Etiket arşivi | "anadolu grubu"

UçArı Ulusal Vaka Analizi Yarışması Başvuruları Başlıyor!


İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Kulübü’nün bu sene 5.sini düzenleyeceği Türkiye’nin en prestijli Ulusal Vaka Analizi Yarışması olan “UçArı Ulusal Vaka Analizi Yarışması” Türkiye genelinde bölüm kısıtlaması olmadan 2. ,3. ve 4. Sınıf öğrencilerinin katılımıyla 27-29 Nisan 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek.

İTÜ EMK tarafından düzenlenen ve Anadolu Grubu ana sponsorluğunda gerçekleşen bu yarışmaya başvurular 25 Şubat’ta başlayacak ve 25 Mart tarihine kadar başvuru yapan takımların öneleme vakasını çözmeleri beklenecek. Anadolu Grubu yöneticileri tarafından değerlendirilerek önelemeyi geçen 8 finalist grup ise 27-29 Nisan tarihlerinde İTÜ Maçka İşletme Fakültesi’nde düzenlenecek final organizasyonunda birincilik için yarışacaklar.

Düzenlenen diğer vaka analizi yarışmalarından farklı olarak UçArı’da internet ve telefon gibi iletişim araçları kullanmak serbest olacak. Bu teknolojik erişim izni, yarışmaya farklı bölümlerden insanların katılabilmesi ve yarışma süresince takım çalışılması yapılması da öğrencilere profesyonel yaşamının iş koşullarında kendilerini deneme imkânı sunar.

Vaka çözümünü iş dünyasının çalışma koşulları altında gerçekleştirilmesine imkân veren UçArı bu sebeple iş yaşamına en yakın, buna bağlı olarak da amacına en uygun özelliklere sahip vaka analizi yarışmasıdır.

UçArı Ulusal Vaka Analizi Yarışması’nın başvuruları www.ucari.itu.edu.tr adresinden 25 Şubat- 25 Mart 2012 tarihleri arasında yapılacaktır. Yarışmanın finali ise 27-29 Nisan 2012 tarihlerinde İTÜ Maçka Kampüsü’nde yapılacaktır.

Ayrıntılı bilgi için www.ucari.itu.edu.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kategori HaberlerYorum (0)

Alternatifbank Şube Sayısını 150′ye Çıkarmayı Hedefliyor


Anadolu Grubu ve Alternatifbank Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, bankada gelecek 5 yıl içinde şube sayısını 150′ye çıkaracaklarını belirterek, “Bireysele giriyoruz. 1 milyon dolar ile 5 milyon dolar arasında fona ihtiyacı olacak şirketlerin yapısını oluşturacak bir şekilde genişleyeceğiz” dedi.

Özilhan, Alternatifbank’a sağlanan 192 milyon dolar sendikasyon kredisinin imzalandığı tören sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, bankanın geçmişte Alpha Bank ile ortaklık girişiminin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) “hayır” demesiyle durduğunu hatırlattı.

Söz konusu süreçten sonra yabancı ortak konusunda hiçbir arayış içinde olmadıklarını, hala da böyle bir arayışları bulunmadığının altını çizen Özilhan, şöyle devam etti:

“Alpha Bank ile hazırladığımız bir yol haritamız vardı. Kendimiz şimdi bu yol haritasını gerçekleştiriyoruz. Şu anda 47 şubemiz var. Önümüzdeki 5 yıl içinde 150′ye çıkaracağız. Bireysele giriyoruz. Bireyselden kastımız büyük bankaların milyonlarca kartıyla rekabet edecek yapı değil. Ama 1 milyon dolar ile 5 milyon dolar arasında fona ihtiyacı olacak şirketlerin yapısını oluşturacak bir şekilde genişleyeceğiz. Esasen 47 şubeyle biz Türkiye’nin çok önemli kısmını kurumsalda kapsıyoruz. Türkiye’nin aşağı yukarı yüzde 75-80′ini kapsıyoruz. Yeni açacaklarımızda hem bireysel hem de kurumsal bankacılık yapacağız. Dolayısıyla şu anda 5 bin 500 olan kurumsal müşteri adedimizi böylelikle çok daha yukarıya çıkarabileceğiz.”

