Tag Archive | "Kerem Çatay"

En Başarılı 12 Genç Girişimci


TÜRKİYE’NİN EN BAŞARILI GENÇ GİRİŞİMCİLERİ

Ünlü iş adamlarından ve gazetecilerden oluşan 20 kişilik büyük jüriden “Türkiye’nin en başarılı 10 genç girişimcisini” seçmelerini istendi. Jüri listeyi belirledi. İki ortaklı girişimler, listeyi 12 kişiye çıkardı. Çok farklı alanlarda, çok değişik başarılara imza atmış 12 kişi…

Bir kısmı kamuoyu tarafından tanınıyordu. Haklarında pek çok yazı okumuştuk. Bir kısmını ise yeni tanıyoruz. İşte Türkiye’nin en başarılı genç girişimcileri…

1

NEVZAT AYDIN (34)

Yemeksepeti.com’un kurucusu

 

Nevzat Aydın 2001 yılında biri IT kısmını, diğeri müşteri ilişkilerini götürecek iki arkadaşıyla 80 bin dolar sermayeyle Yemeksepeti.com’u kurdu. Site 2001’in Ocak ayında online oldu. “Kredi kartı gerektirmeyen, restorandan da sadece sipariş iletildiği takdirde komisyon alan modelle hayata geçtik. O zaman için evet, internet ev paket servisi dünyada örnekleri olan bir şeydi ama Yemeksepeti.com’un kendine has modelinin bizim bildiğimiz kadarıyla başka bir örneği yoktu.” diye anlatıyor sitenin kuruluşunu..

2001 yılında şirketini kurarken nasıl bir manzara vardı Nevzat Aydın’ın önünde? “İnternetin ciddi anlamda sıkıntı yaşadığı bir dönemdi. Büyük holdingler birer ikişer çıkıyorlardı internetten. Çünkü önemli yatırımlar batmıştı. Ancak parayı doğru kullanabildiğiniz takdirde yapabileceğiniz şey o kadar fazla ki… Yemeksepeti.com’da biz parayı doğru kullandık. İşimizi öyle iyi yapalım ki insanlar bizi birbirlerine tavsiye etsin. Büyüme planımız buydu.”

Plan başarılı olmuş durumda. 80 bin dolar sermayeyle kurulan Yemeksepeti.com’un 2009’da ulaştığı işlem hacmi 71 milyon dolar. 13 ilde faaliyet gösteriyor. 4 bin farklı restoranla çalışıyor, günde 20 bin kişiden sipariş alıyor. Yani günde ortalama 60 bin kişi karnını Yemeksepeti aracılığıyla doyuruyor.

Geçmişe bakınca 2001-2005 arasının tamamen dayanma dönemi olduğunu, en büyük kırılmanınsa 2005 yılında ADSL’le yaşandığını söylüyor Nevzat Aydın. 2001 krizini ise kendileri için bir fırsat olarak tanımlıyor: “Yaptığımız işe kimse bakmadı, büyük holdingler kendi işleriyle meşguldü. Yemek satan bir sitenin varlığı ve büyümesi onların dikkatini çekmedi. İlk rakibimiz 2003’te geldi, ama artık çok geçti…”

Peki hedefteki projeleri?

“Öncelikle Yemeksepeti.com’u benzer modelle başka ülkelerde de açmak istiyoruz. Bu senenin sonuna kadar büyük ihtimalle iki ülkede daha olacağız. Türkiye içinde coğrafi büyüme bizim için ciddi anlamda önem kazanacak. Sene sonuna kadar 25 şehirde olacak Yemeksepeti. Ayrıca mobil tarafta da hareketleniyoruz, iPhone aplikasyonu yakında çıkıyor. Blackberry, Nokia ve Windows Mobile’a özel Yemeksepeti.com’u devreye alıyoruz. Aynı zamanda da Kampüs adı altında, üniversite öğrencilerinin çok daha makul fiyatlara yemek siparişi verebileceği bir projemiz yakın zamanda devreye girecek.”

2

ARZU KAPROL (38)

Arzu Kaprol markasının yaratıcısı

Büyük oynamaya lise yıllarında başladı. Müziğe gönül verip, Şebnem Ferah ve Özlem Tekin’le birlikte rock grubu dahi kurdu. Müziği çok seviyordu. Ama daha çok sevdiği bir şey vardı: Moda ve tasarım. Mimar Sinan Üniversitesi’ne bunun eğitimi görmek üzere girdi. Mezun olduktan sonra da 1994’te Paris American Academy’de “perfectionnement” programını tamamladı.

