Arşiv | Sektörel

Eğitim ve Esnek Çalışma Gelirden Daha Önemli

PwC, Yeni Nesil İş Hayatında araştırması için 75 ülkeden 4.634 üniversite mezunu gençle görüştü. Çıkan sonuçlara göre katılımcıların tamamı iş-özel yaşam dengesine önem veriyor.

PwC, Yeni Nesil İş Hayatında araştırması için 75 ülkeden 4.634 üniversite mezunu gençle görüştü. Araştırmaya Türkiye’den de 49 kişi katıldı. Katılımcılar 31 yaşın altında ve 2008–2011 yılları arasında mezun olan gençlerden oluşuyordu. Araştırmaya göre, çalışma hayatına 2000’den itibaren girmeye başlayan yeni nesil için eğitim ve gelişimin yanı sıra iş ile özel hayat dengesi, finansal getiriden daha büyük önem taşıyor. Yeni Nesil İş Hayatında anketine katılanların işverenden bekledikleri en büyük 3 değer şöyle sıralandı:

* yüzde 22 ile eğitim ve gelişim

* yüzde 19 ile esnek çalışma

* yüzde 14 ile finansal gelirler.

Çalıştıkları işte hızla yükselmeyi bekleyen milenyum nesli için kariyer en önemli öncelik.

* Katılımcıların yüzde 52’si kariyer konusunun bir işvereni tercih etmelerindeki en önemli etken olduğunu belirtirken,

* En önemli öncelik sıralamasında daha yüksek maaş yüzde 44 ile ikinci sırada yer alıyor.

* Yeni nesil kendisinden önceki nesille birlikte çalışmaktan memnun ve mentorluklarına değer veriyor olsa da bazı çatışma işaretleri de yok değil. Örneğin katılımcıların yüzde 38’i kıdemli yöneticilerin genç çalışanlarla ilgilenmediğini söylüyor.

Türkiye’deki katılımcıların;

* Yüzde 88’i, bir işi kabul ederken etkilendikleri faktörün kişisel gelişim imkânları olduğunu söylüyor.

* Bu oranı yüzde 44’le kurumun bilinirliği izliyor.

* Ücret ve yan haklar, katılımcıların iş ararken taviz verebileceklerini belirttikleri konuların başında geliyor.

* Katılımcıların yüzde 70’i hiyerarşik yapının ve eski moda yönetim anlayışının, genç çalışanlara hitap etmediğini söylerken katılımcıların tamamı iş – özel hayat dengesinin önemli olduğunu belirtiyor.

Sadece çalışmak için doğmadılar

Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye İK Hizmetleri Lideri Murat Demiroğlu global sonuçlarla Türkiye sonuçları arasında çok büyük farklar olmadığını belirterek şunları söyledi: “Yeni nesil çalışma hayatında sadece bir işten veya tutarlı bir kariyer çizgisinden fazlasını istiyor ve bu taleplerini seslendirmek konusunda internet sayesinde daha öncekilere göre çok daha fazla olanağa sahipler. Araştırmamız yeni neslin, katı kurumsal yapılardan ziyade esneklik, çeşitlilik ve hareketlilikten yana olduğunu gösteriyor. Bu eğilim, ileride önceliklerinin farklılaşmasıyla değişiklik gösterebiliyor ama özellikle paradan fazlası sunulduğunda iyimserlikleri ve tutkuları ağır basıyor. Çünkü sadece çalışmak için doğmadılar, doğdukları dünyada yaşam standardı yüksek, alternatifleri var ve internetin de sağladığı iletişim olanakları çok fazla. Araştırma sonuçları, yeni nesil işgücü için cazip olmak isteyen işverenlere de ne yönde değişmeleri gerektiği konusunda ipuçları veriyor. Global çalışma sonuçlarını bizim Türkiye’de yaptığımız yerel araştırma sonuçları ile birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye ve dünya arasında bu açıdan çok büyük farklar bulunmadığını söyleyebiliriz ”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İnsan Kaynakları0 Yorum

E-Ticaret Bir Yılda Yüzde 57 Arttı

Başta internet olmak üzere yeni bilgi teknolojilerinin gelişimiyle başlı başına bir sektör haline gelen e-ticaret, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızlı bir şekilde büyüyor.

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de ilk e-ticaret uygulamalarının 1990’ların sonlarına doğru ortaya çıktığını, bugün popüler olan birçok alışveriş sitesinin de 2000’li yılların başlarında hizmet vermeye başladığını söyledi.

