Etiket arşivi | "thy"

THY 2012 “Sosyal Medya Bütçemiz Birçok Firmanın Total Bütçesinin Üzerinde Olabilir”


 

Havayolu şirketleri arasında hali hazırda rekabet oldukça yüksek. Sosyal medya da bu konuda nasibini alıyor tabii ki. Global bir marka olan Türk Hava Yolları, sosyal medyada en çok konuşulan markalardan biri. Hatta Türk Hava Yolları Marka ve Dijital Reklam Müdürü Neşet Dereli’ye göre THY, sosyal medya itibarı en yüksek birkaç Türk şirketinden biri. Dereli bu ifadeyi gururla söylerken mütevatiziliği de elden bırakmıyor. “Türkiye’de ciddi ödüller almış, şu anki performansımızla genel beğeniyi yakalamış olsak da, küresel hedeflerimiz ve potansiyelimiz düşünüldüğünde bizler henüz yolun çok başındayız” diyen Dereli ile THY’nin sosyal medya stratejilerini, marka duruşunu ve 2012 planlarını konuştuk.

THY sosyal medyada başarılı bir şekilde var olan bir marka. Sosyal medya yönetiminizle ilgili olmazsa olmazlarınız neler?

Türk Hava Yolları’nın sosyal medyada olmazsa olmaz diyebileceğimiz en önemli kavramı “etkileşim”. Herhangi bir içeriği paylaşırken, taktik bir kampanyayı hayata geçirirken ya da sosyal sorumluluk odaklı bir faaliyette bulunurken başlıca kriterimiz, o aksiyonun “etkileşim” sağlayıp sağlamayacağı. İçeriğiniz güçlü değilse, marka söylemleriniz müşterilerinizin zihninde hedeflediğiniz noktalara gitmiyorsa, “Facebook’ta bizi beğenenlere ödül veriyoruz” kısırlığında kalırsınız.

Bunun dışındaki olmazsa olmazlarımız, markamızın diğer iletişim mecralarındaki kurallarıyla aynı. Güven odaklı bir sektörde yer almamız, ülkemizin tek bayrak taşıyıcısı sorumluluğunu üstlenmemiz, küresel bir bakış açısını yansıtmamız gibi…

THY’nin sosyal medyadaki duruşunu nasıl tarif edersiniz?

Sosyal medyanın markalar arasında popülerleşmesi, ufak tefek kampanyalarla desteklenmiş bir tanıtım platformu olarak kullanılmasıyla başladı. Birçok marka, geleneksel yöntemlerden kurtulmakta zorlandı ve “iletişim” yapmak yerine eski usül “iletim” yapmaya devam etti. Geçtiğimiz aylarda, IBM’in dünya genelinde 1700’ün üstünde CMO ile yaptığı görüşmelerin sonuçları yayınlandı. Araştırmadaki CMO’ların %68’i sosyal medya realitesine hazırlıksız yakalandıklarını belirtiyor. Türk Hava Yolları olarak biz, sosyal medyayı öncelikle bir “etkileşim platformu” olarak görüyoruz. Yaptığınız bir etki, sizin öngörebildiğiniz tepkiler doğurmalı ve siz de bakış açınızı bu tepkilere göre yenilemelisiniz. Bizler “Türk Hava Yolları en doğrusunu bilir”, “Türk Hava Yolları asla değişmez” demek yerine, tüketicilerimizden gelen yorumları-eleştirileri bir fırsat olarak görüp, kendimizi ona göre geliştirmeye çalışıyoruz. Diğer yandan, sosyal medyanın kendine has özelliklerinden de faydalanarak markamızla müşterilerimiz arasındaki bağı güçlendirici çalışmalar yapıyoruz.

Sosyal medyanın markalar için önemi yadsınamaz. Fakat THY özelinde nasıl bir öneme sahip bu mecra?

Hatta, yukarıda bahsettiğim araştırmada pazarlama direktörlerinin %82’si, sosyal medya yatırımlarını artıracaklarını ifade etti. Biz de “deneyim” odaklı bir iş yaptığımız ve yolculuk deneyiminin her aşamasında müşterilerimizle irtibatta olduğumuz için sosyal medyaya büyük önem veriyoruz. Yüzbinlerce dolar harcayarak hakkınızda ne düşündüğünü öğrenmeye çalıştığınız müşterileriniz, size aklından geçenleri söylüyor. Buna ek olarak, hiçbir aracı olmadan direkt müşterilerinizle iletişim kurma fırsatınız var. Bir marka için bundan daha değerli ne olabilir ki? Sosyal medya itibarı en yüksek birkaç Türk şirketinden biriyiz

Sosyal medyaya yaptığınız yatırımlardan nasıl bir geri dönüş alıyorsunuz?

Gelen tepkiler anlamında soruyorsanız, monitoring raporlarımıza göre sosyal medya itibarı en yüksek birkaç Türk şirketinden biriyiz. Küresel rakiplerimiz arasında da ilk sıralardayız. Müşterilerimizle etkileşimlerimizin büyük bir kısmı pozitif yönde seyrederken, hizmetlerimizle ilgili sıkıntı yaşayan yolcularımıza destek vermede de önemli aşamalar kaydettik. Sosyal medya platformlarını şu an için  bir satış kanalı olarak kullanmasak da, önümüzdeki dönemde rezervasyon ve biletleme gibi aşamalarda böyle bir yapılanmaya gidebiliriz.

Pazarlama bütçenizin ne kadarı şu an dijitalde? Sosyal medyaya ayrılan pay nedir?

