Arşiv | İŞ’in Püf Noktası

Diploma ‘İşsiz’ Olmak İçindir

Diploma ‘İşsiz’ Olmak İçindir

Bugünlerde birçok üniversite öğrencisi mezun olmanın haklı sevincini yaşıyor. Kep atma töreni, ardından mezuniyet balosu derken Temmuz’a kadar hareketli ve eğlenceli günleri geride bırakıyorlar. Sonrasında ortalık duruluyor, herkes kendi köşesine çekiliyor ve iş ciddiye biniyor. Akıllardaki soru şu: “Peki şimdi sırada ne var?

Birçok yeni mezun hemen, güncellenmiş özgeçmişleriyle iş ararken bazıları da tatile odaklanmış durumdalar. Bir kısım yeni mezun da şimdiden geleceğin onlar için neyi getireceğini kestiremediklerinden büyük bir boşluğun içerisindeler. Çevrenizde varsa eğer “okulumu özledim”, “çok sıkılıyorum” diyen yeni mezunlar görebilirsiniz. Mezuniyet bir anda gelmiş gibi gözükür ve siz de bir anda yeni mezun olarak değil artık bir “işsiz” olarak anılabilirsiniz.

Eğer mezun olmadan oluşturduğunuz, mezuniyet sonrasını kapsayan net bir planınız yoksa sizin öncelikle güzel bir tatil yapmanız doğru olabilir. Mezun olur olmaz iş arama telaşına girişmek kariyenizin ilk adımını atarken yanlış kararlar vermenize neden olabilir. Tatilde hem dinlenir hem geleceğiniz hakkında düşünme fırsatı elde etmiş olursunuz. Mezun olmadan, mezuniyet sonrasına iş veya staj ayarlayamamış yeni mezunlar için öncelik kısa da olsa tatil yapmak olmalıdır. Hak ettiniz öyle değil mi? (:

Üniversite öğrencilerinin hedefi tek başına mezun olmak (okulu uzatmamak) olmamalıdır. Öğrencilik hayatı boyunca tek başına derslerine yoğunlaşıp “sağ sağlim mezun olalım, gerisine bakarız” düşüncesi ile hareket edenler her geçen gün mezuniyete değil aslında işsizliğe yaklaşmış olurlar. Bugün elbette okulunu başarılı ortalamalarla bitirmek takdir edilesi bir durumdur ama bunun yanında üniversite öğrencisi geleceğini de planlamalı ve ona göre kendini yetiştirmelidir. Kimse size mezuniyet belgenizi görüp iş vermeyecek!

Tuğla döşeyen üç adam varmış. İlkine sormuşlar: “Ne yapıyorsun?” diye, cevap vermiş: “Tuğla döşüyorum”. İkincisine sormuşlar “Ne için çalışıyorsun?” adam: “Günlük beş dolar için” demiş ve üçüncü adama sormuşlar: “Peki sen?” ”Ben bu binayı inşa etmelerine yardımcı oluyorum” demiş adam. Peki sen hangisisin? (Charles M. Schwab)

Günümüzde artık mezun olduktan sonra iş aramak bir adım geriden gelmektir. Çalışmak istediğiniz sektör veya şirket için mücadele mezun olduktan sonra değil, üniversitede okurken başlıyor. Şunu bilmelisiniz ki istediğiniz şirket ve departmanda işe girmek için önünüzdeki engel mezun olmamış olmanız asla olmayacak!

Üniversite eğitimi boyunca kendini çeşittli stajlarla geliştiren, mesleki ve kültürel birikimini okuduğu dergiler ve makalelerle süsleyen, katıldığı etkinliklerle, tanıştığı insanlarla her geçen gün yeni şeyler öğrenmeyi bilen, araştırmacı ve girişken özelliklerini geliştiren kısaca her yıl kendisine yeni bir nitelik eklemeyi başaran üniversite öğrencisi mezun olmadan mezuniyet sonrasını da planlayabilecek duruma gelmiş olacaktır.

Nasılsa bir gün olacağına emin olduğunuz birşeye odaklanmak yerine (mezuniyet), yapmak istediğiniz şeyleri hayal ederek, varmak istediğiniz yolu her gece rüyanızda görerek kısaca uzun vadeli düşünerek kendinize büyük hedefler edinin. “Hepimiz aynı çukurun içindeyiz ancak kimileri gözünü yıldızlara dikmiş.” (Oscar Wilde) Yıldızlara odaklanırken bulutları ve gökyüzünü de düşünmek zorundasınız. Önünüzde başarmak istediğiniz bir hedef varken 2. ve 3. hedefinizi çoktan planlamış durumda olmak, karşılaşabileceğiniz fırsatları kaçırmamanızı sağlayacaktır.

