Etiket arşivi | "Realta"

Genç İnsan Kaynakları Uzmanları Bir Arada “GençİK”


Birçok şirketin İnsan Kaynakları departmanında görev alan İK Uzmanlarının oluşturdukları GençİK platformu üyeleri, oluşumlarını Businews’a anlattı.

GençİK platformunu oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı?

Grubumuz 2007’den bu yana faaliyet göstermekte olan, farklı sektörlerden genç insan kaynakları profesyonellerinin oluşturduğu bir platformdur.  Her ay aramızdan farklı birinin evsahipliğini yaptığı toplantılarda benchmark çalışmaları yapıyor; projelerimizi paylaşıyoruz.

Yola çıkış amacımız, çalıştığımız firmalardaki insan kaynakları uygulamalarını kıyaslamak, farklı sektörlerdeki yenilikleri görmek ve belli başlı güncel mesleki kavramları tartışmaktı. Ancak 2009 başından bu yana, biz de değişimin gerekliliğini fark ettik ve proaktif bir platform olma yolunda ilk adımlarımızı attık.

Hedef kitlenizdeki kişiler kimler?

Bizler yapmış olduğumuz beyin fırtınaları sonucunda faliyetlerimizin kapsamını ve yönünü belirleyecek altı farklı iletişim ve etki grubu ortaya koyduk. Bu doğrultuda hedeflediğimiz kitleyi; üyelerimiz ve aktif çalışanlarımız, İK çevresinde söz sahibi olan dernekler ve medya kuruluşları, ulaşamadığımız ancak potansiyeli olan üyelerimiz, eğitim ve danışmanlık firmaları gibi tedarikçilerimiz, örnek aldığımız diğer kurumlar ve profesyonel yöneticiler olarak geniş bir çerçevede tanıtabiliriz.

Yakın dönemdeki ilk hedefimiz hem profesyonellere hem de henüz iş hayatlarına yön vermemiş üniversite öğrencilerine sesimizi duyurabilmek. Böylelikle İnsan Kaynakları Yönetimi kavramının bilinirliğini arttırıp, önemini vurgulamış olacağız.

Değişim ve gelişim için ne tür hazırlıklar yapıyorsunuz?

Yaklaşık 20 kişilik bir ekip olarak çalışıyoruz ancak bu yıl içinde bizimle birlikte çalışmak ve gelişmek isteyen yeni arkadaşlarımızla birlikte büyümeyi hedefliyoruz.

Şu an için oluşturmuş olduğumuz bir takım çalışma gruplarımız var. 2009 yılından bu yana birçok eğitim firmasıyla görüşme fırsatımız oldu. Birçoğundan gelişimimiz için destek aldık ve almaya devam ediyoruz. Bizlere bugüne kadar Origo İnsan Kaynakları, United, Dale Carnegie, Realta, Dinamo Eğitim gibi alanında uzman firmalar destek oldu. Aramızdan dört kişi Realta’nın düzenlediği GMC simülasyon çalışmasına katıldılar. Geçen yıl iki arkadaşımız Koç Üniversitesi’nde çalıştıkları firmalardaki İnsan Kaynakları uygulamalarını aktaran bir sunum yaptılar.  Böylelikle hedeflediğimiz üniversite öğrencilerine doğru bir adım atmış olduk. Web sitesi tasarımı, üyelik sistemi, benchmark için mail grubu çalışmalarımız devam etmektedir. En son Nisan başında 1980 sonrası doğan ve şu an iş hayatında hızla ilerleyen bizler, yani “Y kuşağı” hakkında, konunun uzmanı Evrim Kuran’dan bir eğitim aldık. Kendimizi bir başkasından dinlemek hepimizde gerçekten bir farkındalık yarattı ve daha genç arkadaşlara yönelik gerçekleştirmek istediğimiz projeler için bizi daha çok teşvik etti, birşeyleri değiştirebileceğimize dair inancımız arttı. Önümüzde daha birçok proje var, hepsi için ayrı bir heyecan duyuyoruz.

“Y kuşağı” olarak adlandırılan ve sizlerin de içinde yer aldığı yeni çalışan nesil hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bizler biraz daha esnek ve serbest çalışmayı seviyoruz. Geleneksel organizasyon yapısının dışında biraz daha inisiyatif alabilen, karar yapısının daha çabuk ilerlediği, hızlı ve yaratıcı yapıların içinde yer almayı istiyoruz. Araştırmalar incelendiğinde “Y Kuşağı” çok daha  sorgulayıcı, kariyer yolunu çok daha net görmek istiyor, kendisine de söz hakkı verilsin istiyor. Bu istekler kurum içinde gerçekleşmeyince ortaya mutsuz çalışanlar çıkmış oluyor. Bu durumda hem “Y Kuşağı” olup hem de İnsan Kaynakları fonksiyonunda yer almak çok daha zorlaşıyor. Çünkü hem kendi motivasyonunuzu yüksek tutmak zorundasınız hem de sizinle aynı kuşaktan olan, diğer fonksiyonlarda yer alan takım arkadaşlarınızın motivasyonlarını yüksek tutacak yöntemler geliştirmek zorundasınız.

