Etiket arşivi | "TOBB"

Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 25 Şirketi Açıklandı


 

İSTANBUL – TEPAV’ın, TOBB ve Harvard Üniversitesi bünyesindeki AllWorld Network ile düzenlediği Türkiye 25 yarışması sonuçlandı.Türkiye’nin en hızlı büyüyen 25 şirketinin belirlendiği yarışmada birinciliği yüzde 2.609 büyüme ile KÇS Kahramanmaraş Çimento Beton Sanayi Ve Madencilik İşletmeleri A.Ş. aldı. İstanbul’dan Network Uluslararası Taşımacılık ve Tic.Ltd.Şti. ile Çebi İnşaat Mim.ve Müh.San.ve Tic. Ltd.Şti. ise 2. ve 3. oldu.

 TOBB’un desteğiyle, AllWorld Network ve TEPAV işbirliğinde gerçekleştirilen Türkiye-25 Projesi’nin sonuçları İkinci Küresel Girişimcilik Zirvesi’nde açıklandı.

 Hisarcıklıoğlu: “Her anne evladını başarılı bir girişimciyle evlendirmek isteyecek” 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetimizin 100. yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisinden biri olmak için çalışıyoruz. Bunu da girişimcilerimizle başaracağız” diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

 

“Bu açıdan başarılı girişimcilerin ön plana çıkarılması son derece önemli. Bugün Anadolu’nun hangi iline gitseniz, daha yenilikçi, daha verimli, daha hızlı şirketlerimizi görebilirsiz. Şimdi bu şirketlerimizi dünyanın da görmesini sağlamalıyız. İşte Türkiye 25 projesini bu amaçla başlattık. Şirketlerini ve dolayısıyla ekonomimizi büyüten girişimcilerimizi tebrik ediyorum. Bu güzel örnekler sayesinde girişimcilik Türkiye’nin gözdesi haline gelecek. Her çocuk başarılı bir girişimci olma umuduyla büyüyecek. Her anne evladını başarılı bir girişimciyle evlendirmek isteyecek.” 

Sak: “Şirketlerin hızlı büyümesi için gerekli ortamı sağlamak zorundayız”

 

Türkiye-25 Projesi’ni yürüten TEPAV’ın Direktörü Güven Sak ise şunları söyledi: 

“Türkiye ekonomisindeki temel sorunlardan birinin şirketlerin yeterince hızlı büyümemesi olduğunu düşünürdük. Türkiye-25 Projesi bizim için altın değerinde olan bir veri-seti sundu. Artık Türkiye’de hızlı büyüyen şirketleri daha iyi tanıyoruz. Türkiye’de ekonomi politikalarının, bu ve bunlara benzer şirketlerin büyümelerini daha da hızlı sürdürebilecekleri ortamı sağlamaya odaklanması gerekiyor.”

 Küresel ekonominin en büyük 500 şirketinin ortalama 70 yaşında olduğunu hatırlatan Sak, şöyle devam etti:

 “Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin ortalama yaşı 40. Türkiye-25 firmaları ise henüz ortalama 10 yaşında. Eğer bu firmalar bugünkü büyüme oranlarını önümüzdeki yıllarda sürdürebilirlerse, önce Türkiye’nin sonra da küresel ekonominin dev şirketleri haline gelebilirler. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye-25 şirketlerinin büyüme hikâyesinden ekonomi politikaları adına öğreneceğimiz çok şey var.”

 Porter: “Hızlı büyüyen KOBİ’ler ekonominin belkemiğidir”

 Türkiye-25 Projesi’ni, TEPAV ile ortaklaşa yürüten All-World Network Başkanı ve Harvard Business School İşletme Profesörü Michael Porter ise şunları kaydetti:

 

“Dinamik kadın ve erkek girişimciler tarafından yönetilen Türkiye-25 şirketleri, rekabet gücü için öncü bir anlayışı temsil ediyorlar.  Ekonomik gelişmenin amacı şirket geliştirmektir ve istihdam yaratmalarını sağlamaktır. Büyüyebilen şirketler, küçük ve orta büyüklükte olan şirketler her ekonominin belkemiğidir.”