Üniversite 1. sınıf sonunda dahi yaz stajıı yapmaya başlayın. 20 iş günlük bir staj bile mezun olduktan sonrası için size yol gösterici fikirler edinmenizi sağlayacaktır. Ne istemediğinizi bile öğretmesi küçümsenemez bir katkıdır. Genelde zorunlu stajı olan bölümlerde öğrenciler zorunluluktan staj defteri doldurur, zorunluluktan staj yapar. Mezun olmadan öğrenmeniz gereken şey staj yapmayı sevmektir. Derslere girmeyi sevmeseniz de olur! Staj mezun olduktan sonra karşılaşacağınız “deneyim” sorusuna verebileceğiniz en güzel cevap olacak, ihmal etmeyin.

Üniversite yılları, bir bebeğin gelişimi için altın çağ olan ilk 6 ay ve alınması gerekli olan anne sütü değerinde bir dönemdir. Kariyeriniz için mutlaka atlanamaz bir evredir ve yapmanız gereken kendiniz için doğru ‘anne sütünü’ bulmak.

Kariyerinizin ilk adımını atarken ise gerçekten olmak istediğiniz ve sizi mutlu edecek kararları vermelisiniz. 5 dolara tuğla mı dizeceksiniz, yoksa büyük bir bina mı inşa edeceksiniz? Hepsi kendinizi daha iyi tanımak zorunda olduğunuz tatil günlerinden sonra belli olacak..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf Noktası2 Yorum

Davranışı Değiştir, Sonucu Değiştir !

Davranışı Değiştir, Sonucu Değiştir !

Davranış; düşünce, duygu, tutum ve inanç toplamının sonucu olan eylemdir. Sonuç ise, ulaşmak istediğinizdir.

Günümüz dünyası, ancak toplumsal standartların üstüne çıkabilmiş bireylere cömertliğini sunuyor. İşimizde ve özel hayatımızda elde etiğimiz başarılar, başarılı kalmamıza yeterli olmuyor. Çünkü içinde bulunduğumuz dünya hızlı değişim süreci içerisinde ve bize hiç tanımadığımız problemler sunuyor…

Bugün karşılaştığımız problemler dün çözümlediklerimize benzemiyor. Geçmişte öğrendiklerimizle bugün istediğimiz sonuca ulaşamıyoruz. Artık deneme-yanılma yöntemini uygulayacak kadar ne imkanımız ne de zamanımız var. Bugünün hızlı iş yaşamın içinde daha pratik, daha etkili, daha ‘uygun’ yollar arıyoruz! İşte bu sebepten dolayı iş ve özel hayatımızda profesyonel desteğe ihtiyaç duyabiliyoruz.

Peki nerede bu profesyonel destek? Ruhumuz sıkışıyor; peki ruh bilimi olan psikoloji içinde, bizim için birşey var mı ? “Bir birey olarak nasıl daha doyumlu ve etkili olabilirim ” sorusunun yanıtını bulma yolunda yalnız mıyız ?

19. yy’da tıptan ayrılıp kendi başına bir bilim olarak ortaya çıkan psikolojinin üç misyonu vardı: zihinsel rahatsızlıkları iyileştirmek, kişilerin yaşamlarını daha dolu ve mutlu yaşamalarını sağlamak ve yeteneklerinin, güçlü yönlerinin farkına varmalarını sağlamak.

Psikolojinin temel misyonlarından biri olan  ”Bir birey olarak nasıl daha mutlu olabilirim ” sorusunun yanıtı, ancak 80’li yıllardan itibaren ele alınmaya başlandı. ‘Koçluk’, insan davranışının getirdiği sorunların ve çatışmaların bilimsel metotlar kullanılarak çözülmesine yardımcı olan bir bilim dalı olarak benimsenmeye başlandı.

Koçluk felsefesinin temelinde, hümanist psikoloji yaklaşımının katkıları vardır. Hümanistik yaklaşım, insan doğasının olumlu olarak değerlendirilmesini ve ‘kendini gerçekleştirme isteği’ kavramını gündeme getirmiştir. Ancak ‘kendini gerçekleştirme isteği’ çevreden bağımsız, tamamen içten gelen otomatik bir güdü olmayıp, ortaya çıkabilmesi için uygun koşulların oluşması gerekmektedir. Bu koşullar başkalarının kişi ile ilişkilerinde-iletişiminde ortaya koydukları davranışlardan oluşmaktadır.

21′inci yüzyılda profesyonel koçluk, davranışçı psikoloji biliminin temelleri üzerinde yükselerek günümüzün iş dünyası dinamiklerine uyarlanmaktadır. Davranışçı koçluk süreci, davranışların değerlendirilmesi yoluyla içgörüye, oradan da arzu edilen yeni davranışlara ve sonuçlara uzanan bir yolculuktur. ‘Sonuç’ ise, bugünün hızlı dünyasında daha uyumlu ve doyumlu yaşamamız için arzuladığımız pek çok farklı gelişim hedefi olabilir; kendini ifade tarzı, stres yönetimi, iş ve özel hayatta uyum, etkin liderlik, gelecek ve vizyon belirleme taktikleri, ikna kabiliyeti, bireysel ve kurumsal hedeflere ulaşırken iş ve özel hayatta bireysel mutluluk, kişisel gelişim ve değişim gibi…

Davranışçı Koçluk süreci temelde, kişinin bugününü olumsuz etkileyen ya da gelecekte ulaşmak istediği hedefe varmasını engelleyen düşünce , duygu ve davranışlarının farkındalığına ulaşmasını ve eylemlerinin geribildirimi rehberliğinde değiştirmesini hedefler.

