Etiket arşivi | "ik"

Son İki Yılda En Çok Ücret Artışı Bilgi Teknolojilerinde


PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri’nin araştırmasına göre, üst düzeylerde mali işler ve bilgi teknolojileri, alt seviyelerde ise bilgi teknolojileri ve insan kaynakları en yüksek ücreti alıyor.

PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri’nin 24 farklı sektörden, sermaye yapıları, çalışan sayısı ve ciro bakımından farklı ölçeklerdeki 45 katılımcı şirket ile yapılan 2011 yılı İK, Mali İşler ve BT Fonksiyonları Ücretleri ve Yan Hakları Araştırması’na göre, üst düzeylerde mali işler ve bilgi teknolojileri, alt seviyelerde ise bilgi teknolojileri ve insan kaynakları en yüksek ücreti alıyor.

Araştırma, çalışanların aldıkları sorumluluklar ve kurum içerisindeki seviyelerini dikkate alarak oluşturulan roller için ücretleri ve yan hakları, fonksiyon ve çalışma alanı bazında ortaya koyuyor. PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Karakaş araştırmada öne çıkan bazı sonuçları söyle sıraladı.

- Ücret artışlarında 2010 ve 2011 maaşları belirlenirken kullanılan ortalama değer olan yüzde 8 oranının, 2012 ücretleri belirlenirken de en çok tercih edilen oran olması bekleniyor.
- İzin uygulamalarında büyük oranda, kanunda belirtilmiş kurallar dikkate alınırken özellikle kadın çalışanların doğum izinleri sırasında yapılan ödemelerde katılımcı firmaların neredeyse yarısı, kanunda belirtilen oranı değil çalışanın maaşını dikkate alıyor.
- Yemek uygulamalarında seviyelere göre farklılık göze çarpmazken şahsa tahsis edilen araçlarda üst seviyelere çıkıldıkça artış yaşanıyor.
- Sağlık sigortası çalışanların önemli bir oranını kapsıyor ancak hayat sigortası ve bireysel emeklilik çok yaygın değil.
- Üst rol gruplarında bilgi teknolojileri ve mali işler fonksiyonlarındaki ücretlerin, alt rol gruplarında ise bilgi teknolojileri ile insan kaynakları alanlarındaki ücretlerin daha yüksek olduğu görülüyor.
- 2009 yılındaki araştırma ile kıyaslandığında 2011 araştırması sonuçlarına göre ücretlerde en çok artış bilgi teknolojileri alanında görülüyor.
- İnsan kaynakları fonksiyonu içerisindeki çalışma alanlarına göre değerlendirme yapıldığında bordro ve özlük işleri göreceli olarak en düşük değerde kalırken, generalist olarak tabir edilen pozisyon ücretlerinin daha yüksek olduğu görülüyor.
- Mali işler fonksiyonu içerisinde bütçeleme ile iç denetim ücretleri göreceli olarak daha yüksek iken genel muhasebe daha gerilerde yer alıyor.
- Bilgi teknolojileri fonksiyonu içerisinde ise veritabanı yönetimi ve yazılım geliştirme ücret olduğu görülüyor.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Direktörü Murat Demiroğlu, ise önümüzdeki dönemle ilgili olarak da şunları söyledi: “Ücret, motivasyonda önemli bir faktör ve işe göre doğru bir ücret belirlenmesi gerekli. Ücret ne fazla ne eksik tam ayarında olmalı aksi halde sorun oluşturur. Bir başka önemli nokta ise şeffaflık. Günümüzde teknolojinin de yardımıyla şeffaflık her konuda daha fazla, paylaşım ise hiç olmadığı kadar hızlı. Çalışanların, söz söyleme, soru sorma, fikrini beyan ve hak arayışı her zamankinden daha çok. Çalışanlar artık bilgilendirilmek istiyor. Böyle bir ortamda ücret yönetimi de farklılaşıyor; iç ve dış faktörleri dikkate alan, daha dengeli bir süreci yönetmek gerekiyor.”

 

Kaynak: Hürriyet

Kategori İnsan KaynaklarıYorum (0)

CEO’lardan beklentiler artıyor


Stanton Chase Türkiye Ofisi’nin ilk kez gerçekleştirdiği CEO INDEX Araştırması, Türkiye’de kurumların üst düzey yöneticilerden beklentilerini giderek yükselttiğini ortaya koydu.