Sizce organizasyonlarda “Y Kuşağı”na yönelik nasıl çalışmalar yapılmalı?

Y kuşağını organizasyonda tutabilmek ve ondan maksimum faydayı sağlayabilmek için beklentileri çok iyi analiz etmek gerekir. Öncelikle otorite kavramı yerine daha katılımcı yönetim biçimleri geliştirmek, kuralcı olmak yerine yenilikçi olmayı benimsemek bizlerin daha motive çalışmasını sağlar. Aslında “Y Kuşağı” olarak ne istediğimizi bildiğimiz için bu konuda fikir üretmemiz, yöneticilerimize göre daha kolay olacaktır. Örneğin proje bazlı/süreli çalışma koşulları yaratmak, motivasyonu arttırıcı eğitimler düzenlemek, kişisel gelişime destek olmak, kariyer yollarını çizip somut olarak önlerine koymak, arkadaş gibi yaklaşıp, bireysel hedeflerini şirket hedefleri ile uyuşmasını sağlayarak “kazan-kazan” ilişkisi yaratmak, özetle girişimciliği ön planda tutmak genç kuşağın sadakatini oluşturmayı ve maksimum verimi elde etmeyi  sağlayacaktır.

“Y Kuşağı” çalışanlar, bizden bir önceki kuşak olan “X Kuşağı” yöneticilerimiz tarafından çoğu zaman hayalperest olarak algılanabiliyor. Biz aslında sadece birşeyleri değiştirebilmemiz için fırsat verilsin istiyoruz.  GençİK oluşumu da bu anlamda “Y Kuşağı”nın buluşma platformu olarak düşünülebilir. Belki hali hazırda İnsan Kaynakları alanında faaliyet gösteren derneklerin çatısı altında kendimize yer bulabilirsek, bu isteğimizi çok daha kolay gerçekleştirebiliriz. Günümüzde İnsan Kaynakları organizasyonlar içinde destek fonksiyon olma durumundan sıyrılıp, çok daha stratejik bir fonksiyon olma yolunda giderken, bizler de bu sistemin birer parçası olarak taze fikirlerimizle bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz.

Y kuşağı İK’cıların karşılaşabilecekleri zorluklar neler olabilir?

Y kuşağını tanımlarken, eskiye oranla daha hareketli, düşündüğünü direkt olarak söyleyen, farklılıklara ihtiyaç duyan, operasyonu uygulamaktan ziyade akışı yönetmek isteyen bir nesilden bahsediliyor. Hal böyle olunca, Özellikle “olgunluk” kavramının ön planda olduğu İK’da kariyer, Y nesli için zorlayıcı bir hal alıyor. Özellikle nesil çatışmaları, kuralları nispeten bir pazarlama departmanına göre daha belli ve yer yer durağan olabilen bu departmanda daha sık görülüyor. Bizler de, hem içimizdeki yenilikçi ve akıntıya karşı durabilen gücü koruyup hem de ülkemizde İK’ya bakış açısını değiştirmeye çalışıyoruz. Bunun için kendimizi geliştirerek güçlü yönlerimizi daha görünür kılıyor, yaptığımız şeylerin sonuçlarını ispat ederek departmanın ve dolayısıyla bizlerin daha da değer kazanmasını hedefliyoruz.

Tüm bunların yanında, kendi neslimizdeki diğer kişilerin de hem mutlu olabilecekleri hem de değer yaratabilecekleri bir ortam sağlamakla yükümlüyüz (bunu başarmak eskisinden kat kat daha zor) , bu bizim varolma nedenimiz. Bu yüzden, her zamankinden daha çok araştırma ve uygulamaya, birbirimizden öğrenmeye ve Y neslinin özellikle önem verdiği “topluma fayda” çalışmalarına odaklanmamız gerekiyor.

GençİK’nın sosyal sorumluluk olarak hedefledikleri çalışmalar nelerdir?

Bizler “Y Kuşağı” olarak, “Y Kuşağı”na yönelik projeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Üniversitelerin kariyer günlerine katılarak İnsan Kaynakları fonsiyonun önemini ve iş alanlarını genç arkadaşlarımızla paylaşmak istiyoruz. Mülakat teknikleri, cv oluşturma gibi konularda kendilerine destek olarak; son sınıf ve lisansüstü öğrencilerine yönelik işe yerleştirme, okurken çalışmak isteyen öğrencilere yönelik stajyer havuzu oluşturma projelerini hızla hayata geçirmeye başlayacağız.

