Etiket arşivi | "ekonomi"

‘Rekabetçi Ekonomi ve İstihdamın Temeli İnovasyon’


• GE’nin Yenilikçilik Barometresi anketine katılan üst düzey Türk yöneticilerin neredeyse tamamı rekabetçi ekonominin ve istihdamın en önemli unsuru olarak yenilikçiliği görüyor.

• Yöneticiler yenilikçiliğin yerel ihtiyaçlara cevap vermesi gerektiğini düşünüyor.

• Önümüzdeki dönemde yenilikçilik çalışmalarının itici gücü ortaklıklar ve işbirlikleri olacak.

• Yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeline sahip sektörlerin başında enerji geliyor.

Dünyanın lider şirketlerinden GE (General Electric) dünyadaki yenilikçilik ortamını gösteren anketi Yenilikçilik Barometresi’nin (Innovation Barometer) ikincisini yayınladı. Tarafsız bir araştırma şirketi olan StrategyOne tarafından hazırlanan araştırmaya bu sene Türkiye ilk kez dahil edildi. Sonuçlara göre araştırmaya katılan Türk yöneticilerin yüzde 98’i; yenilikçiliği rekabetçi bir ekonomi ve istihdam yaratılması için vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendiriyor.

GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan tarafından açıklanan ‘Yenilikçilik Barometresi’ dünya genelinde 22 ülkeden 2 bin 800 üst düzey yöneticinin katılımı ile düzenlendi. 15 Ekim – 15 Kasım 2011 tarihlerinde yapılan araştırmaya, Türkiye’den de 100 üst düzey yönetici katıldı. Araştırmaya katılan şirketlerin ortalama çalışan sayısı 1500 olarak açıklanırken, katılan kurumların yüzde 20’sinin çalışan sayısı ise 5 binin üzerinde bulunuyor.

‘Yenilikçilik Barometresi’ yenilikçiliğin ekonomi ve iş gücü yaratma üzerindeki etkileri, günümüzdeki tanımı, pazara özgün yenilikçilik çalışmalarının önemi ve bu konuda başarıya ulaşmak için en önemli faktörler gibi alanlarda global ve Türk yöneticilerin bakış açılarını ortaya koyuyor.

GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan “Araştırmanın Türkiye bulguları, yenilikçiliğin ve ar-ge’nin ekonomi üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin yenilikçilik konusunda taşıdığı heves ise, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ne kadar rekabetçi bir ekonomiye sahip olacağının göstergesi. Sonuçlar, Türk yöneticilerin ne kadar yapıcı, enerjik ve yaratıcı olduğunu tekrar hatırlatıyor. Her şirket Türkiye’nin hızına yetişmek zorunda. Çıkan sonuçlar Türkiye’nin vizyonu ile birebir örtüşüyor. GE Türkiye olarak, teknoloji ve bilgi birikimimiz ile bu gelişimin bir parçası olmaktan mutluyuz” dedi.

Özkan’ın verdiği bilgilere göre; Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 98’i rekabetçi ekonomide yenilikçiliğin kaldıraç etkisi yaptığını düşünüyor. Türk katılımcıların yüzde 87’si, yenilikçiliğin yeni işgücü yaratmada önemli olduğuna dikkat çekerken, çevreci bir ekonominin bu yolla mümkün olduğu görüşünü savunanların oranı ise global sonuçlara göre yüzde 85’ken Türkiye’de yüzde 98 seviyesinde bulunuyor.

‘Yeni dönemde ortaklıklar önemli’

GE’nin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel ortaklıklar ve işbirlikleri ile büyüdüğüne dikkat çeken Özkan “Araştırma sonuçları da GE olarak uyguladığımız stratejinin doğruluğunu kanıtlıyor. Dünya genelinde 3 bine yakın üst düzey yönetici, yenilikçiliğin yeni dönemde işbirlikler ve ortaklıklar üzerine kurulması gerektiğinin altını çiziyor” değerlendirmesinde bulundu. Yenilikçiliğin pazara yönelik çözümler getirmesinin önemine de dikkat çeken Özkan “Araştırma, katılımcıların yüzde 74’ünün pazara özgü ihtiyaçların karşılanması için, yenilikçiliğin hiç olmadığı kadar yerelleşmesi gerektiği görüşünde olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 86 ile global sonuçların üzerinde bulunuyor” dedi.

