Etiket arşivi | "Menekşe Polatcan Serbest"

İnternette Etkin Satış Tekniklerini Uzmanı Anlatıyor


BusinewsEticaret ile ilgili konulara geçmeden önce sizin kariyer hikâyenizi ve e-dünyayla nasıl buluştuğunuzu öğrenebilir miyiz?

Anıl Altaş: Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Mezunuyum. Yüksek öğrenimimi, Londra Üniversitesi’nde Finansal matematik ve  Bilgi Teknolojileri ve Uygulamaları üzerine yaptım.

Finans, otomotiv, Perakende ve internet sektörlerinde 10 yılı aşkın bir kariyer geçmişim var. Teknoloji Holding’te çalıştığım yıllarda, Silikon Vadisi’nin engebeli yollarını arşınlarken, Amerika, Avrupa ve Türkiye’den bir çok girişim projesini inceleme ve farklı aşamalarında çalışma şansına sahip oldum.  Bireysel ve kurumsal olarak sıfırdan internet projesi kurma ve yönetme konusunda deneyim kazandım. Avrupa’nın en büyük perakende şirketlerinden  Tchibo’nun Türkiye online satış kanalının kuruculuğu ve Türkiye’de eticaret denince ilk akla gelen markalardan Hepsiburada.com Pazarlama Müdürlüğü görevlerinde bulundum. Şu anda, Eğitim Akademi firmasında, Eticaret, internette etkin satış teknikleri, bireysel ve kurumsal markanın sosyal medyada aktif kullanımı ile ilgili  eğitimler veriyorum, eticaret danışmanlığı yapıyorum.

Businewsİnternet geleneksel ticarete yepyeni bir boyut kazandırdı ve zenginleştirdi. Eticaret ışığında gelişen iş modelleri konusunda bilgi verebilir misiniz?

AA: Geçmiş dönemlerde, İpek Yolu, Baharat Yolu, Kral Yolu’nu arşınlayarak birbirlerine ulaşmaya ve ticaret yapmaya çalışan yüzlerce farklı kültürden insan, şimdilerde, modern çağın nimeti olan internet ve dijital teknolojileri kullanmayı yeğliyor. Fütürizm Derneği Başkan’ı Ufuk Tarhan’ın  esprili deyişiyle, ”Artık ekmek taştan çıkmıyor, alın teri ile kazanılmıyor veya aslanın midesinde kapılmayı beklemiyor! Şimdi ekmek, yani, para; ticanet ( ticaret + internet) yapanların, teknoloji kullanarak, akıl teri dökenlerin oluyor.”

Bana göre eticaret ise, ”Amacı para kazanmak olan ve internet üzerinde gerçekleştirilen her türlü legal eylem.” Bu aşamada, farklı bir çok iş modeli karşımıza çıkıyor. Klasik olarak, B2c tarafında, elektronik perakendeciler dediğimiz, farklı kategorilerde ürün satan ve bir çok tedarikçinin ürününe ulaşılan Hepsiburada.com gibi siteler dışında, tek tıkla uçak bileti, piyango bileti, tatil veya pazar kahvaltınız için peynir ve domates alabileceğiniz siteler de mevcut.

Ürün ve hizmet karşılaştırma siteleri, eticaretin hayatımızı renklendiren ve kolaylaştıran iş modellerinden. C2c e-ticaret modeli kapsamında, e-pazaryeri kategorisinde yer alan Gittigidiyor.com’un liderliğindeki 2. el alışveriş ile ilan ve e-ticaret sitesi Sahibinden.com’u en güçlü oyuncular olarak sayabiliriz. Bunlar dışında, 2009 yılının eticaret alanında trend sayılabilecek iş modeli, Markafoni.com’un öncülük ettiği özel alışveriş kulüpleriydi. 2010 için ise, Sehirfirsati.com’la kısa süre önce başlayan grup alış veriş sitelerinden bahsedebiliriz. Bizim kültürümüzde, genelde düğünlerde gelinlik kiralama olarak vuku bulan, yurtdışında ise kadınlara yönelik aksesuar tarzı ürünlerin internet üzerinden kiralanması hedefiyle kurulan Luxinabox.com gibi değişik ihtiyaçları karşılamaya yönelik iş modelleri de mevcut.

