Etiket arşivi | "mezun"

Diploma Eşittir ‘Maaş Cüzdanı’ mı?


 

Bir süre önce çoğu kişinin en büyük isteği “iyi bir tahsil yapmak” ve, “iyi bir okuldan iyi bir diploma almak”tı. Bu durum bugün tamamen değişmiş değil. Fakat diplomalar tıp, hukuk, eczacılık gibi alanlar dışında iş garantisi sağlamıyor.

 

Mezuniyetten sonra ise yakınmalar başlıyor. Devlet bize is vermeyecekti de niye okuttu? Bu yaklaşım yetenek ekonomisinin dinamiklerine göre oldukça geride. Size kazanmak için iki sihirli sözcük söyleyeceğim; bugün bilginin yanında “yaratıcılık ve girişimciliğe” ihtiyaç var. Girişimcilik illaki bir şirket kurmayı da gerektirmiyor. Kişi çalıştığı şirkette bir iç girişimci olarak değer yaratabilecek projeler geliştirip, mümkünse de sponsorlar bularak projeyi hayata geçirebilir ve şirket karlılığına etkide bulunabilir. Bir fikir milyonlar hatta milyarlarca dolar değerinde olabilir. Bunun için de açık zihinlere ihtiyaç var.

 

Bu dönemde istenen diploma değil, ya da tıka basa ilgiyle doldurulmuş beyinler değil. Çağımız bilgi hamallığına izin vermiyor. Bilgiyi işleyebilen beyinlere ihtiyaç duyuluyor. Bilgiye artık heryerden erişilebiliyor. Bunun en güzel örneği “google” platformu. Bilgiye erişim artık çok kolay. Biraz daha ilerisi için giyilebilir bilgisayarlardan söz etmeye başadık. Göze takılan lens şeklindeki bilgisayarlar google’ arama motorunu gözümüzün önüne getirebilecek deniliyor. Çok bilgili bir kişinin sahip olduğu bilginin binlerce katına her an ulaşmak mümkünken neden bilgi hamalı olalım.

 

Bir başka konu ise adı iyi bir üniversiteden mezun olarak ya da lisansüstü eğitim diplomanız ile diyelim ki bir işe girdiniz diploma sizin işte tutunmanız da da çok az etkili. Zira günümüz iş dünyası kişinin şirketine kattığı değere odaklı olduğu için diplomalar ya işe yaramıyor ya da bir süreliğine işe yarıyor.

 

İşin tuhaf yanı İş dünyasında başarılı olan birçok kişi lisansüstü eğitime sahip değildir. Bu kişilerin sırrı işletmeleri için yarattıkları katma değer ve beklenenin üzerinde yarattıkları yüksek performanstır. Burada diplomaların temsil ettiği formal eğitimi dışlıyor değilim ancak diploma sadece belirli ağırlığı olan bir referanstır. Sizi önemli kavramlarla tanıştırır, fark edilmenizi ve muhtemelen daha yüksek bir ücret almanızı sağlar ama bu kısa sürelidir. Devamını getirmek tamamen kişisel çabaya bağlıdır. Yeteneğinizi performansa dökmekle mümkündür. Bir daha ve bir başka deyişle söylüyorum; iş dünyasında başarı diploma ile değil yarattığınız katma değerle ile ölçülür.

 

Bu gerçek eğitim sistemimiz ve öğreticilerin rolünü de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Öğreticilerin görevi de artık bilgi nakletmek değildir. Öğrencilere bu bilgiye erişme, onları kullanıp uygulama yeteneği kazandırmak önemlidir. Öğretmek bir yaratma, düşünme ve eylemde bulunma işlevidir. İşte eğitim ve öğretimin bu işlevi kişinin yeteneklerini açığa çıkarmasına fırsat verdiği ölçüde başarılıdır. Kendinden emin ve yeteneklerinin farkında bireylerin yetiştiği bir toplumda da diplomalar iş ve maaş garantisi olarak değil sadece bir araç olarak görülür. Farkı yaratacak olan yaratıcı, girişimci ve yeteneklerinize odaklı çalışmaktır. Yetenek çağı işte bunu gerektiriyor.

 

YENİ ÇAĞ KENDİNE YATIRIM YAPMA ÇAĞI

 

İnsanın yapacağı en iyi yatırım bana göre kendine yaptığı yatırımdır. İş dünyasında her şeyinizi kaybedebilirsiniz; patronsanız iflas edebilir, ücretli çalışansanız işten çıkarılabilirsiniz, bu süreçte kişinin kendine yaptığı yatırım ve çevik davranma becerisi sonrası için en büyük yardımcısı olacaktır. Bugünlerde bir de yetenek yönetimi ve yetenekli insan modelini konuşuyoruz. Doğuştan getirilen yetenek ancak bilgi ve deneyimle işlenip performansın dönüştüğünde iş dünyasında anlam buluyor bu nedenle, önümüzdeki dönemde kişinin kendi gelişimine odaklanması potansiyelini maksimum seviyede kullanmasının önemi daha da artacak. Zira şirketler için geçerli olan acımasız ve keskin rekabet, işgücü piyasalarını da aynı derecede etkiliyor. Yeni çağ yetenek çağı olduğu kadar yeteneği kullanabilmek yönünden aynı zamanda kendine yatırım yapma çağıdır. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz dönemde formel eğitim bireyin ve iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla resmi eğitim kurumlarının yanında bir çok alternatif özel teşebbüs bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneldi. Uzaktan yürütülen sertifika programları, lisansüstü programlar ile birlikte, bir çok özel teşebbüs sıra dışı eğitim öğretim modellerine soyundu. Üniversiteler sürekli eğtim merkezleri ile ayrıca bu ihtiyaca cevap vermeye çalışıyor.

