Etiket arşivi | "twitter"

Twitter’ın Değeri İkiye Katladı!


 

Aralık ayında 3.7 milyar dolarlık değere sahip olan Twitter’ın değeri iki kat artarak 7 milyar dolara ulaştı

Böylece en popüler mikro blog sitesi olarak gösterilenTwitter’ın piyasa değeri 7 ayda 2 katına çıkmış oldu.Wall Street Journal Gazetesi’nin haberine göre değeri en hızlı yükselen internet girişimleri listesinde zirveye oynayan Twitter’ın geçen yılın Aralık ayında aldığı 200 milyon dolarlık yatırım sonrası, değerinin 3.7 milyar dolar olduğu olduğu ortaya çıkmıştı. Wall Street Journal’da yayımlanan son rapora göre ise bu değer 7 milyar dolara fırladı. Geçtiğimiz günlerde günlük 200 milyon “twit” barajını aşan Twitter’ın eMarketer’ın tahminlerine göre 150 milyon doları bulan reklam gelirinin de kısa süre içinde üçe katlanması öngörülüyor.

 

 

Kaynak: HT Ekonomi

 

Kategori HaberlerYorum (0)

Twitter ile iş geliştirme


Biliyorsunuz Twitter yaklaşık dört sene önce ABD’nin Kaliforniya eyaletinde kurulmuş olan bir site. Amacı bir ‘sosyal medya’ yani sosyal iletişim sitesi olmak. Buna aynı zamanda ‘mikroblog’ adı da veriyorlar ki bunun sebebi, bloglarda yazma sınırı olmamasına karşılık Twitter’daki mesajlarınızın 140 karakterle sınırlı olması. Yani bunlar küçük (mikro) mesajlar. İşte bu özelliği nedeniyle de siteye yaratıcı bir şekilde, İngilizce’de minik ‘kuş cıvıltısı’ anlamına gelen ‘tweet’ sözünden türetilen ‘twitter’ yani kuş cıvıltısı yeri adını vermişler. Gerçekten akıllı bir isim.

% 1500’LÜK BÜYÜME
Site, çok kısa zamanda inanılmaz bir büyüme yakalamış. Kuruluşundan 2010 yılının Mart ayına dek yüzde 1.500 büyümüş! Twitter için 70.000’den fazla ‘uygulama’ yazılımı üretilmiş. 2007’nin ilk çeyreğinde 400.000 ‘tweet’ (twit) gönderilmişken, 2010 yılının ilk çeyreğindeyse bu rakam 4 milyara ulaşmış. Bugün itibariyle günde 65 twit mesajı gönderiliyor ki bu da her saniyede 750 twit mesajı demek. Yani anlayacağınız akla zarar bir hızla büyüyen, sosyal bir iletişim ağı olma yolunda inanılmaz başarı sağlayan bir site Twitter.

Ama gelgelelim para kazanma açısından matah bir başarısı yok. Yedi düvelden bu kadar insanı bir araya getirme becerisine rağmen daha henüz doğru düzgün bir iş modeli, özellikle de ‘gelir ve kâr modeli’ geliştirememiş. Şirket, girişimci sermayesi kuruluşlarından finansman bulmada çok başarılı ama para kazanma işinde hiç iyi değil. Size bu sayfada hep söylüyorum: Süper bir iş fikriniz bile olsa, eğer bunu doğru bir ‘iş modeli’ çerçevesinde kurgulayamazsanız, ciddi para kazanamazsınız.

GOOGLE NASIL BAŞARDI?

Bakın bugünün dev Google şirketi 1996 yılında kurulmuş olmasına karşın, 2002 yılında keşfettiği ‘Adwords’ isimli reklam geliri modelini hayata geçirmeden önce pırıltılı ama kazançsız bir arama motoru şirketiydi. Bugün Adwords, AdSense gibi reklam geliri modelleriyle neredeyse sınırsız para kazanma potansiyeli olan bir şirket haline geldi. The Economist dergisinin 27 Nisan 2010 tarihli sayısında Twitter’in nihayet reklam alma işine başladığı haber veriliyor ama dergi bu işe de şüpheyle yaklaşıyordu. Çünkü sosyal-medya sitelerinde reklam verenler ciddi hayal kırıklığı yaşamışlardı. Örneğin P&G şirketi facebook sitesindeki reklamlarından hüsran ile çıkmıştı. O nedenle bu devlerin nasıl para kazanacakları hâlâ bir muamma.

