Etiket arşivi | "KSS"

Drucker: Hiç Şirket Yönetmemiş Bir Yönetim Dehası


 

Peter Drucker, yönetim disiplinini kuran ve bu disiplinin üzerine kendi adını kazıyan bir dahidir.

Bugün hepimizin kullandığı vizyon, misyon, kurumsal sosyal sorumluluk gibi bir çok modern yönetim kavramını ilk kez Drucker ifade etmiştir.

Organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması (delegasyon) fikrini 1940’larda ilk ortaya atan odur.

Daha 1950’lerde “Müşterisiz iş yoktur. Bir işletmenin temel amacı müşteri yaratmaktır.” sözünü söyleyen de oydu.

Drucker uzun bir ömür yaşadı, yüzlerce makale, onlarca kitap yazdı.

• “Yönetim disiplini”,

• “Liderlik”,

• “İçinde yaşadığımız dünyanın nasıl değiştiği”,

• “Yönetim disiplininin dinamikleri ve geleceği”,

• “Girişimcilik ve inovasyon”,

• “Etkili karar alma”,

• “İnsanlarla ilgili karar almanın incelikleri”,

• “Toplumsal sorumluluk bilinci”,

• “Yeni düzende yeni şirket örgütlenmesi”,

• “Bilgi toplumu ve bilgi işçileri”,

• “Değişimi yönetmek”,

• “Kar amacı gütmeyen kuruluşların yönetimi”

gibi çok geniş bir yelpazede ilham veren, yol gösteren yazılar yazdı.

Ben abartmayı sevmem;ama Drucker’dan söz ederken kullandığım sıfatlar- abartsam bile- eksik kalıyor.

Drucker, sadece yöneticilere değil kendini geliştirmek isteyen bireylere ve bu dünyayı daha yaşanılır bir yer yapmak isteyen herkese ilham verdi.

Drucker hep “Doğru soruları” sordu ve bunlara doğru cevaplar verdi.

Yöneticiler bir “yangın söndürme” telaşı içindeyken Drucker sakin tavrıyla bize önce “acil” olanla “önemli” olanı ayırmamızı ve sonra buna göre karar alıp eyleme geçmemizi önerdi.

Drucker, iş dünyasında “etkili” ve “etkin” arasındaki kafa karışıklığına değinen ilk düşünürlerden biriydi. Bu ayrım, “doğru işleri yapmakla”, “işleri doğru yapmak” arasındaki farkı ortaya koyuyordu. “Aslında hiç yapılmaması gereken işleri, büyük bir verimlilikle yapmak kadar boşa harcanan bir çaba olamaz.” derken hiç etkisi olmayacak işleri fevkalade etkin yapmanın anlamsızlığını anlatıyordu. Gerçekten de bugün hala birçok işletmenin yatırım yaptığı alanlar hep “verimlilik”(yani etkinlik) üzerinedir. Hâlbuki asıl önemli olan etkili olacak alanlarını belirleyebilmektir, çünkü sadece “verimli” olmanın tek başına bir rekabet avantajı sağlamayacağı, asıl neyin etkili olacağını belirlemenin iş sonuçları getireceği açıktır. (İngilizcesi Effective=etkili; Efficient=etkin/verimli)

1930’larda yazdığı ilk makale “Ekonomik İnsanın Sonu” (The end of economic man) ve 1940’ların başında yazdığı ikinci makale “Sanayi İnsanın Geleceği” (The future of industrial man) onu büyük üne kavuşturdu.

Bu makaleleri yazdığı yıllarda henüz kimse onun dile getirdiği konuları tartışmıyordu. 1940’larda sanayi sonrası toplumu tarif etmeye başlamıştı bile. Her zaman çağının çok ilerisinde bir vizyona sahipti. Soyut ve karmaşık konuları inanılmaz sadeleştirme yeteneği ve keskin bir öngörü kabiliyeti vardı. Sadece yönetim ve strateji alanında değil pazarlama konularında da ilham veren görüşleri vardı. Örneğin bundan elli sene önce, pazarlama sadece ürün özellikleri etrafında yapılırken Drucker, “İnsanlar duygularıyla satın alır. ” demişti.

