Etiket arşivi | "Realta Danışmanlık"

Günümüz Gençlerinin Şifresi Çözüldü


Gençler kendilerini anlattı! İşte Y kuşağının bilinmeyen yüzü…

 

İşveren markası ve iletişimi konularının uzmanları olan theadea ve Realta’nın ortaklaşa yaptığı araştırma gençler hakkında hayli şaşırtıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bilinenin aksine kendilerini ‘güvenilir çalışan’ olarak tanımlayan Y jenerasyonu; yani bugünün gençleri bireysel kimliğin de kendileri için çok önemli olduğunu vurguluyor.

 

İnternet üzerinden gerçekleştirilen ankete 101 farklı üniversiteden 14 bin 215 öğrencini katıldı. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde iş hayatının yaklaşık %60-70′lik kısmını Y kuşağından olanların oluşturacağı bekleniyor. Peki nedir bu Y kuşağı? Y jenerasyonu ile birlikte iş yaşamı nasıl değişecek? Geleceğin yöneticilerinin özellikleri neler olacak? Ekonomi ve iş dünyasına yön vereceklerin kimyası nedir? Bakın şimdinin gençleri geleceğin iş adamları/kadınları kendilerini nasıl tanımlıyorlar.

 

Güvenilir Kuşak

 

Kendilerini güvenilir çalışan ve güven veren olarak tanımlayan gençler, görev tamamlanıncaya kadar azimle çalıştıklarını ama aynı zamanda rutin işleri pek tercih etmediklerini söylüyorlar. Genel olarak kararlara saygılı yaklaşan Y jenerasyonu iş hayatında gelen fikirlere saygı duyup, değerlendirmeye alacağa benziyor. Yani gelecekte otoriter yönetici kavramı yok olacak ve yerini her fikre açık ve fikirlere saygı duyan yeni bir yönetici tanımına bırakacağa benziyor. Bunun yanı sıra yardımsever ve işbirliğine açık olma özellikleri olan y jenerasyonuyla iyi ve verimli ekip çalışmalarının ortaya çıkması olası.

 

Tatlı Rekabetçiler

Rekabetin olması gerektiğini düşünen ve rekabeti sevdikleri ortaya çıkan ama aynı zamanda uyum ve iletişim konularına önem veren bu gençlerle, geleceğin iş dünyasında; acımasız rekabet koşulları yerine olması gerektiği kadar, tatlı ama sıkı rekabet koşulları oluşacak gibi görünüyor. İş dünyası, sektörler ve firmalar adına düşünüldüğünde de bu gayet işe yarar ve güzel bir özellik olsa gerek.

 

Uzlaşmacı Yöneticiler Geliyor

 

Gençler yakın çevrelerinde uyumsuzluk- anlaşmazlık olsun istemiyorlar; yani uzlaşmacı- uzlaştırmacı özellikleri var. Ayrıca açık iletişim seven gençlerle iş hayatında iletişimsizlikten kaynaklanan problemler ortadan kalkacak gibi duruyor. Y jenerasyonunun özellikle iş birlikçi ve açık iletişim özellikleri de göz önüne alındığında, günümüzde şirketlerde yaşanan iletişimsizlik problemleri ve birbirinden bi’ haber departmanların sorunları çözülebilir; böylece firmalar kendi içlerinde sadece departman bazlı çalışmaktan uzaklaşarak, firmanın bir bütün olarak çalışması gerektiği gerçeğini uygulamaya dökebilirler.

 

Fikirlere Saygılılar Ama Kendi Bildiklerini Yapıyorlar

 

Bir karar alacakları zaman ailesine ve yakın çevresine fikir danışan Y kuşağı gençleri, genelde hayatları ile ilgili konularda kendi bildikleri gibi yaşamayı tercih ediyorlar. Ankete katılan gençlerin yarısından fazlası kendilerinin nefret ettiği ama ailelerini memnun edecek şeyleri yaptıklarını söylüyor. Ayrıca yeteneklerine çok fazla güvenen Y kuşağı için başarı ve kazanma kavramları önem taşırken; başarının sebebini ise kendi yeteneklerine bağlıyorlar.

 

Y Kuşağının Eksileri

 

Y kuşağının ailesine ve yakınlarına bağlılığının yüksek olduğunun ortaya çıktığı ankette gençlerin bireysel kimliğe ve başarı kavramına da bir hayli önem verdikleri gözleniyor. Ayrıca bu jenerasyon her ne kadar işbirlikçi olsa da, bireysel öne çıkma, başarılı olma çabaları ekip içi çalışmalarda sorun yaratabilir. Çünkü yaptıkları işi en iyi kendileri yapmak isteyen gençler, başkaları başarılı olduğunda kendilerini kötü hissedebiliyorlar. Bunun yanında, iş arkadaşları başarılı olduğunda buna sevindikleri ortaya çıkan y kuşağı genel olarak daha insancıl, çalışkan, başarı odaklı, iletişimin öneminin farkında olan, özgün ve özgür özellikleriyle öne çıkacak gibi görünüyor.

