Etiket arşivi | "markalaşma"

Marka Çekim Gücü ile Kazanan Marka Yaratmak


Argus’un pozitif psikoloji kavramından esinlenerek geliştirdiği marka yönetim modeli BRAND-LINX, marka konumlama kavramının¹ yerine “marka çekim gücü” kavramını öneriyor.

Tüm dünyanın saygısını kazanmış ve yaygın şekilde günlük marketing jargonuna girmiş konumlama gibi bir kavram varken neden yepyeni bir kavramı öne sürdüğümüzü garipseyebilirsiniz. Hatta belki de biraz küstahça bulabilirsiniz. Ancak özüne indiğinizde konumlama kavramı gerçek anlamda sadece oligopolistik yapıdaki, yani iki buçuk oyunculu, ürün veya hizmet kategorilerinde çalışıyor. Özellikle poliopolistik, yani aynı anda birçok oyuncunun birden aktif olduğu pazar koşullarında, konumlama kavramı gerçek anlamda iş görmüyor. Neden? Çünkü konumlama yaklaşımı tüketici zihninde lider olunması gereken bir sınıf yaratılması gerektiğini önerdiği için, çok oyunculu pazarlarda pazar kârlılığı ve büyüme potansiyeli sınırlı olan birçok segment ortaya çıkıyor. Markalar, daha da küçülen segmentlerin içine hapsolup kalıyor. Bugün, şampuan, deodorant, otomobil, bankacılık (kredi kartları), cep telefonu, bilgisayar, elektronik, perakendecilik, sağlık hizmetleri, moda, tatil ve eğlence, yemek-içme kategorilerinde nasıl konumlama yapabilirsiniz ki? Onlarca markanın olduğu bir pazarda konumlama teorisi iş görmez. Bunun maliyeti, içine sıkışılacak olan küçücük segmentin getirisi ile karşılaştırılmayacak kadar yüksektir. Yüksek rekabetin olduğu tüm pazarlarda, pazar başarısı için gereken şey “markanın çekim gücünü artırmaktır”. Apple’ın iPhone’u bir konumlamaya sahip olduğu için mi çok başarılı oldu? Keza iPod? Tabii ki, hayır! Apple’ın çok sonra adım attığı her iki pazarda da başarısı, çok yüksek çekim gücüne sahip, son derece “yalın” çözümler sunmasından geliyor. Yüksek çekim gücüne sahip markaların (örneğin Sütaş, Coca-Cola, Lay’s, Omo, Garanti Bankası, Ikea ve Zara gibi) diğer markalardan çok önemli bir farklılığı var: Tüketicilerine mutluluk veriyor olmaları. Bunun ardında ise pozitif mesajlarla etraflarında güçlü bir çekim yaratıyor olmaları yatıyor.

Dilerseniz gelin marka çekim gücü dediğimiz kavrama biraz daha yakından bakalım:
Marka çekim gücünü oluşturan 4 temel bileşen var:
1. Yetkin Olmak
2. Özgün Olmak
3. İlişki Kurmak (ve Hayatın Akışına Anlam Katmak)
4. (Kendine) Güven Duymak veya Yaratmak

YETKİN OLMAK ve MARKA YÖNETİMİ

Yetkinliği yüksek bir marka, kendi yetenekleri (yani yapabilirlikleri) ile

tüketicilerin kısa veya uzun dönemli yaşam amaçlarını gerçekleştirebilir kılan markadır. Yüksek yetkinlikteki markalar tüketicileri için bir çeşit “kaldıraç” görevi üstlenirler. Bu markalar, tüketicilerini olmak istedikleri yere taşıyan, görev ve sorumluluklarını yerine getirmelerine yardımcı olan veya hayatları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmalarını sağlayan markalardır. Örneğin Ikea ve Zara birer yetkinlik markasıdırlar. Her ikisi de insanların tempoya uyum sağlamalarına yardımcı olur. Lüks olarak algılanan şeyleri demokratikleştirir ve birçok kişinin erişebileceği hale getirirler. Ikea sayesinde zevkli döşenmiş bir evde yaşamak hem kolay hem de ulaşılabilirdir. Keza Zara sayesinde de modaya uymak, güncel bir kimlikle kendini yenilemek mümkündür. Bu örnekler dışında yetkinliğini daha küçük bir grup insan için kullanmayı seçmiş markalar da vardır. Örneğin Mercedes, başarılı hissetmeyi/görünmeyi mümkün kılan bir markadır.

