Etiket arşivi | "girişimci"

Selçuk’un ‘Çöp Şiş’ini Getirdi, Yeni Şubelerle Büyüyecek


Selçuk’un ünlü çöp şişini İstanbul’a getirerek ‘Çöpçü’ markasını yaratan Çöpçü Gıda, Kozyatağı ve Suadiye’de açtığı restoranlardan sonra şimdi de franchise vermeye hazırlanıyor.

Profesyonel iş yaşamlarına veda edip, gıda alanına yatırım yapmaya karar veren İrfan Baytaş ve Abdurrahman Yuvalı’nın kurduğu Çöpçü, Selçuk’ta hemen herkesin iyi bildiği bir tat olan çöp şişi İstanbullular ile buluşturdu. İlk restoranlarını Kozyatağı, ikinci restoranlarını ise Suadiye’de açan Baytaş ve Yuvalı, zincirin üçüncü halkasını çok yakında Kavacık’ta açmaya hazırlanıyor.

İKİ SEÇENEK VAR

Yıllarca Anadolu Grubu’nda hem otomotiv, hem de gıda alanında çalışan, son olarak Tadım Gıda genel müdürlüğü yapan Abdurrahman Yuvalı, kendisinin de yatırım yapmayı tercih ettiği bu alanda önemli fırsatlar olduğunu söylüyor. Franchise sistemiyle büyümeyi hedeflediklerini anlatan Yuvalı, iki seçenekli franchise modellerini şöyle anlattı:

“Franchise almak isteyen girişimciden 10 bin Euro katılım bedeli alıyoruz. Aylık da ciro üzerinden yüzde 5 oranından bir bedel talep ediyoruz. İkincisi de işletmeci ortak sistemi. Burada girişimciyle işin başında durması koşuluyla anlaşıyoruz. Girişimci, yatırımın da yüzde 30 ya da 40’ını karşılıyor.”

2013′TEN SONRA İSTANBUL DIŞI

Ortalama büyüklüğü 150 metrekare olan Çöpçü restaurantlarının yatırım maliyeti ise işletme sermayesi ile birlikte 120 ila 150 bin TL arasında değişiyor.

Şirketin diğer ortağı İrfan Baytaş ise yatırımın geri dönüşünün 6 ila 8 ay arasında olduğunu belirtti. Hem konut hem de iş yerlerinin yoğun olduğu bölgelerin hedef bölgeleri olduğunu anlatan Baytaş, 2013’ten sonra İstanbul dışına da çıkmayı hedeflediklerini kaydetti.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori HaberlerYorum (0)

‘Yaratıcı Ekonomi’ Öğretecek, 1000 Girişimci Çıkaracak


Ttnet, ‘Yeteneğe Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek’ projesiyle 1000 gence yaratıcı ekonomiyi öğretmek için ilk adımı attı.

Yaratıcı ekonominin sosyal ve kültürel sermayeyi ekonomiye entegre ettiğini gözlemlediklerini belirten TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, “Yaratıcı sektörler geleneksellere göre küresel krizlere daha dirençli. Türkiye yaratıcı ekonomide büyümede, gelişmekte olan ülkeler arasında dördüncü sırada. Çin, Hong Kong ve Hindistan’ın ardından geliyoruz” dedi.

1000 gence ulaşacak

Yılmaz, yaratıcı ekonominin dünyadaki durumuna değinerek, şunları söyledi: “Dünyada Gayri Safi Hasıla’nın yüzde 7.3’ü yaratıcı ekonomi tarafından oluşturuluyor. Bu yeni ekonominin büyüme hızı yaklaşık yüzde 10 olarak hesaplanıyor. Geçen yıl ekim ayında başlattığımız projenin ilk fazını tamamladık. 2012 yılı uygulamasını ise İzmir’de Gediz Üniversitesi’nde başlattık. 100 genci yaratıcı ekonomi kavramı ile tanıştıracağız. Yıl sonuna kadar 1000 gence ulaşmayı planlıyoruz.”

Yeni istihdam alanı

Yılmaz, projeyle gençleri bilişim dünyasındaki yeni istihdam alanları ve iş fırsatlarıyla tanıştırmayı istediklerine de işaret etti. Tahsin Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijital içerik üretimi ve sunumu, ticaretin elektronikleşmesi şeklinde üç başlık belirledik. Girişim ve iş geliştirme konusunda da eğitim veriyoruz. Geçen yıl 3606 başvuru almıştık. İlk projeyi Koç Üniversitesi’nde başlattık. 60 öğrenci seçip eğitim verdik. 81 ile ulaşacağız.”

Yıldırım: Züğürt Ağa olmazdı

PROJEDE ve reklam filminde yer alan sanatçı Şener Şen’in oynadığı ‘Züğürt Ağa’ filmine atıfta bulunan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Böyle bir teknolojik altyapıya sahip olsaydı Züğürt Ağa, züğürt olmazdı. Bilişim, yeni teknolojiler ülkelerin gücüne güç katıyor. Artık dünyada güç bilgiye sahip olmaktan geçiyor. Türkiye’de son 10 yıldır yapılanlar bilgi toplumu hedeflerini gerçekleştirmede önemli adımlardır” diye konuştu.