Bunların yanı sıra; çevresindekilerin mutluluğunu kendi mutluluk kaynakları olarak gören bu gençler için bu durum iş hayatında çeşitli dezavantajlar sağlayabilir ve problemler çıkarabilir.

 

Yakın çevresiyle fikir ayrılığına düşmek istemeyen Y kuşağı için hep benzer fikirli kişilerle görüştüğü ve aynı görüşün hakim olduğu ortamlarda bulunduğu düşünüldüğünde; her ne kadar açık iletişime ve başkalarının görüş ve düşüncelerine önem verseler de yakın çevrelerinde başka fikir olmamasını tercih eden bir gençlik geliyor. Bu durum çevresinde farklı fikir olsun istemeyen Y kuşağının en büyük eksilerinden biri olurken, kabaca 10 sene sonra da iş hayatının temel sorunlardan biri olacak gibi görünüyor.

 

Y kuşağının öne çıkan bazı özellikleri;

 

• Yardımsever

• Bireysel kimliğe çok önem veren

• Güvenilir

• Hevesli

• Çok yönlü düşünebilen

• İşbirlikçi

• Aktif hayal gücüne sahip

• Enerjik

• Sosyal ve konuşkan

• Buluşçu ve özgün

• Sanata değer veren

• Rekabetçi

• Yeteneklerine güvenen

• Özgür

• Açık iletişimi seven

• Ailesine önem veren

 

 

Peki Şirketler Neler yapmalı?

 

theadea’nın Realta işbirliğiyle yaptığı anket sonuçları, Y kuşağının değerlerini ve özelliklerini özetlerken; onların kendi kendilerini nasıl tanımladıklarını da gösteriyor. Evet, Y kuşağının birçok avantaja çevrilebilecek yönü var, ama aynı zamanda dezavantaj olabilecek özellikleri de var. Bu durumda şirketler yeni çalışanlarını alırken, bu özelliklere göre önlemler almalı ya da yeni yönetim stratejileri belirlemeliler. Ayrıca içeride var olan X kuşağı ile gelecek Y kuşağının ilişkilerinin de nasıl olacağını değerlendirmeliler. Sonuçta Y kuşağı yavaş yavaş X kuşağının yerini almaya başlıyor, çok az zaman sonra da şirketler tamamen Y kuşağına emanet ediliyor olacak.

 

Güvenilir, dinamik, buluşçu, özgün ve rekabetçi bir kuşak geliyor. Daha uyumlu çalışanlar, daha yüksek kar ve daha başarılı şirketler için herkes onları bilsin, herkes onları tanısın. En önemlisi ise şirketlerin neler yapacakları. Stratejilerinizi belirleyin, gelecek planlarınızı yapın, koltukları emanet edeceğiniz gençlerin yeteneklerini daha iyi sergileyebilecekleri ortamlar yaratın, böylece şirketinizi daha ileriye taşıyın. Yani Y kuşağı planlarınızı yapmak için elinizi çabuk tutun!

 

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Nedir bu İŞVEREN MARKASI?


Şirketler yeteneklerin, yeteneklerse en iyi olduklarını düşündükleri şirketlerin peşinde…Beklentisi yüksek olan yetenekleri cezp etmek ve bağlılık yaratmak son derece zor. Bu durumun farkında olan şirketler arasında “En çok çalışılmak istenen şirket” olmak için kıyasıya bir rekabet söz konusu. İşveren markası çalışmaları da tam bu noktada önem kazanıyor.

Bu kavramın ne olduğunu nasıl oluştuğunu, en çok çalışılmak istenen şirketlerin işveren markasını nasıl yönettiğini PERYÖN dergisi Ocak-Şubat sayısında çok kapsamlı bir şekilde ele aldı.

İşveren Markası kavramının yaratıcısı People in Business firmasının Türkiye temsilcisi olan Realta Danışmanlığın CEO’su Ali Ayaz’ın da konu üzerine görüşlerini dile getirdiği bu çalışma özellikle İşveren Marka çalışmalarına yeni başlamış firmalar için dikkatle okunması gereken bir kaynak.

Apple, Google, Berkshire Hathaway, Johnson & Johnson, Amazon.com, Procter &Gamble, Toyota Motor, Goldman Sachs, Wal-Mart, Coca Cola… Onlar Fortune Dergisinin 2010’da belirlediği “Dünyanın En Beğenilen Şirketleri”… Listede 40 şirket daha var. Ve Turkcell, Garanti, Arçelik, Koç Holding, Eczacıbaşı Holding, Coca Cola, Unilever, Procter & Gamble, Ülker, İş Bankası, Doğuş Grubu… Onlar da Capital Dergisi tarafından 2010’da belirlenen “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri”… Listede 10 şirket daha var. Bu şirketler pek çok ortak özellikleriyle “en beğenilenler” listelerinin ilk sıralarında yer alıyorlar. Finansal açıdan iyi olmalarını bir yana koyarsak, her yıl binlerce iş başvurusu alıyorlar, en yetenekliler o şirketlerde çalışmak istiyor, çalışanlar “daha az oranda” işten ayrılıyor, sanal ortamda haklarında iyi şeyler söyleniyor. Elbette bu tek taraflı bir eylem değil, onlar da yetenek neredeyse oraya gidiyorlar, çalışanlarına değer veriyorlar, sanal ortamda etkin şekilde var olmaya çalışıyorlar, “işe almadıkları adayların bile” haklarında olumsuz düşünmemesi için çaba gösteriyorlar.