Onlar bunu düşünedursunlar, “acaba biz bu siteleri kullanarak nasıl para kazanırız?” sorusu sanırım çok daha pratik ve çok daha bizi ilgilendiren bir soru. Businessweek-online sitesi, geçen yılın sonlarında Twitter’dan faydalanan şirketlerin ne tür amaçla bu siteyi kullandıklarına dair bir haber yayınladı. İşte bu habere göre, bu denli yaygın bir iletişim ağı sağlama becerisi göstermiş olan sosyal-medya siteleri arasından Twitter, bakın akıllı şirketler tarafından nasıl kullanılıyor…

 Akıllı şirketler Twitter’ı nasıl kullanıyor?
Çoğunuza göre Twitter kullanımı çoluk çocuğun işi. O zaman “koskoca şirketlerin bu tür çocuk oyuncaklarında ne işi olabilir?” diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değil. Bu bir paylaşım mecrası olduğundan, hem odaklı olarak ve hem de özellikle ilgili kesimlere, üstelik güvendikleri kaynaklardan gelen mesajlar göndermeye dayanıyor ve sayısız insanla paylaşım olanağı yaratıyor. O zaman şirketlerin pazarlama iletişiminden tutun da insan kaynağı bulma, satış, geri besleme alma, müşteri tepkilerini öğrenme, destek ve hatta coğrafi olarak dağınık şirket birimleriyle iletişim kurma konularına kadar Twitter gibi sosyal medya sitelerinden faydalanmaları için çok yaratıcı olasılıklar ortaya çıkıyor. Artık öyle anlaşılıyor ki, küçük büyük her şirketin bu tür sosyal medya kanallarından çok daha yaratıcı yollarla faydalanma olanakları sınırsız. Özellikle de bizim gazete okuyucu kitlesi arasındaki esnaf, küçük-orta boy şirket patron ve yöneticilerinin bu konuya biraz daha yakından bakmaları bence çok gerekli. İlgilendiyseniz buyurun anlattıklarıma dair birkaç örnek vereyim:

Kıssadan HİSSE
* Yeni şirket kuranlar, artık lütfen ‘yönetici eğitimi şirketi’ kurmaya falan kalkmayın. Buralarda kalabalık arttı, ekmek azaldı. Yeni bir pideci, yeni bir restoran, yeni bir kahvehane açmayı da düşünmeyin. Yeni teknolojinin sağladığı yeni iş kurma alanlarını daha fazla düşünmeye başlayın.
* Yerleşik şirket yöneticileri, sosyal-medya konusuna çoluk çocuk işi olarak bakmayın, sizler de kendi Facebook ve Twitter hesaplarınızı bir an önce oluşturup bu alanları nasıl yaratıcı business amaçlarıyla kullanabilirsiniz, bunları düşünün…

IBM: Şirket içi haberleşme ağı olarak kullanıyor
Dünyanın en büyük teknoloji şirketi galiba dünyanın en fazla ‘twit’ yapan şirketi. Şirketin farklı ülkelerde çalışan 1.000’den fazla çalışanı hem meslektaşları ve hem de müşterileriyle konuşabilmek için Twitter’i kullanıyor. Twitter şirketin çok süratli bir ‘şirket haber bülteni’ (newsletter) olma özelliği taşıyor. Üstelik bu gelişme, yönetimden herhangi bir talimat gelmeksizin kendiliğinden ortaya çıkmış.