Eticaretle birlikte gelişen uygulamalar kapsamında, bahis sitelerinde, şanslı rakamlarınızla oluşturacağınız Milli Piyango biletinizi dahi alabiliyorsunuz. Her gün farklı bir ürün fırsatının yer aldığı Woot.com türü siteler de, yeni medyanın farklı yansımaları olarak ilgi çekiyor. Eticaret, en çok kobilerin işine yarıyor ve b2b iş modeli kapsamında, lokal ve uluslar arası pazarlarda bir çok alıcı ve satıcı, 365 gün 24 saat açık kalan fuarlarda ürünlerini ve markalarını sergileme şansı buluyor. Sosyal medya, bloglar ve forumlar aracılığıyla kişisel veya kurumsal olarak yapılan ürün ve hizmet satışları da, internet ve ticaret birleşiminin sihirli yansımalarını gözler önüne seriyor.

BusinewsEticarette Türkiye ve dünya pazarında rakamlar nasıl? Ticaret ne oranda online dünyaya taşındı sizce?

AA: Daha yolun başındayız, ama, erken kalkan çok yol alır. Ürün veya hizmet satan her kişi veya kurum,değişen rekabet koşullarına ve dünya düzenine uyum sağlamayı öğrenmek zorunda. Korkunun ecele faydası yok! Walkman’in iPod’a; Polaroid ve Kodak Film’in Digital Fotoğraf Makinesine; Barnes & Nobble’ın da Amazon’a yenildiği gibi, herkesin orta vadede bir internet sitesi, daha uzun vadede ise bir mobil sitesi olacak ve dijital ortamda nasıl ürün ve/veya hizmet satış-pazarlaması yapıldığını öğrenecek. Bu düzene direnmekte ısrar ederek geleneksel ticaret yöntemlerini kullananlar ise silinip gidecek.

Amazon, Ebay veya Alibaba örneklerinde olduğu gibi, internetin kralı dünyanın kralı olmayabilir, önemli olan internet habitatında yapılması gerekenleri analiz ederek, teknolojinin değişimine sürekli adapte olmayı başarabilmekte. Amazon bile, 2010 ilk çeyrek karı kapsamında, ilk kez, Dvd ve kitap dışındaki ürün satışlarından daha çok kar ettiğini açıkladı. Eticareti sadece ürün/hizmet satıp ciroyu arttırmak olarak değerlendirmek de kesinlikle büyük bir yanlış olur. İnternet kullanıcılarının yaklaşık %57′si televizyonda izlediği veya offline dünyada gördükleri reklamın, ürün ve hizmet incelemesini internet üzerinden yapıyor. Amerika’da eticaret hacmi, 2008 yılı sonu itibariyle 200 Milyar Usd’ı çoktan aşmış durumda. Bu bağlamda, kriz döneminin en çok eticaret/internet pazarına yaradığını söylemeye gerek bile yok.

Ülkemizde 2009 yılına kadar %100 büyüme gösteren eticaret pazarı, 2009 yılı BKM ( Bankalar arası Kart merkezi) verilerine göre 10 Milyar TL’yi aşmıştır.

Businews: Online dünyada ticaret yapanlar arasında kadınların oranı nasıl? Kadın girişimciler eticarete yakınlık duyuyorlar mı?

AA: Kadın girişimciler eticareti çok önemsiyor. Kadınların bir çok işi bir arada yapabilme özelliği, titiz yaklaşımları ve ileriyi görebilme yetenekleri sayesinde, gelecek dönemde, eticaret sektöründe bir çok kadının yer aldığı girişim projelerini sıklıkla duyacağımızdan eminim.  Bu sene düzenlenen Kadın girişimci ödüllerinde 2.liği alan, Bonnyfood.com kurucularından Didem Güney Alsoy, yeni yatırım alan Evimizinherseyi.com kurucusu Aslı Gökdere ve Trendyol.com sitesinin kurucusu Demet Mutlu ilk aklıma gelen başarılı girişimcilerden.

Eğitimlerim aracılığıyla, kendi ürünlerini internet üzerinden farklı platformlarda satan yüzlerce kadınla tanışma fırsatı da buluyorum ve çok mutlu oluyorum. Girişimciler dışında, sektöre yön veren Hepsiburada.com, Limango.com gibi sitelerin Genel Müdürleri’nin de kadın profesyoneller olmasının bir tesadüf olmadığını düşünüyorum.

BusinewsTürkiye’de eticaretle ilgili nasıl fırsatlar olduğunu düşünüyorsunuz?

