Etiket arşivi | "CEO"

Drucker: Hiç Şirket Yönetmemiş Bir Yönetim Dehası


 

Peter Drucker, yönetim disiplinini kuran ve bu disiplinin üzerine kendi adını kazıyan bir dahidir.

Bugün hepimizin kullandığı vizyon, misyon, kurumsal sosyal sorumluluk gibi bir çok modern yönetim kavramını ilk kez Drucker ifade etmiştir.

Organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması (delegasyon) fikrini 1940’larda ilk ortaya atan odur.

Daha 1950’lerde “Müşterisiz iş yoktur. Bir işletmenin temel amacı müşteri yaratmaktır.” sözünü söyleyen de oydu.

Drucker uzun bir ömür yaşadı, yüzlerce makale, onlarca kitap yazdı.

• “Yönetim disiplini”,

• “Liderlik”,

• “İçinde yaşadığımız dünyanın nasıl değiştiği”,

• “Yönetim disiplininin dinamikleri ve geleceği”,

• “Girişimcilik ve inovasyon”,

• “Etkili karar alma”,

• “İnsanlarla ilgili karar almanın incelikleri”,

• “Toplumsal sorumluluk bilinci”,

• “Yeni düzende yeni şirket örgütlenmesi”,

• “Bilgi toplumu ve bilgi işçileri”,

• “Değişimi yönetmek”,

• “Kar amacı gütmeyen kuruluşların yönetimi”

gibi çok geniş bir yelpazede ilham veren, yol gösteren yazılar yazdı.

Ben abartmayı sevmem;ama Drucker’dan söz ederken kullandığım sıfatlar- abartsam bile- eksik kalıyor.

Drucker, sadece yöneticilere değil kendini geliştirmek isteyen bireylere ve bu dünyayı daha yaşanılır bir yer yapmak isteyen herkese ilham verdi.

Drucker hep “Doğru soruları” sordu ve bunlara doğru cevaplar verdi.

Yöneticiler bir “yangın söndürme” telaşı içindeyken Drucker sakin tavrıyla bize önce “acil” olanla “önemli” olanı ayırmamızı ve sonra buna göre karar alıp eyleme geçmemizi önerdi.

Drucker, iş dünyasında “etkili” ve “etkin” arasındaki kafa karışıklığına değinen ilk düşünürlerden biriydi. Bu ayrım, “doğru işleri yapmakla”, “işleri doğru yapmak” arasındaki farkı ortaya koyuyordu. “Aslında hiç yapılmaması gereken işleri, büyük bir verimlilikle yapmak kadar boşa harcanan bir çaba olamaz.” derken hiç etkisi olmayacak işleri fevkalade etkin yapmanın anlamsızlığını anlatıyordu. Gerçekten de bugün hala birçok işletmenin yatırım yaptığı alanlar hep “verimlilik”(yani etkinlik) üzerinedir. Hâlbuki asıl önemli olan etkili olacak alanlarını belirleyebilmektir, çünkü sadece “verimli” olmanın tek başına bir rekabet avantajı sağlamayacağı, asıl neyin etkili olacağını belirlemenin iş sonuçları getireceği açıktır. (İngilizcesi Effective=etkili; Efficient=etkin/verimli)

1930’larda yazdığı ilk makale “Ekonomik İnsanın Sonu” (The end of economic man) ve 1940’ların başında yazdığı ikinci makale “Sanayi İnsanın Geleceği” (The future of industrial man) onu büyük üne kavuşturdu.

Bu makaleleri yazdığı yıllarda henüz kimse onun dile getirdiği konuları tartışmıyordu. 1940’larda sanayi sonrası toplumu tarif etmeye başlamıştı bile. Her zaman çağının çok ilerisinde bir vizyona sahipti. Soyut ve karmaşık konuları inanılmaz sadeleştirme yeteneği ve keskin bir öngörü kabiliyeti vardı. Sadece yönetim ve strateji alanında değil pazarlama konularında da ilham veren görüşleri vardı. Örneğin bundan elli sene önce, pazarlama sadece ürün özellikleri etrafında yapılırken Drucker, “İnsanlar duygularıyla satın alır. ” demişti.