İşveren markası nedir?

Bu şirketler çok yüksek “marka değerlerine” sahipler. Bu marka değeri ürün ve hizmetlerinin kalitesinin yanı sıra “işveren markaları” ile yarattıkları değerden kaynaklanıyor. Peki, son birkaç yılda sıkça duyduğumuz işveren markası ne anlama geliyor? İşveren markası nasıl yaratılıyor? Şirketlerde işveren markasını kimler yönetiyor?

İşveren markası en basit anlatımla “bir şirketin çalışılabilecek en iyi yer olarak algılanması” anlamına geliyor. Kavram ilk olarak 1990’larda gündeme geldi. Danışmanlık şirketi People in Business’in Yönetim Kurulu Başkanı Simon Barrow ve London Business School Öğretim Üyesi Tim Ambler tarafından 1996’da yazılan makalede “İnsan Kaynaklarında marka yönetimi tekniklerinin denenmesi” konusunda görüşler ortaya kondu.

2001’de ABD’de 138 şirket arasında yapılan bir araştırma şirketlerin yüzde 40’ının işveren markası uygulamaları yaptığını gösterdi. İki yıl sonra The Economist dergisinin okurları arasında yaptığı araştırmada İnsan Kaynakları ile ilgili okurların yüzde 61’inin işveren markası kavramından haberdar olduğu ortaya çıktı. İzleyen yıllarda Simon Barrow, Jackie Orme (UK Chartered Institute of Personnel Directors), Steve Pogorzelski – Dr. Jesse Harriot (Monster) gibi farklı yazarlar “işveren markası”konusunda kitaplar yazdı.

Pogorzelski ve Harriot’ın Türkçe’ye “Yetenekleri Bulmak” olarak çevrilen “Finding Keepers” isimli kitabında işveren markasının içeriği şöyle tanımlanıyor: “Bir işveren markası o işyerinde çalışanların fiziksel, zihinsel ve duygusal deneyimlerinin toplamını ve aynı zamanda orada çalışmayı düşünen adayların yaşamayı umdukları deneyimi içerir. O işyerinde çalışmanın hem gerçek hem de varsayılan özelliklerini ifade eder. Örgütünüzün isminin yaydığı işveren markası görüntüsü ya sadakat, verimlilik ve gurur duygusu verir ya da vermez.”

İşveren markasının kapsamı son derece geniş.Şirketin itibarı, kültürü, vizyonu, şirket hakkındaki olumlu-olumsuz tüm haberler, kulaktan kulağa yayılan görüşler, işveren markasının rakipleriyle kıyaslanması, web site ya da eposta yoluyla yapılan iş başvuruları, mülakatlar, adayın çalışanlarla görüşmesi ve işyerini gezmesi, şirketin ürünlerini, hizmetlerini kullanma, müşteri hizmetlerine başvurmaya kadar uzanan geniş bir liste var.

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehtap Köktürk, küreselleşme, kurumsal yönetim gibi kavramların iş hayatına yerleşmesi ile birlikte işveren tanımının da karışmaya başladığını söylüyor. Bu durumun marka kavramında değişim yarattığını belirtiyor:“İşveren sermaye sahibi mi, yatırımı yapanlar mı, üst düzey mi, yöneticiler mi? İşveren değişti. Bu değişince ürünün markası, firma markası veya işveren markası kendini ayrıştırdı. Marka imajının oluşması çok uzun zaman alıyor. Ama işveren markası oluştuktan sonra en ufak bir olumsuz bilgi, davranış imajı çok çabuk çökertiyor.”

En kısıtlı kaynak: Yetenek!

Peki işveren markası neden özellikle son 5-6 yılda gündeme oturdu? Bunun en önemli nedeni “yetenek kıtlığı”. Küresel rekabet, şirketlere yalnızca “en iyi ürün ve hizmeti” piyasaya sunarak hayatta kalamayacaklarını gösterdi. Teknoloji ve iletişim devrimi, iş hayatına yeni giren, beklentileri önceki kuşaklardan çok farklı olan yeni neslin istihdamı ve elde tutulabilmesi için “farklı çözümler” bulunmasını gerektiriyor. İş hayatındaki devrimi ve büyümeyi yaratan kuşak bugün hala yerini koruyor. Marka bilinci ve algısına sahip bu kuşağı korumak ve yeni neslin ihtiyaçları için “yaratıcı uygulamalar” bulmak gerekiyor.