Yanıtlara göre, kurumlar CEO’lardan, büyüme hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaşmasını, değişimin önderliğini yapmasını ve birçok sektör konusunda aynı anda bilgi sahibi olmasını bekliyor. CEO’ların yüzde 52’si pazar payını artırmayı, yüzde 49’u değer yaratmayı gündemlerinin ilk sırasına yerleştirdiklerini belirtti. Yüzde 38’i de icraat hızını artırma planları üzerinde çalıştıklarını ifade etti. 

Stanton Chase Türkiye Yönetici Ortağı Çağrı Alkaya’ya gore, beklentilere uygun biçimde hız ve çok kültürlü iletişim liderliği yeteneği önümüzdeki dönemde Türkiye’deki CEO ve genel müdürlerde öne çıkan özellikler olacak. Türkiye’nin entegrasyon sürecinde olduğunu belirten Alkaya, “CEO ve genel müdürlerin rolleri şirket içinde daha kompleks bir hale geliyor. Artık üst düzey yönetimden sadece pazar payını artırmaları beklenmiyor. İşi yönetmek ve büyütmek görevinin yanında, CEO’lar sayıları her geçen gün artan ortaklarla uğraşmak, uzun dönemli başarı planlarının yanında, hızlı sonuç alınabilecek projeler yaratmak durumunda kalacak. Sadece kendi sektörünü bilen, sadece ana faaliyet konusuna odaklanan yönetici devri kapanıyor” dedi.

ARAŞTIRMADAN BAZI DİKKAT ÇEKİCİ BAŞLIKLAR:

İşten ayrılma nedeni ve yeni görev niyeti

Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 53’ü, yönettikleri şirkette ‘yetkisiz sorumluluk’ almayı, işten ayrılmak için en önemli neden sayıyor. Daha büyük bir şirkette CEO pozisyonu hedefleyen yönetici oranı yüzde 34, farklı bir sektörde CEO’luğa terfi etmeyi isteyen yönetici oranı yüzde 20. CEO’ların yüzde 18’i de İcra Kurulu Üyeliğini hedefliyor.

36-45 yaş arası yönetici oranı yüzde 49

CEO’ların demografik özellikleri, Türkiye’nin genç bir üst kademe yönetimine sahip olduğunu kanıtladı. Katılımcıların yüzde 49’u 36-45, yüzde 39’unun da 46-55 yaşları arasında ve yalnızca yüzde 12’si 56-65 yaşları arasında. 
Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 57’si yurtdışında çalıştıklarını belirtti.

Kadın oranı yalnızca yüzde 3, aile yaşamı tercih ediliyor

Katılımcıların yalnızca yüzde 3’ünün kadın olması, iş dünyasındaki erkek egemenliğini birkez daha gözler önüne serdi. CEO’ların yüzde 55’i evli ve çocuklu, yüzde 38’i evli olmasına karşın, yalnızca yüzde 5’i bekar, yüzde 2’si ise bekar ve çocuklu.

Boğaziçi ve ODTÜ CEO yetiştiriyor

CEO ve Genel Müdürlerin yüzde 22’si lisans eğitimlerini Boğaziçi Üniversitesi’nde ve yüzde 17’sinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde aldı. Yöneticilerin yüzde 5’inin yabancı olmasının da etkisiyle, lisans diplomasını Avrupa ve ABD’deki üniversitelerden alan yöneticilerin oranı yüzde 17. İşletme bölümünden mezun olan yöneticilerin oranı yüzde 20 iken, mühendislik bölümü mezunlarının toplam oranı ise, yüzde 52 oranıyla ağır bastı.

İK, Ar-Ge ve pazarlamada liderlik eksikliği hissediliyor

Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 50’si, ‘insan kaynakları’ fonksiyonunda lider eksikliği olduğunu belirtiyor. Ar-Ge yüzde 44, pazarlama yüzde 41 ve operasyon yüzde 32 oranıyla, CEO ve genel müdürlerin lider arayışlarında zorlandıkları pozisyonlar.

Galatasaray, Elif Şafak, Alaçatı ve caz

Basketbol, yelken, golf, tenis, kayak CEO’ların yapmaktan en çok keyif aldıkları sporlar. CEO ve genel müdürlerin yüzde 29’u Galatasaray, yüzde 28’i Fenerbahçe ve yüzde 26’sı Beşiktaşlı… Favori seyahat destinasyonları Çeşme ve Alaçatı. Orhan Pamuk, Elif Şafak, Yaşar Kemal, Gabriel Garcia Marquez ve Dan Brown okuyor. En popular filmleri Godfather, Star Wars ve Pulp Fiction… CEO’ların en sevdiği müzik türü ise blues ve caz.

