Etiket arşivi | "sosyal medya"

Heyecanlı Bir Dijital Dünya İçindeyiz


Dünya’da 7’den 70’e herkes haberciliğin, ticaretin ve eğlencenin dijitalleştiği bir dünyada yaşıyor artık.

Sosyal yaşantı modellerimiz dönüşüyor, iletişim tarzımız da ona göre oluyor. Hızlandığımız, özel ve iş hayatında yüzyüze görüşmelerin de zaman kısıtına takıldığı günlerdeyiz. E-postalar sayesinde 10 yıllardır iş hayatında iletişim belki biraz mesafeli, ama daha hızlı ve güvenilir oldu. Toplantıların sayısı azaldı, işlerin çoğu e-postalarla çözülmeye başladı. İlk zamanlar e-postalara bakmak isteğe bağlı iken, şimdilerde neredeyse tatillerde bile iş takibi için zorunluluk oldu. Akıllı cep telefonları bu eğilimi körükledi.

Son yıllarda ise, kullanılan tablet bilgisayarlar ve akıllı cep telefonları, eğlenceyi yanımıza taşıdı. Sosyal medya, haber siteleri, eğlenceli içerik sağlayan siteler derken herkes sanal ortamlarda buluşmaya başladı.

Çocukların doğumgünlerini dedeleri facebook aracılığı ile kutlamaya başladılar. Herkes ilkokul arkadaşlarına, eski sevgililere ulaşmayı başardı.

Akıllı ve öncü şirketler, her ne sektörde olurlarsa olsunlar dijital ortamda müşteri, tedarikçi ve toplumla buluşmanın rekabet üstünlüğü sağladığını farkettiler. Twitter ve Facebook’ta marka ve ürünlere gelen şikayet ve önerileri, bir saat içinde çözen duyarlı ve becerikli şirketler puan toplamayı başardı.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan Borusan Holding sorunu ise, dijital medya ile körüklendi. Digital iletişime aşina olan Borusan, sorunu doğru yolla çözmeyi de başardı.

Kişisel marka yönetimi rota değiştirdi. İşe heyecan ve eğlence katan, imajını iyi yansıtan, kendi gibi olan bir çok kişi sanal ortamda ünlü oldu. Takipçileri arttı. Sanatçılar, ünlü kişiler aradaki mesafeyi azaltıp halka karıştılar. Lady Gaga, son klibini kendi sitesinden yayınlayacağı saati söylediğinde milyonlarca takipçi siteye akın etti. Tabii, bazı ressamlar, şarkıcılar, pop starların, sosyal medyada yer almaları için başkalarını görevlendirdikleri hemen anlaşıldı. Sırf orada bulunmak moda olduğu için zoraki, ruhsuz ve samimiyetsiz davranan şirket ve ünlü kişileri sanal filtre hemen yakaladı.

İnsan kaynakları kongrelerinde, dijital dünyanın nasıl kullanıldığı anlatıldı. Linked-in ve facebook aracılığı ile doğru adayları yakalamak, özel hayatları ve bağlantıları hakkında bilgi sahibi olmak kolaylaştı. İş arama portalları, kafa avcılarının ve gazete ilanlarının pastasını yemeye başladı.

Haber dünyasında da işler çok değişti. İnternet yayıncılığı, kendi kuralları ve kural tanımazlığı ile krallığını ilan etti. İnternette haber takibi okur için kolaylaştı. Web-tv, blogger, IP radyo, IP TV, e-ticaret, ilan sağlayıcılar, video ve müzik siteleri günlük hayatımızın içinde yerlerini aldılar.

Gazetelerin bir günlük çalışma döngüsü, internet gazeteciliğinde dakikalara kadar indi. Dijital dünyaya sırtını çeviren emektar gazetecilerden bazıları, görevlerini bırakınca internet sitelerine ve twitter’a sarıldılar. Okurlarından anında yorum almanın, sıcak temasın keyfini yakaladılar.

Sonunda dijital ortam herkesin biraraya toplandığı köy meydanı oldu. Eski yunan düşünürlerinin meydanlardaki konuşmalarının sonradan okullara dönüşmesi gibi, dijital ortam Dünya’yı bir köy haline getirmeyi başardı. Sizi tanımayanları fikirlerinizle ve yaptıklarınızla etkilemek artık sadece ünlülere has bir imtiyaz değil.