AA: Eğer Alaçatı’da çocuklar için yaptığınız el işi oyuncakları sattığınız bir dükkanınız varsa, aynı dükkanın sanal ortamdaki versiyonunu, Garanti Alışveriş, Gittigidiyor, Sahibinden, Pasaj gibi siteler üzerinden açarak, ürünlerinizi tüm Türkiye’ye satmaya başlayabilirsiniz. Henüz, daha eticaretin kobiler için nasıl bir fırsat olduğunu anlatma ve öğrenme sürecindeyiz. Garanti Bankası’nın bu konuda ciddi destekleri var, belediyeler ve Sanayi Odaları ile birlikte, devlet destekli fonlar ve eğitimlere ihtiyaç olduğu kesin.

Bunun dışında, sosyal medya üzerinden, bloglar ve forumlar aracılığı ile, ürün veya hizmet satan, pazarlayan binlerce kişi var. Yeni bir eticaret sitesi kurarak, internet üzerinden ürün ve hizmet satmak isteyen girişimcilerin, niş ürünlerin satılacağı iş modellerine yönelmelerini tavsiye edebilirim. Kurulacak yeni girişimler için, ürünle içeriğin birlikte olması ve kullanıcıların yorumlarıyla zenginleştirilmesi önemli. Örneğin, extreme sporlar dahilinde ürün satma hedefinde olan bir sitenin, bu ürünlerin kullanıcılarının yorumlarına, extreme spor tutkunlarının son trendlerine yönelik içeriğe ve hatta kullanıcı grupları için farklı dönemlerde toplantılar, geziler düzenlemeye yönelik bir iş planı yapmasına, organizasyon ve kaynak yapısını bu doğrultuda düzenlemeye ihtiyacı var. Yoksa, internet dünyasında sizden çok var, kullanıcıya ürün satmak dışında, sitenize girmesi ve gezmesi için bir neden vermeli,  heyecan ve tutku yaratmalısınız.

Bu tip, akipler arasından sıyrılacak, kolay, ucuz ama etkili yöntemler bulan girişimlerin başarılı olmaması için neden göremiyorum. Şu anda, Türkiye eticaret pazarı, yeni girişimcileri kucaklayacak kadar bakir ve fırsatlarla dolu.

BusinewsBlogunuz http://anilaltas.blogspot.com/ da ve Türkiye’nin ilk eğitim bloğu olan, Eğitim Akademi’nin http://www.hayatbilgim.com/ da paralel kariyer oluşturmak isteyenler için eticaret konularına değiniyorsunuz. Online dünyada paralel bir kariyer nasıl oluşturulabilir?

AA: Yazının icadı ve matbaanın bulunmasından sonra ortaya çıkan ve dünya dengelerini değiştiren önemli bir dönemde yaşıyoruz; internet ve dijital dönem. Bu dönemin bize getirdikleri arasında, bir firmanın muhasebe müdürüyseniz ve ilgi alanınız çerçevesinde,  yaptığınız maket gemileri  klasik anlamda internet üzerinden satmak var. Sosyal medya sayesinde hayatımıza giren bloglar ve paylaşım siteleri, bireylerin bir çok farklı yeteneğini keşfetme fırsatı da verdi bir çok profesyonele.

Annelik dolayısıyla işinden ayrılan ve kızı ile ilgili bir blog yazmaya başlayan IK profesyoneli İpek Aral Kişioğlu, işi ilerleterek www.kaynagiminsan.com adlı bloguyla, Blog Ödüllerinde 2.lik ödülü aldı. Aslında bu ödülden çok önce, sitesini takip etmeye başlayan ve ona danışmanlık teklifi götüren Türkiye’nin büyük firmalarıyla çalışmaya başlamıştı bile.  Şu anda Türkiye’de, farklı konularda, profesyonel ve sosyal açıdan zayıf bir içerik olduğunu görüyorum ve ilgi alanlarına, veya iş konularına yönelik olarak, herkesin yazı yazması ve kendini ifade etmesi konusunda destekliyorum. İnanın, eğer, konuşuyorsanız, yazı yazabilirsiniz.