Kişinin, koça başvurduğu dönemdeki hedeflerinden yola çıkar, belirlenen stratejiler doğrultusunda aksiyon planları oluşturulur . Ve bu aksiyon planları ‘ev ödevleri’ olarak verilir. Koçluk süreci boyunca danışan , eylem planları doğrultusunda adım adım hedefe doğru ilerlerken , ortaya çıkan düşünceler  ve duygular incelenir; olumsuz veya gerçek dışı alışkanlıkları saf dışı bırakma üzerine odaklanır.

Kendimizi sıkışıp kalmış hissettiğimizde yaşam zordur. Ve tam da bu nedenle, basit olanı kaçırıveririz… İçinde bulunduğumuz durumu ve nerede takıldığımızı farketmek, hareketi başlatır.

Bu büyük hareket için bir adım atın bugün… Koçluk uygulamalarına başlarken kullanılan Yaşam Denge Çemberini inceleyin… Çember içindeki her yaşam alanınız ile ilgili kendinize bir skor belirleyin. En yüksek skor olan 10 derecesi, o alanda idealinizdeki yaşam vizyonunuz ile ilgilidir. Her alanda, arzu ettiğiniz yaşam şekline ne kadar yakınsınız? Derecelendirdiğiniz hangi sonucu değiştirmek istiyorsunuz ?

Selin Sertel

Kurucu – Avatar Eğitim Danışmanlık ve Koçluk

Kategori Haberler, İŞ'in Püf Noktası0 Yorum

2010 Mezunları İçin İşe Girme Önerileri

2010 Mezunları İçin İşe Girme Önerileri

2010 mezunları için, esneklik ve ısrarcılık, başlangıç seviyesindeki işlere kabul edilmelerinde anahtar rol oynayacak!

Monster’ın yeni mezunlar ve firmalar arasında yaptığı araştırma sonuçlarına göre: 2010 mezunları, daha uzun süre iş aramaya, düşük başlangıç maaşlarına ve belkide eğitim aldıkları alanların dışında çalışmaya hazırlıklı olmalılar!

Türkiye’de www.monster.com.tr sitesiyle hizmet veren yetenek kaynağı Monster’ın üniversite öğrencileri arasında yaptığı araştırmaya göre:

Mezun olmaya hazırlanan öğrencilerin %93’ü mevcut ekonomik koşullar nedeniyle iş bulmanın onlar için daha uzun zaman alacağını, öğrencilerin %32’si başlangıç maaşı olarak aylık net 1000-2000 TL arası kazanacaklarını, %49’u ise kendi alanlarının dışında çalışacaklarını düşünüyor.

İşveren firmalar arasında yapılan araştırma sonuçlarına göre ise , 2009 yılında firmaların %54’ünün yeni mezunları işe almayı planlarken bu yıl, bu oranın %46’ya düştüğünü gösteriyor. Yeni mezunları işe almayı planlayan bu firmaların %60’ı geçen sene ile aynı sayıda mezun işe almayı planlarken, geçen seneden %11’lik bir artışla %16’sıdaha fazla mezun işe alacaklarını belirttiler.

Monster’ın araştırmasına göre, firmalar %36’sı  yeni mezunları işe alırken karakter özelliklerine, %34’ü staj ve iş deneyimlerine, %20’si eğitim altyapılarına önem verdiklerini belirtiyor.

Türkiye’de işsizlik oranı halen yüksek de olsa, uzmanlar 2010 mezunlarının esnek davranarak ve ısrarcı olarak başlangıç düzeyindeki işleri kabul etmeleri gerektiğini söylüyor.

İş Bulmak İçin En İyi Yollar

Üniversitelilerin %78’i sahip olduğunuz bağlantıların en iyi iş bulma taktiği olduğunu düşünüyor.

Araştırmaya katılan Üniversite Kariyer Merkezi yetkilileri; insanları insanların işe aldığını, bu yüzden bilgisayarınızın başından kalkıp kampüsünüzdeki etkinliklerin, kariyer fuarlarının, firma tanıtım seminerlerinin ve öğrenci grupları ile akademik departmanlar tarafından düzenlenen organizasyonların fırsatlarını değerlendirmenizi öneriyor.

