Etiket arşivi | "Ar-Ge"

Bilişim Devi Türkiye’de Ar-Ge Merkezi Açtı


Her yıl, gelirlerinin %10’undan fazlasını Ar-Ge yatırımı olarak değerlendiren ve dünya çapında Ar-Ge ve inovasyon merkezleri bulunan Huawei, 15. Ar-Ge merkezini 27 Şubat 2010 tarihinde İstanbul’da açtı.

Yeni nesil telekomünikasyon çözümleri alanında dünya lideri Huawei, Türkiye Ar-Ge Merkezi’ni 27 Şubat 2010 tarihinde İstanbul-Ümraniye’de açtı. Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi açılışı, T.C. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi H.E. Gong Xiaosheng, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ve Huawei yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti.

Türkiye faaliyetlerine 2002 yılında başlayan Huawei’in bugün 500’ün üzerinde çalışanı bulunuyor. Huawei, 3 yıl içinde 350’si Ar-Ge Merkezi’nde, 150’si Teknik Destek Merkezi’nde olmak üzere toplam 500 Türk mühendise iş imkanı sağlamayı planlıyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi’nde yerel ve uluslararası pazarların telekomünikasyon ihtiyaçlarına yönelik ileri teknoloji ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Bunlar arasında, katma değerli servisler, ücretlendirme ve faturalandırma, çağrı merkezi ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi ürün ve hizmetler yer alıyor. Ayrıca, yazılım ürünleri, kablosuz teknolojiler (2G/3G/4G) ve ALL-IP, sabit mobil yakınsama (FMC), yeni nesil şebekeler (NGN) alanlarında analiz ve araştırmalar, ürün planlama, optimizasyon, performans iyileştirme ve pazar adaptasyonu uygulamalarının yürütülmesi planlanıyor.

Açılış töreninde konuşan Huawei Global Başkan Yardımcısı Jiang Yafei, “Türkiye’deki Ar-Ge Merkezi ile güçlü ve yenilikçi bir takım olacağız ve global telekomünikasyon sektörünün başarılı geleceği için birlikte büyüyeceğiz. Önümüzdeki dönemde, operatör, müşteri ve kurumsal projeler odaklı çalışan 350’den fazla Türk Ar-Ge mühendis ekibinin oluşturulması için 50 milyon doların üzerinde yatırım yapacağız” dedi.

Türkiye’deki Ar-Ge çalışmalarını değerlendiren Huawei Yazılım Başkan Yardımcısı Huang Jian ise “Türkiye’nin kaliteli Ar-Ge kaynakları ile Avrupa, Asya ve Afrika’yı birleştiren coğrafi konumunu kullanarak, Ar-Ge uzmanlığımızı en iyi şekilde sunmayı, sürekli gelişen Ar-Ge stratejimizi uygulamayı, müşterilerimize daha iyi hizmet ve ürünleri zamanında sağlamayı ve Türkiye’deki bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişimini teşvik etmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de kurduğumuz Ar-Ge merkezimizin, müşterilerimiz, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü ve Huawei için karşılıklı faydalar yaratacağına inanıyoruz” dedi.

Bugün ABD, Almanya, Çin, Hindistan, İsveç ve Türkiye olmak üzere dünya çapında 15 Ar-Ge ve 20 inovasyon merkezi bulunan Huawei, çalışanlarının yaklaşık %46’sını Ar-Ge çalışmalarına katıyor. Her yıl gelirlerinin %10’dan fazlasını Ar-Ge yatırımı olarak değerlendiren Huawei, bu alanda faaliyet gösterdiği ülkelere istihdam sağlayarak da katkıda bulunuyor.

Kategori Haberler, SektörelYorum (0)

Bilgiden Para Kazanma Dönemi


Uluslararası ilaç firması Pfizer ile Hacettepe Üniversitesi arasında “Kilit Stratejik Merkez” (KSM) anlaşması imzalandı. Sağlanan işbirliği, üniversitelerde bilginin ekonomik faydaya dönüşmesinin yolunu açabilir.

