Etiket arşivi | "mülakat"

Ernst & Young İçin İnsan İlk Sırada


“Ernst & Young’da insan çok önemli. Çünkü biz işimizi çalışanlarımız üzerinden, onların tecrübeleri üzerinden yapıyoruz. Sloganımız “People first”. İnsanların tecrübe kazanması ve insan odaklı olması çok önemli” diyen Ernst & Young İK müdürü Ceyda Çakır, yurtdışı ve yurtiçi eğitimlerle çalışanlarına yatırım yaptıklarını ayrıca onları kimi programlarla yurt dışına gönderdiklerini vurguluyor.

Geçmişi 19. yy ın başlarına kadar uzanan Ernst & Young’un kökleri Arthur Young ve Alwin C. Ernst tarafından kurulmuş çekirdek firmalara dayanıyor. Bugün ise 140 ülkede ve toplam 152.000 üzerinde çalışan kadrosuna sahip büyük bir dev. Sadece Türkiye ofisinde 700 kişinin çalıştığı Ernst &Young’a her yıl 100’ün üzerinde yeni mezun işe alımı yapılıyor. Özellikle insana yatırım yapmak, onların ve dolayısıyla şirketlerin verimliliğini artırmak birincil hedefi olduğu için bu sektörü seçen Ernst &Young İnsan Kaynakları Müdürü Ceyda Çakır,  kariyerine danışman olarak başlamış. Büyük ve orta ölçekli pek çok şirkete danışmanlık verdikten sonra kazanmış olduğu bu tecrübeyi İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak sürdürmüş. Ernst &Young’a katılmadan önce de uzun yıllar yöneticilik geçmişi bulunan Ceyda Çakır aynı zamanda MBA mezunu. Kendisi Ernst &Young’ın İK süreçlerini Businews’a anlattı.

İşe alımlarda hangi adımları izliyorsunuz? Adaylar hangi süreçlerden geçiyor?

İşe alım uygulamalarımızda temel amacımız şirket kültürüne uyum sağlayacak ve pozisyonun gerektirdiği yetkilikteki bireyleri Ernst&Young ekibinde doğru pozisyonlara yerleştirmek. Yeni mezun, stajyer ve yönetici alımlarımızın kendi içinde farklı süreçleri var. Yeni mezunların başvurularını kendi web sitemiz üzerinden diğer başvuruları Kariyer.net üzerinden alıyoruz. Her bir süreç için hedef üniversitelerimizden öğrenci alımına özellikle dikkat ediyoruz. Aranan özelliklere uygun kişileri öncelikle sınav sürecimize alarak bu süreçten geçen adayları görüşmeye davet ediyoruz. Stajlarımız ise yaz ve kış stajı olarak ikiye ayrılıyor. Kış stajımız Aralık  – Mart ayları süresince; yaz stajımız ise Haziran – Ağustos dönemlerinde oluyor.  Staj süresince stajyerlerimiz bize projelerde destek olurken aynı zamanda iş ortamını da deneyimleme fırsatı yakalıyor. Bu yıl uzun dönem stajyer programımızı da başlattık. Uzun süreli staj programı ile öğrencilerin bu sektörü çok yakından tanımaları açısından faydalı olduğunu düşünüyorum. Mali müşavir asistanlığı için bu meslekle örtüşen adaylar ile çalışmaya özen gösteriyoruz. Mali müşavir olmak için İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi, Maliye ve Uluslararası İlişkiler Bölümlerinden mezun olmak gerekiyor. Danışmanlık Bölümlerimiz içinse Endüstri ve İşletme Mühendisliği ile konularına göre diğer mühendislik türlerini tercih ediyoruz ayrıca Hukuk Bölümümüz için de Hukuk Fakültelerinden de  mezun alımlarımız oluyor.

Bir İK’cı olarak adaylarda aradığınız özellikler neler?

Özellikle adayın takım çalışmasına yatkın olması, dürüst olması, sabırlı olması, parlak olması ve çalışkan olması bizim için çok önemli. Stajyerleri seçerken, kişinin kendini çok iyi ifade ediyor olmasına ve bu mesleği ilerde isteyip istemediğine bakıyoruz. Not ortalaması bizim için birinci kriter değil ama derslerinde başarılı olan bir öğrencinin işinde de başarılı olacağı yönünde bir korelasyonun olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Ayrıca uluslararası bir firma olduğumuz için İngilizce’nin çok iyi derecede bilinmesi gerekiyor.

Adaylar ile iletişime geçmek için neler yapıyorsunuz?

Öğrencilerin okul döneminde derslerine konuk oluyoruz. Ayrıca üniversitelerin Kariyer günlerine, özel zirvelerine konuşmacı ve sponsor olarak katılıyoruz. Sadece kaliteli bir iş yapıyor olmak yetmiyor bunu duyurabilmek ve onlarla iletişim halinde olabilmek çok önemli. Bu anlamda sosyal medya kanallarının en iyi araçlar olduğunu düşünüyoruz. Hatta Facebook Kariyer sayfamızı hayata geçirdik. Facebook üzerinden birebir adaylar ile iletişime geçmek onların yorum ve sorularını alabilmek bizim markamızın etkinliğini artırmak için çok önemli. 

