<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Businews &#187; İŞ&#8217;in Püf Noktası</title>
	<atom:link href="http://www.businews.eu/category/isinpuf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.businews.eu</link>
	<description>İş Dünyasına Hazırlayan Gazete</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 10:31:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hasta ve Mutsuz Yapan Meslekler</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/hasta-ve-mutsuz-yapan-meslekler/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/hasta-ve-mutsuz-yapan-meslekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 08:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uzman Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu Bıyıklıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[meslek seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[NLP]]></category>
		<category><![CDATA[uzman görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13414</guid>
		<description><![CDATA[Bir ömür hızla akıp geçiyor, hele 30 yaşını geçmişseniz zaman adeta koşuyor. Zamanınızı nasıl değerlendirdiğizi bile gözden kaçırıyorsunuz. Yetişkin olduktan sonra başlayan çalışma hayatı, en verimli olduğunuz çağların neredeyse %33 ünü kapsar. Bazıları için bu oran %50 lere kadar çıkmaktadır. Hayatta bu kadar büyük bir yer işgal eden çalışma alanı, bireyin kişiliğine, değerlerine ve ruhuna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.businews.eu/2012/01/hasta-ve-mutsuz-yapan-meslekler/mutsuz-2/" rel="attachment wp-att-13415"><img class="alignnone size-full wp-image-13415" title="mutsuz" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/mutsuz.jpg" alt="" width="430" height="288" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir ömür hızla akıp geçiyor, hele 30 yaşını geçmişseniz zaman adeta koşuyor. Zamanınızı nasıl değerlendirdiğizi bile gözden kaçırıyorsunuz. Yetişkin olduktan sonra başlayan çalışma hayatı, en verimli olduğunuz çağların neredeyse %33 ünü kapsar. Bazıları için bu oran %50 lere kadar çıkmaktadır. Hayatta bu kadar büyük bir yer işgal eden çalışma alanı, bireyin kişiliğine, değerlerine ve ruhuna hitab etmiyorsa mutsuzluk ve hastalık getirir. Kişinin yaptığı işten memnun olmaması hastalıklara karşı direncini düşürür, anksiyete seviyesini yükseltir, depresyona yol açar ve yaşam tadını kaçırır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kendisi için en doğru işi bulmayı başarmış insanlar, işlerini severler, işleriyle eğlenirler, yaratıcılıklarını kullanır ve hayat doyumlarını arttırırlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bazı insanlar sosyal ilişkiler için, bazıları para için, bazıları da yaratmak için çalışırlar. Toplumuzda ağırlıklı olarak meslek seçimleri günün mesleğine göre, aile işine göre ya da parasına göre seçilmektedir. Çok az kişi kendi hayalindeki işi ya da kişiliğine, ruhuna uygun tatmin edici işi yapmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şimdi size sorsam &#8221; siz işinizden ne kadar mutlusunuz, dünyaya bir daha gelseniz yine aynı işi mi yaparsınız ?&#8221; diye, çoğunluk &#8221; hayır&#8221; diyecektir. Zaten ruhuna, zevkine, yeteneğine göre iş bulunur diye bir şey öğretilmedi kimseye. Hatta hala meslek arayışı içinde olan pek çok gence, ebeveynleri tarafından aynı muamele yapılmakta. Zamanın gözde mesleğini seç ki para kazanabilesin, iş bulabilesin ya da baba mesleğini miras al&#8230;(işsizlik var ne bulursan yap, devlete kapağı at&#8230; gibi). Böyle yönlendirmeler yapmak topluma daha fazla korkan ve mutsuz olan insan pompalamaktan başka bir işe yaramaz. Zaten memlekette iş tatmini olmayan, işinde başarısız ve mutsuz olan yeteri kadar insan var.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir de madalyonun öteki yüzüne bakacak olursak, acaba sizi mutlu edecek, yeteneklerinizi kullanabileceğiniz, değerlerinize ve ruhunuza hitap eden işin ne olduğunu biliyor musunuz? Bunu bilmeniz için kendinizi çok iyi tanımanız lazım. Çoğu kişi iş tatminsizliğini fark eder ancak, ne yapmak istediğini, hangi işte daha başarılı olacağını da bilemediği için aynı işinde mutsuz olarak çalışmaya devam eder. Hatta yaptığı işinde de neden mutsuz olduğunu tam olarak bilememektedir. Gerçekten de hiç farkında olmadığınız sizi başarısız, mutsuz ya da hasta yapan sebepleriniz vardır. Bir bilseniz kim bilir neler değişecek hayatınızda. Örneğin, dini inançlarına göre paradan para kazanmayı haksız kazanç olarak bilinçaltında tutan birisinin, bankacılık mesleğinde başarılı olması ya da mutlu olması mümkün değildir. Çünkü değerleriyle, inançlarıyla çelişen bir iş yapmanın rahatsızlığı içindedir. Farkında olmadan bu çalışma hayatı kişinin özel hayatına da mutsuzluk getirir. Ya da bedensel zekası yüksek, dokunsal duyuları gelişmiş bir insan masa başı, teknoloji ağırlıklı işlerde mutsuz olacaktır. Gününün büyük bölümünü tatminsiz ve stresli geçiren bir insanın işinde yükselmesi ve yaşam tatmini pek mümkün olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İçselleştirilmeden yapılan meslekler zamanla kişiyi hasta eder. İşe gitmek istemediğiniz için sık sık hasta olursunuz, üretemediğiniz için hasta olursunuz, başarılı olamadığınız için hasta olursunuz, yükselemediğiniz için hasta olursunuz, tatminsiz olduğunuz için hasta olursunuz&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aklınıza &#8221;Bu vakitten sonra mesleğimi nasıl değiştiririm ki&#8221; gibi sorular geliyorsa, durumunuzu umutsuz, geç kalınmış bir vaka gibi görüyorsanız size şunu söylemek isterim; Muhakkak her durum şu an olduğundan bir üst kademeye taşınabilir. Gerçekten daha sağlıklı, daha mutlu olmak istiyorsanız, hayatınızın geri kalanından daha fazla zevk almak istiyorsanız bunu yapabilirsiniz. Ben 40 yaşında ingilizce öğrenen, 55 yaşında meslek değiştirerek beş yıl sonra zengin olan, 42 yaşında üniversite kazanıp okuyan, kariyerlerini doruk noktasında bırakıp tamamen farklı bir iş alanına yönelen ve bundanda büyük haz alan insanlar tanıdım. (Bunlar gibi iş hayatlarını değiştirmiş ve başarmış duyduğum, okuduğum insanların sayısı bitmez, onları yazmıyorum bile. Çevrenize dikkatlice bakarsanız siz de mutlaka benzer gerçek hikayeler görürsünüz)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer hayatınızda böylesine kayda değer bir değişiklik yapmanın hayatınıza katacağı değerin farkındaysanız işe önce kendinizi daha iyi tanımakla başlayabilirsiniz. Tam olarak yeteneklerinizin, özelliklerinizin farkına varın. Size nelerin mutluluk verdiğini, hayata bakış açınızı, zevklerinizi tekrar hatırlayın. Belki biraz çocukluk döneminizi hatırlamak faydalı olur <img src='http://www.businews.eu/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Kendinizi iyi tanıdığınıza inanıyor ve hangi işin sizi mutlu edeceğini biliyorsanızda, o zamanda bu işi önce hobi gibi görüp küçük bir adım atabilirsiniz. En azından işin zevkini, size vereceği tatmini deneyimleme fırsatınız olur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Unutmayınki mutluluk ve sağlık hiç kimseye verilmeyecek, hepimiz kendimiz yaratacağız. Kaynak içimizde, ulaşıp kullanacağız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.arzubiyiklioglu.com/">www.arzubiyiklioglu.com</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/hasta-ve-mutsuz-yapan-meslekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/mutsuz-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/mutsuz.