Arzu Kaprol ilk ödülünü 1995 yılında, Beymen Academia Yeni Yetenekler Yarışması’nda kazandı. Bu yarışmada birinci olup 5 bin dolarlık ödülü kazanınca, iş hayatının hayal kırıklıklarının yarattığı hırsla Nişantaşı’nda kendi ofisini açtı. Bu kararını “gençliğin verdiği deneme cesareti, kaybedecek bir şeyin olmadığı yaşların korkusuzluğu” diyerek açıklıyor.

Başarı çabuk geldi. Ofisini açmasının ardından ünlü moda haftalarına davet edilecek, yurt dışında ünlü modacıların tasarımlarının yer aldığı mağazalarda ürünleri satılacak, danışmanlık hizmeti verecekti. Üstelik bütün bunları, kendi öz sermayesiyle yapacaktı. Dahası perakende işine giren ilk Türk tasarımcı unvanı da ona ait olacaktı.

Arzu Kaprol, sekiz yıldır da Altınyıldız bünyesindeki Network markasının bayan koleksiyonunu tasarlıyor. Ayrıca Zorlu Holding şirketlerinden Linens mağazalarında Arzu Kaprol Home ürünlerini satıyor. Bunun yanında çeşitli kurumlara özel kıyafetler tasarlıyor.

Bütün çalışmalarını dikkate alınınca, işinin üç ana kolu olduğunu söylüyor. Birincisi Arzu Kaprol markası… İstanbul, Bursa ve Antalya’da kendi tasarımlarını sattığı üç mağazası var. Yine kendi markasıyla yurt dışında iki ayrı distribütörle çalışıyor. 12 mağazada tasarımları satılıyor.

İkinci iş kolu ise sekiz yıldır devam eden, sektörel işbirliği olarak da adlandırdığı Network ve Que markalarına yönelik yaptığı kreatif yöneticilik…

Üçüncüsü ise kurumsal şirketlere yaptığı tasarımlar… Bu çerçevede bugüne kadar İGDAŞ, Türk Silahlı Kuvvetleri, Formula 1 ve son olarak Türk Telekom’un üniformalarını tasarladı.

Arzu Kaprol, 2009 yılını 4.5 milyon dolarlık satışla kapatmış. Bu rakamın beşte ikisinin Arzu Kaprol markasından geldiğini söylüyor. Diğer beşte ikisini kurumsal işlerden, beşte birini de danışmanlık hizmetlerinden sağlamış.

2010’da hedefi yüzde 100 büyüyerek, satışlarını 9 milyon dolara çıkarmak. Yurt dışında ürünlerinin satıldığı mağaza sayısını ise 12’den 24’e ulaştırmayı amaçlıyor.

3

CİHAT DÜNDAR (38)

B’iota Laboratuvarları’nın kurucusu

ALMANYA doğumlu Cihat Dündar’ın 12 yaşındayken yaşadığı bir deneyim, bugünkü girişimciliğinin temelini atmış. Doktorun verdiği ilaçlar yüzündeki sivilcelere iyi gelmeyince evdeki şifalı bitkiler kitabını karıştırmaya başlamış. Kitaptaki bitkilerden yaptığı karışım sayesinde üç haftada sivilceleri yok olunca başlamış bitkileri araştırmaya. Liseden mezun olduktan sonra tarlalarda, botanik bahçelerinde çalışmış.

Almanya’da kendine gelecek göremeyince de 19 yaşında Türkiye’nin yolunu tutmuş. İlk yıl odasına kapanıp kişisel gelişim, pazarlama, organizasyon ve bitkilerle ilgili ne kadar kitap varsa okumuş.

Askerlik ise hayatını kökten değiştirmiş Dündar’ın. Mardin ve Şırnak’ta yaşayan kadınların tüy sorunlarına şahit olmuş askerde.

Askerden sonra üç yıl boyunca hem çalışmış hem de tüyleri nasıl yok edeceğini araştırmış. Tahtakale’den aldığı ısıtıcı, tartı ve beherle evde kurduğu küçük Ar-Ge merkezinde binlerce karışım hazırlamış. Tüy dökücü ürün Bioder böyle ortaya çıkmış. 2002’de B’iota Laboratuarları’nı kuran Dündar, ardından klinik çalışma ve deneylere başlamış.

2006 yılına gelince de bu sefer erkeklerin sorunu için kolları sıvamış Dündar. Saç dökülmelerine karşı Bioxcin şampuan ve serum tüketiciyle buluşmuş. Aynı yıl uluslararası pazarlara da açılan B’iota bugün 33 ülkeye ihracat yapıyor.