Drucker’ın ele aldığı konuların çeşitliliği, sorduğu soruların yerindeliği ve verdiği cevapların doğruluğu şüphesiz onun entelektüel derinliğinin bir yansımasıdır. Drucker, bireyden topluma hemen her alanda geleceğin dünyasını tarif ederken Verdi operalarını, Antik Yunan heykellerini, Cizvit Rahiplerini, Napolyon’u, Mozart’ı anlatan bir yazardı. Bu nedenle Drucker‘ı okumak, hem geleceğe hem tarihe bir yolculuktur çoğu zaman.

Onu defalarca okumaktan bıkmıyorum, çünkü söylediklerinde sadece bilgi değil bilgelik de buluyorum. Bugün yazılan çoğu yönetim kitabı onun yazdıklarının tekrarıdır. Bir çok ünlü yazarın çok satan yönetim kitabı Drucker’ın söylediklerinin derlemesidir. Evet tekrar edeyim: Amerika Birleşik Devletleri’nde her biri milyondan fazla satan çok ünlü yönetim gurularının yazdıkları kitapların çoğu, Drucker’ın yıllar önce söylediği düşüncelerinden derlenmiş ve güncel örneklerle süslenmiş kitaplardır.

Dört yüz sayfalık bir yönetim kitabı, aslında Drucker’ın on sayfalık bir makalesinin genişletilmiş hali olabilmektedir. Buna benzer sayısız örnek vardır. Drucker sayesinde meşhur olmuş birçok yazar ve yönetim gurusu vardır.

Drucker‘ın yönetim ve strateji konularına yaklaşımı son derece yalın olmuştur.

Drucker, bir şirketi ele aldığında önce “Güçlü taraflarınız neler?” “Misyonunuz nedir?” gibi son derece yalın sorular sorarak başlardı. Bu sorular her şirket için cevaplaması son derece zor sorulardır, çünkü bu sorulara doğru cevap verebilmek için bir şirketin gerçekten ne yaptığını ve nereye gittiğini çok iyi biliyor olması gerekir.

Drucker’a göre her yönetim bu sorulara “evrensel” ve “vicdanî” ilkelere dayanan cevaplar vermek zorundadır. Şirketlerin “sürdürülebilir bir iş modeli” olması gerekir. Ona göre “fırsatlar beraberinde sorumluluk da getirir” . İş yapmanın özü bu sorumluluk bilincidir.

Drucker 1980‘lerde, “Serbest pazara inansam da, kapitalizm hakkında ciddî şüphelerim var.” diyordu. Bir tepe yöneticisinin en düşük maaş alan işçinin yirmi katından fazla maaş almasını eleştiriyor; bireysel çıkarların toplumsal çıkara üstün tutulduğundan yakınıyor ve bu durumu ahlâkî ve sosyal olarak affedilemez buluyordu. Drucker, ” Bunun için çok büyük bedel ödeyeceğiz.” diye uyarıyordu.

Dediklerinin hepsi gerçekleşti ve biz onun 1980‘de söylediğini otuz sene sonra daha yeni tartışmaya başlıyoruz.

Drucker, insanları suçlamak yerine her zaman sorunların köküne inip, bunların esas nedenlerini bulmaya çalıştı. Vardığı sonuçları ise son derece yalın ve doğrudan bir biçemle anlattı.

Japonya, Kore ve Tayvan gibi uzak doğu ülkelerinin Avrupa ve ABD’nin önüne geçtiğini, doğunun batıya girişimcilik ve yenilikçilikte fark attığını açıklıkla dile getirdi. Drucker bu görüşlerini dile getirdiğinde henüz kimse Uzak Doğu Mucizesi‘nden haberdar değildi.

Drucker inovasyonun CEO’nun görevi olması gerektiğini söylediğinde ve inovatif organizasyonların işleyişinin nasıl olması gerektiğini tarif ettiğinde henüz bu konuları konuşan kimse yoktu. İnovasyon konusunu ilk dile getirdiğinde inovasyon kitaplarının “best seller” olacağı 2000‘li yıllara daha otuz yıl vardı.

Drucker, Amerika Birleşik Devletleri‘nin en gözde yöneticilerini “Kendinizi beğenmişliğinizi farkedin ve bunun sizi yetersizliğe sürüklediğini görün.” diye uyaran ilk düşünür oldu.

