Etiket arşivi | "Türkiye’nin en gözde şirketleri"

2012’nin ‘En Gözde’si Kim Olacak?


Bu sene dördüncüsü gerçekleştirilen Türkiye’nin En Gözde Şirketleri araştırması başladı. Üniversite öğrencileri tarafından belirlenen En Gözde Şirketler, öğrencilerin en çok çalışmak istedikleri şirketleri gözler önüne seriyor. Aynı zamanda şirketler de işe yeni alacakları kişilerin gözünden değerlendirilmiş oluyorlar.

 

Her yıl 330 firmanın dahil olduğu En Gözde Şirketler araştırması üniversite öğrencilerinin beklentilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlarken, şirketlere de referans almaları gereken ideal şirket modelini gösteriyor.

 

2011’in ‘Gözde’si Turkcell

101 üniversiteden 14 bin 215 öğrencinin katıldığı En Gözde Şirketler 2011’de Turkcell yine birinci olurken, Turkcell’i takip eden en çok çalışılmak istenen şirketler sırasıyla; Türk Hava Yolları, Mercedes Benz Türk, Unilever ve Coca Cola Company olarak ilk beşi tamamlıyorlar.

 

Ankette Neler Değişti?

 

Bu seneki En Gözde Şirketler anketinde birçok değişiklik göze çarpıyor. Öğrencilerin beklentilerini daha iyi detaylandırmaya ve şirketlere neler yapmaları gerektiğine dair ipuçları vermeye yönelik soruların eklendiği ankette, öğrencinin çalışmak istediği şirketten ne kadar maaş beklediğine kadar soruluyor. Bu şekilde öğrencilerin maaş beklentileri ortaya çıkarken, bu bilgi hem de şirketlere referans sağlayacak.

 

Ne Tür İş İlanları Dikkat Çekiyor?

 

Ankete bu sene eklenen diğer bir soru ise, hangi tarz iş ilanlarının üniversite öğrencilerinin dikkatini çektiğini anlamaya yönelik. Özellikle bu sorunun sonuçlarıyla İnsan Kaynakları departmanlarını şaşırtacak sonuçlar ortaya çıkabilir ,hatta önümüzdeki yıllarda tüm iş ilanlarının formatları değişebilir bile. Bunların yanı sıra; şirketlerin hangi etkinliklerinin üniversite öğrencileri tarafından bilindiğini belirlemeye yönelik de bir soru bulunuyor.

 

2012’nin En Gözde Şirketini Siz Belirleyin!

 

Sonuçlarının ankete katılan öğrenciyle de paylaşıldığı anket, internet üzerinden yapılıyor. Ankete http://www.engozdesirketler.com/ adresinden ulaşabilir, idealinizdeki şirket için siz de değerlendirme yapabilirsiniz.

Sadece 10-15 dakikanızı ayırarak 2012’nin ‘en gözde’sini siz belirleyebilirsiniz.

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Üniversiteliler en gözde şirketlerini seçtiler


 

Realta Danışmanlık tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Türkiye’nin En Gözde Şirketleri Araştırması üniversite öğrencilerinin nasıl bir şirkette çalışmak istediklerini ve değişen tercihlerini ortaya koyarak şirketlere ışık tutmayı hedefliyor. Bloomberg Businessweek Türkiye bu kapsamlı araştırmanın detaylarında yatan gerçekleri gün ışığına çıkarıyor.

İnternet üzerinden gerçekleştirilen anketin sonuçlarını 101 farklı üniversiteden 14 bin 215 öğrenci belirledi. Araştırmalar 2025 yılında dünyadaki iş gücünün yüzde 60-70′inin Y jenerasyonundan olacağını gösteriyor. Bu öğrenciler önümüzdeki dönemde iş dünyasına ve ekonomiye yön verecek. Bu nedenle en ufak ipucu bile şirketler için büyük önem taşıyor. “İş dünyasının bu gençlere ihtiyacı var çünkü bu gençler gelecek ve ‘yeni iş’ kavramını temsil ediyorlar” diyor Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz ve devam ediyor: “Parlak gençleri hedefleyen şirketler, onları cezbedebilmek için İK politikalarını gözden geçiriyor;  işe alım, elde tutma ve motivasyon gibi kritik konularda klasik, geleneksel yöntemleri terk ediyor.”

Son yıllarda Türkiye’deki şirketler de değişime kulak vererek bu konuda önemli adımlar atmaya başladı. Pek çok şirket kariyer günleri ile sınırlı olan üniversite faaliyetlerini; yarışmalar, kamplar, işletme simülasyonları ve staj programlarıyla çeşitlendirdi. Sponsorluk, burs ve eğitim desteği için ayrılan bütçeler artış gösterdi. İnsan kaynaklarının önem listesinde ilk sıraya giren işveren markası iletişiminde önemli adımlar atmaya başladılar. “İşletmelerin işveren markası kavramı ile ilgili bir farkındalık kazandıkları ve bazı şirketlerin bu doğrultuda hedefler koyarak uygulamalarını şekillendirdikleri doğru” diyor İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programları Öğretim Görevlisi Duygu Uygur ve ekliyor: “Bununla birlikte ‘gözde şirket’ olarak tanımlanan bu şirketlerin farklı sektörlerde faaliyet gösteren öncü işletmeler olduklarını düşünürsek gelecek yirmi yılda önemli pozisyonları dolduracak olan genç kitleye doğru kanallardan doğru mesajları verdiklerini ve bu konuda tutarlı ve istikrarlı bir çizgi izlediklerini söyleyebiliriz.” 