Hürriyet Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)

Vodafone Türkiye, En İyi İnsan Kaynakları Uygulamalarında İlk Beşe Girdi


Vodafone Türkiye, Red Akademy ile Vodafone Ülkeleri İçinde En İyi İnsan Kaynakları Uygulamalarında İlk Beşe Girdi

 

Vodafone Türkiye, Red Akademy ile Vodafone ülkeleri içinde en iyi insan kaynakları uygulamalarında ilk beşe girdi. Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Vodafone Türkiye’nin, tüm çalışanlarını, tedarikçilerini ve bayilerini mobil iletişim sektörünün gerektirdiği teknik bilgiler ile donatmanın yanı sıra, onlara diğer gelişim alanlarında da rehberlik edecek programlar sunmak üzere hayata geçirdiği Vodafone Red Academy’nin, Vodafone ülkelerinin 2009 Çalışan Anketi sonuçlarından aldıkları akisyon planlarını hayata geçirmede gösterdiği başarıda, Vodafone ülkeleri içinde dünya genelinde Arnavutluk, İtalya, İrlanda ve Yeni Zelanda ile birlikte en iyi beş ülke arasında yer aldığı bildirildi.

Vodafone iş kültürü ve değerlerini özetleyen ‘Hız-Sadelik-Güven’ ekseninde iş hedeflerini gerçekleştirmek için öğrenen bir organizasyon olmayı amaçlayan ve çalışanlarının sürekli gelişimine büyük önem veren Vodafone Türkiye’nin, iş hedefleri ve stratejisi ile uyumlu eğitim ve gelişim stratejileri belirleyip uygulamaya koyduğu belirtilen açıklamada, Vodafone Red Academy’nin de bunlara uygun öğrenme çözümleri tasarlamak ve etkin eğitim programlarına dönüştürmek misyonu ve sürdürülebilir gelişimi sağlama stratejisiyle çalıştığı kaydedildi. Açıklamada, teknik eğitimler, fonksiyonel eğitimler, kişisel gelişim eğitimleri ve liderlik eğitimlerini içeren eğitim portföyü ve her bir fonksiyon için geliştirmeyi tasarladığı ‘Akademiler yaklaşımı’ ile birçok farklı kategoride eğitim verilen Red Academy’nin hedef kitlesini Vodafone Türkiye çalışanları, bayiler, iş ortakları, yeni mezunlar, Vodafone müşterileri ve nihayetinde içerisinde yer aldığı toplumun tamamının oluşturduğu vurgulandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Vodafone Red Academy Kıdemli Müdürü Suat Soylu, şunları kaydetti:

‘Dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca müşteriye hizmet veren telekom sektörünün bir devi olan Vodafone, çalışanlarımız ve iş ortaklarımızın gelişim ihtiyacını karşılarken, elindeki bilgi ve entelektüel sermayesini toplum yararına da kullanmaktadır. Bu bilgilerin paylaşıldığı ve topluma yayıldığı bir merkez olarak da Vodafone Red Academy önemli bir rol üstlenecektir. Şirketimizin performansını arttırması ve rekabetçi iş dünyasında daha zorlu hedefleri gerçekleştirmesi ancak yüksek performanslı çalışanlarımız ile mümkün olabilmektedir. Bu nedenle Vodafone Red Academy’nin hedefi, müşterilerimize mükemmel hizmetler verilmesini sağlayabilmeleri için çalışanlarımızın bilgi ve yetkinliklerini arttıracak amaca yönelik eğitim ve gelişim çözümleri sunmaktır.’

 İSTANBUL (Anadolu Ajansı)

Kategori HaberlerYorum (0)

Bu İK Tam Senlik !