 

Bir çok araç ve hizmet ile kendine yatırım süreci asıl olarak bir farkındalık ve bilinç meselesidir. Günümüzün hızla değişen dünya­sında zamanın gerisinde kalmamak için, bilgi ve becerilerimizi daima daha hızlı bir biçimde yenilemeli ve sürekli olarak gün­celleştirmek çok önemli. Bu konudaki ba­sit bir karar bile size, kariyeriniz boyunca yararlanacağınız kişi­sel bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Şirket içinde en hızlı öğrenen ve kendisini en hızlı geliştiren kişi olmakla, diğer çalışanlardan ayrılmanızı ve fark yaratmanızı sağlayacaktır.

 

Peki kendinize nasıl yatırım yapabilirsiniz?

 

Öncelikli olarak çeşitli eleştiriler getirilse de üniversite eğitiminin önemi halen çok etkili. Halen iş dünyasında bir çok kapıyı üniversite eğitimi sağlıyor. Bunun yanında hedeflediğiniz alanda ihtiyaç duyulan teknik ve yetkinlik temelli becerileri iyi anlayıp bunları en uygun fiyatlı ve kaliteli bir şekilde nerelerden alabilirimi araştırmalı. Bütçenizin yettiği oranda bu eğitim ve kurslara katılmak bir çok kişinin önüne geçmenizi sağlayacak. Öğrencilerin lisans eğitimi süresinde bu ihtiyacı görüp kendilerine yatırım yapmaları çok önemli. Zira bu sürede iş hayatına atıldığında bulunamayacak kadar boş zaman bulunabiliyor. Bunun dışında ucuz ve etkili kendine yatırım aracı olarak aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

 

Birin­cisi, kendi seçtiğiniz bir zaman aralığında, her gün en az bir sa­at okumak, imkân bulduğunuzda da bu sürenin üzerine çıkmak. Eğer istikrarlı bir şekilde günlük bir saatlik okumanızı sürdürebilirseniz bu haftada bir kitaba denk gelecektir. Yılda yaklaşık elli kitap. Yılda elli ki­tap okumanız halinde, önümüzdeki on yıl içinde beş yüz kitap okumuş olacaksınız. Her gün düzenli olarak alanınızla ilgili ki­taplar okuma alışkanlığı böylece sizi, çok kısa zamanda sektörü­nüzün en eğitimli ve en yüksek ücret alan insanlarından biri ya­pacaktır.

 

Diğer bir yöntem yolda iken ses kaset ya da CD programlan dinlemenizdir. Otomobiliniz varsa otomobilinizde yoksa mp3 müzik çalarınızda dinleyebilirsiniz. Günde ortalama 1-2 saatimiz yolda geçiyor. Bu süreyi verimli kullanmanız durumunda mp3 müzik çalarınızda müzik yerine sesli eğitim program­larını dinlemekle, alanınızdaki en bilgili insanlardan biri olabi­lirsiniz.

 

Ömür boyu öğrenmenin bir başka yoluysa yukarıda söz ettiğim hedefe yönelik teknik ve yetkinlik bazlı spesifik eğitimlerin yanında neredeyse bulabildiğiniz her kursa ve seminere katılmanızdır. Emin olun en yetenekliler kendilerine en çok yatırım yapanlardır.

 

Dördüncüsü uzaktan eğitim programlarını denemenizdir. Günümüzde uzaktan öğrenme programları sınıf içi eğitimden daha etkili sonuçlar vermektedir. Yabancı dil öğreniminden yetkinlik eğitimlerine kadar bir çok alanda üniversitelerle işbirliği içerisinde yürütülen çok sayıda program var.

 

İyi bir kitap, sesli programlar, seminerler ve uzaktan eğitim programları sizi yıllarca çalışarak ulaşabileceğiniz noktaya çok daha kısa bir sürede ulaştırabilecektir. Unutmayalım zaman herkese eşit olarak dağıtılmış ve geri dönüşü mümkün olmayan bir değer zamanı doğru kullanarak ve yeteneklerimizi açığa çıkaracak alanlarda kendimize yatırım yaparak iş ve kariyer hayatında ön sıralara geçmemiz mümkündür.

 

Kaynak: Dr. Dinçer Atlı

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Üniversite Kontenjanlarının İşsiz Mezundan Haberi Yok


Üniversitelerin 2010 yılı kontenjanları, kontenjan planlaması yaparken Türkiye’deki istihdam koşullarını pek de dikkate almadıklarını ortaya koydu. Üniversiteler mevcut mezunlar arasında işsizlik oranı en fazla olan alanlarda bile yüksek oranlı kontenjan artışlarına gittiler.

Buna karşın istihdam oranının en yüksek, işsizlik oranının en düşük olduğu alanlardaki kontenjan artışları çok daha sınırlı düzeyde kaldı. Bilimsel araştırmaları ile hayata yön vermesi beklenen üniversitelerin, kendi planlamalarını hayatın gerçeklerinden kopuk yapmaları ekonomik ve sosyal hayat açısından önemli bir çelişki oluşturuyor.

MÜHENDİSLİK GÖZDE AMA İŞSİZLİK YÜKSEK

Üniversite yerleştirme puanlarına göre öğrenci alan lisans programlarını kapsayan hesaplamaya göre oransal olarak en yüksek kontenjan artışı sanat eğitimi veren programlarda gerçekleşti. Bu alanda kontenjanlar %59.8 arttı. Oysa TÜİK’in gençlerin istihdamına ilişkin istatistiklerine göre, 15-34 yaş grubunda mezun olduğu okula göre istihdam oranının en düşük olduğu alan sanat. TÜİK’in verilerine göre sanat eğitimi alan mezunların ancak %54’ünün bir işi var ve mezunların %46’sı boşta geziyor.

Sanat alanında eğitim veren üniversite bölümlerindeki yüksek kontenjan artışı, geçen yıl ilk yerleştirmede kontenjanların %10.5’i boş
kalmış olmasına rağmen bu sene de gerçekleşti. Yüksek kontenjan artışının hem yüksek işsizliğe hem de kontenjanların tam olarak dolmamasına rağmen yapılması, çelişkiyi daha katmerli hale getiriyor.

