Etiket arşivi | "euro"

Euro’ya Ömür Biçilirken…


Hızlı değer kaybı üzerine kimi çevrelerce euroya ömür biçilmeye başlandı. Bize göre euronun değer kaybı devam edecektir. Avrupanın ekonomik sorunları  politik birliğinin de  olmaması nedeniyle uzun süreli olarak ortada duracaktır. Ama euro’ya geçerken gemiler yakıldığı için euronun öldürülmesi  sonucunu doğuracak beklentiler bizce gerçekçi değildir. Euroya ömür biçilmek yerine düşük değer biçilmesi daha gerçekçi bir yaklaşımdır.

Yıl başından bu yana yüzde 22 değer keybeden euro için ömür biçenler bir yanda. “Avrupalılar sorunlarınızı anlıyoruz, ama euro’nun daha fazla dayak yemesini istemiyorsanız susup oturun” diyenler bir yanda. Euro merkezli toz duman içersinde bir hava söz konusu.

Şimdi yapabileceğimiz bazı saptamalar var:

-Bunlardan birincisi euro’nun parlak döneminin “Doların yerini alacağı, en güçlü para olacağı” söyleminin artık son bulduğunun kesinlik kazanmış olması.

-İkincisi  kimilerinin euronun öleceği tahminini yapmalarına, ömür biçmelerine karşın, ölmesini beklemenin değil değer kaybıyla, düşük değerle yoluna devam edeceğini beklemenin daha doğru olduğu. Çünkü, Avrupalılar eroya geçme kararı alırken, ortak para birimini gündeme getirirken çoğu ülke, “gemileri yakarak” bu yola girdiler. Geri dönüşü imkansız kıldılar…

-Euro’nun başlangıç noktasını unutmayanlar, önümüzdeki dönemde kısa vadede olmasa da uzun vadede “1 euro eşittir bir dolar” söyleminin artık imkansız olmadığı düşüncesindeler.

-Euronun bu duruma düşmesinin nedenlerini arayanlar iki konu üzerinde duruyorlar. Bunlardan birisi Avrupa’nın mali birlik kurarken, politik birliği kurmada başarı gösteremediğini söylüyorlar. Politik birlik eksikliğini yarattığı topallığın içinde bulunulan duruma kapı açtığını iddia ediyorlar. Bunun yanında Avrupa Merkez Bankası’nın da gereken önlemleri alıp, krizin bu denli sert yaşanmasına fren yapamadığını  da öne sürüyorlar.
-Ülkelerin borç sorunları nedeniyle uzun süreli bir sorunla karşı karşıya olunduğunun altı çizilirken, iyi işlemeyen Avrupa Ekonomisi’nin kendisine çeki düzen vermesinin zorunluluğu üzerinde duruluyor. Bu nedenle normalleşme süresinin uzun olacağı yorumları yapılıyor.

-Artık bundan sonra ülke yöneticilerinin daha sorumlu davranarak, söylemlerine dikkat etmeleri  önerisi, özellikle Macar yöneticilerinin açıklamaları sonrasında yaşananlar üzerine bu yöndeki uyarılar daha da artıyor.

-Doların güçlü para olarak yoluna devam ederken, euronun değer kaybının süreceği, dünya mali sisteminde yeni arayışların gündeme geleceğini düşünenlerin sayıları artıyor.

-Süreç içindeki gelişmenin Avrupa’nın kendine çeki düzen vermesi, sorunlara daha duyarlı yaklaşması, ülkelerin borçluluğu azaltıcı önlemleri öne çıkarması yönünde olmasının sağlıklı sonuç vereceği belirtiliyor.