Yenilikçilik Barometresi’ne göre; yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiğine inanan yöneticilerin dünya ortalaması yüzde 86, Türkiye’de ise bu rakam 89. Büyük yenilikçilik çalışmalarının topluma katma değer sağlaması gerektiğini düşünenlerin oranı ise globalde yüzde 84 iken Türkiye’de yüzde 88. Yenilikçiliğin özellikle insanlığın ihtiyaçlarına yönelik çözümler getirmesi gerektiği görüşü ise küresel sonuçlara göre yüzde 76, Türkiye’de bu rakam 84.

Diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye, gelecekte yenilikçiliğin büyük şirketler tarafından omuzlanacağına inanıyor. Bu oran dünyada yüzde 21 iken Türkiye’de ise yüzde 53 seviyesinde. Dünya genelinde katılımcıların yüzde 38’i yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla büyüyeceğine inanırken, Türklerin yüzde 11’i bu görüşte. KOBİ’lerin yenilikçilikte sürükleyici olacağına inanç ise küreselde yüzde 28, Türkiye’de ise yüzde 23.

Türk yöneticiler yenilikçilik çalışmalarının bireylerin yaşamını daha iyi seviyelere taşıyacağı konusunda da küresel meslektaşlarına göre çok daha iyimser. Global ortalamalar yüzde 74 seviyesinde yer alırken, Türk yöneticiler yüzde 83’lük payla bu konuda en heyecanlı grupta yer alıyor.

Türk yöneticilere göre yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeli taşıyan sektörlerin başında yüzde 26 ile enerji gelirken, otomotiv ve inşaat yüzde 15 ile ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sıradaki telekomünikasyonun payı ise yüzde 12.

Yenilikçiliğin başarılı olabilmesi için Türk yöneticilere göre en önemli üç faktör; yüzde 69’la yaratıcı düşünce, yüzde 64 ile teknik uzmanlık ve yüzde 38 ile kamu otoritelerinin sağladığı finansal destek olarak sıralanıyor.

GE Hakkında

GE (NYSE: GE) en önemli konular üzerinde çalışır. En iyi insan kaynağı ve teknolojilerle, en zorlu sorunların üstesinden gelir. Enerji, sağlık, ev ve yaşam, ulaşım ve finans alanlarında çözümler üretir. İnşa eder, güç verir, hareket sağlar ve iyileştirir. Hayal etmekle yetinmez, gerçekleştirir. GE çalışır. Daha fazla bilgi için, www.ge.comadresini ziyaret ediniz.    

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Pazarlama Yarışmasında ‘Türk Kızının’ Başarısı


ABD’nin en önemli üniversitelerinin katıldığı pazarlama zirvesinde aralarında Sinem Güzelce’nin yer aldığı Chicago Üniversitesi takımı, projeleriyle 75 bin dolarlık büyük ödülü kazandı.

HANES Brands şirketinin düzenlediği Üniversiteler Arası Pazarlama Yarışı’nda 1000’i aşkın üniversite arasından 8 üniversite seçildi.

Yarışmada öğrenciler en iyi pazarlama fikirlerini projelendirdiler. Perşembe akşamı saat 20.00’den cumartesi sabahı 07.00’ye kadar süren 36 saatlik yarışma sonunda Chicago Üniversitesi birinci oldu. 75 bin dolarlık büyük ödülden vergiler düşüldüğünde kişi başına 8 bin 500 dolar para ödülü düşüyor.

