Etiket arşivi | "Erman Akdeniz"

Yüzdeleri Alt Üst Edin!


Geçen sene sonuçları açıklandığı zaman haberim olan bu araştırmaya bu sene ben de dahil olarak yüzdelik dilimleri alt üst ettiğimi düşünüyorum(: Öyle ki bazen çoğunluğun arasında bambaşka bir yerde olduğunuz da olabiliyor. Hele ki geçen senenin verilerine baltığınızda “O şirketin orada ne işi var!” diyenleriniz bile olabilir.

Araştırma online olarak işte tam da buradan yapılıyor. Mart ayı sonuna kadar araştırma devam edecek. İsterseniz geçen senenin sonuçlarına da şuradan şöyle bir göz atabilirsiniz. Araştırmanın içeriği ise adınından da öte sadece en iyi şirlketleri belirlemekle kalmıyor bunu yanında kendinizi de bir anlamda test etmiş oluyorsunuz. Şöyle ki…

Bu araştırmanın en farklı yanı araştırmaya katılanlara kendileri hakkında düşünmeye zorlaması ve klasikleşmiş “En iyi şirket sizce hangisi?” sorusundan öte birçok unsuru değerlendirerek en doğru kararı almanızı sağlıyor. Siz araştırmanın en önemli parçası olurken bir yandan da kendinizi daha yakından tanıyorsunuz(:

Daha önce kendinize sormadığınız fakat mülakatlarda karşılacabileceğiniz birçok soru en gözde şirketi seçerken size soruluyor fakat farkında olmadan size de kariyerinizi sorgulatıyor. Sizin için bir şirkette çalışmak için öncelikli unsur nedir? Bu soruya doğru cevap verebilirseniz kendiniz için o zaman bu cevaba en uygun şirketi de doğru değerlendirebilirsiniz.

Algılarınızı test edebilceğiniz ve sonucunda kendi beklentilerinizi de tekrar gözden geçirebilceğiniz bir araştırma olması açısından ve üniversite gençliğinin beklentilerini bu kadar yüksek sesle dile getirmesi açısından oldukça önemli bir araştırma olduğuınu düşünüyorum. Siz de sesinizi duyurmalısınız(:

Aslında yazının başında söylemem gerekirdi ama alışılmışın dışında kendi görüşlerimi verdikten sonra teknik kısımlara inmeyi seviyorum(:

Realta Danışmanlık tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları BusinessWeek’te yayınlanacak. Geçen seneki araştırma serüveni ve ön hazırlık aşamalarını buradan öğrenebilirsiniz.

Bu yıl geçen seneden farklı olarak araştırma katılımcıları kendi tercihlerini genel sonuçlarla kıyaslayabilecek.Araştırma sırasında mail adresinizi bırakırak araştırma sonucunda kendinizin yüzdelik dilimde nerede olduğunuzu öğrenebileceğiniz istatistiki bilgiler de mail adresinize gönderilecek. Çoğunluk nerede siz neredesiniz? Görebileceksiniz…

Araştırma sonuçları sadece en gözde şirkletler sıralaması yapmaktan öte katılımcıları özel gruplarla daha da özele inerek değerlendirilecek. Sektörel analizler de yine üniversite gençlerinin bakış açısını ortaya koyacak.

Bu araştırmada yer alarak işsizliğin oldukça yüksek olduğu ülkemizde kariyer yolculuğunuz için ihtiyacınız olacak verilerle karşılaşacağınıza eminim.

Realta tarafından yapılan, “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” 2010 Araştırması’na hala katılmadıysanız aşağıdaki linklerle araştırmaya ulaşabilirsiniz. Araştırma Mart sonuna kadar devam ediyor!

http://www.engozdesirketler.com/

http://apps.facebook.com/engozdesirketler/

Erman Akdeniz

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

Kişisel Gelişim Canavarı Olmayın


Kariyer yolunda başarılı olmak için üniversite öğrencileri ne yapacaklarını  şaşırdılar. Bu şaşkınlık giderek kendini baskıya bırakır.