2007 yılından bu yana aktif çalışmalarıyla İnsan Kaynakları’nın Türkiye’deki yeri ve önemine dikkat çekmeye çalışan Genç İK grubu, bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak İnsan Kaynakları’nda çalışmak isteyen tüm üniversite öğrencilerine ve genç arkadaşlara “Bu İK Tam Senlik” programını ücretsiz olarak sunuyor. Amaç; İnsan Kaynakları mesleğini Türkiye’de duyurmak, daha çok başarılı genci bu alana kariyerlerini yönlendirmek ve gelecekteki yetenek havuzunu destekleyerek İnsan Kaynakları departmanının stratejik değer ve fonksiyonunu artırmak.
10 Aralık 2010 Cuma günü, İTÜ İşletme Fakültesi Maçka’da gerçekleştirilecek organizasyonda, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde çalışan İnsan Kaynakları Uzmanları, İnsan Kaynakları fonksiyonları ile ilgili literatür bilgileri, uygulama örneklerini, bu alandaki avantaj ve dezavantajları paylaşacaktır. Katılımcıların da soru ve fikirleriyle zenginleşecek bir günlük program, alanında ilk örneği, ancak katılım taleplerine bakıldığında son olmayacak.
Renkli sunumlar, çeşitli fırsatlar ve sürpriz ödüller ile gerçekleştirilecek olan programa, tüm üniversite öğrencileri ve yeni mezun genç arkadaşlar davetlidir.
www.gencikcilar.com sitesinden detaylı bilgileri öğrenebilir ve gelişmeleri takip edebilirsiniz. Merak ettiklerinizi gencik@gencikcilar.com mail adresine yönlendirebilirsiniz.

İrem Gökçel -  Frito Lay Türkiye Satış İnsan Kaynakları

 

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Hedefimiz çalışana dokunan İK uygulamaları


Yünsa, esnek çalışma modeli uygulaması, Bireysel Açı Projesi, Çalışan Memnuniyet Grubu ve şirket içi kampanyalarıyla çalışana değer yaratan İK uygulamaları oluşturuyor. İK Müdürü Tamer Tok, mevcut işi daha iyi yapmanın yollarını aradıklarını ve çalışanlara dokunan, daha iyi İK uygulamaları geliştirmeyi hedeflediklerini söylüyor.

1973 yılında kurulan Yünsa, yünlü kumaş sektöründe bugün Avrupa’nın en büyük yünlü kumaş üreticisi ünvanıyla, dünyanın ilk beş firması arasında yer alıyor. 1500 çalışanı bulunan Sabancı Holding’in kuruluşu Yünsa’nın Bireysel Açı Projesi, Çalışan Memnuniyeti Grubu ve esnek çalışma saati uygulamaları gibi kendine özel İK çalışmaları var. Yünsa’nın çalışanını mutlu etmeye çalışan İK uygulamaları ve İK süreçleri hakkındaki sorularımızı İK Müdürü Tamer Tok yanıtladı.
 
Yünsa bünyesinde kaç kişi çalışıyor, en çok hangi pozisyon ve görevler için işe alım yapıyorsunuz?
Yünsa’da yaklaşık 1500 kişilik bir ekiple çalışıyoruz, mavi yakada en çok üretim bölümlerine farklı operatörlük görevleri için alım yapıyoruz. Beyaz yaka için ise esasen eğitimden bağımsız olarak, yetenek ve bilgi beceriye odaklanarak seçim süreçlerimize yön veriyoruz. Kendi yetenek ve bilgilerinin farkında olan ve bunu seçim süreçlerinde doğru ifade eden, heyecan duyan ve enerjisi yüksek tüm adayları pazarlama, satış, tasarım, Ar-Ge, finans, planlama, ikmal, İnsan Kaynakları gibi bölümlerimize yerleştiriyoruz.
Kaç kişilik bir ekiple İK süreçlerini yürütüyorsunuz?Yünsa İK ekibi toplam 15 kişiden oluşuyor. İnsan Kaynakları ve Organizasyonel Gelişim ekibi 4 kişi, Çalışma İlişkileri ekibi 3 kişi, İSİG/Sağlık/Kreş hizmetleri ekibi 6 kişi, Genel Hizmetler 2 kişiden oluşuyor.