Son söz: Euro için değer kaybı olağandır. Ölümünün söz konusu olması ihtimal dahilinde değildir…

Osman Arolat – Dünya gazetesi

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

‘Sırada Fransa ve İtalya var’ söylentisi Euro’yu vurdu


Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin atlatılamaması ve piyasalarda dün Fransa ve İtalya’nın notunun indirileceğine ilişkin söylentiler euro’nun dolar karşısında dört yılın yeni en düşük seviyesine gerilemesine neden oldu. Euro dolar paritesi dün yüzde 1.4 düşerek 1.2112 seviyesini gördü. Bu, euro’nun Nisan 2006’dan beri dolar karşısında düştüğü yeni en düşük seviye. Euro daha sonra beklenenden iyi gelen ABD verileriyle 1.2279’a çıktı.

İşlemciler daha önceki en düşük seviye olan 1.2143 seviyesinin altına inildiğinde bu seviyenin altında yer alan hedge fon stop-loss emirlerinin çalıştığını ve düşüşün hız kazandığını kaydetti. Euro, dolar karşısında pazartesi akşamı 1.2305’ten işlem görüyordu. Dolar ise dün döviz sepetine karşı son 15 ayın en yüksek seviyesine yükseldi.

Açıklama için bastırıyorlar
Milliyet gazetesine bilgi veren yabancı bir bankanın döviz işlemcisi, “Fransa ve hatta İtalya’da not indirimi yapılacağına dair bir söylenti var. Piyasalar kredi derecelendirme kuruluşlarından indirim olacak ya da olmayacak yönünde bir açıklama bekliyor” dedi.

Döviz işlemcisi, ABD ve İngiltere’de pazartesi günü piyasaların kapalı olduğunu, bugünkü düşüşte tatilin araya girmesi nedeniyel pozisyon değişikliklerinin yeni yansıtılmasının da etkili olduğunu ekledi.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Cuma günü Avrupa piyasalarının kapanışının ardından İspanya’nın notunu bir kademe indirerek AA+’ya çektiğini açıklamıştı. ECB yönetim kurulu üyesi Christian Noyer, dün yaptığı açıklamada kredi derecelendirme kuruluşlarının sinyalleri bazen çok geç gönderdiğini söyleyerek Fitch’in İspanya’ya ilişkin kararını eleştirdi. Noyer, “Bizim için bu çok büyük bir sorun çünkü hep yanlış zamanda yapıyorlar. Zamanında sinyalleri göndermiyorlar. Çok geç kalıyorlar ve bu da sorun oluşturuyor” dedi.

Piyasaların özellikle Fransa’ya ilişkin bir not indirimi beklentisin kuvvetlendiren, bu ülkenin Bütçe Bakanı François Baroin’in pazar günü yerel kanal Canal Plus’e yaptığı açıklamada AAA notunu korumanın zor olacağını söylemesi oldu. Baroin, hemen bir not indirimi beklemediğini, ancak mevcut notu korumanın kolay olmayacağını açıklamıştı.
Kredi notlarına ilişkin endişelerle Fransa, Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İrlanda’nın tahvillerini iflasa karşı sigortalamanın bedeli (CDS) yükselirken, İtalya’nın beş yıl vadeli devlet tahvillerinin CDS’i bu ülke için rekor seviye olan 250 baz puana çıktı. Türkiye beş yıllık CDS’leri de cuma günü kapanıştaki 173/176 seviyesinden 185/189 baz puana yükseldi.

‘Avrupa bankaları iki yılda 195 milyar euro zarar yazacak’
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Yunanlı üyesi ve başkan yardımcısı Lucas Papademos, Euro Bölgesi’nde borç krizinin bulaşma riskinin yüksek olduğunu, bunun finans sektörünü de olumsuz etkileyeceğini söyledi. Papademos, Euro Bölgesi’ndeki bankaların takibe düşen alacaklar nedeniyle zarar hanesine gelecek iki yıl için 195 milyar euro yazacağını da ekledi.

