı karşıya olduğu sorunlara çözümler sunan yeni nesil yenilikçi şirketlerin katıldığı, IBM Küresel Girişimcilik Programı- SmartCamp yarışmasının bir ayağı da 5 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye’yi merkez olarak belirleyerek çevre bölgedeki girişimcilerin bu yarışmaya katılmak için teşvik edildiği İstanbul’daki Küresel Girişimcilik Programı yarışmasına 14 ülkeden 80 başvuru gelmişti. Birinciliği kazanan Romanya’dan SkinScan isimli şirket, önümüzdeki hafta IBM Küresel Girişimcilik – SmartCamp Dünya finaline katılacak 9 şirketten bir tanesi.

Yarışmanın finaliyle ilgili olarak konuşan IBM Türk Yazılımevleri ve Geliştirici İlişkileri Müdürü Jale Akyel, “Dünya genelinde şehirlerin karşı karşıya oldukları güçlükler her geçen gün artıyor. Birleşmiş Milletlere göre 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 9,3 milyara ulaşması ve en büyük nüfus artışının şehirlerde görülmesi bekleniyor. Hızlı nüfus artışı, eskiyen altyapı, daha iyi sağlık hizmetleri gereksinimi, trafik ve aşırı nüfus gibi tüm bu karmaşık güçlükler, yeni yaklaşımların benimsenmesini gerektiriyor. Bu konjonktürde, yeni girişimcilerin akılları ve inovasyon becerileri, bu karmaşık güçlüklerin ele alınması için çok önemli bir araç olarak kullanılabilir. IBM, yeni nesil girişimcilerle birlikte çalışarak, bulut bilgi işlem ve mobil bilgi işlem gibi gelişmiş teknolojilerle bu güçlüklere yanıt vermenin yeni yollarının oluşturulması ve geliştirilmesine yardımcı oluyor. Aslında bu dokuz SmartCamp finalistinin her biri, dünya genelindeki en yeni ve en iyi teknolojilerin bir temsilcisidir ve daha Akıllı bir Dünya oluşturulmasına yardımcı olacak işbirliği ortaklarımızdır” dedi.

SmartCamp Dünya Finalinde yarışacak ve yoğun hacimli verileri analiz etmek için tasarlanmış yazılımlar oluşturan dokuz finalist ve çözümleri şu şekilde:

-BitCarrier: Trafik yönetimi çözümleri ile gerçek zamanlı trafik bilgilerini analiz ederek, mevcut seyahat süreleri, trafik sıkışıklığı oranlarına ilişkin tahmin ve kaza uyarıları sağlıyor. (SmartCamp Barselona Yarışması’nın birincisi).

-C-B4 Context Based 4Casting: Büyük ölçekli veri ambarlarındaki gizli veri modellerini belirlemek ve analiz etmek için bağlama dayalı bir sistem. Şirketin sunduğu bu sistem özellikle perakende ticareti ve müşteri ilişkileri yönetimi için de uygun. (SmartCamp Tel Aviv Yarışması’nın birincisi)

-ConnectM: Şirketin makineler arası teknolojisi ileri analitiği kullanarak farklı sistemlerden bilgi topluyor ve iş zekâsı sağlıyor. ConnectM şirketi bu çözümü özellikle, telekomünikasyon, kamu hizmetleri ve ulaştırma sektörleri için geliştirmiş bulunuyor. (SmartCamp Bangalore Yarışması’nın birincisi).

-IDXP: Şirketin tüketici davranışları çözümü, mağazalara ve alışveriş sepetlerine alıcılar yerleştirilmesiyle perakendecilere müşterilerinin davranışlarını gerçek zamanlı olarak anlama fırsatı sunuyor. (SmartCamp Rio de Janeiro Yarışması’nın birincisi)

Localytics: Cep telefonu ve tablet uygulaması üreticilerine kullanıcı tercihleri ve eğilimlerini daha iyi anlamalarını sağlayan gerçek zamanlı analitik hizmeti sunuyor. (SmartCamp New York Yarışması’nın birincisi).