 Bu yıl üçüncüsü yapılan Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2011 araştırması gösteriyor ki istikrarlı bir işveren marka yönetimi çalışması yapan firmalar öğrencilerin birinci sırasında yer alıyor. Araştırmada ilk 10 şirketin çok fazla değişmemesi şirketlerin kendi sektörlerinin öncüleri olmalarının dışında yetenekli işgücüne yaptıkları maddi ve soyut yatırımların da payı oldukça önemli. Örneğin iki yıldır sıralamadaki yerini koruyan Turkcell ve Türk Hava Yolları… İki şirketin de ortak özellikleri uluslararası platformda güçlü oyuncular olmalarının yanı sıra okul şirket misyonuyla öğrencilerin öğrenme iştahını doyururken, üniversite etkinlikleri ve staj programlarıyla ve sosyal medyayı etkin biçimde kullanarak onların istek ve tercihlerini dikkate almaları. Eğitim, staj programları, kamp ve yarışma gibi pek çok etkinliğe bütçe ve zaman ayırması ilk 10’a giren şirketlerin ortak özelliği.

Kariyer günleri gibi etkinlikleri demode bulan Y kuşağı bunun yerine interaktif etkinliklerle gerçek projelerde yer alarak ve kurumların üst düzey yöneticileriyle biraraya gelmek, sektörleri, kurumları ve kurumların günlük hayatını tanımak istiyor. “Şirketin kendini anlatmasındansa düzenlediği yarışma veya etkinliklerle öğrenciyi olaya dahil etmesi daha çekici” diyor Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Yeliz Çelebi ve ekliyor: “Böylece şirkette öğrenciyi etkin olarak tanıma fırsatı buluyor. Yani bir kazan kazan durumu söz konusu.”

İlk 10’daki şirketlerin ortak noktalarından biri de staj sürecini çok önemsemeleri ve sürekli geliştirmeleri. Çoğu şirket staj sürelerini uzatırken staj yapanları gerçek projelerde çalıştırarak onların potansiyelini görme imkanı buluyor. Gençler de deneyim kazanırken iş hayatına ve şirketlere yönelik yaklaşımları şekilleniyor. “Özellikle üniversite öğrenimleri sırasındaki stajlarında şirketlerle çalışan-işveren ilişkisi anlamında somut bir karşılaşma yaşayan, kısa süreliğine olsa da oranın bir parçası olup oradaki havayı birebir soluma imkanı bulan gençler için o şirketle ilgili olumlu yaklaşımlarını birinci elden edindikleri tecrübeyle doğrulamış olmanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” diyor Duygu Uygur ve ekliyor: “Dolayısıyla şirketler için özellikle staj süreçlerini doğru yapılandırmanın ve sonraki adımlarla ilgili gerçekçi bir resim çizmenin yeteneği çekmede ve elde tutmada en önemli ilk adım olduğunu iddia etmek yanlış olmaz.” Stajlar sürecinde uygulanan mentorluk-koçluk uygulamaları sonuçları oldukça olumlu etkiliyor.

Tüm bu çalışmaları doğru zamanda yapmak da çok önemli zira Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Semih Yalman, şirketlerin iletişime üniversite birinci sınıf hatta lise sıralarında başlaması gerektiğini söylüyor. Öğrencilerin dikkatini son dakikada çekmeye çalışmanın hatalı olduğuna dikkat çeken Yalman, “Kariyer fikri, ne olmak ya da olmamak konusu aile tarafından zaten çoğunluk ile dikte edilmeye çalışılıyor. Kurumların çocukların kalıplara sokulması yerine onlara lise döneminde doğru üniversiteyi seçme konusunda destek vermeleri daha faydalı” diyor.

 Geçen yıl şirket seçiminde etkili olan faktörlerde iş güvencesi, yan imkanlar ve ücret birbirine yakın ilerlerken bugün tercihler arasındaki mesafe açılmış durumda. Krizi psikolojik olarak atlatan gençlerin yaklaşık yüzde 70’i ücreti birinci sıraya koyuyor. Kariyer ve gelişim olanakları açısından öğrencilerin tercihlerinde bir değişim söz konusu değil. Araştırmaya katılanların yüzde 80’i şirketin gelecek için bir referans olmasını istiyor. Yüzde 64’ü terfi imkanı ve profesyonel eğitim gelişme imkanı, yüzde 61’i yeteneklerini kullanma imkanı, yüzde 60’ı yurtdışında çalışma imkanı, yüzde 59’u ise farklı projelerde çalışma imkanını en önemli kriterler olarak sıralıyor. “Kariyer beklentisi ve uzmanlaşma önceki yıllarda yapılan araştırmalarda da gençlerin ideal şirketi belirlemesinde önemli kriterler olarak öne çıkmıştı.  Farklı pek çok motivasyon teorisinin de bize söylediği ile paralel biçimde materyale dayalı faktörler tek başına yeterli değil” diyor Duygu Uygur ve devam ediyor: “Özellikle yeni kuşak çalışanlar için kendi hedeflerine yakın bir hedefi ve bunu gerçekleştirebilme imkanını sağlayacağını düşündükleri şirketlerin bir parçası olma amacındalar diyebiliriz.” Bu durum ilk 10 için şaşırtıcı olmayan bir veriyi de ortaya koyuyor. En gözde şirketler üst ve orta düzey yöneticilerini şirket içinden seçiyor. Y kuşağının seçiminde şirketin “gelecek için bir referans” olması birinci sırada yer alsa da yükselme fırsatlarını da bir kenara atmıyor.