Takımın 26 yaşındaki Türk üyesi Sinem Güzelce, Koç Lisesi’nden mezun olduktan sonra Chicago Üniversitesi’nde ekonomi bölümünden mezun oldu. 9 yıldır ABD’de yaşayan Güzelce, Chicago Üniversitesi’nde MBA programına devam ediyor.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori HaberlerYorum (0)

Türkiye Kavşaktan Çıktı Şimdi Gaza Basma Zamanı


ABD’de City University of New York’ta ömür boyu çalışma ve çıkarılmama hakkını yakarak Türkiye’ye dönme kararı alan Doç. Dr. Özgür Demirtaş, Türkiye’nin önemli bir kavşaktan çıktığını ve gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmak için gaza basması gereken bir fırsat yakaladığını söyledi. Demirtaş, genç yaşta delikanlıya benzettiği Türkiye’nin hovardalık yapmadan çok çalışması gerektiğine dikkat çekti.Genç yaşta Sabancı Üniversitesi’nden Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde profesörlük ve Finans Kürsüsü Başkanlığı teklifi alan ve 2012′nin sonbaharında bu görevine fiilen başlayacak olan Demirtaş, küresel piyasalar için ise yönü Avrupa’da alınacak kararların belirleyeceğine işaret etti.

Son 18 ay içinde ABD’nin notunun indirileceği, İtalya’nın borç krizine saplanacağı Yunanistan’ın batacağı ve Türkiye’nin cari açığının 100 milyar doların altında kalacağı gibi doğru makro tahminlerde bulunan Demirtaş, küresel ekonominin krizden çıkışı için ise çözümünün Çin’den geçtiğini savundu.

İşte 34 yaşında profesörlük teklifi alan Demirtaş ile yaptığımız o söyleşi:

- Küresel ekonomideki son durumu ve Türkiye’nin bu resim içindeki yerini nasıl görüyorsunuz?

Avrupa’daki ülkelerin gelirleri ve giderleri arasındaki farka, borçlarına ve borç yapılarına bakıldığında ortada vahim bir tablo var. Küresel açıdan bir resesyona gidilmesi riski Avrupalı liderlerin yönetim kabiliyetine bağlı.

Türkiye’nin gelir, gider dengesi ve borç yapısına bakıldığında ise Avrupa ve ABD ile kıyaslanamayacak oranda iyi durumdayız. Benim için bir ülkenin önemi onu harita üzerinde suyla kaplayıp acaba dünya ne kaybetti sorusuna verdiğim cevaptan geçiyor. Mesela Almanya’yı haritadan sildiğimde, dünyanın bu ülkede üretilen önemli ürünlerden mahrum kalacağını görüyorum ve bu da Almanya’yı ‘vazgeçilmez’ yapıyor. Türkiye de bu anlamda vazgeçilmez olmalı ve bunu verimliliğe dayalı ürünler üreterek gerçekleştirmeli.

- Türkiye bunu nasıl yapabilir?

Şirketlere özellikle araştırma geliştirme tarafında destekler sağlanmalı ancak bunun regülasyonlarla sıkı şekilde denetlenmesi de lazım. ‘Parayı verdim iş bitti’ değil. Devletin sopası orada görülecek. Bu anlamda Sanayi Bakanlığı’nın ara malını Türkiye’de üretenlere verdiği yüzde 15′lik teşvik oldukça doğru bir karar. Bu üreticiye bir ödül, üretmeyi düşünenlere de bir teşviktir. Bu teşviki zamanla aşağı çekerek, dışarıdan 100 liraya ithal edilen bir malı bir gün içeride 98 liraya üretilecek noktaya getirmek önemlidir. İşte doğru teşvik budur.

Ekonomi bu anlamda insanların arzu ve isteklerini doğru yönlendirme bilimidir. Ben Türkiye’nin bunu başaracağına inanıyorum.

- Hocam, peki ülkenin ekonomisi gelişmesine rağmen refah neden hala halka inmiyor?

Refahın halka yayılması çok aşamalı bir elek mekanizmasına benziyor. Tıpkı bir unun elenmesi gibi bu da yukarıdan aşağıya elenerek gelecek ve tabana yayılacak.

Türkiye mali açıdan oldukça büyüdü. Bu büyüme, 2000′li yılların başında sıcak para ile gerçekleşti. Para, girdi ve çıktı. Simdi ise geliyor ve çıkmıyor. Borsadan çıkan para tahvile gidiyor. Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyeye çıkması ve emeklilik fonlarının gelmesiyle yatırım miktarı da artacak ve refah daha fazla artacaktır.

