Etiket arşivi | "mülakat"

Doğru Hayvanı Seç Hayalindeki İşi Kap


İş görüşmelerinde klasik mülakat dönemi bitti. Artık adayları ters köşeye yatıran sorular görüşmelerin seyrini belirliyor. İK uzmanları, ‘Ne iş olsa yaparım tavrı yerine, karşınızdakini bu işi istediğinize ikna edin ama bunu yaparken eski patronunuz ve kendinizle ilgili fazla samimi bilgi vermeyin’ uyarısı yapıyor

 

Sadece iş bulmanın değil, mevcut işi kapmak için işvereni de ikna etmenin yöntemi değişti. Adayları defalarca görüşmeye çağıran insan kaynakları yetkilileri, ‘Bana kendinizden bahsedin?’ gibi klasik sorularla değil, ‘Cenneti mi cehennemi mi tercih edersiniz?’ ‘Bir hayvan olsan, hangisi tercih edersin?’, ‘Eski patronunuzun sizi sinirlendirdiği bir duruma örnek verin’ gibi ters köşe sorularla test ediyor. Üstelik sadece kişiye özel değil, grup mülakatları da yapılırken, aynı işe talip bir çok aday içerisinde kimseyi ezmeden tanınan kısa sürede kendini en iyi ifade edebilen işi kapıyor.

 

İLK GÖRÜŞMEDE MAAŞ SORMAYIN

Adayın görüşme sırasında nasıl bir iletişim kurduğunun da görüşmeciye önemli ipuçları verdiğine dikkat çeken Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz, şunları söyledi: ‘Daha birinci iş görüşmesinde yöneltilen maaş ve çalışma saatlerine ilişkin sorular kişinin elenmesine yol açıyor. Yapılan bir araştırmaya göre yüz yüze görüşmelerde sonucu; sözcükler yüzde 10, ses tonu, vurgu yüzde 30, beden dili ise yüzde 60 oranında etkiliyor. Verilen doğru cevapların yanı sıra doğru bir beden dili, işverenin o adayı tercih etmesini sağlıyor.’

 

SEVMEDİĞİNİZLE NASIL ÇALIŞIRSINIZ?

Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü son dönemde özellikle bankacılık, finans ve satış alanlarında grup mülakatının öne çıktığını söyledi. Tütüncü, eskiden adaylara ‘Güçlü ve zayıf yönleriniz nelerdir?’, ‘Bana kendinizden bahsedin?’ gibi sorularla mülakatların yapıldığını söyleyerek, şöyle devam etti: ‘Artık sorular genellikle ‘Bana kısa bir zaman içinde karar vermeniz gereken bir duruma örnek verebilir misiniz?’, ‘Sizden hoşlanmayan biriyle aynı ortamda başarılı bir şekilde iletişim kurmayı nasıl başardığınızı anlatabilir misiniz?’, ‘Koordine etmek durumunda kaldığınız en zorlu ekip hangisiydi, anlatabilir misiniz?’ şeklinde oluyor.’

 

10 aday ve 15 dakikanız var

Adayları en çok zorlayanlardan biri de grup mülakatı olduğuna dikkat çeken Tütüncü, ‘Bu teknikte 4 ila 10 kişiden oluşan adaylar, birkaç kişilik İK çalışanıyla aynı odada görüşmeye alınır. 15-20 dakika süren bu görüşmede adaylara bir konu verilir ve bu konu hakkında tartışmaları istenir. Bazen de bir senaryo dahilinde sanal bir iş ortamı yaratılarak gruptakilerden belli bir sorunu çözmeleri de istenebilir. Bu esnada da İK görevlileri adayların liderlik, katılımcılık, sorun çözme yeteneği, becerilerini değerlendirirler’ diye konuştu. Tütüncü, ‘Burada önemli olan adayın doğal davranması. Dürüstlük, samimiyet, katılımcılık, pozitif yaklaşım firmaların aradıkları özellikler olarak öne çıkarken, grup içinde sivrilmek, agresif yaklaşım, kimseye söz hakkı tanımamak ve fazla konuşmak adayın değerlendirmesine negatif yorumlar yazılmasına neden olur’ dedi.

Eğer işi istiyorsan 4 konuda ikna etmelisin

  • Ben bu işi yapabiliyorum.
  • Ben bu işi istiyorum.
  • Ben bu işe ve firmaya uyum sağlayabilirim
  • Ben bu şirkete artı değer katar, verimlilik sağlarım.