SLOGANIMIZ “PEOPLE FIRST”

Ernst & Young’ın İK Politikasından bahsedebilir misiniz?

“Ernst & Young’da insan çok önemli. Çünkü biz, işimizi çalışanlarımız üzerinden onların tecrübeleri üzerinden yapıyoruz. Bu anlamda aramıza yeni katılan arkadaşlarımızın tecrübe kazanması bizim için çok önemli. Hem yurtdışı eğitimler hem de yurtiçi eğitimler ile çalışanlarımızı sürekli destekliyoruz. Global ekonomide rekabet çok daha fazla ve donanımlı insanı elinizde tutabilmek çok daha zor; bu sebeple Talent Management “Yetenek Yönetimi” şirketimizin İK politikasında en başlarda geliyor. Çalışanlarımızı kısa veya uzun süreli programlarla yurt dışındaki ofislerimize gönderme fırsatımız olabiliyor. Bizler de bu anlamda insana yatırım yapıyoruz ve İnsan Kaynaklarının desteği burada ortaya çıkıyor.

Mülakatlarda en çok dikkat ettiğiniz unsurlar neler?

Her yıl sadece yeni mezun pozisyonlarımız için 2000’nin üzerinde başvuru geliyor. Öncelikle özgeçmişin düzgün yazılıp yazılmadığına bakıyoruz. Özellikle yeni mezunlar özgeçmişlerinin 1 sayfayı geçmemesine özen göstermeliler. Sonuçta özgeçmiş pasaport gibi düşünülmeli, iyi bir özgeçmiş sizi mülakat sürecine sokar, sonraki süreç tamamen sizin mülakatlarda gösterdiğiniz performansa ve aranan kritere uygunluğunuza kalmıştır. Adayın akademik hayatı boyunca kazanmış olduğu başarılar ve katılmış olduğu sosyal sorumluluk projeleri de özellikle yeni mezunlarda dikkat ettiğimiz unsurlar arasında yer almaktadır.

Oryantasyon süreciniz nasıl işliyor? Çalışanların motivasyonunu artırmak için yaptığınız çalışmalar var mı?

Yılın Eylül ve Ekim aylarına rastlayan dönemde toplu yeni mezun alımı yapıyoruz. Oryantasyon eğitimimize öncelikle kurumun geçmişi, değerleri, yapısı anlatılarak başlanıyor. Sonrasında ise yaklaşık 3 hafta süren teknik eğitimler başlıyor. Eğitim sürecinin tamamlanmasının ardından projelerde yer almaya başlıyorlar. Denetimler ise mutlaka ekip halinde yürütülüyor ve takım yöneticileri ile beraber projelere gidiyorlar. Ayrıca Performans yönetimi sistemimiz çok kuvvetli. Çalışanlarımızı her proje sonrasında değerlendirerek onlara geri bildirimler yapıyoruz. Olumlu yapılan geri bildirimler, sonrasında çalışanlarımızın motivasyonunu artırıyor. Eğer olumsuz bir değerlendirme yapılacaksa da bunun nasıl yapılması gerektiği konularında da çalışanlarımıza eğitimler veriyoruz. Yapılan geri bildirimlerin hem çalışanlarımızın gelişimine katkı sağladığına hem de şirketimiz için artı bir değer yarattığına inanıyoruz.

 Ernst & Young’da staj yapan öğrencilere sorduk…

STAJYERLERİN GELİŞİMİNE ÖNEM VERİLİYOR

  • Neden Ernst & Young?

Advisory departmanında 2 aydır çalışıyorum. Ernst & Young’ı seçtim çünkü hem dünya çapında hem de Türkiye’de bilinilirliği yüksek olan bir şirket. Kurumsal kültürü burada yaşamanın bir ayrıcalık olacağını hissettim. Ernst & Young’ın stajyerlerini gelecekteki çalışanları olarak görmesi ve bu nedenle gelişimlerine maksimum düzeyde verdiği önem benim için Ernst& Young’ı diğer şirketler arasında ayrıcalıklı bir pozisyona taşıdı. 

  • Başvuru sürecinden bahsedebilir misiniz?

Buraya gelmeden önce başka bir şirkette portföy yönetiminde staj yapıyordum. Oradaki stajımdan gerekli verimi elde ettikten sonra başka bir sektör görmem gerektiğini düşündüm. O sırada Ernst & Young Advisory departmanının stajyer aradığını duydum. Benim de isteğim Advisory sektörüne doğru yönelmek ve proje çalışmalarında yer almaktı. Dolayısıyla başvurdum ve karşılıklı beklentilerimiz birebir olduğundan kolay bir süreç sonunda stajyer olarak başladım

  • Ernst & Young’da staj yapmanın size olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

3. sınıf öğrencisiyim ve İşletme-Endüstri mühendisliği çift anadal yapıyorum. Bu nedenle okulda çok yoğun bir programım var. Buradaki tecrübeli ve değerli çalışanlar sayesinde teoride öğrendiklerimin pratiğe nasıl aktarıldığını görme fırsatım oldu. Oldukça keyifli bir çalışma ortamında kendimi geliştirmeme olanak tanıyan insanlarla bir aradayım. Kendimi bir ekibin parçası olarak hissediyorum dolayısıyla okulun yoğunluğundan sıyrılıp burada keyifle çalışıyorum. Ernst & Young bana ileride nasıl bir işte ve iş ortamında çalışmak istediğimi belirlemem konusunda çok yardımcı oldu.