CEPHANE BİRİKTİRMEMİZ LAZIM

- Türkiye’nin özellikle aksayan tarafları nelerdir?

Bizim tasarruf oranlarımız düşük seviyede. Nüfusumuzun genç olması ve geleceğe olan güvenin artması bunda başlıca etken. İleride tasarruf oranımızı artıracağımızı düşünüyorum. Bu, cari açığın finansmanında da etkili olacaktır. Krizlere karsı kenara cephane koymak gerekiyor.

- Refah demişken, vatandaşın yükünü artıran son vergi artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son vergi artışları kısa vadede doğru çözümlerdir. Ama uzun vadede doğru değildir. Cari açığı, parasal yöntemlerle çözmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil. Bu noktada hep verdiğim şu örneği tekrarlayayım. Bu, iki saatlik bir maratonu doping ilacıyla koşmaya benzer. Hapın etkisiyle ilk yarım saatte hızlı koşar ve birinciliğe oturursunuz ancak daha sonra hapın etkisi geçtikçe normalden de yavaş koşmaya başlarsınız. Böylece yarışı sonlarda tamamlanırsınız.

Bu aynı zamanda kırık bir kemiği ağrı kesici hapla tedaviye kalkmaya da benziyor. Ağrı kesicinin etkisiyle acıyı hissetmeden yürürsünüz ancak bir bakarsınız o kemik un haline gelmiş ve bir daha kullanılamayacak kadar ağır hasar almış. O nedenle bu kırığı alçıya alıp, uzun vadeli tedavi gerekir.

- Sürekli dolaylı vergilere başvurulmasına ve doğrudan vergi tarafında adımlar atılmaması için ne düşünüyorsunuz?

Doğrudan vergi yılların yapısal sorunudur. Bunun aşılmasında vergi ödeme kültürünün yerleşmesinin önemi büyüktür. Vergi toplama bir kültür meselesidir. Vergi vermemenin namussuzluk olduğu anlayışı bu topluma yerleştirilmelidir.

Ayrıca hükümetin doğrudan vergi tarafında küresel koşullara bağlı olarak ilerde adım atacağını düşünüyorum. Dünyadaki krizin geçmesini bekliyorlar, diyebilirim.

- Peki son vergiler enflasyon hedeflerinde sapma yaratmayacak mı?

Enflasyonda önümüzdeki üç ile altı aylık dönemde sapma yaşanacaktır. Ancak bu zaten beklentilerde mevcuttu.

TÜRKİYE HOVARDALIK YAPMAMALI CUMARTESİ ÇALIŞMALIYIZ

- Son günlerdeki bir diğer tartışma da çalışma saatlerinin değiştirilmesi ve Cumartesi gününün de mesaiye katılması. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Çalışma saatlerindeki değişiklik toplamda iyi olacaktır. Çalışmamız lazım. Bu dünyanın felsefesi. Bakıyorsunuz, canınızı sıkan her şey faydalı. Bu da insanların canını sıkacaktır. Bu konuda Çin çok iyi bir örnek olarak öne çıkıyor.

Türkiye şu anda bir kavşaktan çıkmak üzere ve önünde de bomboş bir yol var. Burada gaza basarak diğer ülkelerle arasındaki farkı kapatmalı. Türkiye 25 yasındaki bir gençtir ve hovardalık yapmamalı. Ancak bu şekilde 45 yaşına geldiğinde önünde düğme iliklerler. O nedenle biraz daha çaba sarf etme zamanı.

Türkiye iyi durumda ama daha iyi olsun. Ben bu konuda tam anlamıyla açım… Her Türk’ün de, Türkiye’nin daha iyi noktaya gelmesi konusunda aç olmasını ve daha fazla istek duymasını istiyorum.

- Peki bundan sonra neler yapılması lazım?

Birincisi birey, devlete güvenecek. İkincisi de birey, kendine güvenecek. İlk söylediğimde yaklaşık yüzde 70′lik yol aldık. Ancak, ikinci söylediğimde daha alacağımız çok yol var.

