Etiket arşivi | "girişimcilik"

Girişimcilik Yükseliyor


 

 

Türkiye’de 2008 yılında 18-64 yaş arasındaki yetişkin nüfusun yüzde 4,6′ini oluşturan kurumsallaşmış girişimci oranı, 2010 yılında yüzde 10,7′ye yükseldi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) de destekleriyle hazırlanan ”Türkiye’de Girişimcilik 2010” raporu, ”II. Küresel Girişimcilik Zirvesi” kapsamında düzenlenen toplantıda açıklandı.

Raporu hazırlayan Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Esra Karadeniz, toplantıda yaptığı konuşmada, rapora göre 2008 yılında 18-64 yaş arasındaki yetişkin nüfusun yüzde 3,2′sini oluşturan kuruluş aşamasındaki girişimciler oranının yüzde 3,7′ye, yeni iş sahibi girişimciler oranının yüzde 3′ten yüzde 5,1′e, erken dönem girişimci oranının yüzde 6′dan yüzde 8,6′ya ve kurumsallaşmış girişimciler oranının yüzde 4,8′den yüzde 10,7′ye yükseldiğini aktardı.

Karadeniz, bu verilere göre Türkiye’de girişimci sayısının arttığını ve kurulan girişimlerin piyasada, ekonomide bir süreklilik kazandığını söyledi.

Türkiye’nin yeni iş sahibi girişimciler oranı ile araştırmaya katılan 24 ülke arasında 9. sırada yer aldığını belirten Karadeniz, kuruluş aşamasındaki girişimciler sıralamasında ise Türkiye’nin kendisine 20. sırada yer bulabildiğini kaydetti.

Karadeniz, Türkiye’de genel olarak kadının girişimciliğe katılım oranının diğer ülkelere göre düşük olduğunu dile getirerek, her 100 erkeğe karşılık 28 kadının girişimcilik faaliyeti içerisinde olduğunu ifade etti.

Fırsat sonucu iş kurmuş girişimcilerin eğitim düzeyi arttıkça fırsat sonucu iş kurmuş girişimcilerin sayısının da arttığına işaret eden Karadeniz, gelir düzeyindeki artışa bağlı olarak fırsat sonucu iş kurmuş girişimcilerin oranın da yükseldiğini aktardı.

 

Karadeniz, erken dönem girişimcilerin yaş durumuna bakıldığında her 5 gençten birinin işsiz olduğunun görüldüğünü belirterek, ”35-44 yaş arası ile 45-54 yaş arasındaki girişimcilerin sayısı artıyor. Bir şekilde girişimcilerimiz daha yaşlanıyor. Halbuki nüfusumuzun büyük çoğunluğu genç ve işsiz olduğu bir yaş grubunda gençlerimizi de kadınlarımız gibi girişimcilik faaliyetlerine katılması için desteklememiz lazım” şeklinde konuştu.

KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, inovatif girişimciliği, yenilikçi yaklaşımları daha nitelikli destekleyecekleri bir döneme geçeceklerini söyledi.

Türkiye’de birçok kurum ve kuruluşun girişimcilik konusunda bir şeyler yaptığına işaret eden Kaplan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Bunların bir hedefe hizmet etmesi gerektiğini düşündük. İki sene önce sayın Bakanımıza dedim ki ‘Gelin birlikte konsey kuralım, tüm tarafları bir masanın etrafında toplayalım, hepimiz aynı yöne kürek çekelim…’ Şu anda tüm hazırlık çalışmaları bitti. Tüm ilgili kurum ve kuruluşların katkılarını da alarak bir Girişimcilik Konseyinin kurulmasını tamamladık. Türkiye’de yapılacak girişimcilik faaliyetlerini ve girişimciliği geliştirmeye, girişimciliğe engel olan konuların da kaldırılmasına yönelik çalışmaların planlandığı bir konsey olacak bu.

 Biz de bu konseyin koordinasyonunu yürütmeyi amaçlıyoruz.”

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş da, rapora baktıklarını ve kadınlarla ilgili olan tespitlerini paylaşmak istediğini söyledi.

Bektaş, kadınların girişimci olabilmelerinin ülke ekonomilerine göre çeşitlilik gösterdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

”Ailelerin ihtiyaçları doğrultusunda kadınlar mecburen girişimci oluyorlar. Kriz döneminde de kadınların iş gücüne katılım oranları fazlalaşıyor. ‘İşsizliği kadınlar artırdı’ diye de söylemler oluşabiliyor. Gerçekten ailenin ihtiyacı olduğu zaman kadın daha çok ön plana çıkıyor ve daha fazla girişimci olabiliyor. Engelli, çocuk ve yaşlı bakımının kadının sorumluluğuna bırakılması ve iş hayatına katılmalarını kolaylaştıracak destek mekanizmalarının yeterli olmaması nedeniyle kadınların enerjisinden girişimci olarak faydalanamıyoruz.”

Kaynak: Sabah

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

Sosyal Oyunlar, Sanal Dünyalar ve Gerçek Girişimcilik Etkinliği Bugün!


 

Game Preneurship: Sosyal Oyunlar, Sanal Dünyalar ve Gerçek Girişimcilik

Tarih: 16 Kasım 2011, Çarşamba

Saat: 17:00-19:00

Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü

Steve Jobs aramızda olmasa bile, onun da içinde bulunduğu teknoloji öncülerinin hayatımıza getirdiği yenilikler her gün daha çok kişiye ulaşmaya devam ediyor. Elbette bu yeniliklerin içinde en çok sevilenlerden biri de oyunlar. Önce Commodore ve AMİGA, sonra PC karşısında tek başına, devamında çoklu oyun platformlarında global oyunculara karşı yarışılan oyunlar giderek akıllı ve sosyal varlıklar olarak yanı başımızda, alışveriş merkezlerinde cep telefonlarında ve tabletlerde rekabete zorlar oldu bizi. Bu panelde, Habbo Hotel’in yaratıcısı Sulake Grup’un üst düzey yöneticisi olarak görev aldıktan sonra Sticky Factory’nin sahibi ve eccky.com’un CEO’su olarak görev yapan Christian Batist oyun, sosyal oyun ve yeni girişimcilik modeli hakkında konuşacak.