2010 yılından bu yana sosyal medyada var olan bir marka olarak, sosyal medya bütçemizin her geçen yıl bir öncekine göre çarpıcı şekilde arttığını söyleyebilirim. Bunun sebebi de, küresel bir şirket olmamız. İnteraktif platformlar, bizim gibi küresel şirketlerin dünyanın her noktasında çok daha uygun maliyetlerle iletişim yapmasını sağlıyor. 2012’deki sosyal medya bütçemiz bir çok firmanın offline-online total bütçesinin üzerinde olabilir. Çünkü ülkeler bazında özel sosyal hesapları açarak, yeni dönemin lokalleşme ve mobilleşme trendlerini en iyi şekilde değerlendirmeyi hedefliyoruz.

Sosyal medyada kriz yönetimi konusunda en iyilerden biri olarak anılan markalardan birisiniz. Kriz yönetimi konusundaki olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Kriz yönetiminin en önemli kısmı, bir kriz planınızın olmasıdır. Biz, güven endeksinin zirvesinde yer alan havacılık sektöründe olduğumuz için diğer alanlardaki kriz yönetim şemamızı sosyal medya platformuna adapte etmeye çalışıyoruz. Bu alandaki en önemli kriterlerimiz de “dürüstlük” ve “içtenlik”. Çünkü krizler karşısında yalan söylemek, görmezden gelmek ya da geçiştirmek, çoğu zaman sorunları arttırmaktan başka bir işe yaramaz.

En çok hangi platformları kullanıyorsunuz?

Flickr’dan Foursquare’a kadar hemen hemen tüm sosyal medya platformlarında yaklaşık 500.000 kişiyle direkt irtibat halinde olsak da, en sık kullandığımız platformlar Twitter ve Facebook. Küresel bir marka olduğumuz için iki platformda da hem Türkçe hem de İngilizce hesaplarımız var. İngilizce hesaplarımızda Brezilya’dan Hong Kong’a kadar birçok ülkeden müşterilerimizle temas etme fırsatı buluyoruz. 2012 ile birlikte, küresel tek hesap kullanma yerine, daha lokal içerikler girmemize olanak sağlayacak ülke bazlı hesaplar açmaya başlayacağız. O ülkenin yerel dilinde yapacağımız paylaşımlarla, etkileşim seviyemiz çok daha yüksek noktalara çıkacak.

Sadece birini seçmek zorunda kalsanız markanız için Facebook’u mu tercih edersiniz yoksa Twitter’ı mı? Neden?

Ben sosyal medyanın hala emekleme döneminde olduğuna inananlardanım. Bu eşsiz mecra, pazarlamadan CRM’e onlarca farklı alanda olağanüstü bir potansiyele sahip. Her ne kadar Twitter’da çok daha yoğun bir etkileşim trafiği yakalamış olsak da, mobil cihazlara en uygun çözümleri sunan platform hangisi olacaksa onu tercih ederiz. Çünkü bizim marka vaadimiz “yolculuk deneyimi”ne dayalı ve bu deneyimin önemli bir kısmında mobil cihazları kullanan müşterilerle iletişim içindeyiz.

“Türkiye’de ciddi ödüller almış, şu anki performansımızla genel beğeniyi yakalamış olsak da, küresel hedeflerimiz ve potansiyelimiz düşünüldüğünde bizler henüz yolun çok başındayız”

Social Trippin projeniz devam ediyor. Bu konuda bir yenilik olacak mı?

Social Trippin, hayata geçirdiğimiz oldukça yenilikçi projelerimizden biriydi. Önümüzdeki dönemlerde onunla ilgili yeni açılımlarımız da olacak.

“İsmini sen koy” Facebook uygulamanıza ilgi nasıl?

“İsmini Sen Koy”, sanata yaptığımız katkının sosyal medyadaki yansıması olarak tahminlerimizin ötesinde bir ilgi gördü. Bu keyifli yarışma sayesinde hem Bienal’in tanıtımına katkıda bulunmuş olduk, hem de potansiyel müşterilerimizle anlamlı bir etkileşim içine girdik. Buna benzer kampanyalarımıza 2012’de çok daha fazla ağırlık vereceğiz.

Şimdiye kadar sizin için en başarılı proje dediğiniz sosyal medya projesi nedir?

Şairin, “En güzel deniz, henüz gidilmemiş olandır” demesi gibi, en başarılı proje henüz hayata geçmemiş olandır… Sosyal medya gibi değişimin değişmeyen tek sabit olduğu bir alanda, her projemiz bir öncekinden daha iyi, daha kreatif ve daha efektif olmak olmak zorunda. Türkiye’de ciddi ödüller almış, şu anki performansımızla genel beğeniyi yakalamış olsak da, küresel hedeflerimiz ve potansiyelimiz düşünüldüğündebizler henüz yolun çok başındayız.

Hedefimiz çok net: Dünyada sosyal medyayı en iyi kullanan havayolu olmak

Genel bir değelendirme olarak; 2011 yılı THY ve dijital dünya açısından nasıl geçti? 2012 beklentileriniz ve 2012 planlarınız nedir?

2011’de; viral videolardan bilgi yarışmalarına, mobil uygulamalardan ödüllü kampanyalara kadar oldukça yoğun bir gündeme sahiptik. 2012’de ise, Amerika’dan Almanya’ya, Rusya’dan İspanya’ya birçok farklı ülkede flashmoblar, o ülkelere özel içerikler, network yolcularımıza yönelik mobil uygulamalar gibi yine çok dinamik ve yenilikçi aktivitelerimiz olacak. Bu noktada hedefimiz çok net: dünyada sosyal medyayı en iyi kullanan havayolu olmak. Türkiye’nin bayrak taşıyıcı havayolu olan Türk Hava Yolları’nı bugüne dek takip eden ve destekleyen tüm sosyal medya kullanıcılarına teşekkür ediyor, bundan sonraki süreçte de katılım ve desteklerini bekliyoruz.