Körü körüne hareket eden, “kendimi geliştirmeliyim amanın!” nidalarıyla ortalıkta başı boş bir şekilde aranan, ne amaçla hareket ettiğini bilmeyen çoğunluğun ardından hareket eden, ilgili ama bilgisiz topluluğadır bu sözler. Var mı böyleleri yakınınızda?

Sosyalleşmek adı altında bulunmamanız gereken toplantılarda bulundunuz, asla o işin adamı olmadığınız kulüplerde yer aldınız, ne yapacağınızı bilmediğinizden savrulup durdunuz, döndünüz dolaştınız ve onlar yapıyorsa vardır bir nedeni mantığıyla sıradan işlerin insanı olmaya başladınız. Zaman kaybettiniz, isteklerinizi ertelediniz ve belki de bir diğer tarafta sizin için çok daha değerli olabilecek biriyle tanışma fırsatını kaçırdınız. Olmanız gereken yeri değil, modayı takip ettiniz. Oysa bu size hiç yakışmadı!

Farkına varmıştınız oysa, kendinizi geliştirmek istiyordunuz ama izleyeceğiniz yolu somut bir şekilde göremiyordunuz. Nereden başlamanız gerektiğini bilmemek her zaman en büyük bahaneniz oldu. Düşünmeyi ertelediniz, isteklerinizin üzerine gidemediniz. Sıradan oldunuz, plan kurarken hep “vizelerden sonra/önce” dediniz, risk alamadınız.

Üniversitelerde düzenlenen “ismiyle albenili” etkinliklerde önceliğiniz hep sertifika verip vermemesi oldu. Hatta bu sertifikaların katılım belgesinden öte ileri gidemeyeceğini bilmediğiniz de aşikar. Ama inat ettiniz, her etkinliğe gitmeniz gerekiyordu ve ne de olsa kişisel gelişim ve farkındalık böyle yaratılıyordu değil mi?

Birileri size öğretti ki “network” oluşturmak, insan ilişkilerindeki başarınız ve oluşturacağınız dostluklar, iş dünyasında kurduğunuz bağlantılar çok daha önemli. Tüm bunları yapabilmek için içinizdeki girişimci, girişken ruhu uyandırmak yerine yapmacık sevimliliğe başvurduğunuzu görürseniz tekrar başa dönmeniz gerektiğini unutmayın. Kendinize!

Gittiğiniz seminerlerde, katıldığınız konferanslarda hatta yurtdışından sonra ülkemizde de sıkça görülmeye başlanan “kahveci buluşmaları” nda (henüz çay bahçelerinde yapılmamaktadır)  dinlediğiniz hayat hikayelerinde karşınıza hep “başarılı” olmuş insanlar çıktı. Genç girişimciler, muazzam virajlardan sonra çıkılan düzlükler, çok yönlülüğün faydalarını görmüş ve projelerini hayata geçirmeye başlayan, melek yatırımcısıyla gelecek vaad eden gençler… Sosyal medyada hatırı sayılı derecede etkin bu gibi örnekler sizi büyülü, pembe bir dünyaya sürükleyebilir. Gözünüzdeki “dahi” profillerle sizden hep örnek almanızı, bir şeyler kapmanızı ve ilham perisinin üzerinize konmasını beklediler. Ama olmadı, ama olabilir.

Her yerde başarılı olmuş insanlar görür ve okuruz. Bir anda etrafınızda sizden başka herkesin bir şeyleri başardığını hissetmeye başlarsınız. Çünkü ortam bunu hissettirmek için öyle uygundur ki. Karşınıza hep uç örnekler ve mutlaka bir başarının arkasındaki sihirli gücü gözünüzde büyüterek anlatırlar. Oysa bir başarısızlıktan çıkarabileceğiniz bir dersten kimse söz etmez. Satılacak olan başarıdır. Konu şuraya gelir; bu insanlar yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Tabii size koçluk edecek birini bulursanız! O da biziz.