 Türkiye-25 şirketlerinin özellikleri neler?

 İstanbul’da 26 Nisan 2011 tarihinde yapılan bir basın toplantısı ile başlatılan Türkiye-25 Projesi çerçevesinde, gelen yüzlerce başvuru değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucu Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri belirlendi. Bu şirketlerin özellikleri şöyle sıralanıyor:

 

İstanbul ilk sırada. Türkiye’nin hızlı büyüyen şirketlerinin yüzde 42’si(10 şirket) İstanbul’dan, yüzde 25’i (6 şirket) Ankara’dan, yüzde 13’ü (3 şirket) Kocaeli’den. Türkiye-25 listesinde Kahramanmaraş’tan ve İzmir’den iki şirket, Osmaniye ve Kayseri’den birer şirket bulunuyor.

 Firmalar her sektörden. Türkiye-25 şirketlerinin sektörleri geniş bir faaliyet alanını kapsıyor:

 

Alacak Takip ve Tahsilat Arama Hizmetleri

 Bilgisayar Network ve Yazılımları (3)

 Çelik Konstrüksiyon imalatı

 Çevre Hizmetleri

 Demir-dışı metal sanayii

 Çimento ve beton üretimi

 Genel imalat

 Gıda Endüstrisi

 Havalimanı yer ekipmanları imalatı

 İlaç Sanayi

 İmalat ve Ambalaj

 İnşaat Malzemeleri

 İnşaat ve Mühendislik (2)

 Otomotiv

 Perakende Satış

 Profesyonel Hizmetler ve Danışmanlık

 Taşımacılık ve Havacılık (2)

 Tekstil ve Moda

 Telekomünikasyon  (2)

 Yazılım Hizmetleri ve Ürünleri

 Firmaların çoğunluğu 5 ila 10 yaş arasında. Türkiye-25 şirketlerinin yüzde 24’ü 2006’dan sonra kurulmuş, yani 5 yaşından daha genç. Büyük çoğunluk ise yüzde 48’lik ağırlık ile 5 ila 10 yaş arasındaki şirketlerde. Şirketlerinin yüzde 28’i ise 2000 yılından önce kurulmuş ve 10 yıldan fazla zamandır faaliyet gösteriyor.

 

İstihdamda üç sene içinde üçe katlandılar. Türkiye-25 şirketleri istihdam yaratma konusunda oldukça ciddi bir başarıya sahipler. 2008 yılında ortalama bir Türkiye-25 şirketinde 88 kişi çalışırken, 2011 yılında bu rakam 273’e yükselmiş durumda. Yani Türkiye-25 listesindeki bir şirket 2008-2011 yaklaşık 3 kat büyümüş. Bugün Türkiye 25 şirketlerinde toplam 6.833 kişi çalışıyor. Bu rakam 2010’da 5.097, 2009’da 3.389, 2008’de ise 2.411’di.

 Cirolar yıllık ortama yüzde 250 arttı. Ortalama bir Türkiye-25 şirketinin 2008 yılında yaklaşık 9 milyon TL iken, 2010 yılında 51 milyon TL’ye ulaştı. Şirketlerin toplam cirosu ise 2010 itibariyle 1 milyar 267 milyon TL düzeyinde.

 

Şirketler nasıl belirlendi?

 İstihdam: Başvuracak şirketlerin 2010 yılında en az 10 tam zamanlı istihdama ulaşmaları şartı arandı.

Ciro: 2008’de en az 100.000, 2010’da ise 500.000 ABD doları ciro düzeyini yakalayan şirketler yeminli mali müşavir tarafından onaylanmış finansal tablolarıyla birlikte Türkiye 25 listesinde yer almak üzere başvurdular.