ÇARPIKLIK TEMEL BÖLÜMLER İÇİN DE GEÇERLİ

Sorun sadece sanat dallarıyla sınırlı değil. İşletme ve yönetim gibi toplam kontenjan içinde %21.3 ile en yüksek paya sahip alanda da
aynı çarpıklık bulunuyor. TÜİK’in araştırmasına göre bu alanda genç mezunlar arasındaki istihdam oranı %63. Yani genç mezunların %37’si boşta. Buna karşın üniversiteler, bu alandaki kontenjanlarını %18.8 oranında artırdılar. Kontenjanlarındaki toplam artışın %22.4’ü bu alandaki artıştan kaynaklandı. Geçen yıl bu alandaki kontenjanların %8.8’i ilk yerleştirmede boş kalmıştı. %44.5 ile en yüksek ikinci kontenjan artışının olduğu Sosyal bilimler ve davranış bilimleri alanında da boşta gezenlerin oranı %31.5’i geçiyor. Mühendislik ve bilgisayar gibi en gözde alanlarda da durum pek farklı değil.

Mühendislik dallarından mezun olanların %22.4’ü bir işte çalışmıyor durumdayken, bu alandaki kontenjan artışı %22.4 ile ortalamanın üzerinde.

Mezunlarının %35.6’sı boşta gezen bilgisayar alanındaki kontenjan artışı ise %19.5. Geçen yıl mühendislik kontenjanlarının %6.9’u,
bilgisayar bölümlerinin kontenjanlarının ise %26.5’i boş kalmıştı.

İşsizi az olan alanlarda kontenjan artışı düşük

İşsizi yüksek alanlarda kontenjan artışları yüksek tutulurken, işsizlik oranının en düşük olduğu alanlarda kontenjan artışları ortalamanın çok altında kaldı. En düşük oranlı kontenjan artışı, istihdam oranının en yüksek olduğu alanlardan birisi olan veterinerlikte gerçekleşti.

Türkiye’de bir meslek eğitimi almış olan gençler arasında boşta gezenlerin oranı %31 iken, genç veterinerler arasında çalışmayanların oranı %13.3 düzeyinde.

Üniversitelerin lisans programlarında genel kontenjan artışı %17.7 iken, veterinerlikteki kontenjan artışı sadece %7.7 oldu.

HUKUKTA ARTIŞ % 11.5’TE KALDI

Üstelik veterinerlik, hukuk ile birlikte geçen yıl kontenjanların tamamının dolduğu nadir alanlardan birisi idi. Hukuk, istihdam oranının en yüksek, boşta gezenlerin oranının ise en düşük olduğu meslek grubunu oluşturuyor. Hukuk mezunları arasında bir işte çalışmayanlarn oranı %10.9 ile genel ortalamanın 20 puan altında bulunuyor. Buna karşın hukuk alanındaki kontenjan artışı %11.5 ile yüksek işsizliğe sahip alanların çok gerisinde kaldı.

Bir işe sahip olmayan mezunların oranı %12.4 ile en düşük ikinci sırada yer alan sağlıkta da kontenjan artışı %14.9 ile ortalamanın altında kaldı.

TEK UYUMLU ALAN TARIM

İşsizlik oranı yüksek olan ve buna uygun olarak kontenjan artışının da düşük kaldığı tek alan ise tarım oldu. Tarım alanında işi olmayanların oranı %35.4, kontenjan artışı ise %8.5 oldu.

İsmet Özkul / Habertürk

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Deneyimim Yok İşe Giremiyorum


‘Yeni’ olan herşey çekici olduğu kadar zordur. Yeni okula başlamak, yeni okulu bitirmek, yeni işe girmek… Hayatımızın önemli dönemlerinin bitişleri ve başlangıçları. Sancılıdır bu dönemler özellikle de evdeki hesap çarşıya uymadığında. Ne zamanki gönderdiğiniz CV’lere cevap gelmez, birçok kapı yüzünüze kapanır, korkunç bir hüzün çöker içinize. Bilirsiniz ki okulun korunaklı duvarları yoktur çevrenizde, anne babanız size gölgeniz gibi destek olsa da, siz kendinizi ispat etmek istersiniz. Para kazanmak, yeni şeyler öğrenmek, iş dünyasının bir parçası olmak, geleceğe yönelik planlar yapmak…

Okulun bitmesiyle zorlu bir süreç sizi bekliyor: Diş dişe göz göze rekabetin olduğu iş dünyasına nasıl adım atmalı? Nereden başlamalı? Yeni mezunların ve birkaç senedir çalışan iş arayanların arasından nasıl sıyrılmalı?

Öncelikle mevcut işlerin ne durumda olduğunu bilip gerçekçi olmak gerek. Geçtiğimiz günlerde Monster kariyer portalının öğrenciler ve firmalar arasında yaptığı araştırmada mevcut işe alım durumu iyi kötü ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına göre, katılan öğrencilerin yaklaşık yarısı kendi alanı dışında çalışmayı planlıyor. Öğrencilerin %32′sinin başlangıç maaşı beklentileri 1.000-2.000 TL arasında. Geçen sene firmaların %54′ü yeni mezunları işe almayı planlarken, bu yılki oran %46′ya düşmüş. Yeni mezun işe almayı planlayan firmaların %60′ı aynı sayıda mezunu bünyesine katacak. Firmalara eleman seçiminde nelere önem verdikleri sorulduğunda oranlar şöyle: firmaların %36′sı karakter özelliklerine, %34′ü staj ve iş deneyimlerine, %20′si ise eğitim altyapılarını dikkate alıyor. Sosyal medyanın iş aramalarda ve işe alımda kullanımı hem iş arayan hem de işveren açısından hızla artmakta. Geçen sene iş arayanların %15′i sosyal medyadan yararlanırken bu sene %38 twitter, linkedin ve facebook kanallarından iş başvuruları yapıyor. Firmaların sosyal medya kullanımı geçen sene %21′ken, bu sene %42 oranında. Sonuçlar, kısaca şunu gösteriyor: Daha az sayıda yeni mezuna iş olanağı olacak. Bu iş olanaklarına ulaşmak için sosyal medyayı sıkça kullanmanız, karakter, deneyim ve eğitiminizle işe uygun olduğunuzu ispatlamanız gerekli.