Eğitimlerimden birinde, yol boyası ve ahşap parke ihracatı yapan bir beyefendi, ne yazması gerektiğini sormuştu. Ben de, Türkiye’de,  hem ingilizce, hem Türkçe olarak yol boyasıyla ilgili içeriği ilk siz üretin, kazançlı çıkacaksınız demiştim. Bunun dışında, internette ürün satmak zor değil, 2. el sitelerle bu deneyimi yaşamaya başlamak gerekiyor. Alışkanlık haline geldiğinde ise, işinizle beraber yapacağınız bir kazanç kapısı oluşmaya başlıyor hayatınızda.  Son dönem yaşadığımız krizler, yeni dünya düzeninin yansımaları. Dünyada krizler durmayacak, işlerini kaybeden bir çok kişi görmeye başlayacağız gelecek 10 yıllık dönemde. Bu yüzden, kariyer gelişimi için alternatif kaynaklara yönelmek gerektiğini herkese şiddetle tavsiye ediyorum.

Hayatında hep sanatla uğraşmak isteyenler için de internet inanılmaz bir kaynak. Çekilen fotoğraflar, heykeller, aksesuarlar, bestelenen müzikler veya filmlerin internet üzerinden satış ve pazarlamasının yapılması mümkün.  Ayrıca, bazı ilgi alanlarına yönelik kişilere ulaşmak, bir grup yaratmak ve o gruba yönelik ürün ve hizmet sunmak ta mümkün. İnternetle beraber 2000′li yılların bize kazandırdığı en değerli şey paylaşım ve bunu layıkıyla yerine getirenler için harika paralel kariyer fırsatları yaratmak mümkün.

BusinewsEticaret ve sosyal medya birlikte nasıl yönetilmelidir? Sosyal medyada bulunmak şart mıdır eticaret yapmak için sizce?

Sosyal medyada, sadece kurumsal olarak değil, bireysel olarak da bulunmak bir gereklilik halini aldı. Dünya devlerinden P&G , Silikon Vadisi’nde Sosyal Medya üssü açtı ve çalışmalarına hız verdi. Eğer internet üzerinden bir ürün/ hizmet satıyorsanız, sosyal medyayı dinleyerek işe başlamakta fayda var. Kullanıcılar, size ne istediklerini ve markanızın nasıl algılandığını internet üzerinden söyleyecekler. Sonrasında, hedefinizi belirleyerek, sizin için hangi sosyal medya kanallarının uygun olduğuna karar vermelisiniz.

Yurt dışında, Threadless ve Dell Computer sosyal medyayı başarılı kullanan markalardan. Türkiye’de ise, eticareti sosyal medyada kullanmak isteyenler için,  Bun Design’ın Facebook kampanyalarını ve Mavi Jeans’i takip etmelerini önerebilirim. Sosyal medyada önemli olan, samimi bir dille iletişimin sürekliliğinin sağlanması. Bunu başaramayan firmaların, kurumsal imajlarının 28 milyon internet kullanıcısı olan Türkiye’de ciddi zarar gördüğünü düşünüyorum.

BusinewsEticaret konularıyla ilgilenen gençlere nasıl bir yol haritası önerirsiniz?

AA: Öncelikle, bir ürünün alıcı ve satıcı bacağındaki süreçlerin neler olduğunu, 1. el ve 2. el sitelerde ürün alarak ve satarak deneyimlesinler. Kullanıcının satın alma aşamasında ve satış sonrasındaki ihtiyaçlarını iyi belirlesinler. Bir sitede, uygun fiyatlı ve sıra dışı ürünlerin olması bir süre sonra yetmemeye başlıyor. Eticaretin en önemli bölümlerinden, lojistik, satış sonrası hizmetler ve müşteri ilişkileri yönetimi standartlarının iyi kurgulanması gerek. Bu bağlamda, iş planı çok önemli. Yaptıkları işi, akademisyenlere, eticaret sitesi uzmanlarına, dijital pazarlamacılara göstermekten ve paylaşmaktan çekinmesinler.

Gerçek dünyada dükkanları olan ve ürün satan yakınlarıyla, mağazalarda çalışan satış danışmanları arkadaşlarıyla vakit geçirsinler ki, ticareti tam olarak anlayabilsinler. Sanal dünya, gerçek dünyanın farklı bir yansıması çünkü, aynısı değil, ama, apayrı da değil.  Zaman kaybetmesinler ve bir sayfa dahi olsa sitelerini açsınlar, tamamını bitirmeye uğraşmasınlar. Ve unutmasınlar, rüyalarının gerçek olmasını isteyenler, uyumamak zorunda!

Businews: Teşekkür ediyoruz.

