Yayınlanma tarihi 21 Haziran 2010. Etiketler: GFK, seyahat araştırması
Türkler tatile aileleriyle birlikte çıkmayı tercih ederken, tatil süreleri de 1 ile 2 hafta arasında değişiyor. Tatil için ayrılan bütçe en çok 1000 liraya çıkarken, tatil denince akla yüzmek geliyor.
TATİL BÜTÇESİ 1000 LİRA
GFK Grubu tarafından 16 ülkede gerçekleştirilen Seyahat Araştırması kapsamında GfK Türkiye tarafından 16 ilde yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de her iki kişiden biri tatil yapmayı düşünmüyor. 16 ülkenin ortalamasına bakıldığında tatil yapmayı planlamayanların oranı yüzde 39 olarak gerçekleşirken Avrupa ortalaması yüzde 42 olarak belirlendi. Tatile ayrılan bütçe açısından Türkiye’de her 3 kişiden biri 1000 liraya çıkan harcama yapmayı planlıyor. İsveç, Belçika ve Hollandalılar tatile en fazla para harcayan ülkeler arasında yer alıyor.
10 KİŞİDEN BİRİ TEK BAŞINA
Tatile ayrılan süreye bakıldığında ise Türkiye’de, tatile 1 veya 2 hafta ayıranların ağırlıkta olduğu görülüyor. Hollanda, tatile en fazla zaman ayıran ülke olarak öne çıkıyor. Hollanda’da her 3 kişiden biri en az 4 hafta tatil yapacağını belirtiyor. Tatile daha çok aile üyeleriyle çıkıldığı görülüyor. Her 10 kişiden biri tek başına tatile çıktığını belirtiyor. Türkiye’de 14-29 yaş grubunda aile büyükleri ve diğer aile üyeleri ile tatil yapanların oranı yüzde 43 düzeyinde.
AKDENİZ ÜLKELERİ SEÇİLİYOR
Türkiye’de araştırmaya katılanların yüzde 95’i tatil için Türkiye’de kalmayı tercih ediyor. Tatillerini kendi ülkelerinde geçirenlerin fazla olduğu diğer bir ülke ise yüzde 80 ile ABD. Yurt dışına çıkmayı en fazla tercih ülkelerin başında ise yüzde 78 oranı ile Belçika, yüzde 75 ile Hollanda ve yüzde 57 ile Almanya geliyor. Dünya ortalamasına bakıldığında yüzde 11’lik bir kesim Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerini tercih ederken bu oran Avrupa’da yüzde 19’a yükseliyor. Türkiye’de tatil dendiğinde yüzmek, bisiklete binmek, yürüyüş yapmak gibi aktiviteler daha fazla kişi tarafından tercih ediliyor.
Habertürk
Kategori Haberler
Yayınlanma tarihi 07 Nisan 2010. Etiketler: GFK, glaxo smith kline, ik, insan kaynakları
Geçtiğimiz yıl insan kaynakları alanında yeniden yapılanan şirket, 2011 yılında büyüme sürecine kaldığı yerden devam edecek
Sedef Karacan Senyener 2006 yılının başında Türkiye’nin ve dünyanın lider ilaç firmalarından Glaxo Smith Kline (GSK)’nın İnsan Kaynakları (İK) Direktörü olarak göreve başladı. Merkez ofiste göreve başladığı ilk senenin ardından klasik, biraz da eski usül İK uygulamalarında değişmesi gereken bir şeyler olduğunu hissetmişti Senyener. Zira işleyen sistem İK’nın çalışanlarla iç içe olmasına elverişli değildi ve Senyener’in deyimiyle ‘fazla genel’di. Oysa Seneyener’in aklında hem dünya trendleriyle örtüşecek, hem Y jenerasyonunun kendini ait hissedebileceği hem de şirketin iş süreçlerine dahil edildiği bir İK departmanı vardı. “Bütün İK’cılar bunları ister ama nasıl yapılacağını bulmak zaman alır” diyor Sedef Karacan Senyener. Senyener’in bu yeni fikri bir proje haline getirmesi ise tam bir buçuk yılını aldı. Böylelikle 2009 yılı, İK Direktörü’nün bu hedeflerini önemli ölçüde gerçekleştirmesini sağlayan adımları attığı bir yıl oldu GSK Türkiye bünyesinde. Deneyimli yönetici, departmanını “kilit müşteriler” uygulamasıyla iç müşterilerine daha yakın hale getirirken, şirket içinde karar alma mekanizmasının da bir parçası olmasını sağladı. Bunun yanı sıra Türkiye’de ilk kez bir ilaç firmasına esnek yan haklar uygulamasını başlatan Senyener ve ekibi, 2010 yılında bu değişikliklerin sürdürülebilir olmasını sağlayacak adımlar atacak. “Bu yıl artık köklü değişiklikler planlamıyoruz” diyen Senyener 2011 yılında yeniden büyümeye odaklanacak.
