Etiket arşivi | "seth godin"

Kendine Adanmanın Gücü; Yoksa Lisede Takılı mı Kaldık?


Bana seminer için geldikleri söylenmişti, ama sanırım aslında Maury Rubin’in muhteşem bir yemek vereceğini duydukları için gelmişlerdi.

Her neyse, pazarlama sektöründe iş bulma konusunda benden tavsiye istediler. Küçük bir şirkete başvurun, CEO için çalışın, sadece bir kenardan fikir vereceğini değil, hata yapabileceğiniz ve bir şeyler yapabileceğiniz bir iş bulun gibi fikirlerimi onlarla paylaştığımda, bir hanımefendi benimle aynı fikirde olduğunu belirtti, fakat sonra, “Ama bu şirketler kariyer günlerine katılıp, kampüste iş görüşmesi yapmazlar” diyerek düşüncesini açıkladı.

“Bu şirketler kampüste iş görüşmesi yapmazlar.” Hmmm! Bir MBA sahibi olmak için önce nakit olarak 100.000 dolar ödemişti ve sonra bir 150.000 dolar daha harcamıştı, ama..…

İkincisi ise bugün Yale’de gerçekleşti. Muhteşem kampüsleri boyunca arabamla ilerlerken Asyalı Öğrenciler Merkezi’nin önünden geçtim. Burası bana, kataloğa bakarak ne istersem öğrenebileceğimi düşündüğüm üniversite öğrencisi olduğum, (tabi ki çok daha küçük bir okulda) günleri hatırlattı. Sadece ders almakla kalmayabilir, aynı zamanda bir işe başlayabilir, bir protesto hareketi organize edebilir, kampüs dışında bir tavan arasında yaşayabilir, ne istersem yapabilirdim. “İstediğini seçebilme imkanı” olağanüstü bir fırsattı.

Buna rağmen sınıf arkadaşlarımın çoğu seçim yapmayı reddetti. Hatta üniversiteyi lisenin bir devamı gibi gördüler. Orta seviye, sıradan kursları aldılar. A alabilmek için gereken minimum şeyleri yaptılar, profesörlerle aralarını bozmamaya ya da bilinmeyenin belirsizliğiyle karşılamamaya çalıştılar. Aynı zamanda günde 6 saatlerini kütüphanede geçirip, sadece ders kitapları ile ilgilendiler.

Üniversitenin en iyi yanı, ne olmak istiyorsanız onu olabilmenizdir. Ancak çoğu insan yapmak istediklerini değil, yapmak zorunda olduklarını düşündükleri şeyleri yapar.

Şimdi mezun oldunuz, ama değişen hiç bir şey olmadı. İş yerinde, düşündüğünüzden çok daha fazla özgürlüğe sahipsiniz (hey! bu kitabı mesai saatleri içinde okuyorsunuz!). Ama çoğu insan ellerindeki bu özgürlükle A almaktan başka bir şey yapmaya gerek duymaz.

Hala lisede okuyan insanlarla birlikte mi çalışıyorsunuz? İş arayanlar, sadece kampüse gelen şirketlerle görüşme yapmayı mı istiyorlar? Yöneticiler, patronlarını memnun etmeyi her şeyin üzerinde mi tutuyorlar? Bu sistemde yanlış olan şeyin dünyanın geri kalan kısmı değil, lise psikolojisi olduğu çok açık.

Okulu kırın, Fransız edebiyatı hakkında bir seminere katılın. Kampüsün dışında iş görüşmelerine görüşmelere gidin. Güvenli olan risklidir.

Profil Yayıncılık – İşinizi Küçümsemeyin
Seth Godin

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Seth Godin: “Kariyer Panayırları”


Kariyer Panayırları…

ne kariyer, ne de panayır.

Elbette kariyer panayırları kariyer planlama ya da kariyer yürütmede size yardım etmek için yok. Pek çok firma, organizasyonlarındaki kadro açığını gidermek için, kendilerine göre yeteri kadar istekli ve becerikli çalışanları, kariyer günlerinde kurdukları stantlarla dipte avlanan balıkçı misali umutsuzca ararlar. Kariyer panayırında kariyer planlamak, biraz yalnızlar barında bir ruh ikizinizi aramak gibidir.

Çok mu acımasız? Fazla değil. Çünkü sıradan insanlar yoktur, değil mi? Sıradan işler var; söyleneni ve gösterileni yapacak insanların başvurması istenen sıradan işler. Sizi temin ederim ki bu işler yapılmalı, fakat sizin tarafınızdan mı yapılmalı emin değilim.

