Arşiv | I-K

İşe Geç Kalınca Uydurulan Garip Bahaneler

CareerBuilder’ın yaptığı araştırmaya göre çalışanların yüzde 16’sı haftada en az bir gün, yüzde 27’si ise ayda en az bir kere işe geç kaldıklarını söylüyor.

Bazı kişiler sabah alarm çaldığında erteler. Bu ertelemeler de sürekli artar. 5 dakika daha uyuyayım, sonra kalkarım denir, sonra saate bir bakılır ki 1 saat geçmiş. Bu durum uykuyu seven, sabah yataktan zorla kalkan birçok kişinin başına gelmiştir. Acele bir şekilde hazırlanılır, kahvaltı es geçilir ve güç bela kendimizi dışarı atarız. Yolun yarısına geldiğimizde aceleyle çıktığımız için evde bir evrak, araba anahtarı, dosya gibi şeyler unuttuysak alın size 20-25 dakikalık bir gecikme daha. Buna bir de trafiği eklersek işe geç kalmak garanti demek.
Bazı çalışanlar böyle durumlarda direkt doğruyu söylerken bazıları da yalan söylemeyi daha uygun buluyor. CareerBuilder’ın yaptığı araştırmaya göre çalışanların yüzde 16’sı haftada en az bir gün işe geç kaldıklarını açıklamış. Yüzde 27’si ise ayda en az bir kere yavaşlıktan ötürü geç kaldıklarını söylemiş. Bunlar en azından dürüst olanlar. Bir de yalancılar var. Yalanlarla ilgili bilinen bir şey vardır, yalan söyleyen kişi karşısındakini inandırmak için olayı iyice detaylandırır. Bazı çalışanlar da patronlarına yalanı yutturmak için fazla detay verebiliyor. Geç kalma durumunda uydurulan ilginç yalanlar ve bahanelerden bazıları şöyle:
* Piyangoyu kazandım.
* Kızgın oda arkadaşım telefonumun şarjının kablosunu kesti, bu yüzden telefon şarj olamadı ve alarm çalmadı.
* Bir tilki arabamın anahtarlarını çaldı.
* Bacağım metroya sıkıştı.
* Başka bir şirkete iş görüşmesine gittim.
* Validen telefon geldi.
* Geç kalmadım, 9’dan önce işe başlamak gibi bir adetim yok. (8’de işbaşı yapması gereken bir çalışan)
* Aslında geç kalmadım, evden dışarı çıktığım an mesaiye başlıyorum sayılır.
* Tartışma programı izlerken dalmışım.

En sık rastlanan neden trafik
Çalışanlara göre trafik (yüzde 31), uyuyakalmak (yüzde 18) ve kötü hava koşulları (yüzde 11) işe geç kalma konusundaki en büyük üç etken olarak sıralanıyor.

Bunlar dışında öne sürülen bahaneler arasında toplu taşıma araçlarındaki gecikmeler, evde beslenilen hayvanlar, eşler, televizyon izlemek ve internet kullanımı yer alıyor.
Bugünün iş dünyasında birçok çalışan çalışma ve işbaşı saatleri konusuna esnek. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki geç kalmanın dozu kaçırılırsa işten kovulma gibi tatsız olaylarla karşılaşılabilir. Üç patrondan biri de bunu doğruluyor.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İnsan Kaynakları0 Yorum

Son İki Yılda En Çok Ücret Artışı Bilgi Teknolojilerinde

PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri’nin araştırmasına göre, üst düzeylerde mali işler ve bilgi teknolojileri, alt seviyelerde ise bilgi teknolojileri ve insan kaynakları en yüksek ücreti alıyor.

PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri’nin 24 farklı sektörden, sermaye yapıları, çalışan sayısı ve ciro bakımından farklı ölçeklerdeki 45 katılımcı şirket ile yapılan 2011 yılı İK, Mali İşler ve BT Fonksiyonları Ücretleri ve Yan Hakları Araştırması’na göre, üst düzeylerde mali işler ve bilgi teknolojileri, alt seviyelerde ise bilgi teknolojileri ve insan kaynakları en yüksek ücreti alıyor.

Araştırma, çalışanların aldıkları sorumluluklar ve kurum içerisindeki seviyelerini dikkate alarak oluşturulan roller için ücretleri ve yan hakları, fonksiyon ve çalışma alanı bazında ortaya koyuyor. PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Karakaş araştırmada öne çıkan bazı sonuçları söyle sıraladı.