 

Tüm Dünya, olayları dijital dünya sayesinde hızlı, sansürsüz ve samimi bir dille öğrenmeye başladı. Veriler, Aralık 2010’da twitter ile yayılan wikileaks bilgileri skandalının Kuzey Afrika’daki devrimi tetiklediğini söylüyor. Japonya ve Van depremlerinin kahramanı da sosyal medya. Deprem anından sonraki iki saat içinde Japonya ile Dünya arasındaki twitter yazışmaları, normalin kat be kat üstüne çıkmıştır.

Dijital dünyanın hayatımıza kattığı sıcaklığı, mizahı, güncel bilgilerin değerini artık hepimiz biliyoruz.

 

Kaynak: Binnur Zaimler-Milliyet

Kategori Uzman GörüşüYorum (0)

Artık Facebook’tan Para Gönderebilirsiniz!


Denizbank, internet uygulamalarına bir yenisini ekledi. Sosyal medyaya olan ilgiyi gören banka, Facebook’ta şube açtı. Dün gece devreye alınan uygulama ile Facebook’tan finansal işlemler yapılabiliyor; bakiyeler, kredi ve kart borçları ile fon portföyü görülebiliyor. Ayrıca 7/24 para transferi yapılabiliyor. Banka, sosyal paylaşım sitesinde 350 bin kullanıcıya ulaşmayı hedefliyor.

Denizbank Facebook Şubesi, basın toplantısı ile kamuoyuna tanıtıldı. Toplantıya Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Genel Müdür Yardımcıları Gökhan Ertürk ve Dilek Duman’ın yanı sıra kurumun reklam yüzleri Beyazıt Öztürk, Erdal Özyağcılar ile Sedef Avcı katıldı. Toplantıda internetin toplum hayatına katkılarına değinen Hakan Ateş, artık Vikipedia, İpad, Facebook, Android ve Tweet gibi kavramların kullanımının arttığına işaret etti.

Facebook ve Twitter’ın milyonları bir araya getirdiğini belirten Ateş, “Sosyal medyada 1,6 milyar kullancı bulunuyor. Malum bu ortam, ABD Başkanı Barack Obama, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve pek çok siyasi tarafından tercih ediliyor. Burada büyük bir güç var. Dünyaya bakın Twitter’da 167 milyon kullancı varken, senede 95 milyon tweet atılıyor. Facebook’ta da 800 milyon kullanıcı söz konusu.” dedi.

Sosyal medyanın 10,3 milyar dolar gibi bir piyasa ihtiva ettiğini vurgulayan Ateş, bu rakamın 2015′te 30 milyar doları aşacağını öngördü. Türkiye’de nüfusun yüzde 50′sinin online olduğunu, internet kullancılarının yüzde 88′inin Facebook’u bulunduğunu anlatan Denizbank Genel Müdürü, sosyal medyada kullanıcı sayısının 35 milyona dayandığını duyurdu. Türkiye’de 4 milyon Twitter, 31 milyon da Facebook kullanıcısı olduğunu aktaran Hakan Ateş, bunların ayda ortalama 10 saatini harcadığını dile getirdi.

Sosyal medyaya ilgiyi görüp, mecrayı değerlendirmeye karar verdiklerini belirten Ateş, Denizbank Facebook şubesinin bu anlamda geniş yığınlara hitap edeceğini, önemli hizmetler vereceğini ekledi.

Denizbank’ın dijital hizmetlerinen söz eden Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk ise burada kurumsal internet şubesi ve web sayfasının yer aldığını vurguladı. İnternet şubelerini yenileyip kullanıcı odaklı hale getirdiklerinin altını çizen Ertürk, “Kurum olarak etkinliklerimizi sosyal medya ile duyurduk. Burada ilk etapta etkinliklerimizi tanıtımını yaptık, sonra oyunlar kurguladık. Gelinen aşamada ilk defa tanıttığımız Adanı Yarat adlı oyunların yanında yarışmalar koyduk.” diye konuştu. Son olarak Facebook şubesini hayata geçirdiklerini kaydeden Ertürk, buradan 350 bin kullanıcının yararlanacağını bildirdi.