Christian Batist hakkında daha fazla bilgi için: http://www.angelwingsventures.com/index.php/en/christian-batist.html

Etkinlik dili İngilizce’dir.

Tüm oyunseverler ve bu alanda girişimci olmak isteyenler davetlidir.

Kategori HaberlerYorum (0)

Mükemmel Yatırımcıların Girişimcilerde Görmek İstedikleri…


 

Geçen gün üşenmedim hesapladım, son 4 yılda inanılması zor ama hem LabX hem de birFİKRİNmiVAR vasıtasıyla bugüne kadar tam 10,000 fikir başvurusu görmüşüz. Tam 1,000 tanesiyle birebir görüşme fırsatımız olmuş – bu girişimcilerin en başarılılarını da Melek Yatırımcılarla birebir tanıştırıp şirketlerini kurmuşuz.

Elimin altında böyle bir fikir sınama tecrübesi varken ve bizzat 85 yatırımcı ile sürekli iletişimde olan biri olarak size melek yatırımcılık dünyasında bir adım öne geçmenin tüyolarını vermek istedim. İşte karşınızda Melek Yatırımcıların bir girişimcide görmeye bayıldıkları 10 şey:

İlk 1 Dakika Profesyonelliği

Tanıştığınız ilk dakikada yatırımcınızı etkilemek mi istiyorsunuz..İşte sırrı; Kesin olmasa bile şirketinizin adına karar vermek, bir tasarımcı arkadaşınıza bunun logosunu tasarlatmak, basit bir kurumsal websitenizi hazırlatmak, şirketinizin .com uzantılı emailini almak ve bu bilgilerin olduğu 100 adet kartvizit bastırmanın maliyeti size çok az olabilir (zaten girişimcilikte budur) ama inanın yatırımcıya etkisi paha biçilemez. İlk bir dakikada kurumsallığınızla onları etkilemiş olacaksınız.

Göründüğün Gibi Ol, Olduğun Gibi Görün

Girişimcilerin bir başka düştükleri tuzak da kendilerini olduklarından farklı göstermeye çalışmaktır. Tabii ki de kendinize özen gösterin ve olduğunuzdan bir tık daha güçlü görünmeye çalışın ama neyseniz o’sunuz.. Çünkü yatırımcıların en sevdikleri şey samimiyettir. Hayatınızda hiç takım elbise giymediyseniz giymeyin, niye yatırım istediğinizi samimiyetle anlatın. Yani kendiniz olun, başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı samimiyetle anlatın.

İşin Gerektirdiği Tüm Yetkinliklere Sahip Komple Bir Takım

Yatırımcılar fikirden ziyade bu işi yapacak ekibe yatırım yaparlar. Muhasebe, avukatlık ve patent danışmanlığı gibi yan hizmetleri de nereden temin edeceğiniz hakkında bilgi sahibi olun. Ama işinizin gerektirdiği temel taşları yatırımcıya gitmeden tamamlamış olmalısınız. Mesela internetten limon satma fikriniz varsa, ekibinizde mutlaka pazarda limon satmış, sitenin yazılımını ve tasarımını yapacak birileri olmak zorunda. Bu ana ekibi toparlarken herkese illa hisse vermek de zorunda değilsiniz – Hisse, Satıştan pay, Yönetim Kurulu üyeliği veya maaş, ekibinizi toparlamak için vereceğiniz avantajlardan bir veya birkaçı olabilir.

Yatırımcı İle İlk 1 Saatte Aranızda Ortak Bir Nokta Bulun

Yatırım almaya çalıştığınız kişi de neticesinde hobileri, ilgi alanları olan bir insan. İşe yatırım yaparken muhtemelen %80 sizi bir girişimci olarak beğendiğinden o işe yatırım yapacağından, mutlaka bazı anlarda fikir-yatırım-ekip üçgeninden çıkıp, aranızda ortak bir nokta yakalamaya çalışın.. Hatta toplantı sonrası o atılacak ilk email bununla ilgili olursa – %50 oradasınız demektir. Unutmayın ki sosyal statünüz bir yatırımcıdan ne kadar farklı olursa olsun, mutlaka her insanda bulabileceğiniz gibi, keşfedilmeyi bekleyen ortak bir nokta var.

Mutlaka İşe Odaklanın

Yatırımcı belli bir seviyeden başlayan (genelde küçük) ama hızlıca ölçeklenebilir işler görmek isterler. Toplantı içinde planınıza sadık kalın. Çokca sefer şuna şahit oldum: girişimci toplantının ortasında yatırımcının işle ilgilenmediğini düşünüp, onu etkilemek adına bir anda yapılması hayal planlar anlatmaya başlar. Bu planların hepsi de nasıl 1 yılın sonunda işin 10 milyon dolar getireceğini anlatır. Lütfen realist olun, karşınızdaki yatırımcı tabiiki de çok para kazanmak istiyor, ama önceliği düzgün ölçeklenebilir bir iş planı.