Gizem Akçaylan

VERGİ ALANINDA İLK SIRADA

  • Neden Ernst & Young?

Adım Alican Hosser. Transaction Tax departmanında yaklaşık iki haftadır çalışıyorum. Dünya çapında kurumsal bir firma olması bu kararı almamda etkili oldu. Ayrıca Vergi alanında Türkiye’nin en iyi kurumlarından biri olması da bu tercihi etkiledi. Bu alanda başlanabilecek bir kariyer için en iyi tercihlerden biri olduğunu düşünüyorum.

  • Başvuru sürecinden bahsedebilir misiniz?

Kariyer.net üzerinden ilanı gördüm ve başvurdum. Daha sonra yazılı bir sınav yapıldı. Bu aşamadan sonra mülakatı da geçerek çalışmaya başladım.

Ernst & Young’da staj yapmanın size olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

Büyük ve kurumsal bir firmayı tanımak, işlerin nasıl yürüdüğünü görmek ve uzun vadede işi öğrenmek açısından oldukça faydalı oldu.

TAKIM ÇALIŞMASI ÜST SEVİYEDE

  • Neden Ernst & Young?

Adım Görkem Yılmaz. Audit departmanında 2 haftadır stajyer olarak görev alıyorum. Big Four içinde Türkiye’de en büyük olması, Ernst & Young’da çalışıp başka işlere geçen insanlardan aldığım olumlu feedbackler ve en önemlisi denetim sektöründeki hedeflerime erişmek için Ernst & Young’ın buna en elverişli kurumsal şirketlerden birisi olması tercih etmeme sebep oldu.

  • Başvuru sürecinden bahsedebilir misiniz?

Hedefim denetim sektöründe çalışmaktı başvurmadan önce biraz araştırma yaptım. Tüm bu edindiğim bilgiler Ernst & Young’ı seçmemde etkili oldu. Beni en çok etkileyen de Ernst & Young’da  Asistan olarak çalışan arkadaşım Merve’nin anlattıkları oldu. Buradaki ortamın sıcaklığını, takım çalışmasının had safhada olması ve emeğinin karşılığını tamamıyla alınması beni buraya gelmek için teşvik etti.

  • Ernst & Young’da staj yapmanın size olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

Denetim işlemlerini kısa sürede öğrendim.  Ayrıca geçirdiğim iki hafta süresince Senior’ımın benimle ilgilenmesi ve işi öğretmesindeki özverisi beni işe daha da ısındırdı ve iş disiplinim arttı.

Nilgün Şirvanlı

Kategori RöportajYorum (0)

İş Görüşmesi ve Renkler


Çokça bilinen bir olgudur “renklerin dili”. Ne demektir bu? Renkler anlatıyor demektir. İlla bir şey dile getirmek gerekmez konuşmadan ve yazmadan da bir şeyler ifade edilebilmektedir renkler sayesinde. Tıpkı beden dilinde de olduğu gibi. İletişimde en temel ve en etkili ifade biçimidir ya hani beden dili. Bazen susmaktır hani en hakiki konuşmak, tıpkı onun gibi. Bazen bir renkten mamul bir meta görmek, ama bilinçli ama bilinç altı bize bir mesajdır. Dayanağını psikolojiden ve birazda sosyolojiden alan bu durumu başta reklamcılar olmak üzere birçok meslek grubu kullanmaktadır senelerdir. Pazarlamacılar, halkla ilişkiler uzmanları, hastaneler, ilaççılar, gıdacılar…

 

Pekiyi ne derler bize bu renkler;

 

Örneğin Mavi; mavi, bilgeliği, güveni ve sadakati anlatır. Sinir sistemini rahatlatır ve üretkenliği artırır. Ancak iştahı da kapattığı bilinmektedir. Bu nedenlerden öğrenci ortamlarında ve sağlık kuruluşlarında tercih edilmektedir. İş görüşmelerinde kararlılığı ve bağlılığı temsil ettiği için olumlu bir etki yaratır. Rahmetli Ecevit’in yıllarca en güvenilir lider olarak algılanmasının beklide ünlü Ecevit mavisi ile yakın ilişkisi vardır.

 

Ya da kırmızı; sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan… Yoğun bir renktir ve çok dikkat çeker. Asla hata kabul etmez, kusursuz olmayı gerektirir. Çalınan arabaların önemli bir kısmı kırmızı renktedir. Hakimiyet kurar, kontrolü ele alır. İştah açtığı için yemekli yerler çokça tercih eder. İş görüşmelerinde iddialı olmak için en önemli kozlardan biridir, tabi ki risklidir de aynı zamanda.

 

Veya sarı; Mizahı, aydınlığı, yaratıcılığı, samimiyeti ve hayata karsı rahat bir tutumu simgeler. Tıpkı güneşli bir gün gibi çekicidir. Sarı güneş ışığı gibidir. Kendinizi iyi hissetmek için orda olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini de istemezsiniz. Sıcak ve samimi ortam yaratmak için idealdir. İş görüşmelerinde rahat bir ortam yaratma konusunda inanılmazdır.