Dünyanın her yerinde şirketler en kıt kaynak olan yeteneğe ulaşmak için çok büyük bütçeler ayırıyor. Yetenekleri kendilerine çekmek için pazarlamanın gücünü kullanıyorlar ve işveren markalarını yaratıyorlar. Monster Worldwide Başkan Yardımcısı Jesse Harriot, “İK süreçleri artık 360 derece pazarlama stratejisine dönüşüyor. Aynı pazarlama iletişiminde olduğu gibi adaylara ulaştığımız bütün noktalarda ortak bir mesaj üzerinden iletişimimizi yapmalıyız” diyor.

İki yıldır üniversite öğrencileri arasında “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri”araştırmasını gerçekleştiren Realta Danışmanlık CEO’su Ali Ayaz, Türkiye’de şu anda işveren marka konumlandırmasında büyük bir boşluk olduğunu ve bunu ilk yapan firmaların çok başarılı olacaklarını söylüyor: “Bunu yaparken fonksiyonel faydalar değil (iş güvencesi, yüksek maaş, yan haklar gibi), bu işyerinde kendini nasıl hissedeceği, sektör liderliği, çalışanların alanında en iyi olmaları topluma fayda gibi psikolojik değer önerileri üzerine yapmalılar.” Ayaz, işveren markasının şirketin finansal yapısına da büyük katkı sağladığını belirtiyor: “Harvard Business Review Ekim 2010 sayısında yayınlanan araştırmanın sonucuna göre ABD’de Best Buy’ın bir mağazasında çalışan bağlılığını binde bir oranında arttırmak, o mağazanın yıllık gelirini 100 bin dolar artırıyor. Artan bağlılık, düşen eleman dönüşüm oranları en önemli göstergelerdir.”

Çalışanlarını baş tacı eden şirketler

Başarılı işveren markası çalışmaları yaparak “en beğenilen şirketler” arasına giren şirketlerin en temel ortak özellikleri “çalışanlarına verdikleri önem”. Yetenekleri elde tutmak için yapılan çalışmaların yanı sıra, yetenekleri bulabilmek için de farklı projelere imza atıyorlar. İşveren markası stratejilerini oluşturmada ve uygulamada ise en büyük görev İK birimlerine ya da İK içinde oluşturulan ekiplere
düşüyor.

Türkiye’nin en çok çalışılmak istenen şirketleri arasında yer alan Türkiye İş Bankası’nda, işveren markası çalışmalarını 2008 Kasım ayından bu yana İnsan Kaynakları İletişimi Birimi yürütüyor. İş Bankası İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümü Müdürü Ömer Karakuş, birimin görev tanımını şöyle anlatıyor: “Bankanın ‘tercih edilen işveren’ olarak bilinirliğini arttırmak için iletişim stratejileri tasarlamak ve geliştirmek, iletişimin hangi kanal yoluyla gerçekleştirileceğine dair planlamalar yapmak;

Bankamızın işgücü piyasasında doğru konumlandırılmasını sağlayacak aktiviteleri düzenlemek, İK fonksiyonları ile ilgili tüm çalışanlara yönelik iletişim faaliyetlerini planlamak ve tüm çalışanlarımıza duyurmak.”

İş Bankası’nda İK İletişimi Birimi, İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümü’ne bağlı olarak çalışıyor. Faaliyetlerinin bir kısmını Bankanın kurumsal marka imajının yönetiminden sorumlu Kurumsal İletişim Bölümü ile koordineli olarak yürütüyor.

Garanti 5 yıl önce başladı

Türkiye’de işveren markası çalışmalarına ilk başlayan şirketlerden biri Garanti Bankası.Yaklaşık 5 yıl önce “işveren marka yönetimi stratejisi”ni oluşturan Garanti,Realta ve Capital’in araştırmalarında en beğenilen şirketler listesinde yer alıyor. Garanti Bankası İK Birim MüdürüOsman Tüzün, Garanti’nin çalışmaları arasında üniversite öğrencileri için Talent Camp (yetenek kampı),kampüslerde workshop, vaka çalışmaları ve tanıtım sunumları ile üç farklı staj programı yer aldığını söylüyor. Üniversite öğrencilerine yönelik organizasyonların duyurusu, yoğun olarak sosyal paylaşım sitelerinde yapılıyor. www.garantitalentcamp.com’da, organizasyonda yaşananlarla ilgili bilgilere ve katılımcıların düşüncelerine yer veriliyor.

Deneyimli aday alımları ise, çalışanlara sunulan faydaların ve değerlerin aktarıldığı medya haberleri ve kariyer fuarlarıyla destekleniyor. Tüzün, tüm çalışmaların etkinliğinin periyodik ölçümlendiğini vurguluyor: “2006’da en çok çalışılmak istenen şirketler arasında 6’ncıydık,2008’de 1’inci sıraya yükseldik. 2010’da yaklaşık 20 bin öğrenciden staj başvurusu aldık ve bu adaylar arasında uygun olan 2 binine staj imkanı verdik. Ayrıca, başvuru alımında işbirliği içinde çalıştığımız veri tabanları tarafından en çok başvuru alan banka olarak seçiliyoruz.”