Diğer taraftan ülkedeki potansiyelin ortaya çıkarılması için mümkün olduğunca özgürlükçü bir ortam sunulması gerekiyor. Düşünün, ABD’de Albert Einstein Princeton Üniversitesi’ne gitmese ve atom bombasını bulunmasaydı, şimdi belki ABD diye bir şey olmayacaktı.

Mesela Nicola Tesla, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı. Bir insanın, bırakın kendi için olmayı, bir kıta, bir gezegen için neler yapabileceğinin kanıtıdır. Türkiye’nin bunlara ihtiyacı var. Açım derken ben bunları kast ediyorum. Bana göre, kendine güvenen bir insanın yapamayacağı hiç bir şey yoktur.

Steve Jobs’ın başarısı mesela. Onun sermayesi yoktu ama garajda kurduğu şirketin değeri Türkiye’nin GSYİH’sının neredeyse yarısı kadar.

PİYASALAR AB LİDERLERİNE BAĞLI

- Önümüzdeki dönemde piyasalara ilişkin beklentileriniz nelerdir?

Piyasalarda, AB liderleri yan yana gelip dirayetli adımlar atmaz ise önümüzdeki dönemde çok sert düşüşler yaşanabilir. Ancak uzun vadede Türk şirketleri değerlenir. Eğer, Türkiye’ye not artırımı gelmez ve Avrupa liderleri kara deliğe doğru giderse düşüş yaşanır.

Not artırımı gelir ve Avrupa kara deliğe giderse içeride düşüş yaşanır ancak bu sınırlı kalır. Eğer hem not artırılır hem de Avrupalı liderler dirayet gösterirse, içeride de artış gelir.

Ancak unutmamak gerekiyor ki, ABD’deki bazı bankalar, Türkiye’dekilerden daha ucuz duruma geldi. Bu nedenle, borsada yatırım düşünenler uzun vadeli bakmalı. En azından 2015′e kadar beklemeyi göze almalılar.

TEKNİK ANALİZLERE GÜVENMEYİN

Bu noktada, teknik analizlere çok güvenilmemesi gerektiğine de dikkat çekmek istiyorum. Bu analizler işe yarıyor olsaydı, varlık piyasalarında alım-satım yaparak para kazananlar Forbes’un zenginler sıralamasında yer alırlardı. Ama o listede bu kişiler bulunmuyor. Bu tip söylemleri ABD’de çok duydum ve bunlara karnım tok. Bunun Türkiye’den de dışarı çıkarılması gerekli.

DOLAR GÜÇLÜ DURUYOR

- Kur tarafında ne bekliyorsunuz?

ABD uzun vadeli bonoya yatırım yaparak doların güçlü kalacağının işaretini verdi. Ayrıca, IMF de kullandırdığı kaynaklar sonrası zor durumda ve piyasadan dolar topluyor. Bu da doları güçlü kılan diğer bir neden. Ayrıca, küresel ekonomide resesyon yaşanacağı korkusu da hızla yükselen bakır gibi emtia varlıklarından çıkışa neden oldu ve dolar talebini artıran diğer bir unsur olarak ortaya çıktı.

Avrupa’da iş çözülmez ise dolar yükselişini sürdürecektir. Avrupa doğruları yapmazsa dolar 2 TL’yi dahi geçebilir.

Orta ve uzun dönemde ise Türk lirasının değer kazanacağını düşünüyorum. Ancak, buna rağmen Merkez Bankası bir piyasa işlemcisi gibi elindeki rezervleri şimdi satıp, daha sonra düşükten almamalı. Bankanın görevi bu değil. Bankanın elinin rezerv anlamında güçlü kalması lazım.

ALTINDAKİ DÜŞÜŞ ÇIKIŞINDAN HIZLI OLABİLİR

–Altın için ne düşünüyorsunuz?

Altının inişi çıkışından hızlı olabilir. Altını bir yatırım aracı olarak sevmiyorum çünkü üretime bir katkısı yok. Tamamen insanların korkuları nedeniyle var olan bir metal.