Araştırmanın dikkat çekici noktalarından biri de krizin etkisin azalmasıyla birlikte oluşan güven ortamı sonucunda özel sektör ön plana çıkması, buna karşın kamuya bağlı şirketlerin gerilere düşmesi oldu. Örneğin TAI. Geçen yıl listenin 30’uncu sırasında yer alan TAI bu yıl 50. sıraya geriledi. Benzer iki örnek 16. sıradan 38’e gerileyen Merkez Bankası ve 10’uncu sıradan 33’üncü sıraya gerileyen Aselsan. Özellikle 2009 yılındaki çalışmada “güvenilir olsun yeter” yaklaşımı ön plandayken bu resmin artık tamamen değiştiği görülüyor. “Kriz psikolojisinden kurtulan gençlerin özel şirketlere güveni arttı ve tercihlerinde ön plana çıkmaya başladı” diyor Realta Danışmanlık Kurucu Ortağı Ali Ayaz.

Ne istediğini bilen ve çalışacağı şirketi kendi seçen milenyum kuşağı, ilgisini çeken şirketleri yakın takibe alıyor. Bu takibin ilk kaynağı geçen yıl basından çıkan haberlerken bugün sosyal medya. Araştırmaya göre şirket seçiminde etkili olan bilgi kaynakları arasında yüzde 39’la sosyal medya birinci sırayı alıyor. Sosyal medyada doğru bir strateji izlemenin önemi giderek artıyor. Bu konuda çeşitli çalışmalar yapan şirketler olsa da çok iyi bir model olduğunu söylemek mümkün değil. “Şirketlerin kurumsal mantaliteleriyle sosyal medyanın ruhu farklı” diyor Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat ve ekliyor: “Birinde kravatlı, takım elbiseli ciddi bir ortam var. Diğerinde ise kural tanımıyor. Bir tarafta hiyerarşi, diğer tarafta kaos var. Şirketler kendilerini sosyal medyada olduğu gibi yatay ilerleyen hiyerarşiden uzak bir yapıya alıştırmalı.” Yüzde 37’yle sosyal medyayı izleyen kaynak ise basında firma ile ilgili yer alan haberler. Gündemi yakından takip eden gençler için marka kişiliği tercihlerinde çok etkili. Öğrenciler geçen yıl olduğu gibi çalışmak istedikleri şirketin öncelikle başarılı olmasını istiyor. Üst sınıf, modern ve yetenekli özelliklerini ise başarının ardında sıralıyor. Yaptığı sponsorluk anlaşmaları ve reklam kampanyalarının da etkisiyle listede birinciliği koruyan Turkcell ve Türk Hava Yolları’nın attığı başarılı adımlar şirketlerin algısına olumlu katkıda bulundu. “Bir şirketin ilk önce sahip olduğu güçtür benim için önemli olan” diyor Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Bedirhan Seyhan ve devam ediyor: “Diğer insanların ne düşündüğü benim için önemli. Bu nedenle çalıştığım şirketin prestijli olmasını çok önemsiyorum.”

Öğrencilerin şirketlerin kimliklerini bu kadar önemsemesinde şirket seçiminde temel kriter olarak çalışılan yerin özelliklerini kişiliğinin bir parçası olarak görmesinin büyük etkisi var. “Saygınlığı tartışmalı, imajı zayıf bir şirkette çalışmak istemem” ve “Çalışacağım şirketin her yönüyle gurur duymak isterim” diyerek şirket seçimlerindeki temel kriterleri net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Sosyal sorumluluk da öğrenciler için belirleyici faktörlerden biri. Topluma sağladığı ekonomik katkı yüzde 50’yle birinci sırada yer alırken bunu yüzde 46’yla sosyal sorumluluk uygulamaları, yüzde 43’le çevre politikası izliyor.

En çok tercih edilen sektörler sıralamasında birinciliği hızlı tüketim sektörüne bırakan bankacılık üçüncü sıraya geriliyor. 6’ıncı sıradan 2’ye yükselen telekomünikasyon hızlı çıkışıyla dikkat çekiyor. Bu çıkışta operatörlerin yaptığı iletişim çalışmalarının, bu sektörlerin insan hayatına sürekli dokunur olmasının ve ulusal-uluslar arası başarılı uygulama ve performansların büyük etkisi var kuşkusuz. Bunun dışında yükselen sektörler arasında havayolu, dayanıklı tüketim-elektronik yer alıyor. Sektörlere paralel bu yıl listede yükselişiyle dikkat çeken iki şirket var: Ülker ve BSH. Her iki şirketinde ortak noktası öğrencilerin interaktif olarak katılımının sağlandığı projelere ve dijital platforma ağırlık vermesi. Örneğin Ülker son yıllarda kariyer günlerinin yanı sıra üniversitelerde özel proje grupları oluşturup vaka çalışmaları yapıyor. Yöneticiler derslere konuşmacı olarak katılırken şirket ziyaretleri ve akademik iş birliktelikleri gerçekleştiriyor. ”Geçmişe göre gençler ile iletişimde görsel basını kullanmamızın yanında modern çağın gereklilikleri açısından teknolojiyi yakından takip eden bir jenerasyon ile iletişimimizi daha çok dijital platforma taşıdık. Birçok etkinliğimizin duyurusunu, iş ve staj başvurularımızda gençlerimizle dijital ortamda bir arada oluyoruz ve onların her türlü sorularına cevap veriyoruz” diyor Yıldız Holding İnsan Kaynakları Genel Müdürü Ege Karapınar. BSH, geçmişe göre daha yaratıcı aktiviteler düzenlemek için ajanslar ile işbirliğine gidiyor. Fabrika ve şirket gezileri organize ediyor. “Öğrencilere 20 günlük kısa stajların dışında projeler üzerinde çalışabilecekleri daha uzun soluklu, çalışma ortamını çok yakından tanıyabilecekleri stajlar sağlıyoruz” diyor BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Norbert Klein ve ekliyor: “Sonrasında bu öğrencileri işe alım süreçlerimizde öncelikli olarak değerlendirmeyi hedefliyoruz.”