Drucker’ın ele aldığı konuların çeşitliliği, sorduğu soruların yerindeliği ve verdiği cevapların doğruluğu şüphesiz onun entelektüel derinliğinin bir yansımasıdır. Drucker, bireyden topluma hemen her alanda geleceğin dünyasını tarif ederken Verdi operalarını, Antik Yunan heykellerini, Cizvit Rahiplerini, Napolyon’u, Mozart’ı anlatan bir yazardı. Bu nedenle Drucker‘ı okumak, hem geleceğe hem tarihe bir yolculuktur çoğu zaman.

Onu defalarca okumaktan bıkmıyorum, çünkü söylediklerinde sadece bilgi değil bilgelik de buluyorum. Bugün yazılan çoğu yönetim kitabı onun yazdıklarının tekrarıdır. Bir çok ünlü yazarın çok satan yönetim kitabı Drucker’ın söylediklerinin derlemesidir. Evet tekrar edeyim: Amerika Birleşik Devletleri’nde her biri milyondan fazla satan çok ünlü yönetim gurularının yazdıkları kitapların çoğu, Drucker’ın yıllar önce söylediği düşüncelerinden derlenmiş ve güncel örneklerle süslenmiş kitaplardır.

Dört yüz sayfalık bir yönetim kitabı, aslında Drucker’ın on sayfalık bir makalesinin genişletilmiş hali olabilmektedir. Buna benzer sayısız örnek vardır. Drucker sayesinde meşhur olmuş birçok yazar ve yönetim gurusu vardır.

Drucker‘ın yönetim ve strateji konularına yaklaşımı son derece yalın olmuştur.

Drucker, bir şirketi ele aldığında önce “Güçlü taraflarınız neler?” “Misyonunuz nedir?” gibi son derece yalın sorular sorarak başlardı. Bu sorular her şirket için cevaplaması son derece zor sorulardır, çünkü bu sorulara doğru cevap verebilmek için bir şirketin gerçekten ne yaptığını ve nereye gittiğini çok iyi biliyor olması gerekir.

Drucker’a göre her yönetim bu sorulara “evrensel” ve “vicdanî” ilkelere dayanan cevaplar vermek zorundadır. Şirketlerin “sürdürülebilir bir iş modeli” olması gerekir. Ona göre “fırsatlar beraberinde sorumluluk da getirir” . İş yapmanın özü bu sorumluluk bilincidir.

Drucker 1980‘lerde, “Serbest pazara inansam da, kapitalizm hakkında ciddî şüphelerim var.” diyordu. Bir tepe yöneticisinin en düşük maaş alan işçinin yirmi katından fazla maaş almasını eleştiriyor; bireysel çıkarların toplumsal çıkara üstün tutulduğundan yakınıyor ve bu durumu ahlâkî ve sosyal olarak affedilemez buluyordu. Drucker, ” Bunun için çok büyük bedel ödeyeceğiz.” diye uyarıyordu.

Dediklerinin hepsi gerçekleşti ve biz onun 1980‘de söylediğini otuz sene sonra daha yeni tartışmaya başlıyoruz.

Drucker, insanları suçlamak yerine her zaman sorunların köküne inip, bunların esas nedenlerini bulmaya çalıştı. Vardığı sonuçları ise son derece yalın ve doğrudan bir biçemle anlattı.

Japonya, Kore ve Tayvan gibi uzak doğu ülkelerinin Avrupa ve ABD’nin önüne geçtiğini, doğunun batıya girişimcilik ve yenilikçilikte fark attığını açıklıkla dile getirdi. Drucker bu görüşlerini dile getirdiğinde henüz kimse Uzak Doğu Mucizesi‘nden haberdar değildi.