Dünyadaki ekonomik gidişat daha kötüye giderse altının fiyatı iki katına da, üç katına da çıkabilir. Ama yine de sevmiyorum çünkü bir yatırım aracı olarak görmüyorum. Hindistan’ın bunu fiziki olarak tüketmesine dua etsinler. Bu sayede fiyatı çok düşmüyor. Gelecekte bir bilim adamı çıkıp da ben labarotuvarda altın yaptım derse ne yapacaksınız. Altın fiyatında artış olacağını öngörüyorum ancak yatırım aracı olarak görmüyorum. Çünkü, altında bilimin kuralları işlemiyor, insanların korkularına göre hareket ediyor. Korkular üzerine yapılan yatırımlar hezimetle sonuçlanabilir. Yani temelleri olmayan bir yatırım aracı.

EN BASİT ÇÖZÜM YUANIN DEĞERLENMESİ

- Hocam, peki küresel ekonomideki çıkışı ve çözümü nerede görüyorsunuz?

Çözümü, Çin’in para biriminin değerlenmesinde görüyorum. ABD, Çin’den yüklü miktarda mal alıyor. Bunun arkasında da Çin’in para birimi yuanı zayıf tutması en büyük etkiyi yapıyor. ABD’nin karşı çıkmasına rağmen Çin bu konuda geri adım atmıyor. Bugün, dünyada ekonomik yönden yaşanan problemlerin kırmadan, dökmeden en basit yoldan çözümü yuanın değerlenmesinden geçiyor.

Yuanın değerlenmesinin Çin’in ihracatını olumsuz yönde etkileyeceği korkusu, Asya’nın büyük gücünün bu yönde adım atmasına engel oluyor. Ama aslında buna izin verseler, sonuçta yine kendileri kazanacak. Çünkü, parasının değerlenmesi kısa vadede belki olumsuz ancak uzun vadede olumlu sonuç yaratacak. Yuan eğer yüzde 20 değerlenirse ABD’nin cari açığı 50 milyar dolar düşüyor. Eğer, yüzde 40 değerlenirse Çin ile cari açığı 200 milyar dolar azalacak. ABD’nin, Çin ile cari açığında 1 milyar dolarlık azalma 6 bin kişilik yeni istihdam sağlıyor. Böylece, 100 milyarlık bir azalmayla ABD’de 600 bin kişi iş bulabiliyor.

- Yuan’ın değerlenmesinin Çin’e ve küresel ekonomiye faydası nasıl olacak?

Çin, böylece iç piyasaya mal satmaya başlayacak. Üretici, ihracata bağımlı olmaktan çıkacak. Çin’deki iş gücü 780 milyon kişi. Sadece mühendis sayısı Türkiye nüfusu kadar. Şimdi, yuanın değeri yüzde 20, yüzde 30 değerlense ve bu insanlar uçağa binip dünyayı gezse, o zenginlik olağanüstü şekilde dağılır.

Diğer taraftan güçlü yuan nedeniyle Çin’in yapmadığı ihracat hacmine Vietnam ve Bangladeş gibi ülkeler düşük kapasitelerinden dolayı tam anlamıyla alternatif yaratamazlar. Bir yerde tıkanacaktır. Ayrıca değerli yuan Çin’de baş göstermeye başlayan enflasyon sorununa da çözüm getirecektir. Yani özetle yuan artınca, ABD ve Türkiye gibi ülkelerin bu ülkeyle cari açığı azalacak, ABD’liler daha çok iş bulacak, Çin’in geliri artacak, iç tüketim çoğalacak ve bu zenginlik küresel ekonomiye dağılacak ve ayrıca da Çin’in enflasyon sorunu çözülecek. Bundan güzel çözüm olur mu?

TÜRKİYE DE GÜÇLÜ YUAN’I SAVUNMALI

- Türkiye tarafından bu noktada ne yapılmalı?

Türkiye tarafından bakacak olursak, Çin ile verdiğimiz ticaret açığı, cari açığımızın yüzde 20′sine denk geliyor. O nedenle bizim de aslında güçlü yuan konusunda taraf olmamız gerekir. Benim tavsiyem, yuanın değerlenmesi konusunda Türkiye’nin de bu ülkeye telkinde bulunmasıdır.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori HaberlerYorum (0)

Kadın Finansçılardan Tüyolar


Kadın finansçılar bütçeyi tutturmak ve geçimle ilgili tüyolar verdi. Kadın finansçıların tüketicilere önerileri ne?