 

12 kez mülakata çağırılan bile var

BİR şirkete iş için başvurup, ilk mülakatı yapanların hemen ümitsizliğe kapılmaması gerektiği gibi işin olduğuna dair de hemen sevinmemesi gerekiyor. Zira, tam ümidi kestiğiniz anda, şirket sizi tekrar görüşmeye çağırıyor. Bunun en tipik örneği ise bir ilaç şirketinde yaşanıyor. Uluslararası bir ilaç şirketi iş hayatına yeni atılacak aday adayını tam altı aylık süre içerisinde toplam 12 iş görüşmesi yaparak, şirkete kabul ediyor. Dolayısıyla adayların sabırlı davranması gerekiyor.

 

Görüşmeye gitmeden önce bunlara dikkat!

  • Firmanın sorabileceği tüm sorulara hazırlanın…
  • Firmanın sektörünü ve faaliyet alanını ve rakiplerini araştırın
  • Görüşmeye geç kalmayın, çeşitli sebeplerden dolayı geç kalacaksanız da mutlaka haber verin
  • Dış görünümüz profesyonelliğini yansıtsın, formal ve sade giyinmeye özen gösterin. Saçlarınız da bakımlı ve özenli olsun.
  • Mülakat süresi kısıtlı olduğu için çok uzun cevaplar vermeyin.
  • Mülakat sonunda ilgili olduğunu belirtecek sorular sorun. Örneğin, şirketin çalışan devir oranı nedir, bölümün karşı karşıya kaldığı sorunlar genel olarak nedir, şirketin organizasyon yapısı ve kariyer olanakları nelerdir gibi…

 

Kaynak: Aylin Löle – Akşam Gazetesi

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)

Mülakata çağrılma şansınızı arttırmanın yolları


Hepimiz bir kariyer hedefi ile mezun oluruz. Nerede çalışmak istediğimiz, tercihlerimiz, kendimize uygun gördüğümüz pozisyon ve alternatiflerimiz üzerine kafa yorarız.  Yakınlarımız, arkadaşlarımız ile nasıl bir işte çalışmak istediğimiz ve o işten beklentilerimiz hakkında uzun uzun sohbetler yapar, ne istediğimizi çok iyi anlatırız.  Sıra, işverende ilk izlenimi bırakacak olan özgeçmişimizi hazırlamaya gelince heyecan duyduğumuz mesleki ilgi alanımızı, eğitimimizi, deneyimlerimizi anlatmakta ve kendimizi ifade etmekte zorlanırız.

Özgeçmişimizi hazırlarken üzerinde uzun uzun düşünürüz. Hatta bazen işin içinden çıkamadığımız duygusuna kapılır,  internette etkin bir özgeçmiş hazırlama konusunda  ipuçları ararız. Ancak internet günümüzün bilgi kaynağı olarak etkin bir araç olsa da doğru veya yanlış olan birçok özgeçmiş örneği  ile bizleri baş başa bıraktığı için, özgeçmişimiz üzerinde saatlerimizi de harcasak, kelimelerimizi özenle de seçsek etkin bir CV hazırladığımızdan yine de emin olamayız. Kendimizi iyi ifade eden etkin bir CV hazırladığımızı düşünüp ilgimizi çeken pozisyonlara başvurular yaparız ve beklemeye başlarız. Yapılan başvurulardan ancak birkaçı geri döner veya dönmez. İşte o zaman merak eder ve sorgulamaya başlarız. Sanırım birçoğumuz, “ Neden? ” sorusunu kendimize bir çok defa sormuşuzdur. Bu durumda yapılması gereken şey, işverenin neden özgeçmişimizi atlamış olabileceği ve değerlendirmeye almadığı üzerine düşünüp özgeçmişimizi tekrar gözden geçirmemizdir. Özgeçmişimize işveren gözüyle bakmamız gerekir. Bu yüzden kendimizi onların yerine koyalım ve kendi iç sesimiz ile şu soruları soralım;

  • Özgeçmişim güncel mi ?
  • Özgeçmişim beni yansıtıyor mu ? ( Bu kısım çok önemli. Sizi yansıtmayan bir CV, mülakat şansınızı yok edebilir. Bu yüzden mümkün olduğunca kendinizi tanıtan ve gereksiz bilgilerden kaçınan özet ama net bir fikir verebilen bir CV hazırlamak gerekir.)
  • Sorumluluklarımı yerine getirebilecek bir aday olduğumu özgeçmişimden çıkarabiliyor mu?
  • Karşılaşacağım sorunların üstesinden gelebileceğim izlenimini veriyor muyum?
  • Şirket kültürüne uygun bir aday profili çiziyor muyum?
  • Çalışacağım pozisyonda şirkete katabileceklerim konusunda işverenler net bir fikre sahip olabiliyor mu ?
  • Eğitimim ve yabancı dilim ( dil gerekiyorsa ) ve bilgisayar becerilerim başvurduğum pozisyon için yeterli mi ?
  • Doğru ilanlara mı başvuruyorum?
  • Yetiştirmek üzere beni işe alabilecekleri bir pozisyon mu? Yoksa deneyim ve bilgi birikiminin şart olduğu bir pozisyon mu?
  • Başvurduğum firma yaşadığım yere uzak mı?
  • Başarılarımı net olarak ifade edebildim mi?