ÖZGÜN OLMAK ve MARKA YÖNETİMİ

Özgün markalar, insanların hareket alanlarını, kimliklerini ve yaşam tarzlarını ifade etmelerini kolaylaştıran markalardır. Özgün markaların hemen hemen tümü pazar paradigmalarının dışında yepyeni veya tamamen farklı faydalarla öne çıkarlar. Örneğin Coca-Cola, özgün formülüyle, diğerlerinin veremediği kadar çok ferahlık, gençlik, haz ve mutluluk sunmayı vaat eder. Başka bir örnek Apple iPhone: Tüm cep telefonu markaları daha fazla sofistikasyon (daha karmaşık özellikler) peşinde koşarken, iPhone şaşırtan bir sadelik ve kolaylıkla cep telefonu kullanımını hem daha basit hem de daha kişisel hem de daha eğlenceli hale getirdi.

İLİŞKİ KURMAK (ve Hayatın Akışına Anlam Katmak) ve MARKA YÖNETİMİ

İnsan yaşamı bir akış halindedir ve çoğu zaman bu akış çok yüksek bir hızdadır. Hemen her şey bu akışın içinde kusursuz şekilde görevini yerine getirebildiğinde sadece “uyum” (yani tatmin) gerçekleşir. Ancak, bir mutluluk için insanlara uyumdan daha fazlasını veren, hem “anlam” hem de “haz” duygusunu aynı anda yaşatacak şeylere ihtiyaç vardır. Marka yetkinliği burada önemlidir, çünkü tüketicinin hayatına büyük veya küçük bir anlam katmak başlı başına güçlü bir çekim nedenidir. Örneğin Omo: tüm diğer çamaşır deterjanları daha fazla beyazlık, daha fazla leke çözme peşinde koşarken, Omo yaşamın akışını daha doyumlu yaşamanın önemine dikkat çeken “Kirlenmek Güzeldir” temalı bir iletişim yolu seçti. Omo’nun özde söylemek istediği şey, kirlerin yaşamın tadını çıkarmaya engel olmaması gerektiği. Giysiler kirlenebilir ancak nasıl olsa yeniden temizlenir. Oysa, kirlenmemek uğruna yaşamı ertelemek geri getirebilecek bir şey değildir.

KENDİNE GÜVEN ve MARKA YÖNETİMİ

Kendine güven, insanların çok azının sahip olduğu bir duygudur ve eğer yoksa mutlaka ödünç alınmalıdır. Bu yüzden “kendine güven duygusu” markaların kolaylıkla görmezden gelebileceği bir duygu değildir. Güçlü bir vizyona sahip olmak, ne istediğini bilmek, sözünü açık ve net şekilde esirgemeden söylebilmek, kendinin veya değer verdiklerinin hakkını aramak en güçlü kendine güven işaretledir. Buna en iyi örneklerden birisi: Body Shop markasıdır. İnsanı, hayvanı ve bunların her ikisi içinde en temel yaşam alanı olan çevreyi koruyup esirgemeyi seçen, dahası seçmekle kalmayıp bunun neredeyse aktivistliğine soyunan Body Shop, tüm kişisel bakım markaları arasından çok net şekilde sıyrılıp, güçlü bir çekim yaratmayı başarmış bir markadır.

Bora Alçı

Kaynak

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Kişisel Marka Olmak!


Kişisel marka günümüze ait bir kavramdır ve bizi geleceğe taşıyacaktır. Görünürlük, ulaşılabilirlik hızla artarken, kişiselleşirken ve kolaylaşırken önemi daha da artmaktadır.

Kişisel marka bilinci özellikle içinde bulunduğumuz dönemi de dikkate aldığımızda profesyonel yaşamda çeşitli görev ve amaçlarla yer alan kişinin yarattığı etki ile iz bırakma ve değer yaratma gücünü artırıyor. Markaların bile kişiye özel davranmasının söz konusu olduğu günümüzde kişisel marka çok önemlidir. Kişisel farklılıklar öne çıktıkça, kişinin başarı isteği ve azmi oldukça “kişisel marka” çalışmaları önemini artıracaktır.

Gelecek için çalışmaktır, kişisel marka.