Turkcell’de sorumluluk “İş Destek”te

Turkcell, Capital’in “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri”listesinde 4 yıldır, Realta Danışmanlık’ın üniversite öğrencileri arasında gerçekleştirdiği “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” listesinde ise 2010’da ilk sırada yer alıyor. Turkcell’de işveren markası stratejisi “İş Destek Fonksiyonu” tarafından hayata geçiriliyor.

Turkcell İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, misyonlarını şöyle anlatıyor:“Organizasyonumuzun performansını arttıracak ve şirketimizi iş hedeflerine ulaştıracak çözümleri çalışanlarımıza sunmak”. Çalışanları “iç müşterileri” olarak gördüklerini kaydeden Kocabaş, İş Destek bünyesinde yer alan Turkcell İç Müşteri Yönetimi’nin çalışanlarla “sahada” yakın iletişimde bulunduğunu, işe giriş sürecinden itibaren birçok noktada danışmanlık yaptığını söylüyor: “Çalışanlarımızı tüm Turkcell yolculukları boyunca dinliyor; ihtiyaçlarını tespit ediyor ve çözümler üretiyoruz. 2009’da İç Müşteri Memnuniyeti ortalama skorumuz yüzde 98 oldu. İşe alım sürecinde iş görüşmesi yaptığımız tüm adaylara süreç memnuniyet anketi uyguluyoruz, bu uygulamanın örneklerine dünyada pek rastlamadık. Aday memnuniyet oranı yüzde 80’lerde.Bu
kişiler şirketimizle görüşme sürecini yaşamış ancak işe alım yapmadığımız adaylardan oluşuyor.”

Turkcell’de işveren markası çalışmaları personel devir hızı, çalışan memnuniyet oranlarına da olumlu yansıyor. Kocabaş, “Turkcell olarak yaklaşık 2 bin 800, Turkcell Grup olarak ise 11 bine yakın kişiye istihdam sağlıyoruz. İşten ayrılma (turnover) oranımızın düşük olduğunu söyleyebiliriz. Şirketimizde 2010’da yüzde 4,6 istifa gerçekleşti. Potansiyeli yüksek, yetenekli çalışanlarımızda ise bu oran yüzde 2,5 civarında seyrediyor. 2009’da çalışan bağlılığı oranımız yüzde 82 oldu” diyor.

Unilever’in hedefi “yetenek pazarında lider olmak

Unilever Türkiye de “En Beğenilen Şirketler” listelerinin müdavimleri arasında yer alıyor. Unilever Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Lennard Boogaard “Çalışanlarımız, yaptığımız her işin merkezinde yer alıyor. Çalışanlarımıza daha kariyerlerinin başında büyük sorumluluklar veriyoruz” diyor: “Alanlarında uzman kişilerden eğitim alıyor, son teknikleri kavrayıp kullanabiliyorlar. Kendilerine verilen sorumluluk ve yetkiler sayesinde sonuca yönelik çalışıyorlar, böylece çok yönlü ve başarılı birer lider oluyorlar. Bugün sayıları 50’ye ulaşan Türk yönetici, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede orta ve üst düzeyde sorumluluk üstleniyor. Globalde, Unilever Türkiye diğer Unilever ülkelerine yetenek gönderen ilk beş ülke arasında yer alıyor.”

Unilever Türkiye’nin hedefi, ülkelerin “yetenek” pazarında da pazar lideri olmak. Boogaard, Türkiye’de işveren markalarını buna göre konumlandırdıklarını ve genel geçer bütün pazarlama prensiplerini kullandıklarını söylüyor: “İşveren markamızın tüketicisi olarak tabir edebileceğimiz genç yeteneklere; dinamik, kendini geliştirmeye zorlayıcı, kişilerin farklılıklarının bastırılmadığı bir çalışma ortamı sunuyoruz. İşveren marka stratejimizi de trendler, tüketicimizin istekleri doğrultusunda, sahip olduğumuz bu özellikleri paylaşmak üzere planlıyoruz. İşveren markamızın bir marka anahtarı var. Marka anahtarımızla işveren markamızı nelerin özel yaptığını ve markamızın duruşunu özetliyoruz, bizi diğerlerinden ayıran özelliklerimizi belirtiyoruz.”

Kategori HaberlerYorum (0)

Öğrenciler Üniversitelerini Puanladı


Üniversite öğrencilerinin yüzde 45,5’i iş yaşamına hazırlama anlamında okudukları okulun tatmin edici olduğunu düşünüyor.

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2010 araştırmasının kapsamı geçen yıla göre genişledi. Öğrenciler bu yıl cevapladıkları ankette çalışmak istedikleri şirketlerin yanında okudukları üniversiteleri de değerlendirdiler. Bu sonuçlar üniversitelere durumlarını değerlendirme, ayrıca şirketlere de üniversitelerdeki durumlarını analiz edebilme şansı veriyor. Araştırma öğrencilerin üniversite seçimlerinde ve okulların da daha iyi öğrencileri çekebilme yarışında bir gösterge olarak kabul edilebileceğinden ayrıca değerli.