SODEXO: Yönetici işe almada etkin ve verimli bir yöntem
Ülkemizde de faaliyet gösteren Kuzey Amerika’nın en büyük kurumsal yemek servis şirketi Sodexo’yu her ne kadar teknoloji konusunda önlerde görmeseniz bile, şirket geçen yıl Twitter’ı çok etkin olarak kullanan kurumların başında geliyordu. Twitter‘ı diğer sosyal-medya siteleriyle birleştirip, üst düzey yönetici bulmak için harika bir yöntem haline getirdi. Örneğin, Florida’da bir şef, yıllar önce staj yapmış olduğu Sodexo’ya geri dönmek istediğini ‘twitledikten’ bir gün sonra, işe alma takımı (@SodexoCareers) şefi işe yerleştirmişti bile. Şirket Twitter mesajlarının, işe başvuru sitesine kayıtları 3 kat arttırdığını söylüyor.

The Coffee Groundz: Yerel bir kafeyi tanıtma
ABD’nin Houston kentinin bir mahallesinde açılmış olan bu yerel kahvehane (ya da daha sosyetik ismiyle kafe) Twitter vasıtasıyla kendisine yeni müşteriler kazanıyor, şirketinin tanıtımını yapıyor. Üstelik gazete ilanından kat be kat daha iyi sonuç alıp beş kuruş para vermiyor. Ayrıca adrese teslim sipariş almak amacıyla Twitter’ı kullanan ilk şirket. Ayrıca her ay yeni kampanya veya kafedeki örneğin canlı müzik gibi olayları duyurmak suretiyle ayda 200 yeni müşteri kazanıyorlar ve bunların çoğu müdavim haline geliyor.

Ford Motors: Twitter kullanarak olumsuz PR’ın önüne geçiyor…
Scott Monty, Ford Motors şirketinin sosyal medya direktörü. Daha doğrusu artık yeni çıkan ve takip edilmesi olanaksız hale gelen şirket yönetici unvanlarından en yenisinin sahibi: CSMO. İngilizcesi Chief Social Media Officer. Monty, yakın zamanda Ford’a çok büyük bir zarar verebilecek olan bir olumsuz PR atağını Twitter sayesinde bertaraf edebilmiş. Aralık 2008’de Ford hayranlarının sitesinde yanlış anlamadan kaynaklanan bir yasal savaş başlıyor. Monty (@ScottMonty) twitter yoluyla insanlardan kendisine durumu inceleme şansı vermelerini istiyor ve ortalığa yayılan bilginin yanlış olduğunu söylüyor. Gerçek rakamları ve bilgileri açıklayıp ‘fan’ sitesinden özür diliyor. Ortalık yatışınca Ford’un itibarının çok daha fazla yükseldiği ve fan’ların da şirkete, kendilerini dinlediği ve tepki verdiği için çok daha muttu olduğu ortaya çıkıyor.

Pistachio Consulting: Twitter’da Twitter danışmanlığı şirketi!
Laura Fitton (@Pistachio) 2007’nin ortalarına kadar ev-ofisinde çalışan bir danışmanken, birden kendi şirketini kurmaya karar veriyor. Şirketlere “Twitter’ı nasıl kullanmalısınız” konusunda danışmanlık veren bir şirket haline dönüşen Laura, tüm pazarlamasını Twitter kanalıyla yapıyor. Yakınlarda OneForty.com isimli bir şirket kurdu ki OneForty, 140 anlamına geliyor ve bu da Twitter’da kullanabileceğiniz azami karakter sayısını ifade ediyor. Bu yeni şirketi için girişimci fonlarından 140.000 dolar finansman sağlıyor.

Dell Outlet: Stokları daha ucuza eritiyor
Sosyal iletişim sitesinin yıldızı olan Twitter’in ilk perakende mağazası, rektifiye edilmiş ve satması bayağı pahalı olan bilgisayarları satmak amacıyla kurulmuş. Şirket, meraklılarına, çok özel fiyatlara indirilmiş bilgisayarların haberlerini ‘twit’ ediyor ve indirim kuponları sunuyor. Dell Outlet bu yolla, ilk senesinde 2 milyon dolarlık iş yaptı. Diğer alternatif stok eritme yollarına kıyasla gerek zaman, gerekse de maliyet çok ciddi anlamda düşürüldü.

