Etiket arşivi | "Ufuk Tarhan"

“E-skilled”li insan!


2008′in en popüler konferans ve iletişim konusu şuydu: Krizden nasıl çıkılır, kriz 2009’da biter mi? Ve bir de tabii kriz ne zaman geçer, sorusuydu. 2009’un konularıysa yine paraleldi: Kriz bitiyor mu? Bizi teğet geçti ama diğer ülkelere ne oldu, gibi sorulardı.

2010’da ise Sosyal Medya, Pazarlama ve yılsonuna doğru da “Dijital”, “Fütürist” gibi kelimeleri sıklıkla duyar olduk ve bu konular hakkında söylemler yükseldi. Her 5 kelimeden birinde muhakkak ‘gelecek’ yer almaya ve gözler geçmişten geleceğe dönmeye başladı. Girişimcilik ve özellikle de internet girişimciliğine ilgi çok arttı.

2011/2013-Tıkır Tıkır Gelecek

2011’de ise hep dijitalleşmeyi konuşacak ve dijital stratejiler, uygulamalar geliştireceğiz.
Dijital işlere, dijital insanlara dönüşüm en öncelikli, hayati konu olacak.

2012’de de 2011′de akıllıca hazırlık yapanlar maaşlı sistemden, kontratlı modellerde iş görmeye doğru geçiş yapabilecekler. Pek çok kişi kendi işini kuracak ya da bu yolda ilerleyecek.

2013’de, 2011 ve 2012 yi saz çalarak geçiren Ağustos böcekleri, önceki çağın hızlı-büyük balıkları, mor inekleri; işsiz kalacak, bunalacak ve sonunda yeniçağda e-işe yaramak için e-beceri, e-yetkinlik geliştirmek için tıkır tıkır tıklayarak, yeniden öğrenmeye, bildiklerini dijitize ederek geliştirmeye, tıklara dönüştürmeye başlayacaklar.

Neymiş, ne olmuş?

2008’den bu yana, (hatta 2007’den bu yana) hem M-GEN’de yaptığımız işlerle, hem Fütüristler Derneği’ndeki faaliyetlerimizle dikkat çekmeye çalıştığımız noktaya şimdi geldik;

-Girdiğimiz türbülans; aslında kriz deyip, anlatılabilecek bir şey değildi. Yeni bir çağa geçmenin doğum sancısı, yeni bir çağa başlamanın, evrimin, dönüşümün işaret ve etkileriydi.

-İnternet ve GSM’den sonra, Nano ve Genetiğin dönüşüm tetikleyicisi olacağının sinyalleriydi.

-Oyun yeni sahası olan bulutta; kurallar, kaleler tam da kurulmadan, oyuncular, takımlar hazırlanamadan başladı bile!

Haydi rast dijit gele!..

Nereden belli ?

-Şimdiden doğru-yanlış, güzel-çirkin vs. diye kabul ettiğimiz her şey; açık ara farklılaştı. Paradigmalar altüst oldu. “Home Office” modeli ile dalga geçenler daha yeni, Siemens’in tüm çalışanlarının üstelik en bürokrat şehir Ankara’da (200 kişi) Home Office’e geçtiğini okudular.

-Bugüne kadar hayatımızda olmayan, ‘yok canım o kadar da olmaz, daha gelmez, kabul edilemez!’ dediğimiz pek çok kavram, ürün, hizmet, iş modeli, meslek, buluş, durum; ışık hızıyla normalimiz haline getirmeye başladı.

-Artık her tür iletişimin içindeki en popüler deyiş, arayış; ‘Fütürist’e dönüştü.

-En hızlı değişen ise bizatihi ‘Hız’ın kendisi. Eskiden hızlı dediğimiz şeyler şimdi yavaş kaldı.

-Eskinin 10 yılı 5’e, 5 yılı 2 yıla indi. Her şey, herkes; Işık hızında ‘exponansiyel–misli misli’ katlanan bir devinimde hareket ediyor.

-‘Şeyler’ nasıl olup, bittiğini anlamadan; pat diye yeni gerçeğimiz haline geliyor.

-Bu bana uyardı, uymazdı, diyemeden kullanmaya, almaya, onunla-içinde yaşamaya başlıyoruz. Facebook 2006’da, Twitter 2008′de hayatımızda yoktu! Lady Gaga da, Wikileaks de… Bunları şunun şurasında 2 yıldan az bir süre içinde ne kadar benimsediğimize bakın!