Genç nüfus en büyük güç

TTNET’in “Yaratıcı Ekonomi” projesini değerlendiren Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, şöyle konuştu: “Önceden yatırım deyince akla milyon dolarlık tesisler geliyordu. Ama günümüzde bir arama motoru fersah fersah hepsini geçiyor. Bilişimde bireyler ve yenilikçilik ön plana çıkıyor. TTNET projesiyle bunu yapıyor. Yarışmayla belirleyip girişimcileri eğitiyor. Artık güç kişi başına milli gelirin en yüksek olmasıyla ölçülmüyor, genç nüfusla ölçülüyor. Nüfus artık en büyük güç.”

 

Kaynak: Hürriyet 

Kategori HaberlerYorum (0)

Boyner: Yüzyılın Tek Gerçeği Değişim


Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hanzade Doğan Boyner, artık şirketlerin girişimci olmak zorunda olduklarını belirterek, “Girişimcilik bir kafa yapısı, ruh, karakter, kültür, büyük düşünebilme ve hayallere sınır koymamak, risk alabilmek ve işine tutkuyla bağlı olmak. Bu kavramlar yeni yüzyıldaki şirketlerin bulundurması gereken kavramlar” dedi.Genç Yönetici ve İşadamları Derneği’nin (GYİAD) “Genç Patronlar ile Sohbetler” söyleşisine katılan Boyner, artık teknoloji devriminin iliklere kadar hissedildiğini belirterek bunu hissetmeyenlerin de kısa sürede hissedeceğini söyledi.

Apple’ın dünyanın en büyük şirketi olduğunu, ancak dünyanın en büyük şirketi olma unvanının 1980′den beri 5 kez el değiştirdiğini dile getiren Boyner, şöyle devam etti:

“Yani ister ‘teknoloji devrimi’ deyin, ister ‘dijital çağ’ deyin, bizim yüzyılımızın değişmeyen tek gerçeği değişim. Değişim baş döndürücü derecede hızlı. 30 yıl çok kısa bir süre. 30 yılda dünyanın en büyük şirketi 5 kere değişti. Bunların dışında devler ligine çıkıp sonra kaybolan bir sürü şirket var. Çünkü bu yüzyılın değişmeyen gerçeği baş döndürücü hızda bir değişim ve değişimin altında yatan yıkıcı teknolojiler. Farkında olmadan yeni modeller, yeni teknolojiler gelip bizim dev zannettiklerimizi yok edebiliyor. Bizler kapitalizmin sorgulandığı, 50 yıllık dikta rejimlerinin yıkıldığı, yıkılmaz zannedilenlerin var olma savaşı vermeye başladığı bir devirde yaşıyoruz. 845 milyon facebook kullanıcısı var. 1 milyar PC var. İnternet reklam gelirleri birçok ülkede gazete reklam gelirlerini geçti, Türkiye’de 3. büyük mecra oldu. ABD’de e-ticaret toplam perakendenin yüzde 11′ine ulaştı.”

İnternet ve teknolojinin hep sanal bir şey olarak algılandığını kaydeden Boyner, ancak bu iki kavramın müzik, film, kitap, gazete, sağlık, televizyon, perakende, ulaşım gibi birçok reel sektörü değiştirdiğini ifade etti.

“ARTIK SINIRLAR KALIN DEĞİL İNCE, NET DEĞİL BULANIK”

Hangi sektörde faaliyet gösterilirse gösterilsin çağın tek gerçeği olan değişim ve teknolojiden etkilenmemenin mümkün olmadığını ifade eden Boyner, şunları söyledi:

“Google bir iletişim şirketi fakat araba sektörüne yatırım yapıyor, Microsoft bir yazılım şirketi ama cihaz üreticisi olmak istiyor. Artık sınırlar kalın değil ince, net değil bulanık, iş modelleri kalıcı değil değişken. Bizim neslimizin önündeki en büyük iddia bu değişime nasıl ayak uyduracağımız. Benim için olmazsa olmaz kavram yaratıcılık, kalıpların dışına çıkabilmek, tetikte olmak, esnek olmak ve girişimci ruh.

Artık şirketler girişimci olmak zorunda. Girişimcilik genelde kendi işini kuran bireyler için kullanılır ancak ben bunun biraz geride kaldığını düşünüyorum. Girişimcilik bir kafa yapısı, ruh, karakter, kültür, büyük düşünebilme ve hayallere sınır koymamak, risk alabilmek ve işine tutkuyla bağlı olmak. Bu kavramlar yeni yüzyıldaki şirketlerin bulundurması gereken kavramlar. Eğer yönetici olduğumuz şirkette bu girişimciliği yakalayabilirsek teknoloji devriminden doğan büyük fırsatları sürdürülebilir büyümeye çeviririz, aksi takdirde dalgalarda yok oluruz.”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Parası Olmayan Girişimcilere Destek Olacak


Herkes kendi işini kurmak ister… Türkiye iş fikri olup da buna kaynak bulamayan girişimcilerle dolu.