İzlenecek şirketler: Ciro, istihdam koşullarını yerine getiremeyen ya da 2008’den sonra kurulmuş olan şirketler geçtiğimiz 12 ay boyunca en az 100.000 ABD doları ciroya ulaşma koşuluyla başvuru yapabildiler. Bu şirketlerin başvuruları Türkiye-25 için değerlendirilmedi; ancak AllWorld’ün küresel ağına dahil edildiler.

Hukuki nitelik: Bağımsız, kar etmeyi amaçlayan, halka açık olmayan tüm özel sektör kuruluşlarının başvuruları kabul edildi.

Grup şirketleri: Holdingler kapsam dışında bırakıldı; ancak, bir holdinge bağlı olup bağımsız bir yönetim yapısına sahip şirketler başvurabildiler.

Kapsam dışındaki diğer şirketler: Kamu payının yüzde 50’den fazla olduğu şirketler, franchise işletmeleri, oto galerileri, bankalar ve elektrik ve su gibi altyapı hizmet sağlayıcılarının başvuruları değerlendirmeye alınmadı. Yurtdışında yerleşik bir kuruluşun Türkiye şubesi olarak faaliyet gösteren firmalar değerlendirme dışı bırakıldı.

 

Kriterleri sağlayan şirketler arasından 2008’den 2010’a brüt satış rakamlarını en fazla arttıran şirketler arasında bir sıralama yapıldı ve ilk 25 şirket belirlendi.

 

 

Projede bundan sonrası…

 Proje kapsamında, bundan sonra Harvard Üniversite ile işbirliği içinde en hızlı büyüyen şirketlere görünürlük kazandırmak için bir dizi faaliyet yürütülecek: 

Listeye girmeye hak kazanan şirketler, kendileri gibi hızlı büyüme potansiyeline sahip başka ülkelerde kurulu olan şirketlerle ortak bir iletişim ağının parçası haline gelecekler

Şirketlerin görünürlüğü artarken müşteri portföyleri, tedarikçi ilişkileri ve finansmana erişim fırsatları da genişleyecek.

Şirketler, Harvard Üniversitesi’ndeki AllWorld Liderlik Eğitim Programı’na da katılma hakkı elde ettiler.

Harvard AllWorld Network

 ABD’nin Boston şehrinde Harvard İşletme Okulu Profesörlerinden Michael Porter ve Anne Habiby ve Deirdre J. Coyle tarafından 2007 yılında kurulan AllWorld Network (AWN) faaliyetlerine ilk olarak Suudi Arabistan’da başladı. Şu anda Bulgaristan, Güney Afrika, Hindistan, Lübnan, Pakistan, Romanya, Türkiye ve Ürdün’de çalışıyor.

Faaliyetlerini çeşitli kurumlarla işbirliği içerisinde yürüten AWN’nin partnerleri arasında Harvard Kennedy School of Government, Siraj Capital, JS Bank, Monitor Group ve Endeavor Global bulunuyor. Arap ülkelerinde oluşturulan listelerin bir araya gelmesiyle oluşturulacak olan Arabia 500 projesinin öncülüğünü ise Ürdün Kraliçesi Rania üstlendi.

 AllWorld Network’ün web sitesinde yayımlanan ilgili habere ulaşmak için tıklayınız.

 

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Gözler “Melek” Yatırımcı da


Küresel Girişimcilik Programı kapsamında, Kasım ayında ABD’li Melek yatırımcılardan oluşan bir heyet Türkiye’yi ziyaret edecek.

TOBB Türkiye Girişim Sermayesi Meclisi  TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda toplandı. Toplantıda , Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) yürüteceği Küresel Girişimcilik Programı (Global Entrepreneurship Program – GEP) kapsamında , Kasım ayında ABD’li melek yatırımcılardan oluşan bir heyetin Türkiye’yi ziyaret edeceği bildirilirken , ziyaret kapsamında Türk ve Amerikan melek yatırımcıların katılacağı ortak etkinliklerin stratejileri tartışılacağı kaydedildi.