Oryantasyon sürecinizden bahseder misiniz?
İşe alınan adayın şirketteki ilk günlerini doğru planlayabilmek, ona hazır olmak, beklentilerini doğru yönetebilmek bizim işimiz. İşe alınan beyaz yaka çalışanlarımıza öncelikle işe alım sürecinde kurulan sıcak ve samimi ilişkinin sürmesi bu dönemin de iyi planlanması açısından önemli. İnsan Kaynakları tarafından genel bir şirket tanıtımı yapıyoruz. Üst yönetim ve diğer çalışanlarla tanışma süreci ilk günlerde İK tarafından yürütülüyor. Çalışanın işe başladığı bölümde yürütülen süreçler hakkında bir fikir sahibi olması, yapılan işi anlaması, çalışma arkadaşlarını tanıması, ilişkileri anlaması ve şirket hakkında genel bir bakış açısına sahip olması iki üç haftayı buluyor. Ardından çalışanın yöneticisiyle birlikte hazırladığımız bir program dahilinde, şirketin diğer bölümlerinde işin sahibi kişiler tarafından iş süreçleri hakkında bilgilendiriliyor. Söz konusu oryantasyon programı pozisyonlara bağlı olarak değişmekle birlikte 7 – 10 günlük bir zaman alıyor. Ayrıca oryantasyon süreci sonrasında, çalışanın görüşlerinin alındığı bir oryantasyon değerlendirme süreci bulunuyor. Bu anketle çalışanlardan aldığımız geri bildirimler doğrultusunda iyileştirmeler ve geliştirmeler de bize kalıyor.

Bireysel açı projenize nasıl başladınız?
Bireysel açı projemizde çalışanlarımıza “Yünsa Sizin İçin Ne İfade Ediyor” diye soruyoruz ve çalışanlarımızın “Benim İçin Yünsa…” ile başlayan yanıtlarını alarak ortak paylaşım alanlarımızda tüm çalışanlarımızla paylaşıyoruz. Bu uygulamayı birbirimizden öğrenme, birbirimizle paylaşma, farkındalık ve sinerji yaratma açısından önemli bir platform görüyoruz. Bireysel açı projemiz kurum kültürümüzün neye odaklandığını arama arzumuz içinden doğan bir proje.

Çalışan memnuniyeti grubunuzu ne zaman kurdunuz, grup ne gibi çalışmalar yürütüyor?
Genel müdürümüzün desteğiyle 2009 yılında oluşturulan Çalışan Memnuniyeti Grubu 18 kişiden oluşuyor. Bu grup çalışmalarına ilk başladığında hangi alanlara odaklanacağını belirlemek üzere çalışanlarımızın görüşlerinden yola çıkmayı tercih etti. Çalışanlarımızdan alınan görüşler doğrultusunda grubun ana çalışma başlıkları belirlendi ve geniş bir yelpazeyi kapsayan bu çalışmalar farklı alt gruplar tarafından detay çalışmalarla yürütülüyor. Örneğin; daha önce var olan Sosyal Etkinlik Takımının (Yünsa SET) yürütmüş olduğu tüm sosyal etkinlikler artık bu grup tarafından devraldı ve bu kapsamda tiyatro, konser ve daha pek çok farklı organizasyon yürütüyor.

Nasıl bir performans değerlendirme sistemi uyguluyorsunuz?
Gerek beyaz yaka ve gerekse mavi yaka için iş değerleme sistemimiz var. Kişinin işe başlamasından itibaren şirket içindeki alacağı rol ve sorumluluklarla uyumlu bir süreci uygulamaya ve yönetmeye çaba harcıyoruz. Beyaz yaka çalışanlarımız için iş hedefleri ve yetkinlik hedeflerine dayanan bir performans yönetim sürecimiz mevcut. İş hedefleri çalışan ve yönetici mutabakatıyla şirket hedeflerinden indirgenen bölüm hedeflerini destekleyecek şekilde belirleniyor. Yetkinliklerimiz ise, iş ailesi modelimizde dahil olduğumuz iş ailemiz ve iş büyüklüğümüze göre belirlenmiş durumda. Belirlenen hedeflerimiz yıl ortasında gözden geçiriliyor ve yılsonunda değerlendiriliyor. Bu sürecimiz elektronik ortamda yürütülmekte olup görüşmelerin yüz yüze yapılması ve yıl boyunca performans geri bildirimi verilmesi konularında ortak bir kültür oluşturulmaya çalışılmaktadır. Performans yönetim süreci çıktılarımız ücret yönetimi, eğitim ve gelişim, kariyer yönetimi süreçlerimizde kullanılıyor.