Yeni mezunlar okullarını bitirirken anne babalarının alışık olduğu sabah 8 akşam 5 ofis hayatına geçmeyeceklerini fark edecekler. İş dünyası sınırlarını kırarak sanal bir yapıya büründü. Ofis dört duvar arasıyla kısıtlı değil. Artık dizüstü bilgisayarın ve akıllı telefonunuzun olduğu heryer ofisiniz. Denizin kıyısında, parkta, kucağınızda çocuğunuzla evde çalışabilir, yerden ve zamandan bağımsız sürekli üretebilirsiniz. Yaşları gereği daha esnek olan yeni mezunları da içine alan Y jenerasyonu Amerika’daki işgücünün %22′sini oluşturuyor. Y jenerasyonunun özellikleri şöyle: Teknolojiyle içiçeler. Kısa sürede çok iş yapmak istiyorlar, dikkatleri kolaylıkla dağılıyor. Yöneticilerden beklentileri yüksek. Teknolojiye olan yatkınlıkları onları iş yerinde de interaktif yapmakta. Hemen geribildirim almak ve hızlı sonuçlara ulaşmak istiyorlar. Bilgiyi açık bir şekilde paylaştıkları gibi, karşılarından da açıklık bekliyorlar. İletişim onlar için hep çift yönlü olmalı, iki taraf da görüşlerini açıkça paylaşmalı. Sürekli yeni fırsatları araştırıyorlar. Net ve direkt tavırları karşılarındakilere sordukları sorularla ortaya çıkıyor. Kariyer merdivenlerini hızla tırmanmak istiyorlar. Bu özelliklerin bir kısmı bireye avantaj oluştururken, bir kısmı da işverenlerin kaçınacakları şeyler olabiliyor. Avantajlara odaklanın, yeteneklerinizi ön plana çıkarın ve şirket için nasıl yararlı olabileceğinizi karşınızdakine hissettirin.

Amerika’da 2010 yılı mezunlarını bekleyen işleri National Association of Colleges and Employers (NACE) birkaç raporda topladı. 2009 yılında ortalama yıllık maaşlar 49.353 dolarken, 2010′da maaşlar toplamda %2 oranında düşüş göstermekte. Bölüm bölüm bakıldığında ise, finans, işletme ve muhasebe pozisyonları düşüşten en yüksek payı alırken, teknoloji ve mühendislik alanlarında maaş artışları görülmekte. İş verenlerin en çok önem verdiği yeti iletişim. Analitik yaklaşım, takım çalışmasına yatkınlık, teknik yetiler ve güçlü iş etiği aranan diğer özellikler. Not ortalaması ve staj deneyimleri işe alımlarda önemli rol oynasa da son kararı belirlerken yazılı ve sözlü iletişimin üstünlüğü tartışılmaz.

Yeni mezunların karşılaştıkları en büyük sıkıntılardan biri giriş seviyesindeki işlerin az da olsa iş deneyimi gerektirmesi. Birçok iş ilanı yeni mezun veya 1-2 sene deneyimli eleman arıyor. Bu durumun başlıca sebepleri yüksek işsizlik oranı, ekonomideki durgunluk ve toplu işten çıkarmalarla deneyimli iş arayanların çok daha az ücretlere çalışmayı kabul etmeleri. Konusunu iyi bilen bir adayı işe almak yeni mezuna şans tanımaktan çok daha güvenilir bir işe alım kararı olarak görülüyor. Çoğu yeni mezun birkaç görüşmeden sonra işverenin  tavrından az da olsa deneyimi olan bir adayı tercih edeceğini anlıyor. Genç iş arayan ise kendini çıkmazda buluyor: Kişi deneyimi olmadığından hiçbir işveren işe almazken, işe alınmadan da deneyim elde edemiyor. Yeni mezun bu çıkmazdan nasıl çıkabilir?

İşe girmeden deneyim kazanın

Öncelikle kişinin mevcut imkanlarıyla harekete geçmesi şart. Yeni mezun yetilerini ortaya çıkaracak hem kendini geliştirecek hem de iş verenlere kendini gösterebilecek çözümler yaratmalı. Tam zamanlı bir işe başvurmak yerine çalışmak istediğiniz sektörde veya şirkette staj olanaklarını araştırın. 3 ila 6 ay yapacağınız staj sizin ciddiyetinizi ve işte azimle çalışma isteğinizi gösterecektir. Şirket içinde göstereceğiniz performans size başka kapılar da açabilir. İşi işte öğrenmek için düşük bir ücrete veya ücretsiz olarak zaman ve çaba harcamanız karşınızdakilerin size saygı duymasını sağlar. Gönüllü olarak çevre, eğitim veya hayır kurumlarında çalışmak da kişinin iş dünyasına hazırlanmasına olanak verir. Birşeyler yaratmak, insanlara yardım etmek ve takım çalışmasına yatkın olmak işverenlerin takdir ettikleri özelliklerdendir. Ayrıca, sosyal medya ve kişisel blog yazmak bugün yazma yeteneğinizi göstermek için en uygun platformlar. Fikirlerinizi paylaşmak, bir konuya duyduğunuz ilgiyi sürekli araştırarak ve yazılar yazarak geliştirmek sizi diğerlerinden farklılaştıracaktır. Hele daha teknik bir özgeçmişe sahipseniz kendi web sayfanızı veya programınızı geliştirip şirketlere portfolyonuzla gidebilirsiniz. İşletme eğitimi aldıysanız veya birgün kendi şirketinizi kurma hayaliniz varsa, yaratıcı iş fikrinizi projeye çevirmek için daha doğru bir zaman olamaz. İş arayışınızı sürdürürken bir yandan da kendi projenizi araştırır o alandaki şirketlere başvururken konuya hakim olursunuz. Kimbilir belki çalışmak istediğiniz şirketlerle proje bazlı çalışmaya başlar, kendi markanızın yöneticisi olursunuz ya da şirket sizi farklı projelerde görevlendirmek için kendi bünyesine katar.