Bir şube açılışı maliyetinin 400 bin dolar civarında olduğuna işaret eden Özilhan, dolayısıyla 5 yıl içinde açacakları yeni şube yatırımlarını 50 milyon dolar sermayeyle gerçekleştirebileceklerini ifade etti. Özilhan, açmayı planladıkları yeni şubelerde toplamda 1.000 ile 1.500 kişi arasında ilave personel istihdam edebileceklerini dile getirdi.

“İstikrarlı atak içindeyiz”

Tuncay Özilhan, bundan sonraki süreçte yabancı bir bankayla ortaklığa nasıl baktıkları yönündeki bir soruyu ise “Şu anda denemeyiz. Ama konjonktür tekrar ortaya geldiği takdirde bize değer katacak, network oluşturacak, tecrübesi ve altyapısıyla 1 1=2 değil de 4 yapabilecek bir yapı olursa, kimyası da bizle tutarsa bakarız. Ama kısa vadede bunların hepsini biz unuttuk. Uzun vadede bir ortaklık yapabiliriz. Şu aşamada ise hedeflerimize ulaşmak için gerekli yapılanma içindeyiz. İstikrarlı bir atak içindeyiz” şeklinde yanıtladı.

Alternatifbank’ın bir “KOBİ bankası” olduğunu ifade eden Özilhan, 5 bin 500 müşterinin önemli kısmının KOBİ’lerden oluştuğunu, toplam mevduatın yüzde 80′ler civarındakini kredi olarak verdiklerini söyledi.

Kamu bankalarıyla ilgilenip ilgilenmeyecekleri sorusuna da Özilhan, “Biz büyütülmüş bir şeye değer vermektense, kendimiz büyüttüğünde o değerin ekonomik olarak daha faydalı olacağını düşünüyoruz” karşılığını verdi.

“Büyük boy da, ortak boy da bankalar olmalı”

Tuncay Özilhan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın orta boy bankaların güçlendirilmesi yönündeki açıklamalarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bir ülkede büyük bankalar da, orta boy bankalar da olmalı. Orta boy bankalar daha elastikler, daha orta ve küçük boy işletmelere kredi verebilirler. Daha az bürokrasileri var, daha dikkatliler. Çünkü daha büyük bankalar, çok büyük bankalar hata yaptığı zaman kaldırabilir. Ama orta boy, küçük bankalar hata yaptığında kaldırmıyor. Bundan dolayı o politikaya katılıyorum. Bunu, bir ülkede kuvvetli, orta boy bankacılığın olması gerekir diye yorumluyorum.”

Özilhan, “Türk bankacılık sektöründe oligopol yapı olduğuna inanıyor musunuz?” sorusu üzerine ise “Oligopol demek 2 banka demek… Türkiye’de devlet bankalarını da koyduğunuz zaman 4, 2 daha 6 eder. 6 banka işin yüzde 75-80′ini kapsar. O tabii oligopol bir piyasaya itiyor. Rekabeti bozabilir, bozabiliyor. Dolayısıyla orta boyları daha büyüterek o yola gitmekte fayda var” şeklinde konuştu.

“Türkiye diğerlerinden ayrıştı”

Türkiye’nin Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in konuşulduğu bir  dönemde diğerlerinden ayrıştığının altını çizen Özilhan, Anadolu Grubunun faaliyet gösterdiği yurt dışındaki işlerinin normal trendde devam ettiğini, bu sene Rusya’da satışların düşmesini bekledikleri halde ilk çeyreği “bayağı yukarıda” kapattıklarını söyledi.

Özilhan, Türkiye’de de içecek sektörünün makul derecede gittiğini belirterek, “Bu sene (Türkiye) en az yüzde 5 büyür diye bakıyorum. Bunu da yavaş yavaş Türkiye hissedecek diye yorumluyorum. Bu, 2008′den evvelki dönemi kolay kolay getirmeyecek. Neticede Türkiye büyüme trendine girdi. Avrupa’da düzelme görebilirsek ihracat önemli artış sağlayabilir. İç talep büyümeden dolayı pozitif etkilenebilir” dedi.