 

Fulya Çimen

Sosyalmedya.co

 

 

 

 

 

 

 

     

Kategori RöportajYorum (0)

Üniversiteliler en gözde şirketlerini seçtiler


 

Realta Danışmanlık tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Türkiye’nin En Gözde Şirketleri Araştırması üniversite öğrencilerinin nasıl bir şirkette çalışmak istediklerini ve değişen tercihlerini ortaya koyarak şirketlere ışık tutmayı hedefliyor. Bloomberg Businessweek Türkiye bu kapsamlı araştırmanın detaylarında yatan gerçekleri gün ışığına çıkarıyor.

İnternet üzerinden gerçekleştirilen anketin sonuçlarını 101 farklı üniversiteden 14 bin 215 öğrenci belirledi. Araştırmalar 2025 yılında dünyadaki iş gücünün yüzde 60-70′inin Y jenerasyonundan olacağını gösteriyor. Bu öğrenciler önümüzdeki dönemde iş dünyasına ve ekonomiye yön verecek. Bu nedenle en ufak ipucu bile şirketler için büyük önem taşıyor. “İş dünyasının bu gençlere ihtiyacı var çünkü bu gençler gelecek ve ‘yeni iş’ kavramını temsil ediyorlar” diyor Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz ve devam ediyor: “Parlak gençleri hedefleyen şirketler, onları cezbedebilmek için İK politikalarını gözden geçiriyor;  işe alım, elde tutma ve motivasyon gibi kritik konularda klasik, geleneksel yöntemleri terk ediyor.”

Son yıllarda Türkiye’deki şirketler de değişime kulak vererek bu konuda önemli adımlar atmaya başladı. Pek çok şirket kariyer günleri ile sınırlı olan üniversite faaliyetlerini; yarışmalar, kamplar, işletme simülasyonları ve staj programlarıyla çeşitlendirdi. Sponsorluk, burs ve eğitim desteği için ayrılan bütçeler artış gösterdi. İnsan kaynaklarının önem listesinde ilk sıraya giren işveren markası iletişiminde önemli adımlar atmaya başladılar. “İşletmelerin işveren markası kavramı ile ilgili bir farkındalık kazandıkları ve bazı şirketlerin bu doğrultuda hedefler koyarak uygulamalarını şekillendirdikleri doğru” diyor İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programları Öğretim Görevlisi Duygu Uygur ve ekliyor: “Bununla birlikte ‘gözde şirket’ olarak tanımlanan bu şirketlerin farklı sektörlerde faaliyet gösteren öncü işletmeler olduklarını düşünürsek gelecek yirmi yılda önemli pozisyonları dolduracak olan genç kitleye doğru kanallardan doğru mesajları verdiklerini ve bu konuda tutarlı ve istikrarlı bir çizgi izlediklerini söyleyebiliriz.” 

 Bu yıl üçüncüsü yapılan Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2011 araştırması gösteriyor ki istikrarlı bir işveren marka yönetimi çalışması yapan firmalar öğrencilerin birinci sırasında yer alıyor. Araştırmada ilk 10 şirketin çok fazla değişmemesi şirketlerin kendi sektörlerinin öncüleri olmalarının dışında yetenekli işgücüne yaptıkları maddi ve soyut yatırımların da payı oldukça önemli. Örneğin iki yıldır sıralamadaki yerini koruyan Turkcell ve Türk Hava Yolları… İki şirketin de ortak özellikleri uluslararası platformda güçlü oyuncular olmalarının yanı sıra okul şirket misyonuyla öğrencilerin öğrenme iştahını doyururken, üniversite etkinlikleri ve staj programlarıyla ve sosyal medyayı etkin biçimde kullanarak onların istek ve tercihlerini dikkate almaları. Eğitim, staj programları, kamp ve yarışma gibi pek çok etkinliğe bütçe ve zaman ayırması ilk 10’a giren şirketlerin ortak özelliği.

Kariyer günleri gibi etkinlikleri demode bulan Y kuşağı bunun yerine interaktif etkinliklerle gerçek projelerde yer alarak ve kurumların üst düzey yöneticileriyle biraraya gelmek, sektörleri, kurumları ve kurumların günlük hayatını tanımak istiyor. “Şirketin kendini anlatmasındansa düzenlediği yarışma veya etkinliklerle öğrenciyi olaya dahil etmesi daha çekici” diyor Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Yeliz Çelebi ve ekliyor: “Böylece şirkette öğrenciyi etkin olarak tanıma fırsatı buluyor. Yani bir kazan kazan durumu söz konusu.”

İlk 10’daki şirketlerin ortak noktalarından biri de staj sürecini çok önemsemeleri ve sürekli geliştirmeleri. Çoğu şirket staj sürelerini uzatırken staj yapanları gerçek projelerde çalıştırarak onların potansiyelini görme imkanı buluyor. Gençler de deneyim kazanırken iş hayatına ve şirketlere yönelik yaklaşımları şekilleniyor. “Özellikle üniversite öğrenimleri sırasındaki stajlarında şirketlerle çalışan-işveren ilişkisi anlamında somut bir karşılaşma yaşayan, kısa süreliğine olsa da oranın bir parçası olup oradaki havayı birebir soluma imkanı bulan gençler için o şirketle ilgili olumlu yaklaşımlarını birinci elden edindikleri tecrübeyle doğrulamış olmanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” diyor Duygu Uygur ve ekliyor: “Dolayısıyla şirketler için özellikle staj süreçlerini doğru yapılandırmanın ve sonraki adımlarla ilgili gerçekçi bir resim çizmenin yeteneği çekmede ve elde tutmada en önemli ilk adım olduğunu iddia etmek yanlış olmaz.” Stajlar sürecinde uygulanan mentorluk-koçluk uygulamaları sonuçları oldukça olumlu etkiliyor.