- Ücret artışlarında 2010 ve 2011 maaşları belirlenirken kullanılan ortalama değer olan yüzde 8 oranının, 2012 ücretleri belirlenirken de en çok tercih edilen oran olması bekleniyor.
- İzin uygulamalarında büyük oranda, kanunda belirtilmiş kurallar dikkate alınırken özellikle kadın çalışanların doğum izinleri sırasında yapılan ödemelerde katılımcı firmaların neredeyse yarısı, kanunda belirtilen oranı değil çalışanın maaşını dikkate alıyor.
- Yemek uygulamalarında seviyelere göre farklılık göze çarpmazken şahsa tahsis edilen araçlarda üst seviyelere çıkıldıkça artış yaşanıyor.
- Sağlık sigortası çalışanların önemli bir oranını kapsıyor ancak hayat sigortası ve bireysel emeklilik çok yaygın değil.
- Üst rol gruplarında bilgi teknolojileri ve mali işler fonksiyonlarındaki ücretlerin, alt rol gruplarında ise bilgi teknolojileri ile insan kaynakları alanlarındaki ücretlerin daha yüksek olduğu görülüyor.
- 2009 yılındaki araştırma ile kıyaslandığında 2011 araştırması sonuçlarına göre ücretlerde en çok artış bilgi teknolojileri alanında görülüyor.
- İnsan kaynakları fonksiyonu içerisindeki çalışma alanlarına göre değerlendirme yapıldığında bordro ve özlük işleri göreceli olarak en düşük değerde kalırken, generalist olarak tabir edilen pozisyon ücretlerinin daha yüksek olduğu görülüyor.
- Mali işler fonksiyonu içerisinde bütçeleme ile iç denetim ücretleri göreceli olarak daha yüksek iken genel muhasebe daha gerilerde yer alıyor.
- Bilgi teknolojileri fonksiyonu içerisinde ise veritabanı yönetimi ve yazılım geliştirme ücret olduğu görülüyor.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Direktörü Murat Demiroğlu, ise önümüzdeki dönemle ilgili olarak da şunları söyledi: “Ücret, motivasyonda önemli bir faktör ve işe göre doğru bir ücret belirlenmesi gerekli. Ücret ne fazla ne eksik tam ayarında olmalı aksi halde sorun oluşturur. Bir başka önemli nokta ise şeffaflık. Günümüzde teknolojinin de yardımıyla şeffaflık her konuda daha fazla, paylaşım ise hiç olmadığı kadar hızlı. Çalışanların, söz söyleme, soru sorma, fikrini beyan ve hak arayışı her zamankinden daha çok. Çalışanlar artık bilgilendirilmek istiyor. Böyle bir ortamda ücret yönetimi de farklılaşıyor; iç ve dış faktörleri dikkate alan, daha dengeli bir süreci yönetmek gerekiyor.”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İnsan Kaynakları0 Yorum

Yatırımı Hangi Semtlere Yaptı?

Türkiye’nin en önemli konut üreticilerinin başında gelen Ali Ağaoğlu, elindeki arsa portföyünü genişletiyor.

 

 

Türkiye’nin en önemli konut üreticilerinin başında gelen Ali Ağaoğlu, bir taraftan mevcut projelerini bitirmeye gayret ederken, diğer yandan hem yeni projelere başlamaya hazırlanıyor, hem de elindeki arsa portföyünü genişletiyor.

 

Türkiye’nin en önemli konut üreticilerinin başında gelen Ali Ağaoğlu, bir taraftan mevcut projelerini bitirmeye gayret ederken, diğer yandan hem yeni projelere başlamaya hazırlanıyor, hem de elindeki arsa portföyünü genişletiyor.

 

Bu yılın başında Veliefendi’de yer alan Kilim Mensucat’ın eski fabrika arazisi ile bu arsaya komşu parsellerle birlikte toplam 80 dönüm büyüklüğünde bir arsa satın alan Ağaoğlu’nun arsa operasyonu bununla sınırlı kalmadı. Ekonomist’in haberine göre; Ağaoğlu, geçtiğimiz günlerde Avcılar ve Kağıthane’de 300 milyon dolar tutarında iki yeni arsa daha aldı.

 

DEVLET HASTANESİNE KOMŞU

 

Ağaoğlu, Avcılar’da aldıkları arazinin devlet hastanesine komşu olduğunu söyledi. Ellerinde 30 bin konut yapacak büyüklükte arsa stoğu olduğuna işaret eden Ağaoğlu, zincire yeni halkalar eklemeye devam edecekleri bilgisini verdi.