Yünsa’nın 2010 yılı İK hedefleri nelerdi, hangileri gerçekleşti hangileri devam ediyor?
İnsan kaynakları hedeflerimizi iki ayrı grupta ele alıyoruz, bir tanesi kantitatif yani ölçülmesi daha mümkün olan hedeflerimiz. Yaklaşık 5 yıldır 30 ana parametrede İK olarak performansımızı izliyoruz. Bir örnek vereyim: Bu 30 parametre içinde çoğu şirketin de izlediğini zannettiğim turnover’ı izliyoruz, kritik performans parametremiz olan bu hedefimizi 12 ayrı kırılımda takip ediyoruz. Bunun dışında bir diğer hedef alanımız ise ölçülmesi daha zor kalitatif nitelikte olanlar. Burada da daha çok iş geliştirmeye odaklanıyoruz. Mevcut işimizi daha iyi yapmanın yollarını arıyoruz veya anketler ile bize ulaşan istekleri birer süreç olarak tasarlayıp, çalışanlarımıza dokunan daha iyi uygulamalar geliştiriyoruz. Teknolojiyi yakın takip ediyoruz, çalışanın masa başından yönetebildiği elektronik İK uygulamaları bizim kafa yorduğumuz işler.

Çalışanlara sunulan farklı destekleriniz var mı bahseder misiniz?
Çalışanlarımıza bireysel ihtiyaçlarında şirket içi kampanyalarımızla destek olmaya çalışıyoruz. Bunun dışında özel gün ve bayramlarda tüm çalışanlarımıza farklı hediyeler vermeye özen gösteriyoruz. Bir örkek vermek gerekirse her bölümün aylık olarak serbestçe harcayabilecekleri bir onurlandırma bütçesi var ve çalışanları ile bir ortam yaratarak bunu harcayabiliyorlar. Veya bölümde extra bir başarı varsa bireysel veya toplu ödüllendirmeleri bölüm müdürü insiyatifi içinde kullanıyor. Böylece İK’dan bir hareket beklemeden doğrudan sahada çözüm bulduğumuz çok nokta var. Çember, 5S, iyileştirme ekipleriyle birlikte çalışıyoruz, yemek yiyoruz, ödüllendiriyoruz.

Yünsa’nın İK uygulamalarının başarısını yaptığınız hangi çalışmalara borçlusunuz?
Yünsa İK uygulamalarının başarısı bence “Entegre İK” olarak tanımlanan tüm süreçlerin birbiriyle ilişkili olarak yapılandırılmasında yatıyor. Bu ana yapıyla birlikte başarımızı bir kaç çalışmaya bağlamaktan ziyade bu başarıyı tüm çalışmaların bir bütünü olarak değerlendirmek daha uygun diye düşünüyorum. Çünkü bu çalışmaların herbirini bir dişlinin çarkları olarak düşünmek gerek. Bu çarklar ne kadar iyi dönerse, ne kadar kuvvetli ve birbirine tam uyum ve entegrasyon içinde olursa, bize o kadar fazla ivme kazandıracağına inanıyorum. Sektörün en iyi insan kaynağının Yünsa’da olduğunu biliyoruz ve bu yetenekleri şirketimizde tutmaya, motive etmeye odaklı bir kültürü sürekli besliyoruz. Bunun dışında başarılı olduğumuzun bence asıl ve en önemli göstergesi uygulamalarımızın çalışanlarımız tarafından tam olarak sahiplenildiğini görmek oluyor.

Çalışanlarınızın en çok sevdiği İK uygulamanız hangisi?
Esnek çalışma modelimiz en çok benimsenen uygulamamız. Çalışanlarımıza belirli saatler arasında çalışma zorunluluğu getirmek iş modelimize çok da uymuyor. Örneğin; Çin, Amerika, Brezilya ile iş yapıyoruz ve bizim ülkemizdeki çalışma saatlerinde buradaki kişilerle temas kurmak mümkün değil. Bir yerde gece bir yerde gündüz. Bunu bilerek, çalışanlara kendi zamanlarını kendilerinin yönetmelerine olanak sağladık. Sabah 10.00 ile 15.00 saatleri arasında çekirdek bir zaman aralığında ofiste bulunuyorlar bunun dışındaki süre esneklik kapsamında ele alınıyor. Çocuğu ilgi bekleyen çalışanlarımız da uygulamadan son derece memnun. Böylece çalışanlarımıza kendi çalışma sürelerini kendilerinin belirlemelerine ve bu işi kendilerinin yönetmesine olanak sağlıyoruz. İş sonuçlarına odaklandığımız günümüz iş dünyasında çalışma süreleri ile ilgilenmek sanıyorum bizim uğraşı alanımız olmamalı.