Araştırma sonucu da gösteriyor ki Y kuşağı geri planda kalmayı sevmiyor. Yakın iletişim kurabildiği, farklılıklarını ortaya koyabildiği ve kendini ifade edebildiği şirketleri tercih ediyor. “Aslında son zamanlarda sıkça rastladığımız yaratıcılık, girişimcilik, liderlik gibi kavramları da düşünürsek gençleri cezbeden temel kavramın ‘fark yaratmak’ olduğunu varsayabiliriz” diyor Duygu Uygur. Bu kadar” farklı” bir jenerasyondan “farka” önem vermesi yadırganmasa gerek…

 Trendler

*Profesyonel eğitim ve gelişimine büyük önem veren Y kuşağı için okul şirketler hala cazibesini koruyor.

*Gündemi yakından takip eden gençler için çalıştıkları şirketin başarılı olması ve bunu çeşitli platformlarda duyurması büyük önem taşıyor.

*Farklı ülkelerde yaşamaya ve yeni kültürler tanımaya açık olan üniversite gençliği uluslar arası bağlantıları olan şirketlere öncelik veriyor.

*Yan haklar ve iş güvencesi önemli olsa da yeni nesil ücret konusunda önceki yıllara göre daha duyarlı.

*Öğrencilere kendinizi anlatmak yerine onların şirketi tanıyabileceği ortamlar yaratmak gerekiyor.

*Sosyal medyada olmak artık bir tercih değil, zorunluluk.

Bloomberg Businessweek Türkiye’de yayınlanan Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2011 haberinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.realta.com.tr/EnGozdeSirketler2010/EGSA2011@BBWT.pdf

Kategori HaberlerYorum (0)

Turkcell “En Gözde 50 Şirket” araştırmasında yine ilk sırada


4 senedir Capital dergisi tarafından “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketi” seçilen Turkcell, şimdi de Bloomberg Businessweek dergisinin üniversiteli gençler arasında yaptığı “En Gözde 50 Şirket” araştırmasında birinci sırayı aldı.

 Türkiye’nin lider teknoloji ve iletişim şirketi Turkcell, Bloomberg Businessweek dergisinin üniversite öğrencileri arasında yaptığı kapsamlı ankette “En Gözde 50 Şirket” listesinde ilk sıraya oturdu. Turkcell, geçen sene aynı ankette yine gençlerin “En Gözde Şirket”i olarak seçilmişti.

101 üniversiteden 14 bin öğrenci katıldı

Bloomberg Businessweek Türkiye’nin Realta Danışmanlık işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü gerçekleştirdiği “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” araştırmasına 101 farklı üniversitede öğrenim görmeye devam eden 14 bin 215 öğrenci katıldı. Araştırma ile üniversite öğrencilerinin nasıl bir şirkette çalışmak istediklerini ve değişen tercihlerini ortaya koyma hedefi belirlenmişti.

“Gençlerin beklentilerine karşılık veriyoruz”

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv “Bu güzel sonuç teknolojide lider ve kurumsal kültüre sahip bir şirket olarak gençlerin beklentilerine karşılık verdiğimizin göstergesidir. Turkcell olarak gençlerden çıkacak fikirleri, onların yaratıcı güçlerini çok değerli buluyoruz. Onlarla bir araya gelebilmek, tanışmak için fırsatlar yaratıyoruz. Turkcell’in gençlerin gönlünde ilk sıraya yerleştiklerini bilmek bizler için çok değerli ve motive edici. Hep birlikte Türkiye’yi ve Turkcell’i daha ileri noktalara onlarla birlikte taşıyacağız” dedi. Ciliv, “Yeni nesil kendilerini her alanda geliştiren ve teknoloji dünyasındaki gelişmeleri günlük hayatlarında yakından hisseden, yaşayan gençlerden oluşuyor. Teknolojide lider ve müşteriye değer odaklı bir şirket olarak gençlerin beklentilerine karşılık verdiğimizi görmek ve onlar tarafından örnek gösterilmek beni çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

Okul olmayı başarabilen şirket

Bloomberg Businessweek, gençlerin “En Gözde 50 Şirket” listesinde en üst sıraya yerleştirdiği Turkcell için “Hem okul olmayı hem de genç kalmayı başarabilen bir şirket. Birinciliği getiren de ikisinin arasındaki doğru formülü yakalamış olması. Turkcell gençlere yatırım yapmaktan çekinmiyor. Üstelik bunu somut projelerle ve öğrencilere birebir dokunarak yapıyor.  Bu özelliklerin yanı sıra Turkcell sosyal medyayı en etkin kullanan şirketlerden biri”  değerlendirmesini yaptı.  

