Etiket arşivi | "enerji"

Siemens Fabrikayı Büyütüyor Ağır Konuklar Yatırıma Geliyor


Türkiye’de 20 kişilik Ar-Ge kadrosunu 100 mühendise çıkaran, fabrika yatırımlarını büyütme kararı alan Siemens’in Yönetim Kurulu Üyeleri haziranda İstanbul’a gelerek yeni yatırım stratejisi çizecek

Siemens Türkiye’nin Genel Müdürü Hüseyin Geliş, grubun yatırım tarafında yeni girişimlere hazırlandığını belirterek, “Avrupa’nın krizde olması farketmiyor. Siemens, Türkiye’de daha fazla nasıl yatırım yapabileceğinin peşinde. Bunun için haziran ayında Siemens’in tüm yönetim kurulu İstanbul’a gelecek ve 2016 yılına kadar Türkiye’de Siemens olarak nasıl bir şirket olacağını konuşacağız. Ana konu Türkiye’deki yatırım fırsatları olacak” dedi.

2011 yılında ticari bir yıl öncesine göre ciro olarak yüzde 35 büyüdüklerini kaydeden Geliş, “2012 yılında da Türkiye’de ciddi büyüme hedefliyoruz. 2012’de Avrupa’daki durum ağırlaşırsa bizi etkiler ama Avrupa dışında 60 ülkeye ürün satıyoruz. Dünyada çok para var. ABD, Ortadoğu ve Çin’de fazla para var. Türkiye’de de altyapı yatırımları olacak. 2012’nin iyi olacağına inanıyoruz, en az yüzde 18 büyüme hedefliyoruz” diye konuştu.

50 milyon euro’luk yatırım

Siemens’in endüstri, enerji, sağlık, altyapı ve şehirler kategorilerinde faaliyet gösterdiklerini söyleyen Geliş, “Enerji sektöründe yüksek gerilim dünya üretimini Türkiye’ye kaydırdık. Çünkü Türkiye’deki tedarikçilerin kalitesi Avrupa normlarına uyuyor. Kartal’da yüksek gerilim fabrikası kurduk. 3 ay içinde fabrika üretim yapacak hale getirildi Siemens içinde rekor bir süre… 12 milyon euro’ya mal oldu. Üretilen ürünlerin yüzde 90’ı tüm dünyaya ihracat ediliyor” şeklinde konuştu.

Hüseyin Geliş, 2009’da Gebze’de fabrika kurduklarını belirterek, “Orta gerilim panolarını üretiyoruz. 2014’te fabrikanın yanına ikinci fabrikayı kuracağız. 50 milyon euro’luk bir yatırım. Yine orta gerilim panoları üretilecek. Yatırımlarımıza devam ediyoruz” dedi.

Mühendis ihracı başladı

Türkiye bünyesinde Ar-Ge merkezini büyüttüklerini söyleyen Hüseyin Geliş, “Bundan 4 sene önce Ar-Ge’de toplam olarak 20’den az kişi çalışıyordu, bugün 100 kişi çalışıyor. Siemens Türkiye’ye yeni bir rol veriyor. Mühendis transferine başladık. Almanya’da açık var. Sadece Siemens 3 bin mühendis arıyor. Türkiye’den mühendis transferine başladık. Ar-Ge merkezlerimizde eğitiyoruz. Yılda en az 10 mühendisi Türkiye’den Almanya’ya transfer ediyoruz” dedi.

İstanbul’un trafik sorununa çözüm için proje peşinde

Hüseyin Geliş, grup içinde şehirler sektörünü kurduklarını ifade ederek, “Özellikle İstanbul’daki trafik sorununa çare olacak projeler geliştiriyoruz. İstanbul’da Üsküdar-Ümraniye metro projesiyle ilgileniyoruz. İstanbul’daki trafiği rahatlatmak için ABD ve Londra’da uygulanan belli bölgelere parayla giriş projelerimiz var. Yeni arabalı vapurlardaki elektrik sistemini Siemens olarak biz yaptık. Ankara, Kayseri’deki metro projelerinnde yer aldık. Su konusunda dünyanın en büyük su arıtma şirketiyiz. Su arıtma sistemimizle yüzde 50 verimliliği artırıyoruz” diye konuştu.