ECB’nin Finansal İstikrar Raporu’ndaki hesaplamaya göre bankaların takibe düşen alacaklar için 2010’da 90 milyar, 2011’de ise 105 milyar euro karşılık ayırması gerekecek. Avrupa’daki bankaların 2009’un sonuna kadar kriz nedeniyle yazdığı zararın toplamı 238 milyar euro’ydu. Bir süredir Euro Bölgesi’ndeki kamu borcu krizi olarak yaşanan durumun ABD’deki gibi bir bankacılık krizine dönüşmesi endişesi yatırımcıları tedirgin ediyor.

İspanya bankası destek istedi
Öte yandan Reuters haber ajansı, İspanya’nın en büyük ikinci tasarruf bankası Caja Madrid’in hükümetin kurtarma fonundan 3 milyar euro destek istediğini duyurdu. Banka, bu destekle borsaya açık olmayan başka küçük tasarruf bankalarının aynı çatı altında birleştirilme operasyonunu finanse etmeyi amaçlıyor. İspanya’daki tasarruf bankalarının konsolide olmaları için hükümet 30 Haziran’a kadar zaman tanıdı.

Euro Bölgesi’nde işsizlik yüzde 10.1
Euro Bölgesi’nde işsizlik oranı nisan ayında 10 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 10.1’e yükseldi. Bu aynı zamanda Avrupa’nın ortak para biriminin kullanıma girmesinden sonraki en yükske işsizlik oranı oldu. Mart ayında çift haneye çıkan işsizlik oranının yatay seyretmesi beklenirken arttığının ortaya çıkması piyasalardaki olumsuz havanın da derinleşmesine neden oldu. Avrupa Birliği (AB) istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre Euro Bölgesi’nde genç nüfusun işsizlik oranı da yüzde 20’yi geçti. Bu kategoride işsizliğin en yüksek olduğu ülke ise yine İspanya oldu. İspanya’da genç nüfus işsizlik oranı yüzde 40’ın üzerinde.

Euro korkusu borsaları da düşürdü
Dün borsalar Avrupa’daki olumsuz havanın etkisiyle kayıplı seyir izledi, ABD’den gelen ISM imalat endeksi verisinin beklentilerin üstende olmasıyla kapanışa doğru artıya döndü. Avrupa borsalarında yüzde 2’ye varan düşüşler ağırlıklı olarak Euro Bölgesi’ne ilişkin endişelerle bağlantılıydı. Lehman Brothers’ın iflasından bu yana mayısta en oynak ayı geçiren borsalar, hazirana da fazla  iyimser başlayamadı.

Endekslerde şirket bazlı hareketler de oldu. Bunlardan biri de enerji devi BP’ydi. BP’nin ABD tarihinin en büyük petrol sızıntısını durdurmaya yönelik çabalarının sonuçsuz kalması şirketin hisselerinin yüzde 13.1 değer kaybetmesine neden oldu. ABD’nin BP hakkında soruşturma açması sonucu ABD borsaları da yüzde 1 düşüşle kapandı.
MELİS ŞENERDEM – Milliyet Ekonomi

Kategori HaberlerYorum (0)

Euro Birliği 15-20 Yıl İçinde Ortadan Kalkacak


Dünyaca ünlü yatırımcı George Soros ile Quantum Fund’u kuran ve şu anda Rogers International Commodities Index (RICI) adında bir endeksi yöneten Rogers, CNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Önümüzdeki 15 ya da 20 yılda euro dağılacak” derken yine de yatırımcıları yanlış yönlendirmek istemediğini çünkü kendisinin de elinde euro olduğunu belirtti.

Rogers, “Daha önce de para birlikleri kuruldu ancak sonsuza kadar devam etmediler. Bu yüzden euro da önünde sonunda dağılacak” dedi.

Diğer yandan, Avrupalı liderler yardım için hazır olduklarını ve kurtarma planının bütün teknik deyatlarını hazırladıklarını dile getirse de euro Yunanistan’ın ülke borcundan kaynaklanan büyük bir baskı altında.