-Farmwille’de bahçe sulamadı diye kocasını boşamaya kalkanlarımız, Super Mario tepeye atlayamadı diye histeri krizi geçiren 5 yaşında Zehra’larımız, iPad’de oyun oynayan 2 yaşında bebelerimiz, Facebook’u kapalı diye bütün gün şirkette somurtan çalışanlarımız, evde internet yok diye internet kafeden eve gelemeyen aile fertlerimiz, twitter’da yazdıkları yüzünden işten atılan, dava açılan insanlarımız var.

-Facebook, MSN ve İnternet kullanımında, yani bulut bilişimi denen yeni AVM’lerde en çok dolaşanlar; Türkler. Ülkemizde 32 Milyon internet kullanıcısı var. Oran yüzde 44.

Hızlı-Büyük Balıklar, Mor İnekler Out!

Şimdi e-becerikli, Dijital İnsan zamanı!

Dijital Çağda; Paraya giden yol, bizi seven, bizden bir şey almak, bizimle paylaşmak isteyen toplulukların kalbinden geçecek.

Kalbe götüren yol > İnternet,

Yoldaki araç > Web, blog, sosyal medya, kısacası dijital  varlığımız, uygulamalarımız,

Yakıt > İçerik, yaratıcılığımız, tutkumuz, bilgimiz, değerlerimiz,

Varış noktası > Vizyon (hangi topluluğa, hangi ürün-hizmet ile nasıl?),

Yardımcı > Yol haritası, navigatör (Gelecek Planı).

-Buna göre, anlamak, anlamlandırmak ve hızla Gelecek Planlarımızı yapmak, revize etmek gerekiyor.

-Çalışabilmek, para kazanabilmek için; internette, web ekonomisinde, sosyal medya-paylaşım platformlarında e-becerikli, e-iş gören insanlara dönüşmek şart!

E-becerikli, E-iş gören dijital insanlar;

-Sosyal medyayı akıllı ve sürekli kullanır (dışında olmak söz konusu bile değil artık!) (Facebook, Twitter, Linkedin, Forwsquare, YouTube, Vimeo, Google uygulamaları, vs.)

-Çok net bir mesajı (becerisi, yararı) ve bunu anlatan keyword’leri vardır.

-Çok iyi içerik yöneticisi, internet yazarı (blog) okuyucusu, yorumcusudur.

-İçeriklerinde; az yazı, çok görsel (Foto-Video), ses kullanır.

-Ne diyecekse 140 karaktere, 1 dakikalık videoya sığdırabilir. Hem de bunu eğlenceli yapabilir.

-Metinlerine, sunumlarına, blog’una fotoğraf, video, ses yükleyebilir, bunları düzenleyebilir

-Sosyal ağlardaki profillerini, blogunu birbirine akıllıca bağlayabilir .

-Api geliştirebilir, tasarlayabilir.

-Deneyim tasarlayabilir, senaryolaştırabilir.

-Takipçileriyle sürekli ve amacı ve keyword’leri ile uyumlu iletişim halindedir. Takipçisi sürekli artar.

-Lap top’undan yaptığı her şeyi mobil cihazlardan da yapabilir.

-‘Bilmiyorum’, ‘bana öğretmediler ki’, ‘haberim olmadı ki’; gibi söylemler, mazeret listesinde bulunmaz. Her şeye ve herkese dijital ortamdan ulaşabilir.

-Şeylerden başka-yepyeni şeyler türetebilecek anlamlandırma yeteneğini geliştirir.

-Şirketim, annem, babam, kocam bana alırsa kullanırım diye beklemez; boğazından keser, parasını akıllı-mobil cihazlara ve uygulamalara yatırır. Anlamaya, kullanmaya başlar.

-Sosyal medyayı küçümsemez (sonra ‘cep telefonu kullanmıyorum, kullanmayacağım’ diyenlerden beter olur!)

-Bol bol bilgisayar oyunu oynar. Çocuklarına, yakınlarına, çalışanlarına da oynatır.

Yeni çağın e-becerikli dijital insanlarıyla, inanıyorum; Gelecek Güzel Gelecek…

Vakit kaybetmeyin, dijitalleşmek için stratejik gelecek planlarınızı yapmaya hemen başlayın!