Araştırmanın sonuçlarında öğrencilerin 16,5’inin üniversitelerinden çok tatmin olarak görünüyor. Öğrencilerin yüzde 45,5’i tatmin olduğunu, yüzde 18’i tarafsız, yüzde 15,1 tatmin olmadığını ve yüzde 4,9’u ise hiç tatmin olmadığını söylüyor. Eğitim kalitesi, mezuniyet sonrası firmalara kabul ve öğretim üyeleri, görevlileri ile asistanlar faktörü öğrencileri üniversitelerini değerlendirirken en fazla memnun eden faktörler. En düşük memnuniyet oranı ise okul yönetimi faktöründe görülüyor.

Öğrencilerin okul sırasında iş dünyasıyla en fazla bağlantıyı staj ve şirketlerin üniversitelerde düzenlediği kariyer günleri aracılığıyla sağladığını ortaya koyan araştırma, öğrencilerin yüzde 71’nin staj yaptığını, yüzde 58’inin de kariyer günlerine katıldığını gösteriyor.

“Staj nerede ve hangi departmanda çalışmak istemediğimi anlamama yaradı” diyor İTÜ İşletme Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Aslı Dursun ve devam ediyor: “Pazarlama mı, finans mı yoksa üretim mi? Stajım bana kesinlikle üretim olmadığını anlattı.” Staj tecrübesi öğrenciler için kesinlikle paha biçilemez. Zira büyük çoğunluğu bu imkanı ne istemediğine karar vermek için kullanıyor. Bunda şirketlerin stajyerleri çoğunlukla ayak işlerinde kullanmaları etkili olabilir.

Üniversite Değerlendirme
1.            Özyeğin Üniversitesi 4,75
2.            İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 4,43
3.            Boğaziçi Üniversitesi 4,31
4.            Koç Üniversitesi 4,29
5.            İstanbul Kültür Üniversitesi 4,23
6.            Galatasaray Üniversitesi 4,21
7.            Bilkent Üniversitesi 4,2
8.            Sabancı Üniversitesi 4,17
9.            Orta Doğu Teknik Üniversitesi 4,16
10.          İstanbul Bilgi Üniversitesi 4,01
11.          Akdeniz Üniversitesi 4
12.          Yeditepe Üniversitesi 3,95
13.          İstanbul Teknik Üniversitesi 3,88
14.          İzmir Ekonomi Üniversitesi 3,85
15.          Anadolu Üniversitesi 3,84
16.          Fatih Üniversitesi 3,82
17.          Doğuş Üniversitesi 3,78
18.          Bahçeşehir Üniversitesi 3,67
19.          Işık Üniversitesi 3,67
20.          Okan Üniversitesi 3,67
21.          Kadir Has Üniversitesi 3,58
22.          Sakarya Üniversitesi 3,57
23.          Ege Üniversitesi 3,38
24.          İstanbul Üniversitesi 3,33
25.          İstanbul Ticaret Üniversitesi 3,32
26.          Dokuz Eylül Üniversitesi 3,3
27.          Uludağ Üniversitesi 3,3
28.          Karadeniz Teknik Üniversitesi 3,29
29.          İstanbul Aydın Üniversitesi 3,29
30.          Ankara Üniversitesi 3,26
31.          Süleyman Demirel Üniversitesi 3,26
32.          Muğla Üniversitesi 3,25
33.          Kocaeli Üniversitesi 3,2
34.          Trakya Üniversitesi 3,2
35.          Yıldız Teknik Üniversitesi 3,19
36.          Gazi Üniversitesi 3,16
37.          Hacettepe Üniversitesi 3,16
38.          Erciyes Üniversitesi 3,14
39.          Selçuk Üniversitesi 3,07
40.          Marmara Üniversitesi 3,01
41.          Çankaya Üniversitesi 3
42.          Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 2,88
43.          Pamukkale Üniversitesi 2,86
44.          Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2,83
45.          Çukurova Üniversitesi 2,64
46.          Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2,5
47.          Balıkesir Üniversitesi 2,45
48.          Maltepe Üniversitesi 2,41
49.          Dumlupınar Üniversitesi 2,38
50.          Mersin Üniversitesi 2,14

.

