Gerek dünyada gerekse Türkiye’de gençlerin en yoğun ilgi gösterdiği yarışmalardan biri GMC (Global Management Challenge). Türkiye’de son 3 yıldır düzenlenen yarışmanın gelişim sürecini, vizyonunu ve genel olarak pazarlama yarışmalarını konuşmak üzere GMC Türkiye Genel Koordinatörü Simge Sezer’le bir araya geldik.
Önümüzdeki dönemde markaların nitelikli insan gücü elde etmek ve adayların yetkinliğini ölçmek için bu tarz yarışmaların daha yoğun şekilde kullanılacağını düşündüğünü belirten Simge Sezer, “Öğrencilerin birbirinden farklılaşmasını sağlayan yarışmalar, ileride eleyici bir kriter olarak karşımıza çıkacak” şeklinde konuşuyor.
Şirketler ve öğrenciler kanadından baktığımızda, GMC Türkiye’ye ilgi ne düzeyde?
GMC Türkiye’de ilk kez 2007 yılında organize edildi. Takım sayısı 102’ydi. Geçen yıl 412 takıma yükseldi. GMC 2010’da 512 takım yarışacak. Takım üyelerinin 3 ile 5 arasında değişen kişi sayılarını hesaba kattığımızda oldukça yüksek bir katılım olduğunu söyleyebiliriz.
GMC 2009’un ana sponsoru, BilgiMBA. Sponsoru Cadbury ve Areva. Assan Alüminyum, Bilim İlaç, Cargill, Finansbank, Schneider Electric, Yapı Kredi, Pirelli, Nike, Coca Cola İçecek, Digiturk ise katılımcı firmalar.
Yarışmanın işleyişinden ve katılımcın bu yarışmadan nasıl bir fayda sağladığından bahseder misiniz?
GMC, 31 ülkede aynı anda düzenleniyor. Her yıl farklı bir ülkede final gerçekleşiyor. Geçen yıl Rusya’da olan uluslarası final bu sene Çin’in Macau adasında yapılacak. İki yıldır Dünya 5.si olan Türkiye’den ümit ediyoruz ki daha iyi dereceler çıkacak. GMC katılımcıları, takım olarak yönetim kurulu düzeyinde sanal bir şirketi yönetiyorlar. Amaçları hisse senedi fiyatlarını en yüksek seviyeye taşımak. Bunun için üretimden, insan kaynaklarına, finanstan pazarlamaya kadar o şirketin tüm fonksiyonlarını aynı anda yönetmeleri gerekiyor. Bu süreçte öncelikle yönetecekleri şirketin bulunduğu pazar ortamını yani makro ekonomik yapıyı analiz ediyorlar. Ardından şirketin iç dinamiklerini çözmeleri bekleniyor.
Ayrıca rakiplere karşı 5 dönem boyunca şirketi nasıl konumlandıracakları ve hangi strateji ile yol alacaklarını da tayin etmeleri gerekiyor. Talep tahmini yapıyorlar ve aldıkları her kararın finansallarını nasıl etkilediğini deneyimliyorlar. Dolayısıyla, bütünü görebilme, analiz edebilme ve stratejik düşünebilme becerilerini geliştirip şirket içindeki farklı fonksiyonların birbiriyle ilişkilerini yaşayarak öğreniyorlar.
Tüm saydığım teknik gelişimin yanı sıra, takım olarak birlikte hareket edebilme, değişen şartlarda ve stres altında karar alabilme, takım arkadaşlarını ikna edebilme ve zamanı yönetme gibi davranışsal yetilerini geliştiriyorlar. Network kurduklarını ve bolca eğlendiklerini de atlamayalım.
Peki öğrenciler iş fırsatı yakalayabiliyorlar mı yarışma sonrasında?
GMC’de gösterdiği performans sonucu terfi eden çalışanların haberlerini alıyoruz. Ayrıca farklı bir departmanda çalışma hayatına devam etmeyi seçen profesyoneller olduğu gibi, iş hayatına okuduğu bölümden farklı bir alanda başlayan üniversite öğrencileri de var.
