Etiket arşivi | "Haccettepe Üniversitesi"

Otomotiv Mühendisliği Bölümü İlk Mezunlarını Verdi


Mercedes – Benz Türk A.Ş’nin desteğiyle 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde kurulan Otomotiv Mühendisliği bölümü ilk mezunlarını verdi.

Otomotiv mühendisliği bölümünden mezun olan 7 öğrenci Hacettepe Beytepe Kampüsü Amfi Tiyatro’da düzenlenen törenle diplomalarını aldılar. Törende bir konuşma yapan Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr Yılmaz Kaptan, otomotiv mühendisliği bölümünün Türkiye otomotiv sanayisi için büyük önem taşıdığını belirterek, bölümün üniversite bünyesinde kurulmasından verdiği desteklerden ötürü Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selçuk Geçim ve Rektör Prof. Dr. Uğur Erdener ile Mercedes Benz Türk A.Ş’ye teşekkür etti.

Mercedes – Benz Türk Aksaray Fabrikası Teknik Direktörü Gerald Jank ise üniversite ile sanayi kuruluşları işbirliğine büyük önem verdiklerini kaydetti. Mercedes – Benz Türk A.Ş’nin bu bağlamda Hacettepe Üniversitesi ile iyi bir işbirliğinde olduğunu ve üniversiteyi yıllardır desteklediklerini anlatan Jank, desteğin önümüzdeki dönemde de süreceğini söyledi. Jank, Hacettepe Üniversitesi’nde kuruluşlarına ön ayak oldukları otomotiv mühendisliği bölümünün makine mühendisliği bölümü çatısı altında programını yürüttüğünü, eğitim programının diğer partneri olan Almanya’nın Esslingen Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesi’nin 2010 Haziran ayı içinde Erasmus değişim anlaşması imzaladığı bilgisini verdi. Mercedes – Benz Türk A.Ş’nin eğitim programı sürecinde Aksaray fabrikasını ve laboratuvarlarını öğrencilere açtığını aktaran Jank, otomotiv mühendisliği mezunlarını 2010 yılı içinde İstanbul Otobüs Fabrikası’nda da ağırlayacaklarını kaydetti. Öte yandan tören sonunda Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr Uğur Erdener tarafından eğitim programına verdiği destekten ötürü Mercedes – Benz Türk Aksaray Fabrikası Teknik Direktörü Gerald Jank’a plaket sunuldu.

Türk otomotiv sanayisinin ihtiyaç duyduğu uzman mühendisleri yetiştirmeyi amaçlayan otomotiv mühendisliği bölümünde proje başından bu yana 200 öğrenci kabul edildi. Beş ders yılı olan eğitim programında teorik dersler İngilizce ve Almanca olarak Ankara’da, 2, 3 ve 4′nücü sınıf yaz stajı ise Mercedes – Benz Türk A.Ş’nin Aksaray ilindeki kamyon fabrikasında veriliyor.

Referans

Kategori HaberlerYorum (0)

Bilgiden Para Kazanma Dönemi


Uluslararası ilaç firması Pfizer ile Hacettepe Üniversitesi arasında “Kilit Stratejik Merkez” (KSM) anlaşması imzalandı. Sağlanan işbirliği, üniversitelerde bilginin ekonomik faydaya dönüşmesinin yolunu açabilir.

Ankara Kalesi’ndeki yarım asırlık bir restoran, bu kez protokol misafirleri değil, ilginç bir işbirliği anlaşmasının kamuoyuna duyurulmasına ev sahipliği yaptı. Uluslararası ilaç firması Pfizer ile Hacettepe Üniversitesi arasında “Kilit Stratejik Merkez” (KSM) anlaşması imzalandı. Temel amaç, ilaç Ar-Ge konusunda stratejik işbirliği sağlamak. Türkiye için bir ilk olan anlaşmanın, Türk ilaç sektörünün gelişimine önemli faydalar sağlaması olası. Ancak asıl önemli çıktı akademi tarafında yaşanabilir. Üniversiteler KSM anlaşması benzeri uygulamalarla akademik bilgiyi ekonomik çıktıya dönüştürebilir.