Denizbank Genel Müdür Yardımcısı Dilek Duman da kurum olarak Facebook’tan yararlanmaya büyük önem verdiklerini belirtti. Duman, dün gece devreye giren Denizbank Facebook şubesi ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:

“Müşterilerimizin artık oradan çıkıp buraya girmelerine gerek yok. Çünkü Facebook içinden mali işlemler yapılabiliyor. Bu şubeden bütün varlıklar görülübeliyor. Vadeli vadel vadesiz bakiyeler, kredi ve kart borçları, fon portföyüne bakılabiliyor. Kredi kart özet bilgilerinin yanında geçmiş dönem harcamaları izlenebiliyor. Facebook şubemizde arkadaşlarınızın doğum gününü görebileceğiniz gibi finansal ajandayı izleyebiliriz. Burada her şey 7/24. İster Facebook kullanıcısı, ister cep telefonu olan bir arkadaşınız olsun 7 /24 para gönderebiliyorsunuz. O da ATM’den parayı çekebiliyor.”

Ünlü şovmen Beyazıt Öztürk ise Daha evvel benim teknoloji ile pek alakam yoktu. Yeni yeni içine girdik. Eskiden sıra bekleme amacı ile gittiğimiz işlerimizi yaptıramadığımız saati ile eve döndüğümüz bir şeydi. Kambiyo hala var mı bilmiyorum.” dedi. Hayatın popüler olanları öğrettiğini savunan Öztürk, şöyle devam etti:

“Banka, insanımıza sıcak gelen bir kavram değildi. Bunu daha keyifli, sevimli hale getirmek reklam filmleri ile oluyor. Bankaların güler yüzlü çalışanları ile oluyor. Bankaların genç arkadaşları popülariteyi iyi izlemesi ile oluyor. Bunun pik noktası Facebook. yaptın yaptın. Facebook’tan para transferi yapmak, bankacılık yapmak niye kimsenin aklına gelmemiş. diye sordum. hem buradan yapmak hem de ilk yapmak çok acayip bir şey.”

Öztürk’ün “Facebook’tan daha önce millet neler gönderdi neler. Şimdi de para gönderecek.” sözleri de toplantı salonunda gülüşmelere sebep oldu.

 

Kaynak: Sosyal & Biz

Kategori Sektörel, Sosyal MedyaYorum (0)

Sosyal Medya’da Kişisel Markalaşma


 

Günümüzde hızla gelişmekte olan sosyal ağlar, insanların kendilerini daha iyi bir biçimde ifade edebilmesinde ve buna bağlı olarak kişisel markalaşmanın öneminin artmasında büyük bir rol oynuyor. Bundan yalnızca birkaç sene önce “kişisel marka” tanımı insanlara sorulduğunda, alınan cevaplar televizyonlarda görülen insanların isimleriyle sınırlı kalırken, günümüzde insanlar internet ortamında takip ettikleri bir kişiyi kişisel marka olarak örnek gösterebiliyorlar.

 

Bunun temelinde, aslında insanların sosyal medyada istedikleri kitleye kolay bir şekilde, yalnızca birkaç tıklama ile erişebilmeleri yatıyor. Bu konuyu sizlere daha basit ve daha anlaşılır bir örnekle şöyle anlatmak isterim:

Ülkemizde orta öğretim seviyesinde, ortalama bir lisede eğitim gören bir öğrenci düşünün.  Okuduğu okulda ortalama 1000 kişi ile beraber eğitim gören bu öğrenci, çok aktif bir şekilde sosyalleşmediği sürece gerçek anlamda yalnızca yakın arkadaşları tarafından tanınır. Ülkemiz eğitim sisteminde, çok ayrı bir durum olmadığı sürece hiçbir öğrencinin eline mikrofon alıp 1000 kişiye+öğretmenlerine kendisini ifade etme gibi bir şansı bulunmuyor ne yazık ki… Böyle bir şansı elde edenler de, yönetmelik gereğince bir çok şeyi anlatamaz zaten.

 

Şimdi bu öğrenciyi alıp okulundan çıkaralım, servisine bindirelim ve evine getirelim. Elini yüzünü yıkayıp, yemeğini yiyip bilgisayar başında oturduktan sonra ilk girdiği adres Facebook olsun.  Bakalım Facebook’u kullanarak neler yapabilir?

Bu öğrenci ilk olarak, okulda hitap edemediği 1000 arkadaşına Facebook üzerinden kolayca hitap edebilir. Her birini arkadaş listesine ekledikten sonra, paylaşmak istediği herhangi bir şeyi onlarla kolayca paylaşabilir. Hepsi arkadaşlık isteğini kabul etmese bile, ortak arkadaşlar aracılığı ile paylaşımlarından bir şekilde haberdar olacaklardır.