Menekşe Polatcan Serbest

Kategori RöportajYorum (0)

Renkli ve Hareketli Bir Dünya: Digiturk (2)


Birinci bölümü okumak için tıklayın.

BÖLÜM 2: “İşe alımda her pozisyon için farklı kanallar ve yöntemler kullanıyoruz.”

BUSINEWS: Size uygun olduğunu düşündüğünüz personeli nasıl tanımlıyorsunuz, personel seçimlerinizde olmazsa olmazlarınız var mı?

Bence öncelikle kendi işinin sahibi olması lazım insanların. Burası çok büyük bir organizasyon değil, dolayısıyla konusunda uzman olması ve kişilik olarak da başından sonuna ve her boyutta işinin sorumluklarına sahip çıkması lazım. Bizim için yaratıcılık da çok önemli. Yaratıcılık bizim sabah akşam sürekli konuştuğumuz bir konu. Nasıl bir maliyet avantajı veya müşteri memnuniyeti sağlarız diyoruz. Tabii milyonlar düzeyinde bir izleyici kitlesine ulaştığımız için kişilik özelliği olarak müşteri odaklı olması da gerekli.

Zeynep Can (İç Hizmetler, Organizasyonel Gelişim Departman Yöneticisi)

ZEYNEP CAN: Diğer yandan yenilikleri takip etmek de çok önemli. Teknoloji, içerik ve trendler alanında yarın neler olacak, gelecekte insanlar televizyon yerine neyle ve nasıl vakit geçirecekler bunları çok yönlü takip eden biri olmalı. Sadece içerik veya futbol değil, dünya çoklu oyuna doğru gidiyor iletişim ve medyada. Bunların hepsini takip etmek lazım.

BUSINEWS: DIGITURK’te çalışmak için teknolojiye yatkın olmak şart mıdır?

Tankut Sur: Eskilerin deyimiyle meraklı birisi olmalı. İlla DIGITURK’ün çalıştığı her konuda değil, en azından kendi konusunda meraklı bir insan olmalı. Dünyada var olan durum ve nereye gidildiğine dair içinde merak duygusu olmalı. İçerik departmanında çalışan kişilerin örneğin, sanatı takip ediyor olması gerekli, ama aynı zamanda o sanatı nasıl bir paketle sunabileceğimize de kafa yorabilecek biri olmalı.

Dünyada yavaş yavaş mobil içerik üretilmeye başlandı. Cep telefonunuzdan 1,5 saatlik bir filmi izlemek pek mümkün değildir, o nedenle 10-15 dakikalık showlara gidiş var. Youtube da bu nedenle çok popüler oldu. Yoksa showlar veya belgeseller zaten hep vardı. Bu nedenle mobil ve web teknolojisini bilmeleri gerekiyor. Müşteriler neler ister ve gelecekte neler isteyecek bilmeleri lazım.

BUSINEWS: DIGITURK’te kaç departman var ve departmanlarda kimler çalışıyor aktarabilir misiniz?

TS: Biz aynı zamanda bir satış pazarlama şirketiyiz. Nihai tüketiciye yönelik bir şirket olduğumuz için satış pazarlama en büyük departmanlarımızdan biri. Bu departmanın içinde Pazar araştırma, müşteri hizmetleri, satış ekiplerimiz, call center (her ne kadar outsource etsek de) var. Ayrıca yeni abone getirecek çalışmaları yürüten acquisition (üye satın alma) bölümü, loyalty ile ilgili çalışan bir bölüm, yeni teknolojiklerin satış ve pazarlamasıyla çalışan bir alt departmanımız da var. Alternatif dağıtım kanalları departmanımız var ayrıca. Bölgeleri yöneten departmanlarımız da satış ve pazarlamaya bağlı.