-Palmap: Şirketin eşleme çözümü, mobil kullanıcılara havaalanları ve alışveriş merkezleri gibi kapalı mekânlarda dolaşırken gerçek zamanlı bilgiler sağlıyor. (SmartCamp Şangay Yarışması’nın birincisi).

-Profitero: İnternet üzerinden satış yapan perakendecilerin, eyleme konulabilen rekabetçi analitik araçlarını kullanarak karlılıklarını en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı oluyor. (SmartCamp Londra Yarışması’nın birincisi).

-SecureWaters: Şirketin patentli teknolojisi, yeryüzü sularındaki toksinleri devamlı olarak izliyor, toksinleri saptıyor ve tanımlıyor. SecureWaters’ın sunduğu erken uyarı alarm sistemi, müşterileri potansiyel sorunlara karşı bilgilendiriyor. (SmartCamp Austin Yarışması’nın birincisi).

-SkinScan: Şirketin mobil uygulaması, kullanıcıların vücutlarındaki lekeleri tarayarak cilt kanseri risk düzeylerini ölçmelerini sağlıyor. SkinScan çözümü ayrıca hastaların ve doktorların tıbbi geçmişleri için bir bulut bilgi işlem altyapısı sunuyor. (SmartCamp İstanbul Yarışması’nın birincisi).

IBM’in 2010 yılındaki SmartCamp Dünya Finali’nde birincilik ödülünü Streetline isimli İrlandalı şirket kazanmıştı. 15 milyon dolar değerinde bir sermaye fonu kazanan Streetline, IBM Cognos platformunda geliştirilen Akıllı Park analitik ürünü de dahil olmak üzere birkaç yeni ürün ortaya çıkardı. Sensör ve Yazılım uygulamalarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bu çözüm, vatandaşları ve boş olan park noktalarını hızlıca eşleyerek şehirlerdeki trafik yoğunluğunun azaltılmasına yardımcı oldu.

Final yarışmasında ayrıca sosyal medya ve internet üzerinden en fazla oy alan şirkete de ödül verilecek. IBM Küresel Girişimcilik Programı ve SmartCamp Yarışması hakkında daha fazla bilgi edinmek için:

www.ibm.com/isv/startup

www.ibm.com/isv/startup/smartcamp

www.ibmsmartcamp.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

 

Kaynak: Sonkatılım.com

Kategori Haberler0 Yorum

Goodyear: Yerli Oto ve Doğru Teşvikle Yatırımımız Artar

Dünyanın en büyük lastik üreticilerinden Goodyear’ın Ticari Lastik Bölümü EMEA (Avrupa-Ortadoğu-Afrika) Bölgesi Başkan Yardımcısı Michel Rzonzef, Türkiye’nin lojistik sektöründe Almanya ile birlikte Avrupa’nın en büyük pazarı olduğunu belirtti.Rzonzef, “Bugün Türkiye’de karşımıza çıkan bir risk, son 8-10 ayda gördüğümüz devalüasyona rağmen, lastik üretimi maliyetinin hâlâ çok yüksek olması. Bu, yeni yatırım yapmamızın önünde bir zorluk” dedi.

İki fabrikası var

Goodyear, Brüksel’de petrol fiyatlarının lojistik sektörü üzerindeki etkilerini tartışmaya açtı. Brüksel’de sorularımızı yanıtlayan Michel Rzonzef, 22 ülkede 54 tesiste faaliyet gösteren Goodyear’ın Türkiye’de İzmit ve Adapazarı’nda iki tesisi bulunduğunu söyleyerek, “Türkiye’de 50. yılımızı kutluyoruz. 1300’ü aşkın çalışanımız var. Türkiye’de ürettiğimiz lastikleri Ortadoğu, Avrupa ve Asya pazarlarına satıyoruz” diye konuştu.