Drucker inovasyonun CEO’nun görevi olması gerektiğini söylediğinde ve inovatif organizasyonların işleyişinin nasıl olması gerektiğini tarif ettiğinde henüz bu konuları konuşan kimse yoktu. İnovasyon konusunu ilk dile getirdiğinde inovasyon kitaplarının “best seller” olacağı 2000‘li yıllara daha otuz yıl vardı.

Drucker, Amerika Birleşik Devletleri‘nin en gözde yöneticilerini “Kendinizi beğenmişliğinizi farkedin ve bunun sizi yetersizliğe sürüklediğini görün.” diye uyaran ilk düşünür oldu.

Drucker birçok konuyu sadece ilk söyleyen olduğu için değil en iyi anlatan kişi olduğu için de önemlidir. Drucker ne söylediyse çok yalın ve çok güzel söyledi. Sadece soruları değil cevapları da sade ve anlaşılırdı. Kafamızı karıştırmadan değişen dünyayı anlamamızı sağladı. Zihnimizi açmayı, karmaşık olanı sadeleştirmeyi başardı.

Drucker, her biri çok değerli ve çığır açan çok önemli şeyler söyledi:

• “Bir organizasyonun amacı, sıradan insanların sıra dışı işler yapabilmesini sağlamaktır.” (The effective executive- HBR 1963)

• “Bugün hepimizin kendimizi yönetmeyi öğrenmesi gerekiyor”, (Managing Oneself- HBR 1999)

• “Bir zamanın başarılı şirketlerin artık başarısız olmalarının sebebi hantal, kendini beğenmiş, bürokratik olmaları değil, iş tariflerinin çağa uymamasıdır” (The Theory of the Business – HBR1994)

• “Etkili yöneticiler çok değil, az sayıda önemli kararı almayı amaçlamalıdırlar.”- HBR (Effective decision- HBR 1967)

• “Yöneticinin birinci ödevi, elindeki kaynaklarla en iyi sonucu almaktır” (The effective executive- HBR 1963)

• “Eğer tutkunuz ve aklınız varsa, nereden başlarsanız başlayın zirveye tırmanabilirsiniz.” (Managing Oneself- HBR 1999)

• “Yarının lideri karizmasıyla liderlik edemeyecek. Diğerlerinin verimli çalışabilmesi için esasları bulmak zorunda olacak”. (Information society – HBR 1997)

• “Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.” (Innovation and entrepreneurship – HBR 1985)

• Bütün başarılı girişimcilerin ortak noktası belirli bir kişilik değil, sistemli inovasyona olan bağlılıklarıdır.” (The discipline of innovation – HBR 1985)

Ben Drucker’dan çok ilham alıyorum. Görüşlerinin esasları kadar bu görüşleri ortaya koyma tarzındaki dolaysızlık ve sadelikten de etkileniyorum.

Drucker, 2005 yılında, doksan beş yaşında öldü.

Hayatında hiç yöneticilik yapmadı.

Hiç yöneticilik yapmamış bir insanın 21. yüzyılın yönetim anlayışına bu kadar güzel bir ışık tutabilmesine hayret ediyorum.

 Kaynak: Temel Aksoy

Kategori Uzman GörüşüYorum (0)

2011’in En İyi 10 CEO’su Yayımlandı


 

Fortune dergisi 2011 yılının en iyi iş adamlar listesini yayımladı. “2011’in En İyi 10 CEO’su” listesinde birinci Starbucks’ın Kurucusu Howard D. Schultz olurken, Coca-Cola CEO’su Muhtar Kent listede 9. sırada yer alan tek Türk olarak dikkat çekiyor.

2011 yılının en iyi iş adamlar listesinin yarısını ise bilişim dünyasından yakından tanıdığımız başarılı CEO’lar oluşturuyor. listenin ikinci sırasında Amazon CEO’su Jeffrey P. Bezos yer alırken, LinkedIn Kurucusu Reid Hoffman dördüncü sırayı alıyor.

Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg altıncı en iyi CEO olurken, Apple CEO’su Tim Cook listenin sekizinci sırasında yer alıyor.