Yenibiris.com

Ufuk Tarhan

Kategori Serbest KürsüYorum (0)

“İş mülakatlarından kötü kokular geliyor…”


İşte ‘iş mülakatlarından kötü kokular geliyor dedirten örnekler; Seni işten çıkarmaya karar verdik, kıyafetlerin de bize uygun değil!

 

 

Örnek-1- Bir arkadaşım, İstanbul’a yeni geliyor bir PR ajansında işe başlıyor.
Ajans içerisinde biz cemiyetteniz konuşmaları yapılıyor.
Bu arkadaşıma sürekli “kaliteli” giyinmesi için baskı yapılıyor.
Aldığı maaş malum, ek bir aile desteği yok. Olabildiğince iyi giyinmeye çalışıyor.

Sonuç; seni isten çıkarmaya karar verdik, hem kıyafetlerin de bize uygun değil.

Örnek-2

- İş aradığım zamanlar da internet üzerinden de bolca CV yolluyordum.
Telefonla geri dönüş oluyordu. CV im beğeniliyordu fakat görüşmeye gittiğimde
yüz ifadelerinden her şeyi anlıyorsunuz.
Ben başörtülüyüm. Başörtülü çalıştıramayacaklarını ya da
size geri dönüş yapacağız diyerek geri yolluyorlar.
Sonra sonra artık görüşmelere gitmemeye başladım.
Direk arandığımda başörtülü olduğumu söyledim hep.
Neyse sonunda işimi buldum.
Benim ki başörtülüye örnek oldu ama başörtüsü takmadan da
bunu yaşayan çok arkadaşımız var. Maalesef ortalık et pazarı :( ((

Örnek-3

- Şu ara projemden dolayı çok fazla insan, kurum ile görüşmekteyim.
Bu kadar yaygınlaşmış olabileceğini düşünmediğim şeyler duyuyorum.
Bir üniversite Hocamız, iş arama sürecinde olan öğrencilerinden
çok garip şeyler duymaya başlamış ve bana
“…Rica ederim bunları yayın söyleyin dedi”
Dikkat! Nasıl 1 Firma sitesi sizi izliyor…

Örnek-3´e devam > Yani hiç de iç açıcı şeyler değil.
Özellikle “Nasıl 1 firma” gibi bir site var.
Oradaki yazılanları görseniz…
Öyle bir an gelecek ki çalışacak insanı geçin
bu tür firmaların ilanlarına dahi başvuru olmayacak.

İşte gelecek o zaman nizama gelmiş, garip insan ve anlayışların barınamadığı zaman güzel olacak. Projemin yanı sıra ileri zamanlarda bunları yazıya dökmeye çalışacağım. Çünkü hayret verici şeyler. Ben bunun yapıldığı insanlarla, kurumlara üzülüyorum. Çoğu kez kurumun başındakilerin haberi bile olmuyor.

Bu iş yerlerinin kâr edemeyişleri, reytinglerinin azalışının sebebi olarak da, ‘kulaktan kulağa gazetesinin’ önü alınamaz ilerleyişi oluyor.

Hiç hoş değil!

Bunlar kölelik modelinin modern versiyonları sanki…

İnsanlar işsiz, parasız, aç, çaresiz kaldıkça, canları yandıkça duyguları da keskinleşir.

Kızgınlıklar oluşur, kafalar daha çok çalışmaya, çıkış, bazen de öç alma yolları aramaya başlar. Aman dikkat!

Kurum ve kişilerin kendilerine çeki düzen vermesine yardımcı olmak amacıyla, bir dahaki yazımda bu konuyla ilgili bir hukukçu görüşü paylaşacağım.

Her şeye rağmen, ben inanıyorum; Gelecek Güzel Gelecek…

http://www.m-gen.biz/detay.asp?id=1141 / Ufuk Tarhan

Kategori HaberlerYorum (0)

İK’cılarla oyun olmaz! Online yaşam izlerinize dikkat!


İş başarımız; hayat başarımızın ve mutluluğumuzun da en önemli belirleyicilerinden. Bunun için bir işimizin olması, işimiz varsa olabildiğince uzun tutunmamız, ilerlememiz, ücretimiz, yan ödenekler, sosyal haklar, ikramiyeler, primler vb. çok yaşamsal hale geliyor. Hele de krizden sonra… Hele de nesiller arası farklılıklar bu kadar çoğaldıkça… Konu giderek önem kazanıyor, çetrefilli matrix’lere dönüşüyor…
Eğer kendi işimizi yapmıyor, kurumsal alanda, bir şirket ya da organizasyonda çalışıyorsak, kariyerimizle ilgili gelişmelerde üstlerimizin, İK’cıların ve ekip arkadaşlarımızın hakkımızdaki raporları, intibaları en kritik belirleyiciler oluyor.