Tüm bu çalışmaları doğru zamanda yapmak da çok önemli zira Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Semih Yalman, şirketlerin iletişime üniversite birinci sınıf hatta lise sıralarında başlaması gerektiğini söylüyor. Öğrencilerin dikkatini son dakikada çekmeye çalışmanın hatalı olduğuna dikkat çeken Yalman, “Kariyer fikri, ne olmak ya da olmamak konusu aile tarafından zaten çoğunluk ile dikte edilmeye çalışılıyor. Kurumların çocukların kalıplara sokulması yerine onlara lise döneminde doğru üniversiteyi seçme konusunda destek vermeleri daha faydalı” diyor.

 Geçen yıl şirket seçiminde etkili olan faktörlerde iş güvencesi, yan imkanlar ve ücret birbirine yakın ilerlerken bugün tercihler arasındaki mesafe açılmış durumda. Krizi psikolojik olarak atlatan gençlerin yaklaşık yüzde 70’i ücreti birinci sıraya koyuyor. Kariyer ve gelişim olanakları açısından öğrencilerin tercihlerinde bir değişim söz konusu değil. Araştırmaya katılanların yüzde 80’i şirketin gelecek için bir referans olmasını istiyor. Yüzde 64’ü terfi imkanı ve profesyonel eğitim gelişme imkanı, yüzde 61’i yeteneklerini kullanma imkanı, yüzde 60’ı yurtdışında çalışma imkanı, yüzde 59’u ise farklı projelerde çalışma imkanını en önemli kriterler olarak sıralıyor. “Kariyer beklentisi ve uzmanlaşma önceki yıllarda yapılan araştırmalarda da gençlerin ideal şirketi belirlemesinde önemli kriterler olarak öne çıkmıştı.  Farklı pek çok motivasyon teorisinin de bize söylediği ile paralel biçimde materyale dayalı faktörler tek başına yeterli değil” diyor Duygu Uygur ve devam ediyor: “Özellikle yeni kuşak çalışanlar için kendi hedeflerine yakın bir hedefi ve bunu gerçekleştirebilme imkanını sağlayacağını düşündükleri şirketlerin bir parçası olma amacındalar diyebiliriz.” Bu durum ilk 10 için şaşırtıcı olmayan bir veriyi de ortaya koyuyor. En gözde şirketler üst ve orta düzey yöneticilerini şirket içinden seçiyor. Y kuşağının seçiminde şirketin “gelecek için bir referans” olması birinci sırada yer alsa da yükselme fırsatlarını da bir kenara atmıyor.

Araştırmanın dikkat çekici noktalarından biri de krizin etkisin azalmasıyla birlikte oluşan güven ortamı sonucunda özel sektör ön plana çıkması, buna karşın kamuya bağlı şirketlerin gerilere düşmesi oldu. Örneğin TAI. Geçen yıl listenin 30’uncu sırasında yer alan TAI bu yıl 50. sıraya geriledi. Benzer iki örnek 16. sıradan 38’e gerileyen Merkez Bankası ve 10’uncu sıradan 33’üncü sıraya gerileyen Aselsan. Özellikle 2009 yılındaki çalışmada “güvenilir olsun yeter” yaklaşımı ön plandayken bu resmin artık tamamen değiştiği görülüyor. “Kriz psikolojisinden kurtulan gençlerin özel şirketlere güveni arttı ve tercihlerinde ön plana çıkmaya başladı” diyor Realta Danışmanlık Kurucu Ortağı Ali Ayaz.

Ne istediğini bilen ve çalışacağı şirketi kendi seçen milenyum kuşağı, ilgisini çeken şirketleri yakın takibe alıyor. Bu takibin ilk kaynağı geçen yıl basından çıkan haberlerken bugün sosyal medya. Araştırmaya göre şirket seçiminde etkili olan bilgi kaynakları arasında yüzde 39’la sosyal medya birinci sırayı alıyor. Sosyal medyada doğru bir strateji izlemenin önemi giderek artıyor. Bu konuda çeşitli çalışmalar yapan şirketler olsa da çok iyi bir model olduğunu söylemek mümkün değil. “Şirketlerin kurumsal mantaliteleriyle sosyal medyanın ruhu farklı” diyor Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat ve ekliyor: “Birinde kravatlı, takım elbiseli ciddi bir ortam var. Diğerinde ise kural tanımıyor. Bir tarafta hiyerarşi, diğer tarafta kaos var. Şirketler kendilerini sosyal medyada olduğu gibi yatay ilerleyen hiyerarşiden uzak bir yapıya alıştırmalı.” Yüzde 37’yle sosyal medyayı izleyen kaynak ise basında firma ile ilgili yer alan haberler. Gündemi yakından takip eden gençler için marka kişiliği tercihlerinde çok etkili. Öğrenciler geçen yıl olduğu gibi çalışmak istedikleri şirketin öncelikle başarılı olmasını istiyor. Üst sınıf, modern ve yetenekli özelliklerini ise başarının ardında sıralıyor. Yaptığı sponsorluk anlaşmaları ve reklam kampanyalarının da etkisiyle listede birinciliği koruyan Turkcell ve Türk Hava Yolları’nın attığı başarılı adımlar şirketlerin algısına olumlu katkıda bulundu. “Bir şirketin ilk önce sahip olduğu güçtür benim için önemli olan” diyor Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Bedirhan Seyhan ve devam ediyor: “Diğer insanların ne düşündüğü benim için önemli. Bu nedenle çalıştığım şirketin prestijli olmasını çok önemsiyorum.”