Sosyal Medyanın Önemi Artıyor

İş arayanların %38’inin, işveren firmaların ise işe alım değerlendirmelerinde %42’sinin sosyal medyayı kullanması, sosyal medyanın öneminin son yıllarda büyük oranda arttığını gösteriyor. Eski araştırmalarda iş arayanların %15’i, firmaların ise %21’ i sosyal medyadan faydalandıklarını belirtmişti. Yani bu da demek oluyor ki sosyal medyanın önemi geçtiğimiz yıllara göre ikiye katlandı.

Üniversite Kariyer Gelişim birimlerinin yetkilileri, sosyal medyanın geleneksel iş arama yöntemlerinin tamamlayıcısı olarak önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Bilgi toplamak, fırsatlara bakmak ve bağlantı kurmak amacıyla sosyal medya sayesinde yeni mezunlar firmaları ve online kariyer sitelerini takip edebilirler.

İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Deniz Yıldırım iş ararken sosyal medya kullanımıyla ilgili: “İş ararken sosyal medya kullanımından yanayım zaten, videolu cv tam benim konum, facebook, twitter, linkedin, bloglar,kariyer siteleri ne denk gelirse.” dedi.

Şu an Youth Republic’te marka yöneticisi olarak çalışan genç profesyonel Elçin Temel işini bir blog sayesinde bulduğunu anlatırken: “İş ararken sosyal medyayı kullanıyorum. Özellikle blogları çok yararlı buluyorum. Şu an çalıştığım işten ajansın kendi blogu sayesinde haberim oldu.” dedi.

Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Erinç Aşçıoğlu iş ararken twitter, linkedin,frienfeed gibi sosyal mecraları aktif olarak kullandığını belirtti. Araştırmaya katılan bir diğer öğrenci katılımcılardan biri de çalışmak istediği şirketin sahibini Facebook’tan bulup mesaj atarak iş başvurusunda bulunduğunu söyledi.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğrencisi Doğukan Güler hayalindeki işi şöyle tanımladı: “hayalimdeki iş kendimden sorumlu olduğum, sürekli kimsenin emrini almadığım iş:)”

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Göktürk Akın ise hayalindeki işi; ”İnsanın kendini rahat hissedebileceği, sosyal ortamı kuvvetli,çok ciddi hiyerarşinin olmadığı, bana değer verildiğini hissettiğim bir iş ortamı hayal ediyorum.”olarak tanımladı.

Araştırmaya katılan üniveriste öğrencileri iş başvurusu yaparken bir ilanın hangi özelliklerinin daha önemli olduğu sorulduğunda, %79 aranan özelliklerin, %78 iş ilanındaki tanımın, %70 lokasyonun ve %60 maaş ve diğer olanakların başvuruyu cazip kıldığını söylediler.

Monster da hem iş arayanların arayış süreçlerini kolaylaştırmak, hem de işverenlerin, kişiler hakkında profesyonel anlamda bilgi edinebilmelerine olanak tanımak ve şirketlerin kurumsal markalarını yeni nesil iletişim kanallarında gösterebilmesine olanak sağlamak amacıyla sosyal medya kanallarını etkin olarak kullanıyor.  Monster’ın Facebook üzerinde pazarlama işleri, sağlık işleri, satış işleri, yurtdışı işleri, bilişim işleri, finans işleri, mühendislik işleri gibi farklı kategorilerde iş ilanlarını duyuran grupları bulunuyor; sektöre özel grupların yanı sıra MT(yönetici adayı), staj gibi belirli pozisyonlara yönelik gruplar da mevcut; aynı zamanda twitter, linkedin, friendfeed gibi kanallar üzerinden de güncel iş fırsatlarını sıcağı sıcağına gençlerle paylaşıyor. Böylece iş arayanlar internette arkadaşları ile sohbet ederken, oyun oynarken, çalışırken, www.monster.com.tr sitesine girmeden de ilgilendikleri alanlardaki iş ilanları ile kolaylıkla buluşabiliyor. Adayların tek yapması gereken bu sosyal mecralarda monstercomtr şeklinde bir arama yapmak ve karşılarına çıkan onlarca gruptan ilgilendikleri alanlardakileri profillerine eklemek. www.monster.com.tr’nin şu an Facebook, Twitter, Friendfeed ve Linkedin olmak üzere 4 ayrı sosyal medya platformunda 80’den fazla grubu bulunmakta. Grup üyeleri, ilgilendikleri alanlarda en güncel ilanları, anında, Facebook,Twitter, Friendfeed, Linkedin anasayfalarından zahmetsizce takip edebiliyorlar ve beğendikleri iş ilanlarına tıklayarak halihazırdaki Word CVlerini 5 dk da kolayca yükleyip o iş ilanına başvurabiliyorlar.

Ufkunuzu Genişletin!

