Etiket arşivi | "kariyer"

‘Pfizer’de Gelecek Var’ 6200 Genci Bir Araya Getirdi


Pfizer Türkiye’nin, kariyer planlama sürecindeki gençlere katma değer sağlamak amacıyla hayata geçirdiği e-kariyer etkinliği ‘Pfizer’de Gelecek Var’, 96 üniversiteden 6200 genci sanal bir kampüste bir araya getirdi.

Kariyerlerine yön verme aşamasındaki üniversite öğrencilerine, yeni mezunlara ve genç profesyonellere bilinçli tercihler yapmaları konusunda destek olmak amacı ile hayata geçirilen ‘Pfizer’de Gelecek Var’ etkinliğinde 6200 genç 07 Mayıs-25 Haziran tarihleri arasında  ’gelecek-var.com’ adresindeki sanal kampüste buluştu. Sanal kampüste yürütülen eğitim programları, yönetici sunumları ve vaka çalışmaları ile Türkiye’nin çok farklı coğrafyalarındaki binlerce gence ulaşılarak, ilaç sektörünün ve Pfizer’in bilinirliğini artırmanın yanı sıra gençlerin kariyer yollarını çizmelerine yardımcı olmak amaçlandı. Bilgiyi paylaşmak için günümüz teknolojisini en iyi şekilde kullanan ‘Pfizer’de Gelecek Var’ etkinliği, Türkiye’nin farklı coğrafyalarındaki üniversite öğrencilerini, yeni mezunları ve genç profesyonelleri ortak bir platformda buluşturdu.

Türkiye’nin ilk e-kariyer etkinliği,  bir yandan gençlerin ihtiyaç duyduğu kariyer ve iş hayatı ile ilgili konularda bilgi ve eğitimler sağlarken diğer taraftan katılımcılara eğlenceli bir paylaşım ortamı da sundu. Katılımcılar hem kendi aralarında hem de amfilerdeki yöneticiler veya stantlardaki çalışanlarla iletişime geçme fırsatı buldular.

En iyi pazarlama planını yaptılar, işe alımda avantaj yakaladılar

“Pfizer’de Gelecek Var” etkinliği içerisinde, katılımcıların kendilerini iş hayatına hazırlamalarına destek olmak ve pazarlama bilgi ve yetkinliklerini sınamalarına olanak sağlamak üzere düzenlenen Marketing E-xpedition pazarlama simülasyon yarışması da yoğun ilgi gördü. Marketing E-xpedition’a yarışmak üzere katılımcılar 3-6 kişiden oluşan 85 takım oluşturdular. Bu takımlardan ön eleme sonucunda seçilen 33 tanesi gerçek bir ürün için kendilerine tanımlanan sanal bir pazarda pazar dinamiklerini analiz ederek, bütçe dağılımı yaparak ve satış tahminlerinde bulunarak 2 yıllık pazarlama planları hazırladılar.

En başarılı planı yapan 3 takım 25 Haziran Cuma günü Pfizer’in Ortaköy’deki merkezinde şirket yöneticilerine planlarını sunma ve ardından düzenlenen kokteylde Pfizer genel müdürü ve yönetim ekibi ile tanışma fırsatını yakaladı. Başarılı takımların üyeleri Pfizer Türkiye’de part time ve full time işe alım süreçlerine öncelikli olarak dâhil oldular.

“Pfizer’de Gelecek Var” etkinliğinde katılımcılar, ayrıca kendi dallarında uzman eğitimciler tarafından verilen, kariyerlerini planlarken ufuklarını açacak, iş arama sürecinde ihtiyaç duydukları becerileri geliştirecek ve farklı bakış açıları kazanmalarına yardımcı olacak eğitim programlarına katıldılar. Etkinlik süresince sanal kampüsün bahçesinde bulunan stantları ziyaret ederek farklı iş pozisyonları hakkında Pfizer çalışanlarından bilgi aldılar.