Rogers ise, Yunanistan’ın AB tarafından kurtarılmasının, euro birliğinin temellerini sarsacağını ve ortak para birimini zayıflatacağına dikkat çekti ve “Ben olsam Yunanistan’ın batmasına izin verirdim. Böylece herkes euronun ciddi bir birlik olduğunu görürdü” diye konuştu.

STERLİNE DİKKAT

İngiliz sterlininin ada ülkesindeki dev borç yükü ve büyük ticaret açığından dolayı halihazırdaki düşüşünü devam ettireceğini de söyleyen yatırımcı, şu an kulağa çok ilgisiz gelse bile, önümüzdeki 20 yıl içinde yuanın bütün para birimlerinden daha değerli hale gelebileceğini de sözlerine ekledi.

Roger aynı zamanda, küresel ekonominin önümüzdeki yıllarda iki büyük balonla karşı karşıya kalacağına dikkat çekti. “Bunlardan ilkinin ABD Hazine kağıtları, diğeri de Çin’deki gayrimenkul sektöründen kaynaklanacak” dedi.

EMTİALAR DOĞRU SEÇİM

Ünlü yatırımcı aynı zamanda emtialara yönelmenin riskten kaçmak adına çok doğru bir seçenek olduğunu ve şu anda ABD başta olmak üzere küresel borsalarda yaşanan ralliye şüpheyle yaklaştığını dile getirdi.

“Altının ons fiyatının önümüzdeki 10 yılda 2000 dolar seviyesine çıkacağına düşünüyorum” diyen Rogers, altının önümüzdeki 10 yılda yüzde 6 ile yüzde 7 arasında değerleneceğini dile getirdi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Emtia’da en erken 2019’a kadar herhangi bir balonun yaşanacağını düşünmüyorum. ABD ekonomisinde 2012 yılında ABD Hazine kağıtlarından kaynaklı yeni bir resesyonun yaşanacağı konusunda garanti veriyorum. Ancak yakın bir zamanda derin bir resesyondan çıktığımız için yeni durgunluğu çok daha acı bir şekilde hissedeceğiz.”

Kategori HaberlerYorum (0)

İhracatçının Yeni Kabusu, Güçsüz Euro


Türkiye, ortalama olarak her iki dolarlık ihracatının bir dolarını Avrupa Birliği ülkelerine yapmaya devam ediyor. Bir başka ifadeyle, ihracatın yarısı euro ile yapılıyor. AB’nin payı, son yıllarda yüzde 46 ile yüzde 51 arasında değişti. 2007′nin tümünde ve bu yılın ocak ayında yüzde 50.3 ve yüzde 50.6′lık oranlar oluşmuş. Yani, ortalama yüzde 50′lik bir oran söz konusu denilebilir.

Türk sanayicisinin artık ihracat için önemli miktarda ithal girdi kullandığı da bir gerçek. Ancak işte bu noktada dengesiz bir durum oluşuyor. Satılan ve alınan mallar için kullanılan dövizlerin ağırlığı farklı. İhracatın yarısı euro cinsinden, ama ithalatta bu oran üçte bir düzeyinde.

Euro/dolar paritesi euro lehine gelişirse, ihracatçı açısından sorun yok. Dolarla, yani görece ucuza ithal ettiği girdiyi kullanmak suretiyle gerçekleştireceği üretimi euro cinsinden ihraç edecek. Ama ya tersi olursa…

Önümüzdeki süreçte daha da belirginleşmesinden endişe edildiği gibi Amerikan ekonomisi toparlanma eğilimine Avrupa’dan daha hızlı girerse… Avrupa’daki çürük elmaların sayısı hızla artmaya devam eder, bu durum euronun durumunu daha da zayıflatırsa… ABD, faiz oranlarını hafif hafif yukarı çeker ve bu durum doların hızla güçlenmesi sonucunu doğurursa…

İşte ihracatçı şimdi de bu kabusu görmeye başladı. Türkiye istediği kadar başka pazarlar yaratmaya çalışsın, AB’nin biraz önce de belirttiğimiz gibi toplam ihracatta yüzde 50 dolayında adeta kemikleşmiş bir payı var. Bu pay yerinde durur durmasına ama, AB ülkelerine yapılan ihracattan elde edilen döviz de her geçen gün erir.