 

Yeşil; Tonları ile çok farklı mesajlar verme konusunda ustadır. Adeta tek bir renkle bir çok renk gibidir. Koyu Yeşil; soğukluk, erkeksilik, tutuculuk ve zenginlik kavramlarını ifade eder. Zümrüt Yeşili; Olumsuzluk. Zeytin Yeşili; Barış. Sarımsı Yeşil; Tüketicilerin en son tercih ettiği renktir. Yeşil, ayni zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler. Dünyada bir semaye türünü anlatan yegane renktir aynı zamanda Yeşil sermaye. Galiba iş görüşmelerinin en riskli rengidir yeşil, hele tonlarının anlamlarına da bakınca.

 

Portakal rengine ne demeli; sıcaklık, güç, cömertlik. Bu rengin iştah açtığı da bilinir. Bu sebeple birçok restaurant ve kafe dekorasyonlarında bu rengi kullanır. Belki de portakallar tabir edilen Hollanda’nın çok gol atmasının bu renkle ilgisi vardır kim bilir. Hani rakiplerinin iştahı açıldığı için. Bir hatırlatma bu rengin Hollanda bayrağı ile de uzaktan ya da yakından bir ilgisi yoktur. Kırmızı, mavi ve beyazdır onların renkleri ama onlar portakaldırlar her daim.

 

Beyaza gelince; saflık temizlik dürüstlük… Gelinler boşuna mı beyaz giyerler. Sağlıkçılar hem imaj hem de hijyen açısından beyazı tercih ederler. Beyaz ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar. İş görüşmelerinin vazgeçilmezidir. Hele siyah, lacivert gibi bir renkle birlikte kullanılır ve kontrast yaratılabilirse.

 

Ve gelelim siyaha; Bu renk oldukça tartışmalı bir etkiye ve imaja sahiptir. Bazen ona kara da denmesi belki de bize çok şey anlatmaktadır. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülüktür siyah. Öte yandan ise aynı siyah, sadakat, sebat, dayanıklılık, bilgelik ve güvenilirliktir. Pek çok alanda ve kültürde siyah iş kıyafeti rengidir. Resmiyeti ve otoriteyi de temsil eder ve iş görüşmeleri için idealdir. Ancak onu tamamlayan aksesuarlar ve diğer renkler ise imajın tamamlayıcısı rolünü üstlenirler. Anlam bütünlüğü ise detaylarla birlikte oluşacaktır.

 

İş görüşmesinin pek çok detayı var elbette. Bu nedenledir ki seminerlerimizde bu konuya günlerimizi haftalarımızı ayırmaktayız. Ama giyim konusu yadsınamaz kadar önemlidir. Dahası nerede ise detay değil işin temel maddelerinden birisidir de.

 

Hiçbir malzeme ambalajından ayrı düşünülemez. İçinde ne olduğu hakkındaki ilk ipucunu ve beklide son ipucunu bize ambalaj yani giyim ve renkleri verecektir.

 

Kaynak: Öğr. Gör. Erim HISIM – universiteyibitiriyorum.com

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

İngilizce Mülakatın Püf Noktaları


 

İşte o an! Mülakatınız gayet iyi devam ederken birden karşı taraf İngilizce soru yöneltiyor. Özgeçmişinizde çok iyi derecede İngilizce bildiğiniz yazılı. İşte şimdi bunu göstermenin zamanı. Peki akıcı ve kendinizden emin bir şekilde cevap verebiliyor musunuz? Yoksa ter içinde kalıp, görüşmeciden soruyu tekrar etmesini mi rica ediyorsunuz?

 

İngilizce mülakatlar son yıllarda iyice yaygınlaştı. İyi derecede İngilizce bilgisi, birçok ilanda aranan özelliklerin başında geliyor. Şirketler pozisyona ve işe alım politikasına göre hem yazılı hem sözlü sınav yaparken, bazısı da sadece sözlü sınav (mülakat) tercih ediyor. Bu aşamalara gelmeden önce ilk yapılacak şey, göndereceğiniz özgeçmişte dil seviyenizi (konuşma becerinizi de!) açıklıkla yazmak, gerçek dışı bilgiden kaçınmak. Yani utanılacak duruma düşmemek.

 

Peki, sözlü sınavlarda neler soruluyor? Nelere bakılıyor? Başvuran adaylar en çok nerede sıkıntı yaşıyor? İnsan Kaynakları Danışmanlık şirketleri Profil International’dan Pelin Polat ve Hill International Türkiye’den Hazar Candan Wilson yanıtladı. Pelin Polat’a göre, adaylar en çok İngilizce olarak kendini ifade etmede sıkıntı yaşıyor. Teorik bilgileri güçlü olsa bile özellikle pratikte zorlanan adayların sayısı epey yüksek. Gençlerin heyecandan kendilerini ifade etmekte zorlandıklarını söyleyen Hazar Candan Wilson ise adayların bir türlü kelimeleri bir araya getiremediklerini, konuyu toparlayamadıklarını vurguluyor. Önerisi şu: “Bu tür durumlarda adayı mümkün olduğunca rahatlatmak, konuyu değiştirip, belki kısa bir süre Türkçeye dönerek rahatlatmak ve sonrasında İngilizceye dönmek benim tercih ettiğim bir yöntem. Aksi takdirde sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olmuyor.”