Yeni mezun, bir çok başarılı ve istekli arkadaşımızın hızla bizlere yetiştiği inancındayız. Grubumuza gönüllü olarak katılacak, takımımız içinde yer alacak yeni arkadaşlarımıza her zaman açığız. Eğer aramıza katılmak isteyenler olursa Facebook’ta yer alan GençİK grubumuza mesaj atarak bize ulaşabilirler.

Ayaktakiler Soldan Sağa: Selin Derya (Ezcacıbaşı), İrem Gökçel (FritoLay), Nesligül Şakrak (Tofaş), Tuba Gündoğdu (MSD İlaçları), Güldane Yılmaz (DHL), Furkan Aşkın(Avea)

Oturanlar Soldan Sağa: Özgecan Okan (MSD İlaçları), Serap Bostan (Boehringer-Ingelheim), Fatih Ayhan (Anadolu Grubu), Simge Sezer (Realta)

Kategori Haberler, RöportajYorum (2)

Yüzdeleri Alt Üst Edin!


Geçen sene sonuçları açıklandığı zaman haberim olan bu araştırmaya bu sene ben de dahil olarak yüzdelik dilimleri alt üst ettiğimi düşünüyorum(: Öyle ki bazen çoğunluğun arasında bambaşka bir yerde olduğunuz da olabiliyor. Hele ki geçen senenin verilerine baltığınızda “O şirketin orada ne işi var!” diyenleriniz bile olabilir.

Araştırma online olarak işte tam da buradan yapılıyor. Mart ayı sonuna kadar araştırma devam edecek. İsterseniz geçen senenin sonuçlarına da şuradan şöyle bir göz atabilirsiniz. Araştırmanın içeriği ise adınından da öte sadece en iyi şirlketleri belirlemekle kalmıyor bunu yanında kendinizi de bir anlamda test etmiş oluyorsunuz. Şöyle ki…

Bu araştırmanın en farklı yanı araştırmaya katılanlara kendileri hakkında düşünmeye zorlaması ve klasikleşmiş “En iyi şirket sizce hangisi?” sorusundan öte birçok unsuru değerlendirerek en doğru kararı almanızı sağlıyor. Siz araştırmanın en önemli parçası olurken bir yandan da kendinizi daha yakından tanıyorsunuz(:

Daha önce kendinize sormadığınız fakat mülakatlarda karşılacabileceğiniz birçok soru en gözde şirketi seçerken size soruluyor fakat farkında olmadan size de kariyerinizi sorgulatıyor. Sizin için bir şirkette çalışmak için öncelikli unsur nedir? Bu soruya doğru cevap verebilirseniz kendiniz için o zaman bu cevaba en uygun şirketi de doğru değerlendirebilirsiniz.

Algılarınızı test edebilceğiniz ve sonucunda kendi beklentilerinizi de tekrar gözden geçirebilceğiniz bir araştırma olması açısından ve üniversite gençliğinin beklentilerini bu kadar yüksek sesle dile getirmesi açısından oldukça önemli bir araştırma olduğuınu düşünüyorum. Siz de sesinizi duyurmalısınız(:

Aslında yazının başında söylemem gerekirdi ama alışılmışın dışında kendi görüşlerimi verdikten sonra teknik kısımlara inmeyi seviyorum(:

Realta Danışmanlık tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları BusinessWeek’te yayınlanacak. Geçen seneki araştırma serüveni ve ön hazırlık aşamalarını buradan öğrenebilirsiniz.

Bu yıl geçen seneden farklı olarak araştırma katılımcıları kendi tercihlerini genel sonuçlarla kıyaslayabilecek.Araştırma sırasında mail adresinizi bırakırak araştırma sonucunda kendinizin yüzdelik dilimde nerede olduğunuzu öğrenebileceğiniz istatistiki bilgiler de mail adresinize gönderilecek. Çoğunluk nerede siz neredesiniz? Görebileceksiniz…

Araştırma sonuçları sadece en gözde şirkletler sıralaması yapmaktan öte katılımcıları özel gruplarla daha da özele inerek değerlendirilecek. Sektörel analizler de yine üniversite gençlerinin bakış açısını ortaya koyacak.

Bu araştırmada yer alarak işsizliğin oldukça yüksek olduğu ülkemizde kariyer yolculuğunuz için ihtiyacınız olacak verilerle karşılaşacağınıza eminim.

Realta tarafından yapılan, “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” 2010 Araştırması’na hala katılmadıysanız aşağıdaki linklerle araştırmaya ulaşabilirsiniz. Araştırma Mart sonuna kadar devam ediyor!

http://www.engozdesirketler.com/

http://apps.facebook.com/engozdesirketler/

Erman Akdeniz

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

2009′un En Gözdeleri


“Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” Araştırması 2009′da ilk defa gerçekleştirilerek büyük yankı uyandırmış, özellikle üniversite gençlerinin şirketlere olan eğilimlerini detaylarıyla yansıtması açısından farklılaşmıştı. Araştırma 2010 yılında da yapılmaya devam edilirken 2009 sonuçlarını hatırlamakta fayda var. Bir yıl aradan sonra öğrencilerin şirket algısının ne yönde değiştiğini böylece daha iyi anlayabileceğiz.