En çok ilgi gören eğitim ve sunumlar;

• Marketing E-xpedition Pazarlama Simülasyon Yarışması 685 kişi

• İyi Bir Başlangıç 532 kişi

• Mülakat Becerileri 464 kişi

• Pfizer’de Kariyer Yolları Ve Rotasyonları 398 kişi

• Sunum Becerileri 372 kişi

• Neden İlaç Sektörü 351 kişi

En çok ziyaret edilen stantlar;

• Insan Kaynakları 2197 kişi

• Pazarlama 2201 kişi

• Satış 2022 kişi

• Bilgi Teknolojileri 1751 kişi

• Medikal 1681 kişi

Milliyet

Kategori HaberlerYorum (0)

En Zeki İş Başvurusu


Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz: Bir Genel Müdür ilanına, çok iyi şoförlük deneyimi bulunan bir aday başvurmuştu. biz de, merak ettik ve neden böyle bir başvuru yaptığını sormak için adayı aradık. Aday bize, ’Genel Müdür arayan, bir süre sonra genel müdür şoförüne de ihtiyaç duyar diye düşünerek başvurdum’ yanıtı verdi”

İnsan kaynakları ve kariyer sitesi Kariyer.net’in Genel Müdürü Yusuf Azoz, kriz döneminde firmaların çoğunun, “Eleman çıkarsam bile, yerine eleman almayacağım” yaklaşımında bulunduğunu söyledi.

Azoz, AA muhabirin sorularını yanıtlarken, şu anda iş ilanlarındaki artışın geçen yıla yüzde 50-60 düzeyinde olduğunu, başvuru sayısında yüzde 50 oranında, ilan başına alınan başvuru sayısında artış gözlendiğini belirtti.

Kariyer.net’in Mayıs ayı istihdam endeksinin, şu anda TÜİK’in açıkladığı Mart ayı işsizlik rakamlarıyla ters orantılı olduğuna işaret ederek, “Nisan, Mayıs ve Haziran’ın ilk 15 günü ilan sayılarında yükselme gözleniyor. Önümüzdeki 2-3 ayda yükselme eğilimi devam edecek gibi görünüyor” diye konuştu.

Azoz, Kariyer.net’te şu anda 11 milyonun üzerinde özgeçmiş ve 24 binin üzerinde firma bulunduğunu kaydederek, adayların hareketliliğine ilişkin şunları anlattı:

“İş arama konusunda aday hareketliliğinde, aktif çalışanların yoğunluğu daha yüksek. Üniversiteden mezun olacak öğrencilere baktığımızda, Mart’tan başlayıp Ağustos’a kadar hareketin daha az olduğunu gözlüyoruz. Eylül’le beraber ciddi hareketlilik var. Aslında adayların, mezun olduğu gün itibariyle iş aramaya başlaması gerekiyor. Çünkü şirketler öyle bakıyor, mezunları hemen kapmaya başlıyorlar. Kasım’da yavaşlama, Aralık’ın sonuyla birlikte hareketli dönem başlıyor. Çünkü işyerlerinde performans değerlendirme sonuçları gelmeye ve işten memnun olmayanların iş arayışları ortaya çıkmaya başlıyor.”

Açılan iş ilanına ilişkin eksik bilgi verilmesi nedeniyle, bazı ilanlara yeterli başvuru gelmediğini belirten Azoz, ilanda boşluk varsa, aday arama yaptığında ilanı göremediğini vurgulayarak, bu konuda firmaları bilinçlendirdiklerini söyledi.

Azoz, aynı sorunun aday tarafında da bulunduğuna değinirken, bazı adayların özgeçmişlerinde belirli alanları boş bıraktığını dile getirerek, “Çoğunlukla gördüğümüz, adayların kendini ifade etme sıkıntısı olduğu” dedi.

İlanlarda ücretin yer almasına ilişkin olarak da Azoz, Türkiye’de ilana ücretin yazılmasını “tabu” olarak tanımlarken, İngiltere’de gibi ülkelerde ücrete göre filtreleyerek, ilan araması yapılabildiğini ancak Türkiye’de bunun, pek mümkün görünmediğini belirtti.

“ÖĞLE SAATLERİNDE KULLANIM YÜKSEK”

Yusuf Azoz, yurt dışında kamuda işe alımın benzer sistemler üzerinden yürütüldüğü bilgisini verirken, Türkiye’de bunu yapmak konusunda düşünceleri olmasına rağmen herhangi bir girişimde bulunmadıklarını bildirerek, büyük bir veritabanı yönetimi yaptıklarını, kamuya teknolojimizi, deneyim ve know-how sunabileceklerini belirtti.

Kariyer’net olarak kendilerinin de Eylül-Ekim aylarından bu yana aktif ilan çıktıklarını dile getiren Azoz, “Geçen yıl sektör yavaşlayınca, eleman alımını bir süre durdurduk. Firmaların çoğu, kriz döneminde ’eleman çıkarsam bile, yerine eleman almayacağım’ dedi” şeklinde konuştu.