IBM CEO’su Samuel J. Palmisano ise en iyi onuncu CEO olarak olarak son sırada bulunuyor. İşte o liste:

1- Starbucks’ın Kurucusu Howard D. Schultz

2- Amazon CEO Jeffrey P. Bezos

3- Chevron John J. Watson

4- LinkedIn Kurucusu Reid Hoffman

5- McDonald’s CEO James A. Skinner

6- Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg

7- Kraft Foods CEO Irene B. Rosenfeld

8- Apple CEO Tim Cook

9- Coca-Cola CEO Muhtar Kent

10- IBM CEO Samuel J. Palmisano

 

Kategori HaberlerYorum (0)

CEO’lar 2012′den Umutlu


 

 

İş dünyasının nabzını tutan CEO Profil 2011 Araştırmasının bu yılki sonuçları, “iyimser ama temkinli” bir dönemin sinyallerini veriyor.

Araştırmaya katılan üst düzey yöneticiler, 2012′den umutlu. Ama hiçbiri tedbiri elden bırakmıyor. CEO’ların yarıdan fazlası ikinci dip beklemiyor. Bekleyenler ise ilki kadar derin olmayacağına inanıyor. Ajandaların ilk sırasında verimlilik, sürdürülebilirlik ve kontrollü büyüme var. Alınacak tedbirler ise maliyet indirimi, tasarruf, borçları uzun vadeye yaymak ve kur önlemleri almak. Enerji gözde sektör, kriz yorgunu AB ve çalkantılı komşu ülkeler ise fırsat yaratan coğrafyalar olarak öne çıkıyor. CAPITAL’İN HER YIL DÜZENLEDİĞİ CEO Profil Araştırması, iş dünyasının gelecek yıla ilişkin öngörülerini tüm netliğiyle ortaya koyuyor. “İkinci dip bekleniyor mu?”, “Yeni dönemin en önemli riskleri neler?”, “CEO’lar nelere odaklanacak?” gibi merak edilen birçok soru, bu araştırmayla yanıt buluyor. KoçSistem’in sponsorluğunda gerçekleştirilen ve 136 CEO’nun katıldığı CEO Profil 2011′in sonuçlarına göre, üst düzey yöneticilerin önemli bir kısmı 2012 için iyimser. İki CEO’dan biri, gelecek yılın “iyi” veya “çok iyi” geçeceğini düşünüyor. Kötümserlerin oranı yüzde 25′ler düzeyinde. Ancak, tüm bu rakamlara rağmen CEO’ların açıklamalarındaki “temkinli iyimserlik” dikkat çekici… “2011′i tahmin edilenden daha iyi geçirdik” diyen yöneticiler, 2012′nin çalkantılı olacağını düşünüyor. Üst yöneticilere göre yeni dönemin en önemli riskleri global istikrarsızlık, dövizdeki dengesizlik, ikinci dip beklentisi ve cari açık. Bu risklere dönük alınacak tedbirler ise CEO’ların “yapılacaklar” listesinde ilk sıralarda yer alıyor. 2012′nin ajandasında finansal tedbirler, tasarruf ve verimlilik öne çıkıyor. CEO’ların yüzde 55,4′ü ikinci bir dip beklemiyor. İkinci dip bekleyenlerin oranı ise yüzde 40,5. Ancak böyle düşünenlerin yüzde 71,8 gibi çok büyük kısmı, ikinci dibin 2008′den daha hafif olacağı görüşünde.

AJANDADA NELER VAR?