CrowdSPRING: Grafik tasarımcısı için tersine müzayede mekânı
CrwodSpring.com, potansiyel alıcıların logo, web sitesi ve diğer grafik işlerini satın almak için fiyat teklifi istediği ve aynı zamanda teklif talebinin ne zamana dek geçerli olacağı ve en yüksek teklifin ne olması gerektiğini bildirdikleri bir site. Bunun karşılığında, global bir yetenek havuzuna üye olan yaklaşık 12.000 serbest çalışan tasarımcı kendi tekliflerini veriyorlar. En düşük fiyat kazanıyor. Bu amaca yönelik olarak her türlü pazarlama Twitter vasıtasıyla @CrowdSPRING hesabından yapılıyor.

Seesmic: Yeni şirketinizi sıfır pazarlama bütçesiyle tanıtmak
Seesmic isimli yeni şirket, Twitter’ın video hali. Benzer şekilde kullanıcılar bu servisi kısa süreli web-kamera sohbet mesajlarını yüklemek için kullanıyorlar. Karşı taraftaki katılımcılarsa ister text mesajıyla, isterse videoyla cevap verebiliyorlar. Yalnızca bir yıl içinde şirket 2 milyon kullanıcı kazanmış durumda. Üstelik bunu sıfır pazarlama bütçesiyle başarmış. Tüm pazarlama faaliyeti, şirketin karizmatik kurucusu Loic LeMeur (@Loic) ile sohbet üzerine kuruluydu.

Kaynak: Kobi Destek

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Sosyal ağlarda ‘iş’ var


İşe alım sürecinde sosyal ağlar giderek daha büyük rol oynuyor. Xing ve LinkedIn gibi kariyer ağlarının yanında Facebook ve Twitter’dan iş arayan sayısı da her gün artıyor
 
Almanya’da İnsan Kaynakları Bilgi Sistemleri Merkezi (CHRIS) ve online kariyer portalı Monster’ın yaptığı 2011 İstihdam Eğilimleri araştırmasına göre firmalar, Xing, LinkedIn, Facebook gibi sosyal ağlar aracılığıyla istihdamın getirdiği fırsatları fark etti.

İnsan kaynakları uzmanlarının yarıdan fazlası bu tip platformların işe alım sürecine katılmasını olumlu buluyor. Alman firmalarının yaklaşık yüzde 13’ü kariyer ağı Xing’e düzenli olarak iş ilanı veriyor. Her beş firmadan biri, aktif olarak Xing’de eleman arıyor. Yaklaşık yüzde 13’ü de firmalarına ilgiyi artırmak için Facebook’u kullanıyor.

İş arayan her 10 kişiden üçü bunu Xing gibi kariyer ağları üzerinden gerçekleştiriyor. Yüzde 7’siyse Facebook gibi sosyal platformları kullanıyor.

CHRIS ve Monster’ın yaptığı 2011 Başvuru Uygulamaları adlı araştırma ise iş arayanların yaklaşık üçte birinın firmalar hakkında bilgi sahibi olmak için bu kuruluşların Facebook’ta oluşturdukları ‘fan’ (hayran) sayfalarını takip ettiklerini ortaya koyuyor.

Bilişim devi Google da eleman bulmak için sosyal paylaşım ağlarını kullanan firmalardan. Google Ürün Arama ve Kullanıcı Deneyiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Marissa Mayer, geçtiğimiz günlerde Twitter’dan bilgisayar teknolojileri mezunlarına iş çağrısı yapmıştı.

Twitter’ı kullanan tek firma Google değil. Alman otomotiv devi BMW de geçen yıl iş ve kariyer olanaklarını duyurmak için bir Twitter hesabı oluşturmuştu.

Kategori Haberler, Sosyal MedyaYorum (0)

Tweet dağılımında kast sistemi!


