Etiket arşivi | "tüik"

İşsizlikteki azalma umut veriyor


İşsizlik cephesinden iyi haberler gelmeye devam ediyor. 2010 Kasım ayında işsizlik 2.1 puan gerileyerek yüzde 11′e indi. Son bir yılda 1 milyon 113 bin işsize iş bulundu. Özellikle genç işsizliğindeki azalma dikkat çekti.

 

İşsizlik oranı 2009 Kasım döneminde yüzde 13,1 seviyesinde idi.

Tarım dışı işsizlik yüzde 13,7 olurken, genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20,8 olarak hesaplandı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması, “2010 Kasım dönemi sonuçlarına (Ekim, Kasım, Aralık 2010)” göre, 2009 Kasım ayında 3 milyon 270 bin kişi olan işsiz sayısı, 2010 yılının aynı döneminde 2 milyon 811 bin kişi oldu.

İstihdam ise 21 milyon 741 binden, 22 milyon 854 bin kişiye çıktı.

İstihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 113 bin kişi arttı.

Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 801 bin kişilik artış ile 71 milyon 642 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise (15 yaş ve daha yukarı yaştaki nüfus) 853 bin kişi artarak, 52 milyon 860 bin kişiye ulaştı.

2010 Kasım döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,5 puanlık artışla yüzde 48,6 olarak gerçekleşti.

Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,2 puanlık azalışla yüzde 70,4, kadınlarda ise 1,1 puanlık artışla yüzde 27,5 oldu.

İşgücünün eğitim ve yaş dağılımlarına bakıldığında toplam işgücünün yüzde 17′sini 15-24 yaş grubundakiler oluşturdu. Lise altı eğitimlilerde işgücüne katılma oranı erkekler için yüzde 69, kadınlar için yüzde 23,5 oldu. Yükseköğretim mezunu erkeklerde yüzde 85,2 olan işgücüne katılma oranı, kadınlarda yüzde 71,8 düzeyinde gerçekleşti.

Hizmetler sektörünün payı 1,4 puan azaldı

2009 yılı Kasım döneminde 21 milyon 741 bin kişi istihdam edilirken, 2010 yılının aynı döneminde bu rakam 22 milyon 854 bin kişiye çıktı.

İstihdamın sektörel kompozisyonuna bakıldığında, tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payının 0,4 puan, sanayi sektörünün payının 0,8 puan, inşaat sektörünün payının 0,2 puan arttığı, hizmetler sektörünün payının ise 1,4 puan azaldığı gözlendi.

Buna göre, bu dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 354 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı da 759 bin kişi arttı. Kasım 2010 döneminde istihdam edilenlerin yüzde 24,9′u tarım, yüzde 20,4′ü sanayi, yüzde 6,7′si inşaat, yüzde 48′i ise hizmetler sektöründe yer aldı.

Çalışanların yüzde 12,9′u ücretsiz aile işçisi

Kasım döneminde istihdam edilenlerin yüzde 71,7′sini erkek nüfus oluşturdu. Öte yandan istihdam edilenlerin yüzde 59,3′ü lise altı eğitimliler, yüzde 61,8′i ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, yüzde 25,2′si kendi hesabına veya işveren, yüzde 12,9′u ise ücretsiz aile işçilerinden meydana geldi.

İstihdam edilenlerin yüzde 58,6′sı 10 kişiden az çalışanı bulunan işyerlerinde, yüzde 2,7′sinin ek bir işte çalıştığı, yüzde 2,6′sının mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak iş aradığı tespit edildi. Ücretli olarak çalışanların yüzde 88,4′ü sürekli bir işte istihdam ediliyor.

Söz konusu dönemde toplam kamu istihdamı da 3 milyon 14 bin kişi olarak belirlendi.

Kayıtdışı istihdam, yüzde 42,8 oldu

Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, 2010 Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,1 puanlık azalışla yüzde 42,8 olarak gerçekleşti.

Bu dönemde, 2009 yılının aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 85,6′dan yüzde 84,5′e, tarım dışı sektörlerde yüzde 30,4′ten yüzde 29′a geriledi.

5 gençten 1′i işsiz

2010 Kasım döneminde Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 459 bin kişi azalarak, 2 milyon 811 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 2,1 puanlık azalışla yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti.

Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2,1 puanlık gerilemeyle yüzde 13,2, kırsal yerlerde de 2,2 puanlık düşüşle yüzde 6,5 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,6 puanlık azalışla, yüzde 20,8′e geriledi. Bir başka deyişle, yaklaşık her 5 gençten biri işsiz.

Bu dönemde işsizlerin yüzde 30,7′si eş-dost vasıtasıyla iş aradı. İşsizlerin yüzde 87,3′ü (2 milyon 454 bin kişi) daha önce bir işte istihdam edildi. Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 50,4′ü hizmetler, yüzde 20,5′i sanayi, yüzde 16,9′u inşaat, yüzde 8,8′i tarım sektöründe çalıştı, yüzde 3,4′ü ise 8 yıldan önce işinden ayrıldı.

İşsizlik gerekçelerine bakıldığında da işsizlerin yüzde 30,5′ini çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 15,1′ini işten çıkarılanlar, yüzde 17,4′ünü kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 7,1′ini işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 9,1′ini ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 10,8′ini öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, yüzde 10′unu ise diğer nedenler oluşturdu.

421 bin kişi, bu dönemde işten ayrıldı

TÜİK araştırmasına göre, Kasım 2010 döneminde 1 milyon 755 bin kişi işe yeni başladı veya iş değiştirdi. Bunun toplam istihdam içindeki oranı yüzde 7,7 olarak belirlendi. İşe yeni başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 29,8′i 25-34 yaş grubunda yer aldı.

Söz konusu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 19,8′i sanayi, yüzde 36,6′sı hizmetler, yüzde 21,3′ü inşaat sektöründe, yüzde 22,3′ü ise tarım sektöründe işe başladı.

Mevcut işsizlerin yüzde 15′ini (421 bin kişi) bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergeler

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü göstergelerine bakıldığında; 2010 yılı Kasım döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında bir önceki döneme göre 167 bin kişilik artış, işsiz sayısında ise 68 bin kişilik azalış gözlendi.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puanlık artışla yüzde 48,9, istihdam oranı 0,2 puanlık artışla yüzde 43,4, işsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalışla yüzde 11,2 olarak gerçekleşti.

İşgücü anketleri nasıl açıklanıyor?

2005 yılından itibaren Hanehalkı İşgücü Anketinin tahminleri, hareketli üçer aylık dönem ortalamaları esas alınmak kaydıyla aylık olarak yayımlanıyor. Bu seride ilgili üç aylık dönemin ağırlıkları, dönem ortası aya ilişkin nüfus projeksiyonları esas alınarak hesaplanırken, ifade kolaylığı açısından tahminler de dönem ortası ay adıyla ifade ediliyor.

cnnturk.com

Milliyet Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)

Turkcell: İnternette yüzde 77, konuşmada yüzde 30 tasarruf ettirdik


Turkcell, abonelerinin internette yüzde 77, sesli iletişimde ise yüzde 30 oranında daha az ödediğini iddia etti.

Turkcell’den yıllık enflasyon rakamları baz alınarak yapılan açıklamada, Turkcell abonelerinin 2010 yılında daha ucuza daha fazla ses ve data kullandığı hatırlatılarak, “TÜİK verilerine göre 2010 yılı içerisinde Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 6,40 artış gösterirken Üretici Fiyatları Endeksi’nde artış yüzde 8,87 oldu.

Buna karşılık Turkcell aboneleri, bir önceki yıla kıyaslandığında Kullanılan Dakika Başına Ortalama Fiyatta yüzde 30, internet kullanımında ise Kullanılan Birim Data Başına Ortalama Fiyatta yüzde 77 oranında daha az ödedi. Abone başı aylık ortalama konuşma süresi geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırınca yüzde 33, kullanıcı başı aylık ortalama mobil internet kullanımı ise yüzde 343 arttı” denildi.

“ENFLASYONA KARŞI ‘KORUMA KALKANI’ SAĞLIYORUZ”
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Burak Sevilengül,Turkcell’in en kaliteli hizmeti en avantajlı fiyatlarla müşterilerine sunmaya 2010’da da devam ettiğini belirterek, “Turkcell olarak biz, ‘daha fazla hayat’ ilkesiyle müşterilerimizin özgürce iletişim kurabilmesi için çabalıyoruz.