Bugüne kadar yeni açılan ve faaliyetlerine son veren pek çok e-ticaret sitesi olduğunu ifade eden Orhun, buna karşın sektörün büyümesini hız kesmeden sürdürdüğünü dile getirdi.

Türkiye’de e-ticaretin hukuksal ve teknolojik altyapısının Avrupa ve Amerika düzeyine yaklaştığını anlatan Orhun, “Tüketiciler alışverişlerini online olarak yapmaya alıştılar” dedi.

-”İnternetteki gelişmeler sektörü heyecanlandırıyor”- E-ticaretin internet kullanım oranıyla paralel şekilde artan bir sektör olduğuna işaret ederek, bu anlamda sektörün geleceğine ilişkin görüşlerini de paylaşan Orhun, Türkiye’de internet kullanımının tahminlerin üzerinde bir hızla arttığını belirtti.

ComScore’un 2011 raporuna göre, Türkiye’nin 23,4 milyon tekil internet kullanıcısı sayısı ile Avrupa’nın 6. büyük internet nüfusu konumunda bulunduğunu, internetin yaygınlaşma oranının (penetrasyon) yüzde 44, mobil internet kullanımının da yüzde 22 seviyelerinde olduğunu anlatan Orhun, şu görüşleri dile getirdi: “Tüm bu rakamlar e-ticaret sektörü için çok heyecan verici ve bizleri heyecanlandırdığı kadar yurt dışındaki yatırımcıların da gözlerini üzerimizde tutuyor. Yabancı yatırımlar ile sektör çok daha hızlı büyüyor. Nüfusumuz çok genç ve yeni jenerasyon daha doğarken internet ile tanışıyor. Bu jenerasyonun online alışverişe katıldığı noktada asıl dönüşüm başlayacaktır. Şu anda 5 milyonun üzerinde internet üzerinden alışveriş yapan kullanıcı bulunuyor. 2016’ya geldiğimizde bu rakamın on katın üzerinde büyüyeceğini ve 20 milyar dolar üzerinde bir hacim yaratacağını öngörebiliriz.” -Sektör bir yılda yüzde 57 büyüdü- Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, Türkiye’de sanal pos kullanan 50 bine yakın firma bulunduğunu bildiren Orhun, ancak bunların tamamının e-ticaret sektöründe hizmet verdiğini söylemenin doğru olmadığını belirtti.

Türkiye’de e-ticaretin en büyük sorunlarından birinin “B2C” (’işletmeden tüketiciye’ anlamına gelen bir e-ticaret modeli) cirosunda güncel ve konsolide edilmiş sayılara ulaşılamaması olduğunu ifade eden Orhun, “BKM verilerine göre 2011’de yurtiçi ve yurtdışında gerçekleştirdiğimiz toplam e-ticaret hacmi 22 milyar liraya (12,5 milyar dolar) ulaştı. Bu rakam bir önceki yıl ile değerlendirildiğinde yaklaşık yüzde 57 oranında büyüme yaşandığını gösteriyor” diye konuştu.

İşlem adedinde de aynı dönemler itibarıyla yüzde 40’lık bir artış yaşandığına dikkati çeken Orhun, 2005 yılında 76 lira olan kişi başı ortalama alışveriş tutarının, geçen yıl 182 liraya ulaştığını ifade etti.

Bu rakamların e-ticaretin her yıl yüzde 50 yakın bir büyümeyi sürdürdüğünü gösterdiğini kaydeden Orhun, “Ancak bu rakamlar telekomünikasyon, havayolları, sigorta şirketlerinin verilerini de kapsıyor. Biz ETİD olarak 2011 yılı için internet üzerinden ürün satışı yapan sitelerin 22 milyar lira olarak gerçekleşen e-ticaret sektöründen yaklaşık 3-4 milyar lira gibi bir pay aldığını düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

-”Türkiye’nin adaptasyon gücü yüksek”- E-ticaret açısından dünyanın gelişmiş ülkeleri ile Türkiye’yi karşılaştıran Orhun, Türkiye’nin uygulamalar konusunda Avrupa ve Amerika’nın çok gerisinde olmadığını söyledi.

Özellikle yasalar ve sektöre ilişkin başka düzenlemeler konusundaki gelişmelerin son derece olumlu olduğunu belirten Orhun, “Türkiye çok genç bir nüfus, o nedenle yeniliklere çok açık ve adaptasyon gücü çok yüksek. Diğer yandan girişimci bir ruha sahip. Türkiye’de birçok özgün iş modellerinin oluşturulmasının yanı sıra dünyada hali hazırda başarılı olmuş iş modellerinin ülkemizde de hızlıca uygulama alanı buluyor. E-ticaret konusunda pek çok modelin ilk olarak Amerika ve Avrupa’da ortaya çıktığını söylemek mümkün ancak girişimciliğin son dönemlerde daha çok teşvik edilmesi ile ülkemizde de önemli gelişmeler görülüyor” ifadelerini kullandı.