ÖZYEĞİN’İN BAŞARISI

Stajı öğrencileri için verimli bir tecrübeye dönüştürmeyi misyon edinmiş ve bu noktada bir kontrolör gibi davranan üniversiteler de var: Özyeğin Üniversitesi. Liste sonuçlarına öğrencilerini en fazla tatmin eden üniversite olarak yansıyan Özyeğin Üniversitesi, Boğaziçi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Galatasaray ve Bilkent üniversitelerini geride bırakmış gibi görünüyor. Listenin zirvesine Özyeğin’in yerleşmiş olması şaşırtıcı gelebilir. Bu durumun nedenlerinin, konuyu uzun uzun anlatan ve kendisi Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut’un söyledikleri özetlendiğinde, öğrencilerin okul yönetimine katılımının sağlanması, okul yönetiminin ulaşılabilirliği, akademik kadronun uluslararası deneyimi, bursların yüksek olması, eğitimin iş bulunmanın daha kolay olduğu bölümlerle sınırlı olması, garantili ve zorunlu staj ile daha ilk yıldan itibaren zorunlu olan ekip çalışmasını geliştiren projeler, pratik tecrübelerin teorik kadar önemli olduğu bilinciyle iş dünyasının liderlerinin derslere konuk olarak katılmaları gibi eğitimin kalitesini belirleyen pek çok unsur olduğu görülüyor. Öğrenciler arasında ise iş dünyasının liderleri ile bir araya gelmek, onlarla sohbet etmek ve yakın bir ilişki sağlanması okulun en önemli artısı. Öğrenci Muhittin İşler henüz hazırlık okumasına rağmen Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ile bir araya gelmekten çok etkilendiğini anlatıyor uzun uzun.

Henüz mezun vermemiş, genç üniversite mezun vermeye başlamasının ardından memnuniyet sınavına tabii tutulacak. “Öğrencilerimizin kapışılacağını düşünüyoruz” diyor Prof Dr. Erhan Erkut ve ekliyor: “En kısa sürede Türkiye’nin en iyi üç üniversitesinden biri olacağız. Ve bu kalıcı bir başarı olacak.”

Öğrenciler tıpkı şirketler gibi üniversitelerini de duygularına şekil veren tecrübelerine göre değerlendiriyor. Bu nedenle sadece şirketler değil üniversiteler de milenyum kuşağı için kendilerini geliştirme yarışına katılmak zorunda kalacaklar gibi görünüyor.

Emine İnce

Kategori HaberlerYorum (0)

En Gözde Şirketler 2010 – 3


98 üniversiteden 13 bin 852 öğrencinin oyları ile belirlenen Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2010 listesi bir işveren markası olarak doğru konumlanan şirketlerden oluşuyor. Üniversite öğrencilerinin en gözdeleri işveren markalarını “aile-okul şirket” stratejisi üzerine kuranlar oldu. Araştırmanın birinci ve ikinci kısımlarını daha önce açıklamıştık.

Öğrencilerin belirlemiş olduğu, sektörünün en iyi şirketleri ise şu şekilde:

Sektörlere göre şirketler:

Eğitim Kurumları

  1. Yurtdışı Üniversiteler
  2. Vakıf Üniversisteleri
  3. Kurumsal Eğitim Firmaları
  4. Devlet Liseleri
  5. Özel Liseler
  6. Özel Dershaneler

Akaryakıt / Petrol / Kimya

  1. Shell
  2. BP
  3. Opet
  4. Tüpraş
  5. Petrol Ofisi

Bankacılık / Finans

  1. Türkiye İş Bankası
  2. Garanti Bankası
  3. Akbank
  4. Finansbank
  5. Yapı ve Kredi Bankası
  6. T.C. Ziraat Bankası
  7. HSBC Bank
  8. IMKB Takas Bank
  9. Türkiye Halk Bankası
  10. Citibank

Bilgisayar / Yazılım

  1. Microsoft
  2. IBM
  3. Intel
  4. Siemens
  5. HP
  6. Toshiba
  7. Dell
  8. Logosoft
  9. Vestel Bilişim
  10. Casper

Dayanıklı Tüketim / Elektronik

  1. Siemens
  2. Bosch
  3. Sony
  4. Arçelik
  5. Philips

Denetim / Danışmanlık

  1. Deloitte
  2. PWC
  3. Ernst & Young
  4. Accenture
  5. KPMG

Enerji

  1. Zorlu Enerji
  2. Enerjisa
  3. Areva
  4. Tedaş

Havayolu

  1. THY
  2. Pegasus
  3. Anadolu Jet
  4. Sun Express
  5. Onur Air

Hızlı Tüketim

  1. Unilever
  2. P&G
  3. Coca Cola Company
  4. Philip Morris
  5. Henkel
  6. Nestle
  7. Frito Lay
  8. British Amercan Tobacco (BAT)
  9. Cadbury (Kent)
  10. Reckitt Benckiser
  11. Pepsi
  12. Ülker
  13. Eti
  14. Sütaş
  15. Pınar

Isıtma / Soğutma

  1. Alarko-Carrier
  2. Demirdöküm
  3. Airfel
  4. Vaillant
  5. ECA
  6. İklimsa

İlaç

  1. Pfizer
  2. Eczacıbaşı
  3. Novartis
  4. Bayer
  5. Abdi İbrahim
  6. Glaxo Smith Kline
  7. Bilim
  8. Abbott
  9. Boehringer – Ingelheim
  10. Bristol – Myers – Squibb