Realta tarafından yapılan, “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” 2010 Araştırması’na hala katılmadıysanız aşağıdaki linklerle araştırmaya ulaşabilirsiniz. Araştırma Mart sonuna kadar devam ediyor!

http://www.engozdesirketler.com/

http://apps.facebook.com/engozdesirketler/

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2009

87 üniversitede öğrenimine devam 19 bin 894 öğrenci Türkiye’nin en gözde şirketlerini ve sektörlerini seçti.

Şimdiye kadar tatminkar bir cevap verilemeyen ancak krizle birlikte kritik önemi artan bu sorulara, bağımsız yetenek gelişim şirketi Realta’nın ilk kez bu yıl; 19 bin 894 üniversite öğrencisinin tercihleriyle hazırladığı “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri 2009” araştırmasıyla ışık tutuyor.

1. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE ŞİRKETLERİ

Koç Holding
Sabancı Holding
Türkiye İş Bankası
Türkiye Garanti Bankası
Microsoft
Zorlu Holding/Mercedes Benz
Eczacıbaşı Holding
Doğan Holding
Yapı ve Kredi Bankası
Doğuş Holding

2. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE SEKTÖRLERİ

Holding
Bankacılık / Finans
Bilişim
Otomotiv
Havayolu
Telekom / Haberleşme
İlaç
Gıda
Kargo/Lojistik
İnşaat

3. ÖĞRENCİLERİN EN FAZLA ÇALIŞMAK İSTEDİKLERİ DEPARTMANLAR

Pazarlama
Mali İşler/ Finansman
AR-GE
İthalat / İhracat
İnsan Kaynakları
Bilgi Teknolojileri
Satış
Halkla İlişkiler
Eğitim
Üretim

4. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE ŞİRKETLERİ

HOLDİNG
Koç
Sabancı
Zorlu
BANKACILIK / FİNANS
İş Bankası
Garanti Bankası
Yapı Kredi Bankası
BİLİŞİM
Microsoft
IBM
Intel
KARGO/LOJİSTİK
UPS
DHL
Fed-Ex
OTOMOTİV
Mercedes
Toyota
Ford
HAVAYOLU
THY
Pegasus
Atlasjet
GIDA
Coca-Cola
Ülker
Nestle
İNŞAAT
ENKA
Limak/Polat
Tepe/Nurol

5. ÖĞRENCİLERİN ÖMÜR BOYU ÇALIŞMA İSTEDİKLERİ ŞİRKETLER

Koç Holding
Sabancı Holding
Türkiye İş Bankası
Mercedes Benz
Microsoft

6. ÖĞRENCİLERİN İLERİSİ İÇİN REFERANS OLARAK GÖRDÜKLERİ ŞİRKETLER

Akbank
Finansbank
Türkiye Garanti Bankası
Çukurova Holding
Doğan Holding

7. GÖZDE ŞİRKETLERİ SEÇEN ÖĞRENCİLERİN TERCİHLERİNİ ETKİLEYEN TEMEL FAKTÖRLER

A. “KURUM KİMLİĞİNİN” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Görsel Kimlik

A8 Logosu / amblemi
A9 Renkleri
A10 Şube/birimlerinin tasarımı
A11 İnternet sitesinin tasarımı
A12 Ürün/hizmetlerinin tasarımı
A15 Çalışanların giyimleri/dış görünüşleri
A16 Yöneticilerin giyimleri/dış görünüşleri

Kurumsal Kimlik

A1 Kurucusunun kişilik özellikleri, benimsediği ilkeler
A2 Misyonu (varoluş nedeni)
A3 Vizyonu (gelecekte ulaşmak istediği nokta)
A4 Geçmişi (geçmişteki olumlu olaylar)
A5 Yönetici ve çalışanları tarafından paylaşılan değerler
A6 Milliyeti (merkezinin bulunduğu ülke)
A7 Yöneticilerinin dünya görüşü

Kurumsal Strateji

A13 Ürün ve hizmetlerinin kalitesi
A14 Ürün ve hizmetlerinin farklı ve benzersiz olması
A17 Hitap ettiği müşteri kitlesi
A21 Girişimci ruhu/yapısı

Rekabetçi Konum

A18 Büyüme hızı
A19 Mali/finansal gücü
A20 Karlılık düzeyi

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

A22 Sosyal sorumluluk anlayışı
A23 Etik (ahlaki) standartları
A24 Çevre politikası