Etrafıma bakıyorum da herkes bilinçli. Ne güzel! Bilinçlendikleri konu şu ki artık herkes sıradan bir mezuniyet belgesiyle ekmek koparamayacağının farkında. Demek istediğim şu ki insanlar kendilerine yeni nitelikler eklemenin peşindeler. Amaç ise sepetteki en çekici yumurta olabilmek. Farklılaşabilmek yani..

Farklılaşmalı mıyız?

Evet farklılaşmalıyız. Çünkü karanlıkta belli olmanız için farklı olmalısınız. Kalabalık bence bir karanlıktır. Kalabalığın gölgesinde kalmak istemiyorsanız kendi ışığınızı yakabilmelisiniz. Bunu da üniversite yıllarından itibaren alevlendireceğiniz ateşle başlatırsınız işte..

Buraya kadar her şey güzel gözüküyor.

Kendimizi geliştirmeliyiz. Ama nasıl?

Bu soruya verilecek cevabın en güzeli şudur: Önce kendinizi tanıyın. Bu öneriyi veren “büyükler” imden kaçı kendini tanıyabiliyor? Onlar da iddia etmezler zaten. Kimse kendini dört dörtlük tanıyamaz. Burada bu şatafatlı cümleyi şöyle anlaşılır hale getirebiliriz: İsteklerinizi sesli olarak dile getirin. Bazı sorulara vereceğiniz net cevaplar olmalıdır.

Mezun olduktan sonra nasıl bir iş yaşamı istiyorsun? Bu soruya verebileceğiniz bir cevap varsa kendini tanımaktır işte. Hedef ve idealinizi sağlıklı belirlediğinizde kişisel gelişim canavarı olmaktan kurtulursunuz.

Kişisel gelişim canavarı olmayın

Kişisel gelişlim canavarı aşırı yüklenilmiş kariyer canavarı öğrencidir. Fazla bilinçle tek bir noktaya odaklanmıştır. Oysa gelişim her yerdendir. Öğrendiğiniz yeni bir oyun veya yeni edindiğiniz bir hobi. Bunlar kariyeriniz için önemsiz mi sanıyorsunuz yoksa? Yoksa okulunuzdaki kulüplerin verdiği uyduruk sertifikaların daha mı çok işinize yarayacağını düşünüyorsunuz. Her duyduğunuz seminere içeriğine bakmadan kayıt mı yaptırıyorsunuz yoksa? Sertifika vermiyorsa o etkinlik sizin için “tu kaka” mı oluyor?

Eğer çok istediğiniz bir şey için okul kıramayanlardansanız, siz “belgecisiniz”. Mezuniyet diplomasında yazan ortalama için “belgeci”; dinlemediğiniz, kimin katıldığından haberdar olmadığınız etkinliğin sertifikası için “belgeci”siniz.

Bir yazı sonuna kadar okunmazsa yanlış mesajı alıp uzaklaşabilme ihtimali hayli fazladır. Bunun gibi aldığınız bir öğüdü de tam anlamıyla sindirebilmiş olmak gerekir. O halde okumaya devam..

Kendinizi tanımıyorsanız şartlanmış olduğunuz doğrular yüzünden savrulursunuz. Bakmadan görmeden ve en önemlisi düşünmeden karşınıza çıkan her fırsatı değerlendirmek için çabalarsınız, önceliklerinizin farkına varmadan. Şunu bilin ki katıldığınız konferanslar, seminerler ve sonucunda aldığınız sertifikalara çok güvenmeyin. Mesleğinizle alakalı ve hedeflerinizle örtüşen etkinlikleri iyi ayırt edin. Duyduğunuz her vaka yarışmasına ve son günlerin trend inovasyon yarışmalarına atlamayın! Kariyeriniz homojen işlesin. İleride kullanmayacağınız bir yetkinliği kazanmak için zamanınızı boşa harcamayın. Özellikle bir başka faydalı etkinlikten fedakarlık ediyorsanız.