 

Çizim yeteneği varsa çizimlerini, müzik yapıyorsa yaptığı müziği, kitap okuyup eleştiri yapıyorsa eleştirilerini ya da yaptığı diğer herhangi bir çalışmayı, ilk aşamada yalnızca dakikalar içerisinde 1000 kişiye ulaştırabilir. İkinci aşamada, çalışmalarının başarılı olması, paylaştığı kişiler tarafından beğenilip başkaları ile paylaşılması durumunda arkadaşlarının arkadaşlarına da hitap edebilir. Üçüncü, dördüncü ve diğer aşamalarda bu zincir değişerek devam eder. Yani, 4 yıl boyunca okuduğu okulda kendisini ifade edemeyen bu öğrenci, kısa sürede paylaşımlarının niteliğine ve kendi kişiliğine göre kişisel marka haline gelebilir…

 

Uzun bir örnek olsa da, sosyal medyanın insanların kendisini ifade edebilmesindeki önemini sizlere en iyi bu şekilde anlatabileceğimi düşündüm. CV’lerin tarihe karıştığı, işe alımlarda kişilerin sosyal medya hesaplarının incelenmeye başladığı bir dönemde, son cümlemin içerisindeki altı çizili “paylaşımlarının niteliğine ve kendi kişiliğine göre” bölümünü açıklayabilmek için de sizlere “Kişisel Markalaşma İpuçları” başlıklı on maddelik bir liste hazırladım.

 

Kişisel Markalaşma İpuçları

Her şeyin başında inanmak geliyor. Yaptıklarınızla ve düşündüklerinizle kişisel bir marka olabileceğinize inandıkta sonra, kişisel markanızı yaratmak için bu listede yer alan ipuçlarını uygulayabilirsiniz.

●    İnsanları sevin. İnsanlara bir şeyler katabileceğinizin bilincinde olduğunuz  gibi, onlardan bir şeyler alabileceğinizin de bilincinde olun ve takipçilerinizle aranızı sıcak tutun.

●    Tüm sosyal ağlarda aktif bir şekilde var olmaya çalışın. Birinde yer almayan bir kullanıcıya başka bir platformda hitap edebileceğinizi unutmayın.

●    Özgün olun. Daha önce kimsenin paylaşmadığı şeyleri paylaşın ve fark yaratın.

●    Yalnızca “paylaşımcı” olmayın, “yaratıcı paylaşımcı” olun. İnsanların yaptıklarından ziyade, kendi yaptığınız çalışmaları paylaşın.

●    Ülkemizde henüz tartışma kültürünün tam oluşmamış olması sebebiyle, tartışmalardan olabildiğince kaçının. Negatif içeriğin pozitif içerikten daha hızlı yayıldığının bilincinde olun. Yıkıcı değil, her zaman yapıcı hareket edin.

●    Ülkemizde ve Dünya’da olup biten güncel konuları takip edin ve güncel konular hakkında görüşlerinizi belirtin. Popüler kültürden de uzak kalmayın.

●    Sanal varlığınızın yanında, fiziki varlığınızı da gösterin. Gittiğiniz sergilerden, fuarlardan ve görülmeye değer diğer yerlerden fotoğraflar paylaşın.

●    Tüm sosyal medya hesaplarınızı birbiriyle uyumlu bir biçimde kullanın. Hesaplarınızı doğru ve takipçilerinizi rahatsız etmeyecek bir şekilde senkronize edin.

●    Geri dönüşleri analiz edin. Paylaşımınızın ne kadar görüntülendiğini, kimlerin paylaştığını ve etkilerini inceleyerek gelecek paylaşımlarınıza bunlar doğrultusunda yön verin.

●    Ya göründüğünüz gibi olun, ya da olduğunuz gibi görünün.

 

Murat YIKILMAZ

Kariyer atölyesi

 

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Sosyal Medya Dikkatimizi Dağıtıyor


 

140 karakterde haberleri takip etmek, 1-2 dakikadan uzun videolara dayanamamak, her yeni gelen e-posta ile yaptığınız işe ara vermek ya da çevrenizde olanlardan geri kalmamak için Facebook’u sürekli yenilemek… Bunlar internet çağının görünüşte sevimli duran, derinlerde ise büyük tahribat yaratan fenomenlerinden başlıcaları.