Öğrencilerin şirketlerin kimliklerini bu kadar önemsemesinde şirket seçiminde temel kriter olarak çalışılan yerin özelliklerini kişiliğinin bir parçası olarak görmesinin büyük etkisi var. “Saygınlığı tartışmalı, imajı zayıf bir şirkette çalışmak istemem” ve “Çalışacağım şirketin her yönüyle gurur duymak isterim” diyerek şirket seçimlerindeki temel kriterleri net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Sosyal sorumluluk da öğrenciler için belirleyici faktörlerden biri. Topluma sağladığı ekonomik katkı yüzde 50’yle birinci sırada yer alırken bunu yüzde 46’yla sosyal sorumluluk uygulamaları, yüzde 43’le çevre politikası izliyor.

En çok tercih edilen sektörler sıralamasında birinciliği hızlı tüketim sektörüne bırakan bankacılık üçüncü sıraya geriliyor. 6’ıncı sıradan 2’ye yükselen telekomünikasyon hızlı çıkışıyla dikkat çekiyor. Bu çıkışta operatörlerin yaptığı iletişim çalışmalarının, bu sektörlerin insan hayatına sürekli dokunur olmasının ve ulusal-uluslar arası başarılı uygulama ve performansların büyük etkisi var kuşkusuz. Bunun dışında yükselen sektörler arasında havayolu, dayanıklı tüketim-elektronik yer alıyor. Sektörlere paralel bu yıl listede yükselişiyle dikkat çeken iki şirket var: Ülker ve BSH. Her iki şirketinde ortak noktası öğrencilerin interaktif olarak katılımının sağlandığı projelere ve dijital platforma ağırlık vermesi. Örneğin Ülker son yıllarda kariyer günlerinin yanı sıra üniversitelerde özel proje grupları oluşturup vaka çalışmaları yapıyor. Yöneticiler derslere konuşmacı olarak katılırken şirket ziyaretleri ve akademik iş birliktelikleri gerçekleştiriyor. ”Geçmişe göre gençler ile iletişimde görsel basını kullanmamızın yanında modern çağın gereklilikleri açısından teknolojiyi yakından takip eden bir jenerasyon ile iletişimimizi daha çok dijital platforma taşıdık. Birçok etkinliğimizin duyurusunu, iş ve staj başvurularımızda gençlerimizle dijital ortamda bir arada oluyoruz ve onların her türlü sorularına cevap veriyoruz” diyor Yıldız Holding İnsan Kaynakları Genel Müdürü Ege Karapınar. BSH, geçmişe göre daha yaratıcı aktiviteler düzenlemek için ajanslar ile işbirliğine gidiyor. Fabrika ve şirket gezileri organize ediyor. “Öğrencilere 20 günlük kısa stajların dışında projeler üzerinde çalışabilecekleri daha uzun soluklu, çalışma ortamını çok yakından tanıyabilecekleri stajlar sağlıyoruz” diyor BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Norbert Klein ve ekliyor: “Sonrasında bu öğrencileri işe alım süreçlerimizde öncelikli olarak değerlendirmeyi hedefliyoruz.”

Araştırma sonucu da gösteriyor ki Y kuşağı geri planda kalmayı sevmiyor. Yakın iletişim kurabildiği, farklılıklarını ortaya koyabildiği ve kendini ifade edebildiği şirketleri tercih ediyor. “Aslında son zamanlarda sıkça rastladığımız yaratıcılık, girişimcilik, liderlik gibi kavramları da düşünürsek gençleri cezbeden temel kavramın ‘fark yaratmak’ olduğunu varsayabiliriz” diyor Duygu Uygur. Bu kadar” farklı” bir jenerasyondan “farka” önem vermesi yadırganmasa gerek…

 Trendler

*Profesyonel eğitim ve gelişimine büyük önem veren Y kuşağı için okul şirketler hala cazibesini koruyor.

*Gündemi yakından takip eden gençler için çalıştıkları şirketin başarılı olması ve bunu çeşitli platformlarda duyurması büyük önem taşıyor.

*Farklı ülkelerde yaşamaya ve yeni kültürler tanımaya açık olan üniversite gençliği uluslar arası bağlantıları olan şirketlere öncelik veriyor.

*Yan haklar ve iş güvencesi önemli olsa da yeni nesil ücret konusunda önceki yıllara göre daha duyarlı.

*Öğrencilere kendinizi anlatmak yerine onların şirketi tanıyabileceği ortamlar yaratmak gerekiyor.

*Sosyal medyada olmak artık bir tercih değil, zorunluluk.

Bloomberg Businessweek Türkiye’de yayınlanan Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2011 haberinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.realta.com.tr/EnGozdeSirketler2010/EGSA2011@BBWT.pdf

Kategori HaberlerYorum (0)

Bilgiarena//11 – 360 Derece Girişimcilik


2005 yılında kurulan  BİEK’in amacı başta  Bilgi öğrencileri olmak üzere tüm üniversite öğrencilerine yönelik öğretici ve gerçekçi etkinlikler yapıp üniversite ile iş dünyasını birleştirmektir. 5 yıl gibi kısa bir sürede sadece okul içinde kalmayarak İstanbul’daki birçok öğrenciye de ulaşan ve kendini tanıtan BİEK  bu aşamada birbirinden eğlenceli etkinliklerde birbirinden değerli konuklar ağırlamanın yanısıra günümüzde sektörlerinde lider firmaların CEO’ları veya üst düzey yöneticileriyle yaptıkları keyifli birçok etkinliğe imza atmış ve şirket gezileri yaparak üyelerine iş yaşamını, düzenini ve çalışma sistemlerini bizzat yerinde görmelerini sağlamıştır.