Gelecekte iş yapmaya nasıl hazırlanabilirim?

Teknolojinin ilerlemesiyle iş yapış tarzı, mekanı ve zamanı değişmekte. Geleceğin işleri şirket yönetimi, çalışan ve müşteri arası sınırları tamamen kaldıracağa benziyor. London Business School’da profesörlük yapan Lynda Gratton, Future of Work (İşin Geleceği) adında bir projeyle geleceğin iş hayatının nasıl olacağına dair bir araştırma yürütmekte. Geçtiğimiz 8 ayı 20 uluslararası şirketten 200 takımı inceleyerek küresel güçlerin geleceğin iş dünyasını nasıl şekillendireceğini araştırarak geçirmiş. Çalışmanın sonuçları henüz kesinleşmemiş olsa da, belli trendler şimdiden belirgin: Teknoloji bireylerin çalışma şeklini devrimsel bir biçimde değiştirecek. Özgür iletişim sayesinde fikrini paylaşmak isteyen herkes potansiyel işverenlere ve müşterilere ulaşabilecek. Şirketler, ülkeler ve bölgeler etrafında işlerin sınıflandırılması sanal dünyanın egemenliğiyle son bulacak. İnsanlar daha uzun yaşadığından ve daha geç yaşlarda emekli olduğundan çok yakında dört nesil bir arada çalışacak. Çin’de bir fabrika işçisi ömrü boyunca aynı kasabada çalışırken, kalifiye beyaz yaka çalışan küresel bir vatandaş haline gelecek. Avrupa’dan Çin’e ve Hindistan’a beyin göçü olduğu gibi, Asya’dan Batı’ya göç eden çalışan sayısında artış görülecek. İnovasyon ve eğitim dünyanın her yerine açıldığı gibi, bilgi işçileri dünyanın her yerinde çalışabilecek.

Profesör Gratton böyle bir geleceğe kişinin kendini hazırlaması için bir reçete sunuyor:

-Sizden farklı olan ve sizin bilgi, deneyim ve yeteneklerinizi tamamlayacak özelliklere sahip profesyonellerle bağlantı kurun.

-Bir şeyi en iyi şekilde nasıl yapacağınızı öğrenmek için o konu üzerinde 10.000 saat çalışın. Hızlı okuyup üstün körü birşeyler yapmayı denemeyin. Birçok şeyle ilgili az bilgiye sahip olmak sizi bir yere götürmez. Genel bilgi sahibi olmak için her zaman Wikipedia’ya bakabilirsiniz.

-Bir işe girmeden sizin için neyin gerçekten önemli olduğunu düşünün. İşin size kazandırdıkları sadece maddi imkanlar olmamalı. Daha az kazanca severek yaptığınız, ailenize ve sevdiklerinize daha çok zaman ayırabileceğiniz sizi mutlu eden bir işi kabul etmek isteyebilirsiniz.

Geleceğin iş dünyasında çalışmaya hazır mısınız? Sınırların yok olduğu bu çalışma alanında sizin yeriniz ne olacak?

Datassist’in katkılarıyla Dünya Gazetesinden alınmıştır.

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Diploma ‘İşsiz’ Olmak İçindir


Bugünlerde birçok üniversite öğrencisi mezun olmanın haklı sevincini yaşıyor. Kep atma töreni, ardından mezuniyet balosu derken Temmuz’a kadar hareketli ve eğlenceli günleri geride bırakıyorlar. Sonrasında ortalık duruluyor, herkes kendi köşesine çekiliyor ve iş ciddiye biniyor. Akıllardaki soru şu: “Peki şimdi sırada ne var?

Birçok yeni mezun hemen, güncellenmiş özgeçmişleriyle iş ararken bazıları da tatile odaklanmış durumdalar. Bir kısım yeni mezun da şimdiden geleceğin onlar için neyi getireceğini kestiremediklerinden büyük bir boşluğun içerisindeler. Çevrenizde varsa eğer “okulumu özledim”, “çok sıkılıyorum” diyen yeni mezunlar görebilirsiniz. Mezuniyet bir anda gelmiş gibi gözükür ve siz de bir anda yeni mezun olarak değil artık bir “işsiz” olarak anılabilirsiniz.

Eğer mezun olmadan oluşturduğunuz, mezuniyet sonrasını kapsayan net bir planınız yoksa sizin öncelikle güzel bir tatil yapmanız doğru olabilir. Mezun olur olmaz iş arama telaşına girişmek kariyenizin ilk adımını atarken yanlış kararlar vermenize neden olabilir. Tatilde hem dinlenir hem geleceğiniz hakkında düşünme fırsatı elde etmiş olursunuz. Mezun olmadan, mezuniyet sonrasına iş veya staj ayarlayamamış yeni mezunlar için öncelik kısa da olsa tatil yapmak olmalıdır. Hak ettiniz öyle değil mi? (:

Üniversite öğrencilerinin hedefi tek başına mezun olmak (okulu uzatmamak) olmamalıdır. Öğrencilik hayatı boyunca tek başına derslerine yoğunlaşıp “sağ sağlim mezun olalım, gerisine bakarız” düşüncesi ile hareket edenler her geçen gün mezuniyete değil aslında işsizliğe yaklaşmış olurlar. Bugün elbette okulunu başarılı ortalamalarla bitirmek takdir edilesi bir durumdur ama bunun yanında üniversite öğrencisi geleceğini de planlamalı ve ona göre kendini yetiştirmelidir. Kimse size mezuniyet belgenizi görüp iş vermeyecek!