4 yıldır Capital Dergisi tarafından “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketi” seçilen Turkcell, geçen yıl da Bloomberg Businessweek tarafından gençler arasında yapılan ankette “Türkiye’nin En Gözde Şirketi” seçilmişti. Aynı zamanda Kariyer Dergisi tarafından “En Çok Başvuru Yapılan Şirket” ödülünü de almıştı.

Kategori HaberlerYorum (0)

“EN GÖZDE ŞİRKETLER” KİTABI YAYINLANDI!


İşveren markasını doğru yöneten, farklarını, tercih edilme nedenlerini hedef kitlesine doğru anlatan, adaylar tarafından tercih edilen firmalar, “EN GÖZDE ŞİRKETLER” kitabında başarı hikâyelerini anlattı.

İki yılda 98 üniversiteden 34.000 öğrenci “En Gözde Şirketler” anketinde 330 firmayı değerlendirmesinin sonucunda üniversitelilerin ideal işveren olarak tanımladıkları şirketler belirlendi.

Araştırma üniversite gençliğinin firmalardan beklentilerini, firmalar hakkındaki algılarını, haber kaynaklarını, kariyer planlarını, firmaların okullarda yaptığı çalışmaların neler olduğunu gösterdi.

“EN GÖZDE ŞİRKETLER” kitabıyla olaya firma tarafından bakarak araştırma sonuçlarına göre en çok tercih edilen 7 firmanın çalışan bağlılığını arttırmak ve gözde şirket olmak için yaptığı çalışmaların neler olduğuna bakıldı.

Realta sponsorluğunda Humanist yayınlarından çıkan, işveren markası çalışmalarına başlayan şirketler için rehber olacak nitelikteki bu kitabı sakın kaçırmayın.

Kategori HaberlerYorum (0)

“Sektörün neresinde bulunmak istediklerine karar vermeliler”


Sanem Aytekin, Yapı Kredi Bankacılık Akademisi’nde Liderlik ve Yetenek Gelişimi Yöneticisi. Kendisiyle İtalya’daki yeni görevi ve bankacılık sektörü ile ilgili bir söyleşi yaptık.

Sanem Hanım, bize Ankara’da başlayan İstanbul’a uzanan eğitiminiz ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1980 yılında Ankara’da doğdum. Ankara Yükseliş Kolejinde ilk, orta ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudum. Mezun olduktan sonra İstanbul’a taşınıp İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde MBA programıma ve eş zamanlı olarak çalışma hayatıma da 15 Nisan 2003’de Yapı Kredi Bankası’nda Stajyer Eğitim Uzmanı olarak başladım. Daha sonrasında yine Yapı Kredi’de sırasıyla Eğitim Uzmanlığı, Eğitim Danışmanlığı görevlerinde bulundum. 2008 yılında Eğitim ve Gelişim bölümünden ayrılıp İnsan Kaynakları Yönetiminde çeşitli fonksiyonlarda görevime devam ettim. Son olarak Yapı Kredi Bankacilik Akademisi’nde Liderlik ve Yetenek Gelişimi Yöneticisi olarak görev yapmaktayım.

Sizin yakın zamanda İtalya’ya gideceğinizi biliyoruz. Bize bu süreci anlatır mısınız? Kariyerinizde yurtdışı planınız var mıydı?

2006 yılında Yapı Kredi, Koçbank ve UniCredit ile birleşince tüm çalışanlar için farklı bir dönem başlamış oldu. Birleşme sonrasında UniCredit Group tarafından başlatılan bir program olduğu duyuruldu. UniCredit Group bünyesinde çalışan yetenekli çalışanlarını keşfetmek için kişilerin kendi kendine başvurabileceği ve çeşitli değerlendirme aşamalarından sonra başarılı olursa katılabilecekleri UniQuest isimli bir program başlatıyordu. Bu program kişilerin kendi alanından tamamen farklı bir alanda UniCredit bünyesinde farklı ülkelerden gelen kişilerle bir proje ekibi oluşturup bir proje geliştirmesi ve bu süreç sırasında kendisini fark etmesini ve geliştirmesini amaçlıyor. Bu programa başvurup kabul edildikten sonra benim hem kariyerime hem de kendi gelişimime bakışım oldukça değişti.

Örneğin, benim dahil olduğum projenin amacı UniCredit Group bünyesindeki Avusturya’daki bir banka icin müşteri memnuniyeti ve şikayet yönetimi araçlarını geliştirmekti. Hem çok zorlu bir süreçti hem de oldukça eğitici ve öğreticiydi. Çünkü bir yandan Türkiye’deki işimle ilgili tüm sorumluluklar devam ederken bir yandan hiç bilmediğim bir ülke ve banka için yine hiç tanımadığım hatta aynı dili bile konuşmadığım insanlarla çalışmaktaydım. Bu süreçte geliştirdiğimiz proje ile ilgili tabi ki pek çok şey öğrendik ama bunun yanı sıra farklı ülkelerden gelen insanlarla ortak bir dil oluşturmayı, aynı yerde yaşamasanız bile beraber proje geliştirmeyi, farklılıkları avantaja çevirmeyi, zaman yönetimini, kendini yönetmeyi ve kendinin farkında olmayı öğrendik. Siz de bilirsiniz şirketler bu gibi pek çok konuda eğitimler veriyor ama yaşayarak öğrendiğiniz zaman etkisi gerçekten çok farklı oluyor ve kalıcı oluyor.