 

 

TÜRKÇEDEN FARKLI DEĞİL

 

 

Mülakatlardaki temel hedef adayı yakından tanımak, beklentilerini anlamak ve pozisyonun beklentilerine ne kadar uygun olduğunu saptamak. Adaylara başta hobileri veya kişilik özellikleri gibi daha rahat ve kolay cevap verebilecekleri rahatlatıcı sorular soruluyor, hemen ardından “kendisini hangi açılardan bu işe uygun gördüğü” veya “şu ana kadarki sorumlulukları” soruluyor.

 

ŞİRKETLERİN ÖNCELİKLERİ

 

Pelin Polat ve Hazar Candan Wilson’a göre işe alım yapacak şirketlerin öncelik sırası ise şöyle:

 

-Akıcılık ve telaffuz.

 

-Adayın ifadelerinin açık ve anlaşılır olması gerekiyor.

 

-Aday kulağa çok batan bir hata yapmadığı sürece gramer öncelikli değil.

 

-Kelime bilgisi de önemli. Kelimeleri hatırlayamayıp çok tıkanıyorsa, bu da iletişimde aksaklık yaratıyor.

 

-Adayın iş hayatında İngilizceyi nerede, ne şekilde ve kimlerle iletişimdeyken kullanacağına bakılıyor.

 

 

YÖNETİCİ İŞE ALIRKEN

 

 

Yöneticilerle yapılan görüşmelerde de beklentiler farklı değil:

 

-Adayın kendisini rahat ve etkin bir şekilde ifade edip etmediklerine dikkat ediliyor.

 

-Günlük çalışma ortamlarında İngilizceyi sık kullandıkları için yöneticilerle tüm görüşme İngilizce yapılabiliyor.

 

-Yönetici adayı çok uluslu bir ortamda yurtdışına raporlayarak çalışıyor ise yabancı dilde mülakat yapma gereği duyulmuyor.

 

-İkinci dil şartı varsa, o dilde de mülakat yapılıyor.

 

 

TÜRK ÇALIŞANLARIN SEVİYESİ

 

 

Özgeçmişte belirtilen dil seviyesinin mülakatlarda sorun yarattığı düşünülse de, son dönemde bu durum değişmeye başlamış. Özgeçmişine “benim İngilizce seviyem çok iyidir” yazıp, dili iyi konuşamayan adaya pek rastlanmıyor. Sözlü sınavlarda yurtdışında uzun süre yaşama veya okuma imkanı bulanlar ile İngilizce eğitimine ortaokulda başlamış ve Anadolu Lisesi, kolej benzeri okullardan mezun olmuş adaylar doğal olarak sağlam bir altyapıya sahip oldukları için ise diğer adaylara kıyasla daha başarılı oluyor. Son dönemde çalışanlarının dil eğitimini destekleyen firma sayısının artması da olumlu bir gelişme.

 

Kaynak: gelecekbenim.com

 

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Mülakata Gitmeden Aklınızda Bulunsun


 

İster iş mülakatına gidin, ister satış toplantısına, önemli olan karşınızdaki kurumun ve kişinin ne beklediği, ne istediğidir.

 

Harvard mezunu olabilirsiniz ama karşınızda oturan kişi yaratıcı ve sorumluluk sahibi olan biri arıyorken siz sürekli ve sadece liderlik özelliklerinizi öne çıkaracak örnekler anlatırsanız yine de o işi alamayabilirsiniz.

 

İlk etki önemlidir, sadece dış görünüş değil kendinizi fade edişiniz, iletişim tarzınız da buna girer. Mülakatı yapan “Hah bu bizim şirket kültürüne çok uygun” derse işte o zaman ilk badireyi atlatmışsınız demektir.

 

İkinci ve en önemli badire kendinizle ilgili ne anlatacağınızdır. Her mülakatta konuştuğunuz zaman süresi ortalama 20-40 dakikadır. Bu süre içinde kendinizle ilgili verebileceğiniz mesajlar sınırlıdır. O yüzden “tüm” özelliklerinizi yüzeysel (zaman yetmeyeceği için) anlatmak yerine karşı tarafın duymak istediği özelliklere daha fazla vurgu yapmanız avantajınıza olacaktır. Bunun için de mülakat öncesinde çok iyi hazırlanmış olmanız gerekir.

 

Hazırlık

 

Adım 1: Pozisyondan neler bekleniyor, hangi özellikleri öne çıkarmak gerek?

 

Adım 2: Bu özellikleri nasıl anlatacaksınız?

 

Adım 3: Pratik yapma. Ya bir arkadaşınızla yada konunun profesyoneli bir koçla hedeflediğiniz mülakata yönelik bir simülasyon yaparsanız gerçek mülakat sırasında daha hazırlıklı olursunuz.

 

Son badire de çoğu zaman ücret beklentisidir. Her mülakattan önce ücret beklentisi sorulduğunda ne diyeceğinizi, ne kadar isteyeceğinizi bilmelisiniz; hatta cümleleriniz hazır olmalı. Çünkü ağzınızdan rakam çıktığı anda bunun geri dönüşü yoktur. Çok istediğiniz bir işe memnun olmadığınız bir ücretle başlamak aslında iş arama sürecini yeniden tetikleyecek bir etki yaratır.