Rzonzef, Türkiye’de yeni fabrika yatırımı planları olup olmadığını sorduğumuzda şu yanıtı verdi: “Türkiye’de her yıl düzenli yatırım yapıyoruz. Yeni fabrika kurma niyetimiz şu anda yok ama pazarın durumuna göre kararımızı gözden geçiririz. Goodyear, diğer tüm şirketler gibi, doğru oranda yatırım getirisi alırsa, Türkiye’de yatırım yapar. Bugün Türkiye’de karşımıza çıkan bir risk, son 8-10 ayda Türkiye’de gördüğümüz devalüasyona rağmen, lastik üretimi maliyetinin hâlâ çok yüksek olması. Bu bizim için bir zorluk. 15-18 ay önce Ekonomi Bakanınız, ‘Otomotiv sektörünün Türkiye’ye daha çok yatırım yapmasını sağlamalıyız’ demişti. Bunu ben de destekliyorum. Türkiye’den üretim yaparak yakındaki pazarlara açılmak ve iç pazardan faydalanmak lazım. Ancak şirketlerin yatırım yapmasını sağlamak için maliyetler cazip olmalı. Türkiye’de otomotiv sektöründe işçi ücretleri pahalı.”

Yerli oto yorumu

Rzonzef, Türkiye’nin yerli otomobil planını ise şöyle değerlendirdi: “Dünyanın birçok yerinde yatırım yapmak için istekliyiz ancak Türkiye daha çok yatırım çekmek istiyorsa, maliyet oranları makul olmalı. Türkiye’de ya daha çok teşvik verilebilir ya da üretim maliyetleri aşağı çekilebilir. Buna rağmen Türkiye’de otomotiv üretimi iyi bir noktada. Biz de sektöre binek araçlara ve TIR’lara lastik sağlıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de yeni markaların yaratılması, yeni araçların üretilmesini bir kazanç olarak görüyorum.”

Lastiklere performans etiketi

TÜRKİYE’de TIR lastiği pazarının 1 milyonu aştığını dile getiren Michel Rzonzef, “lastik etiketlemesi”ne yönelik yeni düzenlemeyi de şöyle anlattı: “Örneğin etiketleme konusunda, nihai tüketiciler için lastiğin farklı performans kriterlerini gösterecek yeni bir düzenleme gündemde. Türkiye, AB ile aynı anda bu düzenleme için çalışıyor. Düzenleme sonucunda, Türkiye’de bir lastik kullanıcısı lastiğin ıslak zemin performansı, güvenlik performansı, tutma direnci gibi pek çok kriteri lastik etiketinden okuyabilecek.”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori Haberler0 Yorum

3 Yıldır Para Kazanamıyoruz Ama Geleceğiniz Parlak Diye Türkiye’de Şirket Alacağız

İngiltere merkezli ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) Asya Pasifik ve Gelişen Pazarlar Başkanı Abbas Hüseyin, Türkiye’de kamunun düşük fiyat politikası nedeniyle 3 yıldır daha çok ilaç satıp daha az gelir sağladıklarını belirterek, “Ne olursa olsun Türkiye’den çıkmak istemiyoruz. Türkiye’nin geleceği o kadar parlak ki, fırsat kaçırmamak için şirket satın alarak büyümeyi planlıyoruz” dedi.İNGİLTERE merkezli ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) Asya Pasifik ve Gelişen Pazarlar (EMEA) Başkanı Abbas Hüseyin, “Türkiye’de son 3 yıldır uygulanan fiyat politikaları sonucunda kâr etmedik, ciro olarak büyümedik. Maalesef hacim olarak büyüdük. Bu daha çok ilaç sattığımız halde, daha az gelir anlamına geliyor. Ancak yine de Türkiye’den şirket satın alarak büyümek istiyoruz” dedi.