Bir iş, pozisyon, kariyer panayırında başvuruya açıldığında, muhtemelen başvurmak isteyeceğiniz bir iş değildir. Ve elinizde standart özgeçmişinizle panayırın koridorlarında gezinirken size layık işi bulmak için artık çok geç olabilir.

Seth Godin

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Kendine Adanmanın Gücü (ya da korkusu)… Yoksa Lisede Takılı Mı Kaldık?


Geçtiğimiz hafta yüksek eğitim ile ilgili iki olay yaşadım.
Birincisi New York’ta verdiğim bir konferans konuşması sırasındaydı. Katılımcılar arasında pazarlamacılığa duydukları ilgiden dolayı davet edilen, istisnai derecede umut vaad eden Harvard İşletme Okulu öğrencileri vardı.

Bana seminer için geldikleri söylenmişti, ama sanırım aslında Maury Rubin’in muhteşem bir yemek vereceğini duydukları için gelmişlerdi.

Her neyse, pazarlama sektöründe iş bulma konusunda benden tavsiye istediler. Küçük bir şirkete başvurun, CEO için çalışın, sadece bir kenardan fikir vereceğini değil, hata yapabileceğiniz ve bir şeyler yapabileceğiniz bir iş bulun gibi fikirlerimi onlarla paylaştığımda, bir hanımefendi benimle aynı fikirde olduğunu belirtti, fakat sonra, “Ama bu şirketler kariyer günlerine katılıp, kampüste iş görüşmesi yapmazlar” diyerek düşüncesini açıkladı.

“Bu şirketler kampüste iş görüşmesi yapmazlar.” Hmmm! Bir MBA sahibi olmak için önce nakit olarak 100.000 dolar ödemişti ve sonra bir 150.000 dolar daha harcamıştı, ama..…

İkincisi ise bugün Yale’de gerçekleşti. Muhteşem kampüsleri boyunca arabamla ilerlerken Asyalı Öğrenciler Merkezi’nin önünden geçtim. Burası bana, kataloğa bakarak ne istersem öğrenebileceğimi düşündüğüm üniversite öğrencisi olduğum, (tabi ki çok daha küçük bir okulda) günleri hatırlattı. Sadece ders almakla kalmayabilir, aynı zamanda bir işe başlayabilir, bir protesto hareketi organize edebilir, kampüs dışında bir tavan arasında yaşayabilir, ne istersem yapabilirdim. “İstediğini seçebilme imkanı” olağanüstü bir fırsattı.

Buna rağmen sınıf arkadaşlarımın çoğu seçim yapmayı reddetti. Hatta üniversiteyi lisenin bir devamı gibi gördüler. Orta seviye, sıradan kursları aldılar. A alabilmek için gereken minimum şeyleri yaptılar, profesörlerle aralarını bozmamaya ya da bilinmeyenin belirsizliğiyle karşılamamaya çalıştılar. Aynı zamanda günde 6 saatlerini kütüphanede geçirip, sadece ders kitapları ile ilgilendiler.

Üniversitenin en iyi yanı, ne olmak istiyorsanız onu olabilmenizdir. Ancak çoğu insan yapmak istediklerini değil, yapmak zorunda olduklarını düşündükleri şeyleri yapar.

Şimdi mezun oldunuz, ama değişen hiç bir şey olmadı. İş yerinde, düşündüğünüzden çok daha fazla özgürlüğe sahipsiniz (hey! bu kitabı mesai saatleri içinde okuyorsunuz!). Ama çoğu insan ellerindeki bu özgürlükle A almaktan başka bir şey yapmaya gerek duymaz.

Hala lisede okuyan insanlarla birlikte mi çalışıyorsunuz? İş arayanlar, sadece kampüse gelen şirketlerle görüşme yapmayı mı istiyorlar? Yöneticiler, patronlarını memnun etmeyi her şeyin üzerinde mi tutuyorlar? Bu sistemde yanlış olan şeyin dünyanın geri kalan kısmı değil, lise psikolojisi olduğu çok açık.

Okulu kırın, Fransız edebiyatı hakkında bir seminere katılın. Kampüsün dışında iş görüşmelerine görüşmelere gidin. Güvenli olan risklidir.

Profil Yayıncılık – İşinizi Küçümsemeyin

Seth Godin, Blog

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)