Birçok iş fikri yeterli sermaye bulunamadığı için proje aşamasından öteye geçemiyor. Bu soruna çare olabilecek ve girişimcilere sermaye desteği sağlayabilecek projelerin sayısı ise her geçen gün artıyor. KOSGEB ve kalkınma ajansları girişimcilere sermaye desteği sağlayan en önemli kurumların başını çekiyor. Son günlerde bu desteklere bir yenisi daha eklendi;Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği…

Barrack Obama tarafından ABD’de gerçekleştirilen ve tüm dünyada sadece 265 girişimcinin davet edildiği Girişimciler Zirvesi’ne çağırılan Türk girişimcileren birisi olan Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı Baybars Altuntaş bu zirvede Obama’nın birebir görüştüğü tek girişimci olmuş. 2 hafta önceTürkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı seçilen Altuntaş’ın kariyeri ise birçok girişimciye örnek olacak türden…

Baybars Altuntaş ile girişimciliği, kendi hikayesini ve Melek Yatırımcılar Derneği’nin iş fikri olup da parası olmayanlara nasıl destek olacağını konuştuk…

- Dünyanın en önemli girişimcileri arasında yer adığınız kariyeriniz nasıl başladı?

Boğaziçi Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği bölümünde okurken, franchise ile ilgili okuduğum bir makale ile başladı benim hikayem. O zamanlar her İngilizce Öğretmenliği öğrencisi gibi tercümanlık yaparak, seyahat acentelerinde çalışarak harçlığımı çıkarıyordum.

- Okuduğunuz makalede sizi etkileyen ve harekete geçiren ne oldu?

Haber, Avrupa’da giderek yaygınlaşan franchise modeli ile ilgiliydi. Konu çok ilgimi çekti ve yazıda görüşlerini belirten Avrupa Franchise Birliği Başkanı’nın telefonunu ve faks numarasını buldum. 25 kuruşa çektiğim bir faks ile kendisini franchise modeli ile ilgili bir seminer düzenlemesi için Türkiye’ye davet ettim. Davetimi kabul etti konferansı gerçekleştirdik. Sonra o beni Almanya’ya davet etti derken ben kendimi Ulusal Franchise Derneği’ni kurarken buldum

Tabii o zamanlar (90′ların başı) Türkiye’de franchise diye bir terim ve iş modeli henüz hayatımıza girmemişti. Mc Donald’s Türkiye’ye yeni geldiği ve önünde metrelerce kuyrukların oluştuğu zamanlardan bahsediyorum. Yazıyı okuduktan sonra kendi kendime şöyle düşündüm;

‘BAŞKA ŞUBEMİZ YOKTUR’ YAZISINDAN GURUR DUYARDIK

“ABD’den hamburgerci, kilometrelerce öteden gelmiş İstanbul’da şube açmış ve önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Bizim Bursa’daki kebapçı İstanbul’a gelemiyor, gelmek istemiyor. Amerikalı Mc Donald’s’ın sahibi ‘dünyada 5 bin tane şubem var ‘diye gurur duyuyor, bizim lahmacuncumuz kebapçımız, bozacımız da kasasının arkasına yazdığı ‘başka şubemiz yoktur’ diye gurur duyuyor.Birbirinden olabilediğince farklı bu iki anlayış beni çok düşündürdü.“

- O düşüncedeki temel yanlışlık neydi sizce?

90’larda girişimciler, bir ürün icat ettiklerinde bunun sırrını kimseye anlatmaz ve o işi çocuklarına bırakmak isterlerdi. Oysaki hiçbirisi çocuklarım bu işi yapabilecek mi, yapmak ister mi?’ diye hiç düşünmezlerdi. Üstelik işini çocuklarına bırakmak isteyen girişimcilerin çoğunun henüz çocuğu yoktu. Hatta bu görüşe sahip ve evli olmayanlar bile vardı.

Siz bu mantıkla hareket ederseniz yaptığınız işin taklitleri, benzerleri ürer. Ondan sonra taklitlerle uğraşmak için hukuki işlemlere para harcarsınız. Hem de taklitlerin sayısı arttığı için onlar gerçek gibi durur ben tek başıma sahte bile kalırım.

- Bu mantık artık değişmiştir herhalde?

Tabii ki. Artık girişimcilerimiz çok değişti. 90’lı yıllardaki mantıktan kurtulmaya başladık.

- Türkiye Franchise Derneği’ni nasıl kurdunuz?

Haberden etkilenerek 25 kuruşa çektiğim faksın ardından Alman Franchise Birliği Derneği Başkanı cevap vererek Türkiye’ye geldi ve ‘Batıdan Doğuya Marka Transferi’ başlıklı bir seminer gerçekleştirdik

O toplantıda sadece tercümanlık yapıyorken gazete ve dergilerde organizatör olarak adım çıkmış; “Baybars Altuntaş’ın önderliğinde Doğudan Batıya Marka Transferi…”

DERSTEN SONRA GENEL SEKRETERLİK

- Ama sadece tercümandınız…

O makaleyi okumadan önce ‘Franchise’ ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Alman Franchise Birliği Başkanı’nın davetimi kabul etmesinden sonra konuyla yakından ilgilenmeye başladım. Sonrasında Başkan beni Almanya’ya davet etti.