Özgeçmişinizde dikkat etmeniz gereken diğer hususları sıralarsam;

CV’ imizi her zaman güncel tutmalıyız. Çünkü online ortamda, CV’ ler güncelleme tarihine göre sıralanır. İşverenler de  özgeçmişleri bu sıraya göre değerlendirmeye alır veya es geçer. Listenin başında yer almak değerlendirilme şansınızı  oldukça artırır.

CV’nizi güncellediniz artık listenin başlarında yer aldığınıza eminsiniz. Peki, şansınızı daha fazla nasıl arttırabilirsiniz ?

Anahtar kelimelere dikkat ederek CV oluşturmalıyız. CV taraması yapılırken adayın yaşadığı yer,  eğitim durumu, askerlik durumu, eğitim bilgileri, geçmiş iş deneyimleri, çalıştığı sektör veya pozisyona göre arama yapıldığı gibi, işveren görmek istediği açıklamalara ve bilgilere ulaşmak için CV’ leri anahtar kelimelere göre de aratabilir. Bu yüzden bildiğimiz programları, seminerleri, kursları, iş tanımına çalıştığımız pozisyona dair sorumluluklarımızı eksiksiz bir şekilde yazmamız gerekir.

Örneğin, İç Mimar pozisyonunda çalışacak bir aday aranıyor. CV taraması yapılırken,  X kadar deneyimi olan, bir üniversitede x bölümünde okumuş, firmaya yakın  x semtte oturan diye aratmak dışında, firma Autocad ve Kitchendraw  bilen adaylarla çalışmak istiyorsa anahtar kelimeye kitchendraw ve Autocad yazılarak arama yapılabilir. Bu yüzden, deneyimi olan ancak bildiği programları açık bir şekilde ifade etmemiş adaylar ne yazık ki arama sonuçlarında çıkmayarak mülakat şanslarını kaybetmiş olurlar. Bu yüzden bilgilerin eksik olmamasına çok özen göstermek gerekir.

Pozisyona göre eğitimleri vurgulamalıyız. Başvurduğumuz pozisyonla ilgili alınan eğitimleri, eğitimler kısmında en başa yazarak okuyucunun dikkatini çekmek, işi kapma şansınızı arttırır.

Başarılarımızı ifade etmeliyiz. “ Başarıları ifade etmek mi ? Yaptıklarım başarı sayılır mı ? “diyenleriniz çoktur sanırım. Başarı denince akla ilk, yeni mezun arkadaşlarım için, sınavdaki başarılar, mezuniyet derecesi,  iz bırakan projeler gelebilir. Mesleki deneyimi olan arkadaşlarım için başarı, bir ürün için pazar araştırması yapmak, tüketicilerin nabzını yoklamak, çıkan verilere göre bir yol izlemek ve satışı %40 arttırmak olabilir.

Ancak başarı denince akla sadece ödül, proje, sınavlar, satışta % x kadar artış sağlamak gibi olgular gelmemelidir.  Başarı; ilgi duyulan spor dalında ve ya satranç turnuvasında alınan bir ödül de olabilir, gönüllü faaliyetlerde aktif rol almak, bir konferansta konuşmacı olarak yer almak da…
Herkesin başarısı, ilgi alanına göre değişir. Önemli olan başvurulan pozisyona ve kariyer hedefine uygun bir başarının vurgulanmasıdır. Böylece özgeçmişiniz diğer sıradan özgeçmişlerden sıyrılmış ve okuyanda merak uyandırmış olur.

Tarihlere ve yazım hatalarına dikkat etmek önemlidir. Mezuniyet tarihimizi, eğer paylaşıyorsak mezuniyet derecemizi, işe giriş ve çıkış tarihlerimizi doğru vermek ve tarihleri unutmamak gerekir. Aksi takdirde mülakat sırasında, mezuniyet tarihimiz veya işe başlangıç/çıkış tarihlerimiz konusunda hata varsa, ya da o an hatırlayamadıysanız karşı taraf bunu bir çelişki veya ciddiyetsizlik olarak algılar. “ Yanlışıkla yazmışım herhalde.” , “ CV’de paylaştım ama şuan net işe giriş tarihimi hatırlamıyorum.” Gibi cevaplar karşı tarafta iyi bir izlenim bırakmaz. Özgeçmişimizin bizi yansıttığını unutmamalıyız.