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mutsuz</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/mutsuz-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Heyecanlı Bir Dijital Dünya İçindeyiz</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/heyecanli-bir-dijital-dunya-icindeyiz/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/heyecanli-bir-dijital-dunya-icindeyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 08:24:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uzman Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[BORUSAN HOLDİNG]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dünya]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[uzman görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[wikileaks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13405</guid>
		<description><![CDATA[Dünya’da 7’den 70’e herkes haberciliğin, ticaretin ve eğlencenin dijitalleştiği bir dünyada yaşıyor artık. Sosyal yaşantı modellerimiz dönüşüyor, iletişim tarzımız da ona göre oluyor. Hızlandığımız, özel ve iş hayatında yüzyüze görüşmelerin de zaman kısıtına takıldığı günlerdeyiz. E-postalar sayesinde 10 yıllardır iş hayatında iletişim belki biraz mesafeli, ama daha hızlı ve güvenilir oldu. Toplantıların sayısı azaldı, işlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.businews.eu/2012/01/heyecanli-bir-dijital-dunya-icindeyiz/digitalworld1/" rel="attachment wp-att-13406"><img class="alignnone size-full wp-image-13406" title="digitalWorld1" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/digitalWorld1.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünya’da 7’den 70’e herkes haberciliğin, ticaretin ve eğlencenin dijitalleştiği bir dünyada yaşıyor artık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sosyal yaşantı modellerimiz dönüşüyor, iletişim tarzımız da ona göre oluyor. Hızlandığımız, özel ve iş hayatında yüzyüze görüşmelerin de zaman kısıtına takıldığı günlerdeyiz. E-postalar sayesinde 10 yıllardır iş hayatında iletişim belki biraz mesafeli, ama daha hızlı ve güvenilir oldu. Toplantıların sayısı azaldı, işlerin çoğu e-postalarla çözülmeye başladı. İlk zamanlar e-postalara bakmak isteğe bağlı iken, şimdilerde neredeyse tatillerde bile iş takibi için zorunluluk oldu. Akıllı cep telefonları bu eğilimi körükledi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Son yıllarda ise, kullanılan tablet bilgisayarlar ve akıllı cep telefonları, eğlenceyi yanımıza taşıdı. Sosyal medya, haber siteleri, eğlenceli içerik sağlayan siteler derken herkes sanal ortamlarda buluşmaya başladı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocukların doğumgünlerini dedeleri facebook aracılığı ile kutlamaya başladılar. Herkes ilkokul arkadaşlarına, eski sevgililere ulaşmayı başardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akıllı ve öncü şirketler, her ne sektörde olurlarsa olsunlar dijital ortamda müşteri, tedarikçi ve toplumla buluşmanın rekabet üstünlüğü sağladığını farkettiler. Twitter ve Facebook’ta marka ve ürünlere gelen şikayet ve önerileri, bir saat içinde çözen duyarlı ve becerikli şirketler puan toplamayı başardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Geçtiğimiz günlerde yaşanan Borusan Holding sorunu ise, dijital medya ile körüklendi. Digital iletişime aşina olan Borusan, sorunu doğru yolla çözmeyi de başardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kişisel marka yönetimi rota değiştirdi. İşe heyecan ve eğlence katan, imajını iyi yansıtan, kendi gibi olan bir çok kişi sanal ortamda ünlü oldu. Takipçileri arttı. Sanatçılar, ünlü kişiler aradaki mesafeyi azaltıp halka karıştılar. Lady Gaga, son klibini kendi sitesinden yayınlayacağı saati söylediğinde milyonlarca takipçi siteye akın etti. Tabii, bazı ressamlar, şarkıcılar, pop starların, sosyal medyada yer almaları için başkalarını görevlendirdikleri hemen anlaşıldı. Sırf orada bulunmak moda olduğu için zoraki, ruhsuz ve samimiyetsiz davranan şirket ve ünlü kişileri sanal filtre hemen yakaladı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan kaynakları kongrelerinde, dijital dünyanın nasıl kullanıldığı anlatıldı. Linked-in ve facebook aracılığı ile doğru adayları yakalamak, özel hayatları ve bağlantıları hakkında bilgi sahibi olmak kolaylaştı. İş arama portalları, kafa avcılarının ve gazete ilanlarının pastasını yemeye başladı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Haber dünyasında da işler çok değişti. İnternet yayıncılığı, kendi kuralları ve kural tanımazlığı ile krallığını ilan etti. İnternette haber takibi okur için kolaylaştı. Web-tv, blogger, IP radyo, IP TV, e-ticaret, ilan sağlayıcılar, video ve müzik siteleri günlük hayatımızın içinde yerlerini aldılar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gazetelerin bir günlük çalışma döngüsü, internet gazeteciliğinde dakikalara kadar indi. Dijital dünyaya sırtını çeviren emektar gazetecilerden bazıları, görevlerini bırakınca internet sitelerine ve twitter’a sarıldılar. Okurlarından anında yorum almanın, sıcak temasın keyfini yakaladılar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sonunda dijital ortam herkesin biraraya toplandığı köy meydanı oldu. Eski yunan düşünürlerinin meydanlardaki konuşmalarının sonradan okullara dönüşmesi gibi, dijital ortam Dünya’yı bir köy haline getirmeyi başardı. Sizi tanımayanları fikirlerinizle ve yaptıklarınızla etkilemek artık sadece ünlülere has bir imtiyaz değil.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tüm Dünya, olayları dijital dünya sayesinde hızlı, sansürsüz ve samimi bir dille öğrenmeye başladı. Veriler, Aralık 2010’da twitter ile yayılan wikileaks bilgileri skandalının Kuzey Afrika’daki devrimi tetiklediğini söylüyor. Japonya ve Van depremlerinin kahramanı da sosyal medya. Deprem anından sonraki iki saat içinde Japonya ile Dünya arasındaki twitter yazışmaları, normalin kat be kat üstüne çıkmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dijital dünyanın hayatımıza kattığı sıcaklığı, mizahı, güncel bilgilerin değerini artık hepimiz biliyoruz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Kaynak: Binnur Zaimler-</span><span style="color: #000000;"><a href="http://ekonomi.milliyet.com.tr" target="_blank">Milliyet</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/heyecanli-bir-dijital-dunya-icindeyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/digitalWorld1-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/digitalWorld1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">digitalWorld1</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/digitalWorld1-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Drucker: Hiç Şirket Yönetmemiş Bir Yönetim Dehası</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/drucker-hic-sirket-yonetmemis-bir-yonetim-dehasi/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/drucker-hic-sirket-yonetmemis-bir-yonetim-dehasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 11:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uzman Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[CEO]]></category>