 

“ALT KOMİSYONLARIN ÖNCELİKLERİ KARARLAŞTIRILDI”
Türkiye Girişim Sermayesi Meclisi toplantısına , girişim sermayesi fon yöneticilerinin yanısıra ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşlarının üst düzey temsilcileri de katıldı. Sektör meclisi , son toplantıda oluşturulan çalışma gruplarının sektörün sorunlarına ilişkin raporlarını inceledi.
Yapılan inceleme konusunda , çalışma gruplarının yaz döneminde öncelik verecekleri konular tespit edildi. Buna göre fon toplama grubunun , yerli kurumsal yatırımcılar ve kamudan fon toplanması konusunu; yatırım grubunun , girişim sermayesinin Anadolu’daki şirketlere tanıtılması ve üniversitelerdeki Ar-Ge’nin ticarileştirilmesine yönelik kısıtların tespiti konularını; çıkış grubunun ise , çıkış alanındaki mevzuat ve vergi konusundaki belirsizliklerin giderilmesi ve çıkışları kolaylaştıracak tedbirlerin alınması hususunu öncelikle ele almaları kararlaştırıldı.
Toplantıda , çalışma gruplarının hazırladığı politika önerilerinin , ilgili bakanlıklarla paylaşılacağı ve YOİKK gündemine getirileceği belirtildi.

 

Kaynak: Gazeteport

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Siz iş bağlantılarınızı nasıl kuruyorsunuz?


Yurt dışında eş bulmak için yapılan ‘speed dating – hızlı randevu’ mantığı iş dünyasına uyarlandı! ‘En İyi İş Geliştirme Programı’ seçilen “Business Speed Networking” aktivitesi, iki saat içinde farklı sektörlerden onlarca kişinin birbiriyle bağlantı kurmasını amaçlıyor…

Yurt dışında yapılan “speed dating” (hızlı randevu) aktivitelerini hemen hemen hepimiz biliriz. Uzun bir masa boyunca karşılıklı oturup, belli bir süre sohbet ettikten sonra yer değiştirerek diğer adayları da tanıma esasına dayanan bu sistem, bir gecede 10 yahut 20 kişiyle tanışıp hızlıca eleme yapma şansı kazandırıyor. Tüm dünyada oldukça popüler olan bu eş bulma yöntemi bir ilişki için ne kadar doğrudur bilinmez ama iş network’ünü artırmak için bir şirkete çoktan ilham kaynağı oldu.

2009 yılında Genç Liderler ve Girişimciler Derneği  – JCI Türkiye tarafından ‘En İyi İş Geliştirme Programı’ seçilen “Business Speed Networking” (hızlı iş bağlantıları kurma) de benzer bir mantıkla çalışıyor. Düzenlenen organizasyonlarda farklı sektörlerden bir araya gelen isimler iki saat içinde tanışıp, yeni bağlantılar kurmayı hedefliyor.

Sihir Mobilya ve Natuzzi İstanbul’un Yönetim Kurulu Üyesi aynı zamanda Türkiye’ye bu sistemi getiren B Networking’in kurucusu olan Ertuğrul Belen, iş ve sosyal bağları güçlendirip yeni iş kanalları geliştirmek amacıyla tasarladığı Speed Networking aktivitelerine, farklı sektör temsilcilerinin katıldığını anlatıyor.

Global iş hacminin yüzde 65′inin referans kanallarıyla olduğunun altını çizen Belen, şimdiye kadar düzenledikleri eğitimlere bilişim, ilaç, finans, turizm, dekorasyon ve inşaat sektörü temsilcilerinin yanı sıra XING Türkiye, E-Tohum, Endeavor, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB Global Girişimcilik Haftası), İstanbul Genç Girişimciler Derneği (İSGİD), Antalya Genç İş Adamları Derneği (ANTGİAD), Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI), Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Avrupa Genç İşadamları Dernekleri Konfederasyonu (YES) ve birçok lise ve üniversitenin katıldığını belirtiyor…

İşte İnsan -http://www.isteinsan.com.tr/kariyerim/siz_is_baglantilarinizi_nasil_kuruyorsunuz.html

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

İşin sırrı profesyonel ile birlikte çalışmak


Rona Yırcalı aile şirketlerinde genç neslin önünü açtıklarını belirterek “Babam da bana öyle yaptı. İşe soktu ve ‘ben varken ne kadar yanlış yapacağını görelim’ dedi” diye konuşuyor.