Araştırmada ölçümlenen diğer faktörler
B. “ÇALIŞMA ORTAMININ” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Fiziksel Çalışma Ortamı
Yönetim Stili
Sosyal Çalışma Ortamı

C. “KİŞİSEL GELİŞİM VE KARİYER İMKANLARININ” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Ç. “ÜCRET VE İŞ GÜVENCESİNİN” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

8. GÖZDE ŞİRKETLERİ SEÇEN ÖĞRENCİLERİN TEMEL BİLGİ KAYNAKLARI.

a. “İlan ve Reklamların” öğrenci tercihlerine etkisi
b. “Basında Yer Alan Haber ve Yazıların” öğrenci tercihlerine etkisi
c. “Çevrenin” öğrenci tercihlerine etkisi
ç. “Tanıtım Faaliyetlerinin” öğrenci tercihlerine etkisi
d. “Tanıtım Araçlarının” öğrenci tercihlerine etkisi

9. ÖĞRENCİLERİN İŞ YAŞANTISINDAN BEKLENTİLERİ

10. ÖĞRENCİLERİN TÜRKİYE’DEKİ STAJ UYGULAMALARI HAKKINDAKİ DEĞERLENDİRMELERİ

Kategori Haberler, SektörelYorum (0)

BusinessWeek Türkiye’den 2009 Yorumu


87 üniversitede öğrenimine devam 19 bin 894 öğrenci Türkiye’nin en gözde şirketlerini ve sektörlerini seçti. Bu alanda şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı çalışma olan bu araştırma, potansiyelleriyle dünyayı değiştireceklerine inanılan Milenyum Kuşağı’nın lokal profilini ve tercihlerini ortaya koyuyor.

Onlar idealist, kendine güvenli, özgürlükçü, bireyselliğe önem veren, sadakat hisleri zayıf, otoriteye meydan okuyan ve teknoloji tutkunu bir nesil. En önemlisi de iş konusunda son derece seçiciler… Ama devir onların devri ve bu Milenyum Kuşağı’nı güçlü yapıyor. Zira bu neslin küçük bir kısmı yeni yeni iş hayatına girdi; büyük kısmı ise girmeye hazırlanıyor. Yani onlar gelecek 10 yılın yöneticileri ve şirketlerin ortalama 40 yılına yön verecek bir kuşak. Bu nedenle şirketler Milenyum Kuşağı’nın ama daha önemlisi de en niteliklerinin peşinde. Beyin avcılığı şirketleri üniversitelere yöneltiyor.

Türkiye nüfusunun yüzde 25’ini kapsayan Milenyum Kuşağı’na, üniversitelerde öğrenimine devam edenleri kapsayacak şekilde odaklanmak, pek çok sebepten dolayı şirketler için en avantajlısı. Ama bu büyük bir rekabete de neden oluyor. Şirketler üniversite öğrencilerine ulaşmak, onları tanımak, kendilerini tanıtmak için adeta bir yarış içinde. Ve yarışın şirketlere maliyeti; İnsan Kaynakları (İK) stratejileri ve imaj çalışmaları için harcanan on binlerce dolar. Peki, şirketler bu parayı doğru şekilde harcıyor mu? Stratejileri hedefi ne kadar gerçekleştiriyor? Rakiplerinin ve sektörün durumu ne? BusinessWeek Türkiye, şimdiye kadar tatminkar bir cevap verilemeyen ancak krizle birlikte kritik önemi artan bu sorulara, bağımsız yetenek gelişim şirketi Realta’nın ilk kez bu yıl; 19 bin 894 üniversite öğrencisinin tercihleriyle hazırladığı “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri 2009” araştırmasıyla ışık tutuyor.

BusinessWeek Türkiye, derginin küresel sistematiğine son derece uyan bu araştırmanın duyurulması konusunda, şirketlere ve üniversite öğrencilerine faydalı bir kaynak olacağına inancı nedeniyle Realta ile işbirliği yaptı.

Bu anketi diğerlerinden ayıran pek çok neden var. Şimdiye kadarki en geniş örnekleme ulaşması, öğrencilerin tercih nedenlerini sorgulaması, net ve detaylı cevaplar alması, hedef kitlenin şirketleri tanıma yollarını ve bunların tercihler üzerindeki etkilerini analiz etmesi ile metodolojisi farklılığın temel noktaları arasında gösterilebilir. Araştırma, şirketlere, üniversitelere yönelik mevcut İK stratejileri ile imaj çalışmalarının güçlü ve zayıf yönlerini belirleme şansı verdiği gibi şirketleri rakiplerle ve sektörle kıyaslıyor olması nedeniyle fırsat alanlarının ve tehditlerin de açıkça görülmesini sağlıyor.