Drucker birçok konuyu sadece ilk söyleyen olduğu için değil en iyi anlatan kişi olduğu için de önemlidir. Drucker ne söylediyse çok yalın ve çok güzel söyledi. Sadece soruları değil cevapları da sade ve anlaşılırdı. Kafamızı karıştırmadan değişen dünyayı anlamamızı sağladı. Zihnimizi açmayı, karmaşık olanı sadeleştirmeyi başardı.

Drucker, her biri çok değerli ve çığır açan çok önemli şeyler söyledi:

• “Bir organizasyonun amacı, sıradan insanların sıra dışı işler yapabilmesini sağlamaktır.” (The effective executive- HBR 1963)

• “Bugün hepimizin kendimizi yönetmeyi öğrenmesi gerekiyor”, (Managing Oneself- HBR 1999)

• “Bir zamanın başarılı şirketlerin artık başarısız olmalarının sebebi hantal, kendini beğenmiş, bürokratik olmaları değil, iş tariflerinin çağa uymamasıdır” (The Theory of the Business – HBR1994)

• “Etkili yöneticiler çok değil, az sayıda önemli kararı almayı amaçlamalıdırlar.”- HBR (Effective decision- HBR 1967)

• “Yöneticinin birinci ödevi, elindeki kaynaklarla en iyi sonucu almaktır” (The effective executive- HBR 1963)

• “Eğer tutkunuz ve aklınız varsa, nereden başlarsanız başlayın zirveye tırmanabilirsiniz.” (Managing Oneself- HBR 1999)

• “Yarının lideri karizmasıyla liderlik edemeyecek. Diğerlerinin verimli çalışabilmesi için esasları bulmak zorunda olacak”. (Information society – HBR 1997)

• “Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.” (Innovation and entrepreneurship – HBR 1985)

• Bütün başarılı girişimcilerin ortak noktası belirli bir kişilik değil, sistemli inovasyona olan bağlılıklarıdır.” (The discipline of innovation – HBR 1985)

Ben Drucker’dan çok ilham alıyorum. Görüşlerinin esasları kadar bu görüşleri ortaya koyma tarzındaki dolaysızlık ve sadelikten de etkileniyorum.

Drucker, 2005 yılında, doksan beş yaşında öldü.

Hayatında hiç yöneticilik yapmadı.

Hiç yöneticilik yapmamış bir insanın 21. yüzyılın yönetim anlayışına bu kadar güzel bir ışık tutabilmesine hayret ediyorum.

 Kaynak: Temel Aksoy

Kategori Uzman GörüşüYorum (0)

KSS Pazaryeri Bu Yıl 9 Aralık’ta


 

“İşleteme 2023, Geleceğin Şirketleri” KSS Pazar Yeri etkinliği 9 Aralık’ta Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampusu’nde gerçekleştirilecek. 

Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği, Türkiye’nin Stratejik Vizyonuna katkı sağlamak amacında olan sorumlu şirketlere uluslararası arenada örnek olacak Kurumsal Sosyal Sorumluluk çözümlerini göstermek amacı ile 2011 Pazar Yerini “İşletme 2023” adı altında düzenliyor.

“Geleceğin Şirketleri” teması ile altında düzenlenen etkinlik ile kamunun, şirketlerin, STK’ların ve akademik dünyanın birbirleri ile yakın ilişki içinde çalışmalarının sağlanması ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) alanında sağlanan gelişimin daha da hızlandırılması hedefleniyor.

İşletme 2023 nedir?

İşletme 2023 şirketlerin yaratıcı iş fikirleri geliştirme ve hem maliyetlerini düşürmek hem de ekonomik, sosyal ve çevresel ihtiyaçlara çözüm sağlamak amacıyla tüm paydaşları ile birlikte hareket etme girişimidir. İşletme 2023 girişimi, Türkiye’nin 2023 stratejilerini desteklemek için 2023 yılına kadar yüksek oranda istihdamı, verimliliği ve sosyal dayanışmayı sağlamak amacı ile kamu kuruluşlarının, şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak girişimler ile kendi paylarına düşen katkıyı yapması anlayışına dayanmaktadır.