‘Boğaz’ altına rüzgar türbini önerisi geldi

Rüzgar enerjisinde 8.3 gigabite’lık lisans olduğunu ve toplamda 75 şirketin bulunduğunu söyleyen Siemens Türkiye Genel Müdürü Hüseyin Geliş, “Bence 75 şirket önümüzdeki 5 yılda olmayacak. Konsolidasyon göreceğiz. Sadece 10 şirket kalacak. 8.3 gigabytlik projelerin hepsi yapılamayacak. Çünkü yüzde 50’si düşük verimli alanlarda” dedi.

Rüzgar enerjisinde off-shore (denizdeki tirbünlerde) alanında Siemens’in bir numara olduğunu ifade eden Geliş, “Türkiye’de o konuya henüz girilmedi. Enerji Bakanımızla da bu konuyu konuştuk. Boğaz çok uygun. Ama boğazda rüzgar tirbünleri görmek istemem. Boğazın altında olabilir. Off-shore lisansına henüz başlanmadı” diye konuştu.

 

Kaynak: Milliyet

Kategori HaberlerYorum (0)

Parayı Rüzgara Savurmak


İnsanoğlunun enerji ile olan macerası ateşi bulmasıyla başlamıştır. Günümüzde enerji,  sadece sosyal hayatta işlevini yerine getirmekle kalmayıp ülkelerin gelişmişlik düzeylerini dolayısıyla ekonomik göstergelerinin değerlerini ifade eder hale gelmiştir. Fosil yakıtlardan enerji üretimi,  ardından nükleer enerji ve en son olarak adını yeni yeni duymaya başladığımız yenilenebilir enerji kaynakları hayatımızı kolaylaştıran ve ülkelerin ekonomi politikalarını doğrudan ilgilendiren belli başlı gündem haline gelmiştir.

Yenilenebilir enerji kaynakları,  fosil yakıtların tükenmesinin önlenememesi göz önüne alındığında önümüzdeki yılların en hızlı yükselen enerji sektörü olmaya aday gibi gözüküyor. Türkiye’nin enerji kaynakları açısından en büyük doğal enerji potansiyelini yenilenebilir enerjiler oluşturuyor. Bu kaynaklar arasında da en gelişmişi ve ticari açıdan en uygunu ise rüzgâr enerjisidir. Rüzgâr gücünden yararlanılması enerji üretimine büyük katkı sağlayacağı gibi küresel iklim değişikliklerinin meydana getirdiği ekolojik denge bozukluklarının önlenmesi mümkün olabilecektir. Rüzgâr enerjisi yenilenebilir olması,  tükenmemesi,  çevre dostu olması, yatırım ve işletim maliyetinin düşük olması, istihdam yaratma gücü, kısa sürede üretime başlanabilmesi gibi diğer enerji kaynaklarından ayrılan birtakım avantajlara sahiptir1. Rüzgâr enerjisi yatırımı için kullanılacak olan finansmanın geri dönüşünde ve yatırımın yapılabilirliğinin belirlenmesinde, ön etütler ve rüzgâr kaynak değerlendirmesi işin temelini oluşturur.  Enerjiyi üretecek olan rüzgâr türbinlerinin kurulması oldukça hızlı ve kolaydır. Böylelikle inşaat aşamasında yüksek miktarda faize maruz kalmadan enerji üretimine geçilebilmektedir. Rüzgâr enerjisi yakıt maliyeti içermemesinden dolayı elde edilecek rüzgâr enerjisinin maliyetini gerçek maliyetine oldukça yakın bir şekilde hesaplamak mümkündür. Yakıt tüketen enerji üretim tesislerinde ise yakıt maliyeti de dikkate alınarak bu işlemin yapılması gerekir3. Her enerji kaynağında olduğu gibi rüzgâr enerjisinin de meydana getirdiği küçük çaplı olumsuzluklar da vardır. Bunlar ise arz-talep uyumsuzluğu, rüzgâr türbinlerinin elektro-manyetik etkisi nedeniyle radyo ve televizyon yayınlarında meydana gelebilecek kesintiler, gürültü, fauna etkisi, görsel ve estetik kaygılardır. Ancak belirtmek gerekir ki bu dezavantajları günümüz teknolojisi ile minimum seviyeye düşürmek mümkündür4. Rüzgâr enerjisiyle elektrik üretimin rüzgâr koşullarına bağlı olması nedeniyle uygulama yerinin gerekli fizibilite çalışmalarının yapılmasından sonra hayata geçirilmesi kritik öneme sahiptir. Günümüzde daha çok karada kurulan rüzgâr türbinleri’nin ileriki dönemlerde ülkelerin enerjiye olan ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte denizlerde de yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir. Rüzgâr enerjisi sektörü doğrudan ve dolaylı olmak üzere istihdam olanaklarına sahiptir. Bu olanaklar sistemlerin üretimi, tesisi, işletme ve bakım alanlarını kapsar niteliktedir5.