EN FAZLA AR-GE HARCAMASI YAPILAN İKİNCİ SEKTÖR
Türkiye’deki üniversitelerin kendilerine yeter yapılar haline gelerek, daha özerk kurumlar olmasının yolu da bu dönüşümden geçiyor. Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Teknokent A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Geçim, “Üniversitelerde yapılan araştırmalardan ekonomik bir taraf çıkar mı? Bu soruya cevap verme zamanı geldi” diyor. Amaç bilgiyi hem faydalı bir biçimde kullanmak, hem de bundan ekonomik girdi sağlamak olunca ilaç sektörü çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Uzay araştırmalarından sonra en fazla Ar-Ge harcaması yapılan sektör olan ilaç sektörü. Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan, “İlaç sektöründe Ar-Ge çalışmaları için yıllık 90 milyar dolar para harcanıyor” diyor ve ekleniyor, “Türkiye’de bu rakam sadece 50 milyon dolar.”

İlaç sektöründe var olan Ar-Ge eksikliği Türkiye’deki yaşam bilimleri alanındaki yüksek düzeydeki bilgi birikimi ile birleşince önemli bir fırsat penceresi oluşuyor. Pfizer’in Türkiye’deki çalışmalarının üçte birini gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi, sözkonusu fırsat penceresini kullanmak amacıyla Amerikalı ilaç devinin 14. KSM’i oluyor. Güney Kore, Polonya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Arjantin, Kanada, İngiltere’de olmak üzere Pfizer’in dünya üzerinde toplam 13 KSM’i bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi bu anlaşma ile aslında bir araştırma ağına üye oluyor ve diğer KSM’lerde yapılan Ar-Ge çalışmalarından edinilen bilgilere ulaşma imkanı sağlıyor. Hacettepe’nin Pfizer ile kurduğu ilişki tek taraflı değil elbette. Üniversite’nin yapmış olduğu araştırmalardan da ilaç firması faydalanabiliyor. Bu anlamda, Hacettepe Üniversitesi’nin sağlamış olduğu ya da sağlayacağı know-how’ın da üniversiteye önemli ekonomik girdiler sağlayacağı da açık.

ÜNİVERSİTELER KENDİ KAYNAKLARINI ÜRETMELİ
Peki, temel amacı bilim yapmak olan akademinin özel bir şirket ile ortaklık anlaşması imzalaması, bu anlaşmanın üniversiteye ekonomik getiri sağlama potansiyelinin açık bir biçimde olması, bilim yapabilme özgürlüğünü kısıtlayan bir yapı yaratabilir mi? Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, üniversite olarak sadece Pfizer ile değil birçok ilaç firması ile ortak araştırmalar gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Erdener, olayın ekonomik boyutunun da olmasının da doğal bir sonuç olduğunu belirterek, “ABD’ndeki üniversiteler bütçelerinin büyük bir kısmını kendi kaynaklarından üretiyor” diyor.

Sayı hala yetersiz olsa da Türkiye’deki üniversitelerin sayısı 130’a ulaşmış durumda. Sadece yurtiçinde değil, dünyadaki birçok üniversite ile yetişmiş eleman açısından rahatlıkla rekabet edebilecek Türk üniversiteleri, bütçe imkanları açısından bir dönüşüm yaşamak zorunda. Aksi takdirde, özellikle katma değeri yüksek alanlara yatırım yapma ihtiyacı olan Türkiye’ye akademinin katkısı oldukça kısıtlı kalabilir. Hacettepe Üniversitesi’nin Pfizer ile yaptığı KSM anlaşması üniversitelerin kamu desteği beklemeden atılım yapmaları, fırsat yaratmaları açısından oldukça önemli. Bu ve benzeri çalışmalar ilerleyen dönemlerde Türkiye’nin dünyaya ilaç Ar-Ge’si pazarlayan bir ülke olması yolunu açabilir.

Alper Atak

BusinessWeek

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)