Şartlanmış olarak herkes cv de “şu yarışmaya katıldım”, “şu oturumdan da bir sertifikam oldu” diyebilmek için bilinçsizce bir gelişimin içinde. İşinize yarayacak etkinlikleri kaçırmayın fakat herkesin gittiği yolun her zaman doğru olmadığının farkına varın. En azından bir kere sorgulamaktan kaçınmayın derim. Her şeye atlamamalı insan(:

Etrafınızdaki tüm bu gelişmeler üzerinizde baskı oluşturacaktır. Fazla iyi örnekler umudunuzu ve deneme arzunuzu kırabilir. Hayatta hiçbir şey bir anda oluşmamıştır. Siz de bunu bilerek asla umudunuzu yitirmeyin. Karşınıza bir anda çıkan tüm başarılı insan profilleriyle paniğe kapılıp girmemeniz gereken yollara savrulabilirsiniz.  Herkes kendi yolunu kendi kısmetiyle ve kendi alacağı kararla belirler. Başarılı insanları dinlerken başarılarından çok, karşılaştıkları zorluklara odaklanın. Bu size her zaman daha fazla fayda sağlayacaktır.

Artık dil bilmek, çok staj/iş tecrübesine sahip olmak demode oldu. Hala geçerliliklerini sürdürüyorlar fakat yeni kişisel gelişim oyunumuz “yarışmalar”.

Yarışın elbette. Konusunu ve size katacak potansiyeli bilerek. Yarışmak için değil, katılım belgesi almak için de değil, o konuda gerçekten kendinizi yetiştirmek için yarışın.

Seçici olun ki ruhu besleyen müziğe, sağlığı besleyen spora da zaman kalsın..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (1)

GMC Şirket Tarihçelerine Uyma Zorunluluğu


İkinci tur gruplarının belirlenmesinin ardından oluşan tarihçelerle birlikte 2. turun ilk kararını vereceğimiz birinci karar haftası da başlamış oldu.

Şirket tarihçesini yavaş yavaş incelemeye başladık. Daha önceki gördüğüm 3 vakaya benzemeyen bir vaka geldi. Bu yarışacağım 4. farklı vaka olacak böylece(: Yaşadığımız 3 farklı vakada 2 farklı strateji kullandık. Yani A ve B planımız mevcut fakat bu yeni rakip karşısında henüz elimizdeki stratejilerin uygun olup olmadığını analiz etmedik. Tek bir kalıpla uzun süreli başarı pek mümkn değil. Bu yüzden hızlıca oluşabilecek durumlara karşı uyum sağlamak gerekiyor.

Vakaya göre kafanızda genel bir strateji oluşsa da bazı yarattığınız takıntılarınızdan ödün vermek zorunda kalabilirsiniz. Örneğin reklam. Reklam bütçesi için kafanızda oluşturduğunuz yaklaşık bir değer varken gelen tarihçenin bu rakama oldukça uzak olması sizin karar almanızı gecikirecektir. Burada rakiplerleriniz de devrede olacağı için kafanızdaki değerden çok, gelen tarihçeye uygun miktarı oluşturmalısınız. Kısaca daha önceki vakalarda edindiğiniz başarılı deneyimler bu tarihçede işlemeyebilir.

Fiyatlandırmada zorluk mu çekiyorsunuz?

Önceki vakada oluşturduğunuz bir fiyat değeriyle çok başarılı oldunuz ve pazar payınız da tatmin ediciydi. Peki bambaşka bir vakada ürünün fiyatı sizin önceki vakada belirlemiş olduğunuz fiyattan daha yüksek/düşük olarak önünüze geldiyse ne yapacaksınız? Burada uygulayacağınız tek strateji 5 dönemlik tarihçeden çıkaracağınız “genel ekonomik durum” olacaktır. Geçmişi unutup gerçekçi değerleri bulmanız gerekecektir. Eski fiyatlar eskide kaldı! Onları referans almayın.