 

Kesinlikle ücret beklentisi söylemek istemiyorsanız da siz yine de hazırlıklı olun. Mülakatta işler öyle bir değişir ki bir rakam söylemek zorunda kalabilirsiniz.

 

Uzun lafın kısası, mülakatlarda ağzınızdan çıkan her şey sizin kontrolünüzde olmalı. Doğaçlama gitmek işe yaramıyor.

 

Kaynak: Filiz Demirbağ

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Doğru Hayvanı Seç Hayalindeki İşi Kap


İş görüşmelerinde klasik mülakat dönemi bitti. Artık adayları ters köşeye yatıran sorular görüşmelerin seyrini belirliyor. İK uzmanları, ‘Ne iş olsa yaparım tavrı yerine, karşınızdakini bu işi istediğinize ikna edin ama bunu yaparken eski patronunuz ve kendinizle ilgili fazla samimi bilgi vermeyin’ uyarısı yapıyor

 

Sadece iş bulmanın değil, mevcut işi kapmak için işvereni de ikna etmenin yöntemi değişti. Adayları defalarca görüşmeye çağıran insan kaynakları yetkilileri, ‘Bana kendinizden bahsedin?’ gibi klasik sorularla değil, ‘Cenneti mi cehennemi mi tercih edersiniz?’ ‘Bir hayvan olsan, hangisi tercih edersin?’, ‘Eski patronunuzun sizi sinirlendirdiği bir duruma örnek verin’ gibi ters köşe sorularla test ediyor. Üstelik sadece kişiye özel değil, grup mülakatları da yapılırken, aynı işe talip bir çok aday içerisinde kimseyi ezmeden tanınan kısa sürede kendini en iyi ifade edebilen işi kapıyor.

 

İLK GÖRÜŞMEDE MAAŞ SORMAYIN

Adayın görüşme sırasında nasıl bir iletişim kurduğunun da görüşmeciye önemli ipuçları verdiğine dikkat çeken Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz, şunları söyledi: ‘Daha birinci iş görüşmesinde yöneltilen maaş ve çalışma saatlerine ilişkin sorular kişinin elenmesine yol açıyor. Yapılan bir araştırmaya göre yüz yüze görüşmelerde sonucu; sözcükler yüzde 10, ses tonu, vurgu yüzde 30, beden dili ise yüzde 60 oranında etkiliyor. Verilen doğru cevapların yanı sıra doğru bir beden dili, işverenin o adayı tercih etmesini sağlıyor.’

 

SEVMEDİĞİNİZLE NASIL ÇALIŞIRSINIZ?

Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü son dönemde özellikle bankacılık, finans ve satış alanlarında grup mülakatının öne çıktığını söyledi. Tütüncü, eskiden adaylara ‘Güçlü ve zayıf yönleriniz nelerdir?’, ‘Bana kendinizden bahsedin?’ gibi sorularla mülakatların yapıldığını söyleyerek, şöyle devam etti: ‘Artık sorular genellikle ‘Bana kısa bir zaman içinde karar vermeniz gereken bir duruma örnek verebilir misiniz?’, ‘Sizden hoşlanmayan biriyle aynı ortamda başarılı bir şekilde iletişim kurmayı nasıl başardığınızı anlatabilir misiniz?’, ‘Koordine etmek durumunda kaldığınız en zorlu ekip hangisiydi, anlatabilir misiniz?’ şeklinde oluyor.’

 

10 aday ve 15 dakikanız var

Adayları en çok zorlayanlardan biri de grup mülakatı olduğuna dikkat çeken Tütüncü, ‘Bu teknikte 4 ila 10 kişiden oluşan adaylar, birkaç kişilik İK çalışanıyla aynı odada görüşmeye alınır. 15-20 dakika süren bu görüşmede adaylara bir konu verilir ve bu konu hakkında tartışmaları istenir. Bazen de bir senaryo dahilinde sanal bir iş ortamı yaratılarak gruptakilerden belli bir sorunu çözmeleri de istenebilir. Bu esnada da İK görevlileri adayların liderlik, katılımcılık, sorun çözme yeteneği, becerilerini değerlendirirler’ diye konuştu. Tütüncü, ‘Burada önemli olan adayın doğal davranması. Dürüstlük, samimiyet, katılımcılık, pozitif yaklaşım firmaların aradıkları özellikler olarak öne çıkarken, grup içinde sivrilmek, agresif yaklaşım, kimseye söz hakkı tanımamak ve fazla konuşmak adayın değerlendirmesine negatif yorumlar yazılmasına neden olur’ dedi.

Eğer işi istiyorsan 4 konuda ikna etmelisin

  • Ben bu işi yapabiliyorum.
  • Ben bu işi istiyorum.
  • Ben bu işe ve firmaya uyum sağlayabilirim
  • Ben bu şirkete artı değer katar, verimlilik sağlarım.

 

12 kez mülakata çağırılan bile var

BİR şirkete iş için başvurup, ilk mülakatı yapanların hemen ümitsizliğe kapılmaması gerektiği gibi işin olduğuna dair de hemen sevinmemesi gerekiyor. Zira, tam ümidi kestiğiniz anda, şirket sizi tekrar görüşmeye çağırıyor. Bunun en tipik örneği ise bir ilaç şirketinde yaşanıyor. Uluslararası bir ilaç şirketi iş hayatına yeni atılacak aday adayını tam altı aylık süre içerisinde toplam 12 iş görüşmesi yaparak, şirkete kabul ediyor. Dolayısıyla adayların sabırlı davranması gerekiyor.