Alışveriş yaparken sıkı pazarlık yapıp indirimleri takip ediyorlar. Zorunlu kalmadıkça taksiti tercih etmiyorlar

Türkiye ekonomisi ve piyasadaki gelişmelere ilişkin görüşlerini aldığımız ekonomistlere bu sefer aile bütçesini denkleştirmenin ipuçlarını sorduk.

Bilinçli mi, savurgan mılar? Alışveriş kriterleri nedir? Küresel belirsizliklerin hala devam ettiği bugünkü ortamda tüketicilere neler öneriyorlar?

ING Bank Baş Ekonomisti Şengül Dağdeviren, iş hayatının yoğunluğu nedeniyle alışverişe çok zaman ayıramadığından yakınıyor. Bilinçli bir tüketici olan ve indirimleri takip eden Dağdeviren, “Bilinçsiz değilim ama çok planlama da yapmam” diyor.

Tasarrufun önemine dikkat çeken Dağdeviren her ailenin bütçesine pararel tasarruf yapabileceğini düşünüyor. Çok fazla taksite girmeyi doğru bulmayan Şengül Dağdeviren, “Zorunlu kalmadıkça taksiti çok tercih etmiyorum” diyor.

SIKI PAZARLIK YAPIYOR

Ata Yatırım Baş Ekonomisti Nurhan Toğuç günümüzde tüketicinin şanslı olduğuna inanıyor. Rekabetçi bir ekonomide seçenekler çok fazla. Her tüketicinin bütçesine uygun alışveriş yapabilme seçeneğinin bulunduğuna dikkat çeken Toğuç, sıkı pazarlıkçı. Aşırı fiyat artıran esnafı mutlaka uyardığını belirten Toğuç, bir mala değerinden fazla para vermediğini belirtiyor.

Sezon sonu indirimlerini takip eden Toğuç’un tüketicilere önemli bir uyarısı var: FAİZLER YÜKSEK, TAKSİTE BULAŞMA

“Kredi oranları hala çok yüksek. Kredi kullanarak almak maliyeti artırıyor. Bunda sonraki süreçte kredi maliyetleri ilk çeyrekte özellikle artacak. O süreçte pek bir şey alınmamasını tavsiye ediyorum. Kredi faizleri bir miktar artacak.

Faiz koridorundaki hareketle kredi maliyeterinde artış görebiliriz. Bir malı birbuçuk iki katı fiyatla almanın anlamı yok. Resesyonist bir dünyadayız. Yılın son çeyreğine doğru beklemeyi tercih ediyorum. Fiyatlarda biraz daha düzelme beklemek lazım.”

NEREDE UCUZSA ORADAN ALIRIM

İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Çağlan Mursaloğlu da savurgan bir tüketici olmadığının altını çiziyor. Alışveriş yaparken aldığı ürünün içeriğine çok dikkat ettiğini dile getiren Mursaloğlu, Bazı ürünlerin fiyatlarını bildiğim için özellikle etiketlerine dikkat ederim. Oturduğum yerde BİM de var Carrefour da Migros da var. Üreticisini bildiğim için gidip hangi markette ucuzsa oradan alışveriş yapıyorum diyor.

Marka merakı olmadığını belirten Mursaloğlu’nun tüketicelere bir de önerisi var:

İnsan tükettiği, pişirdiği, giydiği kıyafette de yaratıcılığını kullanmalı. Yaptığınız yemeğin içine bir baharat katarak tadını değiştirebilirsiniz. Veya sade bir kıyafeti bir takı ile şık hale getirebilirsiniz. Çocuklara kıyafet alırken büyük alıyorum. İçine kıvırıyorum seneye de giyebilsinler diye. Çünkü çocuklar çok çabuk büyüyor. Çocuklarımı da yetiştirirken onları bu bilinçle yetiştiriyorum.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori Uzman GörüşüYorum (0)

Dijital Ekonomi E-Ticaret Zirvesi ve Fuarı 1-2 Aralık’ta İstanbul’da


 

E-Baltaş (Coproline) tarafından Türk-Amerikan İşadamları Derneği (TABA) ve Uluslararası Ticaret Eğiticileri Birliği (IATTO) işbirliği ile bu yıl Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek olan Dijital Ekonomi E-Ticaret Zirvesi ve Fuarı, 18 konuşmacının katılımı ile 1-2 Aralıkta Hilton Convention Center Istanbul’da düzenlenecek.