Türkiye’nin önemli bir sıkıntısının işsizlik olduğuna da işaret eden Özilhan, “İşsizliğin kısa vadede çözülmesi ihtimali çok zayıf” dedi.

Kategori SektörelYorum (0)

Genç İnsan Kaynakları Uzmanları Bir Arada “GençİK”


Birçok şirketin İnsan Kaynakları departmanında görev alan İK Uzmanlarının oluşturdukları GençİK platformu üyeleri, oluşumlarını Businews’a anlattı.

GençİK platformunu oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı?

Grubumuz 2007’den bu yana faaliyet göstermekte olan, farklı sektörlerden genç insan kaynakları profesyonellerinin oluşturduğu bir platformdur.  Her ay aramızdan farklı birinin evsahipliğini yaptığı toplantılarda benchmark çalışmaları yapıyor; projelerimizi paylaşıyoruz.

Yola çıkış amacımız, çalıştığımız firmalardaki insan kaynakları uygulamalarını kıyaslamak, farklı sektörlerdeki yenilikleri görmek ve belli başlı güncel mesleki kavramları tartışmaktı. Ancak 2009 başından bu yana, biz de değişimin gerekliliğini fark ettik ve proaktif bir platform olma yolunda ilk adımlarımızı attık.

Hedef kitlenizdeki kişiler kimler?

Bizler yapmış olduğumuz beyin fırtınaları sonucunda faliyetlerimizin kapsamını ve yönünü belirleyecek altı farklı iletişim ve etki grubu ortaya koyduk. Bu doğrultuda hedeflediğimiz kitleyi; üyelerimiz ve aktif çalışanlarımız, İK çevresinde söz sahibi olan dernekler ve medya kuruluşları, ulaşamadığımız ancak potansiyeli olan üyelerimiz, eğitim ve danışmanlık firmaları gibi tedarikçilerimiz, örnek aldığımız diğer kurumlar ve profesyonel yöneticiler olarak geniş bir çerçevede tanıtabiliriz.

Yakın dönemdeki ilk hedefimiz hem profesyonellere hem de henüz iş hayatlarına yön vermemiş üniversite öğrencilerine sesimizi duyurabilmek. Böylelikle İnsan Kaynakları Yönetimi kavramının bilinirliğini arttırıp, önemini vurgulamış olacağız.

Değişim ve gelişim için ne tür hazırlıklar yapıyorsunuz?

Yaklaşık 20 kişilik bir ekip olarak çalışıyoruz ancak bu yıl içinde bizimle birlikte çalışmak ve gelişmek isteyen yeni arkadaşlarımızla birlikte büyümeyi hedefliyoruz.

Şu an için oluşturmuş olduğumuz bir takım çalışma gruplarımız var. 2009 yılından bu yana birçok eğitim firmasıyla görüşme fırsatımız oldu. Birçoğundan gelişimimiz için destek aldık ve almaya devam ediyoruz. Bizlere bugüne kadar Origo İnsan Kaynakları, United, Dale Carnegie, Realta, Dinamo Eğitim gibi alanında uzman firmalar destek oldu. Aramızdan dört kişi Realta’nın düzenlediği GMC simülasyon çalışmasına katıldılar. Geçen yıl iki arkadaşımız Koç Üniversitesi’nde çalıştıkları firmalardaki İnsan Kaynakları uygulamalarını aktaran bir sunum yaptılar.  Böylelikle hedeflediğimiz üniversite öğrencilerine doğru bir adım atmış olduk. Web sitesi tasarımı, üyelik sistemi, benchmark için mail grubu çalışmalarımız devam etmektedir. En son Nisan başında 1980 sonrası doğan ve şu an iş hayatında hızla ilerleyen bizler, yani “Y kuşağı” hakkında, konunun uzmanı Evrim Kuran’dan bir eğitim aldık. Kendimizi bir başkasından dinlemek hepimizde gerçekten bir farkındalık yarattı ve daha genç arkadaşlara yönelik gerçekleştirmek istediğimiz projeler için bizi daha çok teşvik etti, birşeyleri değiştirebileceğimize dair inancımız arttı. Önümüzde daha birçok proje var, hepsi için ayrı bir heyecan duyuyoruz.