Tüm Maliyetlerin Detaylıca Hesaplanmış Olduğu Bir İş Planı

Yatırımcılara onlardan alacağınız sermayeyi nasıl harcayacağınızı gösteren bir iş planı hazırladığınızda, sohbet kesinlikle planda yazan en pahalı 3 kaleme odaklanacaktır. Planda 50,000 TL’ye bir makine alacağınız yazıyorsa bu ürünü üreten / ithal eden 3 farklı firmadan fiyat tekliflerinin mutlaka ekte olması lazım. Veya 5,000 TL’ye bir yazılımcı çalışacağı öngörülüyorsa, ekte 3 tane benzer yazılımcı ile görüşülmüş olduğu ve CV’leri olmalı. Yatırımcı böylece yatıracağı parayı dengeli harcayacak bir girişimciye yatırım yapmanın rahatlığı içine girer.

Net Maaş Brüt Maaş Farkını Anlayan Bir Girişimci Görmek

Ayrı bir kalem olarak yazdım çünkü tanıştığım girişimcilerin %95’i personele ödenen maaşın şirketin cebinden çıkan tek maliyet olduğunu sanıyor ve birçok yatırımcı bu basit bir şekilde düzeltilebilir hatayı görüp girişimciden soğuyor. Bu hatayı düzeltmek çok kolay, iş planınızda net maaş ve brüt maaş diye 2 tane kolon açın: 2000 TL bir yazılımcının net maaşı ise bunu 1.7 ile çarpın (SSK, gelir vergisi vs için) 3400 TL Brüt Maaş yazın ve şirkete maliyeti olarak bu rakamı esas alın! Bu kadar basit.

Kesin Bir B Planı Hatta C Planı!

Çok güzel bir plan yaptınız ve yatırımcıya gittiniz. Ama şu soruya hazırlıklı olun: Ya o önerdiğiniz plan tutmazsa! Mutlaka bir B planınız olsun, çünkü inanın kurulan işlerin zaten %60’ının A planı kesinlikle tutmuyor. Bu benim kurduğum işlerde de böyle oldu, hatta 1 işimizde D planı bizi kurtardı J O yüzden bu sadece yatırımcıyı etkilemek için değil, bir girişimci olarak kendi geleceğinizi kurtarmak için bir çalışma olmalı.

İlk Satışın Kanıtı

Yatırımcıya bir iş fikri götürdünüz ama her işin temeli olan satış garanti mi? Bu soru tabiiki garanti olamaz ama bir yatırımcı işinize yatırım yapacaksa en azından işin işlediğinin en büyük kanıtı olan ilk satışı görmek ister. Bu arada ilk satış belgeli bir fatura da olabilir ama işinizi daha kurmadıysanız 2-3 potansiyel müşteriden bir niyet mektubu veya referans da olabilir. Bunu iş fikrinde hangi aşamada olursanız olun mutlaka yapın – aynen B planında olduğu gibi bunu yatırımcı için değil kendiniz için yapın!

Net Bir Çıkış Stratejisi

Bir yatırımcı favorisi ama girişimciler tarafından yeterince hazırlanmayan bir bölüm. İlerde şirketi en büyük rakibimize satacağız yeterli bir cevap hiçbir zaman değildir. Uluslararası vizyonunuzu burada göstermeye çalışın: Dünya’da yaptığınız işe benzer, veya bulamıyorsanız benzer sektörden oyuncuların hangi gelir seviyesinde ne kadar fiyattan şirketlerini sattıklarını bulun. Alıcı şirketlerin çoğu borsaya kote olduklarından bu bilgilerin aslında birçoğu halka açık oluyor, çarpan rakamları da benzer sektörlerde hep aynı oluyor, 3,4 tane örnek bulmanız yeterli (yani yıllık 5 milyon TL cirosu olan bir şirket 50 milyon USD’ye bir şirket tarafından alındığında bu işin çarpanı 10 kat oluyor). Bu çarpan rakamlarını, Dünya’da bulunduğunuz sektörün genel gelişimi, Dünya’dan ve Türkiye’den oyuncular / potansiyel alıcılar ve sizi niye 2 yıl içinde alacakları ile birleştirdiniz mi, işte çıkış stratejiniz hazır.

İşte bu kadar! İnanın bu yazdıklarım sizi yatırımcı bulma sürecinde çok ciddi bir şekilde öne geçirecek. Sık sık yukarda tekrarladığım gibi, bu tavsiyeleri öncelikli olarak yatırımcılar için değil kendi geleceğiniz için yapın. Hepinize iyi girişimler!

Kaynak: Webrazzi

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

‘Onlar Pas Geçti Ben Faks Geçtim’


Herkes kendi işini kurmak ister… Türkiye iş fikri olup da buna kaynak bulamayan girişimcilerle dolu.

 

 

Birçok iş fikri yeterli sermaye bulunamadığı için proje aşamasından öteye geçemiyor. Bu soruna çare olabilecek ve girişimcilere sermaye desteği sağlayabilecek projelerin sayısı ise her geçen gün artıyor. KOSGEB ve kalkınma ajansları girişimcilere sermaye desteği sağlayan en önemli kurumların başını çekiyor. Son günlerde bu desteklere bir yenisi daha eklendi;Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği…

 

Barrack Obama tarafından ABD’de gerçekleştirilen ve tüm dünyada sadece 265 girişimcinin davet edildiği Girişimciler Zirvesi’ne çağırılan Türk girişimcileren birisi olan Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı Baybars Altuntaş bu zirvede Obama’nın birebir görüştüğü tek girişimci olmuş. 2 hafta önceTürkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı seçilen Altuntaş’ın kariyeri ise birçok girişimciye örnek olacak türden…

 

Baybars Altuntaş ile girişimciliği, kendi hikayesini ve Melek Yatırımcılar Derneği’nin iş fikri olup da parası olmayanlara nasıl destek olacağını konuştuk…

 

- Dünyanın en önemli girişimcileri arasında yer adığınız kariyeriniz nasıl başladı?

