Etiket arşivi | "EU"

Kibirli Avrupa Yunanistan yerine Türkiye’yi üye yapmadığına pişman oldu


“Türkiye AB’ye katılırsa, Avrupalı’nın ahlakı bozulur, Avrupa Birliği diye bir şey kalmaz” diyen Almanya ve Fransa, şimdilerde “keşke Türkiye’yi zamanında tam üye yapsakdık” diye derinden bir “ahh!” çekiyorlar mıdır? Bence evet. Zira demokrasinin doğduğu toprakların sahibi  Yunanistan‘ı, nostaljik ve de manevi bir hevesle birliğe üye yaptıklarına bin pişman oldular.

Ahde vefa nedir bilmeyen Almanya ve Fransa, son günlerde AB’nin altı kaval, üstü şişhane üyelerinden ziyadesi ile muzdaripler.

Müsrif ve şımarık çocuk Yunanistan yetmiyormuş gibi şimdi de İspanya başlarına bela olmaya başladı. İspanya’daki bir banka feryat figan edip, Merkez Bankası koruması altına alınınca, yine piyasalar sallandı,  Euro   debelenmeye devam etti, itibarı yine düştü. İspanya’nın da bir kurtarma planı rica etmesi yakındır. Keza Portekiz ve İrlanda’dan da pek iyi sesler gelmiyor. Bütün fatura, AB’nin para kaynağı Almanya’ya çıkıyor.

AB, kendi menfaatinin nerede olduğunu görememenin sancılarını ve sıkıntılarını yaşıyor! Türkiye gerçeğini çoktan farketmiş olmalılar! Türkiye’nin dünya üzerindeki etkisi büyüyor, 2023 yılına kadar da ağırlığını koymuş olacak gibi görünüyor. Eğer sağdan soldan, yüksek çıkar ahlaksızları tekere çomak sokmaz ise gidişat o kadar kötü değil (kronik işsizlik problemimiz hariç).

Euro debeleniyor, AB’nin diğer üyeleri komşuya uygulanan kurtarma planlarına kızgın, piyasalar sallanıyor ama IMF programı uygulanmamasına rağmen Türkiye’de mali sarsıntı olmuyor. 2001 krizinden sonra alınan önlemler sayesinde Türkiye ekonomik kriz eşiğinden en az zararla atlayabiliyor.

Zamanında AB kriterlerine uyum için en acı reçeteleri uyguladık, yanlışlarımıza neden ararken kendimizi de eleştirmeyi bildik. AB üyeleri makyajlı bilançolarla Maastricht Kriterleri’ne uyum sağlıyor görünürken, biz kritelere gerçekten uygun olduğumuzu ispatladık. Kamu borçlarımızı yüzde 60’ın altına çekebilmek ve dış açığı azaltabilmek için her tür sıkıntıya razı olduk. Yunanistan’ın şu andaki kamu açığı yüzde 120!

Biz, AB’ye tam üye olacağız diye canla başla çalışırken, iyi niyetli, yapıcı siyasi ve ekonomik reformlar sergilerken, bize dayatılan “imtiyazlı ortaklık” önerisinde haksız olduklarını sanırım kavramışlardır.

Türkiye, son yıllarda yabancı yatırımcılar için oldukça cazip hale geldi. Kendinden emin bir dış siyaset yürütüyor. Demokratikleşme süreci biraz sancılı gidiyor olsa da bir takım çalışmalar var. Bunlar yabana atılacak gelişmeler değil. Belki de Almanya ve diğer AB üyelerinin, Türkiye’ye karşı ketum ve kibirli tavırlarından artık vaz geçmelerinin zamanıdır. Türkiye’ye “ahde vefasızlık” yapanlar ve yan çizenler bakalım gelecek günlerde nasıl bir izleme raporu sunacaklar, merak ediyorum.

Beran Uzer / Milliyet Blog

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

Avrupa Ayar Tutmuyor


İçeriye bakınca ufukta seyri değiştirmemizi gerektiren önemli bir risk görünmüyor. Yakın zamanda açıklanmış olan verilere baktığımızda da baz senaryo olan yavaş toparlanmanın değişim göstermediğini ancak ufak çaplı tedirginliklerin henüz ortadan kalkmamış olduğunu görüyoruz. Örneğin en son açıklanan kapasite kullanım oranı yüzde 73,4 seviyesi ile son aylardaki hafif toparlanmanın biraz daha hızlanarak devam ettiğini ancak kapasite artırımı ya da yatırım iştahı için daha zaman olduğunu düşündürüyor. İyimser bakışla belki 2010 senesinin sonuna doğru, kötümser bakışla ise 2011 ortalarında ancak kriz öncesi seviyelere yaklaşmak mümkün olabilecek. Bunun yanında tüketici güveni ve reel kesim güven endekslerine göre ise bazı soru işaretlerinin henüz ortadan kalkmadığını gözlemliyoruz.