Performans sistemleri miyadını doldurdu mu?

Çoğu kurumda, insani yanılgıları, ön yargıları ve soyut algıları önlemek için performans ölçme, değerlendirme adı altında çeşitli araçlar kullanılıyor, periyodik görüşmeler yapılıyor. Her sektöre, işe, kişiye göre değişebilen kritik başarı faktörleri, yetkinlikler, stratejiler vbg doğrultusunda mümkün olduğunca sağlıklı, adil sonuçlara ulaşılmaya çalışılıyor.

Uğraşılıyor, uğraşılmasına da doğrusu; son yıllarda performans değerlendirme sistemlerinden memnun ve verim alan ne yönetici ne de çalışan gördüğümü söyleyemem.

Kiminle konuşsak; ‘’Bizde de var, yapıyoruz amaaaa….’’ diye uzayıp giden şikayetler dinliyorum. İK’cılardan da çalışanlardan da yöneticilerden de nasıl pek işe yaramadığını, hatta yanıltıcı ve hem kuruma hem çalışanlara zarar veren sonuçların azımsanmayacak seviyelerde olduğunu anlatan örnekler duyuyoruz. Kısacası benim anladığım; performans yönetiminde galiba işler biraz ‘’Var mı? Var! İşe yarıyor mu? Orası belli değil!’’ tadında yürüyor.

Yeni yöntemler; Online Yaşam İzleri
Sohbet ettiğim üst düzey İK yöneticilerinden sık sık yeni yöntemler duymaya başladım. Hemen hepsi de sosyal ağlar, online oyunlarla ilgili.  Aktarayım, haberiniz olsun. Orada, burada bıraktığınız ‘’online yaşam izlerinize” dikkat edin.

- Hemen tüm İK cılar ve Kurumsal İletişimciler çalışanları sürekli Google’luyor. Hatta bunu düzenli olarak iş program ve tarifine alanlar var. Giderek bu kanallardan kişi ve markalar hakkındaki gözetleme, scan işleri daha sistematik hale getirilecek gibi görünüyor.

- Arama sonuçlarından çalışanların hangi blog, sosyal ağ ve siteleri takip ettiklerine ulaşıyorlar.

- Başta Facebook, Linkedin, Friendfeed, Twitter olmak üzere sosyal paylaşım sitelerindeki, feed ve tweet’leri okuyorlar. Fotoğrafları, videoları, ilgili kişinin arkadaşlarını, yazılanları inceliyorlar.

- Son olarak; Farmville, Texas Hold’em, Knight, World of Warcraft, Travian, Ogame gibi online oyunlarda hakkında araştırma yaptıkları kişilerin oyun stillerine göre kişilik tahlilleri yapıyorlar. Sonuç odaklı mı, dağınık mı, takım oyuncusu mu, yardımcı mı, verici mi, paylaşımcı mı, saldırgan mı, korkak mı, risk alabiliyor mu, atak mı, yaratıcı mı, verimli mi, dürüst mü, kaypak mı? Gibi pek çok açıdan çıplak bilgi edinebiliyorlar.

Aman bir kazaya uğramamak için internette dolanırken dikkatli, daha özenli olun… ‘’Aaaa haberim yoktu!..’’ olmasın sonra!

Bu tür uygulamalara dair paylaşımlarınızı, düşüncelerinizi bekliyorum.

Ufuk Tarhan – M-Gen

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Özgeçmiş Out! Özgelecek In!


Bir insanın yüreğini ve aklını anlamak için, başardıklarına değil, istediklerine bak. (Kahlil Gibran)

Klasik CV ile iş bulmak, doğru kişiyi seçmek miyadını doldurdu!

En detaylı yazılmış CV, resume, özgeçmiş dahi farkınızı fark ettirmeye yetmiyor.

Arz-Talep dengesi fena halde bozuk, iş arayan yetenekli-yeteneksiz insan çok, işe alan az.