 

Öte yandan geçtiğimiz yıl, Bahçelievler’de Erez Ailesi’ne ait 42 bin metrekare büyüklüğündeki Ateş Tuğla Fabrikası’nın arsasını 62 milyon dolara satın alan Ağaoğlu, ardından bir hafta sonra Net Holding’in Bomonti’deki 17 bin metrekarelik arsasını 27 milyon 800 TL’ye satın almıştı.

 

GÖZLER MASLAK PROJESİNDE

 

Son olarak Temmuz ayında My Home Maslak projesini satışa sunan ve 15 günde projenin yarısının satışını yapan Ağaoğlu’nun Maslak’ta Emlak Konut GYO ile hasılat paylaşımı gerçekleştireceği büyük projesi bekleniyor.

 

Bu projeyi üçüncü çeyreğin sonuna ya da dördüncü çeyreğe yetiştirmek için ekibinin yoğun çalışma içinde olduğunu ifade eden Ali Ağaoğlu, bu yıl 10 bine yakın konuta başlamayı hedeflediklerini vurguladı.

 

Kaynak: Sabah

Kategori Haberler, İnşaat, Sektörel0 Yorum

Nasıl olduğunu bilmek çalışanı motive ediyor

İş yaşamında dürüst geribildirimler olmadan çalışanlar kendilerini yeterince geliştiremiyor

İngilicesi ‘feedback’ olan geribildirim, son yıllarda oldukça sık karşımıza çıkmaya başladı. Geribildirim kısaca, iletişimde verilen mesajın, mesajı alan kişi tarafından algılanmasından sonra ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz tepkidir.

Kişisel Gelişim Uzmanı Mary Ellen Slayter, geribildirimin yararlı olmanın ötesinde gerekli olduğunu belirterek, yöneticiler için geribildirimin önemini şöyle anlatıyor:

“Doğru yolda olup olmadığınızdan emin değilseniz, motive olmak zordur, motivasyonu korumak ise imkansızdır. Dolayısıyla, sürekli geribildirim vermek, hemen her liderin ya da yöneticinin en önemli sorumluluklarından biridir.”

Hayal kırıklığı
Sorun şudur: hiç şüphesiz sizin de farkında olduğunuz gibi, yöneticilerin verdikleri geribildirimin çoğu o kadar da motive edici değildir. Niyetiniz çok iyi bile olsa, geribildirim kolayca geri tepebilir ve çoğumuz bunun nedenini anlamakta güçlük çekeriz.
Şunu öğrenmek sizi şaşırtabilir; motivasyon konusunda yapılan bilimsel çalışmalar, neden bazı geribildirim tiplerinin işe yararken diğerlerinin yaramadığına ilişkin net ve ilkeli gerekçeler üretmiştir. Bu, gizemli ya da tesadüfi bir durum değildir. Geçmişte konuyu yanlış anladıysanız bundan böyle aşağıdaki birkaç basit kuralı uygulayarak geribildirim vermek suretiyle çok daha sağlıklı bir iş yapabilirsiniz:

Kural 1: İşler ters gittiğinde, bu gerçeği göz ardı etmeyin. Birine her şeyi berbat ettiğini söylemek kolay değildir; çünkü, bunun o kişiyi endişelendireceğini, hayal kırıklığına uğratacağını ya da utandıracağını bilirsiniz. Ama, gerçeği örtbas etmek pahasına çalışanınızın duygularını incitmemek gibi bir hata yapmayın. Çünkü, dürüst geribildirim olmadan, çalışanınız kendini muhtemelen geliştiremez. Ve sırf ona karşı “sert” olmamak için, asla ters giden bir işten dolayı (suçlanması gereken kişinin o olduğunu varsayarak) çalışanınızın sorumluluk duygusunu elinden almayın. Çalışanı kendi hatasından kaynaklanan bu zor durumdan kurtarmak, onun yaptığı iş üzerindeki kişisel kontrolünü kaybetmesine yol açar. Hiçbir şey kişinin kendini aciz hissetmesinden daha çok şevk kıramaz.