2010 yılında kaç stajyer alımı yapacaksınız, özellikle hangi departmanlar için?
Bir öğrenim yılında haftanın belirli günlerini şirketimizde geçiren Mesleki Eğitim Yasasına uygun öğrencilerinin staj başvuruları Ağustos ve Eylül aylarında alınmaktadır. Bunun dışında yaz stajyerleri olarak tanımladığımız, okulları tarafından staj yapma zorunluluğu olan lise, meslek yüksekokulu ve üniversite öğrencilerinin başvuru süreci ise Nisan ayı sonunda sona eriyor. Ayrıca yürütülmekte olan veya planlanan projelerde görev almak üzere staj süresi projeye bağlı olmakla beraber en az iki ay süreyle çalışan proje stajyerlerimiz bulunuyor. 2010 yılında 24 mesleki eğitim stajyeri alınacak olup yaz döneminde 35 öğrenciye staj imkanı sağlanıyor. Stajyerlerimiz Üretim, Bakım, Ürün Geliştirme ve Tasarım, İkmal, İK, Pazarlama ve Mali İşler bölümlerinde staj yapma olanağı buluyorlar.

Stajyer alımı için yürüttüğünüz özel bir program var mı?
Proje stajyerleri dışındaki stajyerlerimizde staj zorunluluğu aranıyor. Proje stajyerlerimizin temininde İŞKUR’un sağlamış olduğu staj olanaklarından faydalanıyoruz. Mesleki eğitim stajyerleri ve yaz stajyerleri seçiminde, başvuru yapan ve okulların yönlendirmiş olduğu öğrencilerle İnsan Kaynakları tarafından görüşmeler yapılır ve uygun görülen adaylar staja kabul edilir. Staj yapacağı bölüm ve verilecek sorumluluklar gereği, ihtiyaç duyulması durumunda adaylar İngilizce Sınavı’na da tabi tutulurlar. Stajyer öğrenciler işe başladıkları ilk gün, İnsan Kaynakları tarafından, genel şirket tanıtımı, iş güvenliği kuralları, şirkete giriş/çıkış düzeni ve uyulması gereken kuralları içeren oryantasyona tabii tutulurlar.

SAYILARLA YÜNSA
Çalışan sayısı: 262 beyaz yaka ve 1107 mavi yaka olmak üzere toplam 1369 kişi
Yünsa İK ekibi çalışan sayısı: 15
2009 yılı istihdam sayısı: 253 kişi
Çalışanları yıllık ortalama eğitim süresi: 25 saat
Stajyer sayısı: 60 kişi

Kariyer.net

Kategori RöportajYorum (0)

İşverenin Marka İmajına Yatırım Yapılıyor


Monster’ın, Türkiye’nin önde gelen 180 şirketin İK yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’nin önde gelen şirketleri işveren marka imajlarına ve yetenek yönetimine yatırım yapıyor ve Y kuşağını şirketlerine çekmek için sosyal medyayı kullanıyor.

“İşveren markası” ve “yetenek yönetimi” uygulamaları üzerine yüz yüze anket yoluyla yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 51′i, “işveren markasının ne olduğunu biliyor musunuz?” sorusuna “evet” yanıtını verirken, yüzde 25′i işveren markasının ne olduğunu bilmediğini söyledi.

Katılımcıların yüzde 35′i şirketlerinde işveren markası yaratmak için belli çalışmalar yaptıklarını, yüzde 34′ü işveren markasına yönelik herhangi bir uygulamaları bulunmadığını kaydetti.

Yöneticilerin yüzde 59′u, Y kuşağı yetenekleri şirketlerine çekebildiğini düşünüyor. Yetenekleri çekmek için Y kuşağına yönelik yarışmalar, online tanıtımlar, kariyer günleri, kurum tanıtım günleri, üniversite aktiviteleri, yetenek programları ve esnek çalışma saati uygulamaları, şirketlerin en fazla tercih ettiği yöntemler oldu.

Katılımcıların 50′si şirketlerinde yetenek yönetimi uygulamaları bulunduğunu kaydederken, en fazla uyguladığı yetenek yönetimi uygulamaları, kariyer planlaması, eğitimler, yetenek havuzu, yetkinlik analizi ve performans değerlendirme, koçluk ve kişisel gelişim planları olarak sıralandı.

Şirketlerin yüzde 52′sinde rotasyon bulunurken, katılımcıların yüzde 49′u şirketlerinin sosyal medya uygulamalarının olduğunu belirtti.

Dünya Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)