2008 yılında başlayan ve bu yıl 4. kez düzenlenecek olan  BilgiArena adlı bir etkinlik 3 gün süren; sunumlar, paneller, konferanslar ve vak’a çalışmalarından oluşan, yaklaşık 3000 kişilik bir sirkülasyonun olduğu; okulumuzda bugüne kadar yapılan en büyük ve en etkili kariyer organizasyonudur. BilgiArena ile geleceğin profesyonellerinin, İş dünyasına ilişkin belirli bir konuyu, BİEK tam 3 gün boyunca, uzman kişi ve şirketlerin sunduğu farklı perspektiflerden dinlemelerine olanak sağlayacaktır.

İlki 2008 yılında düzenlenen BİLGİ ARENA//08’nın teması “İnovasyon” olarak belirlenmişti. Google, HP, Sabancı Holding, Garanti Bankası, Nintendo, Brightwell Holding gibi inovasyon konusunda öncü firmaların üst düzey yöneticileri ağırlandı.

2009 yılında ise “Trendler” temasıyla yola çıkan BİLGİ ARENA//09’nın 1000’den fazla katılımcısı, Coca-Cola, Garanti Bankası, THY, Pepsi, Turkcell, Efes Pilsen gibi her biri kendi sektöründe lider olan, trendleri yaratan ve yakalayan firmaların yöneticileri ile bir araya gelme şansını yakaladılar.

2010 yılında Top Brands başlığı ile yola çıkan BilgiARENA//10 atölye çalışmaları, söyleşiler ve vaka çalışmaları eşliğinde Arçelik, Microsoft, Turkcell, Sabancı, Adidas, Garanti Bankası, Coca Cola, Microsoft, T-box, Kodalfa ve Inditex gibi sektörün önde gelen firmalarının temsilcilerini bir araya getirdi.

Bu seneki Bilgiarena//11 etkinliğimizin temasını ise “360 Derece GİRİŞİMCİLİK“ olarak belirlendi. Bu bağlamda, ülke ekonomilerinin gelişmesinde büyük rol oynayan girişimciliğin her yönünü, çeşitli panel, atölye ve vaka çalışmaları ile masaya yatırmayı amaçlıyor. 16-17-18 Mart tarihlerinde Dolapdere Kampüsünde gerçekleşecek etkinlik hem bilgilendirici söyleşiler, şaşırtıcı başarı hikâyeleri ve şirketlerin yeni dönem politikaları hem de birbirinden eğlenceli aktivitelerle bezenmiş sürprizler katılımcıları bekliyor.

Bütün bu içeriğe ek olarak 18 Mart gününde gerçekleşecek olan Speed Networking adlı etkinlik ile başarılı Bilgi mezunu yöneticileri önce tango gösterisi ardından çay&kahve ve Küba müzikleri eşliğinde hoş bir sohbet ortamında ağırlanacak.  Sonrasında Kapanış partisi ile katılımcılarına yorgunluklarını unutturmayı hedefliyor.

BİEK  2011′de de kapılarını hedefi “bilgiyi paylaşmak” olan yeni üyelere açmıştır  ve böyle devam etmeyi hedeflemektedir.

   BilgiArena//11  360’ GİRİŞİMCİLİK ETKİNLİK PROGRAMI

            ***Girişimciliğin Kaynama Noktası***

16 Mart Oturumları [1.Gün]

I.Oturum (10:30-12:15)
 
 BilgiArena//11 Etkinliği Açılış Konuşması
 Deniz Ülke Arıboğan – Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi &
 Şerafettin Düztepe- Öğrenci Dekanı    &     BİEK YK Başkanı

* “ TOBB’un Girişimciliğe Yaklaşımı”
TOBB Genç Girişimciler Kurulu
II.Oturum (12:30-13:30)

* ‘‘KOSGEB-Girişimciliğe Tam Destek’’
-  Necla Haliloğlu/KOSGEB Girişimcilik Şube Müdürü

III.Oturum (14:00-15:00)

* ‘‘Endeavor Türkiye – Genç Görenler TV Programı [CNBC-E ile Canlı Yayın] ile Aytunç Kocabalkan’’

-Doç.Dr. Göksel Aşan – Moderatör
-Mehmet Aksel-Mutfak Sanatları Akademisi Kurucusu ve Endeavor Girişimcisi
-Emre Mermer-Dükkan Burger İstanbul Kurucusu,Endeavor YK Üyesi,Endeavor Girişimcisi 

-Fatih İşbecer-“Pozitron” Kurucusu ve Endeavor Girişimcisi

IV.Oturum (15:30-16:30)

* “Arda’nın Mutfağı”
   Arda Türkmen
  11 Lebnon ve Roka Davet Kurucusu, CNNTÜRK Program Yapımcısı

V.Oturum (16:45-17:45)

 * “Sosyal Girişimcilik Paneli”
Hülya Denizalp /Gençtur Kurucusu – Moderatör
Ass.Prof Lisa DiCarlo /Babson College, Aysegül Güzel / Zumbara ,
James Halliday / HubIstanbul

17 Mart Oturumları [2.Gün]

I.Oturum(10:00-11:00)

* ‘‘Sağlıklı Büyüyen Ekonomi”
- Muharrem Usta /Medical Park YK Başkanı

II.Oturum(11:15-12:15)

* ‘‘Sosyal Medyanın Digital Pazarlamaya Etkisi’’
-  Yüce Zerey / Coca-Cola Interaktif Pazarlama Müdürü

III.Oturum (12:45-13:45)

 * ‘‘En Girişken Holding – E&Y World of Enterpreneurship’10 Türkiye Birincisi’’
-Canan Çelebioğlu / Çelebi Holding YK Başkan Vekili

IV.Oturum (14:00-15:00)

* ‘‘Yeni Nesil Pazarlama’’
-   Levent Erden

 V.Oturum (15:15-16:15)

  *‘‘Türkiye’nin Girişimcilik Destek Modeli – Girişimcilerin melekleri”
  -  Kutlu Kazancı / Galata Business Angels Genel Sekreteri