Son birkaç yıl zordu

İlaçtaki mevcut fiyat politikalarıyla ilgili sorunların mutlaka çözüleceğine inandıklarını kaydeden Hüseyin, “Son birkaç yıl kesinlikle zor oldu. Türkiye bölgesindeki en önemli ülke. Buradaki fırsatları kaçırmak istemiyoruz. Bizim gibi diğer ilaç şirketleri de sektördeki sıkıntılara rağmen, Türkiye’den çıkmayı düşünmüyor. Türklerin dediği gibi ‘İnşallah’ sıkıntıları aşıp büyüyeceğiz. Türkiye geçen yıl büyümede rekor kırdı, 2012’de sadece yüzde 4-5 büyüse bile bu hala ABD ve Avrupa’nın 2-3 katı büyüme demek. Bunu gözardı edemeyiz” dedi.

700 milyon lira ciro

GSK’nın 50 yıldır Türkiye’de faaliyette bulunduğunu hatırlatan Hüseyin, şöyle konuştu: “Türkiye bizim 50-100 yıl daha var olacağımız bir ülke. Uzun vadeli yatırımcının yapacağı gibi biz de sadece bugünün şartlarına bakmıyoruz. Türkiye’de 10 yıllık büyüme sürecinin ardından, sıkıntılı bir döneme girdik. 2011’de 250 milyon sterlin yani yaklaşık 700 milyon lira ciro gerçekleştirdik. 2010 ve 2009’da da büyümemiş, benzer bir ciroyu elde etmiştik. Bu süreçte yeni ürünlerimiz ve artan tüketimle birlikte daha çok ilaç sattık. Eskiye göre uygulanan fiyatlama politikası gereği ilaçlarımızı daha ucuza satmak zorunda kaldık. Buna dayanabilmek için maliyetlerimizi kısmaya, verimliliği artırıp çalışan sayımızı korumaya çalıştık. Ancak 2011’de kaçınılmaz olarak işten çıkarmalar yaşandı.”

Satılık şirket bulmak zor

GSK’nın Türkiye’de kendi üretiminin bulunmadığını, ancak yerli şirketlere yılda 30 milyon kutuluk üretim yaptırdıklarını kaydeden Hüseyin, şunları söyledi: “GSK’nın daha önce Türkiye’de üretimi vardı. Geçtiğimiz yıllarda uluslararası yeniden yapılanmamız kapsamında bu ünitemizi sattık. Biz Türkiye’deki faaliyetlerimizi artırmak konusunda çok istekliyiz. Geçtiğimiz yaz Türkiye’yi 30 ülkenin bağlı olduğu bölgesel bir merkez olarak konumlandırdık. Burada 50-100 milyon dolar büyüklüğünde, çok yüksek kalitede ve yüksek teknolojide üretim yapabilen bir şirket alacağız. Fırsatları değerlendiriyoruz. Türkiye’de bu kriterlere uyan çok sayıda yerli şirket var. Ama satılık olanı bulmak zor.”

Yatırımda çok istekliler

GSK’nın EMEA bölgesinden sorumlu Genel Müdürü Yiğit Gürçay’la birlikte sorularımızı cevaplayan Hüseyin, kamu ve özel sektörle fiyatlama konusundaki sorunların aşılması için işbirliğine hazır olduklarını belirtti. Hüseyin, şöyle konuştu: “Eğer özellikle Ar-Ge, yeni ilaç geliştirilmesi ve yeni ilacın korunması konusunda uygun bir ortam yaratılabilirse ilaç şirketleri Türkiye’de yatırım yapmaya ve büyümeye oldukça istekliler. Örneğin biz, sıfırdan bir yatırım düşünmüyoruz. Çünkü zaten tesisi kurmak 2-3 yıl alacak, sonrasında onay süreci, fiyatlama belirsizlikleri durumu daha da belirsiz hale getirdiği için tercih etmiyoruz. Hedefimiz belli bir üretim kapasitesi olan bir şirketi alıp büyütmek. Şu an için kafamızda Türkiye’de belli bir süre içinde gerçekleştirilmek üzere belirlenmiş bir yatırım miktarı yok. Bunu biraz da gelişmeler gösterecek.”