Reel kesim ümitli ama tedirgin

Biraz daha somut olmak gerekirse reel kesim güven endeksine katılan ve sanayi kesiminde faaliyet gösteren 1594 işyerinin verdiği cevaplar doğrultusunda genel gidişat hâlâ olumlu. Örneğin bir ay öncesine göre daha iyimser olan işyerlerinin toplam içindeki payı yüzde 31,2 olurken, daha kötümsere dönenler yüzde 8,3 olmuş ve yüzde 60,5′lik kesim herhangi bir değişiklik olmadığını beyan etmiş. Reel kesimde Kasım 2009′da başlayan iyileşme altı aylık aradan sonra ilk defa mayıs ayında düşüş gösterince doğal olarak dikkati çekiyor. Sadece bir aylık veri ile görüş değiştirmek için çok erken ancak yurtdışındaki kötü resimle birleştirince gelecek aylar için tedirgin olmamak mümkün değil.

Yat ve golf turizmi teşvik edilmeli

Turizm sezonu başlarken salı günü açıklanan istatistiklere göre nisan ayında turist girişleri yıllık bazda 0,3 düşerek, son 12 aydır ilk defa eksi büyüme gösterdi. Bu gerçekten ilginç ve takvim/tatil etkisi değilse ya da mayıs ayı ile beraber bir toparlanma başlamazsa hem ülkeye döviz girişleri hem de yöresel ticaret faaliyetleri açısından kötü bir haber. Özellikle turist sayısının arttığı ancak turizm gelirlerinde aynı oranda bir iyileşmenin görülmediği son dönemde, yani bir anlamda turist kalitesinin düşmesi, politika ve programlama olarak daha üst gelir elde edilebilecek kollara yoğunlaşılması gerektiğine işaret ediyor.

Burada ilk akla gelen kollar tekne ve yat yanında golf turizmi. Yıllardır yazılır çizilir: Tekne ile gelen turistin veya golf oyuncularının ülkede yaptıkları harcama, averaj bir turistin en az 3-4 mislidir. Üstelik bunlar ‘her şey dahil’ tarzı turistin aksine bölge esnafına doğrudan gelir yaratır. Golf sporuna yapılan teşvik ve golf otellerinin son yıllarda hızla artışı oldukça sevindiricidir ancak sayıca ve diğer Akdeniz ülkeleri ile karşılaştırıldığında görece hâlâ çok düşüktür. Şimdi durduk yerde golf turizmi nereden çıktı demeyin. Bu konuda en büyük rakiplerin (mesela İspanya ve Portekiz) içinden geçmekte oldukları kriz sırasında bazı açılardan arayı kapatmak için fırsat olabilir.

Önümüzdeki maçlara bakacağız

Avrupa’ya gelince.. İşin açıkçası yatırımcı güveninin ve normalizasyonun nasıl sağlanacağı ve bunun ne kadar zaman alacağını kestirmek gerçekten çok güç. Bu gibi krizlerde çok iyi biliyoruz ki (Türkler olarak bu konularda bizden daha tecrübeli olan sayılı Latin Amerika ekonomisi sayılabilir) son noktayı atmak için gerçekten çarpıcı ya da öldürücü bir darbenin gelmesi gerekmekte. Henüz bunu Avrupa’da görmedik ama defalarca duyduk. Geçen haftalarda alınan 750 milyar euroluk destek paketi yeterince tatmin edici değil miydi? Yunanistan’ın almayı kabul ettiği daha sonra İspanya ve diğer ülkelerin de takip ettiği mali kısıtlama önlemleri yeterli mi olmadı?

Makro açıdan bakınca işin çözümü için bence alınan önlemlerin uygulanması ve en önemlisi de belli bir zaman gerekmekte. Yıllardır hızla bozulan dengelerin birkaç ayda düzelmesi beklenmemeli. Ancak yatırımcının sabrı yok fakat acelesi var. Her hafta yeni bir önlem yeni bir karar alınmasına rağmen giderek daha da bozulan resmi görünce insanın aklına Türk futbolunun klasikleşmiş veciz cümlelerinden biri geliyor: Çok çalıştık olmadı; önümüzdeki maçlara bakacağız.

Tevfik Aksoy Referans Gazetesi

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)