Azoz, kriz döneminde satış zincirlerinin yoğunlaştığını açıklarken, bu tip ilanların, bazı adayların canını sıksa da, bazı adayların hoşuna gittiğini ifade ederek, firmaların kötü niyetli olup olmadığını baştan bilemediklerini, aday şikayetlerine karşı duyarlı olduklarını ve bu tür durumlarda firmayı uyardıklarını anlattı.

“İlan verme” ve “aday veri tabanına erişim” konusunda firmalara sınırlı ve sınırsız paketler sunduklarını belirten Azoz, genellikle firmaların beyaz yakalı sayısına göre koşulların belirlendiğini söyledi.

Kariyer.net’i adayların görüntüleme saatlerine bakıldığında, öğle saatlerinin yüksekliğine dikkati çeken Azoz,  iş bulmanın önemli kısmının iş arama süreciyle ilgili olduğunu belirtti.

“BİZİM OĞLAN İŞ ARIYOR, BİR YARDIMCI OLSAN”

Azoz, yeni nesil çalışanların işiyle ilgili “biraz” memnuniyetsizlik duyduğunda, işten ayrıldığını ve iş tanımına göre hareket edip, bunun dışına çıkmak istemediğini söyledi.

Kendisine de iş bulma konusunda talepler geldiğini dile getiren Azoz, şunları paylaştı:

“Facebook’ta hesabıma mesaj gönderenler oluyor; ’iş başvurusunda bulundum, sizin de desteğiniz olursa iyi olur’ gibi. Yakın çevreden talep çok oluyor, anne, baba, akrabalardan… Anne babalar, ’bizim oğlan iş arıyor, bir yardımcı olsan” diyor.”

Azoz, ilginç başvurular konusunda bir deneyimlerine ilişkin şunları anlattı:

“Bir genel müdür ilanına, çok iyi şoförlük deneyimi bulunan bir aday başvurmuştu. Biz de, merak ettik ve neden böyle bir başvuru yaptığını sormak için adayı aradık. Aday bize, ’Genel müdür arayan, bir süre sonra genel müdür şoförüne de ihtiyaç duyar diye düşünerek başvurdum’ yanıtını verdi.”

Milliyet

Kategori SektörelYorum (0)

İK’cılarla oyun olmaz! Online yaşam izlerinize dikkat!


İş başarımız; hayat başarımızın ve mutluluğumuzun da en önemli belirleyicilerinden. Bunun için bir işimizin olması, işimiz varsa olabildiğince uzun tutunmamız, ilerlememiz, ücretimiz, yan ödenekler, sosyal haklar, ikramiyeler, primler vb. çok yaşamsal hale geliyor. Hele de krizden sonra… Hele de nesiller arası farklılıklar bu kadar çoğaldıkça… Konu giderek önem kazanıyor, çetrefilli matrix’lere dönüşüyor…
Eğer kendi işimizi yapmıyor, kurumsal alanda, bir şirket ya da organizasyonda çalışıyorsak, kariyerimizle ilgili gelişmelerde üstlerimizin, İK’cıların ve ekip arkadaşlarımızın hakkımızdaki raporları, intibaları en kritik belirleyiciler oluyor.

Performans sistemleri miyadını doldurdu mu?

Çoğu kurumda, insani yanılgıları, ön yargıları ve soyut algıları önlemek için performans ölçme, değerlendirme adı altında çeşitli araçlar kullanılıyor, periyodik görüşmeler yapılıyor. Her sektöre, işe, kişiye göre değişebilen kritik başarı faktörleri, yetkinlikler, stratejiler vbg doğrultusunda mümkün olduğunca sağlıklı, adil sonuçlara ulaşılmaya çalışılıyor.

Uğraşılıyor, uğraşılmasına da doğrusu; son yıllarda performans değerlendirme sistemlerinden memnun ve verim alan ne yönetici ne de çalışan gördüğümü söyleyemem.

Kiminle konuşsak; ‘’Bizde de var, yapıyoruz amaaaa….’’ diye uzayıp giden şikayetler dinliyorum. İK’cılardan da çalışanlardan da yöneticilerden de nasıl pek işe yaramadığını, hatta yanıltıcı ve hem kuruma hem çalışanlara zarar veren sonuçların azımsanmayacak seviyelerde olduğunu anlatan örnekler duyuyoruz. Kısacası benim anladığım; performans yönetiminde galiba işler biraz ‘’Var mı? Var! İşe yarıyor mu? Orası belli değil!’’ tadında yürüyor.