Cihat Dündar Avrupa’nın ilaç hassasiyetinde kozmetik üretimi yapan üçüncü büyük fabrikasına sahip olmak için büyük yatırımlara giriştiklerini söylüyor. Bin kişilik istihdam yaratacak bu tesisin inşaatının halen sürdüğünü, yatırım tutarının ise 50 milyon dolar civarında olduğunu aktarıyor.

Diğer yandan dünya kozmetik sektöründe üçüncü sıradaki Brezilya’da Bioder satışına başladıklarını ve burada üretim de planladıklarını belirtiyor. Hedefteki pazarları ise ABD, İngiltere ve Japonya olarak açıklıyor.

Yıllık 100 milyon lira cirolu B’iota’nın önümüzdeki beş yıl içinde ulaşmayı amaçladığı ihracat geliri ise 1 milyar dolar.

4

ALP SAUL (39)

Pronet’in kurucusu

Alp Saul, Pronet fikrini, Amerika’daki öğrencilik yıllarında geliştirmiş. İki şey dikkatini çekmiş. Birincisi, işi kurmanın fazla bir maliyet gerektirmemesi… İkincisi, Türkiye’de bu alanda bir boşluk olması…

Sonuçta 10 bin dolarlık bir sermayeyle bundan 16 yıl önce kurulmuş Pronet. Alp Saul bu paranın yarısını kendisi karşılamış, diğer yarısını da iki arkadaşı koymuş.

Alarm merkezi 1994 yılında, Levent’teki bir binanın garajında kurulmuş. Eş, dost, akraba derken 1996 yılında Akmerkez’in giriş kontrol ve elektronik güvenlik sistemlerini kurma işini almış Pronet. Bu da şirket için bir dönüm noktası olmuş..

Bir başka dönüm noktası ise 2002’de alınan karar olur. O güne kadar parayla kurulan güvenlik sitemi, artık ücretsiz kurulacak, sadece belli bir abonelik bedeli istenecektir. “Günde 1 dolara güvenlik” sloganı, çok iyi özetler bu yeni yaklaşımı… Ayda 100 abone kazanma hedefiyle başlatılan bu yeni uygulamayla, 2002 sonunda bin, 2007 sonunda ise 10 bin aboneye ulaşılır. Bugün 55 binin üzerinde aboneye sahip Pronet Ailesi.

Son üç yılda beş kat büyüdüklerini söyleyen Alp Saul ekliyor:  “Bir üç yıl daha aynı hızla büyümek istiyoruz.” 2010 ciro hedeflerinin ise 85 milyon lira olduğunu açıklıyor.  Hedeflerinin beş yıl içinde Avrupa ve çevresindeki en büyük ilk üç güvenlik firmasından biri olmak olduğunu da eklemeyi ihmal etmiyor.

5

KEREM ÇATAY (32)

Ay Yapım’ın kurucusu

Kerem Çatay henüz 25 yaşındayken krizin kasıp kavurduğu Türkiye’de Ay Yapım’ı kurdu, kısa sürede de televizyon dünyasının en büyük şirketlerinden biri haline getirdi.

Ay Yapım’ın ilk işi bir televizyon filmi olan “Çalınan Ceset” oldu. Bu film fazla etki yaratmadı. Kendisinin ve şirketinin ismi, başrollerini Hülya Avşar ve Cihan Ünal’ın oynadığı, 2004 yapımı “Kadın İsterse” adlı diziyle duyuldu. Kerem Çatay’ı, dizi dünyasının tepesine taşıyan ise 2006’da yayınlanmaya başlayan bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması, Yaprak Dökümü olacaktı.

Ay Yapım’ın dört sezon önce başladığı Yaprak Dökümü, ilk günden beri televizyon izleyicisinden büyük ilgi görüyor. Bu ilgi hem dizinin yayınlandığı kanala, hem yapım şirketine, hem de oyuncularına kazandırıyor. Ancak şirketi sürükleyen tek başına Yaprak Dökümü değil… Ay Yapım, buna paralel olarak Aşk-ı Memnu, Dudaktan Kalbe gibi edebiyat uyarlamalarıyla hatırı sayılır bir seyirci kitlesine ulaştı. 2006’dan başlayıp arka arkaya yayınlanan bu diziler, Ay Yapım’ı 2008’de 33.8 milyon liralık ciroyla yapımcı şirketler arasında zirveye taşıdı.