Dakika hesabı yapmadan rahatça konuşmak, mobil hayatın olanaklarından dilediğince faydalanmak Turkcell’lilerin ayrıcalığı. 2010 yıllık enflasyon rakamları, müşterilerimize enflasyona karşı bir ‘koruma kalkanı’ sağladığımızı ortaya koyuyor. Müşterilerimize Turkcell farkıyla daha ucuza daha fazla ses ve data kullanma olanağı sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. 

VODAFONE ABONELERİ YILBAŞINDA 375 MİLYON DAKİKA KONUŞTU
Vodafone, 31 Aralık-1 Ocak günlerinde Vodafone kullanıcılarının toplam 375 milyon dakika konuşarak yeni yıla girdiklerini ve aynı tarihlerde şebeke üzerinden gönderilen SMS mesajlarının sayısının ise 253 milyon adede ulaştığını bildirdi.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Vodafone Türkiye Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt şu değerlendirmede bulundu:

“Avantajlı fiyatlarla kaliteli mobil iletişim ayrıcalıklarını yaşayan Vodafone abonelerimiz yılbaşında da bunun tadını çıkardılar. Abonelerimiz yeni yıla girerken 375 milyon dakika görüşme gerçekleştirdi, 253 milyon adet de kısa mesaj gönderdi. Cep telefonlarından sevdiklerine yeni yıl dileklerini iletmek isteyen tüm Vodafone aboneleri normal bir güne kıyasla son derece yoğun bir kullanım gerçekleştirmelerine rağmen, şebekemizde herhangi bir sorun ile karşılamadan tüm iletişimlerini rahatlıkla gerçekleştirdiler.

2010 yılında müşteri memnuniyetini ilk sıraya koyarak yürüttüğümüz çalışmalarımızı 2011’de hızlandırarak sürdüreceğiz. Vodafone Türkiye olarak müşterilerimizin beklentilerinin üzerinde bir hizmet vermek için 2011’de de çalışmaya devam edeceğiz. 2011’in ilk sürprizini ‘Süper İnternet’ dönemini başlatarak yaptık ve bu sürprizlerimize yıl boyunca da devam edeceğiz.” (Anka)

Radikal Gazetesi

Kategori Haberler, Telekom-HaberleşmeYorum (0)

Eğitim ve sağlığa ayda 28 lira harcıyoruz


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, ülkede kişi başına aylık ortalama eğitim ve sağlık harcaması sadece 28 lirada kalıyor.

TÜİK’in 2009 Hanehalkı Tüketim Harcaması verileri kapsamında, ”eşdeğer fert başına aylık ortalama tüketim harcamaları” da belirlendi. 2009 yılı için Türkiye’de fert başına aylık ortalama harcama, 759 lira oldu. Söz konusu tutar, 2008 yılında 719 lira düzeyindeydi.

Harcamaların oransal dağılımı, önceki yıla göre belirgin bir farklılık göstermedi.
En yüksek harcama kalemini, 2008′de de olduğu gibi konut ve kira oluşturdu. Kişi başına yapılan harcama, ortalama 214 lirayı buldu. Bunu, 175 lirayla gıda ve alkolsüz içecekler, 103 lirayla ulaştırma izledi.

Eğitim için ayrılan payın 14 lira olması dikkati çekti. Eğitim, sağlık ile birlikte en düşük harcama kalemlerini oluşturdu. Bu kalemlere harcanan tutar, 2008 yılı ile aynı kaldı.
Sigara, tütün ve alkollü içecekler için fert başına aylık ortalama harcanan tutar 31 lira, otel, lokanta ve pastaneler için 39 lira, kültür ve eğlence için 20 lira, haberleşme için de 32 lira oldu.

Bu harcamalarda, 2008 yılına göre artışlar gözlendi. Söz konusu kalemlerde kişi başına aylık ortalama harcama 2008′de sırasıyla 28 lira, 31 lira, 18 lira ve 31 lira olarak gerçekleşmişti.