GMC’de öğrenci takımlarına sponsor olan firmalar, yarışmayı işe alım araçlarından biri olarak değerlendiriyorlar. Yarışma süresince OpenDay etkinlikleri çerçevesinde öğrenciler sponsorlarıyla buluşuyor, iki taraf da birbirini tanıma fırsatı elde ediyor. Öğrenciler yarışma sonunda staj ve iş teklifi alıyorlar. Yıl boyunca ödev ve tez çalışmalarında yöneticilerden bilgi alabiliyorlar.
İlerleyen yıllarda bu tarz yarışmalar şirketler açısından daha önemli olacak, şirketler bu yarışmaları işe alım konusunda bir kıstas olarak kullanacak gibi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Haklısınız, son yıllarda şirketler nitelikli adayları çekmek ve onları yakından tanımak için çeşitli aktiviteler ve yarışmalar düzenliyorlar. Öğrencilerin birbirinden farklılaşmasını sağlayan yarışmalar ilerde eleyici bir kriter olarak daha çok karşımıza çıkacaktır.
GMC Katılımcılarından Finansbank adına İnsan Kaynakları Planlama ve Strateji Yönetimi Yetkilisi Gamze Yeşilbayrak ‘ın şu sözleri bu durumu doğruluyor. “Klasik işe alım süreçlerinde adaylarla en fazla 2 kez mülakat ortamında bir araya geliyoruz. Bu yarışmalarda ise, ulusal finale kadar hem düzenlediğimiz OpenDay’lerde birebir iletişim kurabiliyoruz ve bu şekilde daha uzun dönemli ilişkileri garantiliyoruz. Bu hem kurum için hem de adayın kurumu tanıması için çok iyi bir dönem bir fırsat.
Yarışma ortamında verdikleri kararlar sayesinde potansiyel adaylarımızın yetkinliklerini ölçme fırsatı buluyoruz. Ayrıca adayı yakından tanıyıp doğru seçime yönlendirebiliyoruz. Kısacası doğru yerleştirme anlamında büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum.”
Kaynak: Mediacat – Youth Aralık 2010.



Openday etkinlikleriyle adlarına yarışan takımlar Finansbank Genel Müdürlük binasında bir araya geliyor ve yıl sonunda başarılı yarışmacılar Finansbank’tan iş teklifi alıyorlar. Finansbank İnsan Kaynakları Planlama ve Strateji Yönetimi Yetkilisi Gamze Yeşilbayrak ile daha önce Finansbank’ın işe alım ve staj politikalarından 

Sanem Hanım, bize Ankara’da başlayan İstanbul’a uzanan eğitiminiz ve kariyerinizden bahseder misiniz?
GençİK platformunu oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı?
Şu an için oluşturmuş olduğumuz bir takım çalışma gruplarımız var. 2009 yılından bu yana birçok eğitim firmasıyla görüşme fırsatımız oldu. Birçoğundan gelişimimiz için destek aldık ve almaya devam ediyoruz. Bizlere bugüne kadar Origo İnsan Kaynakları, United, Dale Carnegie, Realta, Dinamo Eğitim gibi alanında uzman firmalar destek oldu. Aramızdan dört kişi Realta’nın düzenlediği GMC simülasyon çalışmasına katıldılar. Geçen yıl iki arkadaşımız Koç Üniversitesi’nde çalıştıkları firmalardaki İnsan Kaynakları uygulamalarını aktaran bir sunum yaptılar. Böylelikle hedeflediğimiz üniversite öğrencilerine doğru bir adım atmış olduk. Web sitesi tasarımı, üyelik sistemi, benchmark için mail grubu çalışmalarımız devam etmektedir. En son Nisan başında 1980 sonrası doğan ve şu an iş hayatında hızla ilerleyen bizler, yani “Y kuşağı” hakkında, konunun uzmanı Evrim Kuran’dan bir eğitim aldık. Kendimizi bir başkasından dinlemek hepimizde gerçekten bir farkındalık yarattı ve daha genç arkadaşlara yönelik gerçekleştirmek istediğimiz projeler için bizi daha çok teşvik etti, birşeyleri değiştirebileceğimize dair inancımız arttı. Önümüzde daha birçok proje var, hepsi için ayrı bir heyecan duyuyoruz.