Kamuoyu Rona Yırcalı’yı bir sivil toplum önderi olarak tanır. TOBB Başkanlığı, Dünya Odaları Federasyon Başkanlığı, DEİK İcra Kurulu Başkanlığı yerine getirdiği ya da yerine getirmeye devam ettiği çok sayıdaki sosyal görevlerinden bazıları. Ancak sürekli bu rolüyle görmeye alışkın olduğumuz Rona Yırcalı, Balıkesir’in de en büyük özel sektör işverenlerinden birisi. Bugün Mortaş adlı şirketlerinin çatısı altında toplanan yem, gıda, tekstil ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren grubun kaptanı. Aile aynı zamanda İstanbul’daki The Marmara Oteli’nin işletmecisi olan İstanbul Otelcilik’te de küçük hissedar.

2009’u 332 milyon lira ciro ve 108 milyon lira karla kapatan grup Türkiye’nin elektrik transformatörleri üreten en büyük fabrikası BEST’in (Balıkesir Elektromekanik Sanayi ve Ticaret AŞ) hisselerinin yüzde 75’inin sahibi. Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde kurulan işçi şirketlerinden çok azı ayakta kalabilmiş. BEST de onlardan biri. Yırcalı “Balıkesir bu anlamda şanslı. İşçi şirketi olarak kurulan hem İşbir, hem de BEST ayakta” diyor ve devam ediyor:

“Bir ara sıkıntıya düşmüşler. Biz o zaman ortak olduk. Sermaye koyduk. Şirket şimdi kendi alanında Türkiye’nin en büyüğü. Önceki yıllarda çalışanların neredeyse yarısı şirketin ortağıydı. Ama böyle bir özelliği uzun seneler devam etti ve ilk halka açık şirketlerden biridir. Ancak o zaman 200 kişiydik, şimdi olduk 1000. Bu nedenle de bugün oran daha düşük. ”
Üretimin yüzde 60’ı ihracata gittiği için şirketin açık isminin baş harflerinden oluşan BEST (En iyi) kısa ismi işe yarıyormuş.

Aile, enerji sektöründe elektrik üretimiyle de var. Balıkesir Gönen’de 15, Sındırgı ile Adana’da da 10 yıldır üretim yapan hidroelektrik tesisleri bulunuyor. Ortaklarla Giresun’da iki hidroelektrik santral inşaatı sürüyor. Manisa Akhisar’da da iki ay içinde rüzgâr santralı yatırımı başlıyor. Ayvalık ve güneyde de alınmış lisanslar var. Akhisar yatırımı bittikten sonra da sıra bu lisansların yatırıma dönüşmesine gelecek.

“Hep işin içindeyiz”
Yırcalı ailesi aynı zamanda bölgenin en büyük hayvan yemi fabrikasının hâkim ortağı. Halen faaliyette bulunan sentetik çuval fabrikası big ben olarak adlandırılan ve içine çimentodan madene her türlü malın konulduğu çuvalları üretiyor. Pamuk ise artık işin keyfi kalmadığı için şimdilik askıda. Türkiye’nin en eski un fabrikası olan 1923 doğumlu Yırcalı Un da düşük kapasite nedeniyle çalışmıyor. Yırcalı ailesinin şirketlerdeki hisseleri Rona Yırcalı, Müşerref Yırcalı (anne) ve Demet Egeli’nin (kız kardeş) mülkiyetinde. Şirketlerin tümünün profesyonel yönetimi var. Ancak en üstte Rona Yırcalı ile oğulları Sırrı ve Sinan’dan oluşan bir sacayağından söz etmek mümkün.