Medya yapımcılığı alanında okuyan  bir öğrenci, televizyon veya film yapımcılığı şirketinde, asistan olarak iş bulmayı umuyor, ancak aynı zamanda realistliği de elden bırakmıyor.  “ Şu anki stajımdaki 25’li yaşlarında olan bazı iş arkadaşlarım stajyer olarak çalışmak zorundalar çünkü başka seçenekleri yok. Abartmadan söylüyorum ki, iş alanında hangi fırsatı yakalarsam onu değerlendiririm.” Medya yapımcılığı öğrencisi, bunun doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor ve ilgilendiğiniz kariyer alanları ile yaşamak istediğiniz şehirler konusunda daha geniş bakmanızı öneriyor. “ İlk işinizin hayalinizdeki iş olmamasını çok fazla sorun etmeyin.” diyerek de rahat olmanızın önemini vurguluyor.

Bu da demek oluyor ki, var olan ekonomik koşullar nedeniyle endişeleneceğinize, diğer mantıklı fırsatları ve alternatifleri değerlendirin. İş deneyimi kazanmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın.

Son olarak liderlik ve öğrenme arzusu gibi yeteneklerinizi geliştirin. Bu yıl ortalama 300-400 yeni mezunu perakende satış mağazalarında çalışmak ve 30-40 tanesini de işletme eğitimi programlarında eğitecek olan bir firmanın sahibi, eğer önemli karakter özellikleriniz varsa, gerekli yetenekleri edinmek için eğitilmeye daha uygun olduğunuzu belirtmiştir.

Monster.com.tr Gelişen Pazarlar Bölge Direktörü Güray Mert;

Yeni mezunların kariyer yolculuklarında  bir yere varabilmeleri için yola çıkmadan önce nereye gitmek istediklerine karar vermeleri çok önemli. Bir kez bu kararı verdikten sonra şu anda nerede olduklarını ve hedeflerine  nasıl ulaşacaklarını anlamaları da mümkün olur.

Gençler için eğitim ve iş fırsatlarının bu kadar az, rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir ortamda bunu yapmanın lüks olduğunu düşünenler olabilir. Ancak tam da bu tür ortamlarda ne istediğini bilmek ve kararlı biçimde amacının peşinden gitmek ve bu kararlılıklarını işverenlere net biçimde gösterebilmek gençlerin fark yaratmalarını sağlar.

Gençler, interneti eğlence ve bilgiye ulaşmanın ve sosyalleşmenin yanında iş aramak ve başvurular yapmak için de yoğun biçimde kullanıyorlar.  Biz bunun da ötesine geçip interneti, özellikle de sosyal ağları  kariyer seçimleri konusunda bilgi toplamak, fikir ve yardım almak için de kullanmalarını öneriyoruz. Sizin gibi olan ya da iş hayatınızda olmak istediğiniz gibi olan insanları bulun, onlarla iletişime geçin. Böylece ne istediğinizi ve kim olduğunuzu keşfetmeniz daha kolay ve eğlenceli olur.

Vodafone Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi, Rengin Onay;

Vodafone Türkiye olarak ekonomik daralma döneminde dahi yatırımlarımıza devam ettiğimiz için büyümemizi sürdürmekte bu bağlamda da taze kana ihtiyaç duymaktayız. Bunun yanı sıra daha etkin ve efektif bir organizasyonel yapı oluşturarak şirket içi yetkinliklerimizi artırma ve sektörde daha rekabetçi bir iş gücüne sahip olma hedefimiz doğrultusunda da işe alımlarımız devam etmektedir. İşe alımlarımızı gerçekleştirirken en iyi yetenekleri şirketimize kazandırma hedefimizden ödün vermeyerek, global seçme-yerleştirme araçları ve alanında uzman yetenek danışmanları ile son derece dikkatli ve özenli bir seçme ve yerleştirme süreci uygulamaktayız.

Vodafone Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz All Stars Yetenek Programı’nda Y Jenerasyonunu, aile odaklı, esnek çalışma ortamından hoşlanan, az çalışma saatlerine yüksek ödeme bekleyen, kendine güvenen, başarı odaklı, ekip çalışmasına önem veren, hiyerarşiden hoşlanmayan, gelişimlerine ve kariyerlerine odaklı – eğer bu konuda tatmin olmazlarsa çok sık iş değiştirebilen – teknoloji ile iç içe, yaratıcı, dahil olmak isteyen jenerasyon olarak tanımlanıyoruz. Dolayısıyla işe giriş aşamalarında yapılacak farklı mülakat teknikleri, yarışma ve vaka çalışmalarının yanı sıra asıl önemli olan, işe girdikten sonra bu yetenekleri bünyede tutabilmek. Bunun için de şirket kültürünün hazır olması, yöneticilerin yetenek geliştirme yetkinliklerine sahip olması ve şirket içinde çeşitli gelişim araçlarının bulunması gerekmektedir. Vodafone Türkiye, gençlere yatırım yapan bir firma olarak söz konusu hazırlıkları gerçekleştirmektedir. Adayların da ne istediklerini bilerek ve o yönde sabırla kendilerini geliştirmeye hazır bir şekilde başvurularını gerçekleştirmeleri ve kariyerlerine ilk adımlarını atmaları önem taşımaktadır.