Her yarışmacı mutlaka daha önceki vakada elde ettiği başarılı deneyimlerin etkisinde kalacaktır. Ar-ge’ye ayırdığı bütçe, montaj saati, reklam bütçesi, fiyatlandırma gibi faktörler asla ve asla standart değil. Yani simülasyonda her bir karar unsurunun optimum bir sanucu yok. Sabit değil ve her vakaya göre değişebilir. Önceki vakada oldukça faydalı olan arge yatırımınız bu dönemki tarihçede olması gerekenden oldukça az ve ya fazla olabilir. Aynı değerler olsa bile. Bunun içindir ki her takımın aynı değerlerden başayacağını unutmadan elinizdeki vakayı yeni bir başlangıç olarak algılamanız gerekir.

Erman Akdeniz

Kategori GMCYorum (0)

Erman Akdeniz, “GMC kariyer hedefimle bire bir örtüşüyor.”


Yıldız Tenik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Erman Akdeniz, stratejisini daha takımını kurarken belirlediğini anlatıyor.

GMC’ye neden ikinci kez başvuruyorsun?
Geçen sene ilk defa GMC 2008’de yer alan bir takım olarak 2. tura yükselme başarısını göstermek bizler için güzel bir deneyim oldu. 2. turda elendiğimiz kararı açıklanır açıklanmaz önümüzdeki sene tekrar yarışmalıyız dediğimde takım olarak bu kararı hemen benimsemiştik. Bu heyecan ve isteğimizin o anda en üst seviyede olmasının nedeni ise o anda her şey çok sıcakken eksik yönlerimizi ve nerede hata yaptığımızı, bunun yanında yaptığımız doğru hamleleri belirlemiş olmaktı.

Yarışmanın kritiğini yaparak iyileştirmemiz gereken yönlerimizi o anda belirlemek bize önümüzdeki sene için tekrar yarışma hevesi verirken daha da başarılı olabileceğimiz inancını aşılamıştı. Türkiye finaline bu kadar yakın olup kaçırmak da bizi ayrıca motive etti diyebilirim. Daha dikkatli olsaydık finali kazanabileceğimizi fark ettiğimde önümüzdeki yıl işimize yarayacak GMC ipuçlarını daha o zamanlar not alıp saklamaya başlamıştım. GMC’de öğreneceğim daha çok şey olduğuna inanıyorum.

Öğrenci olarak bu yarışmaya seni çeken şey nedir?
GMC’de yer almamın en büyük nedeni kariyer hedefimle bire bir örtüşen bir ortam sunması. Herkesin üniversite öğrenimi süresince kafasında geleceği için bir şeyler oluşmaya başlar. Çalışılmak istenen sektör ve pozisyon artık iyice oluşur. Bunların hayalini kuran bir öğrenci olarak okul hayatı boyunca gördüğüm dersler maalesef benim bu hayal gücümü ileri götürebilecek düzeyde değil. Çünkü hiçbir üniversitede teorik bilgilerle GMC’nin bize sunduğu bu fırsatı yaşama şansımız yok.

Okulda endüstri mühendisliği okuyan bir öğrenci olarak, kariyer koçlarını dinlediğim seminer katılımcısı olarak ve iş ekonomi kariyer dergilerinden edindiğim yığınla teorik bilgilerden sonra iyi bir yönetici, lider ve girişimci olmanın teoride gerekleri nelerdir sorusuna çok iyi yanıt verebilecek durumda olduğuma inanıyorum.

Benim gibi bir çok öğrenci artık bu teorik bilgilere doydu diyebilirim. Herkes artık bilgiyi iyi biliyor veya öğreniyor. Bu ise aslında gerçekçilik değerini ne ölçüde taşıdığı bilinmeyen, uygulanabilirliği tartışılan bir bilgi olarak duruyor. GMC bana bir öğrenci olarak artık öğrendiklerimi ne düzeyde ‘uygulayabiliyorum’ un cevabını en gerçekçi yoldan verecek olması yönüyle beni katılmaya mecbur bırakıyor!