Almanya dönüşü konuya olan ilgiyi gördükten sonra Türkiye’nin ilk franchise derneği olan Ulusal Franchise Derneği’ni (UFRAD) kurdum. Derneğin kurulacağını duyan önemli işadamları derneğe kurucu üye olmak için başvurdular. Gördüğüm destek ve konuya olan ilginin sayesinde derneği çok hızlı bir şekilde kuruldu ve ben de o derneğin genel sekreteri oldum. Ama gelişmeler öyle hızlıydı ki, okuldaki derslerden sonra derneğe gelip genel sekreterlik görevimi icra ediyordum.

PARA DEĞİL İNSAN BİRİKTİRDİM

- Bu dönemlerin size nasıl bir katkısı oldu?

3 ay içerisinde hayatımın yönünü değiştiren bu olaylarda maddi olarak hiç bir kazancım olmadı. Ama benim o zamanlar yaptığım sosyal girişimcilikti. Benim genç girişimcilere en büyük tavsiyem önerim insan koleksiyoncusu olmalarıdır. Pul, kitap, çiçek, para biriktirenler var ama ben kariyerimin başından beri insan biriktiriyorum.

- İlk para kazandığınız işinizi nasıl kurdunuz?

Derneği kurduktan sonra çevremdeki insanların sayısı giderek artmayı başladı. 400 dolarlık birikimim vardı ve yurtta kalıyordum. O parayla Boğaziçi Üniversitesi’nin binalarını döner sermayeden kiralayarak Boğaziçi Üniversitesi sertifikalı İngilizce kursları açtım. Aynı zamanda da Türk Hava Yolları dışında hostes yetiştiren ilk ve ozamanlar tek eğitim kurumunu da ben açtım. Bütün bu işlere girişimcilik ruhum, çevremde biriktirdiğim insanlar ve kendime olan güvenimle girdim.

- Başarısız olmaktan korkmadınız mı hiç?

Sonuçta çok büyük param yoktu olan paramı da gözden çıkarabilirdim. Yurtta kalıyordum ve 559C’ye biletle binerek derse gidiyordum. Başarısız olsaydım yine bu şekilde devam edecektim. Cesaretim ve doğru iş fikri ile başarılı oldum ve birkaç sene sonra kendi aracımla okula gitmeye başladım. Yani girişimcilere en b,ir diğer tavsiyem ise girişimci olmak için kesinlikle paraya ihtiyaçları olmadığıdır. Başarılı olmak için iyi bir fikriniz ve o fikri paylaşabileceğiniz insanların olması yeterli.

GİRİŞİMCİLERE TAVSİYELER:

* Harekete geçmekten çekinmeyin

* Takipçi olun

*Başarısız olmaktan korkmayın

*İnsan kazanın. İnsan kazanırsanız para da kazanırsınız.

* İyi bir girişimcinin paraya ihtiyacı yoktur

* Girişimcilerin bilmesi gereken 3 rakam: 7, 24, 365

 

İNSAN KAZANIRSAN DAHA KOLAY PARA KAZANIRSIN

- Para kazanmanın yolu sizce insan tanımaktan mı geçiyor?

İnsan kazanmak benim kariyerimde ve hayatımda hep önceliğim oldu. Çünkü doğru insanları tanımak parayla olan bir şey değil. Parayla ancak ve ancak para kazanabilirsin, insan kazanamazsın. Ama insan kazanırsan, para kazanabilirsin, hayallerini gerçekleştirebilirsin. En iyi ressam da müzisyen de iş adamı da olmak isteseniz insanlar tanıyarak başarıya çok daha kolay ulaşabilirsiniz..

PARA OLMADAN GİRİŞİMCİLİK OLMAZ DİYE YANLIŞ BİR GÖRÜŞ VAR

Girişimcilikte para olmazsa olmaz diye yanlış bir olgu insanların beynine kazınmış. Benim annem ilkokul öğretmeni, babam emekli askerdi. Onlardan beş kuruş destek almadan 25 kuruşa faks çekerek başladım her şeye ve 400 dolara şu an sahip olduğum şirketi kurdum. Türkiye benim gibi birçok örnekle dolu. İyi bir girişimci olmanın parayla hiçbir alakası yok.

- Genç girişimcilere tavsiyeleriniz neler?

Ne olursa olsun doğru olduğuna inandıkları iş fikirleri varsa imkanlarını sonuna kadar zorlasınlar. Bütün fırsatları değerlendirsinler. Sonuçta fikir iyi olduğunda topu koşturacak adam da doğruysa o işin tutmaması diye bir şey olamaz.

ONLAR PAS GEÇTİ BEN FAKS GEÇTİM

Kendimi çok önemli bir örnek olarak görüyorum. Benim okuduğum ve sonrasında Almanya’ya faks çektiğim dergiyi yaklaşık 20 bin kişi okumuştur. Belki de 19 bin 999 kişi o haberi pas geçti. Ben faks geçtim.

Faksı geçtikten sonra, işi takip ettim. Bana hiç kimse ‘sende para var mı, sen kimlerdensin, sen ne cüretle Almanya Franchise Birliği Başkanı’na faks geçersin’ demedi. Baktılar ki fikir doğru topu koşturan adam da doğru, istekli de. Bu yüzden top sürerken kimse bir şey diyemedi.