İş arayıcıların tiradı > ‘’Bir sürü yere CV yolladım, cevap bile vermiyorlar!’’ (Verseler de otomatik yanıt olacak. Kafana bunu değil, fark yaratmak ve edilmek için ne yapman gerektiğini tak…)

İşveren adına seçicilerin isyanı > ‘’Ne bu kardeşim, hepsi aynı! Daha kendi CV sini doğru, farklı, yaratıcı hazırlayamıyor, işe nasıl değer katacak bunlar? İşin yoksa deli pösteki sayar gibi uğraş dur… ‘’ (Kendi de muhtemelen daha çırak olan ey İK’cı; el insaf! Biiir; işin o, ikiii; muhtemelen senin de pek matah bir CV’in, hatta Allah bilir; ‘’çıkar seninkini bakayım’’ desek, güncel resumen yoktur…)

Yeni fikirler, yaratıcı iletişim yolları bulmalı, olmalı!

Her şeyden önce kafanızdaki ‘’işe alınmanızı sağlayacak dokümanı, ezbere, başkalarına benzeterek, copy-paste yapmak’’ takıntısından kurtulun. Beyninizin bu merkezini resetleyin!

Hazırlayacağınız materyal (bakın, doküman demiyorum!) sizi, projenizi satmaya dönük, kısa, yalın, odaklı ve siberçağın buluştuğu mecralarda olmalı.

Ürün ‘’SİZ’’ olduğunuza göre; sizi ve yapabileceklerinizin geçmişini, vaadini değil, gelecekteki katkısının tarifini yansıtmalı.

Şu anda ürünler ve hizmetler nasıl uyduruk broşürlerle satılamıyorsa, sizi de bu şekilde bir anlamda CV denen basmakalıp kişisel kataloğunuzla almazlar, almayacaklar.

Ne yapmak istediğinizi, ne işe yarayacağınızı, becerilerinizi, gelecekte neler yapmak istediğinizi, karşınızdaki kişi ya da kurumlara çok net, eğlenceli, heyecanlı, çoşkulu aktarabilmelisiniz. Onu gören sizi işe almak için değil, ‘’sizinle iş birliği’’ yapmak için heves duymalı.

Unutmayın, artık herkes kendinin patronu! İster bir kurum çatısının altında, ister kendi işini yapıyor olsun; herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda.

Hiç bir kurumun, müdürün, çalışanın, patronun, kimseyi taşıyacak, kaşıyacak, yukarı çekecek, aşağıdan itecek hali ve kaynağı yok! Bu tür beklentilerinizi sıfırlayın!

Yeriniz dar değil aslında! İstediğiniz kadar oynayabilirsiniz!

Kendininizi ve beceri/lerinizi, odaklı bir alanda, fayda sağlar hale getirin ve onu da yaratıcı biçimde sunun.

Buyurun teknoloji de emrinizde:) Kendi kısa filminizi bile yapabilirsiniz. Her şey mümkün…

Sevgili Tunç Kılınç şahane şeyler yazmış, göz atmalısınız. Ondan seçtiğim ilginç kişisel tanıtım örneklerinden bazıları aşağıda, bakın, esinlenin;

İlginç CV örnekleri

- 1984’te bir Fransız genci, müzikli, şarkılı animasyon ile kendini anlatmış, kısa sürede yüzlerce firmadan teklif alıp, Microsoft’unkini kabul etmiş. Buradan bakabilirsiniz

- Yaratıcı Direktör Alexis’in kendini anlattığı sitesi

- Google arama motoru formatında bir CV

- Ali Poyrazoğlu söyleşisini aktardığım yazımda Turkcell’e giren Özlem’i de okumanızı öneririm.

- 25 Yaratıcı CV Örneği için lütfen buraya tıklayın

Kendinizi anlatırken fark yaratmak için olmazsa olmazlar;

- Özgeçmiş değil, ÖZGELECEK oluşturmalısınız. Nasssıl???

Onu da siz bulacaksınız. Zaten işi de öyle kapacaksınız:)

- Fütürist bakabilmelisiniz. Mutlaka gelecek planınız olmalı. Plan zannettiğiniz ‘’dilekleriniz’’ değil!