		<category><![CDATA[Drucker]]></category>
		<category><![CDATA[KSS]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[misyon]]></category>
		<category><![CDATA[şirket yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[VİZYON]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13330</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Peter Drucker, yönetim disiplinini kuran ve bu disiplinin üzerine kendi adını kazıyan bir dahidir. Bugün hepimizin kullandığı vizyon, misyon, kurumsal sosyal sorumluluk gibi bir çok modern yönetim kavramını ilk kez Drucker ifade etmiştir. Organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması (delegasyon) fikrini 1940’larda ilk ortaya atan odur. Daha 1950’lerde “Müşterisiz iş yoktur. Bir işletmenin temel amacı müşteri yaratmaktır.” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Peter Drucker, yönetim disiplinini kuran ve bu disiplinin üzerine kendi adını kazıyan bir dahidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bugün hepimizin kullandığı vizyon, misyon, kurumsal sosyal sorumluluk gibi bir çok modern yönetim kavramını ilk kez Drucker ifade etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması (delegasyon) fikrini 1940’larda ilk ortaya atan odur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Daha 1950’lerde “Müşterisiz iş yoktur. Bir işletmenin temel amacı müşteri yaratmaktır.” sözünü söyleyen de oydu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker uzun bir ömür yaşadı, yüzlerce makale, onlarca kitap yazdı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Yönetim disiplini”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Liderlik”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “İçinde yaşadığımız dünyanın nasıl değiştiği”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Yönetim disiplininin dinamikleri ve geleceği”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Girişimcilik ve inovasyon”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Etkili karar alma”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “İnsanlarla ilgili karar almanın incelikleri”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Toplumsal sorumluluk bilinci”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Yeni düzende yeni şirket örgütlenmesi”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Bilgi toplumu ve bilgi işçileri”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Değişimi yönetmek”,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Kar amacı gütmeyen kuruluşların yönetimi”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">gibi çok geniş bir yelpazede ilham veren, yol gösteren yazılar yazdı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ben abartmayı sevmem;ama Drucker’dan söz ederken kullandığım sıfatlar- abartsam bile- eksik kalıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, sadece yöneticilere değil kendini geliştirmek isteyen bireylere ve bu dünyayı daha yaşanılır bir yer yapmak isteyen herkese ilham verdi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker hep “Doğru soruları” sordu ve bunlara doğru cevaplar verdi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yöneticiler bir “yangın söndürme” telaşı içindeyken Drucker sakin tavrıyla bize önce “acil” olanla “önemli” olanı ayırmamızı ve sonra buna göre karar alıp eyleme geçmemizi önerdi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, iş dünyasında “etkili” ve “etkin” arasındaki kafa karışıklığına değinen ilk düşünürlerden biriydi. Bu ayrım, “doğru işleri yapmakla”, “işleri doğru yapmak” arasındaki farkı ortaya koyuyordu. “Aslında hiç yapılmaması gereken işleri, büyük bir verimlilikle yapmak kadar boşa harcanan bir çaba olamaz.” derken hiç etkisi olmayacak işleri fevkalade etkin yapmanın anlamsızlığını anlatıyordu. Gerçekten de bugün hala birçok işletmenin yatırım yaptığı alanlar hep “verimlilik”(yani etkinlik) üzerinedir. Hâlbuki asıl önemli olan etkili olacak alanlarını belirleyebilmektir, çünkü sadece “verimli” olmanın tek başına bir rekabet avantajı sağlamayacağı, asıl neyin etkili olacağını belirlemenin iş sonuçları getireceği açıktır. (İngilizcesi Effective=etkili; Efficient=etkin/verimli)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1930’larda yazdığı ilk makale “Ekonomik İnsanın Sonu” (The end of economic man) ve 1940’ların başında yazdığı ikinci makale “Sanayi İnsanın Geleceği” (The future of industrial man) onu büyük üne kavuşturdu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu makaleleri yazdığı yıllarda henüz kimse onun dile getirdiği konuları tartışmıyordu. 1940’larda sanayi sonrası toplumu tarif etmeye başlamıştı bile. Her zaman çağının çok ilerisinde bir vizyona sahipti. Soyut ve karmaşık konuları inanılmaz sadeleştirme yeteneği ve keskin bir öngörü kabiliyeti vardı. Sadece yönetim ve strateji alanında değil pazarlama konularında da ilham veren görüşleri vardı. Örneğin bundan elli sene önce, pazarlama sadece ürün özellikleri etrafında yapılırken Drucker, “İnsanlar duygularıyla satın alır. &#8221; demişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker’ın ele aldığı konuların çeşitliliği, sorduğu soruların yerindeliği ve verdiği cevapların doğruluğu şüphesiz onun entelektüel derinliğinin bir yansımasıdır. Drucker, bireyden topluma hemen her alanda geleceğin dünyasını tarif ederken Verdi operalarını, Antik Yunan heykellerini, Cizvit Rahiplerini, Napolyon’u, Mozart’ı anlatan bir yazardı. Bu nedenle Drucker‘ı okumak, hem geleceğe hem tarihe bir yolculuktur çoğu zaman.