Kerem Çatay, küresel krizin belirsizliklerini koruduğu 2009-2010 sezonunu rahat rahat geçirmek yerine yeni riskler almaya devam etti. Ezel ve Samanyolu dizilerini yaptı. Bu yapımlardan Samanyolu biraz sorunlu olsa da Ezel, kısa sürede fenomene dönüştü, yayınlandığı gün reyting listesinin zirvesinden inmedi. Bir süre sora da izleyicinin karşısına ilk olarak çıktığı Show TV’den ATV’ye transfer oldu.

Kerem Çatay’ın geleceğe ilişkin hedefleri, televizyon dünyasının geleceğine bağlı. Sektördeki her türlü gelişmenin yapım şirketlerinin büyümelerini olumlu veya olumsuz yönde etkileyebileceğini düşünüyor. Bu sektör için “gelecek yıl daha iyi olacak veya daha kötü olacak” diye bir tahminde bulunmanın zor olduğunu söylüyor. “Bu sektörde öngörü yapmak hiç kolay değil. Çünkü her yıl, her şey değişiyor” diyor ve ekliyor: “Örneğin önümüzdeki yıl bu alana ilişkin yeni bir yasal düzenleme gelir, değişikler olur, o zaman beklentiler de hedefler de değişir.”

6

SEYHAN ÖZDEMİR (35) – SEFER ÇAĞLAR (35)

Autoban 212’nin kurucuları

Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar, Mimar Sinan Üniversitesi sıralarından arkadaş iki mimar. Her ikisi de henüz 35 yaşında ama meslekte yarım yüzyılı devirmiş pek çok mimarın sahip olamadığı CV’lere sahipler. Bunun iki nedeni var. Birincisi yaptıkları her iç mimari projesi İstanbul’un kent yaşamının tam ortasına düşmüş bir göktaşı gibi duruyor. Diğerlerinden kolayca ayırt ediliyor ve bu farklılık fazlaca müşteri buluyor.

İkili yurt dışından pek çok prestijli ödüle sahip. 2003 yılında Autoban 212 tasarım ofisini kuran Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar henüz altıncı ayda tasarladıkları koleksiyonda yer alan bir sallanan sandalye ve aydınlatma armatürü ile Paris’teki ünlü Salon du Meuble fuarına kabul edildi. Fuarda sergilenen koleksiyonun bu iki parçasıyla 2004 yılında dünyaca ünlü tasarım dergisi Wallpaper tarafından 30 Yaş Altı En İyi Genç Tasarımcı ödülünü kazandılar.

Çağlar, Wallpaper ödülünü aldıktan bir sene sonra ünlü “Yüzde 100 Design” fuarına katılan ilk Türk oldu. Fuarın sanat kurulu geleneksel olarak anlamlı buldukları eserler için dört kişiye burs veriyordu. O sene bursa layık görülenler arasında Autoban da yer aldı. Aynı sene Londra’nın tasarım konusundaki önde gelen akademik yayınlarından Blue Print dergisi, Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar’a “Best New Comer” (En iyi çıkış yapan tasarımcı) ödülünü verdi.

Autoban 212 kurucuları için en büyük adım ünlü De La Espada ile ortaklık kurmalarıydı. Portekiz’de mobilya üretip Londra’daki merkezi üzerinden dünyaya satan bir şirket De La Espada. Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar’ın tasarımlarını üretme konusunda bir teklif getirmişler. Yaklaşık iki yıldır ikilinin tasarımları Autoban markası ile De La Espada tarafından üretilerek dünyada 50 noktada satılıyor.

Şu anda Autoban’ın yıllık 2 milyon euro civarında bir cirosu var. Seyhan Özdemir, beş yıl içinde bu ciroyu 10 milyon euro seviyesine taşımayı hedeflediklerini söylüyor.

7

FERDA KERTMELİOĞLU (40)

Mobilera’nın kurucusu

40 yaşındaki Kertmelioğlu, Türkiye’nin en parlak teknoloji yöneticilerinden biri. 2001 yılında kurduğu Mobilera, ilk beş yılında yüzde 6764 büyüyerek hız rekorlarını alt üst etti. Bu performansla araştırma şirketi Deloitte tarafından 2006 yılında Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketi seçildi. Ardından Kertmelioğlu’nun girişimcilik öyküsü, ünlü İngiliz gazetesi Financial Times’a konu edildi. Mobilera’nın büyüme trendi bugün de devam ediyor.