 

Görüşmeye gitmeden önce bunlara dikkat!

  • Firmanın sorabileceği tüm sorulara hazırlanın…
  • Firmanın sektörünü ve faaliyet alanını ve rakiplerini araştırın
  • Görüşmeye geç kalmayın, çeşitli sebeplerden dolayı geç kalacaksanız da mutlaka haber verin
  • Dış görünümüz profesyonelliğini yansıtsın, formal ve sade giyinmeye özen gösterin. Saçlarınız da bakımlı ve özenli olsun.
  • Mülakat süresi kısıtlı olduğu için çok uzun cevaplar vermeyin.
  • Mülakat sonunda ilgili olduğunu belirtecek sorular sorun. Örneğin, şirketin çalışan devir oranı nedir, bölümün karşı karşıya kaldığı sorunlar genel olarak nedir, şirketin organizasyon yapısı ve kariyer olanakları nelerdir gibi…

 

Kaynak: Aylin Löle – Akşam Gazetesi

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Mülakata çağrılma şansınızı arttırmanın yolları


Hepimiz bir kariyer hedefi ile mezun oluruz. Nerede çalışmak istediğimiz, tercihlerimiz, kendimize uygun gördüğümüz pozisyon ve alternatiflerimiz üzerine kafa yorarız.  Yakınlarımız, arkadaşlarımız ile nasıl bir işte çalışmak istediğimiz ve o işten beklentilerimiz hakkında uzun uzun sohbetler yapar, ne istediğimizi çok iyi anlatırız.  Sıra, işverende ilk izlenimi bırakacak olan özgeçmişimizi hazırlamaya gelince heyecan duyduğumuz mesleki ilgi alanımızı, eğitimimizi, deneyimlerimizi anlatmakta ve kendimizi ifade etmekte zorlanırız.

Özgeçmişimizi hazırlarken üzerinde uzun uzun düşünürüz. Hatta bazen işin içinden çıkamadığımız duygusuna kapılır,  internette etkin bir özgeçmiş hazırlama konusunda  ipuçları ararız. Ancak internet günümüzün bilgi kaynağı olarak etkin bir araç olsa da doğru veya yanlış olan birçok özgeçmiş örneği  ile bizleri baş başa bıraktığı için, özgeçmişimiz üzerinde saatlerimizi de harcasak, kelimelerimizi özenle de seçsek etkin bir CV hazırladığımızdan yine de emin olamayız. Kendimizi iyi ifade eden etkin bir CV hazırladığımızı düşünüp ilgimizi çeken pozisyonlara başvurular yaparız ve beklemeye başlarız. Yapılan başvurulardan ancak birkaçı geri döner veya dönmez. İşte o zaman merak eder ve sorgulamaya başlarız. Sanırım birçoğumuz, “ Neden? ” sorusunu kendimize bir çok defa sormuşuzdur. Bu durumda yapılması gereken şey, işverenin neden özgeçmişimizi atlamış olabileceği ve değerlendirmeye almadığı üzerine düşünüp özgeçmişimizi tekrar gözden geçirmemizdir. Özgeçmişimize işveren gözüyle bakmamız gerekir. Bu yüzden kendimizi onların yerine koyalım ve kendi iç sesimiz ile şu soruları soralım;

  • Özgeçmişim güncel mi ?
  • Özgeçmişim beni yansıtıyor mu ? ( Bu kısım çok önemli. Sizi yansıtmayan bir CV, mülakat şansınızı yok edebilir. Bu yüzden mümkün olduğunca kendinizi tanıtan ve gereksiz bilgilerden kaçınan özet ama net bir fikir verebilen bir CV hazırlamak gerekir.)
  • Sorumluluklarımı yerine getirebilecek bir aday olduğumu özgeçmişimden çıkarabiliyor mu?
  • Karşılaşacağım sorunların üstesinden gelebileceğim izlenimini veriyor muyum?
  • Şirket kültürüne uygun bir aday profili çiziyor muyum?
  • Çalışacağım pozisyonda şirkete katabileceklerim konusunda işverenler net bir fikre sahip olabiliyor mu ?
  • Eğitimim ve yabancı dilim ( dil gerekiyorsa ) ve bilgisayar becerilerim başvurduğum pozisyon için yeterli mi ?
  • Doğru ilanlara mı başvuruyorum?
  • Yetiştirmek üzere beni işe alabilecekleri bir pozisyon mu? Yoksa deneyim ve bilgi birikiminin şart olduğu bir pozisyon mu?
  • Başvurduğum firma yaşadığım yere uzak mı?
  • Başarılarımı net olarak ifade edebildim mi?

Özgeçmişinizde dikkat etmeniz gereken diğer hususları sıralarsam;

CV’ imizi her zaman güncel tutmalıyız. Çünkü online ortamda, CV’ ler güncelleme tarihine göre sıralanır. İşverenler de  özgeçmişleri bu sıraya göre değerlendirmeye alır veya es geçer. Listenin başında yer almak değerlendirilme şansınızı  oldukça artırır.