 

Boğaziçi Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği bölümünde okurken, franchise ile ilgili okuduğum bir makale ile başladı benim hikayem. O zamanlar her İngilizce Öğretmenliği öğrencisi gibi tercümanlık yaparak, seyahat acentelerinde çalışarak harçlığımı çıkarıyordum.

 

- Okuduğunuz makalede sizi etkileyen ve harekete geçiren ne oldu?

 

Haber, Avrupa’da giderek yaygınlaşan franchise modeli ile ilgiliydi. Konu çok ilgimi çekti ve yazıda görüşlerini belirten Avrupa Franchise Birliği Başkanı’nın telefonunu ve faks numarasını buldum. 25 kuruşa çektiğim bir faks ile kendisini franchise modeli ile ilgili bir seminer düzenlemesi için Türkiye’ye davet ettim. Davetimi kabul etti konferansı gerçekleştirdik. Sonra o beni Almanya’ya davet etti derken ben kendimi Ulusal Franchise Derneği’ni kurarken buldum

 

Tabii o zamanlar (90′ların başı) Türkiye’de franchise diye bir terim ve iş modeli henüz hayatımıza girmemişti. Mc Donald’s Türkiye’ye yeni geldiği ve önünde metrelerce kuyrukların oluştuğu zamanlardan bahsediyorum. Yazıyı okuduktan sonra kendi kendime şöyle düşündüm;

 

‘BAŞKA ŞUBEMİZ YOKTUR’ YAZISINDAN GURUR DUYARDIK

 

“ABD’den hamburgerci, kilometrelerce öteden gelmiş İstanbul’da şube açmış ve önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Bizim Bursa’daki kebapçı İstanbul’a gelemiyor, gelmek istemiyor. Amerikalı Mc Donald’s’ın sahibi ‘dünyada 5 bin tane şubem var ‘diye gurur duyuyor, bizim lahmacuncumuz kebapçımız, bozacımız da kasasının arkasına yazdığı ‘başka şubemiz yoktur’ diye gurur duyuyor.Birbirinden olabilediğince farklı bu iki anlayış beni çok düşündürdü.“

 

- O düşüncedeki temel yanlışlık neydi sizce?

 

90’larda girişimciler, bir ürün icat ettiklerinde bunun sırrını kimseye anlatmaz ve o işi çocuklarına bırakmak isterlerdi. Oysaki hiçbirisi çocuklarım bu işi yapabilecek mi, yapmak ister mi?’ diye hiç düşünmezlerdi. Üstelik işini çocuklarına bırakmak isteyen girişimcilerin çoğunun henüz çocuğu yoktu. Hatta bu görüşe sahip ve evli olmayanlar bile vardı.

 

Siz bu mantıkla hareket ederseniz yaptığınız işin taklitleri, benzerleri ürer. Ondan sonra taklitlerle uğraşmak için hukuki işlemlere para harcarsınız. Hem de taklitlerin sayısı arttığı için onlar gerçek gibi durur ben tek başıma sahte bile kalırım.

 

- Bu mantık artık değişmiştir herhalde?

 

Tabii ki. Artık girişimcilerimiz çok değişti. 90’lı yıllardaki mantıktan kurtulmaya başladık.

 

- Türkiye Franchise Derneği’ni nasıl kurdunuz?

 

Haberden etkilenerek 25 kuruşa çektiğim faksın ardından Alman Franchise Birliği Derneği Başkanı cevap vererek Türkiye’ye geldi ve ‘Batıdan Doğuya Marka Transferi’ başlıklı bir seminer gerçekleştirdik

 

O toplantıda sadece tercümanlık yapıyorken gazete ve dergilerde organizatör olarak adım çıkmış; “Baybars Altuntaş’ın önderliğinde Doğudan Batıya Marka Transferi…”

 

DERSTEN SONRA GENEL SEKRETERLİK

 

- Ama sadece tercümandınız…

 

O makaleyi okumadan önce ‘Franchise’ ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Alman Franchise Birliği Başkanı’nın davetimi kabul etmesinden sonra konuyla yakından ilgilenmeye başladım. Sonrasında Başkan beni Almanya’ya davet etti.

 

Almanya dönüşü konuya olan ilgiyi gördükten sonra Türkiye’nin ilk franchise derneği olan Ulusal Franchise Derneği’ni (UFRAD) kurdum. Derneğin kurulacağını duyan önemli işadamları derneğe kurucu üye olmak için başvurdular. Gördüğüm destek ve konuya olan ilginin sayesinde derneği çok hızlı bir şekilde kuruldu ve ben de o derneğin genel sekreteri oldum. Ama gelişmeler öyle hızlıydı ki, okuldaki derslerden sonra derneğe gelip genel sekreterlik görevimi icra ediyordum.

 

PARA DEĞİL İNSAN BİRİKTİRDİM

 

– Bu dönemlerin size nasıl bir katkısı oldu?

 

3 ay içerisinde hayatımın yönünü değiştiren bu olaylarda maddi olarak hiç bir kazancım olmadı. Ama benim o zamanlar yaptığım sosyal girişimcilikti. Benim genç girişimcilere en büyük tavsiyem önerim insan koleksiyoncusu olmalarıdır. Pul, kitap, çiçek, para biriktirenler var ama ben kariyerimin başından beri insan biriktiriyorum.

 

- İlk para kazandığınız işinizi nasıl kurdunuz?