Kertmelioğlu için işin en zor tarafı şirketiyle ilgili ciro rakamı telaffuz etmek. Kuruldukları günden bugüne cirolarını 100 katın üzerinde artırdıklarını söylemekle yetiniyor.

Kertmelioğlu, Mobilera şemsiyesi altında müşterilerine yeni medya, interaktif ve mobil pazarlama, dijital reklam hizmetleri veriyor. Türkiye dışında dokuz ülkede faaliyet gösteren şirket, Türkiye haricinde Kazakistan, Gürcistan ve Moldova’da da alanında pazar lideri.

Mobil pazarlama alanında bugün şirketlerin sıkça başvurdukları SMS ile katıl kazan türü kampanyaların çoğunun altyapısında Mobilera var. Öte yandan İştecell, gnctrkcll gibi telekomünikasyon şirketlerinin kulüp uygulamalarını operatörlerle birlikte kuran da Mobilera.

Kertmelioğlu’nun zirve yürüyüşü kusursuz bir şekilde devam ediyor. Geriye tek bir önemli adım kaldı. Dünya sahnesinde yükselen bir teknoloji şirketinin, Nasdaq’ta borsaya açılması gerektiğini düşünüyor. Ferda Kertmelioğlu 2011 yılı içinde şirketini yurt dışında borsaya açmaya kararlı. Ama henüz kesin kararını vermemiş, “Konjonktüre bağlı olarak Londra Borsası da olabilir Nasdaq da” diyor.

8

TOLGA TATARİ (32) – AHMET SARI (32)

Markafoni’nin kurucuları

TOLGA Tatari ve Ahmet Sarı, Avrupa ve Amerika’da milyonlarca kişinin yaşadığı kapalı devre alışveriş deneyimini Markafoni markasıyla Türkiye’ye taşıyan iki internet girişimcisi. Dünyaca ünlü lüks markaları yüzde 70’e varan indirimlerle üyelerine sunan Markafoni, henüz iki yıllık bir şirket. Fakat bu kısa sürede, hem yabancı yatırımcıların radarına takılmış, hem de yurt dışına açılan ilk Türk internet projesi olmayı başarmış.

Markafoni’de dünyadaki benzerleri gibi sınırlı sayıda lüks ürün, kısıtlı sürede satılıyor. Sadece davetle üye olan üyeler siteden alışveriş yapabiliyor. Yani Markafoni bir anlamda özel alışveriş kulübü gibi çalışıyor. 2001 yılında Fransa’da hayata geçen vente-privee.com bu akımın dünyadaki öncüsü… Türk tüketiciler ise 2008’den itibaren Tolga Tatari ve Ahmet Sarı sayesinde bu deneyimle tanıştı.

Çoğunluk hisseleri hâlâ kurucularının elinde bulunan Markafoni’nin başarısı uluslararası fonların da dikkatini çekmiş. Yatırımcılar 2009’da Markafoni’ye 8 milyon euro değer biçmişler ve bu rakam üzerinden sermaye sağlamışlar. Destekle birlikte operasyon da genişlemiş. Henüz iki yıl olmasına rağmen 800 bin üyeye ulaşmış Markafoni. Sadece geçen Ocak’ta 80 binden fazla yeni üye Markafoni’ye katılmış. Satılan ürün adetleri ise neredeyse bir alışveriş merkezininki kadar. Aylık 100 bin parçadan fazla ürün satılıyor site üzerinden. Bir günlük ürün satışı rekoru ise tam 15 bin adet.

9

SEDAT KILIÇ (25)

Economizer’ın yaratıcısı

SEDAT Kılıç 1985 doğumlu. 2004 yılından TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’ne Türkiye derecesiyle girmiş. Alse Makine’yi ise 21 yaşında kurmuş. Bir aile dostlarının geliştirdiği, kaynak makinelerinde gaz tasarrufu sağlayan sistemi satıyormuş Ankara’da. Ama satış yaptığı sistemin eksik olduğunu fark etmiş bir süre sonra, daha doğrusu daha iyisini üretebileceğine inanmış. Ve 2008 yılında okuldaki hocalarının da desteğiyle Economizer adını verdiği ürünü geliştirmiş.

Kaynak makinelerinde kullanılan gaz miktarından yüzde 90’a varan oranlarda tasarruf sağlayan sistemin ünü kısa zamanda yayılmış. Hatta buluşun tam kriz dönemine denk gelmesi, sanayi kuruluşlarının ürüne ilgisini had safhaya çıkarmış. Yerli ve yabancı birçok basın organı Sedat Kılıç adlı genç mucitten bahsetmeye başlamış. Economizer’a talepler yağarken ürününün CE, İSO gibi belgelerini tamamlamış. İhracat için bir limited şirket kurulmuş.