-Dünyada e-ticaret- Sektörün ticaret hacmi açısından bakıldığında Türkiye’nin gidecek çok yolu olduğunu dile getiren Orhun, 2010 yılında Amerika’da 167,3 milyar dolar olan e-ticaret hacminin, 2011’de yüzde 16,1 artarak 194,3 milyar dolara yükseldiğini, İngiltere’de de sektörün 2011 yılını bir önceki yıla göre yüzde 17’lik bir artış ile 119,24 milyar pound ile kapattığını anlattı.

Dünyanın bir başka güçlü ekonomisi Çin’deki durum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Orhun, 450 milyon internet kullanıcısı ile dünyanın en büyük internet nüfusuna sahip olan Çin’in 150 milyon kişi ile en büyük online alışverişçi nüfusuna da sahip olduğunu söyledi.

Çin’de her yıl ortalama 30 milyon yeni alışveriş meraklısının e-ticaret sektörüne katılacağının ve bu kişilerin ortalama 1000 dolar harcayacağının tahmin edildiğini belirten Orhun, ülkede perakende sektörünün içerisinde e-ticaretin oranının bugünkü yüzde 3,3 seviyelerinden 2015 yılında yüzde 7,4’e çıkacağının öngörüldüğünü ifade etti.

Orhun, Çin’de 2010 yılında kentsel nüfusun yüzde 23’ü online alışveriş yaparken, 2015’te bu oranın yüzde 44’lere çıkmasının beklendiğini kaydetti.

Almanya’ya ilişkin veriler konusunda da bilgi veren Orhun, Alman Perakende Federasyonu’nun verilerine göre 2011 yılında e-ticaret hacminin bir önceki yıla göre yüzde yüzde 8,1 büyüyerek 26,1 milyar avroya ulaştığını dile getirdi.

Orhun, Fransa e-ticaret Derneği’nin (FEVAD) ülkede sektörün büyüklüğünü geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 22 artarak 37,7 milyar avro olarak açıkladığını aktardı.

Söz konusu ülkelerin e-ticaret hacimleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin gelişmekte olan bir pazar olduğunu belirten Orhun, buna karşın yüzde 50’nin üzerindeki büyüme oranı ile Türkiye’nin dünyada en hızlı pazarlarından biri olduğunu sözlerine ekledi.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori Bilişim, Sektörel0 Yorum

Porsche Tüm Dünyayı Şaşırttı!

8.500 kişiye 7.600′er Euro verdi!

Almanya’nın dünyaca ünlü spor araba markası‚ Porsche çalışanlarına 7 bin 600 euro ikramiye verdi.

Porsche 2011 yılında 118.868 Porsche satışıyla yeni bir satış rekoruna imza attı.

Almanya’nın Baden Württemberg Eyaletin Stuttgart kentinde merkezi olan Porsche tesislerinde çalışan 8500 işçiye verilen büyük ikramiye tüm dünyada büyük yankı yaptı. Milliyet’in haberine göre Porsche’den yapılan açıklamada ikramiyenin üst düzey yöneticilere değil herkese eşit verildiği ister mutfakta çalışsın, ister temizlikçi, ister mühendis olsun herkesin 7 bin 600 Euro ikramiyeyi hak ettiği belirtildi.

Porsche yönetimi‚ “Tüm çalışanlar büyük titizlikle çalıştı, herkesin bu başarının altında imzası var“ dedi. Piyasada en pahalı ve lüks olan Porsche modellerin dünya piyasasında satışların giderek artması rakiplerini bile kıskandırmaya başladı. Özellikle Almanya’da çalışanlar keşke bizde Porsche işçisi olsaydık diye hayıflanıyor.

 

Kaynak: Habertürk

 

Kategori Otomotiv, Sektörel0 Yorum

Renault Grubu’nun Ocak 2012 Pazar Payı % 19,9

Renault Grubu, Ocak ayı sonu itibarıyla binek + hafif ticari pazarda birinciliği elde etti.

5 bin 890 adet araç satışı ile yüzde 19,9 pazar payı elde etti. Bu sonuç Temmuz 2002′den sonra toplam pazarda elde edilen en iyi sonuç oldu.