İhracatçısınız; 2008 yılında AB’ye 100 euroluk mal satmış, cebinize 147 dolar koymuşsunuz. 2009′da geldiğinizde AB’ye yine 100 dolarlık mal satmışsınız, cebinize giren para 139 dolar. Dün, yani 1 Mart’ta ihracat yapıyorsunuz, bu sefer cebinize yalnızca 135 dolar giriyor. Bu paranın her seferinde biraz daha azalıyor olması kaygılarınızı artırıyor. Üstelik, çift yönlü darbe yiyorsunuz. Büyük olasılıkla giderek değerlenmekte olan dolar cinsinden ithalat yapıyor, içerde bu ithalatla getirdiğiniz ara mal ya da hammaddeyi kullanarak üretimi gerçekleştiriyor, daha sonra da bu üretiminizi zayıflayan bir dövizle, euro ile ihraç ediyorsunuz. Kar marjı giderek daralıyor, sıkıntı artıyor.

Bu durum Merkez Bankası üstündeki baskıların daha da artması sonucunu doğuracak. Türk parasının değerinin düşürülmesi istenecek. Herkes kendi açısından haklı. Peki Merkez Bankası’nın elinde ne gibi araçlar var? Faiz, zaten dip noktada sayılır, orada daha fazla hareket alanı bulunmuyor. Geriye hemen sonuç verebilecek bir araç olarak döviz alımlarında miktarın artırılması kalıyor. Bu işe yarar mı, kuşkulu. Döviz satmak isteyenlere iyi bir alıcı yaratılmış olur. Hele hele Türkiye’ye hızla döviz girmesine yol açacak yeni gelişmeler yaşanırsa. Örneğin, IMF ile bir anlaşma imzalanırsa… Ne tuhaf değil mi, neredeyse “aman anlaşma imzalanmasın” noktasına gelinecek, bunu da en çok ihracatçılar isteyecek.

İhracat (Milyar Dolar)
Euro/Top. Euro
Toplam Dolar Euro(A) (%) Parite(B) cinsi(A/B) AB’ye
2002 36.1 16.2 16.8 46.5 0.9495 17.7 20.4
2003 47.3 20.1 23.3 49.3 1.1287 20.6 27.4
2004 63.2 27.1 31.1 49.2 1.2428 25.0 36.6
2005 73.5 32.1 35.5 48.3 1.2452 28.5 41.4
2006 85.5 37.7 41.5 48.5 1.2578 33.0 47.9
2007 107.3 45.6 54.0 50.3 1.3663 39.5 60.4
2008 132.0 63.0 61.5 46.6 1.4663 41.9 63.4
2009 102.1 46.9 49.0 48.0 1.3900 35.3 47.0
2010-1 7.9 3.3 4.0 50.6 1.4303 2.8 4.0
İthalat (Milyar Dolar)
Euro/Top. Euro
Toplam Dolar Euro(A) (%) Parite(B) cinsi(A/B) AB’den
2002 51.6 29.2 19.1 37.0 0.9495 20.1 25.7
2003 69.3 38.2 27.5 39.7 1.1287 24.4 35.1
2004 97.5 53.7 39.3 40.3 1.2428 31.6 48.1
2005 116.8 67.1 44.9 38.4 1.2452 36.1 52.7
2006 139.6 82.1 52.4 37.5 1.2578 41.7 59.4
2007 170.1 102.3 60.9 35.8 1.3663 44.6 68.6
2008 202.0 130.4 64.2 31.8 1.4663 43.8 74.8
2009 140.9 84.8 49.0 34.8 1.3900 35.3 56.6
2010-1 11.5 7.6 3.4 29.6 1.4303 2.4

Alaattin Aktaş/Dünya Gazetesi

Kategori SektörelYorum (0)