Sırrı Yırcalı yönetimin tümünden, Sinan Yırcalı ise grubun finansman işlerinden sorumlu en üstteki kişi. Geçmişte Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan, bugün de çok sayıda şirketin yönetim ya da danışma kurulu üyesi olan Yırcalı’ya “Türkiye’de aile şirketleri neden uzun ömürlü olmuyor? Siz bu konuda farklı ne yaptınız” diye soruyoruz ve şu cevabı alıyoruz:

“ABD’den üniversiteyi bitirip 1970’te döndüm. O zaman üretim tesislerinin hepsinin başında birer genel müdür vardı. Bu bir bence. İkincisi de biz 24 saat iş yaparız, yani 24 saat işle meşgulüz. ABD’den 1970’te geldim. Ondan önce de Amerika’dayken de bu işlerle meşguldüm. Aşağı yukarı ben 1965’ten bu yana alırsak şu kadar senedir işin içindeyim. İşlerimiz çok genişlemesine rağmen hâlâ ben haftada üç gün filan Balıkesir’e giderim. Hatta bir günlüğüne bile giderim, ben şimdi 66 yaşındayım ama bu devam eder. Oğullarım da pazartesi sabahı Balıkesir’e giderler, perşembe akşamı dönerler İstanbul’a eğer başka bir seyahat falan yoksa. Cuma günü buradaki büroda çalışırlar. Cumartesi, pazar aileleriyle birlikte olurlar. Böyle bir sistemimiz var bizim. Yani şunun için söylüyorum bunları; profesyonellerle birlikte çalışıyoruz ama biz de işin içindeyiz.”

Yırcalı’nın birçok aile şirketinden farklı yaptıklarını söylediklerinden birisi de yeni kuşağın önünün açılması. Büyükbaba Muharrem Hasbi Koray (annesi Müşerref Koray’ın babası) 1923’te kurduğu un fabrikasını bir süre birlikte çalıştıktan sonra damadı Sırrı Yırcalı’ya devretmiş. Sırrı Yırcalı un fabrikasını devraldıktan sonra işleri büyütmüş ve yeni şirketleri devreye sokmuş. Rona Yırcalı da 1970’te Türkiye’ye dönüşünde tatil bile yapmadan kendi deyişiyle ‘sıcak suyun içine bırakılır gibi’ işlerin içine sokulmuş. Yırcalı o günleri şöyle anlatıyor:

“Benim sistemim böyle” “Bana eski odasını verdi. Beni büyük ihracatçıların arasına bıraktı ve ‘Yap’ dedi, ‘ne kadar yanlış yaparsan yap da ben buradayken, ne kadar yanlış yapıyorsun görelim’. Ben de aynı şekilde oğullarıma yapıyorum, onların önünü açıyorum. Bilhassa büyük oğlum Sırrı ile böyle çalışıyoruz. Artık günlük rutin işlerin hepsini o götürüyor. Yalnızca bilmem gerekenleri ve çok önemli konuları bana söylüyor.”

“Oğullarınızla anlaşabiliyor musunuz” sorusuna ise “Tabii aşağı yukarı mantıki gelen şeylerin hepsini birlikte yapıyoruz. Büyük oğlumla 10 senedir bu böyle gidiyor ve biraz önce sana söylediğim Boğaz’da oturup da buradaki yazıhanede çalışmak gibi değil bizim işimiz. Onların da İstanbul’da evleri var, Balıkesir’de evleri var benim gibi. Çünkü dediğim gibi dört gün orada, üç gün buradalar. Onun için benim sistemim aynen devam ediyor. İleride her şey olabilir ama şimdilik bir sıkıntı yok” yanıtını veriyor.