İnsan sayısı olarak en kalabalık departmanımız teknoloji departmanımız. Biz bu bölüme Ürün Geliştirme ve Operasyon Departmanı adını veriyoruz. Bu departmanın altında yayın departmanı var, head-end olarak tanımladığımız, şifrelerin çözüldüğü, uyduya çıkıldığı, 24 saat, yılda 365 gün çalışan bir departmandır bu. IT departmanı da ürün geliştirme ve organizasyona bağlıdır. Illegal ve Fraud Departmanımız da var, yasadışı kullanıma karşı çalışmaları yürütür. Kullandığımız set up box ile ilgili çalışmaları yürüten bir bölümümüz ve yazılım ile ilgili bölüm de bulunuyor. Teknoloji departmanımız toplamda 170 kişiyle en kalabalık departmandır.
İçerik bölümümüz genel müdürümüze doğrudan bağlıdır. Burada Turkmax ve İz TV gibi iç yapımlarla ilgili çalışılır. Aynı zamanda creative studio dediğimiz, ekrana yansıyan tanıtımları hazırlayan bölüm, yayın-yönetim dediğimiz, her şeyi saniye saniye planlayan bölüm, program akışlarını yöneten bölüm ile bütün film, dizi ve kanal alımlarını yürüten bölüm, web ve dergi içeriğini hazırlayan bölüm de bu departman altında yer alıyor.

Bizim sektörümüze özel bir diğer departman ise Medya Pazarlama Departmanımız. Bütün reklam satışları, bize ait kanalların sponsorluk satışları, dergi aboneliği, DIGITURK web sitelerinin reklam satışlarını yürütürler. Ayrıca Finans departmanı ile İç Hizmetler dediğimiz insan kaynakları ve idari işler departmanımız var. Genel yapılanmamız bu şekildedir. Bunun dışında Kurumsal iletişim Departmanımız ve yurt dışı satışları yürüten bir Uluslararası Projeler bölümümüz de var.
LİG TV ve Turkmax tüm destek birimleri bizden alan, kendi içinde bağımsız operasyonlarını yürüten ayrı şirketlerdir, ama sanki ayrı bir departman gibidirler, biz her türlü desteği veriyoruz. Yani burada her şey var. Burada her tür eleman çalışabilir. Gün geliyor kameraman, makyöz, ekran yüzü, gün geliyor grafiker veya editör arıyoruz.

ZC: Güzel sanatlardan tutun, iktisadi idari bilimlere, mühendislik ve elektroniğe kadar çok geniş bir spektrumdan çalışan profilimiz var.

BUSINEWS: Adaylara ulaşmak için nasıl kanallar kullanıyorsunuz?

TS: Çok fazla kaynaktan yararlanıyoruz. Önceleri bizim için daha zordu. Tam yetişmiş eleman bulmak zordu, hala da zorlanıyoruz, o nedenle buradaki oryantasyonlarla işin içine sokmaya çalışıyoruz o kişiyi. Reklam satan ayrı, ekrana yansıyan kişiler için ayrı kanallar kullanıyoruz. Her pozisyon için farklı kanallar kullanıyoruz.

ZC: Farklı yöntemler de kullanıyoruz. Örneğin kreatif taraf için işe alım sürecinde kişiden bazen bir çalışma yapıp göndermesini bekliyoruz. Çünkü bir grafikerin mülakat ile yetkin olup olmadığını bilebilmemiz çok zor, işini görmemiz gerekiyor. Ya portföylerine bakıyoruz ya da bir konu veriyoruz, onun üzerine bir çalışma göndermelerini istiyoruz. Bazen case study’ler kullanıyoruz. Bir film satın almasında çalışacak kişinin Amerika’da listelerin üst sıralarında hangi filmler var onu bilmeleri gerekiyor, dolayısıyla mülakat çok daha farklı geçebiliyor. İşimizi zenginleştiriyor bu süreç.

Birinci bölümü okumak için tıklayın.

Menekşe Polatcan Serbest

Kategori RöportajYorum (0)

Renkli ve Hareketli Bir Dünya: Digiturk (1)


DIGITURK İnsan Kaynakları yöneticileri ile DIGITURK’ün çalışan profili ve başvuracak adaylarla ilgili tercihleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

BUSINEWS: DIGITURK’ün hikâyesine geçmeden önce, sizin kariyer yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

TANKUT SUR: Ağustos ayında 11 yılımı bitireceğim DIGITURK’te. Daha önce 3 yıl da Turkcell’de çalıştım. Oradan buraya dijital bir platform kurmak üzere gelen birkaç profesyonelden biriyim. Ekonomistim aslında. Kariyerimin çoğunluğunda idari işler, satın alma ve insan kaynakları bölümlerinde çalıştım.

BUSINEWS: İnsan kaynakları o dönemde çok yeni bir alandı, çok az şirkette insan kaynakları departmanı vardı, karar verirken zorlandınız mı?