Yeni yöntemler; Online Yaşam İzleri
Sohbet ettiğim üst düzey İK yöneticilerinden sık sık yeni yöntemler duymaya başladım. Hemen hepsi de sosyal ağlar, online oyunlarla ilgili.  Aktarayım, haberiniz olsun. Orada, burada bıraktığınız ‘’online yaşam izlerinize” dikkat edin.

- Hemen tüm İK cılar ve Kurumsal İletişimciler çalışanları sürekli Google’luyor. Hatta bunu düzenli olarak iş program ve tarifine alanlar var. Giderek bu kanallardan kişi ve markalar hakkındaki gözetleme, scan işleri daha sistematik hale getirilecek gibi görünüyor.

- Arama sonuçlarından çalışanların hangi blog, sosyal ağ ve siteleri takip ettiklerine ulaşıyorlar.

- Başta Facebook, Linkedin, Friendfeed, Twitter olmak üzere sosyal paylaşım sitelerindeki, feed ve tweet’leri okuyorlar. Fotoğrafları, videoları, ilgili kişinin arkadaşlarını, yazılanları inceliyorlar.

- Son olarak; Farmville, Texas Hold’em, Knight, World of Warcraft, Travian, Ogame gibi online oyunlarda hakkında araştırma yaptıkları kişilerin oyun stillerine göre kişilik tahlilleri yapıyorlar. Sonuç odaklı mı, dağınık mı, takım oyuncusu mu, yardımcı mı, verici mi, paylaşımcı mı, saldırgan mı, korkak mı, risk alabiliyor mu, atak mı, yaratıcı mı, verimli mi, dürüst mü, kaypak mı? Gibi pek çok açıdan çıplak bilgi edinebiliyorlar.

Aman bir kazaya uğramamak için internette dolanırken dikkatli, daha özenli olun… ‘’Aaaa haberim yoktu!..’’ olmasın sonra!

Bu tür uygulamalara dair paylaşımlarınızı, düşüncelerinizi bekliyorum.

Ufuk Tarhan – M-Gen

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Başarılı Bir Başlangıç için İlk 90 Güne Dikkat


Yoğun iş görüşmeleri sonrasında işinize başlamak üzeresiniz. Yeni işverenlerin potansiyelinizi gördüğünü, yetkinliklerinizi uygun bulduğunu biliyorsunuz. Diğer bir deyişle, onları etkilemeyi başardınız ve onlar da sizi işe aldılar. Artık önemli olan, yarattığınız olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde başarılı olmanız. Bu süreçte de işe başlamanızı takip eden ilk aylar çok önemli. İşte Amerikalı uzman Susan W. Miller’dan, ilk birkaç ayınızı başarıyla tamamlayabilmeniz için öneriler…

İlk aylar neden önemli?
Uzmanlar, bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışlarıyla hatırlandığını söylüyor. Zorlu işe alım süreçlerinden geçip işe kabul edildiğinizde bunun, bir son değil bir başlangıç olduğunu bilmelisiniz.
Çünkü ilk aylar boyunca sadece sizi işe alan kişiler veya yöneticileriniz değil, iş arkadaşlarınız ve tüm diğer çalışanlar tarafından sıkı bir gözlem altında tutulacaksınız.Yöneticileriniz performansınızı ve iş ortamına uyumunuzu değerlendirirken, iş arkadaşlarınız da giyiminizden davranışlarınıza, telefonda konuşma tarzınızdan, yemek yiyişinize kadar tüm ayrıntıları değerlendiriyor olacak. Ama hemen paniğe kapılmayın. Bazı basit noktalara dikkat ederseniz her çalışanın yaşadığı bu süreci sizin başarıyla atlatmanız mümkün.

Geç kalmamaya büyük özen gösterin
Trafik veya çeşitli aksilikler nedeniyle hepimiz zaman zaman işimize geç kalabiliriz. Ancak işe başladığımız ilk günlerde bu aksilikleri en aza indirgemek için çok büyük özen göstermeliyiz. Çünkü profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi, dakikliktir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Aksilikleri en aza indirgemek için alınacak başlıca önlem, ev ve iş arasındaki mesafeyi ve zamanı iyi ayarlamaktır. İlk günlerde evden yarım saat kadar erken çıkarak vaktinde işte olmayı garantileyebilirsiniz. Eğer şirketin sağladığını servis araçlarını kullanıyorsanız, aynı özeni servis saatlerine de göstermelisiniz.

İşe karşı isteğinizi belli edin
Yeni iş ortamınıza ve görevlerinize alışmak zor olabilir. Ancak bu zorlukların sizi yıldırmasına izin vermemeli, her zaman güler yüzlü olmalısınız. Bununla beraber enerjik ve öğrenmeye açık olduğunuzu sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermelisiniz.