 

Bilim adamları gelişen sosyal medya araçları ve artan internet kullanımı ile beraber kullanıcıların değiştiğine inandığı üç ana noktaya eğiliyorlar: Aynı anda birkaç iş yapmak (multi-tasking), sosyal etkileşim ve odaklanma yeteneği.

 

Yapılan araştırmalara göre bundan 10 sene önce 12 dakikaya kadar varan ortalama odaklanma süremiz, bugünlerde 5 saniyeye inmiş durumda. Yani 5 saniye içinde dikkatinizi çekemeyen bir yazı ya da görüntüye ilginizi kaybediyorsunuz. Bunun yanında kullanıcılar sosyal anlamda da gerileme sergiliyor. Yapılan araştırmalara göre sosyal medya bağımlılarının ortalama yüzde 25’i arkadaşlarının isimlerini unutabiliyorlar.

 

En çok dikkat çekilen nokta ise sosyal medyanın dikkat bozukluğuna yol açıyor oluşu. Ortalama bir çalışan bir saat içinde 30-40 kez maillerini kontrol ediyor ve bu da her 1,5 dakikada bir mail kutumuza bakmak demek oluyor. Beynimiz karşısına çıkan her yeni olgu için beyni tekrar çalıştırdığından dolayı bu alışkanlıklar beynimize biz farkında olmadan zarar vermiş oluyor.

 

2009 yılında üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 57’si sosyal medyanın kendilerini gösterebilecekleri ve dikkat çekebilecekleri bir yer olduğunu savunuyor. Ayrıca sosyal ağların hormonlarımızda olumlu değişimlere yol açtığı ve bizlerin de bu yüzden bağımlılığımızın arttığı düşünülüyor. Yani bir yandan mutlu ve başarılı olmaya çalışırken, bir yandan da beynimizde oluşan tahribata engel olamıyoruz.

 

Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için  infografiğe göz atabilirsiniz.

 Tıklayınız.

Batuhan Apaydın -sosyalmedya.co

 

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

Facebook ile Nasıl İş Bulunur?


 

 

Facebook’un iş bulma konusunda sosyal medya araçları arasında önemli bir işlevselliğe sahip olduğu ortaya çıktı. Twitter ve LinkedIn ise bu konuda Facebook kadar başarılı değil. Twitter ile iş bulduğunu söyleyen 8 milyon Amerikalı var. Profesyonellerin buluştuğu bir sosyal medya platformu olan LinkedIn’de iş bulan Amerikalıların sayısının 10.2 milyon olması ise hayli düşündürücü.

“Sosyal medya kariyer yıldızınızı parlatabilir de, kaydırabilir de!”

Sosyal medya uzmanı ve Kocaeli Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olan Azime Telli, sosyal medyanın profesyonel yaşama olan etkisinin giderek derinleştiğini söylüyor. Telli, sosyal medyadaki profillerin iş yaşamına olan ekisini şu sözlerle ifade ediyor: “İnsan kaynakları uzmanları iş başvurusunda bulunan adayların bilgilerini teyit etmek için internet üzerinde arama yapıyor. Gayri resmi yapılan bu aramada ilk göze çarpan adayın sosyal medya profili oluyor. Araştırmalar iş verenlerin yüzde 64’ünün işe alımlarda adayları internet üzerinde sorguladığını gösteriyor.”

 Sosyal medyanın iş verenlere işe alacakları adayın bilgilerinin tutarlılığını ölçme imkanı sunduğunu belirten Azime Telli, sosyal medyadaki araçların adayların farklı yönlerini ortaya koyduğunu söylüyor. Telli “Linkedin profili adayın profesyonel tecrübesini, Facebook profili soysal becerilerini ve kişiliğini, Twitter ve forumlardaki yazışmalar dünya görüşlerini ortaya koyuyor” diyerek sosyal medyadaki araçların bir adayın farklı yönleriyle tanınmasını sağladığını belirtiyor.

 Telli sosyal medyanın dikkatli bir şekilde kullanılmasını gerektiğini de şu sözlerle açıklıyor:

 ”Geniş kesimlere ulaşmak, deneyim ve becerilerinizi paylaşmak açısından sınırsız imkânlar sunan sosyal medya aynı zamanda olumsuz yanların ön plana çıkmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle adayların sosyal medyayı hedeflerine uygun bir şekilde kullanması büyük önem taşıyor.”

 Sosyal medyanın iş bulmak konusunda bu denli etkili oluşu bu özellikleri dikkate alındığında aslında sürpriz değil. Sosyal medya sizin ağlar oluşturmanızı sağlıyor ve yeteneklerinizi iyi bir şekilde pazarlamanızı sağlıyor.