MAKRO GÖSTERGELER

45 bin 553 üniversite öğrencisinin katıldığı ve istatitiksel analizler ve veri kontrolü sonucunda geçerli olduğuna kanaat getirilen 19 bin 894 anket sonucuna göre hazırlanan araştırmada 32 sektörden 330 şirket değerlendirildi. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise; holdinglerin rakipleri karşısında sağladığı üstünlük. Bu sonuç, araştırmayla ilgili yapılabilecek ilk makro değerlendirmenin; öğrencilerin büyüyen şirketlerde çalışarak risk almak yerine temkinli davranarak finansal gücünü ispatlamış holdinglerde ömür boyu çalışmayı tercih ettiklerini gösteriyor. Türkiye’nin En Gözde Şirketler 2009 araştırmasında yer alan ilk 10 şirketin altısı; ömür boyu çalışmak istenen şirketler kategorisindeki ilk beşin ikisi holding. En gözde şirketler sıralamasında Koç Holding zirvede, Sabancı Holding ikinci sırada, Zorlu Holding, Mercedes Benz ile altıncılığı paylaşıyor, Eczacıbaşı Holding yedinci, Doğan Holding sekizinci ve Doğuş Holding onuncu sırada yer alıyor. Araştırmaya göre holdinglerin, öğrencilerin tercihlerinde prestijli ve kurumsal bir çalışma ortamı olarak belirginleştiğini düşünüyor İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Çengel ve bu durumun onların ömür boyu çalışılacak şirketler kategorisindeki ağırlığını artırdığını belirterek devam ediyor: “Holdinglerde işten çıkarmaların diğer şirket yapılarına oranla daha az olmasıysa onları ömür boyu çalışılacak şirketler kategorisinde ilk sıralara taşımış.” Realta Kurucu Ortağı Ali Ayaz bu yorumu desteleyen bir bilgi verdi: “Anket devam ederken işten çıkarma haberlerine toplu refleks gösterildiğini tespit ettik.”

Temkinli ve garantici yaklaşım, küresel olarak kabul edilen Milenyum Kuşağı özelliklerine pek uymasa da bu lokal profilleme son derece aydınlatıcı ve daha pek çok detayıyla bir eksikliği gideriyor. Türkiye’ye özgü durumların Milenyum Kuşağı’nın tercihlere etkisini bilmek hem yerli hem de yabancı şirketler için önemli. Araştırma sonuçları, şirketlerin, rasyonel kararlar aldıkları ve analitik düşündükleri görülen üniversite öğrencisi Milenyum Kuşağı’ndan, tercih nedenlerini iyi analiz ettikleri takdirde maksimum verimi alabileceklerini ortaya koyuyor.

Gözde şirketleri seçen öğrencilerin iş yaşamından beklentileri yüzde 51’le en çok alanında uzmanlaşmak üzerinde yoğunlaşıyor. Şirketlerin üst kademelerinde görev almak yüzde 48’i için öncelikli olmakla birlikte yeni farklı şeyler geliştirmek yüzde 30’luk bir kesim için önemli. Çok para kazanmanın yüzde 24’ü için önemli olduğu sonucu ise Milenyum Kuşağı’nın kendilerinden önceki kuşakla neredeyse taban tabana zıt olduğu tespitini doğrular nitelikte. Öğrencilerin yüzde 14’ü için iş ve özel yaşam arasında denge kurmak önemliyken sadece yüzde 13’lük bir dilim için topluma katkı sağlamak öncelikleri arasına alıyor.

İŞ GÜVENCESİ ÖNCELİĞİ

Tercihleri etkileyen temel faktörler şirketlerin stratejileri için bir çapraz kontrol imkanı veriyor. Temel faktörler; kurum kimliği, çalışma ortamı, kişisel gelişim ve kariyer imkanları ile ücret ve iş güvenliği başlıkları altında detaylandırılıyor.

İş güvencesi ve diğer şirketlere göre daha iyi yan imkanlar faktörleri, sırasıyla tercihlerde yüzde 58 ve 57 oranında etkili. Diğer firmalara göre daha yüksek maaş ise yüzde 49 oranında. Bu makro sonuçların mikro çıkarımlarını ise son derece ilgi çekici. Şirket tercihlerinde bu faktörler öğrenciler tarafından “çok etkili”, “büyük ölçüde etkili”, “kısmen etkili”, “hiç etkisi yok” ve “fikrim yok” seçenekleriyle değerlendirildi. Öğrenci seçimlerinde etkili olan hemen hemen tüm temel ve yardımcı faktörlerde holdingler rakiplerine göre avantajlı durumda. Diğer firmalara göre yüksek maaş faktörünün, en gözde beş şirketin ilk sırasında yer alan Koç Holding ve beşinci sırasında yer alan Microsoft’un tercih edilmelerinde yüzde 38 oranıyla çok etkili oldu görülüyor. Diğer firmalara göre daha iyi yan imkanlar faktörü ise Koç Holding tercihinde yüzde 48,2’lik oranıyla çok etkili olurken şirketin, iş garantisi konusundaki imajı tercihlerin yüzde 52’sinin çok etkili olarak ortaya konmasına neden oldu. Bu konuda en güçlü imaja İş Bankası’nın sahip olduğu görülüyor. İş Bankası’nı tercih edenlerin yüzde 59’una göre bankanın iş güvencesi çok etkili.