CV’nizi güncellediniz artık listenin başlarında yer aldığınıza eminsiniz. Peki, şansınızı daha fazla nasıl arttırabilirsiniz ?

Anahtar kelimelere dikkat ederek CV oluşturmalıyız. CV taraması yapılırken adayın yaşadığı yer,  eğitim durumu, askerlik durumu, eğitim bilgileri, geçmiş iş deneyimleri, çalıştığı sektör veya pozisyona göre arama yapıldığı gibi, işveren görmek istediği açıklamalara ve bilgilere ulaşmak için CV’ leri anahtar kelimelere göre de aratabilir. Bu yüzden bildiğimiz programları, seminerleri, kursları, iş tanımına çalıştığımız pozisyona dair sorumluluklarımızı eksiksiz bir şekilde yazmamız gerekir.

Örneğin, İç Mimar pozisyonunda çalışacak bir aday aranıyor. CV taraması yapılırken,  X kadar deneyimi olan, bir üniversitede x bölümünde okumuş, firmaya yakın  x semtte oturan diye aratmak dışında, firma Autocad ve Kitchendraw  bilen adaylarla çalışmak istiyorsa anahtar kelimeye kitchendraw ve Autocad yazılarak arama yapılabilir. Bu yüzden, deneyimi olan ancak bildiği programları açık bir şekilde ifade etmemiş adaylar ne yazık ki arama sonuçlarında çıkmayarak mülakat şanslarını kaybetmiş olurlar. Bu yüzden bilgilerin eksik olmamasına çok özen göstermek gerekir.

Pozisyona göre eğitimleri vurgulamalıyız. Başvurduğumuz pozisyonla ilgili alınan eğitimleri, eğitimler kısmında en başa yazarak okuyucunun dikkatini çekmek, işi kapma şansınızı arttırır.

Başarılarımızı ifade etmeliyiz. “ Başarıları ifade etmek mi ? Yaptıklarım başarı sayılır mı ? “diyenleriniz çoktur sanırım. Başarı denince akla ilk, yeni mezun arkadaşlarım için, sınavdaki başarılar, mezuniyet derecesi,  iz bırakan projeler gelebilir. Mesleki deneyimi olan arkadaşlarım için başarı, bir ürün için pazar araştırması yapmak, tüketicilerin nabzını yoklamak, çıkan verilere göre bir yol izlemek ve satışı %40 arttırmak olabilir.

Ancak başarı denince akla sadece ödül, proje, sınavlar, satışta % x kadar artış sağlamak gibi olgular gelmemelidir.  Başarı; ilgi duyulan spor dalında ve ya satranç turnuvasında alınan bir ödül de olabilir, gönüllü faaliyetlerde aktif rol almak, bir konferansta konuşmacı olarak yer almak da…
Herkesin başarısı, ilgi alanına göre değişir. Önemli olan başvurulan pozisyona ve kariyer hedefine uygun bir başarının vurgulanmasıdır. Böylece özgeçmişiniz diğer sıradan özgeçmişlerden sıyrılmış ve okuyanda merak uyandırmış olur.

Tarihlere ve yazım hatalarına dikkat etmek önemlidir. Mezuniyet tarihimizi, eğer paylaşıyorsak mezuniyet derecemizi, işe giriş ve çıkış tarihlerimizi doğru vermek ve tarihleri unutmamak gerekir. Aksi takdirde mülakat sırasında, mezuniyet tarihimiz veya işe başlangıç/çıkış tarihlerimiz konusunda hata varsa, ya da o an hatırlayamadıysanız karşı taraf bunu bir çelişki veya ciddiyetsizlik olarak algılar. “ Yanlışıkla yazmışım herhalde.” , “ CV’de paylaştım ama şuan net işe giriş tarihimi hatırlamıyorum.” Gibi cevaplar karşı tarafta iyi bir izlenim bırakmaz. Özgeçmişimizin bizi yansıttığını unutmamalıyız.

Yanlış izlenim verme korkusu ve deneyimlerin azımsanması… Dikkat edilmesi gereken ve adayların çoğunlukla çekimser kaldığı bir diğer ve son konu ise, tüm deneyimlerin CV’de paylaşılmaması. Bunun iki sebebi var;  bir yerde uzun süre çalışamadığı izlenimi verme korkusu  ya da azımsanan deneyimler… Konu deneyimlere geldiğinde adaylar bazı deneyimleri CV’de paylaşmadıklarını ve mülakat sırasında sırası gelince anlatmayı tercih ettiklerini ifade ediyorlar. “ Burada çok kısa süre çalıştığım için CV’ ye son çalıştığım firmayı/firmaları yazmadım.” diyen adaylar ile çok karşılaşıyorum. Ancak, tüm deneyimler mutlaka paylaşılmalı. Çünkü bu bilgiler işverene, adayın iş ile ilgili gözlem yapma fırsatı bulduğu, işle ilgili sorumluluklarını bildiği ve az da olsa bir deneyimi olduğu ip ucunu verir. İşveren doğru işe doğru insan yönlendirdiğinden emin olmak için kısa süren deneyimleriniz üzerinde mutlaka duracaktır ve işten neden ayrıldığınızı soracaktır. Burada adaydan beklenen tek şey, sakin bir tavırla ve makul bir dille işten ayrılma sebebinin paylaşılmasıdır.

Kaynak: İstihdam Haber

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)