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Onu defalarca okumaktan bıkmıyorum, çünkü söylediklerinde sadece bilgi değil bilgelik de buluyorum. Bugün yazılan çoğu yönetim kitabı onun yazdıklarının tekrarıdır. Bir çok ünlü yazarın çok satan yönetim kitabı Drucker’ın söylediklerinin derlemesidir. Evet tekrar edeyim: Amerika Birleşik Devletleri’nde her biri milyondan fazla satan çok ünlü yönetim gurularının yazdıkları kitapların çoğu, Drucker’ın yıllar önce söylediği düşüncelerinden derlenmiş ve güncel örneklerle süslenmiş kitaplardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dört yüz sayfalık bir yönetim kitabı, aslında Drucker’ın on sayfalık bir makalesinin genişletilmiş hali olabilmektedir. Buna benzer sayısız örnek vardır. Drucker sayesinde meşhur olmuş birçok yazar ve yönetim gurusu vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker‘ın yönetim ve strateji konularına yaklaşımı son derece yalın olmuştur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, bir şirketi ele aldığında önce “Güçlü taraflarınız neler?” “Misyonunuz nedir?” gibi son derece yalın sorular sorarak başlardı. Bu sorular her şirket için cevaplaması son derece zor sorulardır, çünkü bu sorulara doğru cevap verebilmek için bir şirketin gerçekten ne yaptığını ve nereye gittiğini çok iyi biliyor olması gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker’a göre her yönetim bu sorulara “evrensel” ve “vicdanî” ilkelere dayanan cevaplar vermek zorundadır. Şirketlerin “sürdürülebilir bir iş modeli” olması gerekir. Ona göre “fırsatlar beraberinde sorumluluk da getirir” . İş yapmanın özü bu sorumluluk bilincidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker 1980‘lerde, “Serbest pazara inansam da, kapitalizm hakkında ciddî şüphelerim var.” diyordu. Bir tepe yöneticisinin en düşük maaş alan işçinin yirmi katından fazla maaş almasını eleştiriyor; bireysel çıkarların toplumsal çıkara üstün tutulduğundan yakınıyor ve bu durumu ahlâkî ve sosyal olarak affedilemez buluyordu. Drucker, &#8221; Bunun için çok büyük bedel ödeyeceğiz.” diye uyarıyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dediklerinin hepsi gerçekleşti ve biz onun 1980‘de söylediğini otuz sene sonra daha yeni tartışmaya başlıyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, insanları suçlamak yerine her zaman sorunların köküne inip, bunların esas nedenlerini bulmaya çalıştı. Vardığı sonuçları ise son derece yalın ve doğrudan bir biçemle anlattı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Japonya, Kore ve Tayvan gibi uzak doğu ülkelerinin Avrupa ve ABD’nin önüne geçtiğini, doğunun batıya girişimcilik ve yenilikçilikte fark attığını açıklıkla dile getirdi. Drucker bu görüşlerini dile getirdiğinde henüz kimse Uzak Doğu Mucizesi‘nden haberdar değildi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker inovasyonun CEO’nun görevi olması gerektiğini söylediğinde ve inovatif organizasyonların işleyişinin nasıl olması gerektiğini tarif ettiğinde henüz bu konuları konuşan kimse yoktu. İnovasyon konusunu ilk dile getirdiğinde inovasyon kitaplarının “best seller” olacağı 2000‘li yıllara daha otuz yıl vardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, Amerika Birleşik Devletleri‘nin en gözde yöneticilerini &#8220;Kendinizi beğenmişliğinizi farkedin ve bunun sizi yetersizliğe sürüklediğini görün.” diye uyaran ilk düşünür oldu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker birçok konuyu sadece ilk söyleyen olduğu için değil en iyi anlatan kişi olduğu için de önemlidir. Drucker ne söylediyse çok yalın ve çok güzel söyledi. Sadece soruları değil cevapları da sade ve anlaşılırdı. Kafamızı karıştırmadan değişen dünyayı anlamamızı sağladı. Zihnimizi açmayı, karmaşık olanı sadeleştirmeyi başardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, her biri çok değerli ve çığır açan çok önemli şeyler söyledi:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Bir organizasyonun amacı, sıradan insanların sıra dışı işler yapabilmesini sağlamaktır.” (The effective executive- HBR 1963)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Bugün hepimizin kendimizi yönetmeyi öğrenmesi gerekiyor”, (Managing Oneself- HBR 1999)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Bir zamanın başarılı şirketlerin artık başarısız olmalarının sebebi hantal, kendini beğenmiş, bürokratik olmaları değil, iş tariflerinin çağa uymamasıdır” (The Theory of the Business &#8211; HBR1994)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Etkili yöneticiler çok değil, az sayıda önemli kararı almayı amaçlamalıdırlar.”- HBR (Effective decision- HBR 1967)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Yöneticinin birinci ödevi, elindeki kaynaklarla en iyi sonucu almaktır” (The effective executive- HBR 1963)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Eğer tutkunuz ve aklınız varsa, nereden başlarsanız başlayın zirveye tırmanabilirsiniz.” (Managing Oneself- HBR 1999)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Yarının lideri karizmasıyla liderlik edemeyecek. Diğerlerinin verimli çalışabilmesi için esasları bulmak zorunda olacak”. (Information society &#8211; HBR 1997)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• “Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.” (Innovation and entrepreneurship &#8211; HBR 1985)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">• Bütün başarılı girişimcilerin ortak noktası belirli bir kişilik değil, sistemli inovasyona olan bağlılıklarıdır.” (The discipline of innovation &#8211; HBR 1985)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ben Drucker’dan çok ilham alıyorum. Görüşlerinin esasları kadar bu görüşleri ortaya koyma tarzındaki dolaysızlık ve sadelikten de etkileniyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Drucker, 2005 yılında, doksan beş yaşında öldü.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hayatında hiç yöneticilik yapmadı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hiç yöneticilik yapmamış bir insanın 21. yüzyılın yönetim anlayışına bu kadar güzel bir ışık tutabilmesine hayret ediyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Kaynak:</span> <a href="http://www.temelaksoy.com" target="_blank">Temel Aksoy</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/drucker-hic-sirket-yonetmemis-bir-yonetim-dehasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>Samsung’dan Kore Gazileri Torunlarına  Üniversite Bursu İmkanı</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/samsung%e2%80%99dan-kore-gazileri-torunlarina-universite-bursu-imkani/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/samsung%e2%80%99dan-kore-gazileri-torunlarina-universite-bursu-imkani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 10:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Samsung’dan Kore Gazileri Torunlarına Üniversite Bursu İmkanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13290</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Samsung Electronics Türkiye, Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile  Kore Savaşı gazilerinin torunlarının, üniversite eğitimine katkı sağlıyor. Dünyanın teknoloji öncülerinden Samsung Electronics, Kore Savaşı gazilerine duyulan minnetin bir ifadesi olarak hayata geçireceği sosyal sorumluluk projesini duyurdu. Proje kapsamında Samsung, Kore Savaşı gazilerinin torunlarına üniversite eğitim bursu sağlayacak. Burs için başvurular 12 Şubat 2012’ye kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/samsung%e2%80%99dan-kore-gazileri-torunlarina-universite-bursu-imkani/samsung/" rel="attachment wp-att-13291"><img class="alignnone size-full wp-image-13291" title="samsung" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/samsung.jpg" alt="" width="560" height="159" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Samsung Electronics Türkiye, Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile  Kore Savaşı gazilerinin torunlarının, üniversite eğitimine katkı sağlıyor.<br />