Takımını nasıl oluşturdun? Takım arkadaşlarını neye göre seçtin? İlk seneye göre ne değişti? Takım arkadaşlarını neden değiştirdin?
Geçen sene GMC’den önce öğrenci takımları için trainee’de ilk defa tanıştığım takım arkadaşlarımla yer almıştım. Yeni tanıştığım takım arkadaşlarımla bir arada yarışmanın zorluklarını trainee’de fark etmem benim için avantaj olmuştu ve kendi takımımı kurmalıyım demiştim. Geçen sene bu kararı aldığımda son başvuru tarihine bir gün kalmıştı ve takım arkadaşlarımı seçerken fazla zamanım yoktu. Bu yüzden aslında GMC için bize katkı yapamayacak bir arkadaşımı da dahil ederek acelece alınmış bir karar doğrultusunda 3 kişi olarak takımımı oluşturmuştum.

Bu sene o arkadaşımın yerine benim gibi endüstri mühendisi olan bir arkadaşımı dahil ettim. Takım arkadaşlarımı seçerken okunulan bölüm kadar GMC’de yer alma heyecanı, isteği taşıyan arkadaşlarımı seçtim. Bu süreçte de geçen sene eksik yönlerimizi geliştirmemizde fayda sağlayabilecek biri olması da önemliydi. GMC uzun bir süreç ve tüm takım üyelerinin bu süreçte kesintisiz katkı yapması gerek ve aynı motivasyonu yarışma sonuna kadar devam ettirmek çok önemli. Ayrıca GMC’de koyduğumuz uzun vadeli hedeflere ulaşabilmek için sabırlı olmak gerekiyor. Tüm takım üyelerinin bu gibi stratejileri benimseyebilecek karakterde olmaları da önemli birer unsur.

GMC’de hangi yönlerinin geliştiğini düşünüyorsun?
GMC’de çok kapsamlı kararlar almanız gerekiyor. Başarı için pazarlama, finans, insan kaynakları ve üretim planlama konularında vereceğiniz kararların birbirleriyle anlamlı ve uyum içinde olması gerekiyor. Pazarlamaya ve reklama ayırdığınız bütçenizi artırdığınızda dağıtım kanallarınızı da buna paralel olarak iyi oluşturmalısınız. Bir taraftan pazar payını arttırıcı kararlar alırken diğer taraftan bu talebe uygun arzı yaratmanız gerekiyor. Bu dört departmanın işleyişini ve birbirleriyle olan ilişkilerini daha iyi kavrama fırsatı edindim.

Özellikle finans açısından daha geniş ve gerçekçi düşünebilme yeteneği edinerek kendi şirketiniz için yapmak zorunda olduğunuz maliyet analizi teknikleri uygulama fırsatı edindim. Hayatımda ilk defa bir şirket için maliyetleri nasıl düşürebiliriz sorusunu düşünmek ve buna cevap arama sürecinin bana çok katkısı olduğuna inanıyorum.

Okula nasıl destek oldu, iş dünyasına nasıl hazırladı?
Okula en büyük desteği, gördüğüm dersleri daha somut halde algılayabilmiş olmam diyebilirim. GMC’den sonra bazı derslere olan ilgim daha da arttı çünkü artık o dersleri öğrenmek için bir nedenim daha oluyordu ve benim için daha anlamlı hal alıyordu. Bazen bazı konular GMC’de yaşadığımız sorunlarla benzerlik gösterdiğinde bu konu GMC’de işime yarayabilir diye daha can kulağıyla hocalarımı dinlediğimi hatırlıyorum. Özellikle okuldaki case study’lerde GMC’de edindiğim tecrübeden çok yararlandım diyebilirim. Bunun yanında geçen sene 4. sınıf ders notlarından yararlanmak zorunda kalmıştım. Bu da bazı konuları önceden öğrenmemi sağlamış oldu.