İşletme 2023’e kimler katılmalı?

• Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023’te Türkiye’nin Stratejik Vizyonuna sağlayacağı katkıyı göstermek isteyen işletmeler,

• Türkiye’nin sürdürülebilirliği için keşfettiği yeni yolları paylaşmak isteyen şirketler,

• Kaynaklarını etkin kullanmak için keşfettiği yeni çözümleri paylaşmak isteyen şirketler,

• Paydaş ilişkilerini geliştirmek isteyen, yeni işbirlikleri kurmak isteyen şirketler,

• Cumhuriyetimizin 100. Yılında küreselleşen dünyada uluslararası arenada söz sahibi olmak isteyen şirketler.

Nasıl Katılabilirsiniz?

İşletme 2023 etkinliğine nasıl katılacağınız ve bu etkinlikten nasıl yararlanacağınız konusunda ayrıntılı bilgi edinmek için aşağıdaki kanallardan bize ulaşabilirsiniz.

İletişim: Serdar Dinler serdar.dinler@kssd.org

İşletme 2023 PazarYeri etkinliğine davetiye usulü katılınabilir.

 

 

 

Kurumsal Başvuru

İşletme 2023 etkinliğinde kurumunuzun kurumsal sosyal sorumluluk çözümünü sergilemek istiyorsanız kurumsal başvuru yapınız.

Katılım Koşulları:

• İşletme 2023 Pazaryeri Etkinliği suresince sadece 25 şirket, yenilikçi kurumsal sosyal sorumluluk girişimlerini açacakları stantlarda katılımcılar ile paylaşma şansı bulacaklardır.

• İşletme 2023 Pazaryeri Etkinliği’ne katılım ücreti 3500,00 TL+KDV’dir.

• Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği kurumsal üyelerine %50 indirim* uygulanacaktır.

• Değerlendirme Komitesi tarafından seçilecek 50 kurum, 1 KSS çözümü ile İşletme 2023 Pazaryeri alanında stantlarda sunum yapabilecektir.

Bireysel Kayıt

Bireysel Katılım Ücretsizdir. Başvuru için bizimle iletişime geçiniz. kssd@kssd.org adresine başvurabilirsiniz.

İşletme 2023 Geleceğin Şirketleri Ödülü

Her yıl düzenlediğimiz Pazar Yeri ödülü bu sene İşletme 2023 vizyonuna uygun olarak 3 farklı kategoride verilecektir.

İşletme 2023 “Geleceğin Şirketleri” Yarışması’nda her şirket yürüttüğü bir KSS çözümü ile başvuru yapacaktır. Şirketlerin katılımcılar ile paylaşacakları KSS uygulamaları Corporate Social Responsibility Europe (Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği) ulusal ortakları ve kurumsal sosyal sorumluluk uzmanlarından oluşan Değerlendirme Kurulu tarafından incelenecektir. 3 farklı değerlendirme sonucu ödüller dağıtılacaktır.

1. Değerlendirme Kurulu tarafından KSS Çözümleri Birincilik İkincilik ve Üçüncülük Ödülleri verilecektir.

2. Şirketlerin KSS çözümleri ayrıca İşletme 2023 Pazaryeri Etkinliğine katılan katılımcıların oylamasına da sunulacaktır. Katılımcıların oylaması ile seçilecek KSS uygulamasına “Paydaş Ödülü” verilecektir.

3. Kurumsal Sosyal Sorumluluğun yaygınlaştırılması ve bilinç geliştirilmesi kapsamında liderlik eden şirketlere ise, “Jüri Özel Ödülü” verilecektir.