Dünyanın teknoloji öncülerinden Samsung Electronics, Kore Savaşı gazilerine duyulan minnetin bir ifadesi olarak hayata geçireceği sosyal sorumluluk projesini duyurdu. Proje kapsamında Samsung, Kore Savaşı gazilerinin torunlarına üniversite eğitim bursu sağlayacak. Burs için başvurular 12 Şubat 2012’ye kadar yapılabilir.</p>
<p>Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nin katkılarıyla hayata geçen Samsung Kore Gazileri Eğitim Bursu’na, Türkiye’deki ve/veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üniversitelerde (önlisans, lisans, yüksek lisans veya doktora seviyesinde) eğitim gören ve Kore gazisi torunu olan gençler başvuruda bulunabilecek.</p>
<p>Samsung Electronics Türkiye Başkanı Sung Yong Hong, Kore Gazileri Eğitim Bursu projesiyle ilgili olarak; “Kore Savaşı’nı takiben, Güney Kore ile Türkiye arasında özel bir bağ oluştu. Samsung Türkiye olarak biz de, 60 yılı aşkın süredir devam eden bu bağı daha da kuvvetlendirmek, Kore Savaşı gazilerini onurlandırmak ve minnetle anmak adına, gazilerimizin torunlarının eğitimlerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.<br />
Yalnızca online başvuruların kabul edileceği üniversite eğitim bursu hakkında detaylı bilgiye, www.samsung.com/tr/burs veya www.tog.org.tr adreslerinden ulaşılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/samsung%e2%80%99dan-kore-gazileri-torunlarina-universite-bursu-imkani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/samsung-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/samsung.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">samsung</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/samsung-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Pazarlamanın Özü İnsana Hizmettir</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/pazarlamanin-ozu-insana-hizmettir/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/pazarlamanin-ozu-insana-hizmettir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 08:37:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uzman Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlamanın Özü İnsana Hizmettir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13285</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Eğer pazarlamanın tanımı insan ihtiyaçlarını karşılamaksa -ki yüzde yüz öyledir- pazarlama,insana hizmet etmek demektir. Ama pek çok şirket bu çok önemli ve yalın gerçeği gözden kaçırıyor. İşlerinin insanlara hizmet etmek olduğunu unutarak onlara ürün ve hizmet satmaya çabalıyor. Müşteriler (tüketiciler) de kendi üzerlerine indirim ve taksit kampanyalarıyla gelip ısrarla satış yapmaya çalışan markalardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/pazarlamanin-ozu-insana-hizmettir/pazarlama5/" rel="attachment wp-att-13286"><img class="alignnone size-full wp-image-13286" title="pazarlama5" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/pazarlama5.jpg" alt="" width="450" height="457" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eğer pazarlamanın tanımı insan ihtiyaçlarını karşılamaksa -ki yüzde yüz öyledir- pazarlama,insana hizmet etmek demektir.</p>
<p>Ama pek çok şirket bu çok önemli ve yalın gerçeği gözden kaçırıyor. İşlerinin insanlara hizmet etmek olduğunu unutarak onlara ürün ve hizmet satmaya çabalıyor. Müşteriler (tüketiciler) de kendi üzerlerine indirim ve taksit kampanyalarıyla gelip ısrarla satış yapmaya çalışan markalardan usanıyor, uzaklaşıyorlar.</p>
<p>Halbuki her şirket bir hizmet şirketidir. Ne şirketin ürettiği ürünlerin yüksek teknolojiye sahip olması, ne kurmuş olduğu büyük ve güçlü sistemler asıl işin insana hizmet etmek olduğunu unutturmamalıdır. Ne kadar büyük, ne kadar moda, ne kadar cazip, ne kadar teknolojik olursa olsun eğer insanlar talep etmezse bu ürün ve hizmetleri üreten hiçbir şirketin hayatta kalma şansı yoktur.</p>
<p>Bugün çoğu şirkette müşterinin ya da tüketicinin ihtiyaçları, istekleri hemen hemen hiç konuşulmuyor. Şirketlerin gündemleri satış, pazar payı ve karlılık gibi kendi hedefleriyle kapatılmış durumda. Müşteriden bahseden pek yok.</p>
<p>Oysa müşteriye hizmet etme her şirketin öncelikli konusu olmalıdır. Sadece pazarlama departmanı değil bütün şirket çalışanlarının müşteriyi düşünmesi gerekir. Müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerinin nasıl karşılanacağı şirketin tüm çalışanlarının kafa yoracağı ortak konu olmalıdır.</p>
<p>Bugünün şirketlerinde &#8220;pazarlama&#8221; herkesin sorumluluğunda olmalıdır. Bir markanın müşterilerine değdiği, onlarla buluştuğu her nokta onlara marka deneyimi yaşattığına göre pazarlamadan, sadece pazarlama bölümünün sorumlu olması haksızlık olacaktır. Eğer bir marka sadece ürünleri ve hizmetleriyle değil, aynı zamanda çağrı merkezi, satış ve satış sonrası hizmetleriyle farklı noktalarda müşterileriyle buluşuyorsa pazarlama işi şirkette herkesin işi olmalıdır. Şirketin var oluş nedeninin müşterilere hizmet etmek olduğunu bütün çalışanların anlaması gerekir.</p>
<p>Bugünün bolluk ve rekabet ortamında ayakta kalmak isteyen şirketlerin mutlaka bir &#8220;hizmet kültürü&#8221; yaratmaları ve bunun sorumluluğunu da şirketin bütün fonksiyonlarına vermeleri gerekiyor.</p>
<p>Bunun yanısıra her şirketin çeşitli gruplara (segmentlere) ayırdığı, adına “hedef kitle” dediği müşterilerin (tüketicilerinin) aslında birer insan olduğunun bilincine varması gerekiyor. Bu insanların her birinin kendi kimliklerini oluşturmak için çaba gösterdiğini ve hayatta bir anlam peşinde koştuğunu bütün şiketlerin fark etmesi gerekiyor.</p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada eğer markalar kendilerine sadık müşteriler yaratmak istiyorlarsa müşterilerin mantıksal ve duygusal ihtiyaçlarının yanı sıra “manevi” (dinsel değil) ihtiyaçlarını da dikkate almaları gerekiyor. Daha önceki yazılarımda anlatmaya çalıştığım gibi, tükeciler gözünde her markanın bir anlamı vardır ve tüketiciler markayı kullanırken aslında bu anlamı tüketirler. Bu sebeple her marka müşterisinin (tüketicisinin) yaratmak istediği kimliğin bir parçası olur.  Marka tüketiciyle birlikte yaratılan bir anlamdır.</p>
<p>Yakın zamana kadar pazarlamada hizmetten bahsedildiği zaman, otelcilik, havayolu işletmeciliği, mağazacılık gibi iş kolları anlaşılıyordu. En çok da satış sonrası hizmet  yani şirketlerin satış sonrası bir problem olduğunda devreye giren müşteri ilişkileri departmanın faaliyetleri akla gelirdi. Hizmet, ek maliyet ve masraf kapısı olarak görülürdü.</p>
<p>Son yıllarda artan rekabet, artan müşteri bilinci ve müşterilerin fiyat duyarlılığı hizmet kavramını çok önemli bir rekabet unsuru haline getirdi. Hizmet derken lüks hizmetleri kast etmiyorum. En gündelik alışverişlerde bile müşteriler artık “insan yerine konulmak” istiyorlar.</p>