Fiyat ve sertifikasyon belirsizliği yatırım yapma hevesini kırıyor

TÜRKİYE’de ilaç şirketlerinin büyük yatırım yapmasının önünde iki alanda engel olduğunu savunan Abbas Hüseyin, şunları anlattı: “Bunlardan ilki, fiyatlama konusu. Türkiye’de fiyatlama konusunda bir istikrar göremiyoruz. Bu da tabi uzun vadede iş planı yapmak konusunda engel oluyor. Bir diğer zorluk alanı da sertifikasyon zorunluluğu. Türkiye’ye gelen her türlü ilacın en yüksek kalitede olması zorunluluğu aranıyor. Bunun için kimse suçlanamaz ancak buradaki zorluk, şu anda Türkiye pazarına girmek için 26 ülkede 300 ayrı fabrikada üretilmiş 500’den fazla ilaç onay bekliyor. Tüm bunları gidip tek tek kontrol etmek sertifikalarını almak çok uzun zaman alır. ABD, İngiltere gibi birkaç ülke baz alınabilir başlangıç için. Bütün bu fiyatlama ve sertifikasyonla ilgili belirsizlikler büyük yatırım kararlarını etkiliyor. Yatırım yapmak isteseniz bile olumsuz etkileniyorsunuz.”

Kardiyo-vasküler alanında güçlü bir şirket alabiliriz

SATIN almak için şu anda çoğunlukla yerli şirketlere baktıklarını kaydeden Abbas Hüseyin, “Bu konuda bir şirketle masaya oturmuş değiliz. GSK’nın stratejinin bir parçası olarak çok büyük birleşmeler yapmıyoruz. Yönetilebilir büyüklükte satın almalar yapıyoruz. Arjantin’de, Meksika’da, ve Çin’de iki şirket aldık son dönemde. Bütün bunlar yerel şirketlerdi ve çok büyük değillerdi. Alacağımız şirket bizim güçlü olmadığımız bir alanda güçlü olabilir örneğin kardiyo-vasküler (kalp sağlığı) alanında üretimi olabilir. Ya da bize değer katacak üretim kabiliyeti olan bir tesisi bulunan bir şirketi tercih edebiliriz” dedi.

Hacettepe’de ortak Ar-Ge merkezi var

GSK’nın Hacettepe Üniversitesi ile ortaklaşa bir Ar-Ge merkezini hayata geçirdiğini belirten Abbas Hüseyin, şöyle konuştu: “Türkiye’ye yönelik Ar-Ge bütçemizi artırıyoruz. GSK aşı konusunda oldukça güçlü bir şirket. Türkiye’de aşı konusunda çalışmalarımızı artıracağız. Aşı üretim tesisi kurmak çok pahalı bir yatırım. Böyle bir tesis Singapur’da kuruyoruz. 400 milyon dolarlık bir yatırım bu. Türkiye’de de, Ankara’da bir aşı dolum tesisi kuruyoruz. Bu küçük bir yatırım. Aşıyı burada geliştirmiyoruz, sadece aşı dolum tesisi kurulacak. Ancak bu ilk girişim. Çok yüksek teknoloji gerektiren bir tesis olacak bu. Devamı gelebilir.”

‘Türk yeteneği’ daha etkin rol alacak

BUGÜNE kadar Türk profesyonellerin GSK içinde yeteneklerini daha çok Türkiye’de gösterdiklerini kaydeden Abbas Hüseyin, şunları söyledi: “Ancak Türkiye’nin bölgesel merkez olmasıyla birlikte artık bu değişecek. Türkiye benim görev alanım içinde en büyük bölgesel merkez. GSK’nın gelirlerinin yüzde 40’ı ABD ve Avrupa dışındaki pazarlardan geliyor. Bu pazarlar arasında Türkiye’ye bağlı 30 ülkenin önemli bir payı var. Türkler önümüzdeki dönemde bölgesel yönetimde ve GSK’nın yönetiminde daha fazla rol alabilecekler.”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori Haberler0 Yorum

Kent: Türkiye Bu yıl Parlayan Yıldız Olacak.

Coca-Cola Dünya Başkanı Muhtar Kent, Türkiye ekonomisinin bu yıl 2011′e göre daha yavaş büyüse de parlayan yıldız olacağını söyledi.