Tuğla döşeyen üç adam varmış. İlkine sormuşlar: “Ne yapıyorsun?” diye, cevap vermiş: “Tuğla döşüyorum”. İkincisine sormuşlar “Ne için çalışıyorsun?” adam: “Günlük beş dolar için” demiş ve üçüncü adama sormuşlar: “Peki sen?” ”Ben bu binayı inşa etmelerine yardımcı oluyorum” demiş adam. Peki sen hangisisin? (Charles M. Schwab)

Günümüzde artık mezun olduktan sonra iş aramak bir adım geriden gelmektir. Çalışmak istediğiniz sektör veya şirket için mücadele mezun olduktan sonra değil, üniversitede okurken başlıyor. Şunu bilmelisiniz ki istediğiniz şirket ve departmanda işe girmek için önünüzdeki engel mezun olmamış olmanız asla olmayacak!

Üniversite eğitimi boyunca kendini çeşittli stajlarla geliştiren, mesleki ve kültürel birikimini okuduğu dergiler ve makalelerle süsleyen, katıldığı etkinliklerle, tanıştığı insanlarla her geçen gün yeni şeyler öğrenmeyi bilen, araştırmacı ve girişken özelliklerini geliştiren kısaca her yıl kendisine yeni bir nitelik eklemeyi başaran üniversite öğrencisi mezun olmadan mezuniyet sonrasını da planlayabilecek duruma gelmiş olacaktır.

Nasılsa bir gün olacağına emin olduğunuz birşeye odaklanmak yerine (mezuniyet), yapmak istediğiniz şeyleri hayal ederek, varmak istediğiniz yolu her gece rüyanızda görerek kısaca uzun vadeli düşünerek kendinize büyük hedefler edinin. “Hepimiz aynı çukurun içindeyiz ancak kimileri gözünü yıldızlara dikmiş.” (Oscar Wilde) Yıldızlara odaklanırken bulutları ve gökyüzünü de düşünmek zorundasınız. Önünüzde başarmak istediğiniz bir hedef varken 2. ve 3. hedefinizi çoktan planlamış durumda olmak, karşılaşabileceğiniz fırsatları kaçırmamanızı sağlayacaktır.

Üniversite 1. sınıf sonunda dahi yaz stajıı yapmaya başlayın. 20 iş günlük bir staj bile mezun olduktan sonrası için size yol gösterici fikirler edinmenizi sağlayacaktır. Ne istemediğinizi bile öğretmesi küçümsenemez bir katkıdır. Genelde zorunlu stajı olan bölümlerde öğrenciler zorunluluktan staj defteri doldurur, zorunluluktan staj yapar. Mezun olmadan öğrenmeniz gereken şey staj yapmayı sevmektir. Derslere girmeyi sevmeseniz de olur! Staj mezun olduktan sonra karşılaşacağınız “deneyim” sorusuna verebileceğiniz en güzel cevap olacak, ihmal etmeyin.

Üniversite yılları, bir bebeğin gelişimi için altın çağ olan ilk 6 ay ve alınması gerekli olan anne sütü değerinde bir dönemdir. Kariyeriniz için mutlaka atlanamaz bir evredir ve yapmanız gereken kendiniz için doğru ‘anne sütünü’ bulmak.

Kariyerinizin ilk adımını atarken ise gerçekten olmak istediğiniz ve sizi mutlu edecek kararları vermelisiniz. 5 dolara tuğla mı dizeceksiniz, yoksa büyük bir bina mı inşa edeceksiniz? Hepsi kendinizi daha iyi tanımak zorunda olduğunuz tatil günlerinden sonra belli olacak..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (2)

2010 Mezunları İçin İşe Girme Önerileri


2010 mezunları için, esneklik ve ısrarcılık, başlangıç seviyesindeki işlere kabul edilmelerinde anahtar rol oynayacak!

Monster’ın yeni mezunlar ve firmalar arasında yaptığı araştırma sonuçlarına göre: 2010 mezunları, daha uzun süre iş aramaya, düşük başlangıç maaşlarına ve belkide eğitim aldıkları alanların dışında çalışmaya hazırlıklı olmalılar!

Türkiye’de www.monster.com.tr sitesiyle hizmet veren yetenek kaynağı Monster’ın üniversite öğrencileri arasında yaptığı araştırmaya göre:

Mezun olmaya hazırlanan öğrencilerin %93’ü mevcut ekonomik koşullar nedeniyle iş bulmanın onlar için daha uzun zaman alacağını, öğrencilerin %32’si başlangıç maaşı olarak aylık net 1000-2000 TL arası kazanacaklarını, %49’u ise kendi alanlarının dışında çalışacaklarını düşünüyor.

İşveren firmalar arasında yapılan araştırma sonuçlarına göre ise , 2009 yılında firmaların %54’ünün yeni mezunları işe almayı planlarken bu yıl, bu oranın %46’ya düştüğünü gösteriyor. Yeni mezunları işe almayı planlayan bu firmaların %60’ı geçen sene ile aynı sayıda mezun işe almayı planlarken, geçen seneden %11’lik bir artışla %16’sıdaha fazla mezun işe alacaklarını belirttiler.

Monster’ın araştırmasına göre, firmalar %36’sı  yeni mezunları işe alırken karakter özelliklerine, %34’ü staj ve iş deneyimlerine, %20’si eğitim altyapılarına önem verdiklerini belirtiyor.

Türkiye’de işsizlik oranı halen yüksek de olsa, uzmanlar 2010 mezunlarının esnek davranarak ve ısrarcı olarak başlangıç düzeyindeki işleri kabul etmeleri gerektiğini söylüyor.

İş Bulmak İçin En İyi Yollar

Üniversitelilerin %78’i sahip olduğunuz bağlantıların en iyi iş bulma taktiği olduğunu düşünüyor.

Araştırmaya katılan Üniversite Kariyer Merkezi yetkilileri; insanları insanların işe aldığını, bu yüzden bilgisayarınızın başından kalkıp kampüsünüzdeki etkinliklerin, kariyer fuarlarının, firma tanıtım seminerlerinin ve öğrenci grupları ile akademik departmanlar tarafından düzenlenen organizasyonların fırsatlarını değerlendirmenizi öneriyor.