<p>Markaların verdikleri sözleri tutmaları, bir sorun olduğu zaman müşteriyi ciddiye alıp çözüm getirmeleri gibi &#8220;adil alışverişin&#8221; gereklerini yerine getirmeleri gerekiyor. Ama bir çok marka yaptığı reklama ve onca iletişime rağmen kritik anlarda tavrını müşteriden yana kullanmama basiretsizliğini gösteriyor.</p>
<p>Pazarlama “ürün merkezli” olmaktan (Pazarlama 1.0), “müşteri merkezli “ (Pazarlama 2.0) ve sonra da “insan merkezli” (Pazarlama 3.0) olmaya doğru evrildikçe hizmet, her şirket için olmazsa olmaz bir anlayış haline geldi.</p>
<p>Bugün yaptığımız iş ne olursa olsun asıl işimizin “hizmet” olduğunu hepimiz kabul etmeliyiz.</p>
<p>İnsana hizmet değer odaklı pazarlamanın özüdür. Daha da ötesi marka yönetmenin aslında bir anlam yönetimi anlayışı olduğu günümüzde, bu anlamı yaratmanın en önemli adımı işimizi samimi ve içten bir şekilde bir “hizmet etme” işi olarak görmektir. Tüketicinin arkasındaki insanı görmek, onun hayattaki anlam arayışını (maneviyat) anlamak ve bu anlam arayışının bir parçası olmak, aslında tüm markaları bir üründen öte, insana verilen hizmetin üreticisi haline getirir.</p>
<p>Kotler “Bir şirketin ilişki sermayesi, müşterileri, çalışanları ve tedarikçileriyle arasında oluşmuş güvenin toplamıdır. Bu ilişkiler çoğu zaman şirketin fiziki varlıklarından çok daha değerlidir. İlişkiler, şirketin gelecek değerini belirler.” der.</p>
<p>Yazının devamı için <span style="color: #000000;"><a href="http://www.temelaksoy.com/yazilar/marketing/Pazarlamanin-Ozu-Insana-Hizmettir.aspx" target="_blank"><span style="color: #000000;">tıklayınız.</span></a></span></p>
<p>Temel Aksoy</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/pazarlamanin-ozu-insana-hizmettir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/pazarlama5-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/pazarlama5.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">pazarlama5</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/pazarlama5-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çalışanlar ‘Ofis’e Veda Ediyor</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/calisanlar-%e2%80%98ofis%e2%80%99e-veda-ediyor/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/calisanlar-%e2%80%98ofis%e2%80%99e-veda-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 07:54:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışanlar ‘Ofis’e Veda Ediyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13280</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Laptop, tablet bilgisayar ve akıllı telefonlar gibi taşınabilir cihazlar tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirdiği gibi patronları da değiştirmeye başladı. Son yapılan araştırmalara göre artık çalışanlar artan oranda ofise veda ederek ‘mobil çalışma’ya yöneliyor. IDC araştırma şirketinin son hazırladığı rapora göre 2015’te yaklaşık 1.3 milyar kişi mobil olarak çalışmaya başlayacak. Bu rakam o yıl dünyadaki tahmini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/calisanlar-%e2%80%98ofis%e2%80%99e-veda-ediyor/mobilework/" rel="attachment wp-att-13281"><img class="alignnone size-full wp-image-13281" title="MobileWork" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/MobileWork.jpg" alt="" width="560" height="371" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Laptop, tablet bilgisayar ve akıllı telefonlar gibi taşınabilir cihazlar tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirdiği gibi patronları da değiştirmeye başladı. Son yapılan araştırmalara göre artık çalışanlar artan oranda ofise veda ederek ‘mobil çalışma’ya yöneliyor.</p>
<p>IDC araştırma şirketinin son hazırladığı rapora göre 2015’te yaklaşık 1.3 milyar kişi mobil olarak çalışmaya başlayacak. Bu rakam o yıl dünyadaki tahmini toplam çalışan işgücünün yüzde 37.2’sine eşit.  Rakamlar, gelecekte patronların nasıl çalışan modeli istediğini açıklıyor. Ancak bunun altında başka bir neden de yatıyor. Patronlar, mobil olarak çalışanları tercih ederek tasarruf edeceklerini düşünüyor.</p>
<p>Yapılan araştırma, en çok mobil çalışanın Asya-Pasifik bölgesinde olacağını öngörüyor. 2010 itibariyle  Asya-Pasifik bölgesinde 237 milyon mobil çalışan bulunuyordu. Bu rakamın 2015’te 838 milyona ulaşması bekleniyor. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’da ise mobil çalışanların 58 milyon kişi olduğu açıklanan araştırmada, 2015’te bu rakamın 244 milyona ulaşacağı öngörülüyor.</p>
<p>Araştırmada 2020 yılında mobil olarak çalışanların toplam mobil çalışanların yarısına denk geleceği de iddia ediliyor.</p>
<p>webrazzi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/calisanlar-%e2%80%98ofis%e2%80%99e-veda-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/MobileWork-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/MobileWork.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MobileWork</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/MobileWork-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>5000&#8242;den Fazla Patent Alan İlk Şirket IBM</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/5000den-fazla-patent-alan-ilk-sirket-ibm/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/5000den-fazla-patent-alan-ilk-sirket-ibm/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[5000'den Fazla Patent Alan İlk Şirket IBM]]></category>
		<category><![CDATA[ibm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13253</guid>
		<description><![CDATA[&#160; IBM 2011’de yine patent şampiyonu! ABD Patent Listesi’nde 19. kez rakiplerini ezip geçen IBM, ABD Patent Listesi’nde birinci sıraya yerleşti. Geçtiğimiz yıl bir rekor 5,896 patent alarak bir yılda 5,000’den fazla patent alan ilk şirket unvanını kazanan IBM, 2011 yılında da 6,180 patent alarak yeni bir rekora imza attı. Geçtiğimiz Cuma IBM, üst üste [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/5000den-fazla-patent-alan-ilk-sirket-ibm/ibm-2-2/" rel="attachment wp-att-13254"><img class="alignnone size-full wp-image-13254" title="ibm 2" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ibm-2.jpg" alt="" width="560" height="420" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>IBM 2011’de yine patent şampiyonu! ABD Patent Listesi’nde 19. kez rakiplerini ezip geçen IBM, ABD Patent Listesi’nde birinci sıraya yerleşti.<br />
Geçtiğimiz yıl bir rekor 5,896 patent alarak bir yılda 5,000’den fazla patent alan ilk şirket unvanını kazanan IBM, 2011 yılında da 6,180 patent alarak yeni bir rekora imza attı.<br />
Geçtiğimiz Cuma IBM, üst üste 19. kez ABD patent listesinde lider olarak, “En fazla patent kazanan şirket” oldu. IBM mucitleri, 2011 yılında 6,180 patent alarak rakipleriyle arasını bir hayli açarak yine bir rekora imza attı.<br />