BEN O LAFLARI ÇOK DUYDUM

-Türk girişimciler de kendine güven eksikliği var mı? Özellikle genç girişimciler başarısız olmaktan çekinebiliyor. Ne diyorsunuz?

Tam aksine öğrenci veya genç girişimciler daha çok destek görüyor. Kesinlikle gemç girişimci olmak bir avantaj olarak algılanıyor. Ben kendi kariyerim boyunca öğrenciyim dedikçe puan topladım. Anneler, babalar dayılar, kardeşler, ‘Sana mı kaldı o iş, sana bırakırlar mı’ bu lafları çok duydum. Ama bana kaldı. Ben gittim ve aldım daha doğrusu.

MELEK YATIRIMCILAR DERNEĞİNİ İLE İŞ FİKİRLERİNE DESTEK OLACAK

-Bundan sonra melek yatırımcılık modeli ile iş fikirleri olan girişimcilere destek olmayı düşünüyorsunuz. Peki Melek Yatırımcılar Derneği girişimcilere nasıl destek olacak?

Melek yatırımcılar Derneği fikri olan fakat parası olmayan girişimcilere ulaşmak için kuruldu. Franchising modelinin 20 yıldır nasıl geliştiğini ben biliyorum. Artık franchise açılacak nokta kalmadı. Dünyadan gelmesi gereken birçok marka Türkiye’ye geldi. Bu noktada artık yeni iş modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ortaklık kültürü olmalı.

Dünya ekonomisinde sermaye birikti. O sermayeyi fikri olanlara açmalıyız. Şimdi ise artık yeni bir kulvarın açılması gerekiyor. Bir tarafta iş fikri olan fakat parası olmayan girişimciler, diğer tarafta ise parası olan ve doğru yatırımlar yapmak isteyen yatırımcılar var. Özellikle son yaşanan krizin ardından dünyada sermaye birikti. Zenginin daha zengin olduğu bir dünya ortamında bu sermayeyi fikri olan üretimi ve istihdamı artıracak iş fikirlerine yönlendirmek gerekiyor. Bunun yolu da melek yatırımcılık sistemi.

- Melek yatırımcılık sistemi dünyada hangi konumda?

Bu sistemde ABD’de desteklenen 270 bin melek yatırımcı ve 26 milyar dolar sermaye, Avrupa’da 75 bin melek yatırımcı 4 milyar dolar sermaye bulunuyor. Bugün bırakın 26 milyar doları 3 milyar doları Yunanistan’a versek krizden çıkar. Dolayısıyla bu ekonomik düzen içerisinde bu kulvarı o kadar iyi organize etmeliyiz ki. Melek yatırımcılığın üssü Türkiye olsun. Bence Türkiye’de 2 kişiden birisinde girişimcilik ruhu var.

TÜRKLER DÜNYADAKİ EN GİRİŞİMCİ İKİNCİ MİLLET

Eski Amerikan Büyükelçisi James F. Jeffrey, bir girişimcilik toplantısında, Amerika’dan sonra Türkler dünyadaki ikinci girişimci millet demişti. Türk girişimciler kendine güvendiğinde tek kelime Almanca bilmeden Almanya’ya giderek 10 milyar euroluk bir iş hacmi oluşturabiliyor.

- Melek yatırımcılıkta girişimcilere sadece sermaye desteği mi sağlanıyor?

Melek yatırımcılıkta paradan daha önemli olan bence mentörlük. Girişimciler melek yatırımcının tecrübelerinden de faydalanmalı. Sadece para vererek bir ortaklık kurulduğunda bu iş hisse senedi alımı olur. Ama melek yatırımcılıkta altın kural hem parayı vereceksin hem de bilgi birikimini paylaşacaksın. Deneyimlerinizi işin nasıl yapılacağı nasıl pazarlar keşfedileceğini bulacaksın.

- Melek yatırımcıların destekledikleri projelerde en büyük öncelikleri neler oluyor?

Bu sorunun cevabı çok basit. Melek yatırımcılar iş fikrinden ziyade topu doğru koşturacak kişiyi ararlar. Topu doğru koşturacak adamı bulduklarında hem sermayelerini hem de tecrübelerini o kişiye ve projesine aktarırlar.

- Melek yatırımcılar hangi projeleri daha çok destekliyor?

Melek yatırımcılar Avrupa’da daha çok iş fikri aşamasında olan (Seed Funding) denilen fikirlere yatırım yapıyorlar. Fakat biz daha bu noktada değiliz. Öncelikli olarak destekleyeceğimiz projeler fikir aşamasından öteye geçmiş olmalı. Mutlaka numune olacak. Örneğin bir internet sitesi projesi ise tasarımı tamamlanmış yayın hayatına başlamış olmalı. Ama zamanlar bu sistem oturdukça işler hale geldikçe bu şekilde fikirler bulmak zorlaşacak. Ondan sonra bizde sadece fikir aşamasında yatırımlara(seed funding) yöneleceğiz. Ben 5 yıl sonrasında bahsediyorum. Bu aşamalardan Avrupa’da geçmiş hatta ABD bu aşamaya 10 yıl önce ulaşmış ve aşmış.