Jobtive, CNN ve JobSearch’ün verilerinden oluşturulan aşağıdaki grafik günümüzde iş arayan kişilerin istatistiksel bir resmini oluşturuyor:

Tıklayınız.

Deniz Renkveren

 

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Üniversitelerde Sosyal Medya Kullanımı


Az önce bir araştırmaya denk geldim. Bize sosyal medyanın daha ne kadar çok başında olduğumuzu alenen gösteren bir araştırma bana göre. Üniversitelerin -internet sektörünü emanet edeceğimiz gençlerin- daha ne kadar yolun başında olduğunu gösteren bir çalışma aynı zamanda da… Ve ne yazık ki devlet üniversitelerinin hala sosyal medyadan bihaber olduklarını da yüzümüze acı bir şekilde çarpıyor.

 

Araştırmayı Futurarts yapmış. Türkiye’deki tüm üniversitelerin (106 Devlet, 55 Vakıf) kurumsal sosyal medya hesaplarını incelemişler.

 

“Araştırma kapsamında incelenen 106 devlet üniversitesinden sadece 21 tanesi (yüzde 20) en az bir sosyal medya mecrasını kurumsal olarak kullanmaktadır. Vakıf üniversitelerine baktığımızda ise 55 tane vakıf üniversitesinden 40 tanesi (yüzde 73) en az bir sosyal medya mecrasını kullanmaktadır. Oranlara bakıldığında vakıf ve devlet üniversiteleri arasında çok bariz bir fark olduğu görülmektedir. Devlet üniversitelerinin ortalama Facebook takipçisi 1368 iken vakıf üniversitelerinde bu sayı 3737’dir. Vakıf üniversitelerinin ortalama takipçi sayısının devlet üniversitelerinin yaklaşık 3 katı olduğu dikkat çekici bir unsurdur.

 

En çok kullanılan sosyal medya mecrası: Facebook

 

Türkiye’deki üniversiteler sosyal medyada en çok Facebook’u kullanmaktadırlar. Devlet üniversitelerinin 20’si, vakıf üniversitelerinin ise 40’ı Facebook’u kullanmaktadırlar. Facebook’tan sonra en çok kullanılan sosyal medya mecrası ise Twitter’dır. Türkiye’deki üniversitelerin 50 tanesi (devlet 17, vakıf 33) Twitter’ı kullanmaktadırlar. Daha sonra sırasıyla kullanılan sosyal medya mecraları Youtube (13), FriendFeed (7), Flickr (5), Foursquare ve Vimeo (3), Linkedin (2), Blogger, Tumblr, Dailymotion ve Formspring (1)’dir.

 

Devlet üniversiteleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ilk sırada

 

Devlet üniversitelerinin sosyal medya kullanımına bakıldığında Facebook ve Twitter’da en çok takipçisi olan ilk 10 üniversite aşağıdaki gibidir. Hem Facebook hem de Twitter sıralamasında ilk üç sıra İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi’nden oluşmaktadır. Farklı reyting sıralamalarında ilk 10’da olan Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nin sosyal medyada hiç etkinliğinin olmaması dikkat çekicidir.

 

 

Vakıf üniversitelerinin zirvesinde, Zirve Üniversitesi var

 

Vakıf üniversitelerinin sosyal medya kullanımına bakıldığında ise Facebook ve Twitter sıralamalarında farklılıklar olduğu görülmektedir. Facebook sıralamasında ilk sırada Zirve Üniversitesi yer alırken, Twitter sıralamasında ilk sırada Bilkent Üniversitesi yer almaktadır. Facebook sıralamasında ilk 4 üniversitenin takipçi sayılarına bakıldığında sosyal medyaya ne kadar önem verdikleri çok açık görülmektedir. Farklı reyting sıralamalarında ilk sıralarda olan Koç Üniversitesi’nin ve Sabancı Üniversitesi’nin sosyal medyada arka sıralarda olması ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin sosyal medyada hiç etkinliğinin olmaması göze çarpmaktadır.

 

 

Yazıyı da şöyle sonlandırmak lazım

 

Bugün Harvard Üniversitesi’nin dünya genelinde 530 bin takipçisi var….

 

 

Kaynak: Çiğdem Özkan

Kategori İŞ'in Püf Noktası, Uzman GörüşüYorum (0)