Garanti Bankası İşe Alım ve İşveren Marka Yöneticisi Nurdan Taş;

Üniversiteden yeni mezun olan öğrencilerin, kariyer seçiminde öncelikle onları mutlu eden şeyleri, beceri ve ilgi alanlarını belirlemelerini; daha sonra da içinde bu parçaları barındıran meslekleri tanımak için araştırma yapmalarını, sormalarını, danışmalarını ve denemelerini öğütlüyoruz. Önceki yıllarda mezun olan öğrencilerin seçtiği ve çok memnun olduğu iş, herkes için en doğru seçim olmayabilir ya da kampüste dolaşan “hangi şirket ne kadar veriyor” söylentilerinin de kariyer seçim sürecinde bir etkisi olmamalı. Öğrencilere, okudukları bölüm ne olursa olsun, ilgi alanlarını değerlendirebilmeleri ve mutlu bir şekilde çalışacakları iş ortamını keşfedebilmeleri için, mümkün olduğunca çok farklı sektörden, farklı kurumda staj yapmalarını öneriyoruz.

Youth Republic Ajans Başkanı Serhat Gürcü:

“Stajlar çok önemli fırsatlar. Kesinlikle staj yapmalarını öneririm. Ancak bu konuda ülkemizde hem işveren hem de iş arayan tarafında önemli sorunlar var , staja bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Profesyonel staj mantığında olmalılar ve bu mantıkta işleyen şirketleri bulmalılar. Bir diğer önerim bir çalışma programı oluşturup çevrelerinde ve dünyadaki iş fırsatlarını sistematik bir şekilde araştırmalarıdır. Girişimcilik yükselen trend ve dünya yeni iş fırsatları için hiç bu kadar iyi olmamıştı. Internete girsinler ve girişimci yanlarını keşfetsinler. Kariyer seçimi konusunda benim önerim bir sektöre yönelmekten çok kendilerine yönelip onları heyecanlandıran ve kendilerine uygun olan işlere yönelmeleri. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Gençlerde gördüğüm en yaygın durum ne istedikleri hakkında en ufak bir fikre sahip olmamaları. Kafası karışık bir genç hangi yükselen sektöre yönelse çok da başarılı olamayacaktır. “ dedi.

monster.com.tr

Kategori Haberler, İŞ'in Püf Noktası0 Yorum

Krizden Nasıl Çıkılır?

Krizden Nasıl Çıkılır?

Trabzon’da “Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının Rolü” toplantısında konuşan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, hükümete uyarılarda bulunarak, “Krizden çıkışın iyi bir şekilde yönetilmesi, rehavete kapılmadan gerekli reformların hayata süratle geçirilmesi, ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri olarak kalmaya devam etmelidir” değerlendirmesini yaptı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, TÜSİAD ve TÜRKONFED tarafından Trabzon’da düzenlenen “Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının Rolü” toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, “Krizden çıkışın iyi bir şekilde yönetilmesi, rehavete kapılmadan gerekli reformların hayata süratle geçirilmesi, ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri olarak kalmaya devam etmelidir” dedi.

Boyner, geçen haftalarda Türk Hükümeti ile Dünya Bankası işbirliğinde dünyanın önde gelen çok uluslu şirket yöneticilerinin de katılımıyla oluşturulan ve 2004 yılından beri her sene bir araya gelerek değerlendirmelerini sunan Yatırım Danışma Konseyi’nin toplandığını anımsatarak, şunları kaydetti:

Sorunlar devam ediyor

“Konsey, Türkiye’nin son krizde yaşanan küresel ekonomik dalgalanmaların oluşturduğu riskleri başarıyla yönettiğini dile getirmekle birlikte, verimliliğin, küresel piyasalardaki rekabet gücünün arttırılması ve güçlendirilmesi için önümüzdeki dönemde de yeni yatırım ortamı reformlarının hayata geçirilmesi gereğine vurgu yapmıştır. Altyapının geliştirilmesi, kayıtdışı ekonomiyle mücadele, işgücü maliyeti ve güvenceli ama esnek işgücü piyasası, istihdam ihtiyacı ile uyumlu eğitimin geliştirilmesi, gereksiz regülasyon, bürokrasi ve kırtasiyenin azaltılması, kurumsal yönetim ve fikri haklar konularında atılması gereken adımlar maalesef 2004 yılından beri bütün sonuç bildirgelerinde dikkat çekilen konular olarak kalmaya devam etmektedir.” Boyner, TÜSİAD’ın Türkiye’nin ekonomik ve sosyal değişimi için iş dünyasının bağımsız ve gönüllü temsil kuruluşlarının ülkede karar alma, politika ve siyaset üretme süreçlerinde yer alması gerektiğine inandığını da vurguladı.