2009 yılı sonunda Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (EWEA) tarafından hazırlanan raporda son derece ilginç noktalar mevcuttu. 2009 yılı Avrupa Birliği ülkeleri açısından ekonomik bakımdan zor olmasına karşın yeni enerji yatırımlarının neredeyse yarısı rüzgâr enerjisi yatırımlarına yapılmış. Ayrıca enerji yatırımlarında rüzgâr enerjisinin ilk sıraya çıkmış olmasını EWEA CEO’su Christian Kjaer oldukça zor bir yılda alınan bu sonucu olağanüstü bir başarı olarak nitelendirmişti. Bu olağanüstü atılımdan sonra Avrupa Birliği hedefini 2020’ye kadar enerjisinin yüzde 20’sini yenilenebilir enerjiden sağlamak olarak belirlemiştir6.

Rüzgâr sektöründe ülkemizin durumuna göz attığımızda potansiyelimiz ile üretim miktarımız arasında ters orantı olduğunu görmekteyiz. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği enerji politikasının doğal gaz ve petrole yönelik olması rüzgâr enerjisini de içerisine alan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin istenen düzeye çıkmasını engellemektedir7. Türkiye hem konumu hem de coğrafi yapısı itibari ile önemli bir rüzgâr enerjisi potansiyeline sahiptir. Dünyadaki fosil yakıtların rezervlerini de göz önüne alırsak Türkiye’nin bir an önce rüzgâr enerjisi sektöründe atılıma geçmesi gerekiyor. 2009 yılı sonu EWEA raporlarına göre Türkiye’nin rüzgâr enerjisinden elektrik üretim kapasitesinde Avrupa’da; Belçika, Norveç ve Polonya gibi ülkeleri geride bırakarak 13’üncü sırada yer alması potansiyeli olduğunu ancak yeteri düzeyde aktifleştirilemediğini gösteriyor8. EWEA CEO’su Kjaer, Türkiye’de ciddi bir rüzgâr enerjisi potansiyeli ve pazarı olduğunu, bazı sıkıntıların aşılması durumunda Türkiye’nin ilk üç pazar içinde yer edinebileceğini dile getirmesi bu sektörün ülkemiz için son derece önem arz ettiğini gözler önüne seriyor9. Birçok alanda örnek aldığımız Avrupa Birliği’ni rüzgâr enerjisi sektöründe de kesinlikle örnek almamız gerekiyor. Avrupa Birliği’nin bu başarısını izlemiş olduğu politikalar sağlıyor. Bu politikaların birincisi Ar-Ge desteği,  ikincisi atılıma yönelik teşvikler,  üçüncüsü üretilen enerji miktarına yönelik belirlenen yüksek tarifeler, dördüncüsü üretilen enerjiye verilen alım garantisidir10. Bu uygulamalar sayesinde yatırımcı kendini ekonomik olarak hem güvende hem de kârlı görerek rüzgâr enerjisi sektörüne yönelik ciddi yatırımlar yapmaktadır. Ülkemizde bu destek politikalarının tam olarak uygulandığı söylenemez. Bağlayıcı hedefler oluşturularak destek politikaları ile ülkemizde de yatırımcıların bu sektöre kaydırılmaları sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra kanun koyucu, Avrupa standartlarında gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmelidir.

