Etiket arşivi | "liderlik"

Yeni Mezunlar Liderliği Öğrenmeden Yöneticilik Peşinde


İş yaşamında aceleci davranan gençler daha tecrübe kazanmadan yönetici statüsünde iş arayışına giriyor. Deniz Ceylan Kılıçoğlu, bu durumda çoğunun bir işe yerleşemediğini söylüyor.

İş yaşamında ailenin, çevrenin ve toplumun da etkisiyle bir an önce statü sahibi olmaya çalışan gençler, daha mezun olur olmaz yönetici olma peşine düşüyor. Yeni mezun olan işletme öğrencilerinin bile yönetici pozisyonlarına başvuru yaptığına dikkat çeken Yenibiriş.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçoğlu, bunların çoğunun bir işe yerleşemediğini ifade etti.

İş yaşamında artık bazı ünvanlar tarihe karışmaya başlarken, şirketler iş ilanlarında kulağa daha profesyonel gelen, pozisyonları daha önemli gösteren ünvanları kullanmaya başladı. Örneğin “tezgâhtar” yerine “satış danışmanı”, “raf görevlisi” yerine “stok ikmal yöneticisi”, “sekreter” yerine “yönetici asistanı”, emlakçı yerine “gayrimenkul danışmanı” ya da “odacı” yerine “office-boy” gibi daha sofistike ünvanlar kullanılmaya başlandı.

Bu durumu gençlerin ünvan arayışında olmasına bağlayan Deniz Ceylan Kılıçoğlu, her yıl 800 bin gencin işgücü piyasasına girdiğine dikkat çekerek, “Bu gençlerin çok büyük bir bölümü hedefsiz, amaçsız. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çoğu ünvan peşinde” dedi. Yine gençlerin perakende sektöründe mağazacılıkta çalışmayı bir meslek olarak görmediklerini, sadece birkaç aylığına yapılacak geçici bir iş olarak baktıklarını anlatan Kılıçoğlu, “Kimse ‘tezgâhtarım’ demek istemiyor. İşverenler de allayıp pullayıp ünvan yaratmaya çalışıyor. Tezgâhtar yerine ‘satış danışmanı’ deniyor. Böylece hem daha çok, hem de daha iyi başvuru alıyor” açıklamasında bulundu.

‘Ailem beni tezgâhtar olayım diye mi okuttu’ yaklaşımı var

Türkiye’nin nitelikli işgücü sıkıntısı olduğunu belirten Kılıçoğlu, işgücü piyasasında arzla talebin örtüşmediğini vurguladı. Eleman ihtiyacına rağmen işsizler ordusu olduğuna değinen Kılıçoğlu, bunun eğitim sisteminden kaynaklandığının altını çizdi. Kılıçoğlu, şunları söyledi: “Çocukluktan itibaren ailenin, çevrenin, toplumun etkisiyle gençler hep ünvan, statü peşinde koşuyor. Mezun olduklarında da buna bir an önce ulaşmanın peşinde oluyorlar. Mücadele mezun olunca başlıyor. Ama gençler bu gözle bakmıyor. Çünkü bu şekilde yetiştirilmiyorlar. Geçen yıl Pricewaterhouse Coopers’la (PWC) birlikte yaptığımız bir araştırma ortaya koydu ki, gençlerin meslek seçiminde en çok ailelerinden etkileniyorlar. ‘Ailem beni tezgâhtar olayım diye mi okuttu’ yaklaşımı var.”

Yeni mezun olan işletme öğrencilerinin bile yönetici pozisyonlarına başvuru yaptığına dikkat çeken Kılıçoğlu, bunların çoğunun bir işe yerleşemediğini ifade etti. Gençlerin “bize okulda her şeyi öğretiyorlar” diye düşündüğünü anlatan Kılıçoğlu, “Tabii bu poziyonlara giremiyorlar. Öte yandan, birçok yerde de aday aranıyor ama onlara başvurmuyor. İşi beğenmiyor. Ama bir yerlerden başlamak önemli. Bir işi öğrenmek için o işin en altından başlamak lâzım. Bu algıyı değiştirmek önemli” diye konuştu.

Ucuz işgücüne odaklanan uzun vadede acısını çekiyor

İşleri gereği birçok konferansa katıldıklarını anlatan Kılıçoğlu, bu konferansların büyük bir bölümünün de “yönetim ve liderlik”le ilgili olduğunu söyleyerek, “Tabii ki yönetimi öğrenmek gerek, tabii ki liderlik önemli. Ama yönetici olmayı öğrenmeden önce bir iş öğrenmemiz gerekiyor. ‘Ne iş yaparız’a değil ‘kaç kişiyi yönetiriz’e odaklanılıyor. Oysa ki, yöneticilik insan yönetmekten ziyade iş yönetmektir. İnsanı yönetemezsiniz. Ancak insanın motivasyonunu yönetirsiniz. Zorla hiç kimseye hiçbir şey yaptıramazsınız. Gençlerin statü ve ünvandan ziyade iş üretmeye odaklanmalarını sağlamak gerekiyor” dedi.