Soru sormaktan çekinmeyin
Öğrenmeniz gereken birçok şey olacaktır. Kahve makinesi veya bilgisayarınızla ilgili ayrıntılardan, şirket içindeki görev dağılımlarına kadar birçok konuda bilgi edinmeniz gerekecek. Bu konularda çalışma arkadaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin. Olumsuz tepkiler alıyorsanız, doğru kişiye sormuyorsunuz demektir. O zaman da doğru kişinin kim olduğunu bulmak yolundaki çalışmalarınıza devam edebilirsiniz.

İyi bir dinleyici olun
Sorduğunuz soruların yanıtlarını çok iyi bir şekilde dinleyin. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.

Bir arkadaş çevresi oluşturun
Uzmanlar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu söylüyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Örneğin öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlerde de yerinizi almaya çalışın. Yeni insanlarla tanışıp arkadaşlık kurma bazıları için çok kolay ve kendiliğinden bir davranıştır. Siz bu kişilerden biri değilseniz, özel çaba göstererek iş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmalısınız. Unutmayın, iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenin
Yeni işvereninizin en önemli ürünlerinin ve hizmetlerinin neler olduğunu çok iyi bir şekilde anlamalısınız. Genelde bir şirketin kalbi satış ve müşteri ilişkileri bölümünde atar. Bu bölümlerde görevli olmasanız bile satış faaliyetlerini yakından takip etmeye çalışın. Örneğin, insan kaynakları gibi, şirketin ürünlerini satmakla sorumlu olmadığınız bir alanda çalışıyor bile olsanız bile şirketin amaçlarını biliyor olmak, iyi bir izlenim bırakacak ve işinizi daha iyi bir şekilde yapmanıza yardımcı olacaktır. Bu tür bir yaklaşım sizi farklılaştıracak ve işinizden daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır.

Yöneticinizin beklentilerini öğrenin
İlk toplantılarınızın birinde yöneticinize, işinizin ilk aylarında size ne gibi hedefler çıkardığını sorun. Bu soru aslında görüşmeler sırasında da sorulmuş olabilir ama işe başlayınca bazı planlarda değişiklik olabilir. Ancak bazen yöneticiniz sizden beklediklerini tam söylemeyebilir veya henüz ayrıntılı bir planı olmayabilir. Görüşmeden somut bir amaçlar listesiyle dönmeseniz bile, önceliklerinizin neler olduğu konusunda bir fikre sahip olmaya çalışmalısınız.

Kariyer.net

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Ahmet Zorlu’dan Genç Yöneticilere Kariyer Tavsiyeleri


Sn. Ahmet Zorlu’nun başarı, girişimcilik, global marka olmak ve kariyerle ilgili görüşleri şu şekildedir:

1.Global pazarda başarılı bir şirket olmak için neler yapılması gerekiyor?

Günümüzde, bilişim teknolojilerinde çok hızlı bir gelişim söz konusu. Hayat standartları da bu gelişim paralelinde hızla yükseliyor. Para ve sermaye hareketleri, iş gücü yapısı, üretim anlayışı, kurum yapıları değişiyor. Küreselleşen rekabet ortamı, ülkeler arasındaki sınırların ortadan kalkmasına yol açıyor. Küresel pazarda başarılı bir oyuncu olmak ve rakipler karşısında üstünlük sağlayabilmek için, küresel rekabet stratejileri belirlemenin yanı sıra, araştırma-geliştirme faaliyetlerine önem vermek, sürekli bir yenilik ve gelişim içinde olmak ve elde edilen bilgiyi kalıcı başarılara dönüştürebilmek gerekiyor.

Bununla birlikte, faaliyet gösterilen sektörlerdeki ileriye dönük fırsat ve tehditleri öngörebilmek ve risk alabilmek de büyük önem taşıyor.

2.Sizce küresel lider ve yöneticilerin sahip olması gereken özellikler neler?

Liderin, takımının hedefe ulaşması için son derece önemli bir role sahip olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle başarılı bir liderin, ekibi ile birlikte hareket edebilmesi, iş bölümü yapabilmesi ve hedefleri belirleyebilmesi büyük önem taşıyor. Takım ruhunu liderin vizyonu oluşturur. Küresel bir liderin en önemli özelliği de vizyon sahibi olabilmesi ve değişimi yönetebilmesidir.

3.Liderlik doğuştan gelen bir özellik midir? Yoksa eğitimle kazanılabilir mi?