Özel Oturumlar(16:30-18:30)
 
* Girişimcilik Simülasyonu
- Genç Başarı Eğitim Vakfı –‘‘İş Fikrinizi Nasıl Hayata Geçireceksiniz?’’
  Ozan Sönmez- Bilgi Üniversitesi MBA Program Koordinatörü Yardımcısı 

 *  “Case Study”
     Dominos Pizza
 
18 Mart Oturumları [3.Gün]

 I.Oturum (10:30-11:45)

* “Kırmızı’da durmadılar !”                                                                     GreyIstanbul Reklam Ajansı

II.Oturum (12:00-13:00)

* “Kadın Girişimciler Heryerde”
 - Dilek Bil – KAGİDER/Dernek Başkanı

III.Oturum(13:30-14:45)

* ‘‘Bir Fütüristin Girişimcilik Anıları’’
- Alphan Manas / Brigthwell Holding YK Başkanı

IV.Oturum (15:00-16:15)

* ‘‘ E-Girişimcilik Paneli ’’
-  Ercan Yaris-Fizy Kurucusu
-   Anıl Süren-Şehir Fırsatları

V.Oturum(16:30-17:30)

 * “ Global Markanın Tatlı Rekabeti”
- Didem Evgulu/ Şölen Çikolata Marka Müdürü
- Hayat Kapukaya/Şölen Çikolata Ürün Kategori Müdürü

Özel Oturumlar (17:30-19:00)

Bilgi mezunları ile Speed Networking
                               &
                 Kapanış Kokteyli

www.istanbulbiek.com   
Tanju ALKAŞ – Başkan
Melis Bakırsever – YK Başkan Yardımcısı
Pınar Özgen – YK Üyesi
S.Erhan Alpaslan – YK Üyesi
Zeynep Elvan Cengiz – YK Üyesi
 

Kategori GirişimcilikYorum (0)

NBA yıldızı Kobe Bryant THY’nin tanıtım elçisi


Türk Hava Yolları (THY), basketbol dünyasının en değerli oyuncularından Kobe Bryant ile marka tanıtım elçiliği için anlaştı.

ABD’nin Los Angeles şehrinde atılan imzaların ardından Bryant iki yıl boyunca THY’nin dünyadaki marka tanıtım elçisi oldu.
Yakında Los Angeles hattını açmaya hazırlanan THY, Kobe Bryant ile ağırlıklı olarak ABD ve Kobe’nin en çok hayranının bulunduğu Uzakdoğu, Ortadoğu bölgesinde ve tüm dünyada reklamlarıyla kitlelerle buluşacak. Bryant, THY’nin düzenleyeceği birçok organizasyonda ve halkla ilişkiler etkinliklerinde dünyadaki sevenleri ile sık sık bir araya gelecek.

THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, anlaşma ile ilgili olarak 2011 sonuna kadar filolarına 23 yeni geniş gövdeli uçağın gireceğini belirterek, “Başta ABD ve Uzakdoğu olmak üzere yeni hatlar açacağız, mevcut hatlarda da frekans artışı yaparak daha çok sefer gerçekleştireceğiz. Ortaya çıkan bu büyük kapasite artışı ve yeni ürünleri müşterilerimize en etkili tanıtmak için basketbol dünyasının en popüler ismi Kobe Bryant ile anlaştık” dedi.

 
Kobe Braynt ise, “En kısa sürede Türk Hava Yolları ile uçmak ve mükemmel servisi ve üst seviyede övgü alan yemekleri kendim denemek için sabırsızlanıyorum” açıklamasını yaptı.

Miliyet Gazetesi – Ekonomi Servisi

Kategori HaberlerYorum (0)

Do&CO’da talep toplama başlıyor


Türk Hava Yolları(THY) dahil aralarında dünyanın en büyük hava yolu şirketlerinin de yer aldığı 60 havayoluna yiyecek-içecek hizmeti veren Viyana merkezli DO&CO şirketi İMKB için gün sayarken, halka arz için talep toplama süreci yarın başlıyor.

DO&CO’dan verilen bilgiye göre, halka arz büyüklüğü Euro olarak açıklanan tavan fiyattan hesaplandığında 59 milyon Euro, ek satışın da gerçekleşmesi halinde de 68 milyon Euro’ya ulaşacak. DO&CO’nun halka arz edilecek paylarının yüzde 20’sinin yurt içi bireysel yatırımcılara, yüzde 10’unun yurt içi kurumsal yatırımcılara, yüzde 70’i ise yurt dışı kurumsal yatırımcılara ayrıldığı bildirildi.

12 yıldır Viyana Borsası’nda işlem gören DO&CO Restaurants and Catering(DO&CO)için sermaye artırımı ve ortak satışı yoluyla gerçekleşecek halka arzda, 1 adet payın satış fiyatı 21.90 Euro tavan fiyat olarak belirlendi.

Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilecek olan yabancı bir şirkete ait payların halka arzı işleminde İş Yatırım Global Koordinatör olarak yabancı yatırım bankalarının katıldığı global bir sendikasyona liderlik yaparken, aynı zamanda TSKB, Global Menkul, Yatırım Finansman, Yapı Kredi Yatırım ve Garanti Yatırım’ın katılımından oluşan yurt içi konsorsiyumun da lideri olarak DO&CO’nun halka arzına aracılık edecek.

YEMEKLERİYLE DÜNYADA ÜN KAZANAN DO&CO İMKB’DE İLK YABANCI OLACAK

Türk işadamı Attila Doğudan tarafından 1981 yılında Viyana’da kurulan ve 1998 yılından bu yana Viyana Borsası’nda işlem gören DO&CO için talep toplama işlemleri Merkez Bankası’nın 24 Kasım için belirlediği Euro satış kuru kullanılarak belirlenecek olan TL tavan fiyat kullanılarak gerçekleştirilecek.