CEO’ların yeni dönem ajandalarında verimlilik öne çıkıyor. 100 CEO’dan 36′sı, 2012 yılında daha verimli olmayı gündeminin 1′inci sırasına yerleştiriyor. Verimliliği yüzde 17,3 ile “sürdürülebilirlik” ve yüzde 16 ile “büyüme” takip ediyor. Koç Holding CEO’su Turgay Durak, gelecek yıla karamsar bakmayan yöneticilerden. “Bizim temel senaryomuzda dünya ekonomisinde büyük bir çöküş ya da ikinci bir dip beklentisi yok” diye konuşan Durak’ın gündeminde daha fazla büyümek ve riskleri dengelemek için ürün ve pazar çeşitlemesine gitmek var. Akkök Şirketler Grubu CEO’su Mehmet Ali Berkman da “her alanda verimliliği” gündeminin ilk sırasına yerleştirmiş bir diğer yönetici. Bunun içine sermaye verimliliği, üretim ve yatırım süreçleri başta olmak üzere tüm iş yapma süreçlerinde verimlilik artışı giriyor. Eczacıbaşı Holding’in CEO’su Erdal Karamercan, gelecek yılın zorlu geçeceğine inanıyor. Karamercan’ın ajandasında ilk sırada yeni pazarlara ulaşmak var. Index Group CEO’su Erol Bilecik de 2012′de temkinli hareket edeceklerini dile getiriyor. Bilecik’in görüşleri şöyle: “Bütçelendirme kurallarını harfiyen uygulamak, back-up bütçesini dikkatlice gözden geçirmek, Türkiye cari açığının doğru bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunmak ve kârlılık stratejimizi en düzgün biçimde belirlemek 2012 ajandamızın üst sıralarında yer alıyor.” Otomotivcilerin gündeminde ise ÖTV artışı ve kur var. Toyota Pazarlama ve Satış CEO’su Ali Haydar Bozkurt, “ÖTV artışının pazara ve bize etkileri, kur artışının fiyatlarımıza etkisi ve çevreci araçlar ajandamızın üst sıralarında” diyor.

Devamı için tıklayınız.

Kategori Uzman GörüşüYorum (0)

En İyimser CEO’lar Türkiye’den Çıktı


Türkiye, 66 puanla diğer tüm coğrafi bölgelerdeki iyimserlik ortalamalarını geçti.

 

Grand Thornton’un 3 bin CEO ile görüşerek yaptığı araştırmada Türkiye’deki yöneticiler, işini büyütme ve istihdam konusunda iyimserlik açısından 25 ülkeyi geride bıraktı.

 

Denetim ve danışmanlık şirketi Grant Thornton, 39 ülkeden 3 bin CEO ve CFO seviyesindeki yöneticiyle yaptığı 2011 ikinci çeyreği için “Küresel Ekonomik Görünüm” raporunu yayınladı. Habertürk’ün haberine göre Avrupa ve Uzakdoğu’da pekçok ülke sıkıntılı dönemden geçerken, iyimserlik, özel sektörde büyümenin önündeki engeller, istihdamdaki değişim ve maaş artışı gibi konularda yöneticilerin verdiği cevaplara göre Türkiye ile ilgili CEO’ların beklentileri parlak sonuçlar ortaya koydu. İyimserlik konusunda 2011 ilk çeyrek sonuçlarına göre dünya sıralamasında Türkiye yerini korurken, en yüksek iyimserlik, diğer coğrafi gruplarla kıyaslandığında Türkiye’de çıktı. Türkiye 66 puan ile 39 ülke arasında 14’üncü sıradayken, ikinci çeyrek sonuçlarına bakıldığında, iyimserlerin oranında 9 puanlık bir düşüş oldu. Ancak Türkiye’nin 8 farklı coğrafi gruptan daha yüksek bir iyimserlik ortalamasına sahip olduğu görülüyor. Türkiye, iyimserlik konusunda 39 ülkenin 25’ini geride bırakıyor. İspanya, Yunanistan ve Japonya 2011 ilk çeyrek sonuçlarında en kötümser üç ülkeydi. İkinci çeyrek sonuçlarında da bu durum değişmedi.