Bu süreçte öğrendiğim birçok seyden sonra yurtdışında çalışmak ve yaşamak o kadar korkutucu gelmedi. Zaten UniQuest programı katılımcılarının UniCredit Group bünyesinde bir çeşit görünülürlüğü oluyor. Grubun yetenek hattında yer alıyor olmak, size bazı fırsatların açılmasını sağlıyor. Dediğim gibi daha önce yurtdışına gidip çalışmak istemezken- biliyorsunuz hepimiz için konfor alanımızın dışına çıkmak oldukça zordur- UniQuest programı süresince yaşadığım deneyimlerden sonra bunu yapabileceğime karar verdim. Ama tabi ki karşıma çıkan her fırsata sırf yurtdışına çıkmak amacı ile yaklaşmadım. Çünkü yurtdışında yaşamak çok heyecanlandırıcı gelse de çok zorlu bir süreç. Türkiye’deki tüm kariyerinize hatta hayatınıza bir süre ara verip hiç bilmediğiniz bir ortama gidiyorsunuz, bir anlamda pek çok şeye baştan başlıyorsunuz. Bu nedenle sonunda varmak istediğim yer ve kariyer hedeflerimi göz önüne alarak karşıma çıkan fırsatları değerlendirdim. Karşıma çıkan başka birkaç fırsattan sonra UniCredit Group’un Milano’daki merkezinde Liderlik Yönetimi ve Gelişimi takımından aldığım teklif ve yaptığım mülakat sonrasında bu işin kariyerim ve kişisel gelişimim açısından oldukça önemli bir etkisi olacağına karar verip kabul ettim.

Bilkent Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler bölümü mezunusunuz? Üniversite hayatınızda da birçok projede etkin olarak görev almışsınız. Kısaca paylaşır mısınız?

Üniversite hayatım sırasında tabi ki ben de her öğrenci gibi akademisyenlerimiz tarafından verilen proje ödevlerinde yer aldım.  O dönem geliştirdiğimiz projelerin birçoğu aldığımız derslerle ilgiliydi. Bu ödev projelerimiz dışında MUN (Model of United Nations) ve Euroforum (Model of European Union Conference) gibi Avrupa ve dünya çapında tüm organizasyonu öğrenciler tarafından yürütülen ve birçok farklı ülkeden öğrencinin katıldığı projelerde yer aldım. MUN- Birleşmiş Milletler’in, Euroforum da Avrupa Birligi Konferansının birer simülasyonu tıpkı GMC (Global Management Challenge) gibi. Bu organizasyonlara gelen öğrenciler birer role atanıyor ve bu rolün tüm gerekliliklerini yerine getirerek bu organizasyonların gerçek gündemlerindeki konuları tartışıyor. Sonrasında çıkan karar metinleri ilgili organizasyonlara iletiliyor ve onların dikkatine sunuluyor. Örneğin ben katıldığım Euroforum simulasyonlarının birinde Yunanistan Başbakanı rolüne atanmış ve buna göre davranmak durumunda kalmıştım. Euroforum organizasyonuna yapılmaya başlandığı ilk yıldan itibaren üniversiteden mezun olana kadar dahil oldum. MUN için ise üniversite içinde bir ekip oluştururarak diğer öğrencileri bilgilendirmeyi hedeflemiştik.

Bunun dışında tabi ki başka sosyal faaliyetlerde de yer aldım: Örneğin Bilkent Üniversitesi’nde her sene yapılan Öğrenci Başkanlığı seçimleri hepimizin bildiği anlamda bir seçim sürecidir. Partiler vardır, adaylar vardır, konuşmalar yapılır. Bu süreçlerde de aktif olarak yer aldım.

Üniversite süresince sosyal veya okuduğunuz bölüm ile ilgili projelere dahil olmak kişiye farklı bölümlerde okuyan arkadaşlarla tanışma imkanı sağlıyor. Böylece herkes birbirinden çok farklı şeyler öğrenebiliyor. Tabi ki öğrenci iken hiç birimiz konuya bu şekilde yaklaşmıyoruz. Önemli olan derslerden başarı ile geçmek ve kalan tüm zamanı eğlenerek geçirmek oluyor. Ama sonuçta yaparken eğlenebileceğimiz ve aynı zamanda pek çok farklı yetkinliği geliştirebileceğimiz proje ve organizasyonları üniversitelerimiz de bulmak artık mümkün.

Sizi mezuniyetten sonra bankaya ve insan kaynakları alanına çeken sebepler nelerdi?

Açıkcası ben hep bir bankada çalışmak istedim. Bankacılık ve Finans sektörü bir şekilde vaad ettiği güvenceler ve hayatımızın en önemli yerinde olması nedeni ile hep çok çekici geldi. Ama aynı zamanda sayılar ve tablolar hep çok karmaşık ve sıkıcı geliyordu. Bu nedenle Bankacılık ve Finans sektörünün hızla değişen, yenilikçi yapısını ve İnsan Kaynaklarının insanlarla iç içe olan, yine yeniliklere açık ve tabi ki diğer fonksiyonlara göre sayılardan biraz daha uzak olan yapısını düşününce kariyerim bir banka da eğitim bölümünde başlamış oldu.