Rekabet edemeyiz

Sivil toplum derken en geniş ifadeyle ’kamu erki dışında kalan bağımsız ve gönüllü örgütlenmelerin’ akla geldiğini belirten Boyner, “Gelişmiş olmanın diğer bir göstergesiyse vatandaşın ekonomik, sosyal, toplumsal ihtiyaçlarını, kendine en yakın merciden çözebilme olanağına sahip olmasıdır. Bugün teknolojinin süratle geliştiği, değiştiği bir hız çağında yaşıyoruz. Trabzon’da bir çivi çakmamız gerektiğinde yerel düzeyde işimizi halledemiyorsak, mutlaka Ankara’dan onay almamız gerekiyorsa, bazen Ankara’dan cevap gelene kadar çivinin yeni modeli çıkabiliyorsa, böyle bir düzen için günümüzde ne gelişmiş bir toplumdan ne de dünya ile rekabet edebilir bir toplumdan söz edebiliriz” değerlendirmesini yaptı.

‘Terör’ YİK’i Bodrum’dan İstanbul’a aldırdı

TÜSİAD’IN, 2010 yılı ilk Yüksek İstişare Konseyi toplantısı, 24 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Çırağan Sarayı’nda gerçekleşecek. 24-25 Haziran 2010 tarihlerinde Bodrum’da gerçekleşmesi planlanan toplantı, son bir ay içinde süratle tırmanan ve büyük üzüntü veren terör olayları dolayısı ile İstanbul’da düzenlenecek.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısının açılış konuşmaları sırasıyla, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner tarafından gerçekleştirilecek.

Toplantıda, Fransız akademisyen, yazar ve Devlet Onursal Danışmanı Prof. Jacques Attali onur konuğu olarak katılarak bir konuşma yapacak. Attali konuşmasında, küresel ekonomik gelişmeleri, AB ekonomisinin geleceğini ve iktisadi beklentileri konu alan bir sunum gerçekleştirecek.

KALKINMA AJANSLARININ KAMU AĞIRLIKLI YAPISINI HER FIRSATTA ELEŞTİRİYORUZ

TÜRKİYE’DE DE uygulamaya geçen kalkınma ajansları olgusunu çok önemsediklerini anlatan Ümit Boyner, ajansların kamu ağırlıklı yapılarını ise her fırsatta eleştirdiklerini hatırlattı. Boyner, şöyle devam etti: “Bu tür yerel örgütler kamu kurumlarının oluştuğu sürece evrensel değerlerde kabul görmüş sivil toplum kuruluşları bu yerel yapıların içinde olmadığı sürece kalkınma ajansları arzu ettiğimiz dinamizme kavuşamazlar. Devlet Planlama Teşkilatı ile konuya ilişkin pek çok kez görüşme imkanımız oldu. Kendilerinin bu konudaki yaklaşımlarını umut verici buluyoruz. Umarım en yakın zamanda hukuki zeminde de ajansların daha sivil bir yapıya kavuşması için gerekli değişiklikler yapılır. Aksi takdirde görünürde yerel olan kalkınma ajansları aslında yine merkezi otoritenin doğrultusunda hareket eder bir yapıya dönüşecektir.”
Kalkınma ajanslarının yerel sivil aktörlerin katılımına daha açık olması gerektiğini savunan Boyner, “TÜSİAD, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal değişimi için iş dünyasının bağımsız ve gönüllü temsil kuruluşlarının ülkede karar alma, politika ve siyaset üretme süreçlerinde yer alması gerektiğine inanmakta” dedi.

Vatan

Kategori İŞ'in Püf Noktası0 Yorum

İstihdam Bilmeceleri

İstihdam Bilmeceleri

Şaşırtıcı haber internete hafta sonu düştü. Çin hükümetinden Yuan’ın değerinin piyasa koşulları tarafından belirlenebileceği yönünde işaretler gelmişti. Gözlerime inanamadım. Şüpheyle karşıladığımı söylemeliyim.

İyimser tefsir, Çin’in küresel ekonominin gerçekleri ile yüzleşmeyi nihayet kabul etmesidir. Kötümser tefsir, Yuan’ın Euro’ya karşı değer kazanmasını döviz sepetine geçerek telafi etmektir. İkincisi daha makul duruyor.

Yuan’dan söz edince aklıma aklıma aşırı değerli TL geldi. Dün sabah acaba siyasi sorunlar dövizi yükseltir mi diye bekledim. Beyhude umutlanmışım. TL az da olsa değer kazandı. Anlayan beri gelsin…

2008’le karşılaştırma

2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikalarının ekonomiye giydirdiği deli gömleğini yıllardır eleştiriyorum. Yüksek faizler ve beraberinde gelen aşırı değerli TL’nin en büyük zararı istihdama verdiğini özellikle vurguluyorum.