Son yıllara kadar marka kavramı yalnız iş dünyasında konuşulur, tartışılırdı. Günümüzde toplumsal hayatın her alanında bir marka olma çabası başladı.

Marka olmak statü sağlıyor, yüksek ve istikrarlı kazanç anlamına geliyor. Seçilmek ve tercih edilmek anlamına geliyor. Kişisel marka olmak siyasette ve sivil toplum örgütlerinde de değerinizi artırıyor. Günümüzde her şey, ülkeler bile marka oluyor. Turizmde, dış ticarette başarılı ve dünya politikasında etkili olmanın yolunun ülkenin marka haline gelmesinden geçiyor. Sadece sanat, eğlence, politika ve iş dünyasında ki kişiler değil marka olmak isteyenler, birçok kişi kendi dünyalarında ve alanlarında “kişisel marka” olmak için çalışıyorlar.

Kişisel marka bugüne ait bir kavramdır ve bizi geleceğe taşır.

Kişisel Marka Nedir?

Kişisel marka olmak; istediğiniz kendiniz olmayı başarmak ve profesyonel yaşamınıza bunu aktarmayı başarmak diyebiliriz kısaca. Kişisel Marka, kişinin yaşamda sahip olduğu her şeyle; özü, sözü, imajı ile hedef kitlesine/müşterisine verdiği mesaj, yarattığı fark, kendine, işine ve ilişkilerine kattığı değerlere dayalı bir kimlik tanımlamasıdır. Öncelikle kendinizi ve özel farklılıklarınızı belirlemenize, sonra başarınızı bunlar üzerinden gerçekleştirmenizi sağlar.

Markanız; yeteneklerinizin, değerlerinizin ve tutkularınızın ifadesi olur. Kişisel marka, kendinize biçtiğiniz değerdir ve başkalarının, yani hedef kitlenizin kendinize biçtiğiniz değeri anlamasıdır.

Nasıl kişisel marka olunur?

Prensipleriniz marka değerlerini, karakteriniz marka kimliğini, görünüm ve imajınız logoyu, isminiz ise markanızı belirleyecek.

Yani her şey “SİZ” in sorumluluğunuzda. “SİZ”i, yani markanızı ortaya koymak için kullanacağınız, algılanmasını istediğiniz kişilik, marka kişiliğinizdir. İletişimin temel ilkesi olan 5N 1K’yı kişisel markanızı yaratırken bir pusula gibi kullanmalısınız. Markanızın öz değerleri, mesajı, kişiliği ve imajı sizin tanımını çok iyi bildiğiniz ve inandığınız “SİZ” olmalıdır.

“Kendimize odaklanmalı, sahip olduğumuz kaynaklarımız, içimizden çıkardığımız, geliştirdiğimiz özelliklerimiz ile güçlendirdiğimiz bir konumlandırma ile marka olmalıyız.”

Kariyer için çok çalışmak ve doğru işler yapmak yeterli değil sadece. Başarının yolu kendinizi bir çalışan olarak değil, bir marka olarak görüp, kendinizle ilgili algıları yönetmekten geçiyor.

Odaklanın.

Sadeleşin.

Görünür, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olun.

Kendinizi bir kurumsal şirket markası olarak düşünün. Şirketin adı, sizin adınız “Ben A.Ş.”

Kendinizi nerede görüyorsunuz?

Kendinizi nerede ve nasıl görmek istiyorsunuz?

Markanızı güçlendirmek için neler yapmanız gerekiyor?

Beş yıllık bir dönem için kendinize bir kariyer/pazarlama stratejisi hazırlayın ve olası bir yol haritası çizin. Kişisel SWOT analizinizi çıkartın. Benzersiz yanlarınızı ortaya çıkartın. Uzmanlık konunuzu seçin. Kendinize yatırım yapacağınız alanları belirleyin ve planlayın. Gelişmesi gereken bilgi, beceri ve yetenekleriniz için harekete geçin. Kişisel isteklerinizi (motivasyonunuzu) besleyen kaynağı keşfedin. Kişisel ürününüz nedir? Ve ürününüzü geliştirecek yaratıcı çözüm önerileriniz nedir? Toplumsal sorumluluk alanınız nedir?

Markalaşın. Satılan değil, alınan şey markanız olsun. Yaşamda başarılı olmak istiyorsanız, kendinizi bir marka olarak kabul edin ve buna göre davranın.

Yasemin Sungur

Kaynak

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)


Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?