2011 yılında IBM’in aldığı 6,000’in üzerindeki patent, şirketin sunduğu ürünlerine ve hizmetlere ek değerler ve inovasyon sağlayan bir dizi buluşu temsil ediyor. Bu buluşlar perakende, bankacılık, sağlık hizmetleri, ulaştırma ve diğer sektörler için akıllı çözümler sunmak dahil olmak üzere; akıllı ticaret, alışveriş, tıp, ulaştırma ve diğer pek çok sektör için yeni nesil daha bilişsel, akıllı ve öngörüye dayalı sistemleri, süreçleri ve altyapıları desteklemek için hazırlanan ve geniş bir yelpazeye uzanan bilgi işlem teknolojilerini de kapsıyor.</p>
<p>2011 ABD Patent Liderleri Listesi<br />
1 IBM 6,180<br />
2 Samsung 4,894<br />
3 Canon 2,821<br />
4 Panasonic 2,559<br />
5 Toshiba 2,483<br />
6 Microsoft 2,311<br />
7 Sony 2,286<br />
8 Seiko Epson 1,533<br />
9 Hon Hai 1,514<br />
10 Hitachi 1,465</p>
<p>reklamazzi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/5000den-fazla-patent-alan-ilk-sirket-ibm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ibm-2-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ibm-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ibm 2</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ibm-2-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>CEO’ların Tercihi Linkedin Oldu</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/ceo%e2%80%99larin-tercihi-linkedin-oldu/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/ceo%e2%80%99larin-tercihi-linkedin-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:20:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[CEO’ların Tercihi Linkedin Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Hugent]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13236</guid>
		<description><![CDATA[&#160; İnsan kaynakları şirketi Hugent, Türkiye’deki 100 CEO ile sosyal medya üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmada CEO’lara sosyal medya kullanım sıklıkları ve hangi sosyal medya sitelerinde üyeliklerinin olduğu soruldu. İnsan kaynakları şirketi Hugent, Türkiye’deki 100 CEO ile sosyal medya üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmada CEO’lara sosyal medya kullanım sıklıkları ve hangi sosyal medya sitelerinde üyeliklerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/ceo%e2%80%99larin-tercihi-linkedin-oldu/ceo-3-3/" rel="attachment wp-att-13237"><img class="alignnone size-full wp-image-13237" title="ceo 3" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ceo-3.jpg" alt="" width="560" height="372" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnsan kaynakları şirketi Hugent, Türkiye’deki 100 CEO ile sosyal medya üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmada CEO’lara sosyal medya kullanım sıklıkları ve hangi sosyal medya sitelerinde üyeliklerinin olduğu soruldu.<br />
İnsan kaynakları şirketi Hugent, Türkiye’deki 100 CEO ile sosyal medya üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmada CEO’lara sosyal medya kullanım sıklıkları ve hangi sosyal medya sitelerinde üyeliklerinin olduğu soruldu. Sonuçlara bakıldığında CEO’ların yüzde 45’i sosyal medyayı yoğun olarak kullanıyor. En çok yer aldıkları site ise yüzde 83 ile LinkedIn.</p>
<p>İK şirketi Hugent, Türkiye’deki CEO’ların sosyal medya kullanımını araştırdı. Türkiye’de faaliyet gösteren ve 100 markanın CEO’su ile yapılan araştırmaya göre CEO’ların yüzde 90’ı sosyal medyayla iç içeyken yüzde 10’u kullanmamayı tercih ediyor. Kullanım sıklığı konusunda Facebook’un önüne geçen Linkedin, CEO’ların yüzde 83’lük oranla en fazla tercih ettiği sosyal medya sitesi oldu.<br />
Yapılan bu anket çalışmasında CEO’lara, sosyal medya kullanım sıklıkları ve hangi sosyal medya sitelerinde üyeliklerinin olduğu soruldu. Buna göre, CEO’ların sosyal medyayı<br />
* yüzde 76 oranında yoğun ve orta düzeyde kullandıkları,<br />
* yüzde 14 oranında vakit buldukça kullandıkları,<br />
* yüzde 10 oranında ise hiç kullanmadıkları ortaya çıktı.</p>
<p>Facebook’un CEO üyelik oranı yüzde 77’de kalırken, Linkedin kullanımının yüzde 83’lük olduğu belirlendi. Twitter’da üyeliği bulunan CEO oranı ise yüzde 48’de. Araştırmada CEO’lara, bulundukları şirketin kurumsal Facebook, Twitter ve Linkedin hesaplarının olup olmadığı da soruldu. Kişisel sosyal medya kullanımının daha fazla olduğu ortaya çıkan bu araştırmada şirketlerin kurumsal sosyal medya kullanımının ise yarı yarıya olduğu anlaşıldı. Araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 52’sinin kurumsal Facebook hesabı bulunurken yüzde 48’inin ihtiyaç duymadığı belirlendi. Şirketlerin, yüzde 51 oranında Linkedin hesabı ve yüzde 40 oranında ise Twitter hesabı yönettiği görüldü. Linkedin üyeliğine ihtiyaç duymayan şirket oranı yüzde 49’da kalırken, kurumsal Twitter üyeliği olmayan şirket oranı ise yüzde 60.<br />
SHR Grup CEO’su ve Hugent Yönetici Ortağı Barış Özistek: “Araştırmaya göre CEO’ların yüzde 83’lük oranla Linkedin’de olmasının sebebi o sosyal paylaşım sitesinin diğerlerine nazaran daha fazla iş odaklı bir duruşunun olması diyebiliriz” dedi.</p>
<p>İş arıyorum demeden cv paylaşıyorsunuz<br />
Hugent Satış Direktörü Çağlan Ünal Üzümcü, yurtdışında sosyal medyadan takip edilebilecek CEO sayısının çok yüksek olduğunu hatta profesyonel olarak sosyal medya yönetiminin outsource edildiğini söylüyor: “Sosyal medya kullanımının Türkiye’deki tarihi ve kullanımı oldukça yeni, dolayısıyla iş dünyasında 25-40 yaş grubunda kullanım oldukça yaygınken, çok ihtiyaç da duyulmuyorsa özellikle 50 yaş ve üzerinde öğrenilmesi gereken yeni bir olgu ve tercih edilmeyebiliyor. Türkiye’de özellikle önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu tabloda ciddi farklar olacağını düşünüyorum. Şu an sosyal medyayı oldukça yaygın kullanan yaş grubunun bir kısmı 10 yıl içinde CEO olabilecek grupta, bu da kullanım oranlarını ciddi oranda değiştirecek.”</p>
<p>Linkedin’in diğer sosyal paylaşım araçlarına göre daha kurumsal ve ciddi bir imajı olduğunu belirten Üzümcü, paylaşılan bilgilerin ve tartışmaların profesyonel düzeyde ve iş odaklı olmasının, sitedeki gizlilik ve sınırlamaların üst seviyede olmasının yöneticileri rahattığını söylüyor ve ekliyor: “Bizim gibi danışmanlık firmaları ve İK departmanları için de uzman aday bulmak için iyi bir yöntem. Yöneticiler için farklı bir anlamı daha var. İş arıyorum demeden CV’nizi paylaşmanın çok iyi bir yolu. Sadece CEO’lar değil artık yöneticiler de iş ararken kariyer siteleri üzerinden başvuru yapmaktan imtina ediyor. Linkedin’e CV’nizi koyup, headhunter’lardan gelecek tekliflere açık olabilirsiniz.” Çalışanların sosyal medyada olması bir taraftan günü takip etmeleri, ayak uydurmaları demek ve istenen bir şey ama diğer taraftan sosyal ağlara girmenin yasak olduğu birçok şirket de var. Aşırı kullanıldığında verimsizlik yarattığı da bir gerçek. Çalışanın iş akışını etkilemeyecek şekilde kendini dengelemesi, şirketin de hem çalışanın sosyal paylaşımda bulunması hem de yasak getirmeden uygulamalar olabileceğini göstermesi lazım. Üzümcü kurumsal kullanımın burada daha da önem kazandığını düşünüyor. Şirket hesapları üzerinden giden üyelikler ve kullanım, çalışanın hem sektörel hem de iş bazında sosyal paylaşımda bulunmasını sağlıyor.</p>
<p>Sosyal Medya Kullanım Sıklığı:<br />