Değerlendirme Komitesi

Serdar Dinler,

Genel Başkan, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği

 

Richard Howitt,

AB Parlamenteri, AB Parlamentosu Kurumsal Sosyal Sorumluluk Röportörü

Jan Noterdaeme,

KSS Avrupa, Stratejisi, AB Komisyonu Paydaş ilişkileri Danışmanı

Tomass Dodd,

KSS Koordinatörü, AB Girişimcilik Grubu

Sir Stuart Rose,

Başkan, Business in the community (Yönetim Kurulu Başkanı, M&S), İngiltere

Xavier Sinéchal,

Başkan, Business & Society Belçika (CEO of Axima Services ve Fabricom, Executive Vice-President Suez Enerji Hizmetleri), Belçika

Nicolaos Analytis,

Başkan, KSS Helenik Network (TITAN Çimento Yönetim Kurulu Üyesi), Yunanistan

Federico Falck,

Başkan, Sodalitas (Yönetim Kurulu Başkanı, Falck Group), İtalya

Willem Lageweg,

Direktör, MVO Hollanda, KSS Hollanda

İşletme 2023 Pazar Yeri Programı

9 Aralık 2011, Cuma

09:00-09:30 Kayıt

Açılış Konuşmaları

09:30 Serdar Dinler, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği Genel Başkanı

09:45 Stefan Crets, Genel Direktör, CSR Europe

10:00 Marcin Wilczek, Büyükelçi, Avrupa Birliği Donem Başkanlığı, Polonya Cumhuriyeti Büyükelçiliği

10:15 Henry Jackelen, UNDP İş Dünyası Bölümü Başkanı

10:30 Prof. Dr. Mustafa Aydın, Rektör, Kadir Has Üniversitesi

10:45 Cevdet Yılmaz, T.C. Kalkınma Bakanı

11:00-16:30 İşletme 2023 Pazaryeri Açılışı ve Ziyareti

16:30-18:00 İşletme 2023 Ödüllerinin Açıklanması

18:00 Kapanış Yer Kadir Has Üniversitesi Cibali Merkez Kampusu  

 

KurumsalSosyal.com

Kategori HaberlerYorum (0)

Akbank Çevreye Zararlı Projeye Kredi Vermeyecek


Çevre konusunun giderek önem kazandığını belirten Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, çevreye zarar veren projeler ya da çocuk işçi çalıştırdığı saptanan şirketlere kredi vermeyeceklerini açıkladı.

Türk bankaları arasında “Sürdürülebilirlik Raporu” yayınlayan ilk banka olan Akbank, bundan sonra gençlik, eğitim ve çevre konusunu öne çıkaracak. Özellikle çevre konusunun giderek önem kazandığını söyleyen Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, çevreye zarar veren projeler ya da çocuk işçi çalıştırdığı saptanan şirketlere kredi vermeyeceklerini açıkladı. Son günlerde protestolara neden olan Ilısu Barajı’nın bu konuda son kredi olacağını söyleyen Dinçer, “Türkiye son on yılda çok değişti. Çevre çok önem kazandı. Türkiye’de yaşayan, çalışan, karar veren herkesin buna saygı göstermesi ve ayak uydurması lazım. Bu duyarlılık bizim gibi her kurum için öncelikli olacaktır. Çevreye zarar veren proje krediden geçemeyecektir” dedi.

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, Perakende Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Vekili Hakan Binbaşıgil ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Hayri Çulhacı, üç yıldır hazırladıkları “Sürdürülebilirlik Raporu’nu” Sabancı Center’da dün bir grup gazeteciye açıkladı. Akbank’ın sürdürülebilirlik açısından uyguladığı tüm politikaları bir araya getiren bu raporla Akbank’ın birçok açıdan kendisini değerlendirme imkânı bulduğunu belirten Sabancı, “Kurumsal Sosyal Sorumluluk Komitesi oluşturduk. Komitenin başkanı Hayri Çulhacı oldu, ben üyeyim. Bu raporu birlikte hazırladık. Müşteri memnuniyetinden çevre konularındaki durumumuza, misyonumuzdan organizasyon yapımıza kadar her konuyu bir arada görme imkânı bulduk” dedi.

Şeffaflık yeniden önem kazandı

Raporun 62 yıldır süren “şeffaflık” anlayışının bir ürünü olduğunu da sözlerine ekleyen Dinçer, “Bunları Türkiye’de bankacılık sektöründe ilk kez Sürdürülebilirlir Raporu’nda topladık. Raporu bürokrasiye, Ankara’daki bürokratlara, resmi kurumlara gönderdik. Sürdürülebilirlik büyük kuruluşlar için çok önemli olduğu için Sosyal Sorumluluk Komitesi kurulduğunu bildiriyoruz” diye konuştu.