 

Derneği kurduktan sonra çevremdeki insanların sayısı giderek artmayı başladı. 400 dolarlık birikimim vardı ve yurtta kalıyordum. O parayla Boğaziçi Üniversitesi’nin binalarını döner sermayeden kiralayarak Boğaziçi Üniversitesi sertifikalı İngilizce kursları açtım. Aynı zamanda da Türk Hava Yolları dışında hostes yetiştiren ilk ve ozamanlar tek eğitim kurumunu da ben açtım. Bütün bu işlere girişimcilik ruhum, çevremde biriktirdiğim insanlar ve kendime olan güvenimle girdim.

 

- Başarısız olmaktan korkmadınız mı hiç?

 

Sonuçta çok büyük param yoktu olan paramı da gözden çıkarabilirdim. Yurtta kalıyordum ve 559C’ye biletle binerek derse gidiyordum. Başarısız olsaydım yine bu şekilde devam edecektim. Cesaretim ve doğru iş fikri ile başarılı oldum ve birkaç sene sonra kendi aracımla okula gitmeye başladım. Yani girişimcilere bir diğer tavsiyem ise girişimci olmak için kesinlikle paraya ihtiyaçları olmadığıdır. Başarılı olmak için iyi bir fikriniz ve o fikri paylaşabileceğiniz insanların olması yeterli.

 

GİRİŞİMCİLERE TAVSİYELER:

 

* Harekete geçmekten çekinmeyin

* Takipçi olun

*Başarısız olmaktan korkmayın

*İnsan kazanın. İnsan kazanırsanız para da kazanırsınız.

* İyi bir girişimcinin paraya ihtiyacı yoktur

* Girişimcilerin bilmesi gereken 3 rakam: 7, 24, 365

İNSAN KAZANIRSAN DAHA KOLAY PARA KAZANIRSIN

 

- Para kazanmanın yolu sizce insan tanımaktan mı geçiyor?

 

İnsan kazanmak benim kariyerimde ve hayatımda hep önceliğim oldu. Çünkü doğru insanları tanımak parayla olan bir şey değil. Parayla ancak ve ancak para kazanabilirsin, insan kazanamazsın. Ama insan kazanırsan, para kazanabilirsin, hayallerini gerçekleştirebilirsin. En iyi ressam da müzisyen de iş adamı da olmak isteseniz insanlar tanıyarak başarıya çok daha kolay ulaşabilirsiniz..

 

PARA OLMADAN GİRİŞİMCİLİK OLMAZ DİYE YANLIŞ BİR GÖRÜŞ VAR

 

Girişimcilikte para olmazsa olmaz diye yanlış bir olgu insanların beynine kazınmış. Benim annem ilkokul öğretmeni, babam emekli askerdi. Onlardan beş kuruş destek almadan 25 kuruşa faks çekerek başladım her şeye ve 400 dolara şu an sahip olduğum şirketi kurdum. Türkiye benim gibi birçok örnekle dolu. İyi bir girişimci olmanın parayla hiçbir alakası yok.

 

- Genç girişimcilere tavsiyeleriniz neler?

 

Ne olursa olsun doğru olduğuna inandıkları iş fikirleri varsa imkanlarını sonuna kadar zorlasınlar. Bütün fırsatları değerlendirsinler. Sonuçta fikir iyi olduğunda topu koşturacak adam da doğruysa o işin tutmaması diye bir şey olamaz.

 

ONLAR PAS GEÇTİ BEN FAKS GEÇTİM

 

Kendimi çok önemli bir örnek olarak görüyorum. Benim okuduğum ve sonrasında Almanya’ya faks çektiğim dergiyi yaklaşık 20 bin kişi okumuştur. Belki de 19 bin 999 kişi o haberi pas geçti. Ben faks geçtim.

Faksı geçtikten sonra, işi takip ettim. Bana hiç kimse ‘sende para var mı, sen kimlerdensin, sen ne cüretle Almanya Franchise Birliği Başkanı’na faks geçersin’ demedi. Baktılar ki fikir doğru topu koşturan adam da doğru, istekli de. Bu yüzden top sürerken kimse bir şey diyemedi.

 

BEN O LAFLARI ÇOK DUYDUM

 

-Türk girişimciler de kendine güven eksikliği var mı? Özellikle genç girişimciler başarısız olmaktan çekinebiliyor. Ne diyorsunuz?

 

Tam aksine öğrenci veya genç girişimciler daha çok destek görüyor. Kesinlikle gemç girişimci olmak bir avantaj olarak algılanıyor. Ben kendi kariyerim boyunca öğrenciyim dedikçe puan topladım. Anneler, babalar dayılar, kardeşler, ‘Sana mı kaldı o iş, sana bırakırlar mı’ bu lafları çok duydum. Ama bana kaldı. Ben gittim ve aldım daha doğrusu.

 

MELEK YATIRIMCILAR DERNEĞİNİ İLE İŞ FİKİRLERİNE DESTEK OLACAK

 

-Bundan sonra melek yatırımcılık modeli ile iş fikirleri olan girişimcilere destek olmayı düşünüyorsunuz. Peki Melek Yatırımcılar Derneği girişimcilere nasıl destek olacak?

 

Melek yatırımcılar Derneği fikri olan fakat parası olmayan girişimcilere ulaşmak için kuruldu. Franchising modelinin 20 yıldır nasıl geliştiğini ben biliyorum. Artık franchise açılacak nokta kalmadı. Dünyadan gelmesi gereken birçok marka Türkiye’ye geldi. Bu noktada artık yeni iş modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ortaklık kültürü olmalı.