- Mutlaka kişisel marka ve sürdürülebilir üretgenlik stratejiniz olmalı

- Mutlaka bu plan ve stratejilerinizi yansıtır biçimde Internet, web üzerinde var-olmalısınız (Web, Blog, Sosyal Ağ)

- Çekici görsellik, duygusallık kullanmalısınız (Foto, karikatür, video, animasyon, şarkı, türkü… vbg)

- Kısa-öz yazmalı, konuşmalı, aktarmalı, sunmalı ve bunu hep böyle yapmalısınız

- Internetteki kişisel izleriniz, yazışmalarınız, masum-geyik muhabbetleriniz en az karbon ayak izi kadar önemli ve etkili:) Google’daki izlerinize, sosyal ağlardaki görüntünüze dikkat etmeli, kendinizi daima izlemelisiniz

- Farklı, değişik, dikkat çekici olacağım diye saçmalamamalısınız!

- Böyle yazılar okuyorsanız, ilk adımı atmışsınız demektir. Üşenmeden, yılmadan ilerlemelisiniz:)

- Aşağıdaki gibi örnekler size ‘’buyyyuruuuun, hoşgeldiniz aramızaaa’’ dedirtebilir.

Ajda’nın şarkısını (hafif modifiye ederek) hatırlatırım; ‘’Ya sonra? Ne yaparım ondan sonra?’’ yı düşünmelisiniz:)

Haydi millet! ÖZGELECEK hazırlayıp, Geleceği Güzel Getirtmeye

Ufuk Tarhan / www.m-gen.biz

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (1)

Gelecekte İş ve Çalışma Modelleri


Yeni iş modelleri belirlendi, ama önce kafaları resetlemek lazım…

Artık tek bir yerden ücret alarak, maaşlı çalışmak out!

Halen işi olanlar doymuyor, olsa da sürekliliği garanti değil, olmayanlar ise zaten yok!

Bundan sonra; ‘’iş çeşitliliğini arttırmak’’, ‘’yeni alan, konu, kendi işini yaratmak’’ para kazandıracak.

Bir konuda uzman olan, fark ve benzersiz değer üreten; bunu, tek bir yere ücretle vermeyecek de pek çok yere esnek zamanlı, kontratlı, proje bazlı, saatlik, günlük, aylık, yıllık, dönemsel vbg modellerle satacak.

Ev ofis, ortak ofis, geçici ofis, sanal ofis, her-yer ofis,

Sturbucks, kısacası elveda ofis denecek ve yeni çalışma mekanları, beynimizin içi, yüreğimizin derinlikleri, buluşçuluk kapasitemiz olacak.

Kısacası şimdi artık, küçük, bireysel girişimcilik, ekmeğini taştan değil ama internetten ve hizmet sektöründen çıkarmak zamanı.

Bunları yaparken de gelişmiş teknoloji algısı, bilgisi, kullanım düzeyi, İngilizce, yaratıcılık, projecilik, gözlemcilik, sürdürülebilir, rasyonel iş bitiricilik şart!

Bu şartlar aslında ister kendi işinizi yaratın, isterseniz de hala kurumsal alanlarda kalabilen, kalmak isteyenlerden olun, gelecekte başarının tartışma kabul etmeyen zorunlulukları.

İş Bankası reklamını iyi analiz edin

Bir ATM şubesi;insanlı şubelerle nasıl aşık attığını, en az onlar kadar hatta onlardan daha verimli çalıştığını anlatıyor´´. Arçeliğin Çeliği, Vestel’in Robotu evimizin sevimli, becerikli çocukları gibi algılanır oldu. Ya cep telefonlarının hallettikleri? Bunlar birer reklam olmanın ötesinde, bangır bangır ve hızla gelen yenidünyanın, geleceğin iş, para kazanma düzeneklerinin en somut ve tartışılmaz işaretleri…

Tüm bu işaretlerdeki robotlar, akıllı sistemler; ´´yanınızda yer açın veya siz çıkın gidin biz geliyoruz´´ diyor…

Nereye gideceksiniz? Ne yapacaksınız?

Kendinizi hali hazırdaki işinizde veya dışarda hala talep edilen, bir değer ifade eden hale nasıl dönüştürecek, gelişeceksiniz?