TS: Üniversitede AIESEC’çiydim. AIESEC’te öğrencilerin yönelimi olan belli konular vardır. İnsan kaynakları da bu konularda biri. Benden önce de insan kaynakları alanında çalışan abi ve ablalarımız olmuştu. AIESEC’te yurt dışına staja gidecek öğrencilerle mülakatlar yapıyorsunuz, eğitimler veriyorsunuz ve projeler yaratıyorsunuz. Bu da bir insan kaynakları departmanın simülasyonudur aslında. AIESEC uluslararası bir kuruluş olduğu için pek çok konu önce onun gündemine gelir. Günümüzde çok önemli bir kavram haline gelen learning organization’ı biz 90’lı yıllarda çalışırdık. Dolayısıyla insan kaynaklarına doğal bir geçiş oldu benim için.

Aslında insan kaynakları işi yapmaya 89-90 yıllarında karar vermiştim ve bunun için konuyla ilgili araştırma yaptım. Ankara’dan İstanbul’a yeni gelmiştim ve o konuyla ilgili şirketlerden randevu aldım, görüşmeye gittim, hatta çat kapı gittiğim şirketler dahi oldu. Bu konuda çalışmak istediğimi söyledim. En önemli avantajım da Hollanda’da 3 yıla yakın Phillip Morris’te insan kaynakları alanında sayılabilecek organizasyonel gelişim dalında staj yapmam oldu. Türkiye’ye dönünce de en güçlü olduğum alan insan kaynakları olduğu için çalışmak için o alanı seçtim.

BUSINEWS: DIGITURK’ün web sitesinde şirketinizi “kendini sürekli yenileyen, renkli ve hareketli bir dünya” olarak tanımlıyorsunuz. DIGITURK’ün bu yaklaşımını bize detaylandırabilir misiniz?

Tankut Sur (İç Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı)

TS: Bizde staj yapan veya işe yeni başlayan insanlar hep “burası çok hareketli, çok dinamik bir şirket” diyorlar. Bizim kendini sürekli yenileyen ile kastımız, işimiz gereği sürekli gelişim içinde olma zorunluluğumuz, çünkü eğlence sektöründeyiz. İnsanların kısa bir süre öncesine kadar ücretsiz izledikleri televizyonu şimdi bizim aracılığımızla ücretli izliyorlar. Dolayısıyla en iyi hizmeti, en canlı içeriği istiyorlar. Bunu sağlayacak şirketin de canlı, hareketli ve yaratıcı olması gerekiyor.

Biz de insan kaynakları olarak bunu nasıl destekleriz diye düşünüyoruz. Standart işlerimizin yanında aynı zamanda şirketin kendi hedeflerini geliştirmesi için neler yapabiliriz, bunun gayretindeyiz. Departmanlarımızın bir sonraki yılı planladığı workshoplar oluyor, onları biz organize ediyoruz ve kararlarında hep yardımcı olmaya çalışıyoruz. Nasıl daha iyi bir toplantı yaparlar ve daha güzel fikirler ortaya çıkar birlikte çalışıyoruz.

BUSINEWS: DIGITURK’te geçen 11 yılınıza baktığınızda, başlangıçtan bu güne nelerin değiştiğini görüyorsunuz?

TS: Doğrusu ilk başladığımızda en büyük sorunumuz DIGITURK’ü anlatmaktı. Çünkü böyle bir iş kolu yoktu. Televizyon deseniz değil, teknoloji şirketi, GSM operatörü veya internet sağlayıcı değil. Hepsini içeren bir şirket. Hep anlatmaya çalışıyorduk, şunlar olacak şeklinde. Ayrıca bizim teknolojimiz sadece seyredilen değil, kullanılan da bir platform, interaktivite de içeriyor. Oyunlar, bilgi alma, bankacılık, alışveriş, v.b. Bunu anlatmak ve buna uygun insanları bulmak çok zordu. Bulduğumuz adaylar o güne kadar var olan sektörlerden, televizyonculuk veya teknoloji gibi alanlarda yetişmiş uzmanlardı. Biz burada hepsini harmanladık, ortak bir kültür ve know-how içinde yoğurmaya çalıştık. Var olmayan bir işkolunu yarattık. Sadece DIGITURK çalışanlarını değil, bizimle beraber yan kollardaki kişileri de kast ediyorum. Pek çok sektör bizimle beraber gelişti ve bu konularda ehil hale geldiler.

İkinci bölümünü okumak için tıklayın.

Menekşe Polatcan Serbest

Kategori RöportajYorum (0)