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda CNBC-e’ye konuşan Kent, “Bu yıl Davos çok önemli. Herkes bir arayış içinde. Önümüzdeki döneme yönelik istihdam, büyüme görülüşecek. Yeni modelin belki ilk tohumları atılacak. Yeni model, elimizdeki modelin üzerinde bugünkü ihtiyaçlara yönelik olarak oynamak olacak” dedi.

Küresel ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Kent şunları kaydetti: “ABD’de tünelin ucunda ışık belirtileri var. Avrupa’da tam tersi daha büyük belirsizlikler var. Avrupa’da daha zor bir dönem bekliyor. Hem tüketim, hem yatırım, hem istihdam açısından Avrupa’da daha büyük belirsizlikler var. 12-24 aylık dönemde önemli ölçüde bir belirsizlik var. ABD’nin yavaşlamasından ötürü Asya ekonomileri çok etkilenmedi.”

Türkiye’nin son 24 ayda çok başarılı bir dönem geçirdiğini belirten Kent, “Türkiye, istihdam ve büyümede dünyanın en önemli yıldızlarından biriydi. Biraz yavaşlayacağını öngörüyorum ama yine de gelişmekte olan büyük ekonomileri ele aldığımızda Türkiye parlak yıldızlardan bir tanesi olacak. Geçmiş 12 aylık dönemdeki gibi yüksek büyüme olmayacak ama Avrupa kıtasındaki ekonomilere göre Türkiye çok daha parlak ve dinamik perspektif arz edecek” dedi.

En büyük riskin Euro Bölgesi’nin beklenmedik şekilde parçalanmaya gitmesi olduğunu kaydeden Kent, “Ama bunun olmayacağını düşünüyorum. En büyük fırsatlar yenilikçilik, sosyal girişimcilik. İnnovasyonun daha hızlı ticarete dönüşmesi” şeklinde konuştu.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori Haberler0 Yorum

Türk Firmaları Son 5 Yılda Yurtdışında Yaklaşık 7,5 Milyar Dolarlık Satın Alma Yaptılar.

Türkiye ekonomisinin dünya piyasaları ile artan entegrasyonu, Türk işadamlarının girişimci ruhu ile birleşince, son 5 yılda Türk şirketleri yurtdışında toplam 7,5 milyar dolarlık 68 satın alma işlemi gerçekleştirdi.

25 Ocak 2012, İstanbul – Deloitte Türkiye, Deloitte Türkiye, “Türk Şirketleri’nin Yurtdışı Birleşme ve Satın Almaları Raporu’nu yayınladı. Türk firmalarının yurtdışında gerçekleştirdikleri birleşme ve satın alma işlemlerini konu alan rapora göre, son beş yıllık dönemde 68 işlemde 7,5 milyar dolarlık işlem hacmi oluştu.

Türk şirketlerinin yurtdışında en çok gıda içecek, hizmet, telekomünikasyon, lojistik, üretim ve finansal hizmetler sektörlerine ilgi gösterdikleri belirtilirken, son dönemde en çok ses getiren işlemler arasında Godiva başı çekiyor. Anadolu Efes’in SABMiller’ın Rusya ve Ukrayna operasyonlarını satın alması, Hürriyet’in Trader Media East’i satın alması ve Eczacıbaşı’nın Villeroy&Boch’un karo bölümünü satın alması da öne çıkan işlemler arasında. Türk firmalarının genellikle yüzde 100 veya çoğunluk hisse satın alımını tercih ettiği vurgulanan raporda, bazı yatırımcıların yeni pazarlarda ihtiyatlı davranarak ülkeyi tanıyan yerel bir ortak ile işbirliği yapma yolunu seçtikleri de belirtiliyor. Türk şirketlerinin yurtdışı yatırımlara yönelmelerinin en önemli nedenlerinin yeni marka edinimi, pazar çeşitlendirmesi ve rekabet avantajı yaratılması gibi hususlar olduğu ifade ediliyor.