 

 

TEKNOLOJİ ALYAPISI EN ÖNEMLİ ENGEL

Raporu yorumlayan Grant Thornton Türkiye Denetim Ortağı Emre Halit, ikinci çeyrek sonuçlarını olumlu karşıladığını belirterek, iyimserlik göstergesinin önemli bir veri olduğunu çünkü ekonomide beklentilerin önemli rol oynadığını belirtti. İkinci çeyrek sonuçlarına göre, bilgi iletişim teknolojileri altyapısında yaşanan eksikliklerin 66 puan ile büyümenin önündeki en büyük engel olarak görülmesi de dikkat çekti. Bu sonuçlar, 2011 ilk çeyrek sonuçlarına göre 38 puanlık bir artış gösteriyor.

 

 

YÜZDE 81′İ 12 AY İÇİNDE MAAŞLARI ARTIRMAYI PLANLIYOR!

Türkiye’den soruları yanıtlayan yöneticilerin yüzde 81’i önümüzdeki 12 ayda maaş zammı yapmayı planladığını söyledi. 2010 yılının ikinci çeyrek sonunda bu rakam yüzde 59’du. Diğer taraftan, çalışanlarına “enflasyonun üzerinde” bir maaş zammı yapmayı planlayanların oranı yüzde 26. 2010 ikinci çeyrek sonunda bu oran yüzde 13’tü. Türk yöneticilerin bakış açısına göre yaşanan önemli bir sıkıntı 44 puan ile yetenekli işgücüne erişimdeki zorluk. Bunun sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde yaşanan bir sorun olduğu vurgulandı. Bunun hemen ardından 37 puan ile altyapı ve ulaşım zorlukları ve 34 puan ile kanunlar geliyor.

 

 

Kaynak: Gazeteport Ekonomi

 

Kategori HaberlerYorum (0)

CEO’lardan beklentiler artıyor


Stanton Chase Türkiye Ofisi’nin ilk kez gerçekleştirdiği CEO INDEX Araştırması, Türkiye’de kurumların üst düzey yöneticilerden beklentilerini giderek yükselttiğini ortaya koydu.

Yanıtlara göre, kurumlar CEO’lardan, büyüme hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaşmasını, değişimin önderliğini yapmasını ve birçok sektör konusunda aynı anda bilgi sahibi olmasını bekliyor. CEO’ların yüzde 52’si pazar payını artırmayı, yüzde 49’u değer yaratmayı gündemlerinin ilk sırasına yerleştirdiklerini belirtti. Yüzde 38’i de icraat hızını artırma planları üzerinde çalıştıklarını ifade etti. 

Stanton Chase Türkiye Yönetici Ortağı Çağrı Alkaya’ya gore, beklentilere uygun biçimde hız ve çok kültürlü iletişim liderliği yeteneği önümüzdeki dönemde Türkiye’deki CEO ve genel müdürlerde öne çıkan özellikler olacak. Türkiye’nin entegrasyon sürecinde olduğunu belirten Alkaya, “CEO ve genel müdürlerin rolleri şirket içinde daha kompleks bir hale geliyor. Artık üst düzey yönetimden sadece pazar payını artırmaları beklenmiyor. İşi yönetmek ve büyütmek görevinin yanında, CEO’lar sayıları her geçen gün artan ortaklarla uğraşmak, uzun dönemli başarı planlarının yanında, hızlı sonuç alınabilecek projeler yaratmak durumunda kalacak. Sadece kendi sektörünü bilen, sadece ana faaliyet konusuna odaklanan yönetici devri kapanıyor” dedi.

ARAŞTIRMADAN BAZI DİKKAT ÇEKİCİ BAŞLIKLAR:

İşten ayrılma nedeni ve yeni görev niyeti

Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 53’ü, yönettikleri şirkette ‘yetkisiz sorumluluk’ almayı, işten ayrılmak için en önemli neden sayıyor. Daha büyük bir şirkette CEO pozisyonu hedefleyen yönetici oranı yüzde 34, farklı bir sektörde CEO’luğa terfi etmeyi isteyen yönetici oranı yüzde 20. CEO’ların yüzde 18’i de İcra Kurulu Üyeliğini hedefliyor.