Tablo

Harcama gruplarına göre eşdeğer fert başına ortalama aylık tüketim harcamasının dağılımı şöyle:

Harcama türleri Eşdeğer Fert Başına Aylık
Ortalama Harcama (TL) 2008 2009
Toplam 719 759
Gıda ve alkolsüz içecekler 163 175
Alkollü içecekler,sigara,tütün 28 31
Giyim ve ayakkabı 39 38
Konut ve kira 209 214
Mobilya,ev aletleri,bakım hiz.         42 47
Sağlık 14 14
Ulaştırma 101 103
Haberleşme 31 32
Kültür, eğlence 18 20
Eğitim hizmetleri 14 14
Lokanta ve oteller 31 39
Çeşitli mal ve hizmetler 29 31

 

Not: Düzeltilmiş OECD ölçeğine göre hesaplandı.

(AA) – Cumhuriyet Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (0)

Yüksek Enflasyon, Düşük Büyüme Olur Mu?


Geçen yıl yaşanan kriz sırasında, Türkiye dahil neredeyse bütün ülkelerin ortak deneyimi enflasyonun tam anlamı ile çöküşüydü. Toplam talep, özellikle iç talebin uzun süre zayıf seyri ile herhangi bir enflasyonist baskı yaşanmaması, para otoritelerini sadece finansal sistemin sağlığı konusunda önlemler almaya mecbur bıraktı. Aşırı parasal genişlemenin sonuna gelindiği, birçok gelişmiş ülke para otoritesi tarafından dile getirildi. Hatta İsrail başta olmak üzere Avustralya, Norveç gibi bazı merkez bankalarının faiz artırımına başlaması sonrasında, Amerika ve Avrupa’dan gelen zayıf veriler ve Yunanistan kaynaklı riskten kaçınma çabası sırasında faiz artırımlarına ara verildi. Gelişmekte olan ülkeler tarafında da Çin ve Brezilya tarafından munzam karşılıkların artırılması sonrası, en son Malezya politika faizlerini yükseltti. Bu ve benzeri önlemleri ileride ek faiz artırımlarının takip edeceğine şüphe yok. Burada ana motivasyon, reel büyümenin artacağı beklentisi ve ekonomide aşırı ısınmayı önleme çabası. Yani enflasyon korkusu.

Türkiye’de durum farklı mı

Farklı ama şimdilik. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen günlerde, ocak ayı sanayi üretim rakamlarını açıkladı. Buna göre yıllık artış uzun süredir beklenen büyümeyi müjdelercesine yüzde 12,1 gibi bir oranı gösteriyordu. İlk bakışta yüksek bir büyüme gibi görünse de beklentilerden daha düşük geldiği için bir miktar hayal kırıklığı yarattı. Örneğin benim tahminim yüzde 18 seviyesindeydi. Ancak, asıl hayal kırıklığı yaratması gereken bu değil. Çünkü çalışma günleri ve mevsimsel düzeltme sonrasında çıkan aylık büyüme, sadece binde 3,6 seviyesindeydi. Bu oranın yıllıklandırılmış hali de yüzde 3,7 veriyordu. Bir başka hayal kırıklığı da Aralık 2009 için daha önce binde 7 “büyüme” olarak açıklanan sanayi üretim artışının revizyona uğraması ve binde 6,3 “gerileme” şeklinde değiştirilmesiydi. Açıkçası, son iki aydır gelen veriler büyümeyle ilgili heyecan verici bir gelişmenin olmadığını göstermekte. Bu resme geçen yazılarda dikkati çekmeye çalışmıştım.

Bu sene için yüzde 4 olarak tahmin ettiğim büyüme oranının sadece bir aylık veri ve iki buçuk aylık gözlemle fazlaca sapacağını düşünmüyorum ve şu an için herhangi bir tahmin değişikliği yapmıyorum. Ancak özel sektör kapasite kullanım oranının aralık ayında yüzde 69,5 seviyesinde kalışı, yavaş artan kredi stoku, tüketici güvenindeki zayıflık ve enflasyon verilerinde talep kaynaklı herhangi bir işaretin olmayışı, şu an için büyüme üzerindeki risklerin aşağı yönlü olduğunu gösteriyor.