Renault, Ocak 2012′de 4 bin 710 adet satış ile toplam pazarın lideri oldu. Marka geçen yılın aynı dönemine göre 1,2 puan artış ile yüzde 15,9 pazar payı etti.

Dacia markası bin 180 adet satış ile toplam pazardan yüzde 4 pazar payı aldı. Marka binek + hafif ticari araç pazarında markalar arasında 7. sıraya yükseldi. Bu satış adediyle geçen yılın aynı dönemine göre +1,6 puan artış kaydetti. Bu sonuçlar markanın pazarda elde ettiği en iyi sonuçlar oldu.

Renault Grubu

- Binek + hafif ticari araçta; Renault Grubunun satışları, 2011′e göre + 2,8 puan artış gösterdi. Grup, ay içinde yüzde 19,9 pazar payı elde etti.

Renault Grubu, binek araç satışında 2011 senesine göre +2,8 puan artış ile yüzde 24 Pazar payı elde ederek pazarda ilk sıraya yerleşti.

Hafif ticari araç satışında; Grup 916 adet satış gerçekleştirdi ve geçen yılın aynı dönemine göre +1 puan artış kaydetti.

Renault markası

Binek araç satışında Renault markası 0,8 puan artış kaydetti.

Türkiye’nin en çok satılan ilk iki modeli Fluence ve Symbol oldu.

Ocak ayında satılan her 6 araçtan biri Renault markasına ait.

Dacia markası

- Dacia, Ocak ayında toplam pazarda 7. marka oldu. 2012 Ocak ayı sonunda yüzde 4 toplam pazar payı ile satışlarında 1,6 puan arttırdı.

Dacia markasının amiral gemisi Duster ise 405 adet satış ile yüzde 1,9 pazar payı elde ederek lansmanından itibaren en yüksek pazar payını elde etti ve 4×4 segmentinde Ocak ayında en çok satılan model oldu.

Markanın diğer modeli Sandero ise segmentinden yüzde 2 pay alarak 4. sırada yer aldı.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori Otomotiv, Sektörel0 Yorum

Şirketlerin Maaş Zammı Kararı Zorlaştı

İnsan kaynakları yönetim danışmanlığı şirketi Mercer Yönetici Ortağı Sibel Yücesan’a göre çift haneye çıkan enflasyon, şirketlerin maaş zammı kararını zorlaştırdı. Genellikle Mart- Nisan aylarında yapılan zamların yüzde 8-8.5 ortamalarında kalabileceğini belirten Yücesan, şirketlerin yüzde 65’inden fazlasının 2012’de istihdamı artırmayı planladığını; bir yandan maliyet baskısı bir yandan nitelikli çalışanı elde tutma yarışının Esnek Yan Haklar trendini yükselttiğini söyledi.

Şirketler karar almakta zorlanıyor

2012 yılında şirketlerin çalışanlara bakışını hürriyet.com.tr için değerlendiren Yücesan, enflasyonda yaşanan belirsizliğin de etkisiyle maaş zamları konusunda şirketlerin karar almakta zorlandıklarını dile getirdi.

Maliyet baskısının insan kaynakları gündeminin bir parçası olduğunu belirten Sibel Yücesan, 2012 yılı ücret kararlarının bugünlerde şirketlerde verilmiş ya da verilmekte olduğunu kaydetti.

Çift haneli enflasyon nedeniyle şirketlerdeki ücret artış kararlarının netleştirilmesinde zorluklar yaşandığına dikkat çeken Sibel Yücesan, “Enflasyon sürpriz yaptı, bu da maaş kararında şirketleri zora soktu. Buna karşılık, piyasadaki hareketlilik devam ediyor ve şirketler iyi çalışanını kaybetme riskini de göze alamıyor. Bu da şirket bütçe rakamlarını ve bireysel artış kararlarını zorlayan bir durum. Şirketler değer verdikleri çalışanlarını farklı ödül uygulamalarıyla elde tutmak için uğraş verecekler” dedi.

“Şirketler istihdamlarını artıracak”

Şirketlerin rekabet gücünü sağlamak için doğru işgücünü yaratmayı ve elde tutmayı geçmişe göre daha çok benimsediğini belirten Yücesan, Türkiye ekonomisindeki büyüme beklentisine paralel olarak Mercer’ın araştırmalarına katılan şirketlerin yüzde 65’inden fazlasının 2012’de işgücünü artırma planı içerisinde olduklarını açıkladı.