Dünya ekonomisinde sermaye birikti. O sermayeyi fikri olanlara açmalıyız. Şimdi ise artık yeni bir kulvarın açılması gerekiyor. Bir tarafta iş fikri olan fakat parası olmayan girişimciler, diğer tarafta ise parası olan ve doğru yatırımlar yapmak isteyen yatırımcılar var. Özellikle son yaşanan krizin ardından dünyada sermaye birikti. Zenginin daha zengin olduğu bir dünya ortamında bu sermayeyi fikri olan üretimi ve istihdamı artıracak iş fikirlerine yönlendirmek gerekiyor. Bunun yolu da melek yatırımcılık sistemi.

 

- Melek yatırımcılık sistemi dünyada hangi konumda?

 

Bu sistemde ABD’de desteklenen 270 bin melek yatırımcı ve 26 milyar dolar sermaye, Avrupa’da 75 bin melek yatırımcı 4 milyar dolar sermaye bulunuyor. Bugün bırakın 26 milyar doları 3 milyar doları Yunanistan’a versek krizden çıkar. Dolayısıyla bu ekonomik düzen içerisinde bu kulvarı o kadar iyi organize etmeliyiz ki. Melek yatırımcılığın üssü Türkiye olsun. Bence Türkiye’de 2 kişiden birisinde girişimcilik ruhu var.

 

TÜRKLER DÜNYADAKİ EN GİRİŞİMCİ İKİNCİ MİLLET

 

Eski Amerikan Büyükelçisi James F. Jeffrey, bir girişimcilik toplantısında, Amerika’dan sonra Türkler dünyadaki ikinci girişimci millet demişti. Türk girişimciler kendine güvendiğinde tek kelime Almanca bilmeden Almanya’ya giderek 10 milyar euroluk bir iş hacmi oluşturabiliyor.

 

- Melek yatırımcılıkta girişimcilere sadece sermaye desteği mi sağlanıyor?

 

Melek yatırımcılıkta paradan daha önemli olan bence mentörlük. Girişimciler melek yatırımcının tecrübelerinden de faydalanmalı. Sadece para vererek bir ortaklık kurulduğunda bu iş hisse senedi alımı olur. Ama melek yatırımcılıkta altın kural hem parayı vereceksin hem de bilgi birikimini paylaşacaksın. Deneyimlerinizi işin nasıl yapılacağı nasıl pazarlar keşfedileceğini bulacaksın.

 

- Melek yatırımcıların destekledikleri projelerde en büyük öncelikleri neler oluyor?

 

Bu sorunun cevabı çok basit. Melek yatırımcılar iş fikrinden ziyade topu doğru koşturacak kişiyi ararlar. Topu doğru koşturacak adamı bulduklarında hem sermayelerini hem de tecrübelerini o kişiye ve projesine aktarırlar.

 

- Melek yatırımcılar hangi projeleri daha çok destekliyor?

 

Melek yatırımcılar Avrupa’da daha çok iş fikri aşamasında olan (Seed Funding) denilen fikirlere yatırım yapıyorlar. Fakat biz daha bu noktada değiliz. Öncelikli olarak destekleyeceğimiz projeler fikir aşamasından öteye geçmiş olmalı. Mutlaka numune olacak. Örneğin bir internet sitesi projesi ise tasarımı tamamlanmış yayın hayatına başlamış olmalı. Ama zamanlar bu sistem oturdukça işler hale geldikçe bu şekilde fikirler bulmak zorlaşacak. Ondan sonra bizde sadece fikir aşamasında yatırımlara(seed funding) yöneleceğiz. Ben 5 yıl sonrasında bahsediyorum. Bu aşamalardan Avrupa’da geçmiş hatta ABD bu aşamaya 10 yıl önce ulaşmış ve aşmış.

 

-Destek verdiğiniz öncelikli sektörler neler?

 

ABD ve AB ülkelerindeki melek yatırımcılara baktığımızda mobil teknolojileri ve IT sektörünün en fazla yatırım çeken sektörler arasında yer alıyor. Türkiye’deki melek yatırımcılar da ağırlıklı olarak bu sektörlerdeki yatırımlara destek verecektir. Ama biz her projeyi ayrı ayrı değerlendirdiğimiz için iyi projelerin geldiği tüm sektörlere destek oluruz.

 

- Projelere vereceğiiz sermaye desteğinin bir aralığı var mı?

 

Melek yatırımcılık sistemiyle kurulan işlerin aldıkları melek yatırım sermayesinin dünya ortalamasının şirket başı 100 bin dolar seviyelerinde. Bizimde destek vereceğimiz projeler, genellikle 10 bin ile 500 bin dolar arası yatırımlar olacak.

 

-İş fikri olanlar projelerini size nasıl ulaştıracaklar?

 

Kurumumuzun internet sitesinde yer alan bölümde projelerini yazarak bize gönderiyorlar. Gönderilen projeler bizin derneğimizin ortak havuzuna düşüyor. Temmuz ayı başından bu yana bize ulaşan proje sayısı bini geçti. Ben ve ekibim bu başvuruları tek tek inceliyoruz. Bir sivil toplum kuruluşunun vatandaşlarla yakından ilgilenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda bize ulaşan bütün maiilere elimizden geldiğince cevap vermeye çalışıyoruz.

 

 

Kaynak: Hürriyet/ Hüseyin Koyuncuoğlu

Kategori RöportajYorum (0)

Sermayesi Olmayan Girişimciler İçin Büyük Fırsat


Facebook, Amazon, Apple gibi iş fikirlerinin hayata geçmesini sağlayan “melek yatırımcı” sistemi, TBAA (Melek Yatırımcılar Derneği-Türkiye) kurulmasıyla Türkiye’de iş fikri olan ancak, sermaye yetersizliği nedeniyle bu fikri hayata geçiremeyenlere yol gösterecek, aracı olacak.