-Destek verdiğiniz öncelikli sektörler neler?

ABD ve AB ülkelerindeki melek yatırımcılara baktığımızda mobil teknolojileri ve IT sektörünün en fazla yatırım çeken sektörler arasında yer alıyor. Türkiye’deki melek yatırımcılar da ağırlıklı olarak bu sektörlerdeki yatırımlara destek verecektir. Ama biz her projeyi ayrı ayrı değerlendirdiğimiz için iyi projelerin geldiği tüm sektörlere destek oluruz.

- Projelere vereceğiiz sermaye desteğinin bir aralığı var mı?

Melek yatırımcılık sistemiyle kurulan işlerin aldıkları melek yatırım sermayesinin dünya ortalamasının şirket başı 100 bin dolar seviyelerinde. Bizimde destek vereceğimiz projeler, genellikle 10 bin ile 500 bin dolar arası yatırımlar olacak.

-İş fikri olanlar projelerini size nasıl ulaştıracaklar?

Kurumumuzun internet sitesinde yer alan bölümde projelerini yazarak bize gönderiyorlar. Gönderilen projeler bizin derneğimizin ortak havuzuna düşüyor. Temmuz ayı başından bu yana bize ulaşan proje sayısı bini geçti. Ben ve ekibim bu başvuruları tek tek inceliyoruz. Bir sivil toplum kuruluşunun vatandaşlarla yakından ilgilenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda bize ulaşan bütün maiilere elimizden geldiğince cevap vermeye çalışıyoruz.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Geleceğin Liderlerini Deloitte Liderlik Enstitüsü Yetiştirecek


Deloitte Liderlik Enstitüsü, Türkiye başta olmak üzere Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’yı kapsayan geniş bir coğrafyada liderlik eğitiminin referans noktası olmayı hedefliyor

15 Şubat 2012, İstanbul – Türkiye’nin girişimci ve lider adaylarını yetiştirmeyi misyon edinen Özyeğin Üniversitesi ile Deloitte Türkiye’nin itibar kaynaklarından Deloitte Eğitim Vakfı işbirliği ile Deloitte Liderlik Enstitüsü’nün temelleri atıldı.

Türkiye, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’yı kapsayan bir bölgede yetkin liderlerin yetişmesine destek olmak amacıyla kurulan Deloitte Liderlik Enstitüsü, Eylül 2012’de eğitime başlayacak. Deloitte’un küresel rekabet ortamına paralel olarak değişen işletme ihtiyaçlarını anlama becerisi ve uzmanlığı ile Özyeğin Üniversitesi’nin akademik mükemmelliği bu enstitüde bir araya gelecek.

Hayaller gerçek oluyor

Gerçekleştirilen imza töreninde bir konuşma yapan Deloitte Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Levent Yaveroğlu, hayallerini bir bir hayata geçirdiğini ifade etti. Yaveroğlu, hayallerinden biri olan Deloitte Eğitim Vakfı’nı 2007 yılında, hem Türkiye’nin geleceği olan başarılı gençlere imkân yaratmak, hem de yüksek yetkinlik sahibi, yetenekli ve dinamik profesyonelleri yetiştirmek amacıyla kurduğunu belirtti. Bir diğer hayali olan Deloitte Liderlik Enstitüsü’nü ise Türkiye’nin en önemli, en cesur liderlerinden biri olan Hüsnü Özyeğin ile beraber hayata geçirdiği için çok heyecanlı olduğunu dile getirdi.

Yaveroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Türk iş dünyasına yaratıcı, araştırmacı, yenilikçi, global vizyona sahip, lider insan kaynağı yetiştirilmesine destek verme hedefiyle yola çıktık.

Bu hedef doğrultusunda amacımız rakibi olmayan, konusunda ilk akla gelen eğitim kurumu olmak. Bu yola çıkarken saygıdeğer işadamı Hüsnü Özyeğin ve Özyeğin Üniversitesi’nin seçkin öğretim üyelerinin, akademisyenlerinin projeye gösterdikleri inanç ve destek, heyecanımıza heyecan kattı. Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’nın da dahil olduğu coğrafyada yer alan kurum ve kuruluşların gelecek dönemde büyümeyi sürdürebilmeleri ve stratejilerini hayata geçirebilmeleri için ‘eğitimli liderler’e ihtiyacı var. Bu ihtiyaçlarını da Deloitte Liderlik Enstitüsü sayesinde giderebilecekler.” dedi.

Özyeğin Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin ise son yıllarda iş dünyasına şekil veren küreselleşmenin ve bu trende girişimci ruhu sayesinde hızla uyum gösteren Türk iş dünyasının artık tüm dünyaya lider ihraç eder konuma geldiğini anımsattı. Yapılan bu işbirliği sayesinde Türkiye’nin lider yetiştirmek konusunda bir referans noktası haline getirilmesinin amaçlandığını söyleyen Özyeğin, konuşmasında iyi liderlerin özelliklerine de değindi. “Liderlikle ilgili sürekli tartışılan bir konu var: Lider doğulur mu, lider olunur mu? Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, en iyi liderler en iyi öğrencilerdir” diyerek, liderliğin sürekli bir öğrenme süreci gerektirdiğine dikkat çeken Özyeğin, Deloitte Liderlik Enstitüsü’nün kurucu taraflarının tecrübesi ve bilgi birikimi sayesinde çok önemli bir açığı kapatacağına inandığını sözlerine ekledi.