Yapmış olduğum stajlarda ve öncesinde staj görüşmelerimde GMC serüveni boyunca yaşadıklarım iş hayatında bahsedebileceğim önemli bir deneyim oldu. GMC bana bir şirketin işleyiş tarzını genel hatlarıyla bir çerçevede sunarken yapmış olduğum stajların her biri o çerçevenin içini doldurarak daha kolay anlamlandırmış oluyordu. Bu açıdan GMC, kariyerimde ulaşmak istediğim hedefi bana yaşama fırsatı vererek, bir anlamda bu hedefe ulaşabilmek ve kariyerimi planlayabilmek için bana yol gösterici oluyordu. Çünkü filmin sonunu bilerek hikayeyi ona uygun yazabilmeyi öğreniyorsunuz!

İlk defa katılanlara ne tavsiye edersin?
Öncelikle kesinlikle takımlarını 3 kişi olarak belirlesinler. Yeni bir takım için hızlı karar almak ve bir sonraki süreci düşünmek kolay olmayabilir. Ayrıca takım üyeleri birbirlerini tanıyan ve iletişimleri iyi olan kişilerden oluşması da avantaj sağlayacaktır. Yarışma süresince aynı stratejiyle hareket edebilmek de çok önemli. Önce bazı kararları net ve sesli olarak söyleyebilmeliler. Örneğin, biz kaliteli ve pahalı ürün sunan bir şirket olacağız diyip tüm kararları buna göre almaları ve tutarlı olmaları gerekir. Verilen ilk karar döneminden sonra istedikleri sonuç alınamayabilir. Kısacası uzun vadede başarılı olacaklarına inanıp doğru bildikleri stratejiyi devam ettirsinler diyebilirim.

Sponsor firmaları önceden ne kadar tanıyordun? Burada ne kadar tanıdın?
Sponsor firmalardan çoğunu tanıyordum. Özellikle geçen sene Cadbury’de staj yaptıktan sonra GMC’de tekrar Cadbury ile karşılaşmak güzel bir tesadüftü benim için. Bu sene yine yaz döneminde sponsor firmalardan Finansbank’ta staj yapmış olduğum için de kendimi bu açıdan şanslı görüyorum. Böylece iki firmayı da yakından tanıma fırsatı edinmiş oldum. Bunun yanında adını ilk defa duyduğum firmaları da tanıyarak, insan kaynakları olarak üst düzey bilince sahip olduklarını fark ettim diyebilirim.

Eklemek istediklerin.
GMC’nin bir güzel yanı da profesyonellerle öğrencilerin aynı denizde yüzdükleri bir ortam sunması. Bu da biz öğrencileri daha da motive ediyor ve kendimizi geliştirme bilincini daha da kuvvetlendiriyor. Bu açıdan da ele aldığımızda GMC’nin benzersiz bir yarışma deneyimi sunduğunu söyleyebilirim. Bu açıdan biz öğrencilere sunulan bu fırsat için GMC Türkiye ekibine ve ilgilerini esirgemeyen sponsor firmalara teşekkür ederim.

Teşekkür ederiz.

Kategori GMC, RöportajYorum (1)

Karlılık mı, Pazar Payı mı?


Gemece demek hoşuma gidiyor. Karar alma dönemi kendisine gemece diyoruz. Bir başarı varsa ortada sırrı budur efenim. Çalışırklen gemece, ödül töreninde ise Global Management Challenge Turkey 2009. (Cem Ceminay aksanı ile) bahsedeceğiz kendisinden (:

GMC’de 1. turun 2. karar dönemi sonucunda 16. grubun 2. sırasında buluyoruz kendimizi. İlk karar dönemi her zamanki gibi son sıralardaydık. Geçen sene gruptan lider olarak çıkarken de 8 takımlı grubumuzda ilk karar dönemini sanırım 6. olarak geçmiştik. Bunun vermiş olduğu tecrübeyle ilk karar dönemi endişelenmedik. Bu açıdan en önemli dönem 2. karardan sonradır. Tüm şirketlerin stratejileri belli olur ve rakiplerinizi net olarak belirleyebilirsiniz. 2. karar döneminden sonra bir çok grupta sıralama ters düz olur. Eğer bizim gibi ilk kararda uç kararları zorlayan bir takımsanız zaten ilk kararda sonlarda yer alacağınızı tahmin edebilirsiniz(:

Karlılık mı, pazar payı mı?