Öğrenciler şirket sıralamalarını belirleyen tercihlerini 55 faktör üzerinden yaptı. Türkiye’nin en gözde beş şirketinde bu faktörlerin neredeyse tamamı çok etkili ve büyük ölçüde etkili olarak yer aldı. Uzmanlar tarafından belirlenmiş bu faktörlerin arasında finansal güç, kârlılık ve büyüme hızı gibi klasik kriterlerin yanında çalışan ve yöneticilerin dış görünüşleri, internet sitesi tasarımları, kurucunun kişilik özellikleri ve sosyal sorumluluk anlayışı gibi ölçümlenmesi zor olanlar da yer alıyor. Bunlar sonuçları etkiledi. Sıralamanın en üstündeki şirketleri tercih edenler bu faktörlerin çok etkili ya da büyük ölçüde etkili olduğunu belittiler. Araştırmacı notlarında bu konuyla ilgili ilginç tespitler var. Holdinglerin iyi giyimle özdeşleştirilmiş olması; Sabancı Holding’in, kurucusunun sahip olduğu değerler, sosyal sorumluluk projeleri ve etik konusuna verilen değer kriterlerinde öğrencilerin ilk tercihleri haline gelmiş olması; Garanti Bankası’nın internet sitesi ve şube tasarımlarıyla öne çıkması tespitlerden bazıları.

İlk beşteki şirketlerde tercihe neden olan 55 faktörün tamamına yakını çok etkili ve büyük ölçüde etkili şeklinde yanıtlanmış olması, şirketlerin başarılı bir stratejiye sahip oldukları gösteriyor. Fakat bu stratejilerin risksiz olduğu anlamına gelmiyor.

STAJDA STRATEJİSİZLİK

Çünkü öğrencilerin tercihlerini oluştururken etkilendikleri bilgi kaynaklarının tamamı şirketler için kontrol edebilecekleri iletişim kanalları değil. Öğrencilerin bilgi kaynakları iki başlık altında inceleniyor: Kontrollü iletişim ve kontrolsüz iletişim. Kontrollü iletişim alanında yer alan ilan ve reklamların tercihlere etkisinde görülüyor ki; gazete, internet, dergi ilanları ve televizyon reklamlarının ilk beş şirkete etkisi genele göre çok daha yüksek. Aynı etkiyi basında yer alan haber ve köşe yazılarında; şirkette çalışan arkadaşlar, diğer öğrenciler, aile, akademisyenler, üniversite mezunları derneği ve sosyal ağ alt başlıklarına ayrılan çevre kanalında ve tanıtım faaliyetlerinde de gözlemlemek mümkün. İlk beş şirketin genelle aynı oranda olduğu yani avantajlarını genele göre yitirdiği tek alan ise; staj tecrübeleri.

Staj kısmen kontrol edilebilir bir iletişim kanalı olarak değerlendiriliyor. Oysa staj, imkanları doğru hazırlandığında şirketler için kontrolsüz değil, kontrollü iletişim tablosuna olumlu ekleme yapma imkanı verebilir. Çünkü staj, şirketler için mesajını doğrudan verme, öğrenciler için ise bu mesajın doğruluğunu deneyimleme imkanı sunuyor. Bu deneyim, üniversite öğrencileri için son derece önemli. Öyle ki neredeyse zorunlu olduğu için staj yapanlarla kendi istekleri doğrultusunda staj yapanların oranı birbirine eşit. İki seçenek arasında zorunluluk yüzde 0,6’lık bir farkla daha fazla bildirim almış. Öğrencilerin 63,1’i staj yaptığı yerde çalışmaya devam etmek istemediğini söylüyor. Bunun nedeni staj sırasında öğrencilerin yüzde 66,1’inin ücret almaması olabilir mi? Oranların yakınlığı bu soruya “evet” yanıtını vermek için yeterli bir bilgi. Öğrencilerin staj deneyimlerinden anlaşılan; şirketlerin ellerindeki staj kadar önemli bir fırsatı değerlendiremedikleri. Oysa stajı nitelikli iş gücünün hayalindeki şirketlerin ilk sırasına yerleşmekte kullananlar var: Mercedes Benz. Şirket otomotiv sektörünün en gözde şirketi olarak Toyota ve Ford’un önünde. Liderlikte, PEP isimli stajyer geliştirme programının son derece etkili olduğunu söylüyor Mercedes-Benz Türk İnsan Kaynakları Müdürü Salih Ertör, şirketlerin haberin kalanını daha dikkatli okumasını gerektirecek bilgiler veriyor: “Hacettepe Üniversitesi Otomotiv Bölümü’nün kurulmasına öncülük ettik ve her türlü desteği sağladık. Bu bölümdeki öğrenciler şimdi hem Almanca hem İngilizce biliyor, en iyi laboratuarlarda eğitiliyor ve Mercedes fabrikalarında staj görüyorlar. Her yaz 500 öğrenciye staj imkanı sağlıyoruz. PEP’ten yararlanan yıllık öğrenci sayısı 50.” Şirketin staj için yakın ilişki kurduğu öğrenci sayısı, personel sayısıyla kıyaslandığında oldukça iyi bir oranda. Yakın ilişki şirkete seçim şansı veriyor.