Yanlış izlenim verme korkusu ve deneyimlerin azımsanması… Dikkat edilmesi gereken ve adayların çoğunlukla çekimser kaldığı bir diğer ve son konu ise, tüm deneyimlerin CV’de paylaşılmaması. Bunun iki sebebi var;  bir yerde uzun süre çalışamadığı izlenimi verme korkusu  ya da azımsanan deneyimler… Konu deneyimlere geldiğinde adaylar bazı deneyimleri CV’de paylaşmadıklarını ve mülakat sırasında sırası gelince anlatmayı tercih ettiklerini ifade ediyorlar. “ Burada çok kısa süre çalıştığım için CV’ ye son çalıştığım firmayı/firmaları yazmadım.” diyen adaylar ile çok karşılaşıyorum. Ancak, tüm deneyimler mutlaka paylaşılmalı. Çünkü bu bilgiler işverene, adayın iş ile ilgili gözlem yapma fırsatı bulduğu, işle ilgili sorumluluklarını bildiği ve az da olsa bir deneyimi olduğu ip ucunu verir. İşveren doğru işe doğru insan yönlendirdiğinden emin olmak için kısa süren deneyimleriniz üzerinde mutlaka duracaktır ve işten neden ayrıldığınızı soracaktır. Burada adaydan beklenen tek şey, sakin bir tavırla ve makul bir dille işten ayrılma sebebinin paylaşılmasıdır.

Kaynak: İstihdam Haber

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

İş görüşmesine giderken;


- Yaşamınız boyunca ve özellikle iş arama sürecinizde hiçbir randevunuzu bilgi vermeden kaçırmayın.
- Ölçülü olun, pısırık olmayın. Kendinize güvenin.
- Bildiklerinizi söyleyin fakat, her bildiğinizi söylemeye çalışmayın.
- Sorulara odaklanın, iyi dinleyin, samimi ve doğru yanıtlar verin.
- Somurtmayın, gereksiz gülmeyin. Ukalalık etmeyin.
- İletişim konusunda açık olun ama cep telefonunuz kapalı olsun.
- Gerekirse erken gidin, bekleyin ama sakın geç kalmayın.
- Ücret, sigorta, çalışma saatleri vb. konularda soru sormayın.
- Soyut konuşmayın, somut yanıtlar verin.
- Karşınızdakine saygı gösterin, saygı bekleyin.     
- Çok açık ve yine içten bir şekilde, görüşmenin sonunda sonuçtan hangi aralıkta ve ne şekilde haberdar edileceğinizi sorabilirsiniz. Ama tavrınız soruşturmacı ve güvensiz olmamalı.
- Tekrar söylemekte fayda var. Görüşmeye yalnız gidin, yanınıza dışarda beklemek için bile olsa kimseyi almayın.
- Asla yanlış, yanlış bilgi vermeyin.
- Ne yazık ki, görüşmelerin ardından olumsuz da olsa mutlaka yanıt vermeyi görev bilen şirketlerin sayısı hala yeterince çok değil. Bu yüzden moralinizi sakın bozmayın.

İşte İş

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor


El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor. El yazısı bilimi şimdi de iş dünyasının hizmetinde…

Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.

İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.

Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:

Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.

Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.
Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur.
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, “bana nefes alacak alan bırak” mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.

Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.

Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.

Kaynak:  http://www.isteinsan.com.tr

Kategori İŞ'in Püf Noktası, KariyerYorum (0)

Mülakatta Zayıf Yönleriniz Hakkında Neler Söylemelisiniz?


Mülakatlarda en çok korkulan, nefret edilen ve en sık karşılaştığımız sorulardan biri “ Sizce en zayıf yönünüz hangisidir?” sorusudur. Hepimiz hatalar yaparız ama bunlardan bahsetmek isteyeceğimiz en son yer bir iş mülakatıdır.

Eğer aşağıda yazacağım 3 adımı uygularsanız bir dahaki iş mülakatına tamamen hazırlıklı olacaksınız:

1. Bir Cevap Hazırlayın: Evet bir cevaba ihtiyacınız var. Kısa, dürüst, sıradan olsun ve bir kusur gibi olmasın. Eğer mümkünse sizin kontrolünüz dışında gerçekleşen bir şey olsun. Örneğin, “benim en zayıf yönüm tüm profesyonel iş ağımın İstanbul’da olması ama İzmir’e taşınmayı düşünmemdir.”