İÇ MÜŞTERİYİ FARK ETMEK
GSK’da geçtiğimiz yıl esmeye başlayan değişim rüzgarı önce şirketin yapılanmasında gösterdi kendini. Kilit müşteri yönetimiyle, fonksiyonel ve süreç bazlı yapılanmadan ziyade organizasyonel yapılanmayı baz alan şirket, belirlediği farklı kilit müşterilerine yönelik farklı İK yöneticilerine sorumluluk verme kararı aldı. Örneğin artık şirket bünyesinde Onkolojiden Metabolik’e kadar farklı alanlardan sorumlu İK yöneticileri bulunuyor. Böylelikle grupların gündeminde olan farklı konular ve önceliklere çabuk cevap verebilen ve müşteri ihtiyaçlarına göre hızlı geri dönüşler yapabilen bir sisteme sahip oldu şirket. “Yöneticilerin İK’yı yanında daha çok bulabildiği ve ikili iletişimin daha yoğun olduğu bir ortam yaratmış olduk böylece” diyor Sedef Karacan Senyener ve ekliyor: “Bunu yaparken öncelikli hedefimiz insan konularını yöneticilerin gündemine taşımaktı.” Bu uygulamayla birlikte İK departmanın toplam kazanç ve organizasyonel gelişim bölümünü ayıran şirket, kilit müşteri yönetimiyle, iç müşteri kavramını şirket içine yerleştirecek önemli bir adım atmış oldu. Nitekim, “Bu sistemle iç müşterinizin ihtiyaçlarını dinleyip, çok daha hızlı ve entegre İK uygulamaları yapılmasının yolu açılıyor” diyor Spengler Fox Global Operasyonlar Direktörü Leyla Spencer.
Şirketin iç müşterilerine daha yakın durmasını sağlayan bir diğer adımsa esnek yan haklar uygulaması oldu. Geçtiğimiz yılın başında çalışmalarına başlayan Sedef Karacan Senyener ve ekibi bu uygulamayla çalışanlarına sabit paketler halinde sunduğu yan hakları artık seçmeli olarak veriyor. Bu durumda evli çalışanlar iki aile sigortası almaktan kurtulurken bunun yerine başka haklardan yararlanabiliyorlar. Şirketin farklı beklentilere sahip çalışanların isteklerine daha rahat cevap verebildiği uygulamayı başarılı Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) uygulamalarından biri olarak gösteriyor Credo Danışmanlık Kurucu Ortağı Aslı Şarman.
Kriz döneminde tüm bu dönüşümün nasıl finanse edildiği ise akla ilk gelen soru olabilir. “Bütçemizi sabit tutma prensibiyle başardık bunları” cevabını veriyor Sedef Karacan Senyener. Şirket krize karşı dayanıklı bir sistem yaratırken, bu yıl değişikliklerini test edecek. 2011 yılında ise büyümeye kaldığı yerden devam edecek.
Merve Kara

Kategori Haberler, Röportaj