Geçmişte, liderliğin sadece doğuştan gelen bir özellik olduğuna inanılırdı. Evet, doğuştan gelen liderlik özelliğine sahip olmak önemlidir, ama yeterli değildir. Doğuştan lider olmayan bir yöneticinin de gayret göstererek, çok çalışarak, çalışanlarına karşı adil davranarak çok başarılı olması mümkündür. Yeter ki, kendi kişisel özelliklerinin farkında olsun, eksik yönlerini geliştirmek için çaba sarf etsin, takımını motive etsin ve doğru yönlendirsin…

4.İş hayatınızdaki başarınızın sırları neler?

Başarının sırrının çok çalışmak olduğuna inanıyorum. Onun ardından, işinin takipçisi olmak, detaylara önem vermek, ekibine güvenmek, adil olmak, insanların önünü açmak ve tabii ki, zamanını iyi kullanmak, doğru zamanda doğru işi yapmak gelir… Benim iş hayatımdaki başarı düsturum budur.

5.İş hayatına adım atmaya hazırlananlara ve kariyerlerinin başında olan genç çalışanlara neler tavsiye edersiniz?

Günümüzde iyi bir kariyere sahip olmak için, iyi öğrenim görmek kadar doğru yerlerde çalışmak da çok önemli bir faktör. Bu nedenle de, gençlerin, bir yandan okulda teoriyi öğrenirken, diğer yandan da pratik yaşama henüz okul yıllarındayken başlamasının çok faydalı olacağı kanaatindeyim. Gençlerin öncelikle kendilerini keşfetmesi, hangi alana ilgi duyduklarını tespit etmesi çok önemli. Çünkü insan, ancak ve ancak sevdiği bir işte başarıyı yakalayabilir.

Globalleşen dünyada her alanda rekabet artıyor. Artık hem ulusal hem de uluslararası ölçekte tüm şirketler birbirleriyle yarışıyor. Tüm bu gelişmeler, iş hayatında belirli fırsatlar doğurduğu kadar, zorlukları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle, gençlerin her zaman global düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Girişimci olmaktan ve hesaplanabilir risk almaktan korkmamaları gerekir. Teknolojinin gelişmesiyle hızlanan bilgi akışından faydalanmalı, sürekli araştırmalı ve dünyadan edindikleri bilgiyi işlerine yansıtmalılar.

Gençlerin, dinleme ve sözlü-yazılı iletişim yeteneklerini geliştirmeleri, iş yaşamlarında çok büyük avantaj sağlar. Gençler, zamanlarını çok iyi planlamalı ve çok iyi kullanmalı. Çünkü iş hayatında başarılı olmanın sırrı planlı ve düzenli çalışmaktır.

6.Gençlerde hangi özellikleri arıyorsunuz? Nasıl adaylarla çalışmak istersiniz ve en dikkat ettiğiniz nitelikler neler?

Gençlerden beklediğimiz olmazsa olmazlardan biri, işini sahiplenmek. İşine bağlanmadan, işini sevmeden yapan bir çalışanın bizim grubumuzda yeri olmadığını açıkça ifade etmek isterim. Her bir çalışanın, “bu işi nasıl daha iyi yaparım?” diye kendisini sorgulamasını ve maksimum verimle çalışmasını bekliyoruz.

Çalışanın yaptığı işe merak duyması, yüksek ilgiye sahip olması, odaklanması, pratik çözümler getirebilme yeteneğine sahip olması, ekibiyle iletişimine önem vermesi ve kendisine ileriye dönük hedefler koyması temel kriterler. Bunları iş etiğine sahip bir şekilde başaran bir çalışanın yükselmemesi için hiçbir neden yok.

Kategori RöportajYorum (0)

Kişisel Gelişim Canavarı Olmayın


Kariyer yolunda başarılı olmak için üniversite öğrencileri ne yapacaklarını  şaşırdılar. Bu şaşkınlık giderek kendini baskıya bırakır.

Körü körüne hareket eden, “kendimi geliştirmeliyim amanın!” nidalarıyla ortalıkta başı boş bir şekilde aranan, ne amaçla hareket ettiğini bilmeyen çoğunluğun ardından hareket eden, ilgili ama bilgisiz topluluğadır bu sözler. Var mı böyleleri yakınınızda?