Kullanıcı sayısı son iki yılda büyük patlama yapan mikroblog ağı Twitter, bir avuç kişi ve kurumun hakimiyeti altında. Cornell Üniversitesi’yle Yahoo! Research tarafından yürütülen ortak çalışmaya göre Twitter’daki mesaj trafiğinin yarısı, kullanıcıların sadece yüzde 0.05′lik bir kısmı tarafından yaratılıyor.

Araştırmacılar ‘normal’ kullanıcılarla ‘elit’ kullanıcıları ayırıyor. Elit denilen kullanıcı kesimi de dört grupa ayrılıyor: Şöhretler (Lady Gaga, Obama vs.), medya (CNN, BBC vs.) kurumlar (Google vs.) ve bloglar (Engadget, Gizmodo vs.) Toplam 200 milyon kullanıcısı bulunan Twitter’da günde gönderilen ortalama 140 milyon mesajın yarısı işte bu ‘elit’ gruplara mensup 20 bin kullanıcı tarafından gönderiliyor. Bu sayı, toplam kullanıcıların yaklaşık yüzde 0.05 gibi çok küçük bir bölümüne denk geliyor.

Harvard Üniversitesi tarafından 2009′da yapılan bir araştırmada da benzer sonuçlara ulaşılmış, o dönemde Twitter’daki mesajların yüzde 90′ının yüzde 10′luk bir kullanıcı kesimi tarafından üretildiği belirlenmişti.

Marketing Turkiye

Kategori Haberler, Sosyal MedyaYorum (0)

9′dan 5′e Mesai Kavramı Tarihe mi Karışıyor?


 

21. yüzyılın ilk on yılını geride bıraktığımız şu günlerde hepimizin gündelik yaşamına hâkim olan gerek son teknoloji mobil telefonlar, gerekse giderek daha konforlu hale gelen kişisel bilgisayarların piyasaya girmesi ile gelişen iletişim modelleri, uzun bir süredir dünya iş yaşamının olmazsa olmazı olan “mesai” kavramının sorgulanmasına neden olmaya başladı.

Eskiden ofisin kapısından dışarıya çıktığımız anda iş ile bağlantımız da otomatikman sona ererdi.  Artık çoğumuz, ofis dışında dahi olsak bulunduğumuz yerden yalnızca cep telefonlarımız üzerinden maillerimizi kontrol edebiliyor, gelen e-maillere yanıt verebiliyor, hatta üzerinde değişiklik veya dosya eklentisi ile sunum-video vb. gönderimler yapabiliyoruz. Yani artık iş yapmak için işte olmak gerekmiyor, dünyanın başka herhangi bir yerinden de işlerimizi takip etmek olağan hale geldi.

Diğer yandan mobil iletişim teknolojisi özellikle son iki yıl zarfında inanılmaz gelişmeler kaydederek bir zamanlar yalnızca arama yapmaya ve sms gönderip almaya yarayan cep telefonlarını birer mini bilgisayar haline getirdi. Şu ya da bu şekilde internete bağlı bulunabilen her yerden 7 gün 24 saat ofisteymiş gibi çalışma olanağı doğdu. Burası işin ilk bakışta keyifli görünen kısmı…

Son 4–5 yılın en ilgi çekici gelişmesi ise kuşkusuz sosyal ağların gündelik hayatımıza girmesi oldu. Facebook, Twitter, Myspace, Linkedin gibi sosyal ağlar vasıtasıyla artık birçoğumuz rutin iş ortamında karşılaştığımız insanların yanı sıra söz konusu sosyal ağlar üzerinden birçok yeni kişi ile daha iletişime geçmiş oluyoruz. Bu şu demek: İlk zamanlar kişisel, özel amaçlarla kullandığımız networkler artık işimizin bir parçası oldu ya da olmak üzere… Örneğin yeni uygulama Facebook messages’ın gerçek e-posta kutusu özellikleri, arkadaş listelerinin yalnızca okuldan, semtinizden arkadaşlardan oluşmayıp bir şekilde iş vasıtasıyla tanıdığımız kişi veya kurumları da içermesi nedeniyle Facebook üzerinden gelen bir mesaj kişisel de olabilir profesyonel amaçlı gönderilmiş iş bağlantılı bir mesaj da… Ya da Twitter üzerinden bir müşteri hizmetleri yetkilisine gönderilen talebin ne kadar hızlı bir şekilde yanıtlandığı, ilgili şirketin hizmet kalitesinin göstergelerinden biri haline geldi artık.