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri araştırmamıza katılan 13bin 852 kişinin en çok çalışmak istediği sektör bankacılık ve finans sektörü çıktı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu çok beklenmedik bir durum değil. Özellikle Türkiye’de finans kuruluşlarının büyüklüğü ve gücü ortada; burada sadece bankaları düşünmemek lazım başka birçok finans kuruluşu da var ( örn. sigorta şirketleri, aracı kurumlar) hatta bu kuruluşların denetimini yapan ve yine finans dünyasının içinde olan denetçi şirketler. Bu kurumların birçoğu çok köklü kurumlar ve kuruldukları günden bugüne yaşanan birçok olumsuz ekonomik gelişmeye rağmen ayakta kalmayı başarmış. Bu açıdan bakınca bu kurumlar tabi ki iş hayatına yeni başlayacak herkes için bir güven uyandırıyor ve özellikle kurumsal şirketler olmalarından dolayı çalışanlarına sundukları pek çok avantaj var, bu avantajlar da oldukça çekici olabiliyor.

Ayrıca bankacılık ve finans sektörü çok hızla değişen ve gelişen bir dünya. Kişi güncel gelişmeleri mutlaka yakından takip ediyor olmalı. Bu da kişiye güncel kalma şansı sağlıyor. Bankacılık ve finans sektöründe benim gibi insan kaynaklarında çalışsanız bile sektörde olup biten gelişmelerden haberdar olmanız gerekiyor ki bankanızın stratejilerini anlayıp yapmakta olduğunuz işe ona göre yön verebilesiniz.  Kısaca dünya da olup biten herşeye en yakında duran ve bunlara kayıtsız kalamayan, yeniliklere ve değişime açık bir sektörde çalışmak gerçekten heyecan verici.

Özellikle Yapı Kredi Bankası ve bankacılığa ilgi duyan üniversite öğrencilere neler tavsiye edersiniz?

Bankacılık sektörüne ilgi duyan tüm öğrencilere verebileceğim en büyük tavsiye bu sektörün neresinde bulunmak istediklerine öncelikle karar vermeleri gerektiği olacaktır. Çünkü hepimizin bildiği gibi bankacılık sektörü demek hizmet sektörü demek. Bu hizmet sadece banka müşterileri olarak algılanmamalı, burda hem iç hem de dış müşteriye hizmet var. Bankacılık sektöründe iki önemli takım var: şubeler ve genel müdürlük. Şubeler tüm bankaların dış müşterilere açılan yüzü olurken genel müdürlük genellikle iç müşteri dediğimiz şubelere ve çalışanlarına hizmet vermekte. Bu nedenle bu sektör içinde hangi takımda olmak istediklerini önceden bankalarda yapacakları stajlarla ya da en azından bu sektördeki çalışanlarla konuşarak belirlemelerini tavsiye ederim. Her iki takımda olmanın kendine göre avantajları ve dezavantajları var.

Ayrıca bankacılık sektörü her iş kolunu kapsamakta: sadece satış değil pazarlama, finansal analiz ve raporlama, ürün geliştirme, kalite yönetimi, kurumsal iletişim ve insan kaynakları gibi pek çok fonksiyonu da içinde barındırıyor. Bu nedenle nerde olmak istediğine karar veren öğrenci bankacılık sektörü içerisinde kendine mutlaka bir yer bulacaktır.

Ama özellikle şubelerde çalışmak isteyen tüm öğrencilere artık bir zorunluluk haline gelen SPK lisanslarını önceden almalarını tavsiye ederim. Bu onları yaşayacakları süreçte bir adım önde olmalarını sağlayacaktır.

Teşekkür ederiz.

Simge Sezer / Businews

Kategori RöportajYorum (0)

Öğrenciler Üniversitelerini Puanladı


Üniversite öğrencilerinin yüzde 45,5’i iş yaşamına hazırlama anlamında okudukları okulun tatmin edici olduğunu düşünüyor.

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2010 araştırmasının kapsamı geçen yıla göre genişledi. Öğrenciler bu yıl cevapladıkları ankette çalışmak istedikleri şirketlerin yanında okudukları üniversiteleri de değerlendirdiler. Bu sonuçlar üniversitelere durumlarını değerlendirme, ayrıca şirketlere de üniversitelerdeki durumlarını analiz edebilme şansı veriyor. Araştırma öğrencilerin üniversite seçimlerinde ve okulların da daha iyi öğrencileri çekebilme yarışında bir gösterge olarak kabul edilebileceğinden ayrıca değerli.

Araştırmanın sonuçlarında öğrencilerin 16,5’inin üniversitelerinden çok tatmin olarak görünüyor. Öğrencilerin yüzde 45,5’i tatmin olduğunu, yüzde 18’i tarafsız, yüzde 15,1 tatmin olmadığını ve yüzde 4,9’u ise hiç tatmin olmadığını söylüyor. Eğitim kalitesi, mezuniyet sonrası firmalara kabul ve öğretim üyeleri, görevlileri ile asistanlar faktörü öğrencileri üniversitelerini değerlendirirken en fazla memnun eden faktörler. En düşük memnuniyet oranı ise okul yönetimi faktöründe görülüyor.

Öğrencilerin okul sırasında iş dünyasıyla en fazla bağlantıyı staj ve şirketlerin üniversitelerde düzenlediği kariyer günleri aracılığıyla sağladığını ortaya koyan araştırma, öğrencilerin yüzde 71’nin staj yaptığını, yüzde 58’inin de kariyer günlerine katıldığını gösteriyor.