Dinçer, sürdürebilirlik, şeffaflık gibi konuların global finansal krizde yeniden önemli hale geldiğini ve tüm dünyada son 10 yılda düşünülür olduğunu dile getirerek “Global krizde gördük ki çok büyük firmalar ciddi sorunlar yaşıyorlarmış. Mesela Enron. Dolayısı ile bu sorunlar bugün gündeme geldiği için ‘biz de Akbank neler yapıyor’ diye baktık. Dünyada global sorunlar yaşandı. Türkiye bankacılık sektörü ise bu sorunları 2001′de yaşamıştı. Şimdi ise Türk bankaları parmak ısırtıyor. Ancak bütün bunlar yaşanırken de sürdürülebilirlik kavramı hep vardı. Saadet zincirlerinin çeşitli yerlerde kırılması ile daha çok ortaya çıktı, daha çok tartışılır oldu. Bu kavram Akbank’ta hep vardı. Benim mentorum Erol Beydir, Oğuz Karahan’dır. O zamandan beri vardır” dedi.

Sürdürülebilirlik kavramında artık sadece finansın bulunmadığını eğitim, gençlik ve çevrenin öne geçtiğini de sözlerine ekleyen Sabancı Dinçer, çevre konusunun okullarda derslerde bile işlenmeye başladığını belirterek kredi verme standartlarını da buna göre değiştirdiklerini anlattı.

Çocuk çalıştırana da kredi yok

Bu değişiklikler hakkında bilgi veren Hayri Çulhacı ise etik kurallarla ilgili yeni standartlar geliştirdiklerini belirterek, “Uluslararası GRI’ın çocuk emeği gibi standartları var. Bizim etik ilkelerimize koymamışız onu. Alâkasız olduğu için. Kredi politikalarında bu yoktu, şimdi giriyor” dedi. Bu tarihten sonra sigortasız işçi çalıştıran firmalara kredi vermeyeceğiz mi diyorsunuz? sorusuna Çulhacı, “Biraz da gerçekçi olmak lazım. Yani Akbank’ın çocuk çalıştırıp çalıştırmadığına bakacak durumu yok. Ama çocuk çalıştırdığı konusunda şaibeli, bir mahkeme kararı varsa vermeyeceğiz. Çevre konusunda da bağımsız raporlar var. ÇED raporları var. Bunlara bakacağız” açıklamasını yaptı.

Bunun üzerine Garanti Bankası ile birlikte Ilısu Barajı’na kredi sağlayacak bankalar arasında adı geçen Akbank’ın çevreyi etkileyeceği için eleştirilen bu baraja kredi verip vermeyeceği sorusuna ise Çulhacı şu yanıtı verdi:

“Ilısu bir devlet, hazine projesidir. Taahütleri veren odur. Bizim beklentilerimiz ortada yerine getirilmesi gerekir. Bu bugünün hadisesi değildir.”

Duyarlı olmak zorundayız

Bu konuda internette Akbank ve Garanti’ye karşı bir kampanyanın olduğunun hatırlatılması üzerine ise Sabancı Dinçer, şu yanıtı verdi:

“Bu konuya şöyle bakmak lâzım. Türkiye son on yılına baktığımız zaman çok hızlı değişiyor. Bence ülkemizde bazı kavramlar önem arzediyor. Bu kavramlara Türkiye’de yaşayan çalışan karar veren herkesin saygı göstermesi ve ayak uydurması lazım. Eskiden bu konuda sivil toplum örgütleri veya birkaç grup başı çekerken şimdi bakıyoruz kamuoyunda bu konuda bir duyarlılık var. Nasıl artık kağıt kullanımına dikkat edelim diyoruz. Bu çevre ile ilgili kredilerde de bankalar bence daha dikkatli olacaktır. Şimdi bu konuda çevre açısından o kredinin ‘tamamdır, uygundur’ diye notu olması gerekiyor. Bu çok yeni bir uygulama. Önemli olan herkesin doğru yerde doğru noktaları yakalayıp bundan sonraki faaliyetlerinde ülkenin menfaatine uygun davranmasıdır. Ilısu bizim için son örnek olacaktır.”

Jale Özgentürk / Referans

Kategori KSSYorum (0)