Sosyalleşmek adı altında bulunmamanız gereken toplantılarda bulundunuz, asla o işin adamı olmadığınız kulüplerde yer aldınız, ne yapacağınızı bilmediğinizden savrulup durdunuz, döndünüz dolaştınız ve onlar yapıyorsa vardır bir nedeni mantığıyla sıradan işlerin insanı olmaya başladınız. Zaman kaybettiniz, isteklerinizi ertelediniz ve belki de bir diğer tarafta sizin için çok daha değerli olabilecek biriyle tanışma fırsatını kaçırdınız. Olmanız gereken yeri değil, modayı takip ettiniz. Oysa bu size hiç yakışmadı!

Farkına varmıştınız oysa, kendinizi geliştirmek istiyordunuz ama izleyeceğiniz yolu somut bir şekilde göremiyordunuz. Nereden başlamanız gerektiğini bilmemek her zaman en büyük bahaneniz oldu. Düşünmeyi ertelediniz, isteklerinizin üzerine gidemediniz. Sıradan oldunuz, plan kurarken hep “vizelerden sonra/önce” dediniz, risk alamadınız.

Üniversitelerde düzenlenen “ismiyle albenili” etkinliklerde önceliğiniz hep sertifika verip vermemesi oldu. Hatta bu sertifikaların katılım belgesinden öte ileri gidemeyeceğini bilmediğiniz de aşikar. Ama inat ettiniz, her etkinliğe gitmeniz gerekiyordu ve ne de olsa kişisel gelişim ve farkındalık böyle yaratılıyordu değil mi?

Birileri size öğretti ki “network” oluşturmak, insan ilişkilerindeki başarınız ve oluşturacağınız dostluklar, iş dünyasında kurduğunuz bağlantılar çok daha önemli. Tüm bunları yapabilmek için içinizdeki girişimci, girişken ruhu uyandırmak yerine yapmacık sevimliliğe başvurduğunuzu görürseniz tekrar başa dönmeniz gerektiğini unutmayın. Kendinize!

Gittiğiniz seminerlerde, katıldığınız konferanslarda hatta yurtdışından sonra ülkemizde de sıkça görülmeye başlanan “kahveci buluşmaları” nda (henüz çay bahçelerinde yapılmamaktadır)  dinlediğiniz hayat hikayelerinde karşınıza hep “başarılı” olmuş insanlar çıktı. Genç girişimciler, muazzam virajlardan sonra çıkılan düzlükler, çok yönlülüğün faydalarını görmüş ve projelerini hayata geçirmeye başlayan, melek yatırımcısıyla gelecek vaad eden gençler… Sosyal medyada hatırı sayılı derecede etkin bu gibi örnekler sizi büyülü, pembe bir dünyaya sürükleyebilir. Gözünüzdeki “dahi” profillerle sizden hep örnek almanızı, bir şeyler kapmanızı ve ilham perisinin üzerinize konmasını beklediler. Ama olmadı, ama olabilir.

Her yerde başarılı olmuş insanlar görür ve okuruz. Bir anda etrafınızda sizden başka herkesin bir şeyleri başardığını hissetmeye başlarsınız. Çünkü ortam bunu hissettirmek için öyle uygundur ki. Karşınıza hep uç örnekler ve mutlaka bir başarının arkasındaki sihirli gücü gözünüzde büyüterek anlatırlar. Oysa bir başarısızlıktan çıkarabileceğiniz bir dersten kimse söz etmez. Satılacak olan başarıdır. Konu şuraya gelir; bu insanlar yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Tabii size koçluk edecek birini bulursanız! O da biziz.

Etrafıma bakıyorum da herkes bilinçli. Ne güzel! Bilinçlendikleri konu şu ki artık herkes sıradan bir mezuniyet belgesiyle ekmek koparamayacağının farkında. Demek istediğim şu ki insanlar kendilerine yeni nitelikler eklemenin peşindeler. Amaç ise sepetteki en çekici yumurta olabilmek. Farklılaşabilmek yani..

Farklılaşmalı mıyız?

Evet farklılaşmalıyız. Çünkü karanlıkta belli olmanız için farklı olmalısınız. Kalabalık bence bir karanlıktır. Kalabalığın gölgesinde kalmak istemiyorsanız kendi ışığınızı yakabilmelisiniz. Bunu da üniversite yıllarından itibaren alevlendireceğiniz ateşle başlatırsınız işte..

Buraya kadar her şey güzel gözüküyor.

Kendimizi geliştirmeliyiz. Ama nasıl?