Ankara Kalesi’ndeki yarım asırlık bir restoran, bu kez protokol misafirleri değil, ilginç bir işbirliği anlaşmasının kamuoyuna duyurulmasına ev sahipliği yaptı. Uluslararası ilaç firması Pfizer ile Hacettepe Üniversitesi arasında “Kilit Stratejik Merkez” (KSM) anlaşması imzalandı. Temel amaç, ilaç Ar-Ge konusunda stratejik işbirliği sağlamak. Türkiye için bir ilk olan anlaşmanın, Türk ilaç sektörünün gelişimine önemli faydalar sağlaması olası. Ancak asıl önemli çıktı akademi tarafında yaşanabilir. Üniversiteler KSM anlaşması benzeri uygulamalarla akademik bilgiyi ekonomik çıktıya dönüştürebilir.

EN FAZLA AR-GE HARCAMASI YAPILAN İKİNCİ SEKTÖR
Türkiye’deki üniversitelerin kendilerine yeter yapılar haline gelerek, daha özerk kurumlar olmasının yolu da bu dönüşümden geçiyor. Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Teknokent A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Geçim, “Üniversitelerde yapılan araştırmalardan ekonomik bir taraf çıkar mı? Bu soruya cevap verme zamanı geldi” diyor. Amaç bilgiyi hem faydalı bir biçimde kullanmak, hem de bundan ekonomik girdi sağlamak olunca ilaç sektörü çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Uzay araştırmalarından sonra en fazla Ar-Ge harcaması yapılan sektör olan ilaç sektörü. Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan, “İlaç sektöründe Ar-Ge çalışmaları için yıllık 90 milyar dolar para harcanıyor” diyor ve ekleniyor, “Türkiye’de bu rakam sadece 50 milyon dolar.”

İlaç sektöründe var olan Ar-Ge eksikliği Türkiye’deki yaşam bilimleri alanındaki yüksek düzeydeki bilgi birikimi ile birleşince önemli bir fırsat penceresi oluşuyor. Pfizer’in Türkiye’deki çalışmalarının üçte birini gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi, sözkonusu fırsat penceresini kullanmak amacıyla Amerikalı ilaç devinin 14. KSM’i oluyor. Güney Kore, Polonya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Arjantin, Kanada, İngiltere’de olmak üzere Pfizer’in dünya üzerinde toplam 13 KSM’i bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi bu anlaşma ile aslında bir araştırma ağına üye oluyor ve diğer KSM’lerde yapılan Ar-Ge çalışmalarından edinilen bilgilere ulaşma imkanı sağlıyor. Hacettepe’nin Pfizer ile kurduğu ilişki tek taraflı değil elbette. Üniversite’nin yapmış olduğu araştırmalardan da ilaç firması faydalanabiliyor. Bu anlamda, Hacettepe Üniversitesi’nin sağlamış olduğu ya da sağlayacağı know-how’ın da üniversiteye önemli ekonomik girdiler sağlayacağı da açık.

ÜNİVERSİTELER KENDİ KAYNAKLARINI ÜRETMELİ
Peki, temel amacı bilim yapmak olan akademinin özel bir şirket ile ortaklık anlaşması imzalaması, bu anlaşmanın üniversiteye ekonomik getiri sağlama potansiyelinin açık bir biçimde olması, bilim yapabilme özgürlüğünü kısıtlayan bir yapı yaratabilir mi? Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, üniversite olarak sadece Pfizer ile değil birçok ilaç firması ile ortak araştırmalar gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Erdener, olayın ekonomik boyutunun da olmasının da doğal bir sonuç olduğunu belirterek, “ABD’ndeki üniversiteler bütçelerinin büyük bir kısmını kendi kaynaklarından üretiyor” diyor.

Sayı hala yetersiz olsa da Türkiye’deki üniversitelerin sayısı 130’a ulaşmış durumda. Sadece yurtiçinde değil, dünyadaki birçok üniversite ile yetişmiş eleman açısından rahatlıkla rekabet edebilecek Türk üniversiteleri, bütçe imkanları açısından bir dönüşüm yaşamak zorunda. Aksi takdirde, özellikle katma değeri yüksek alanlara yatırım yapma ihtiyacı olan Türkiye’ye akademinin katkısı oldukça kısıtlı kalabilir. Hacettepe Üniversitesi’nin Pfizer ile yaptığı KSM anlaşması üniversitelerin kamu desteği beklemeden atılım yapmaları, fırsat yaratmaları açısından oldukça önemli. Bu ve benzeri çalışmalar ilerleyen dönemlerde Türkiye’nin dünyaya ilaç Ar-Ge’si pazarlayan bir ülke olması yolunu açabilir.

Alper Atak

BusinessWeek

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)


Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?