“Türkiye’de özel sektöre bir tek bor üretimi yasak”
Sahip oldukları Mortaş adlı şirket aracılığıyla bir zamanlar Türkiye’nin en büyük bor üreticisi ve ihracatçılarından olan Yırcalılar madenciliği çoktan bırakmış. Bunun nedeni ise ailenin sahip olduğu bor, demir ve kömür madenlerinin 1979’da devletleştirilip Etibank’a devredilmesi. Yırcalı o dönemi şöyle anlatıyor: “Babam 1950’nin sonlarında madenciliğe de başlamış. Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Balıkesir Bigadiç’teki bor madenlerinin önemli bölümünü bulan babamdır. Ancak 1979’da Ecevit hükümeti bu üç madeni de devletleştirdi. Bugün özel sektörden yana olduğunu söyleyen Deniz Baykal da Enerji Bakanı idi. Rahmetli Ecevit yıllar sonra bana bu özelleştirmenin bir hata olduğunu söylemişti.” Borda maden sahiplerinin tüm çabasına rağmen adım atılmamış.

Yırcalı Türkiye’de özel sektöre yasaklanan tek alanın bor olduğunu söylüyor. Grup 1980’den 1995’e kadar devletleştirilen bor madenlerini geri alabilmek için çok uğraşmış. 1980’de iktidara gelen Demirel hükümeti iade kararı vermiş ama Danıştay bu konudaki kararnameyi bir günde iptal etmiş. Ardından 12 Eylül darbesi gelmiş ve o dönemdeki çabalar da sonuçsuz kalmış. Yırcalı ‘her konuda liberal’ diye tanımladığı Özal hükümetleri döneminde de sonuç çıkmayınca ‘bu işin tadı yok’ diyerek azalmış olan madencilik faaliyetini askıya almış.

“65’imde emekli olacaktım beni yatırıma boğdular”
Rona Yırcalı büyük oğlu Sırrı’nın işbaşı yapmasından birkaç yıl sonra günlük rutin işlerin birçoğunu bıraktığını söylüyor. Planı 65 yaşında geçen yıl emekli olmakmış ancak “Birden birçok yatırım teklifiyle geldiler ve yatırımlar başladı. Beni yatırıma boğdular” diyor.

Zamlara karar veriyor
Bugün senelik programların yapılması, belli yatırım kararlarının verilmesiyle ilgiliymiş. Bir de maaşlara yapılacak zamlara ‘oğullarıyla konuşup’ karar veriyormuş. Yırcalı işin profesyonellere bırakılmasının patronların hiç ilgilenmeyeceği, yalnız sonuçlara bakacağı anlamına gelmediğini düşünüyor ve şunları ekliyor:

“İşi tamamen profesyonellere bırakırsan da olmuyor. Yani ne kadar iyi niyetli, ne kadar bilgili olursa olsun olmuyor, ben bunu gördüm. Bazı tesislerimizde bunu gördük. Bazı fırsatlar kaçtı, bazı şeyler oldu. Bu nedenle yönetimi profesyonellere bırakmak demek hiçbir şey yapılmayacak, hiçbir işe karışılmayacak demek değil.

Bütün işleri yalnız sen yapmaya kalkarsan büyüyünce zaten yetişemiyorsun. Ama profesyonellerin de patronun işle ilgili olmasından memnun olduklarını düşünüyorum. En azından bir fikir alıyor, sorumluluğu paylaşıyor. Ben de fikrimi söylüyorum, onlar da .”

RUHİ SANYAR Arşivi -Radikal Gazetesi

Kategori RöportajYorum (0)

Patronlar evlere iş verme fikrini sevdi


Sendikaların protestolarına neden olan ‘esnek çalışma’ işverenleri sevindirdi. 200 bin yeni istihdam sağlayacağı belirtiliyor.