Tekrar edeyim. Türkiye’nin en önemli sorunu istihdam yetersizliği ve işsizliktir. Bütün anketlerde vatandaşın da aynı kanıda olduğu çıkıyor. Her sorulduğunda önce işsizlikten şikâyet ediyor. Önce o sorunun çözümünü istiyor.

Mart istihdam verileri yayınlandıktan sonra, geçen yıla kıyasla istihdamda görülen artışa dikkat çekildi.

Ekonominin tekrar istihdam yarattığı söylendi. Sanki işsizlik sorunu hafifliyor gibi bir hava oluştu.

2009’la karşılaştırma aslında aldatıcıdır. Geçen yıl ilkbahar ayları üretimin ve satışların dibe vurduğu dönemdi. Doğal olarak istihdam da düşmüştü. Talebin toparlanması ile birlikte üretim ve istihdam da artışa geçti.

Resmin daha iyi görülmesi için biraz çalıştım. Mart sayılarını kriz öncesi yıllarla karşılaştıran tablolar hazırladım. 2008’le karşılaştırmayı bugün sizlerle paylaşıyorum. Diğerlerini de önümüzdeki aylarda yayınlarım.

Ayrıntıdaki şeytanlar

İki yılda çalışabilir yaştaki (15+) nüfus 1.7 milyon, iş gücü ise 2.3 milyon artıyor. İş gücü dışı nüfus 500 bin azalıyor. Katılım oranı 2.8 puan yükseliyor. İlk bilmece budur. Ekonomi büyürken nüfus ve iş gücü artışı paralel gidiyordu. Krizle birlikte iş gücü daha hızlı artmaya başladı. Neden?

Devam edelim. İki yılda istihdam 1.4 milyon, işsizler 1 milyon yükseliyor. İstihdam artışı tarım ve tarım-dışı arasında eşit bölünüyor. 700 bin. İkinci bilmece: Tarımda istihdam neden artıyor? Türkiye “tarımlaşma mucizesi” (!) mi keşfetti?

Vatandaş iş deyince aslında ücretli istihdamı kasdediyor.

İki yıllık artış sadece 600 bindir. Yaratılan istihdamın geri kalan 800 bini kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile çalışanıdır. Üçüncü bilmece: Bu insanlar ne üretiyor?

İlk çeyrek milli geliri yakında açıklanıyor. Takvim ve mevsim etkisi temizlenince, 2008 ilk çeyreğini yakalaması bekleniyor. Halbuki iki yılda istihdamda yüzde 6,6 artış var. Ortalama verimin aynı oranda düşmesi anlamına geliyor.

Neden?

Son olarak kriz öncesinde yüzde 11 olan işsizlik oranının canlanmaya rağmen yüzde 13,8’e tırmandığını belirtelim.

Fark (2.8 puan) katılım oranındaki artışa eşittir.

Görüldüğü gibi bilmeceler iç içedir.

Özet: işsizlik açısından iyimser olamadığımı söylemeliyim.

Asaf Savaş Akat / Vatan

Kategori İŞ'in Püf Noktası0 Yorum

İşsizlik “Azalırken” Artıyor!

İşsizlik “Azalırken” Artıyor!

Aralık 2000
İşsizlik azaldı, yüzde 5.6’ya geriledi.
İşsiz sayısı 1 milyon 295 bine düştü.

*

Aralık 2000
İşsizlik azaldı, yüzde 5.6’ya geriledi.
İşsiz sayısı 1 milyon 295 bine düştü.

*

Ekim 2001
İşsizlik azaldı, yüzde 8.5’e geriledi.
İşsiz sayısı 1 milyon 567 bine düştü.

*

Eylül 2002
İşsizlik azaldı, yüzde 9.9’a geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 373 bine düştü.

*

Aralık 2003
İşsizlik azaldı, yüzde 10.3’e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 396 bine düştü.

*

Kasım 2004
İşsizlik azaldı, yüzde 10.4’e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 428 bine düştü.

*

Ekim 2005
İşsizlik azaldı, yüzde 10.5’e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 520 bine düştü.

*

Mart 2006
İşsizlik azaldı, yüzde 10.9’a geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 611 bine düştü.

*

Şubat 2007
İşsizlik azaldı, yüzde 11.4’e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 800 bine düştü.

*

Kasım 2008
İşsizlik azaldı, yüzde 12.3’e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 995 bine düştü.

*

Ekim 2009
İşsizlik azaldı, yüzde 13’e geriledi.
İşsiz sayısı 3 milyon 299 bine düştü.

*

Dün “müjde” diye açıkladılar…

*

Mart 2010
İşsizlik azaldı, yüzde 13.7’ye geriledi.
İşsiz sayısı 3 milyon 438 bine düştü.

Yılmaz Özdil / Hürriyet

Kategori İŞ'in Püf Noktası0 Yorum

Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?