İnşaat

  1. ENKA
  2. Tepe / Akfen
  3. Taşyapı
  4. STFA
  5. Garanti – Koza

Kamu

  1. T.C. Merkez Bankası
  2. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
  3. İMKB
  4. Hazine Müsteşarlığı
  5. TÜBİTAK
  6. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
  7. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
  8. Devlet Planlama Teşkilatı
  9. Türkiye İstatistik Kurumu -TUİK
  10. Savunma Sanayi Müsteşarlığı
  11. Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)
  12. Rekabet Kurumu Başkanlığı
  13. KOSGEB
  14. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
  15. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı

Kargo / Lojistik

  1. DHL
  2. UPS
  3. Fedex
  4. TNT
  5. MNG

Maden / Metal

  1. Eti Maden
  2. Assan
  3. Borusan
  4. Çolakoğlu
  5. İÇDAŞ

Otomotiv

  1. Mercedes Benz Türk
  2. Toyata
  3. Ford Otosan
  4. Fiat / Tofaş
  5. Oyak Renault

Perakende / Mağazacılık

  1. IKEA
  2. Zara
  3. Migros
  4. Mango
  5. Teknosa
  6. Boyner
  7. Mudo
  8. Mavi
  9. D&R
  10. YKM

Sağlık / Tıp

  1. Acıbadem Hastanesi
  2. Medical Park
  3. Florence Nightingale
  4. Dünya Göz
  5. Memorial

Savunma Sanayi

  1. Aselsan
  2. TAI
  3. Havelsan
  4. Alcatel Lucent
  5. Meteksan
  6. Nurol
  7. Nortel Netaş
  8. Otokar

Sigorta

  1. Allianz
  2. Anadolu
  3. Başak Groupama
  4. Garanti Emeklilik
  5. Yapı Kredi Sigorta

Tekstil

  1. Hugo Boss
  2. Sarar
  3. Özdilek
  4. Aydınlı
  5. Sanko Tekstil

Telekom / Haberleşme

  1. Turkcell
  2. Turk Telekom
  3. Vodafone
  4. Avea

Turizm / Otelcilik

  1. Hilton
  2. Swissotel
  3. Rixos
  4. Sheraton
  5. Richmond

Kategori HaberlerYorum (0)

En Gözde Şirketler Araştırması


Üniversite öğrencilerinin artık çalışmak istedikleri şirketleri sebepleri ve bilgi kaynaklarıyla değerlendirdikleri bir araştırma var: En Gözde Şirketler Araştırması.

Realta Danışmanlık tarafından geliştirilen araştırma alanında tek araştırma olma özelliğini koruyor.

2008 yılında üniversite öğrencileri ile yapılan birebir görüşmeler ve odak grup çalışmalarının ardından şirketlerin de dahil edildiği uzun bir ön hazırlık dönemi geçirildi. 2009 araştırması 2008 Kasım- 2009 Mart ayları arasında gerçekleşti.

Üniversitede öğrenime devam eden öğrencilerin http://www.engozdesirketler.com/ adresinde katıldıkları  anket, kaydedip tekrar devam etme seçenekleri de sunuyor. Anket sonunda e-maillerini bırakanlara sonuçlar açıklandıktan hemen sonra mail olarak gönderiliyor. Bu yıl herkese özel hazırlanacak raporlar da sonuçlarla birlikte gönderilecek.

45 bin 553 üniversite öğrencisinin katıldığı ve istatiksel analizler ve veri kontrolü sonucunda geçerli olduğuna kanaat getirilen 19 bin 894 anket sonucuna göre hazırlanan araştırmada 32 sektörden 330 şirket değerlendirildi. Öğrenciler anketi doldururken listede bulamadıkları sektörleri ve şirketleri de ekleyebiliyorlar.

Anketin en önemli özelliklerinden biri de anonim olması.  Kimlik bilgileri kimseyle paylaşılmıyor. Bu da öğrencilerin tercihlerini yaparken daha şeffaf olmalarını ve gerçek düşüncelerini ifade etmelerini sağlıyor. Yorum yazılabilen bölümlerde adeta araştırmacılarla dertleşiyorlar.

BusinessWeek Türkiye, En Gözde Şirketler Araştırmasının metodolojisinin derginin uluslar arası kriterlerine uyumluluğunu onayladı ve 29 Mart 2009 tarihli sayısında kapak dosyası olarak araştırmayı ele aldı. (http://www.businews.eu/2010/02/businessweek-turkiyeden-2009-yorumu/)

2010 Araştırması sonuçları yine Mart ayında BusinessWeek Türkiye tarafından yayınlanacak.

Ayrıca bu yıl araştırmaya okullarla ilgili bir bölüm de eklendi. Üniversiteniz, bölümünüz ve kariyer hizmetlerini de değerlendirmenin bir parçası olacak.

Sonuçlar merakla bekleniyor. Üniversite öğrencisiyseniz, Mart 2010’a kadar www.engozdesirketler.com adresine gelin. Yaklaşık 10-15 dakikanızı alacak bu anketi içtenlikle doldurun ve sesinizi duyurun.

Kategori SektörelYorum (0)