Alse Makine’nin 2009 işlem hacmi dört milyon dolar. Bugün Aygaz’dan Renault’ya, Mercedes’ten Fiat’a pek çok kuruluş, Kılıç’ın Economizer’ını kullanıyor. Türkiye’de binin üzerinde fabrika bu ürünle gaz tasarrufu yapıyor.

Peki ya gelecek hedefleri? “Bu ürün Japonya’dan Amerika’ya dünyada olmayan bir sistem, talep çok fazla… Türkiye pazarı artık oturdu. Şimdi amaç dünyada yayabildiğimiz kadar yaymak. Şu an dünyada 11 ülkede var. Hedef 2010 yılında bu sayıyı 25 ülkeye kadar çıkartmak” diyor Sedat Kılıç.

10

HANDE ÇAYDAŞI (35)

Bebeshop’un kurucusu

HANDE Çaydaşı, Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirir. Pek çok arkadaşı gibi o da bankacılığı tercih eder. İşinden şikayet etmek şöyle dursun, sevmektedir de… Parlak bir kariyer beklemektedir kendisini…

2004 yılında anne olur. Ve hayatının yönü değişir. Sağlıklı, kaliteli ve işlevsel pek çok anne-çocuk ürününü satın almak ister. Ama ihtiyaç duyduğu ürünleri Türkiye’de bulmakta zorlanır. Çiçeği burnunda bir anne olarak da ürün peşinde çarşı pazar gezmesi mümkün değildir. Geçer internetin başına, çeşitli ülkelerin çeşitli şirketlerinden mal sipariş etmeye başlar.

Doğum iznini bitirip iş başı yaptığında artık bu işten sıkılmaya başladığını fark eder. İşte o zaman “Neden işi bırakıp internette bebek ürünlerini ben satmayayım ki” diye düşünür. Fazla da beklemez. 2005 yılında Bebeshop.com.tr kurulur ve satışlara başlanır. İş beklenenden hızlı gelişir. “Biraz fazla gönül verdik ve inandık bu işe herhalde” diyor Çaydaşı, ürünlere sadece ticari değil de bir anne bakışıyla yaklaşmasının da bunda etkisi olduğunu düşünüyor.

Faaliyete geçtiği ilk yılın sonunda Bebeshop’un sattığı ürün çeşidi 500’e, üye sayısı 1500’e çıkmış. İzleyen yıllarda bu rakamlar hep katlanarak artmış. Halen 8 bin farklı ürünün satıldığı sitenin üye sayısı şu anda 30 bin civarında. Ve geçtiğimiz yıl cirosu 2 milyon TL’nin üzerine çıkmış durumda. Bebeshop’un gelecek hedefleri arasında üye sayısını artırıp ciro rakamlarını büyütmenin yanı sıra, doğrudan kendi ithal edip sattığı ürün sayısını çoğaltmak da var.

————–

20 KİŞİLİK BÜYÜK JÜRİ

ALİ AĞAOĞLU (Ağaoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı), OSMAN AROLAT (Dünya Gazetesi Başyazarı), AYNUR BEKTAŞ (Hey Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi), İBRAHİM BETİL (Toplum Gönüllüleri Vakfı Başkanı), CEM BOYNER (Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı), RÜŞTÜ BOZKURT (Dünya Gazetesi Yazarı), FARUK ECZACIBAŞI (Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı), SERDAR ERENER (Reklamcı), ŞİNASİ ERTAN (Tesco Kipa Yönetim Kurulu Üyesi), NAFİ GÜRAL (Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı), RİFAT HİSARCIKLIOĞLU (TOBB Başkanı), ABDULLAH KİĞILI (Kiğılı Giyim Yönetim Kurulu Başkanı), ALPHAN MANAS (Brightwell Holdings Yönetim Kurulu Başkanı), VAHAP MUNYAR (Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü), SÜLEYMAN ORAKÇIOĞLU (Orka Grubu Yönetim Kurulu Başkanı), ALİ SABANCI (Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı), MURAT VARGI (MV Holding Yönetim Kurulu Başkanı), MUHARREM YILMAZ (Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı), AYŞEN ZAMANPUR (Silk&Cashmere Yönetim Kurulu Başkanı), AHMET ZORLU (Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı)

CNBC-e Business

Posted in HaberlerComments (0)