 

ABD’de 270 bin yatırımcının 26 milyar dolar, Avrupa Birliğinde 75 bin yatırımcının 4 milyar avro ciroya ulaştığı “Melek Yatırımcılık” sistemi, Baybars Altuntaş başkanlığında Türkiye’de teşkilatlandı. TBAA’da başkan yardımcılığı görevine Yalçın Ayaydın, Genel Sekreterliğe Adnan Akdemir, Saymanlığa Prof. Dr. Bahadır Erdemli getirilirken, Azmi Sarıbay üye olarak görev aldı.

 

Altuntaş yaptığı açıklamada, girişimciliği, “cin fikirleri” ile öne çıkan Türklerin önemli bölümünün sermaye bulamaması nedeniyle iş kuramadığı gerçeği göz önüne alındığında, derneklerinin önemli bir misyon üstleneceğinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu söyledi.

 

“TÜRKİYE’DE 2 KİŞİDEN BİRİSİ KENDİ İŞİNİ KURMAK İSTERSE ŞAŞIRMAYIZ”

 

Yapılan bir araştırmaya göre ABD’de her 12 kişiden, Almanya’da 35, İngiltere’de 45, Finlandiya’da ise her 67 kişiden birinin kendi işini kurmak istediğinin tespit edildiğini ifade eden Altuntaş, şunları söyledi:

 

“Türkiye’de henüz böyle bir araştırma yapılmadı ancak, yapılsa her 2 kişiden birinin kendi işini kurmak isteyeceği sonucu ortaya çıkarsa da şaşırmamak gerekiyor. Öte yandan, ülkemiz girişimcileri çok önemli bir sorunla da başa çıkmaya çalışıyorlar. On binlerce girişimcimizin yüz binlerce iş fikri var, ancak bu iş fikirlerini ekonomiye kazandırmak ve insanların faydasına sunabilmek için gerekli finansman kaynağına da ulaşmaları gerekiyor. Melek Yatırımcılar Derneği, web sitesinden Türkiye’de ilk kez bir sivil toplum kuruluşu olarak girişimcilere yönelik bir bölüm açtı. Böylelikle girişimciler için, web ortamında dolduracakları özet iş planı dosyasıyla, kendilerine yatırım yapabilecek ortaklara ulaşım kanalı da açılmış oldu. TBAA, Türk girişimcilerin bu iş fikirleri için İngilizce ayrı bir site çalışmalarına da başladı. Böylelikle girişimcilerimiz, TBAA’nın üye olduğu WBAA (Dünya Melek Yatırımcılar Birliği) ve EBAN’daki (Avrupa Melek Yatırımcılar Ağı) yabancı yatırımcılara da iş fikirlerini sunup kendilerine yabancı ortak bulabilecekler.”

 

Altuntaş, iş fikri olan ancak sermayesi olmayan girişimci ile sermayesi ve tecrübesi olan finansman sahibinin (Melek Yatırımcının) bir araya gelerek kurduğu bu sistemde, melek yatırımcının kendi şahsi parasını yatırımlarında kullandığını, sermayenin yanı sıra girişimciye düzenli olarak mentorluk (akıl hocalığı) yaptığını kaydetti.

 

DÜNYADA ORTALAMA 100 BİN DOLAR YATIRIM SERMAYESİ VERİLİYOR

 

Melek yatırımcılık sistemiyle kurulan işlerin aldıkları melek yatırım sermayesinin dünya ortalamasının şirket başı 100 bin dolar olduğunu anlatan Altuntaş, İngiltere, Portekiz, Hollanda’da devletlerin Co-Investment Fund/Ortak Yatırım Fonları ile girişimcilere ortak olabildiklerinin altını çizdi. Altuntaş, ABD ve AB ülkelerinde mobil teknolojileri ve IT sektörünün en fazla melek yatırım çeken sektörler olduğunu, melek yatırımcının, genellikle 10 bin ile 500 bin dolar arası yatırımlarla ilgilendiklerini bildirdi.

 

Altuntaş, “Melek yatırımcı da bizzat girişimci olmak zorunda. Genellikle yeni iş fikrinin kuruluş aşamasında bu yatırımcı ortaya çıkıyor. Melek yatırımcılar, ortalama 3–5 yıl arasında hisselerini satarak çıkış yapmayı hedefliyorlar. Bu yatırımcılarla yola çıkmış Ford, Apple, Amazon.com, Facebook, Yahoo gibi kuruluşlar başarılı örnekler” dedi.

 

Altuntaş, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in Türkiye’de doğmuş olsaydı, yine aynı başarıyı yakalayabilir miydi? sorusunun sıkça karşılaştıkları bir soru olduğunu vurgulayarak, “Bu çalışmalarla artık şunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir ortama doğru da önemli adımları atmış bulunuyoruz. Evet, Facebook gibi dünyanın en değerli markası olmaya aday yepyeni iş fikirlerinin Anadolu topraklarından rahatlıkla çıkabilmesinin yolu açılmış oldu” diye konuştu.

 

Kaynak: Hürriyet Ekonomi

 


 

Kategori HaberlerYorum (0)

Milyon Dolarlık Türk Girişimcilerin Öyküleri


Yaşları henüz 30′u aşmamış bu gençler, birçok yaşıtından farklı olarak kendi kurdukları şirketlerin patron koltuğunda oturuyor. Birazdan tanışacağınız genç kadın ve erkeklerin bir ortak yönü var: Genç yaşlarına rağmen kendi emekleriyle kurdukları ve kısa sürede milyon dolarları gören şirketlerin patron koltuğunda oturmaları…

 

Kimisi eğlenceli hediyelerle sanal âleme girdi, kimisi Türkiye’yi ilk kez kobay hayvan laboratuvarıyla tanıştırdı, kimisi yılda yüz binlerce genci eğlendirirken, kimisi de markaları gençlere yönelik pazarlama iletişimiyle cezbetti.