Yardımcı olun
Kural 2:
İşler ters gittiğinde, çalışanın kendinden şüphe etmesine izin vermeyin. Geçmişte yaptığı hatalar ne olursa olsun, başarının ulaşılabilir olduğuna inanmaya ihtiyacı vardır. Bunu yapmak için:
Açık ve net olun. İyileştirilmesi gereken nedir ve iyileştirmek için tam olarak ne yapılabilir? Yönetici iseniz, çalışanınızın bir işi nasıl doğru yapacağı konusunda yardımcı olmak, neyi yanlış yaptığını bilmesini sağlamak kadar önemlidir.
Değiştirebileceği eylemleri vurgulayın. Performansını değerlendirirken, kontrolü altında tuttuğu yönlerden bahsedin. Bunlar, bir proje için harcadığı zaman ve emek ya da kullandığı stratejik yaklaşım olabilir.

Sonuç vermezse
Sonuç vermediğinde, gösterilen çabayı övmekten kaçının. Çoğu yönetici, “Satış hedefine ulaşamadın, ama çok çalıştın ve elinden geleni yaptın” gibi sözlerle çalışanlarını teselli etmeye çalışır. Neden herkes bunun rahatlatıcı olduğunu düşünür? Kayıtlar için belirtelim; rahatlatıcı değildir.
Çalışmalar, başarısızlığın ardından “çabaları” için takdir edilen insanların kendilerini aptal hissettiklerini ve hedeflerine asla ulaşamayacakları hissiyle baş başa kaldıklarını gösteriyor. Bu tür durumlarda en iyisi, salt bilgilendirici geribildirim vermektir; sorun, gösterilen çabada değilse, neyin soruna yol açtığı tespit edilmeli ve çalışanla paylaşılmalıdır.

Yeteneği övmekten kaçının
İşler yolunda gittiğinde, yeteneği övmekten kaçının. Biliyorum, hepimiz ne kadar akıllı ve yetenekli olduğumuzu duymaktan hoşlanıyoruz ve doğal olarak, çalışanlarımızın da bunu duymak isteyeceklerini varsayıyoruz. Elbette isterler. Ama, motivasyonlarını korumak için duymaları gereken bu değildir. Çalışmalar, yüksek kabiliyetimizden dolayı övgü aldığımızda bir zorlukla karşılaşmamız durumunda kendimizden şüphe etmeye daha müsait olduğumuzu gösteriyor. Başarılı olmak “doğal” olmak anlamına geliyorsa, zorlandığınız noktada söz konusu işi yapacak yetide olmadığınız sonucuna varmak çok kolaydır. Bunun yerine, çalışanınızın performansına ilişkin, kontrolü altındaki yönleri övün. Yaratıcı yaklaşımından, dikkatli planlamasından, kararlılığından ve çabasından, işbirlikçi tavrından söz açın.

Yeni Asır Gazetesi

Kategori İnsan Kaynakları0 Yorum

El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor

El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor. El yazısı bilimi şimdi de iş dünyasının hizmetinde…

Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.

İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.

Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:

Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.

Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.
Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur.
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, “bana nefes alacak alan bırak” mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.

Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.

Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.

Kaynak:  http://www.isteinsan.com.tr

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Kariyer0 Yorum

Mülakatta Zayıf Yönleriniz Hakkında Neler Söylemelisiniz?

Mülakatlarda en çok korkulan, nefret edilen ve en sık karşılaştığımız sorulardan biri “ Sizce en zayıf yönünüz hangisidir?” sorusudur. Hepimiz hatalar yaparız ama bunlardan bahsetmek isteyeceğimiz en son yer bir iş mülakatıdır.

Eğer aşağıda yazacağım 3 adımı uygularsanız bir dahaki iş mülakatına tamamen hazırlıklı olacaksınız:

1. Bir Cevap Hazırlayın: Evet bir cevaba ihtiyacınız var. Kısa, dürüst, sıradan olsun ve bir kusur gibi olmasın. Eğer mümkünse sizin kontrolünüz dışında gerçekleşen bir şey olsun. Örneğin, “benim en zayıf yönüm tüm profesyonel iş ağımın İstanbul’da olması ama İzmir’e taşınmayı düşünmemdir.”

2. Veri Toplayın : Cevabınızın makul olup olmadığından emin olmak için birkaç arkadaşınızda ve meslektaşınızda test edin.

3. Soruya  Karşılık Siz de Bir Soru Sorun: Görüşmeyi sizin de bir soru sorarak bitirmeniz mülakatta ilgiyi üzerinizden dağıtmanızı sağlayacaktır.

Harvard Business Review

http://web.hbr.org/email/archive/managementtip.php?date=031711

Priscilla Claman

Kategori Kariyer0 Yorum