Terazinin diğer kefesine baktığımızda sosyal ağlar üzerinde yeni bir kullanıcı – potansiyel tüketici – müşteri iletişimi biçimi ile karşılaşıyoruz. Son yıllarda markalar ve işletmelerin tüketicilerle iletişiminde belirgin değişiklikler göze çarpmaya başladı. Bu değişiklikler ilk olarak firmaların sabah 9 dan akşam 5 e  müşteri hizmeti sunan çağrı merkezlerine yansıdı. Bu hizmet önce 24 saate çıktı, daha sonra sosyal ağlar üzerinden de müşteri hizmeti faaliyeti başladı. Hafta sonu geldi diye Cuma akşamüstü müşteri hizmeti de sona erer anlayışı tarihe karıştı. Çünkü sosyal ağ kullanıcıları arasında bulunan muhtemel müşteri kitlesi esas Cuma akşamı ile başlayan hafta sonunda yani kendi boş zamanında bu ortamlara girmekte… İşte bu aynı zamanda esnetilmiş yeni çalışma biçimi modellerinin ilk sinyalleri demek…

Görünen o ki bundan sonra bilgisayar ve telefonlarımızdan uzak durmadığımız sürece şu ya da bu şekilde işimiz ile bağlantımızın kesilmesi mümkün olmayacak. İşimiz, sosyal yaşantımız ve özel hayatımızı birbirinden ayırmak zorlaşmaya başlayacak. Beyinlerimiz çok daha fazla bilgi bombardımanına tutulacak. İşyerinde olalım veya olmayalım, gün içerisinde iş bağlantılı sorumluluklarımız artacak. Bugün içinde bulunduğumuz koşullar henüz çok kesin konuşmayı mümkün kılmasa da en çok 5 ya da bilemediniz 10 yıl zarfında bildiğimiz anlamda mesai kavramı en azından beyaz yakalılar için ciddi bir dönüşüme uğrayacak. Peki ya sizce geleceğin mesai kavramı neye benzeyecek? Beyinlerimiz birer bilgisayar olmadığına göre giderek artan bilgi yükünü nasıl kaldıracak?

Kaynak: Ömür Dikmen – sosyalmedya.co

Kategori Haberler, Sosyal MedyaYorum (0)

Patronlar bu siteleri sevmiyor!


Büyük firmalar personelin çalışma saatleri içinde sosyal ağlara takılıp kalmasını önlemek için bazı sitelere erişimi engelliyor.

 

Sanal alemde insanın ilgisini çeken ve işteyken dikkatini dağıtan çok malzeme olduğu bir gerçek. Bu yüzden pek çok firma, çalışanlarının gün içinde internette fazla zaman geçirmesinden pek hoşlanmıyor. Çareyi de personelin çıkmak bilmediği bazı siteleri yasaklamakta buluyor.

Son araştırmalar özellikle sosyal ağların çalışma saatleri içinde ciddi işgücü kaybı yarattığını gösteriyor. Huffington Post internet sitesinin yayınladığı OpenDNS 2010 Web Filtreleme Raporu’na göre ‘zaman öldürücü’ site kategorilerinde sosyal ağları çevrimiçi oyun siteleri izliyor.

OpenDNS’in Top10 listesine göre firmalarca iş saatleri içinde en çok bloklanan 10 site şöyle:

1. Facebook
2. MySpace
3. YouTube
4. Ad.Doubleclick
5. Twitter
6. MSN Hotmail
7. Orkut
8. Ad-Yieldmanager
9. Meebo
10. eBay.com

Akşam Gazetesi

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)