Hedef büyük…

Türk ekonomisi ve toplumunun son yıllarda ciddi anlamda gelişme kaydetmesine paralel olarak kurumlar, çok daha yetkin liderlere ihtiyaç duyuyor. Deloitte Liderlik Enstitüsü de bu ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak liderlik eğitimi ve geleceğin liderlerini yetiştirmeye yönelik yöntemleri barındırıyor. Aynı zamanda Balkanlar, Orta Doğu ve Orta Asya ve Afrika’da gözlenen bu eksikliği gidermeyi amaçlayan enstitü, sürdürülebilir çalışmalara imza atmayı hedefliyor.

Deloitte Liderlik Enstitüsü hedeflenen coğrafyadaki;

- Bölgesel işletmeler için sürdürülebilir büyüme ve küresel erişim açısından önemli olan liderlik becerilerindeki eksikliği gidermeyi,

- Yeni nesil liderlerin yetkin ve vizyon sahibi olmaları için etkin bir referans modeli oluşturmayı,

Liderlik konusunda araştırma, eğitim ve ileri düzeyde çalışmalar sağlayan merkez haline gelmeyi hedefliyor.

Orta ve üst düzey yöneticilere yönelik eğitimler

Deloitte Liderlik Enstitüsü’ne dört sene için 4 milyon doların üzerinde bir yatırım yapılacak. Eğitimlerin, Türkiye’nin önde gelen firmalarının, KOBİ niteliğindeki aile şirketlerinin ve kamu kurum ve kuruluşlarının üst ve orta düzey yöneticilerine sunulması hedefleniyor. Deloitte Liderlik Enstitüsü’nde ilk etapta 150 üst ve orta düzey yöneticiye eğitim imkânı verilecek. Deloitte Liderlik Enstitüsü, bölgesel işletmeler için büyüme, fark yaratma ve küresel erişim açısından önemli olan liderlik becerilerindeki eksikliği gidermek amacıyla kuruldu.

Deloitte Liderlik Enstitüsü’nde yer alacak liderlik eğitimleri için üç farklı program oluşturuldu. Eğitim programları, üst ve orta düzey yöneticilere ve iş hayatında daha sınırlı tecrübesi olan kişilere yönelik olarak farklı seviye ve iş tecrübeleri dikkate alınarak oluşturuldu.

Üst Düzey Yöneticilere Yönelik Liderlik Programı: Liderlik eğitiminin temelinde yer alan kendini, kurumunu ve kurum kültürünü anlama, farklı liderlik tiplerini anlama, kişisel liderlik stilini anlama ve geliştirme ile başlayacak ve kurumu yönlendirme, kurum kültürünü şekillendirme, değişime önderlik ederek geleceği planlama, koçluk yetkinliklerini kazanma, kişiler arası oluşan çatışmaları çözebilme, güç ve etkileme dinamikleri, oluşturmuş olduğu iletişim ağlarını genişletme ve koruma gibi konuları kapsayacak.

Yetenek Programı: Geleceğin liderleri olarak belirlenmiş orta seviye yöneticiler için tasarlanan program, liderlik konseptinin ve tiplerinin anlatılması, kişinin kendini ve başkalarını anlama yetkinliklerini geliştirmesi, kendi güçlü yönlerinin ve gelişim alanlarının farkına varması sağlanacak.

Kapsamlı Liderlik Programı: İş hayatında daha yeni ve tecrübesi sınırlı olan, potansiyeli yüksek bireylere temel liderlik eğitimine ek olarak, strateji oluşturma, pazarlama, marka yönetimi, ürün yönetimi, finans ve muhasebe, tedarik zinciri ve operasyonlar yönetimi, inovasyon gibi bir organizasyonun sahip olduğu temel fonksiyonlar hakkında eğitim verilecek. Bu programda Özyeğin Üniversitesi İşletme Enstitüsü ile işbirliği yapılması planlanıyor.

Kurumlardaki karmaşık ve küresel problemler için stratejik çözümler geliştirilmesini küresel uygulamalarla destekleyecek olan Deloitte Liderlik Enstitüsü eğitim programlarında, uluslararası kadrosu eşliğinde pratik uygulamaların yanı sıra lider olmanın temel gereksinimleri ve yeni liderlik rolleri anlatılacak.

Liderlik eğitiminin yanı sıra liderlik araştırmaları ve danışmanlığı yapacak olan Deloitte Liderlik Enstitüsü, aynı zamanda liderlik konferansları, çalıştayları düzenleyerek çeşitli yayınlara imza atacak.