“Y kuşağı” olarak adlandırılan ve sizlerin de içinde yer aldığı yeni çalışan nesil hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bizler biraz daha esnek ve serbest çalışmayı seviyoruz. Geleneksel organizasyon yapısının dışında biraz daha inisiyatif alabilen, karar yapısının daha çabuk ilerlediği, hızlı ve yaratıcı yapıların içinde yer almayı istiyoruz. Araştırmalar incelendiğinde “Y Kuşağı” çok daha  sorgulayıcı, kariyer yolunu çok daha net görmek istiyor, kendisine de söz hakkı verilsin istiyor. Bu istekler kurum içinde gerçekleşmeyince ortaya mutsuz çalışanlar çıkmış oluyor. Bu durumda hem “Y Kuşağı” olup hem de İnsan Kaynakları fonksiyonunda yer almak çok daha zorlaşıyor. Çünkü hem kendi motivasyonunuzu yüksek tutmak zorundasınız hem de sizinle aynı kuşaktan olan, diğer fonksiyonlarda yer alan takım arkadaşlarınızın motivasyonlarını yüksek tutacak yöntemler geliştirmek zorundasınız.

Sizce organizasyonlarda “Y Kuşağı”na yönelik nasıl çalışmalar yapılmalı?

Y kuşağını organizasyonda tutabilmek ve ondan maksimum faydayı sağlayabilmek için beklentileri çok iyi analiz etmek gerekir. Öncelikle otorite kavramı yerine daha katılımcı yönetim biçimleri geliştirmek, kuralcı olmak yerine yenilikçi olmayı benimsemek bizlerin daha motive çalışmasını sağlar. Aslında “Y Kuşağı” olarak ne istediğimizi bildiğimiz için bu konuda fikir üretmemiz, yöneticilerimize göre daha kolay olacaktır. Örneğin proje bazlı/süreli çalışma koşulları yaratmak, motivasyonu arttırıcı eğitimler düzenlemek, kişisel gelişime destek olmak, kariyer yollarını çizip somut olarak önlerine koymak, arkadaş gibi yaklaşıp, bireysel hedeflerini şirket hedefleri ile uyuşmasını sağlayarak “kazan-kazan” ilişkisi yaratmak, özetle girişimciliği ön planda tutmak genç kuşağın sadakatini oluşturmayı ve maksimum verimi elde etmeyi  sağlayacaktır.

“Y Kuşağı” çalışanlar, bizden bir önceki kuşak olan “X Kuşağı” yöneticilerimiz tarafından çoğu zaman hayalperest olarak algılanabiliyor. Biz aslında sadece birşeyleri değiştirebilmemiz için fırsat verilsin istiyoruz.  GençİK oluşumu da bu anlamda “Y Kuşağı”nın buluşma platformu olarak düşünülebilir. Belki hali hazırda İnsan Kaynakları alanında faaliyet gösteren derneklerin çatısı altında kendimize yer bulabilirsek, bu isteğimizi çok daha kolay gerçekleştirebiliriz. Günümüzde İnsan Kaynakları organizasyonlar içinde destek fonksiyon olma durumundan sıyrılıp, çok daha stratejik bir fonksiyon olma yolunda giderken, bizler de bu sistemin birer parçası olarak taze fikirlerimizle bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz.

Y kuşağı İK’cıların karşılaşabilecekleri zorluklar neler olabilir?

Y kuşağını tanımlarken, eskiye oranla daha hareketli, düşündüğünü direkt olarak söyleyen, farklılıklara ihtiyaç duyan, operasyonu uygulamaktan ziyade akışı yönetmek isteyen bir nesilden bahsediliyor. Hal böyle olunca, Özellikle “olgunluk” kavramının ön planda olduğu İK’da kariyer, Y nesli için zorlayıcı bir hal alıyor. Özellikle nesil çatışmaları, kuralları nispeten bir pazarlama departmanına göre daha belli ve yer yer durağan olabilen bu departmanda daha sık görülüyor. Bizler de, hem içimizdeki yenilikçi ve akıntıya karşı durabilen gücü koruyup hem de ülkemizde İK’ya bakış açısını değiştirmeye çalışıyoruz. Bunun için kendimizi geliştirerek güçlü yönlerimizi daha görünür kılıyor, yaptığımız şeylerin sonuçlarını ispat ederek departmanın ve dolayısıyla bizlerin daha da değer kazanmasını hedefliyoruz.