GMC ‘de geçen sene ve bu seneki tecrübelerime dayanarak, çevremdeki GMC “ci” arkadaşlarımda gördüğüm bir sorunu burada ele almak istedim. Bir çok takım hisse fiyatlarını yükseltmek için satışı artırmalıyım diyerek reklam ve pazarlamaya ağırlık verirken, bazı takımlar daha savunmacı olarak aman maliyetleri arttırmayalım derdindeler. İkisini bir arada yapabiliriz oysaki. Burada altın kural olarak belirlediğim iki unsur var. “Denge” ve “Doyum Noktası” kavramlarıdır.

Denge, maliyet ve satış arasındadır. Satışı artırmak için maliyetlerinizi ister istemez artıracaksınız. Bu biraz şirket tarihçesine göre değişiklik gösterse de (gereksiz harcama yapan bir şirket için tersi doğru olacaktır) en azında bu turdaki tarihçe için böyle ;) Yani maliyetim artmasın derseniz pazar payınızın git gide azaldığını göreceksiniz. Yatırım yapmalısınız.

Abartmayın!

Doyum noktası ise şu sorulara verilecek bir cevaptır:

“Pazar lideri şirket biziz en yakın rakibimizden %12 fazla pazar payımız var…ArGemiz 1.şirketin yaklaşık 3 katı… Reklamımız 1.şirketin 2 katı…5 yıldızlı iki üründen biri bize ait diğerler ürünlerimiz 4 yıldızlı…en fazla işçi maaşını biz veriyoruz.Acenta sayımız rakiplerimizin 2 katı…Maksimum kapasitede üretim yapıyoruz ve pazarda iki katı talep ile karşılaşıyoruz…en yakın rakibimizin 2 katı kar payı ödemesi yapıyoruz…Ama BİZİM ŞİRKET SONUNCU…Biri bunu bana açıklasın yahuuu : )))) “

Bir GMC katılımcısının yorumuydu. Şimdi biraz ele alalım…

Bazı faktörler yatırıma doyar. Siz o sınırı geçtiğiniz her kuruş boşuna masraf yapmış olursunuz. Bunlardan bir tanesi de reklam harcamalarıdır. Reklama yatırım yaparken pazar payına etkisini görememeye başladığınızda artık daha fazla harcama yapmamalısınız. Doyum noktasına ulaşmışsınızdır artık.

İşçi maaşını yükseltmek rakiplerinizdeki iş gücünü dezavantajlı bir duruma sokmak içindir. İşçi maşlarını artırırsanız bunun size ekonomik gideri olduğu gibi faydası olarak ise rakiplerinizin işçilerinin işten ayrılmasına olanak sağlamış olmanızdır.

Acenta sayısı, ürün kalitesi ve yıldız puanlaması gibi kriterler başarı için dolaylı etkenlerdir. Bunlar pazar payınıza etki eden faktörlerdir. Oysaki hisse fiyatınızı yükseltmeniz için karlılık esastır. Kar elde edemezseniz, yani para kazanamazsanız en iyi ürünü üretmek neye yarar?

Pazar payınızı artırmak için gözü kapalı yatırım yaparsanız, her unsuru hesaplamadan artırırsanız satış geliriniz bir miktar artacaktır fakat maliyetiniz bu artışın belki 2-3 katı artacağı için siz kar elde edemeyeceksiniz. Pazar payınız artsa dahi…

Öncelik karlılıktır. Az ürün satın ama doğru fiyatla satın. Çok ürün satmak ekstra makine maliyeti bile doğuracaktır. Bundandır ki karlılığa ve nakit akışına eğilmenizi tavsiye ederim. Pazar payı az olup satış fiyatı yüksek olan ve satış geliri sizden daha iyi takımlar üst sıralarda yer alırken, pazar payım bu kadar iyi demenize karşın son sıralarda olmanız hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Erman Akdeniz / www.ermanakdeniz.com

Kategori GMCYorum (0)