Merkezin işi zor

Yukarıda bahsettiğim gibi ekonomide canlanma işaretlerinin bu kadar zayıf olduğu, dış taleple ilgili belirsizliklerin yüksekliği ve en önemlisi enflasyonun en azından 6-9 ay kadar daha düşmeyecek oluşu, Merkez Bankası’nın işini oldukça zorlaştırıyor. Merkez Bankası parasal sıkılaştırmaya gitse, yani faiz artırsa ya da munzam karşılıklar ile oynasa, belki de büyüme önündeki riskleri artırmış ya da tetiklemiş olacak. Gerçekte öyle olmasa bile bundan sorumlu da tutulacak. Ayrıca faizlerin yükselmesi durumunda yeniden Türk Lirası’nın değerlenme problemi baş gösterebilecek ve her ne kadar enflasyon açısından olumlu olsa da ihracatçılar tarafından eleştirilecek.

Diğer yandan, eğer Merkez Bankası uzun süre bekler ve enflasyon şu veya bu şekilde yüksek seyrine devam ederse de hem kredibilite açığı (yani Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi ve piyasanın enflasyon tahminleri arasındaki fark) artacak hem de bekleyişler kanalı ile enflasyonu besleyecek bir mekanizmaya olanak tanımış olacak. Bir yandan da petrol fiyatları ve gıda gibi tamamen kontrolü dışındaki gelişmeler enflasyon üzerinde risk teşkil etmeye devam ediyor.

Mart enflasyonu kritik

Pazartesi günü Merkez Bankası tarafından açıklanan beklenti anketi çıkana kadar hem 12 hem de 24 ay sonrası için enflasyon beklentilerinin enflasyon hedefine bir ölçüde yakın olduğunu görmekteydik. Ancak yeni açıklanan rakamlara göre, yıl sonu enflasyon beklentileri benim kötümser tahminim olan yüzde 8,1 seviyesinin de üzerine çıkmış durumda. Burada sevinilecek tek nokta, uzun vadeli enflasyon tahminlerinin bir miktar daha düşük oluşu ve piyasanın Merkez’in söylemine bir ölçüde hak vermesi. Ancak, bunun kalıcılığı konusunda önemli kuşkularım var. Bu yüzden Merkez Bankası’nın düşük büyüme dinamikleri ile yüksek enflasyon arasında zor bir dönemden geçtiğini söylemek mümkün. Her açıdan mart ayı tüketici enflasyonu büyük önem taşımakta ve gıda fiyatlarının burada önemli bir rolü olacak. Bu konu ile ilgili bir analizi de gelecek yazıda aktaracağım.

Tevfik Aksoy / Referans

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

2009 Sonunda İşsizlik Yüzde 14′ü Buldu


Türkiye genelinde işsiz sayısı 2009 yılında bir önceki yıla göre 860 bin kişi artarak 3 milyon 471 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 3 puanlık artış ile yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK)  Hanehalkı İşgücü Araştırması, ”2009 Yıllık sonuçlarına ” göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 860 bin kişi artarak, 3 milyon 471 bin kişiye yükseldi.

İşsizlik oranı, geçen yıl bir önceki yıla göre 3 puan artışla yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti. 2008 yılında işsizlik, yüzde 11 olarak açıklanmıştı.

Buna göre, 2009 yılında, Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus, bir önceki yıla göre 818 bin kişilik bir artışla 70 milyon 542 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 914 bin kişi artarak, 51 milyon 686 bin kişiye ulaştı.

Söz konusu dönemde istihdam edilenlerin sayısı, bir önceki yıla göre 83 bin kişi artarak 21 milyon 277 bin kişiye yükseldi. Tarım sektöründe çalışan sayısı 238 bin kişi artarken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı da 155 bin kişi azaldı.

2009′da istihdam edilenlerin yüzde 24,7′si tarım, yüzde 19,4′ü sanayi, yüzde 5,9′u inşaat, yüzde 50′si ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılla karşılaştırıldığında, tarım sektörünün, istihdam edilenler içindeki payı 1 puan, hizmetler sektörünün payı 0,5 puan yükseldi, buna karşılık sanayi sektörünün payı 1,6 puan azaldığı, inşaat sektörünün payının değişmediği görüldü.