 

Güçlü Gökozan ‘buldumbuldum.com’u, Begüm Buğdaycı Kobay Deney Hayvanları Laboratuvarı’nı, Erdem İpekçi Unilife’ı, Emrah Kaya YoutHolding’i kurdu.

Gençlerdi, enerjileri vardı, iyi okullarda okudular ama başkalarının şirketlerinde çalışmayı reddedip, kendi yollarına yürüdüler…

 

Lisede Uludağ turuyla başladı

28 yaşındaki Erdem İpekçi, Türkiye’ye getirdiği dünyaca ünlü isimlerle düzenlediği konserler ve özel partilerle yüz binlerce genci eğlendiriyor. İpekçi’nin kurduğu Unilife, bugün bir şirketler grubuna dönüştü. İlk organizasyonunu lisede 17 yaşında Uludağ’a bir gezi düzenleyerek yapan İpekçi, bugün sektörün en büyük oyuncularından biri. Unilife’ın Türkiye’ye getirdiği isimler arasında Scorpions, Katy Perry, Rasmus, Bob Sinclair, David Guetta, Cranberries, Omara Portuondo gibi dünyaca ünlü isimler yer alıyor. Bu yıl da sırada James Blunt, Roxette ve Joe Cocker var.

 

Ayrıca Anadolu Yakası’na ‘Matine 216’yı, Maslak Sheraton Hotel’in 26. katında da yeni mekânları Qubbe İstanbul’u açan İpekçi, çok kısa sürede İstanbul’un en önemli müzik merkezleri arasına girdiklerini söylüyor. Baştan beri hedeflerinin bölgesel bir güç olmak ve diğer ‘Unilife’ları kurmak olduğunu belirten İpekçi, “Bu yıl Unilife Romania olarak Bükreş ofisimizi kurduk, bölgede büyük bir organizasyon gücü olacağız” diyor.

 

İlk ‘kobay’ laboratuvarı

2008 yılında bir girişimcilik yarışmasında birinci seçilen 26 yaşındaki veteriner Begüm Buğdaycı, Türkiye’nin ilk ‘Kobay Deney Hayvanları Laboratuvarı’nı kurdu. Buğdaycı, Ankara’daki laboratuvarda ilaç firmaları, üniversiteler ve hastanelere sadece ‘bilimsel amaç’ için kobay hayvan üretiyor. Projeye dört farklı deney hayvanı üretimiyle başlayan Buğdaycı, bugün 10’dan farklı türde 2 bin hayvana ulaşmış.

 

Ar-Ge laboratuvarında kobay dışında her konuda araştırma yapabilir hale geldiklerini belirten Buğdaycı, “Artık dünyada da kabul gören kobayları üretmeye başladık. Bizde olmayanlar için de ithalat yapıyoruz” diyor. Şirketin büyüklüğünün 1 milyon liraya ulaştığını belirten Buğdaycı’ya yurtdışından ortaklık teklifleri yağıyor. Danimarka’dan 100 yıllık firmaların olduğu tekliflere sıcak bakıyor ama tüm hisselerini satmayı asla düşünmüyor.

 

İlk yıl cirosunu 12 bine katladı

İşletme mezunu Emrah Kaya, üniversitenin öğrenci kulübü başkanıyken şirketlerin pazarlamada öğrencilere olan ilgisini fark edince kolları sıvamış. Henüz 21 yaşındayken gençlere yönelik pazarlama iletişimi geliştiren ‘the uniclub’ı hayata geçiren Kaya, böylece YoutHolding’in temellerini atmış. YoutHolding, bugün medya ajansından araştırma şirketine kadar yedi şirkete ulaştı. Genç patron Kaya, “Şu anda ilk yıl ciromuzun 12 bin katına ulaşmışız. Gençlik pazarı çok hızlı büyüyor” diyor.

 

2010 yılı ise YoutHolding için dışa açılma yılı olmuş. Holding altı aydır YoutHolding MEA ile Dubai’den Ortadoğu ve Afrika’ya hizmet veriyor. Yeni hedef ise, İstanbul ofisi üzerinden Almanya, Ukrayna, Rusya, Yunanistan gibi ülkelere ulaşmak. Yaş ortalaması 23.6 olan 145 YoutHolding çalışanı Coca-Cola, Microsoft, Arçelik, Garanti Bankası, Turkcell, Koç Holding, Anadolu Holding, Sony Ericsson, P&G, Google, Mavi gibi 100’e yakın kurumun gençlik stratejilerini belirliyor.

 

Üniversitede ‘buldumbuldum’ dedi

 

Güçlü Gökozan, henüz 25 yaşında ve geçen yıl 1.1 milyon TL ciro yapan, bu yıl ise 3 milyon TL hedef koyan bir şirketin patron koltuğunda oturuyor. Üç yıl önce henüz bir üniversite öğrencisiyken kurduğu ‘buldumbuldum.com’ adlı internet sitesiyle Türkiye’yi ‘eğlenceli hediye’lerle tanıştıran genç girişimci, bugün sitenin yanında altı tane de mağazaya ulaştı.

Son aldığı kararla franchising vererek Türkiye geneline yayılmayı düşünen Gökozan, bu yıl altı ilde 12 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden 2009’da mezun olan Gökozan, “Büyük firmalarda iş bulabilirdim ama hayalimin peşinden koştum” diyor.

 

Kaynak: Potansiyel Zengin

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)