Dijital ekonomide iş modelleri, e-ticaret projeleri, dijital teknolojiler, dijital pazarlama, e-lojistik, mobil ticaret, sosyal ticaret, müşteri ilişkileri yönetimi, inovatif internet girişimleri ve e-parekende gibi çarpıcı konuların yerli ve yabancı konuşmacılar tarafından ele alınacağı zirveye iş dünyasından da büyük bir ilgi var.

Dünyanın bir numaralı teknoloji dergisi Wired’ın editörü David Rowan, Deloitte Kuzey Amerika Teknolojileri Başkanı Divakar Goswami, Ranault Mais Türkiye Genel Müdürü İbrahim Aybar, P&G Türkiye E-ticaret Müdürü Emre Açıkel gibi konuşmacıların da yer alacağı organizasyonda 40’a yakın kuruluşun da standı ziyaret edilebilecek.

Zirve’nin danışma kurulu üyeleri arasında Alphan Manas, Nevzat Aydın, Prof. Dr. Şule Özmen, Prof. Dr. Sedefhan Oğuz gibi konunun uygulama, araştırma ve yatırım alanlarında uzman 10 değerli isim yer alıyor.

Bu yılki zirvede gerçekleştirilmesi planlanan 3 farklı etkinlik için ise başvurular Nisan ayında alınmaya başlanmıştı.

• Bildiri Çağrısı Duyurusu: 100’e yakın üniversitenin rektörlüğüne iletilen çağrılarla akademik dünyanın e-ticaret konusundaki araştırmacılarının zirvede paylaşım kürsüsünden araştırmalarını sunması bekleniyor.

• Büyük Alıcı Etkinliği: Büyük miktarlarda alım gerçekleştiren bir kuruluşun satın alma yetkililerinin fuar alanına getirtilerek alıcılar ile temas ettirilmesi ve teklif alışverişlerinin yapılması amaçlanıyor.

• Başarı/Başarısızlık Öyküleri: Zirvede e-ticaret alanında başarılı ve başarısız olmuş e-ticaret girişimlerinin temsilcilerinin de konuşmacı olarak yer alması gündemdeki bir başka çalışma. Bu sayede nelerin yapılması gerektiğinin yanı sıra e-dünyada nelere dikkat edilmesi gerektiğinin de tartışmaya açılması hedefleniyor.

Büyük ve orta ölçekli grupların yönetim ve karar verici kadrolarının katılımı beklenen zirvenin tüm detaylarını www.eticaretzirvesi.org adresinden incelemek ve online kayıt yaptırmak mümkün.

 Detaylı bilgi için tıklayınız.

Kategori HaberlerYorum (0)

Büyüme Rakamı Sürpriz Yaptı


Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu (TÜİK) Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.8 büyüdüğünü açıkladı. Türkiye böylece dünyanın ikinci, Avrupa’nın da en hızlı büyüyen ekonomisi oldu.

 

TÜİK’e göre söz konusu dönemde, cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) 318.4 milyar lira oldu. Sabit fiyatlarla ise bu dönemde ekonomi 27 milyar 910 milyon lira oldu.

 

Büyüme neredeyse tüm piyasa uzmanlarının beklentisinin üzerinde geldi. Gelen veri sonrası uzmanlar, 2011 sonunda büyümenin yüzde 8′e ulaşabileceğini tahmin ediyor. Piyasa beklentileri büyümenin yüzde 6.8 olacağı yönündeydi.

 

TÜİK diğer taraftan ilk çeyrekteki büyüme oranını da yüzde 11′den, yüzde 11.6′ya revize ederken, 2010 büyüme oranını da yüzde 8.9′dan yüzde 9′a yükseltti.

 

Kaynak: Hürriyet

 

 

Kategori HaberlerYorum (0)