Türkiye’de çalışma hayatını derinden etkileyecek ‘esnek çalışma’ modeli, sendikaların protestolarına rağmen 5 Şubat’ta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Böylece işverenler, küresel kriz döneminde sıklıkla tercih ettikleri ‘evden çalışma’ ve ‘çağrı üzerine çalışma’ gibi uygulamaları yasal dayanakla hayata geçirebilme imkânına kavuştu. Bu model işverenlerin iddiasına göre yaklaşık 200 bin yeni istihdam sağlayacak.

Doping etkisi yaratacak
Sendikaların kazanılmış hakları tırpanlayacağı ve taşeronlaşmayı yaygınlaştıracağı gerekçeleri ile karşı çıktığı esnek çalışma, işverenler cephesinin uzun zamandır hükümetten talep ettiği bir uygulamaydı. Bu konuda TÜSİAD “Esnek Çalışma Modelleri” adlı bir rapor hazırlarken, işdünyasının çatı kuruluşları TOBB, TİM, MÜSİAD gibi kuruluşlar her fırsatta ‘esnek çalışma’nın hem işsizlikle mücadeleye hem de firmaların verimliliğine doping etkisi yaratacağını vurguluyordu.

MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan: İşsizliğe çare olacak
Özellikle gençlerin belli periyotlarda çalışabilmesi için gerekli bir yasa. Bu yasalar ile gençlere yeni iş imkanları sağlanacak. Ayrıca kadın istihdamının da önemli bir oranda artacağını düşünüyorum.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: Kayıt dışını azaltır
Perakende, tarım işleme ve hazır giyim sektörlerinde işçiler dönemsel olarak çalışıyor. Bu uygulama ile kayıt dışılık azalacak. 100-200 bin kişi arası istihdam yaratabileceğini düşünüyorum.

TÜSİAD Üyesi Aynur Bektaş: Kadınlar iş sahibi olacak
Türkiye’de çalışabilir 26 milyon kadının sadece 6 milyonu çalışıyor. Yeni düzenleme kadınların daha rahat iş bulmasını ve çalışmasını sağlayacak. Bu yasa ile gençler de hem okuyup hem çalışabilecek.

Aynur Bektaş: Esnek çalışma neler getiriyor?

-Ekonomik nedenlerle haftalık çalışma süreleri azaltılabilecek.
-Kapanma tehlikesi bulunan işyerinde 3 ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilecek.
-İşveren kendi çalışanını geçici bir süreyle başka bir işyerinde çalıştırabilecek.
-Kısa çalışma ödeneği İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.
-Ödenek, günlük brüt ücretin % 60’ı oranında olacak.

 (Radikal Ekonomi Servisi)

Kategori HaberlerYorum (0)

2010 yılının en popüler iş adamı kim?


Medya Takip Merkezi (MTM)’nin gelenekselleşen araştırması, 2010’da iş dünyasında en çok gündeme gelen iş adamlarını belirledi. Rapora göre, yılın en popüler iş adamı ünvanını TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu aldı.

Her gün yüzlerce gazete, dergi, TV kanalı ve haber sitesinin izlenerek, tüm haberlerin analiz edildiği araştırmada bu yıl ikinci sırada ise TÜSİAD’ın yeni başkanı Ümit Boyner yer aldı. Geçtiğimiz yıl iş dünyasının en çok konuşulan ismi olan, TÜSİAD eski başkanı ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın, bu yıl iş dünyasının en medyatik ilk 10 ismi arasında yer almadığı görüldü.

Koç Holding’in Yönetim Kurulu Şeref Başkanı Rahmi Koç, geçtiğimiz yıl listede ikinci sırada yer alırken, 2010 yılında ise yedinci sıraya geriledi. 2009 yılının en çok konuşulan üçüncü ismi olan Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2010 yılında ilk on arasına giremeyen bir diğer isim oldu.

 Bu yıl medyadaki görünürlüğü yüzde 75 artan İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ve popüleritesi yüzde 54 oranında yükseliş gösteren Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu,  listenin yukarılarında yer aldılar. Yılın en çok ilgi gören bir diğer ismi de, Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince oldu.

Mediacat Online

Kategori HaberlerYorum (0)