Yüzde 45 yoğun olarak kullanıyor.<br />
Yüzde 31 orta düzeyde kullanıyor.<br />
Yüzde 14 vakit buldukça kullanıyor.<br />
Yüzde 10 kullanmıyor.<br />
Linkedln&#8217;e üye olanların oranı yüzde 83<br />
Yüzde 77&#8242;sinin kişisel facebook hesabı var.<br />
Yüzde 48&#8242;inin kişisel twitter hesabı var.</p>
<p>Zeynep MENGİ<br />
Hürriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/ceo%e2%80%99larin-tercihi-linkedin-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ceo-3-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ceo-3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ceo 3</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/ceo-3-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ofis Arkadaşınız Nasıl Giyiniyor?</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/ofis-arkadasiniz-nasil-giyiniyor/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/ofis-arkadasiniz-nasil-giyiniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 09:18:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[İŞ'in Püf Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Ofis Arkadaşınız Nasıl Giyiniyor?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13231</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Birlikte çalıştığınız kişinin giyiminden rahatsız mısınız? Kıyafetinin kurumunuza uygun olmadığını mı düşünüyorsunuz? Birlikte çalıştığınız kişinin giyiminden rahatsız mısınız? Kılık kıyafetinin kurum kültürüne uygun olmadığını mı düşünüyorsunuz? Peki böyle durumlarda ne yapmalı, söylemeli mi söylememeli mi? Söylenecekse nasıl ve ne şekilde söylenmeli? İşte size birkaç ipucu. 1. Söylemeniz şart mı? Eğer kılık kıyafetinden rahatsız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/ofis-arkadasiniz-nasil-giyiniyor/hor-3/" rel="attachment wp-att-13232"><img class="alignnone size-full wp-image-13232" title="hor 3" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/hor-3.jpg" alt="" width="560" height="343" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birlikte çalıştığınız kişinin giyiminden rahatsız mısınız? Kıyafetinin kurumunuza uygun olmadığını mı düşünüyorsunuz?<br />
Birlikte çalıştığınız kişinin giyiminden rahatsız mısınız? Kılık kıyafetinin kurum kültürüne uygun olmadığını mı düşünüyorsunuz? Peki böyle durumlarda ne yapmalı,<br />
söylemeli mi söylememeli mi? Söylenecekse nasıl ve ne şekilde söylenmeli? İşte size birkaç ipucu.<br />
1. Söylemeniz şart mı?<br />
Eğer kılık kıyafetinden rahatsız olduğunuz kişi şirketin kurumsal kimliğine uygun giyinmiyorsa veya kullandığı parfüm bütün gün başınızın ağrımasına<br />
neden oluyorsa o zaman endişe etmeniz gerekebilir. Yöneticilerin bu aşamada sormaları gereken soru şu: Bu kişi giyimiyle başkalarının dikkatini dağıtıyor mu<br />
veya müşteriyi rencide ediyor mu? Çalışanlarınız veya iş arkadaşlarınız aşağıdaki maddelere uyuyorsa onları uyarma konusunda bir düşünün.<br />
* Ofis çalışanlarını veya diğer kişileri rahatsız edecek kadar güçlü bir vücut kokusu varsa,<br />
* İş arkadaşlarını hapşırtacak kadar yoğun bir parfüm kullanıyorsa,<br />
*  Çok kısa etek, elbise giyiyorsa,<br />
* Kurumsal kimlikle örtüşmeyen logolu kıyafetler giyiyorsa (mesela rakip firmanın logosunu taşıyan kıyafetler)<br />
Not: Eğer siz bir erkekseniz ve problem yaşadığınız kişi bir kadınsa, uyarmak için başka bir kadından yardım isteyin.</p>
<p>2. Bu insanı ne kadar tanıyorsunuz?<br />
Eğer bu durum sizi çok rahatsız etmiyorsa veya kişi çok yakınınız değilse riske girmemekte fayda var. İş aslında tamamen ilişki üzerine kurulu. Uzmanlar<br />
iyi tanımadığınız kişilerin kılık kıyafeti için kendilerine yorumda bulunulmaması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>3. Amaç yardım etmek küçük düşürmek değil<br />
Eğer mutlaka söylemeniz gerekiyorsa amacınızın yardım etmek olduğunu unutmayın. Konu çok hassas bir konu. Kimse giyimi veya kokusu nedeniyle yargılanmaktan hoşlanmaz. Bu nedenle kendini küçük düşmüş gibi hissetmemesi gerekli. Mümkün olduğu kadar yumuşak bir şekilde anlatmaya<br />
çalışın, karşınızdaki kişiyi kırmamaya dikkat edin.</p>
<p>4. Kullandığınız kelimelere dikkat edin<br />
Kullanacağınız kelimeleri iyi seçin. Berbat, rahatsız gibi kelimeleri kullanmamaya özen gösterin. Bunu yaparken komik olmaya da çalışmayın. Muhtemelen o kişi buna hiç gülmeyecektir.</p>
<p>Hürriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/ofis-arkadasiniz-nasil-giyiniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/hor-3-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/hor-3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">hor 3</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/hor-3-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir Türk Markası Avrupa&#8217;ya Kafa Tutuyor!</title>
		<link>http://www.businews.eu/2012/01/bir-turk-markasi-avrupaya-kafa-tutuyor/</link>
		<comments>http://www.businews.eu/2012/01/bir-turk-markasi-avrupaya-kafa-tutuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 11:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>edit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Casper]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.businews.eu/?p=13225</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; 2010 yılında dünyanın en iyi bilgisayar üreticisi ödülünü alan Casper, yenilenme yılı ilan ettiği 2011&#8242;de markasına 3 milyon dolarlık yatırım yaptı. 20. yılında kurumsal kimliğinde önemli değişikler yapan Casper, markasını, logosundan sloganına kadar birçok alanda yeniledi. Casper&#8217;ı ve bu değişim sürecini hep birlikte izleyelim. Tıklayınız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.businews.eu/2012/01/bir-turk-markasi-avrupaya-kafa-tutuyor/casper-4/" rel="attachment wp-att-13226"><img class="alignnone size-full wp-image-13226" title="casper 4" src="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/casper-4.jpg" alt="" width="560" height="173" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2010 yılında dünyanın en iyi bilgisayar üreticisi ödülünü alan Casper, yenilenme yılı ilan ettiği 2011&#8242;de markasına 3 milyon dolarlık yatırım yaptı. 20. yılında kurumsal kimliğinde önemli değişikler yapan Casper, markasını, logosundan sloganına kadar birçok alanda yeniledi. Casper&#8217;ı ve bu değişim sürecini hep birlikte izleyelim.</p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.marketingturkiye.com/yeni/Haberler/NewsDetailed.aspx?id=23875" target="_blank"><span style="color: #000000;">Tıklayınız. </span></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.businews.eu/2012/01/bir-turk-markasi-avrupaya-kafa-tutuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/casper-4-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/casper-4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">casper 4</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.businews.eu/wp-content/uploads/2012/01/casper-4-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