2. Veri Toplayın : Cevabınızın makul olup olmadığından emin olmak için birkaç arkadaşınızda ve meslektaşınızda test edin.

3. Soruya  Karşılık Siz de Bir Soru Sorun: Görüşmeyi sizin de bir soru sorarak bitirmeniz mülakatta ilgiyi üzerinizden dağıtmanızı sağlayacaktır.

Harvard Business Review

http://web.hbr.org/email/archive/managementtip.php?date=031711

Priscilla Claman

Kategori KariyerYorum (0)

Bir Adayın Neleri İşe Alımcıyı Etkiler?


- Başvuru formunun temiz ve eksiksiz doldurulması,(angarya işe girdiğinizde çok daha fazla olacak, unutmayın)

- Adayın güleryüzlü ve coşkulu olması, (Karadeniz’de gemileriniz batmış olmasın)

- Güven veren, iki avucun birbirini kavradığı, ölçülü gücün sergilendiği el sıkış, (ne elimizi koparın, ne de tüy konmuş hissi uyandırın)

- Erkek adayların kadın işe alımcının oturmasını bekledikten sonra yerine yerleşmesi, (biraz centilmenlik, medeniyet lütfen …)

- Tecrübe aktarımının özellikle sayısal veriler eşliğinde, başarılar ön plana çıkartılarak yapılması,(yıllık satışınız ne kadardı? sorusu sonrasında tavana bakarak düşüncelere dalmayın)

- Klişe olan sorulara çalışılmış gelinmesi, (mutlaka en az bir tane sorulur, lütfen hayatınızda ilk defa soruları duyuyormuş gibi afallamayın)

- İngilizceye dönülen anlarda panik olunmaması, sakin bir şekilde dil değişiminin yapılması,(dil bildiğinizi yazıp, iş konuşmaya gelince birden bire onu unutmayın)

- Olumsuz içerikli sorularda kontrollü tutum,(stres iş hayatında her daim var)

- Başvurulan şirket hakkında detaylı bilgi sahibi olunması,(lütfen 15 dakikanızı ayırın, internette bulduklarınızı okuyun ve görüşmeye gelin)

- Özellikle ilk görüşmede ücret konusunun aday tarafından hemen masaya getirilmemesi,(iş hep önce gelir)

- Adaya yöneltilen “bir sorunuz var mı?” sorusuna pozisyonun içeriği veya şirket hakkında soru üretilmesi, (mesai saat ve günlerinin nasıl olduğunu lütfen sormayın, işe başlamadan ne zaman biteceğini merak etmeyin)

- Tecrübe paylaşımları esnasında eski firmalara, yöneticilere, patronlara ait dedikoduya varan olumsuz söylem geliştirilmemesi,(çok kötü, neler neler dinliyoruz bir bilseniz…)

- Aday için öngörülen görev tanımına yönelik seçici, olumsuz içerikli yaklaşımlar getirilmemesi, (onu yapmam, şunu istemem, hepsini ben mi yapacağım … demeyin lütfen)

- Üst, baş, ayakkabı temizliği, saç, sakal düzgünlüğü,(ve lütfen ter kokmayın!!!)

- Üst seviyede tecrübe sahibi adaylarda mütevazi ama tavizsiz duruş, (şu dağları, bu ovaları ben yarattım, bir ben varım gerisi yok deyince olmuyor işte … ama bilgi ve tecrübeniz en kıymetli varlığınız, onu biz çok iyi biliyoruz zaten)

- Az tecrübeli adaylarda pozisyona yönelik dile getirilen isteklilik,(‘almasanız da olur, beni isteyen çok, her gün bir görüşmeye gidiyorum’ tavırları da olmuyor, doğruya doğru …)

- Mülakatın sonucunu gerek mülakat esnasında, gerek mülakat sonrasında takip eden aday (geri dönüş için net bir tarih/süre verilmedi ise bekledim de haber gelmedi demeyin, işinizin peşinden gidin)

- Mülakat sonrasında gönderilen “Teşekkür mektubu” (hiç gelmiyor, gelse panoma asacağım)

- Yersiz geliştirilen iddialaşmalar (işe alımcı ile rekabete lütfen girmeyin çünkü ortada bir yarış yok ! )

İpek Aral Kişioğlu

Kaynağım İnsan

Kategori HaberlerYorum (0)