İster bir kurumda çalışın, ister iş arayın bir an önce bu gerçeklere göre kendinize yeni vizyonlar oluşturup, gelecek planlarınızı yapın. Kendi kişisel senaryolarınız üzerinde çalışın ve tıpkı iş projesi yapar gibi kendi yaşam projenizi oluşturmalısınız. Vakit kaybetmeden… Daha vakit var, elle gelen düğün bayram demeden…

İşte gelecekte her kapıyı açacak temel mottonuz;

Paralel kariyer, yeni kariyer, ömür boyu kariyer geliştirerek, ticatlarımla, ticanet yaparak, glocalization prensipleriyle, webolution geçirerek, sürekli öğrenerek, mültidisipliner düşünerek, sosyal ağ üyesi bir türetici olarak faaliyetlerime devam edecek, parlayacağım…

Yukarıdaki cümlenin Türkçe meali;

Klasik iş tariflerine bel bağlamayıp;
kendimi, hayat amaçlarımı, yetkinliklerimi, gelecek trendlerini iyi analiz ederek,
ne işe yarayıp, ne değer üretebileceğimi belirleyecek ve
bu alan için hali hazırda bir işim olsa bile
sistemli ve disiplinli bir şekilde geleceğimi hazırlayacak,
değişip, dönüşerek,
gelecekte geçer akçe olacak faaliyetler, buluşlar geliştireceğim.

Bu çabalarımıı ve buluşlarımı
yerel-küresel ihtiyaçları göz önüne alarak,
internet üzerinden, web tabanlı iş modelleri ile geliştirecek,
her alanı göz önüne alarak,
kendim gibi olanlara ve daha büyük yapılara satacak,
değer ve para kazanıp, kazandıklarımı paylaşacağım.

Tüm bu gelişmelerle Gelecekle Gelecekler;

- Her alanda servis, hizmet sektörü gelişecek. Servis hizmetleri kişiselleşecek. Kişisel koçluk ve asistanlık artacak.

- Her alanda, free lance, saate, sayfaya, projeye, döneme vs. dayalı parçalı, esnek zamanlı, hizmetler, danışmanlıklar çoğalacak.

- Birden fazla konuda, birden fazla şirkete, kişiye hizmetini, becerisini istediği kadar, istediği zaman, istediği yerden kiralamak, satmak normal ve bağımsız danışmanlık daha çok tercih edilen olacak.

- Kişisel marka olmak, belirli alanlarda uzman, en iyi bilen olarak isim yapmak daha da önem kazanacak.

- Elli yaş üstü danışman, yarı zamanlı, kontratlı olarak artan oranda iş hayatına katılacak

- Emeklilik kavramı ortadan kalkacak. Herkes, her yaşta becerisiyle uyumlu her alanda iş yapabilecek. İnsanlar isterlerse ömür boyu çalışıp, eğitim alabilecekler

- Şirketlerin merkezi satış departmanları küçülecek. Saha satışları bağımsız bireysel doğrudan pazarlamacılarla network marketing modelleri ile yapılacak. Her türlü ürün ve servis bu yolla satılacak.

- Vasıfsız ya da düşük vasıftaki işçiler (gömleksiz kalanlar) işsizlik sigortaları, filantropi kuruluşlarının fonları ile yaşarken, onların yaptıkları işlere dahi sıradan üniversite mezunu işçiler geçecek.

- Bilinen, klasik sanayi işletmeleri dünya devleri tarafından alınacak, orta ölçekte, yerel sanayici olarak devam etmek mümkün olmayacak.

- Küçük Yerel Kişisel işler, hizmetler, değerler önem kazanacak, örgütlenecek. Bunlar devasa dünya şirketlerine kontratlı, fason işler yapacaklar

- Kadınlar iş piyasalarındaki etkinliklerini arttıracaklar. Kadınların bilime, teknolojiye ilgisi, bu alanlara katkıları, başarıları artacak.

- Teknoloji ve İngilizce öğreten işler, alanlar gelişecek

- Her yerden iş yapılabileceği için bedensel engellilerin iş hayatına katılımında da bir artış gerçekleşecek.

- Üniversitede çift dal kaçınılmaz olacak. Psikoloji ve ya Hukuk her meslek için olmazsa olmaz alanlar haline gelecek.

- Kişisel girişimcilik artacak, herkesin fatura kesebileceği bir vergi numarası olacak.

- Sanal Bulunma ( Presence) diye bir kavram gelişecek. Aynı anda 3 boyutlu olarak bir kaç yerde birden bulunmak mümkün olacak.

- Eğitim modelleri değişecek. “Yeni Eğitim Uzmanları” oluşacak. Internet üzerinden özel ders verme yaygınlaşacak.

Ufuk Tarhan / www.m-gen.biz

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)