“Staj nerede ve hangi departmanda çalışmak istemediğimi anlamama yaradı” diyor İTÜ İşletme Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Aslı Dursun ve devam ediyor: “Pazarlama mı, finans mı yoksa üretim mi? Stajım bana kesinlikle üretim olmadığını anlattı.” Staj tecrübesi öğrenciler için kesinlikle paha biçilemez. Zira büyük çoğunluğu bu imkanı ne istemediğine karar vermek için kullanıyor. Bunda şirketlerin stajyerleri çoğunlukla ayak işlerinde kullanmaları etkili olabilir.

Üniversite Değerlendirme
1.            Özyeğin Üniversitesi 4,75
2.            İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 4,43
3.            Boğaziçi Üniversitesi 4,31
4.            Koç Üniversitesi 4,29
5.            İstanbul Kültür Üniversitesi 4,23
6.            Galatasaray Üniversitesi 4,21
7.            Bilkent Üniversitesi 4,2
8.            Sabancı Üniversitesi 4,17
9.            Orta Doğu Teknik Üniversitesi 4,16
10.          İstanbul Bilgi Üniversitesi 4,01
11.          Akdeniz Üniversitesi 4
12.          Yeditepe Üniversitesi 3,95
13.          İstanbul Teknik Üniversitesi 3,88
14.          İzmir Ekonomi Üniversitesi 3,85
15.          Anadolu Üniversitesi 3,84
16.          Fatih Üniversitesi 3,82
17.          Doğuş Üniversitesi 3,78
18.          Bahçeşehir Üniversitesi 3,67
19.          Işık Üniversitesi 3,67
20.          Okan Üniversitesi 3,67
21.          Kadir Has Üniversitesi 3,58
22.          Sakarya Üniversitesi 3,57
23.          Ege Üniversitesi 3,38
24.          İstanbul Üniversitesi 3,33
25.          İstanbul Ticaret Üniversitesi 3,32
26.          Dokuz Eylül Üniversitesi 3,3
27.          Uludağ Üniversitesi 3,3
28.          Karadeniz Teknik Üniversitesi 3,29
29.          İstanbul Aydın Üniversitesi 3,29
30.          Ankara Üniversitesi 3,26
31.          Süleyman Demirel Üniversitesi 3,26
32.          Muğla Üniversitesi 3,25
33.          Kocaeli Üniversitesi 3,2
34.          Trakya Üniversitesi 3,2
35.          Yıldız Teknik Üniversitesi 3,19
36.          Gazi Üniversitesi 3,16
37.          Hacettepe Üniversitesi 3,16
38.          Erciyes Üniversitesi 3,14
39.          Selçuk Üniversitesi 3,07
40.          Marmara Üniversitesi 3,01
41.          Çankaya Üniversitesi 3
42.          Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 2,88
43.          Pamukkale Üniversitesi 2,86
44.          Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2,83
45.          Çukurova Üniversitesi 2,64
46.          Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2,5
47.          Balıkesir Üniversitesi 2,45
48.          Maltepe Üniversitesi 2,41
49.          Dumlupınar Üniversitesi 2,38
50.          Mersin Üniversitesi 2,14

.

ÖZYEĞİN’İN BAŞARISI

Stajı öğrencileri için verimli bir tecrübeye dönüştürmeyi misyon edinmiş ve bu noktada bir kontrolör gibi davranan üniversiteler de var: Özyeğin Üniversitesi. Liste sonuçlarına öğrencilerini en fazla tatmin eden üniversite olarak yansıyan Özyeğin Üniversitesi, Boğaziçi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Galatasaray ve Bilkent üniversitelerini geride bırakmış gibi görünüyor. Listenin zirvesine Özyeğin’in yerleşmiş olması şaşırtıcı gelebilir. Bu durumun nedenlerinin, konuyu uzun uzun anlatan ve kendisi Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut’un söyledikleri özetlendiğinde, öğrencilerin okul yönetimine katılımının sağlanması, okul yönetiminin ulaşılabilirliği, akademik kadronun uluslararası deneyimi, bursların yüksek olması, eğitimin iş bulunmanın daha kolay olduğu bölümlerle sınırlı olması, garantili ve zorunlu staj ile daha ilk yıldan itibaren zorunlu olan ekip çalışmasını geliştiren projeler, pratik tecrübelerin teorik kadar önemli olduğu bilinciyle iş dünyasının liderlerinin derslere konuk olarak katılmaları gibi eğitimin kalitesini belirleyen pek çok unsur olduğu görülüyor. Öğrenciler arasında ise iş dünyasının liderleri ile bir araya gelmek, onlarla sohbet etmek ve yakın bir ilişki sağlanması okulun en önemli artısı. Öğrenci Muhittin İşler henüz hazırlık okumasına rağmen Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ile bir araya gelmekten çok etkilendiğini anlatıyor uzun uzun.

Henüz mezun vermemiş, genç üniversite mezun vermeye başlamasının ardından memnuniyet sınavına tabii tutulacak. “Öğrencilerimizin kapışılacağını düşünüyoruz” diyor Prof Dr. Erhan Erkut ve ekliyor: “En kısa sürede Türkiye’nin en iyi üç üniversitesinden biri olacağız. Ve bu kalıcı bir başarı olacak.”

Öğrenciler tıpkı şirketler gibi üniversitelerini de duygularına şekil veren tecrübelerine göre değerlendiriyor. Bu nedenle sadece şirketler değil üniversiteler de milenyum kuşağı için kendilerini geliştirme yarışına katılmak zorunda kalacaklar gibi görünüyor.

Emine İnce

Kategori HaberlerYorum (0)