Genç nüfusta işsilik oranı yüzde 25,3

Türkiye genelinde işsiz sayısı da 2008 yılına göre 860 bin kişi artarak, 3 milyon 471 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti.

2009 yılında kentsel yerlerde işsizlik oranı 3,8 puanlık artışla yüzde 16,6, kırsal yerlerde ise 1,7 puanlık artışla yüzde 8,9 oldu.

Türkiye’de tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yıla göre 3,8 puanlık artışla yüzde 17,4 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 3,7 puanlık artışla yüzde 16′ya, kadınlarda ise 3,8 puanlık artışla yüzde 21,9′a yükseldi.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 25,3 olarak açıklandı. 2008 yılında söz konusu oran yüzde 20,5 düzeyindeydi.

Kayıtdışı istihdam yüzde 43,8′e yükseldi

Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı da bir önceki yıla göre 0,3 puanlık artışla yüzde 43,8 olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bir önceki yıla göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 87,8′den yüzde 85,8′e geriledi, tarım dışı sektörlerde ise yüzde 29,8′den yüzde 30,1′e yükseldi.

İşgücüne katılma oranı yüzde 47,9′a yükseldi

2009 yılında, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yıla göre 1 puanlık artışla yüzde 47,9 olarak gerçekleşti.

Erkeklerde işgücüne katılma oranı bir önceki yıla göre 0,4 puanlık artışla yüzde 70,5, kadınlarda ise 1,5 puanlık artışla yüzde 26 oldu.

Kentsel yerlerde işgücüne katılma oranı 0,8 puanlık artışla yüzde 45,8, kırsal yerlerde ise 1,3 puanlık artışla yüzde 52,7 seviyesinde gerçekleşti.

En yüksek istihdam artışı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde

2009 yılında işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 60,7 ile Doğu Karadeniz Bölgesi oldu. İşgücüne katılma oranının erkeklerde en yüksek olduğu bölge yüzde 74,3 ile Akdeniz, kadınlarda yüzde 48 ile Doğu Karadeniz Bölgesi oldu.

En yüksek istihdam artışı, 72 bin kişi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleşti. Buna karşılık en fazla istihdam azalışının yaşandığı bölge İstanbul Bölgesi oldu. Bu bölgede toplam istihdam 197 bin kişi azalmış, bu azalışın yüzde 82,2′si sanayi istihdamının azalışından ileri geldi.

Bölgelerdeki istihdamın sektörel dağılımına bakıldığında, tarım sektörünün payının en yüksek olduğu bölge yüzde 58,7 ile Kuzey Anadolu, sanayi sektörünün payının en yüksek olduğu bölge yüzde 37,9 ile İstanbul, yüzde 37,3 ile Doğu Marmara, hizmetler sektörünün payının en yüksek olduğu bölge ise yüzde 63,8 ile Batı Anadolu oldu.

İşsizlik oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 17,5 ile Akdeniz bölgesi iken, en düşük olduğu bölge yüzde 6 ile Doğu Karadeniz bölgesi. 2009 yılında erkeklerin işsizlik oranın en yüksek olduğu bölge yüzde 18,4 ile Güneydoğu Anadolu bölgesi iken, kadınlar için yüzde 19,9 ile İstanbul Bölgesi oldu.

İşgücüne katılma oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 60,7 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesi. Bunu yüzde 56,1 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) bölgesi izledi. İşgücüne katılma oranının en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 31,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve yüzde 34,4 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgeleridir.

İstihdam edilenlerin yüzde 17,5′i İstanbul’da yaşıyor

15 ve daha yukarı yaştaki kurumsal olmayan nüfusun yüzde 18,6′sını barındıran İstanbul toplam istihdamın da yüzde 17,5′ine sahip. Çalışma çağındaki nüfus içindeki payı yüzde 6,7 olan Ankara bölgesi toplam istihdamın yüzde 6,3′üne sahip.

İşsizlik oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 22 ile TR62 (Adana, Mersin) olup, bunu yüzde 18,8 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) takip etti. İşsizlik oranın en düşük olduğu bölge yüzde 6 ile TR90 bölgesi oldu.

Dünya Gazetesi

Kategori SektörelYorum (0)