Sosyal Medyanın Önemi Artıyor

İş arayanların %38’inin, işveren firmaların ise işe alım değerlendirmelerinde %42’sinin sosyal medyayı kullanması, sosyal medyanın öneminin son yıllarda büyük oranda arttığını gösteriyor. Eski araştırmalarda iş arayanların %15’i, firmaların ise %21’ i sosyal medyadan faydalandıklarını belirtmişti. Yani bu da demek oluyor ki sosyal medyanın önemi geçtiğimiz yıllara göre ikiye katlandı.

Üniversite Kariyer Gelişim birimlerinin yetkilileri, sosyal medyanın geleneksel iş arama yöntemlerinin tamamlayıcısı olarak önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Bilgi toplamak, fırsatlara bakmak ve bağlantı kurmak amacıyla sosyal medya sayesinde yeni mezunlar firmaları ve online kariyer sitelerini takip edebilirler.

İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Deniz Yıldırım iş ararken sosyal medya kullanımıyla ilgili: “İş ararken sosyal medya kullanımından yanayım zaten, videolu cv tam benim konum, facebook, twitter, linkedin, bloglar,kariyer siteleri ne denk gelirse.” dedi.

Şu an Youth Republic’te marka yöneticisi olarak çalışan genç profesyonel Elçin Temel işini bir blog sayesinde bulduğunu anlatırken: “İş ararken sosyal medyayı kullanıyorum. Özellikle blogları çok yararlı buluyorum. Şu an çalıştığım işten ajansın kendi blogu sayesinde haberim oldu.” dedi.

Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Erinç Aşçıoğlu iş ararken twitter, linkedin,frienfeed gibi sosyal mecraları aktif olarak kullandığını belirtti. Araştırmaya katılan bir diğer öğrenci katılımcılardan biri de çalışmak istediği şirketin sahibini Facebook’tan bulup mesaj atarak iş başvurusunda bulunduğunu söyledi.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğrencisi Doğukan Güler hayalindeki işi şöyle tanımladı: “hayalimdeki iş kendimden sorumlu olduğum, sürekli kimsenin emrini almadığım iş:)”

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Göktürk Akın ise hayalindeki işi; ”İnsanın kendini rahat hissedebileceği, sosyal ortamı kuvvetli,çok ciddi hiyerarşinin olmadığı, bana değer verildiğini hissettiğim bir iş ortamı hayal ediyorum.”olarak tanımladı.

Araştırmaya katılan üniveriste öğrencileri iş başvurusu yaparken bir ilanın hangi özelliklerinin daha önemli olduğu sorulduğunda, %79 aranan özelliklerin, %78 iş ilanındaki tanımın, %70 lokasyonun ve %60 maaş ve diğer olanakların başvuruyu cazip kıldığını söylediler.

Monster da hem iş arayanların arayış süreçlerini kolaylaştırmak, hem de işverenlerin, kişiler hakkında profesyonel anlamda bilgi edinebilmelerine olanak tanımak ve şirketlerin kurumsal markalarını yeni nesil iletişim kanallarında gösterebilmesine olanak sağlamak amacıyla sosyal medya kanallarını etkin olarak kullanıyor.  Monster’ın Facebook üzerinde pazarlama işleri, sağlık işleri, satış işleri, yurtdışı işleri, bilişim işleri, finans işleri, mühendislik işleri gibi farklı kategorilerde iş ilanlarını duyuran grupları bulunuyor; sektöre özel grupların yanı sıra MT(yönetici adayı), staj gibi belirli pozisyonlara yönelik gruplar da mevcut; aynı zamanda twitter, linkedin, friendfeed gibi kanallar üzerinden de güncel iş fırsatlarını sıcağı sıcağına gençlerle paylaşıyor. Böylece iş arayanlar internette arkadaşları ile sohbet ederken, oyun oynarken, çalışırken, www.monster.com.tr sitesine girmeden de ilgilendikleri alanlardaki iş ilanları ile kolaylıkla buluşabiliyor. Adayların tek yapması gereken bu sosyal mecralarda monstercomtr şeklinde bir arama yapmak ve karşılarına çıkan onlarca gruptan ilgilendikleri alanlardakileri profillerine eklemek. www.monster.com.tr’nin şu an Facebook, Twitter, Friendfeed ve Linkedin olmak üzere 4 ayrı sosyal medya platformunda 80’den fazla grubu bulunmakta. Grup üyeleri, ilgilendikleri alanlarda en güncel ilanları, anında, Facebook,Twitter, Friendfeed, Linkedin anasayfalarından zahmetsizce takip edebiliyorlar ve beğendikleri iş ilanlarına tıklayarak halihazırdaki Word CVlerini 5 dk da kolayca yükleyip o iş ilanına başvurabiliyorlar.

Ufkunuzu Genişletin!

Medya yapımcılığı alanında okuyan  bir öğrenci, televizyon veya film yapımcılığı şirketinde, asistan olarak iş bulmayı umuyor, ancak aynı zamanda realistliği de elden bırakmıyor.  “ Şu anki stajımdaki 25’li yaşlarında olan bazı iş arkadaşlarım stajyer olarak çalışmak zorundalar çünkü başka seçenekleri yok. Abartmadan söylüyorum ki, iş alanında hangi fırsatı yakalarsam onu değerlendiririm.” Medya yapımcılığı öğrencisi, bunun doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor ve ilgilendiğiniz kariyer alanları ile yaşamak istediğiniz şehirler konusunda daha geniş bakmanızı öneriyor. “ İlk işinizin hayalinizdeki iş olmamasını çok fazla sorun etmeyin.” diyerek de rahat olmanızın önemini vurguluyor.

Bu da demek oluyor ki, var olan ekonomik koşullar nedeniyle endişeleneceğinize, diğer mantıklı fırsatları ve alternatifleri değerlendirin. İş deneyimi kazanmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın.

Son olarak liderlik ve öğrenme arzusu gibi yeteneklerinizi geliştirin. Bu yıl ortalama 300-400 yeni mezunu perakende satış mağazalarında çalışmak ve 30-40 tanesini de işletme eğitimi programlarında eğitecek olan bir firmanın sahibi, eğer önemli karakter özellikleriniz varsa, gerekli yetenekleri edinmek için eğitilmeye daha uygun olduğunuzu belirtmiştir.