Tüm bunların yanında, kendi neslimizdeki diğer kişilerin de hem mutlu olabilecekleri hem de değer yaratabilecekleri bir ortam sağlamakla yükümlüyüz (bunu başarmak eskisinden kat kat daha zor) , bu bizim varolma nedenimiz. Bu yüzden, her zamankinden daha çok araştırma ve uygulamaya, birbirimizden öğrenmeye ve Y neslinin özellikle önem verdiği “topluma fayda” çalışmalarına odaklanmamız gerekiyor.

GençİK’nın sosyal sorumluluk olarak hedefledikleri çalışmalar nelerdir?

Bizler “Y Kuşağı” olarak, “Y Kuşağı”na yönelik projeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Üniversitelerin kariyer günlerine katılarak İnsan Kaynakları fonsiyonun önemini ve iş alanlarını genç arkadaşlarımızla paylaşmak istiyoruz. Mülakat teknikleri, cv oluşturma gibi konularda kendilerine destek olarak; son sınıf ve lisansüstü öğrencilerine yönelik işe yerleştirme, okurken çalışmak isteyen öğrencilere yönelik stajyer havuzu oluşturma projelerini hızla hayata geçirmeye başlayacağız.

Yeni mezun, bir çok başarılı ve istekli arkadaşımızın hızla bizlere yetiştiği inancındayız. Grubumuza gönüllü olarak katılacak, takımımız içinde yer alacak yeni arkadaşlarımıza her zaman açığız. Eğer aramıza katılmak isteyenler olursa Facebook’ta yer alan GençİK grubumuza mesaj atarak bize ulaşabilirler.

Ayaktakiler Soldan Sağa: Selin Derya (Ezcacıbaşı), İrem Gökçel (FritoLay), Nesligül Şakrak (Tofaş), Tuba Gündoğdu (MSD İlaçları), Güldane Yılmaz (DHL), Furkan Aşkın(Avea)

Oturanlar Soldan Sağa: Özgecan Okan (MSD İlaçları), Serap Bostan (Boehringer-Ingelheim), Fatih Ayhan (Anadolu Grubu), Simge Sezer (Realta)

Kategori Haberler, RöportajYorum (2)

UçArı’10 Ulusal Vaka Analizi Yarışması


UçArı’10, İTÜ Endüstri Mühendisliği Kulübü tarafından tüm üniversitelerin 3.ve 4. sınıf ya da yüksek lisans öğrencilerinin katılım gösterebileceği öğrencilere teorikte öğrendikleri bilgileri pratikte uygulama şansı veren Ulusal Çaplı Vaka Analizi yarışmasıdır.

Yarışmaya 3 veya 4 kişiden oluşmuş gruplar katılım göstermektedir. İnternet üzerinden her bir takım üyesinin bireysel başvurularını gerçekleştirmesinin ardından,  gruplara ön eleme vakası gönderilmektedir. Gruplarının çözümlerini gerçekleştirmesinin ardından finale kalan ilk 8 grup belirlenir. İTÜ Endüstri Mühendisliği tarafından İstanbul’da düzenlenecek içerisinde eğitimlerin, vaka çözümlerinin ve sunumlarının gerçekleştirileceği 3 günlük final programı ile yarışmada dereceye giren gruplar belli olur.

Bu sene Anadolu Grubu’nun ana sponsorluğunda düzenlenen UçArı’10 a başvurular 1 Mart-5 Nisan tarihleri arasında yapılacaktır. UçArı’nın finalleri 30 Nisan – 2 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirelecektir. 3 Mayıs tarihinde Anadolu Endüstri Holding’de yapılacak törenle yarışmayı kazanan gruplara ödülleri takdim edilecektir.

Ödüller
1. Gruba 3000 YTL + Efes Moskova Stajı
2. Gruba 2000 YTL + Çeşme Ilıca Otel Tatili
3. Gruba 1500 YTL + Samsung Kamera

Ayrıntılı bilgi için:
www.ucari.itu.edu.tr

Kategori Haberler, Kulüp EtkinlikleriYorum (0)