Bu soruya verilecek cevabın en güzeli şudur: Önce kendinizi tanıyın. Bu öneriyi veren “büyükler” imden kaçı kendini tanıyabiliyor? Onlar da iddia etmezler zaten. Kimse kendini dört dörtlük tanıyamaz. Burada bu şatafatlı cümleyi şöyle anlaşılır hale getirebiliriz: İsteklerinizi sesli olarak dile getirin. Bazı sorulara vereceğiniz net cevaplar olmalıdır.

Mezun olduktan sonra nasıl bir iş yaşamı istiyorsun? Bu soruya verebileceğiniz bir cevap varsa kendini tanımaktır işte. Hedef ve idealinizi sağlıklı belirlediğinizde kişisel gelişim canavarı olmaktan kurtulursunuz.

Kişisel gelişim canavarı olmayın

Kişisel gelişlim canavarı aşırı yüklenilmiş kariyer canavarı öğrencidir. Fazla bilinçle tek bir noktaya odaklanmıştır. Oysa gelişim her yerdendir. Öğrendiğiniz yeni bir oyun veya yeni edindiğiniz bir hobi. Bunlar kariyeriniz için önemsiz mi sanıyorsunuz yoksa? Yoksa okulunuzdaki kulüplerin verdiği uyduruk sertifikaların daha mı çok işinize yarayacağını düşünüyorsunuz. Her duyduğunuz seminere içeriğine bakmadan kayıt mı yaptırıyorsunuz yoksa? Sertifika vermiyorsa o etkinlik sizin için “tu kaka” mı oluyor?

Eğer çok istediğiniz bir şey için okul kıramayanlardansanız, siz “belgecisiniz”. Mezuniyet diplomasında yazan ortalama için “belgeci”; dinlemediğiniz, kimin katıldığından haberdar olmadığınız etkinliğin sertifikası için “belgeci”siniz.

Bir yazı sonuna kadar okunmazsa yanlış mesajı alıp uzaklaşabilme ihtimali hayli fazladır. Bunun gibi aldığınız bir öğüdü de tam anlamıyla sindirebilmiş olmak gerekir. O halde okumaya devam..

Kendinizi tanımıyorsanız şartlanmış olduğunuz doğrular yüzünden savrulursunuz. Bakmadan görmeden ve en önemlisi düşünmeden karşınıza çıkan her fırsatı değerlendirmek için çabalarsınız, önceliklerinizin farkına varmadan. Şunu bilin ki katıldığınız konferanslar, seminerler ve sonucunda aldığınız sertifikalara çok güvenmeyin. Mesleğinizle alakalı ve hedeflerinizle örtüşen etkinlikleri iyi ayırt edin. Duyduğunuz her vaka yarışmasına ve son günlerin trend inovasyon yarışmalarına atlamayın! Kariyeriniz homojen işlesin. İleride kullanmayacağınız bir yetkinliği kazanmak için zamanınızı boşa harcamayın. Özellikle bir başka faydalı etkinlikten fedakarlık ediyorsanız.

Şartlanmış olarak herkes cv de “şu yarışmaya katıldım”, “şu oturumdan da bir sertifikam oldu” diyebilmek için bilinçsizce bir gelişimin içinde. İşinize yarayacak etkinlikleri kaçırmayın fakat herkesin gittiği yolun her zaman doğru olmadığının farkına varın. En azından bir kere sorgulamaktan kaçınmayın derim. Her şeye atlamamalı insan(:

Etrafınızdaki tüm bu gelişmeler üzerinizde baskı oluşturacaktır. Fazla iyi örnekler umudunuzu ve deneme arzunuzu kırabilir. Hayatta hiçbir şey bir anda oluşmamıştır. Siz de bunu bilerek asla umudunuzu yitirmeyin. Karşınıza bir anda çıkan tüm başarılı insan profilleriyle paniğe kapılıp girmemeniz gereken yollara savrulabilirsiniz.  Herkes kendi yolunu kendi kısmetiyle ve kendi alacağı kararla belirler. Başarılı insanları dinlerken başarılarından çok, karşılaştıkları zorluklara odaklanın. Bu size her zaman daha fazla fayda sağlayacaktır.

Artık dil bilmek, çok staj/iş tecrübesine sahip olmak demode oldu. Hala geçerliliklerini sürdürüyorlar fakat yeni kişisel gelişim oyunumuz “yarışmalar”.

Yarışın elbette. Konusunu ve size katacak potansiyeli bilerek. Yarışmak için değil, katılım belgesi almak için de değil, o konuda gerçekten kendinizi yetiştirmek için yarışın.

Seçici olun ki ruhu besleyen müziğe, sağlığı besleyen spora da zaman kalsın..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (1)

Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?