36-45 yaş arası yönetici oranı yüzde 49

CEO’ların demografik özellikleri, Türkiye’nin genç bir üst kademe yönetimine sahip olduğunu kanıtladı. Katılımcıların yüzde 49’u 36-45, yüzde 39’unun da 46-55 yaşları arasında ve yalnızca yüzde 12’si 56-65 yaşları arasında. 
Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 57’si yurtdışında çalıştıklarını belirtti.

Kadın oranı yalnızca yüzde 3, aile yaşamı tercih ediliyor

Katılımcıların yalnızca yüzde 3’ünün kadın olması, iş dünyasındaki erkek egemenliğini birkez daha gözler önüne serdi. CEO’ların yüzde 55’i evli ve çocuklu, yüzde 38’i evli olmasına karşın, yalnızca yüzde 5’i bekar, yüzde 2’si ise bekar ve çocuklu.

Boğaziçi ve ODTÜ CEO yetiştiriyor

CEO ve Genel Müdürlerin yüzde 22’si lisans eğitimlerini Boğaziçi Üniversitesi’nde ve yüzde 17’sinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde aldı. Yöneticilerin yüzde 5’inin yabancı olmasının da etkisiyle, lisans diplomasını Avrupa ve ABD’deki üniversitelerden alan yöneticilerin oranı yüzde 17. İşletme bölümünden mezun olan yöneticilerin oranı yüzde 20 iken, mühendislik bölümü mezunlarının toplam oranı ise, yüzde 52 oranıyla ağır bastı.

İK, Ar-Ge ve pazarlamada liderlik eksikliği hissediliyor

Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 50’si, ‘insan kaynakları’ fonksiyonunda lider eksikliği olduğunu belirtiyor. Ar-Ge yüzde 44, pazarlama yüzde 41 ve operasyon yüzde 32 oranıyla, CEO ve genel müdürlerin lider arayışlarında zorlandıkları pozisyonlar.

Galatasaray, Elif Şafak, Alaçatı ve caz

Basketbol, yelken, golf, tenis, kayak CEO’ların yapmaktan en çok keyif aldıkları sporlar. CEO ve genel müdürlerin yüzde 29’u Galatasaray, yüzde 28’i Fenerbahçe ve yüzde 26’sı Beşiktaşlı… Favori seyahat destinasyonları Çeşme ve Alaçatı. Orhan Pamuk, Elif Şafak, Yaşar Kemal, Gabriel Garcia Marquez ve Dan Brown okuyor. En popular filmleri Godfather, Star Wars ve Pulp Fiction… CEO’ların en sevdiği müzik türü ise blues ve caz.

Hürriyet Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)

“CIO’lar CEO olma yolunda…”


Bilişim Zirvesi’nde konuşan Birleşmiş Milletler Bilgi ve İletişim Teknolojileri Üst Düzey Danışmanı Dennis Anderson, iş akışının temel presiplerini bilen CIO’ların (şirkette bilgiden sorumlu en tepe yönetici – Chief Information Officer) en iyi CEO olacaklarını söylüyor.

4-5 Ekim’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda bu yıl 10.’su yapılan Bilişim Zirvesi’nde 21’inci yüzyılın ikinci 10 yılı planlandı. “Oyun Yeniden Başlıyor” ana temasıyla yapılan zirveye konuçmacı olarak katılanlardan biri de Birleşmiş Milletler Bilgi ve İletişim Teknolojileri Üst Düzey Danışmanı Dennis Anderson oldu. Bilişim Zirvesi’10’da “Gelecek 10 yılda CIO’ları neler bekliyor” başlığıyla bir sunum yapan Anderson, iş akışının temel prensiplerini bilen CIO’ların en iyi CEO olacağı görüşünü savundu. Zirve sonrası görüştüğümüz Anderson, “CIO’nun yalnızca bir IT çalışanı olduğunu düşünürseniz bu yanlış. CIO’lar hem teknolojiye hem iş süreçlerine, şirketin ana işine, verimliliğine hakim olursa gelecek 10 yılda CEO olabilirler” diyor.

Kategori BilişimYorum (0)