Monster.com.tr Gelişen Pazarlar Bölge Direktörü Güray Mert;

Yeni mezunların kariyer yolculuklarında  bir yere varabilmeleri için yola çıkmadan önce nereye gitmek istediklerine karar vermeleri çok önemli. Bir kez bu kararı verdikten sonra şu anda nerede olduklarını ve hedeflerine  nasıl ulaşacaklarını anlamaları da mümkün olur.

Gençler için eğitim ve iş fırsatlarının bu kadar az, rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir ortamda bunu yapmanın lüks olduğunu düşünenler olabilir. Ancak tam da bu tür ortamlarda ne istediğini bilmek ve kararlı biçimde amacının peşinden gitmek ve bu kararlılıklarını işverenlere net biçimde gösterebilmek gençlerin fark yaratmalarını sağlar.

Gençler, interneti eğlence ve bilgiye ulaşmanın ve sosyalleşmenin yanında iş aramak ve başvurular yapmak için de yoğun biçimde kullanıyorlar.  Biz bunun da ötesine geçip interneti, özellikle de sosyal ağları  kariyer seçimleri konusunda bilgi toplamak, fikir ve yardım almak için de kullanmalarını öneriyoruz. Sizin gibi olan ya da iş hayatınızda olmak istediğiniz gibi olan insanları bulun, onlarla iletişime geçin. Böylece ne istediğinizi ve kim olduğunuzu keşfetmeniz daha kolay ve eğlenceli olur.

Vodafone Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi, Rengin Onay;

Vodafone Türkiye olarak ekonomik daralma döneminde dahi yatırımlarımıza devam ettiğimiz için büyümemizi sürdürmekte bu bağlamda da taze kana ihtiyaç duymaktayız. Bunun yanı sıra daha etkin ve efektif bir organizasyonel yapı oluşturarak şirket içi yetkinliklerimizi artırma ve sektörde daha rekabetçi bir iş gücüne sahip olma hedefimiz doğrultusunda da işe alımlarımız devam etmektedir. İşe alımlarımızı gerçekleştirirken en iyi yetenekleri şirketimize kazandırma hedefimizden ödün vermeyerek, global seçme-yerleştirme araçları ve alanında uzman yetenek danışmanları ile son derece dikkatli ve özenli bir seçme ve yerleştirme süreci uygulamaktayız.

Vodafone Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz All Stars Yetenek Programı’nda Y Jenerasyonunu, aile odaklı, esnek çalışma ortamından hoşlanan, az çalışma saatlerine yüksek ödeme bekleyen, kendine güvenen, başarı odaklı, ekip çalışmasına önem veren, hiyerarşiden hoşlanmayan, gelişimlerine ve kariyerlerine odaklı – eğer bu konuda tatmin olmazlarsa çok sık iş değiştirebilen – teknoloji ile iç içe, yaratıcı, dahil olmak isteyen jenerasyon olarak tanımlanıyoruz. Dolayısıyla işe giriş aşamalarında yapılacak farklı mülakat teknikleri, yarışma ve vaka çalışmalarının yanı sıra asıl önemli olan, işe girdikten sonra bu yetenekleri bünyede tutabilmek. Bunun için de şirket kültürünün hazır olması, yöneticilerin yetenek geliştirme yetkinliklerine sahip olması ve şirket içinde çeşitli gelişim araçlarının bulunması gerekmektedir. Vodafone Türkiye, gençlere yatırım yapan bir firma olarak söz konusu hazırlıkları gerçekleştirmektedir. Adayların da ne istediklerini bilerek ve o yönde sabırla kendilerini geliştirmeye hazır bir şekilde başvurularını gerçekleştirmeleri ve kariyerlerine ilk adımlarını atmaları önem taşımaktadır.

Garanti Bankası İşe Alım ve İşveren Marka Yöneticisi Nurdan Taş;

Üniversiteden yeni mezun olan öğrencilerin, kariyer seçiminde öncelikle onları mutlu eden şeyleri, beceri ve ilgi alanlarını belirlemelerini; daha sonra da içinde bu parçaları barındıran meslekleri tanımak için araştırma yapmalarını, sormalarını, danışmalarını ve denemelerini öğütlüyoruz. Önceki yıllarda mezun olan öğrencilerin seçtiği ve çok memnun olduğu iş, herkes için en doğru seçim olmayabilir ya da kampüste dolaşan “hangi şirket ne kadar veriyor” söylentilerinin de kariyer seçim sürecinde bir etkisi olmamalı. Öğrencilere, okudukları bölüm ne olursa olsun, ilgi alanlarını değerlendirebilmeleri ve mutlu bir şekilde çalışacakları iş ortamını keşfedebilmeleri için, mümkün olduğunca çok farklı sektörden, farklı kurumda staj yapmalarını öneriyoruz.

Youth Republic Ajans Başkanı Serhat Gürcü:

“Stajlar çok önemli fırsatlar. Kesinlikle staj yapmalarını öneririm. Ancak bu konuda ülkemizde hem işveren hem de iş arayan tarafında önemli sorunlar var , staja bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Profesyonel staj mantığında olmalılar ve bu mantıkta işleyen şirketleri bulmalılar. Bir diğer önerim bir çalışma programı oluşturup çevrelerinde ve dünyadaki iş fırsatlarını sistematik bir şekilde araştırmalarıdır. Girişimcilik yükselen trend ve dünya yeni iş fırsatları için hiç bu kadar iyi olmamıştı. Internete girsinler ve girişimci yanlarını keşfetsinler. Kariyer seçimi konusunda benim önerim bir sektöre yönelmekten çok kendilerine yönelip onları heyecanlandıran ve kendilerine uygun olan işlere yönelmeleri. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Gençlerde gördüğüm en yaygın durum ne istedikleri hakkında en ufak bir fikre sahip olmamaları. Kafası karışık bir genç hangi yükselen sektöre yönelse çok da başarılı olamayacaktır. “ dedi.

monster.com.tr

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)