YAKIN GELECEĞE BAKIŞ

En iyilerini seçmek ve rakiplere beğenilmeyenleri bırakmak her şirketin hayali. Araştırmada şirketlerin bir ila dört yıl sonrasında sahip olacağı insan kaynağı hakkında öngörüler içeriyor. En güzel olanı ise kısa vadede şirketlerin içinde bulundukları sektörlerin öğrenciler arasındaki popülaritesini tahmin edebilmek. “Bu değişim, ülkenin durumuyla, yeni mezunların kendilerini çoğunlukla barındırabilme oranlarıyla, kazanç imkanlarıyla yakından ilgili” diyor Likya Yönetim Akademisi İnsan Kaynakları Koordinatörü Gözde Berber Özbalaban ve Türkiye’de çok sık yaşanan krizlerin de değişimi tetikleyen temel bir unsur olduğunu altını çizerek; “Krize neresi tepki gösteriyorsa insan kaynağı o sektörlere doğru kayıyor” diyor. Dört yıla kadar uzanan tercihleri bilmek, şirketlerin farklı sektörlere yapacakları yatırımlarda aradıkları niteliklere sahip insan kaynağına ne kadar sürede erişebileceklerini ve bu nitelikli iş gücünün hangi üniversitelerde yoğunlukla eğitim görmekte olduğunu bilmelerine yardımcı olacak. Böylece şirketler, İK bütçelerinin net biçimde yapabilir ve doğru kaynaklara yönelerek tasarruf sağlayabilir.

AR-GE’YE DİKKAT

Tasarrufun miktarını etkileyebilecek önemli bir konu da, nitelikli iş gücünün yeteneklerini şirketlerin hangi departmanlarında değerlendirmek istediklerini bilmek. Böylece işe alım ve deneme süreçlerinde doğru karar verilmesi sağlanabileceği gibi insan kaynağının departmanlar arasındaki sirkülasyonu da azaltılabilir. Araştırma bir ila dört yıl arasında öğrencilerin en fazla hangi departmanlarda çalışmak istediğine de ışık tutuyor.

Finansçılar muhtemelen bu sonuçtan memnun olmayacak ama pazarlamacılar ve finansılar arasında yaşanan çekişmede pazarlamacılar bir adım öne geçecek gibi görünüyor. Pazarlama öğrencilerin en fazla çalışmak istedikleri departman olarak belirlendi. Bunu elbette mali işler ve finans departmanları izliyor. Ancak bu sıralamanın en ilgi çekici noktası Ar-Ge’nin yükselişi. Ar-Ge en fazla çalışmak istenen departmanlar arasında üçüncü sırada yer alıyor. İşte bu şirketlerin gerçekten dikkate alması gereken bir sonuç zira Türkiye’nin en büyük şirketlerinin bile Ar-Ge departmanlarının etkinliği sorgulanabilir durumda.

Ar-Ge departmanı sonucu Milenyum Kuşağı’nın şirketleri ürün/hizmet tasarımı, ürün/hizmet kalitesi ve ürün/hizmetlerin farklı ve benzersiz olması kriterlerine göre değerlendirmeleri sonucu belirlendi. Ürün/hizmet tasarımı en fazla Microsoft’u tercih edenler arasında önemli oldu. Fakat tercihlerin yüzde 49’u büyük ölçüde etkili seçeneğinde yoğunlaşıyor. Çok etkili olduğunu düşünenlerin oranı sadece yüzde 17. Ürün/hizmetlerin farklı ve benzersiz olması kriterinde iki seçenek arasındaki fark, Sabancı Holding dışındaki ilk beş şirkette göz çarpar nitelikte büyük. Sabancı Holding’i tercih edenlerin yalnızca yüzde 6’sının bu konuda fikir sahibi olmadığı sonucu, şirketin bu alanda soru işaretine neden olmayacak şekilde doğru bir imaj çalışması yürüttüğünü gösteriyor. Ve Milenyum Kuşağı, Sabancı Holding’in ve diğerlerinin çalışmalarını yakından takip ediyor.

Emine İnce / BusinessWeek Türkiye

Kategori HaberlerYorum (0)


Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?