Ülkemizde 4 Ekim 2005 tarih ve 25956 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun,  yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına yönelik bir hukuki çerçeve getirmiştir. Uzun süre boşluk arz eden bu konuda getirilen bu düzenleme uygun görülmekle birlikte eksikliklerin de bulunduğu aşikârdır. Bu eksiklikler nedeniyle yatırımcılar sorunlara maruz kalmaktadır. Her yılın başında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından satın alınacak elektrik için belirlenen fiyatın tespitinde yaşanan gecikmelerin piyasada belirsizlik yaratması ve buna bağlı olarak kredi ihtiyacının karşılanmasında zorluklar çıkması, kanunla verilen fiyat teşviklerinin yetersiz bulunması belli başlı eleştiri konularıdır11.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enerji gereksinimi günden güne artış göstermektedir. Bu durumun nedeni nüfus artışı, hayat standartlarının giderek yükselmesi, hayatı kolaylaştıran teknolojiler, tüketici ürünlerinin artması ve gelişen sanayidir. Enerjide son derece dışa bağımlı olan ülkemizde petrol ve doğal gaz fiyat şoklarından bağımsız bir enerji piyasası oluşturulması gerekir12. Bu noktada ülkenin kendi kaynakları ile hayat bulan rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına önem verilmelidir. Enerjinin tarihsel süreç içerisinde gelişimini göz önüne aldığımızda etki ettiği alanların giderek genişlediği görülmektedir. Enerji sektörü artık ülkelerin sosyo-ekonomik gelişmeleri açısından bir numaralı göstergelerdendir13. Eğer bir ülke çok miktarda enerji kullanmasına rağmen bu tüketimi sağlayacak üretimi gerçekleştiremiyorsa, uzun vadede ciddi zararlar gündeme gelecek; gelişen sıfatına sahip olan ülke, gelişmiş ülkeler safhasına bir türlü dâhil olamayacaktır. Özellikle günümüzde,  ülkeler kaçınılmaz bir devinim içinde  olması nedeniyle sosyal, siyasi, ekonomik ve endüstriyel alanlarda kabuk değiştirmektedirler. Oluşan bu yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak istiyorsak; enerji sektörüne önem vermeli ve devlet, özel sektörün bu alana yönelmesini teşvikler, destek politikaları, sağlayacağı kolaylıklar ile mümkün hale getirmelidir. Amerika Birleşik Devletleri’nin efsanevi başkanı Abraham Lincoln “Doğanın tüm güçleri arasında rüzgâr, en büyük miktarda enerjiyi içerir” sözünü elbette boşuna ifade etmemiştir. İşte bu noktada biz, bu enerjiyi ya dağa taşa armağan ederiz ya da enerjiye dönüştürerek paraya çeviririz.

Metin Esmer

Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ikinci sınıf öğrencisi

Fortune Kampüs

KAYNAKÇA

1 ) Akova,İ.,’’Yenilenebilir Enerji Kaynakları’’,Nobel Yayın Dağıtım,syf 77-109-110-111,Şubat 2008,Ankara

2 ) http://www.windenergy.com/is_wind/griggs-putnam.htm (Erişim Tarihi:05.02.2010)

3 ) http://www.ruzgarenerji.com/default.asp?nid=55061 (Erişim Tarihi:09.02.2010)

4 ) Akova,İ.,a.g.e. syf 111-112

5 ) Türkiye Çevre Vakfı Yayını,’’Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Kaynakları’’,syf 73-75,Aralık 2006,Ankara

6 ) http://www.euractiv.com.tr/enerji/article/ab-yenilenebilir-enerji-aglarını-yenileyerek-008842 (Erişim Tarihi:05.02.2010)

7 ) http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/yenilenebilir-enerji-yatirimlari-10-trilyon-dolari-bulacak-h2364.aspx (Erişim Tarihi:05.02.2010)

8 ) http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/ruzgar-enerjisinde-turkiye-yukseliyor–h3220.aspx (Erişim Tarihi:05.02.2010)

9 ) http://www.samanyoluhaber.com/s_392440_turkiyede-ruzgar-enerjisi.html (Erişim Tarihi:09.02.2010)

10 ) Akova,İ.,a.g.e. syf 114

11 ) Türkiye Çevre Vakfı Yayını,a.g.e.,syf 94

12 ) ACAROĞLU,M.,’’Alternatif Enerji Kaynakları’’,Nobel Yayın Dağıtım,syf 17,Aralık 2007,Ankara

13 ) SATHYAJİTH,M.,’’Wind Energy’’,Springer,Berlin 2006

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

Bill Gates on energy: Innovating to zero!


Bill Gates on energy: Innovating to zero!

Kategori VideoYorum (0)