Deloitte Eğitim Vakfı hakkında

Deloitte Eğitim Vakfı (DEVAK), geleceğin profesyonellerini desteklemek amacıyla, Türk iş dünyasına yaratıcı, araştırmacı, yenilikçi, global vizyona sahip, lider insan kaynağı yetiştirilmesine destek vermek amacıyla yetenekli öğrencilere burs vermek ve eğitim kurumları kurmak misyonuyla kurulmuş bir eğitim vakfıdır. Deloitte Eğitim Vakfı, Türkiye’ye ve Türk iş dünyasına değer katacak insanlar yetiştirmek vizyonunu gerçekleştirmek için; başarılı fakat maddi olanaklardan yoksun gençlerin işletme, ekonomi ve mühendislik alanlarında, yüksek öğrenim seviyesindeki eğitim ve öğrenimlerini desteklemek için burs vermek, işletme, ekonomi ve mühendislik alanlarında öğrenim kurumlarına yardımcı olmak, diğer eğitim kurumlarıyla işbirliği halinde veya kendi başına işletme, ekonomi ve mühendislik alanlarında öğrenim kurumları kurmak ve işletmek, yeni öğrenim iş modelleri yaratmak, işletme, ekonomi ve mühendislik alanlarında araştırmalar ve yayınlar yapmak, yaptırmak, söz konusu yayın ve araştırmalara destek vermek, vakfın vizyon ve hedeflerine uygun projeleri desteklemeyi hedeflemektedir.

Özyeğin Üniversitesi hakkında

Yaşamla iç içe, yenilikçi, yaratıcı ve girişimci bir öğrenim merkezi olarak topluma hizmet vermek amacıyla Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından kurulan Özyeğin Üniversitesi, Türkiye ortamında olduğu kadar bölgesel ve küresel ölçekte de geçerli olacak yaratıcı, özgün, faydalı ve uygulanabilir bilgi üretmeyi ve üretilen bilginin uygulamaya geçirilmesi sürecinde aktif bir rol oynamayı hedeflemektedir. Öğrenim programlarını, yükselen mesleklerde derinlemesine bilgi sahibi, yabancı dile hâkim, iletişim ve bilgi teknolojileri kullanımında yetkin ve uygulama becerisi olan gençler yetiştirmeye yönelik şekillendiren Özyeğin Üniversitesi, bireysel sorumluluk alabilen, ilkelerine bağlı, sonuç odaklı, teorik bilgi ve uygulama deneyimine sahip, sürekli öğrenmeyi ilke edinen mezunları sayesinde sahip olduğu vizyonu gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Kategori HaberlerYorum (0)

50 Girişimciye ‘İş Geliştirme Eğitimi’


HayalEt, yenilikçilik ve iş geliştirme platformunda ücretsiz eğitim. 10 girişimci firmaya danışmanlık hizmeti, network ağı ve yatırımcılarla buluşma fırsatı sağlanacak.

Boğaziçi Üniversitesi Vakfı BÜVAK girişimi ve İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Yenilikçilik ve İş Geliştirme Girişim Platformu ‘HayalEt’ Projesi hayata geçiriliyor.

HayalEt Projesi kapsamında, inovatif iş fikri olan girişimci adayları ve işletmesini geliştirmek isteyen girişimcilerle yatırımcıların buluşturulması hedefleniyor.

Projenin öncelikli amaçları arasında girişimcilikle ilgili farkındalığı ve donanımı artırmak, bu alanda seminerler ve eğitimler düzenlemek, iş fikri ve projesi olanların projelerini olgunlaştırarak onları fon kaynaklarıyla buluşturmak, start up firmaların daha hızlı ve sağlıklı büyümesi için strateji, hukuk, finansman, pazarlama ve teknoloji gibi alanlarda danışmanlık hizmetleri sunmak, girişimcileri normal şartlarda ulaşmaları zor olabilecek tedarikçi, müşteri ve iş ortaklarına ulaştırmak bulunuyor.

SON BAŞVURU TARİHİ 20 ŞUBAT

Proje kapsamında işletmesini kurmuş, bunu geliştirmek isteyen girişimciler için İş Geliştirme Eğitimleri ücretsiz olarak düzenleniyor. 50 kişinin kabul edileceği ve Mart – 14 Nisan arasında dört haftada tamamlanacak olan eğitimlere başvuru 20 Şubat’a kadar yapılabilecek.

Eğitime katılanlardan 10 başarılı proje sahibine, işletme danışmanlığı ve mentorluk ile projelerini olgunlaştırmaları ve geliştirmeleri için yönlendirme desteği sağlanacak. Ayrıca başarılı iş planları ve start up şirketler, melek yatırımcılara da sunum yapıp ve onların fon desteklerinden de yararlanabilme imkanına sahip olacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nin köklü bilgi birikimi ve güçlü akademik kadrosu, iş dünyasındaki başarılı mezunları, sektörle olan yakın ilişkileriyle girişimcilerin başarılı olma şansının artmasını sağlamak, büyümelerinin hızlanması için onlara destek olmayı hedefliyor.

Başvuru yapmak isteyen ve gerçekleştirmek, değiştirmek, başarmak için hayal eden bütün girişimciler www.buhayalet.com adresinden 20 Şubat’a kadar başvuru yapabilecek.

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori HaberlerYorum (0)