Halka arzda DO & CO’nun çıkarılmış sermayesinin 15.590.400 Euro’dan 19.488.000 Euro’ya artırılması nedeniyle ihraç edilecek 1 milyon 948 bin 800 adet pay ile mevcut ortakların ve DO&CO’nun sahip olduğu 751 bin 396 adet pay olmak üzere toplam 2 milyon 700 bin 196 adet pay ve ek satış hakkının kullanılması halinde mevcut ortakların sahip olduğu 405 bin 30 adet payın halka arz edileceği açıklandı. Viyana Borsası’nda halen yaklaşık yüzde 19’u halka açık olan DO & CO’nun bu halka arz sonrasında ise toplam halka açıklık oranının yüzde 43,ek satışın kullanılması halinde de yüzde 47 olacağı bildirildi.

“İMKB NİN ÇEKİM MERKEZİ OLMASINA KATKI YAPACAK BİR ADIM”

Şirket’in kurucusu Attila Doğudan konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Finansal açıdan sağlıklı bir yapıya sahibiz ve hiç borcumuz yok, bu yüzden halka arzdan elde edeceğimiz geliri organik büyümede ve uluslararası alanda şirket satın alma fırsatlarını değerlendirerek kullanacağız. DO&CO, bu halka arzı İstanbul’un bir finans merkezi olması ve İMKB’nin global şirketler için bir çekim merkezi olması hedefine önemli bir katkı sağlayacak bir adım olarak değerlendirmekte ve böyle bir ilki gerçekleştirecek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz” dedi. Havayolu ikram hizmetleri, uluslararası organizasyon ikram hizmetleri ile restoran, yolcu özel salonu ve otel işletmeciliği alanlarında faaliyet gösteren DO&CO’nun halka açılmasıyla Türkiye’de bir ilkin gerçekleşeceğini belirten Attila Doğudan, bu halka arzla İMKB’de yabancı bir şirkete ait hisse senetlerinin de işlem görmeye başlayacağını söyledi.

 

Hürriyet Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)

THY Avrupa’da İlk 3′e Oynuyor


Türkiye’nin bu yıl konuk ülke olduğu 44. Uluslararası Turizm Borsası Fuarına (ITB) katılan THY Genel Müdürü Temel Kotil, THY’nin yakın zamanda Avrupa’nın 3. büyük hava yolu şirketi olacağını söyledi.

Fuar alanında bugün düzenlenen “Aviation Day” (Havacılık Günü) kapsamında İngilizce konuşma yapan Kotil, daha sonra Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, THY’nin kriz yılı olan 2009′u bir fırsat yılı olarak değerlendirerek kapasitesini yüzde 30 oranında artırdığını ve bunun yüzde 35 oranında bir taleple karşılandığını belirterek, “THY, Avrupa’nın 3. büyük hava yolu şirketi olacak” dedi.

Dışişleri Bakanlığının vize uygulamalarının kaldırılması konusundaki çalışmalarının da kendilerine çok yaradığını kaydeden Kotil, yolcu artışında Arap ülkelerinden bir patlama yaşandığını söyledi.

Kotil, “Avrupalı iş adamları dünyada rahatlıkla dolaşırken Türk iş adamları buralara gelmekte zorluk çekiyor. Bu çok adil olmuyor” diye konuştu.

İstanbul’un coğrafi konumunun da kendileri için büyük bir avantaj olduğunu ifade eden Kotil, 2009 yılında Avrupa’nın çok sayıda önemli hava alanında yolcu sayısı azalırken, sadece İstanbul’da yüzde 5 oranında artış kaydedildiğini söyledi.

2010 ‘da hedef 31 milyon yolcu sayısı

Kotil, fuar alanında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada da dünyadaki ekonomik krize işaret ederek, bunun yanı sıra grevlerin, siyasi sorunların yaşandığını ve aynı zamanda müşteri taleplerinin arttığını belirtti.

“Tüm bu gelişmelere rağmen asıl sorunun himayecilik olduğunu düşünüyorum” diyen Kotil, bir şirketin kazanç sağlayabilmesi için masrafları azaltması, kaliteye her zaman çok yüksek tutması ve kendini tanıtabilmesi gerektiğini söyledi.

THY’nin bugüne kadar en zayıf olduğu tanıtım konusunda da şimdi büyük bir atağa geçtiklerini belirten Kotil, aralarında 2 Boeing-777 uçağının da bulunduğu yeni uçak alımlarıyla filoya 4 yıl içinde 98 yeni uçağın dahil edilmiş olacağını ifade etti.

Vize sorununa da değinen Kotil, Türk hükümetinin bazı komşu ülkelerle vizeyi kaldırmasının önemli olduğunu, Rusya’yla yapılmakta olan görüşmeler sonucunda da vize kolaylığı getirilmesini beklediklerini kaydetti.

Çevreyi korumaya yönelik yatırımlara ve uçaklardaki yemek servisinin kalitesine büyük önem verdiklerini de belirten Kotil, büyük bir büyüme hedeflediklerini, 2009 yılında 25,1 milyon olan yolcu sayısını 2010 yılında 31 milyona yükseltmeyi hedeflediklerini ifade etti.

Seferlerinin yüzde 28′inin Avrupa’ya, yüzde 29′unun Uzak Doğu’ya, yüzde 31′inin ABD ve Kanada’ya ve henüz sadece yüzde 6′sının Orta Doğu’yu yönelik olduğuna da işaret eden Kotil, Star Alliance’a üye ve Lufthansa ve Singapur Airlines gibi şirketlerle partner olmalarının da kendilerine büyük avantajlar sağladığını sözlerine ekledi.

Dünya Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)