2012 mali açıdan güçlü şirketler için fırsatlar sunacak
Deloitte Kurumsal Finansman Ortağı Başak Vardar rapor ile ilgili görüşlerini şöyle ifade etti: Türkiye ekonomisinin dünya piyasalarına entegre olmuş bir yapısı var. Türk iş adamlarının girişimci özelliği de buna eklenince son iki yılda yurtdışı yatırımları daha sık duymaya başladık. Türk şirketlerinin yeni pazarlara kolay adapte olabilen bir özelliği var; yurtdışındaki satın alma veya sıfırdan yatırım fırsatlarını yakından takip ediyorlar. Önümüzdeki dönemde ekonomideki yavaşlama beklentisi ve finansman kaynaklarındaki daralma yurtdışı satın almaları da etkileyecektir. Bununla birlikte sermaye gücü olan şirketler için, diğer ülkelerdeki finansal kriz ortamı farklı fırsatlar sunabilecektir.

Son 2 yılda işlem adedi arttı
Adetsel olarak bakıldığında, Türklerin yurtdışındaki satın almalarında son iki yılda bir artış oldu. Bugüne kadar en fazla sayıda işlemin ve en yüksek işlem hacminin gerçekleştiği 2011 yılında, Türk firmaları yurtdışında 26 işlemde 2,9 milyar dolarlık işlem hacmi gerçekleştirdi. Anadolu Efes’in SABMiller’ın Rusya ve Ukrayna faaliyetlerini satın alması, Yıldırım Holding’in Malta’da satın aldığı konteyner limanı ve Arçelik’in Güney Afrikalı Defy’i satın alması 2011’in en yüksek hacimli işlemleri arasında yer aldılar.

2007 ila 2011 yılları arasında gerçekleşen en büyük 5 işlem
# Alıcı Hedef Ülke Sektör Satın alınan hisse(%) İşlem değeri (ABD$ milyon)
1 Anadolu Efes SABMiller – Rusya ve Ukrayna Rusya ve Ukrayna Gıda ve İçecek 100,0% 1.900
2 Yıldız Holding Godiva Chocolatier Belçika Gıda ve İçecek 100,0% 850
3 Gübre Fabrikaları; Tabosan; Asya Gaz Enerji Razi Petrokimya İran Petrokimya 83,7% 532
4 Turkcell Belarus Telekom Belarus Telekomünikasyon 80,0% 500
5 Yıldırım Holding CMA CGM Fransa Lojistik ve Taşıma 20,0% 500

 Büyük ölçekli işlemler, Türk yatırımcıların yurtdışındaki bilinirliğine katkı yaptı. Ayrıca, yatırım yapılan bölgeler arasında Avrupa ile komşu ve yakın coğrafyadaki ülkeler en fazla tercih edilen yerler olurken; Çin, Güney Afrika, Pakistan gibi bölgelerde de satın almalar yapıldı.
Yurtdışındaki satın almaların çoğu büyük Türk Gruplar tarafından gerçekleştirildi
Türkiye’de finansal hizmetler, gıda-içecek, telekomünikasyon ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren büyük gruplar yurtdışındaki satın alma işlemlerinde de aktif rol aldılar. İş Bankası, Garanti Bankası ve Halk Bankası finansal hizmetler sektöründe; Yıldız Holding, Anadolu Efes ve Coca Cola İçecek gıda-içecek sektöründe; Turkcell ve Türk Telekom telekomünikasyon sektöründe; Arçelik, Eczacıbaşı, Şişecam ve Anadolu Cam ise üretim sektöründe faaliyet gösteren ve yurtdışında satın alma yapan büyük oyuncular arasında yer aldılar. Bunların yanında; TAV, Doğan Yayın Holding, Acıbadem Sağlık, Yıldırım Holding, Süzer Holding, Kale Grubu, Bayraktarlar ve Çalık Grubu da yurtdışında sıklıkla görülen orta ölçekli Türk grupları oldular.

Kategori Haberler0 Yorum