Kılıçoğlu, kizde birçok işletmenin maliyet düşürmek için yüksek ücretli personelinden feragat etmek zorunda kaldığını da hatırlattı. “Bu kriz diğer krizlerden farlı olarak yöneticileri çok vurdu” diyen Kılıçoğlu, “Çünkü firmalar 10 tane uzman yardımcısından feragat etmektense, iki tane yöneticiden feragat ettiler. Ucuz işgücüne odaklanınca üretim ve hizmet kalitesi de düşüyor, işveren de bunun acısını uzun vadede çekiyor” diye konuştu.

Referans

Kategori HaberlerYorum (0)

Leadership and Entrepreneurship


Moderator David Fialkow would “love to tell you I’m wicked brilliant, analytical, clairvoyant, but I’m not.” As he sees it, a large part of business success depends on “the people you meet, and understanding how relationships lead to other things.” One member of Fialkow’s extensive yet intimate business network is Ben Fischman, who affirms this emphasis on relationships as he recounts his own journey through several enterprises.

Kategori VideoYorum (0)

Yöneticileri Korkutan, Günü Yakalayamayan Liderler Olduklarını Kabul Etmek Zorunda Oldukları mı?


Bu aralar girdiğim ortamlarda sektör ve bölüm fark etmeksizin benzer bir konu gündemde. O da, şu meşhur Y Jenerasyonu’nun yöneticileri kara kara düşündürüyor olması.

Hemen hemen hepsi, Y jenerasyonunun ne kadar farklı olduğu ve dolayısıyla Baby Boomer ve X jenerasyonuna dahil yöneticilerin onları yönetmekte ne kadar fazla zorlandığı konusunda birleşiyor.

Nedense yöneticiler dönüp de şu soruyu sormuyor kendilerine: ‘Y Jenerasyonunu anlamıyor olmam onların farklı olmasından mı kaynaklanıyor sadece yoksa benim günü takip edemeyen bir yönetici olmamdan mı?’ Çok önemli bir nokta olduğunu savunuyor ve benzer sorunu yaşayan yöneticilere biraz da sorunu kendilerinde aramalarını öneriyorum.

Evet, Y Jenerasyonu farklı. Ama hayat zaten farklılaştı. Üstelik bu farklılaşma 15 yıl önce başladı. Teknolojideki gelişmeler yaşam tarzımızı, iletişim tarzımızı, hayat stillerimizi, iş yapış şekillerimizi tamamen değiştirdi. Bunu değiştirenler sadece Y Jenerasyonuna mensuplar da değil. Bu önemli bir noktadır. Onlar, bu değişen sistemleri ayrıca sıkı takip edebilenlerdir.

Çok ufak boyutlu bir örnek size: Türkiye’de baby boomer ve hatta X kuşağı dahi malesef henüz email ile dahi arası pekiyi olmayan yöneticilerden oluşabiliyor. Durum böyle olunca, tek tip iletişimde ısrarcı oluyorlar haliyle. Y jenerasyonu daha esnek bir iletişime sahipken, baby boomer’ların arası teknolojiyle iyi olmadığından, hep kendi tercihleri olsun istiyorlar: yüz yüze görüşelim! telefonla görüşelim! Bilgi çağında yaşadığımız ve işlerin hep daha hızlı ve daha verimli olmasını istediğimiz bu dönemde herkes koşturmaca içindeyken, sabit telefonla birilerine ulaşmak zaten zor. Yüz yüze görüşme de her zaman gerekli değil— aynı email’in her zaman yeterli olmadığı gibi… Baby boomer ve X kuşağı tek tip düşünme eğiliminde olduklarından ve malesef değişime ayak uyduramadıklarından, y jenerasyonunu anlamakta zorluk çekiyorlar. Y kuşağının farklı olduklarını söyleyerek, üzerlerine düşen sorumluluğu ve günü takip edemiyor oldukları gerçeğini de kabul etmeyi öteliyorlar.

Y kuşağının da yöneticilerini anlamaya ihtiyacı var elbette ve onların üzerine düşen sorumluluklar da büyük. Ne var ki bir yöneticinin asıl işi insan ve iş yönetimi ise, sorumluluğun yükü belki de biz şirket yönetimlerinde. Bakın liderlik tanımlarından biri size:’lider çalışanlarına, umut verir, heyecan verir, cesaret verir, yetki verir, sorumluluk verir, moral verir, bilgi verir, kendine değer verir, destek verir, güç ve enerji verir’ deniyor. Geleceğin lideri, standart üstü lider tanımı ise şöyle: Standart üstü lider, geleceğe dönük, değişimin bütün yönleri ile derinlemesine, farkındadır. Öyleyse, günü takip edemeyen liderler, çalışanlarına nasıl umut verebilir, nasıl liderlik yapabilir?

Fatmanur Erdoğan

www.kariyeryolculugu.com/blog

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)


Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?