Yücesan, önümüzdeki dönemde insan kaynakları alanında belirleyici olacak etkenleri şöyle açıkladı:

“Bu durumun işsizlik oranına belirli seviyede olumlu yansımaları olsa da, asıl istihdam hâlihazırda çalışan, yetişmiş ve uzmanlık alanı geliştirmiş kitleye yönelik olacak. Bu nedenle yüksek performans ve potansiyele sahip çalışanların şirketler arası hareketlerine sık rastlayacağımız bir döneme giriyoruz. Bu da kurumsal başarının devamı için performansı ve bağlılığı yüksek işgücüne özel önem göstermeyi gerektirecek. Çalışan güvenini ve bağlılığını devam ettirecek yeni yaklaşım ve uygulamalara eğilmek gerekliliği bu senenin gündeminde daha ağırlıklı olmaya devam edecek.”

‘Esneklik” yükselen trend

Çalışanlar için ücret, yan haklar ve kariyer beklentisinin birbirinden ayrılmaz üç önemli unsur olduğunu vurgulayan Yücesan, yeni dönemde genel olarak daha fazla esneklik, bireysel yaklaşım, çeşitlilik ve seçme/karar verebilme hakkının çalışan bağlılığında etkili olacağını söyledi.

Yücesan, “Kuşkusuz bu beklentilere bir çırpıda cevap verebilmek işverenler açısından çok kolay değil; ancak umut veren yeni bir uygulama alanı da esnek yan haklar kavramı. Maliyeti artırmaya yönelik her türlü çalışmaya kapalı olan birçok şirket, aynı maliyetle ücret ve yan haklar paketini daha cazip kılmanın yollarını arıyor. Çalışana kendisi için en anlamlı yan hak paketini oluşturma seçeneklerini sunan esnek yan haklar uygulaması yenilikçi şirketlerin gündeminde giderek artan bir trend olarak yer alıyor” dedi.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İnsan Kaynakları, Sektörel0 Yorum

Ziraat Kâr Şampiyonluğunu Garanti’ye Kaptırdı

Son 8 yılın kâr şampiyonu Ziraat, 2011’de elde ettiği 2.1 milyar lira ile beşinci sıraya düşerek birinciliği 3.3 milyar lira kar ile Garantiye kaptırdı.

Son 8 yılın kâr şampiyonu Ziraat, 2011’de elde ettiği 2.1 milyar lira ile beşinci sıraya düştü. İlk sıraya 3.3 milyar lira kâr eden Garanti yerleşirken, İş Bankası ise ikinci oldu.

TÜRK bankacılık sektöründe kâr şampiyonu 8 yıl sonra değişti. Son yedi yıldır kâr şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan Ziraat Bankası, 8’inci yılda şampiyonluğu Garanti’ye kaptırdı. Henüz açıklanmayan geçici verilere göre, Ziraat 2011 yılında 2 milyar 109 milyon lira kâr sağladı. 2010’da, 3.7 milyar lira kâr açıklayan bankanın, 2011 yılındaki kârı bir önceki yıla göre yaklaşık 43 oranında gerilemiş oldu. Banka kaynakları, bilanço üzerindeki çalışmaların halen devam ettiğini belirterek, kâr rakamında küçük bir artış olabileceğini de vurguladılar. Ziraat, 2004-2010 arasında ise her yıl kâr şampiyonu olmuştu.

Hedef yine birincilik

Ziraat’de, Temmuz ayında sürpriz bir genel müdür değişikliği yaşanmıştı. Can Akın Çağlar genel müdürlük görevinden istifa ederken, yerine Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın getirilmişti. Bir gecede 11 genel müdür yardımcısını görevden alarak yeni bir takım kuran Aydın, 2012 yılında yeni projelerle bankayı tekrar kâr şampiyonu yapmayı hedefliyor. Ziraat’in kâr şampiyonluğunu kaybetmesi ile birlikte gözler, 2011 yılında hangi bankanın kâr şampiyonu olduğuna çevrildi. Şimdiye kadar açıklanan banka karları dikkate alındığında, geçen yılın kâr şampiyonu 3.3 milyar lira ile Garanti Bankası oldu. Garanti Bankası’nı ise 2.7 milyar lira kâr ile İş Bankası, 2.5 milyar lira ile Akbank, 2.3 milyar lira ile de Yapı Kredi izledi. Kamu bankalarından Halkbank, 2 milyar 45 milyon lira, Vakıfbank ise 1.2 milyar lira kâr açıkladı.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori Bankacılık-Finans, Sektörel0 Yorum