Etiket arşivi | "ülker"

Sosyal Sorumluluk Projeleri Hem Topluma Yarıyor Hem de Şirketlere


Sosyal sorumluluk projeleri şirketlerin marka bilinirliğini artırmadaki en önemli kozlardan biri haline geldi. Kimi okul açıyor, kimi diş fırçası dağıtıyor, kimi tarihe saygı gösteriyor, kimi ise kansere savaş açıyor. Bundan hem toplum hem de şirket fayda sağlıyor.

Küresel rekabette daha büyük pazar payına ve marka bilinirliğine ulaşarak rakiplerinin bir adım önüne geçmek için büyük bir mücadele veren şirketlerin son dönemdeki gözdesi sosyal sorumluluk projeleri. Sosyal sorumluluk projeleri şirketlerin marka bilinirliğini artırmadaki en önemli silahlarından biri haline geldi. Kimi okul açıyor, kimi diş fırçası dağıtıyor, kimi tarihe sahip çıkıyor, kimi ise kansere savaş açıyor…

Şirketlerin birbiri ardına hayata geçirmeye başladığı sosyal sorumluluk projeler öyle bir boyuta ulaştı ki bu alanda yapılan harcamalar artık bilançolarda milyon dolarlık kalemler olarak yerini aldı.

Türkiye’de aralarında Zorlu Holding, Koç Grubu, Sabancı Grubu, Turkcell, Sanko Holding gibi büyük şirketlerin de aralarında bulunduğu birçok firmanın sosyal sorumluluk projeleri bulunuyor. Şu anda üzerinde çalışılan sosyal sorumluluk projelerinin sayısı ise 100′e yakın.

Türkiye’de sosyal sorumluluk projelerinin ulaştığı boyut resmi olarak bilinmese de tahminler 750 milyon ile 1 milyar dolar civarında olduğu yönünde.

Günah çıkarma mı?

Sosyal sorumluluk kavramı 1980 sonrası daha sık kullanılmaya başlansa da geçmişi 1950′lere kadar dayanıyor. Bir İngiliz düşüncesi olarak ortaya atılan kavram, daha sonra OECD’ye üye ülkeler tarafından geliştirildi. Bugün, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere Avrupa Birliği (AB), Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanan bildirilerde (OECD Guidelines, EU Principles Brussels, UN Global Compact) sık sık öneminden bahsediliyor. Ancak firmaların gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerine yönelik “şirketler kepçeyle aldıklarını kaşıkla veriyor” ya da “günah çıkarıyorlar” eleştiriler de mevcut.

Yapılan bu eleştirilere katılanlardan biri de ünlü iktisatçı Milton Friedman. Friedman, 1970 yılında New York Times’da yazdığı bir makalesinde şirketlerin sosyal sorumluluk projelerini karlarını artırmak için yaptığına dikkat çekiyor. Friedman’a göre, sadece insanlar sorumluluk sahibi. “Kurumlar yapay bir insan olduğu için sorumlulukları da yapaydır. Şirketlerin de bütün olarak, böyle belirsiz bir konuda sorumluluk sahibi olduğu söylenemez” diyor.

Şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri AB Komisyonu’nun da üzerinde durduğu güncel konulardan biri. Bu konuda Lizbon’da strateji çiziliyor ve ülkeler de mevzuatlarını buna uygun hale getiriyor. “The Green Paper” adı verilen bu çalışma kapsamında kurumlar mali performanslarının yanı sıra, çevre ve toplum için yaptıkları açısından da raporlanacak.

Markaya değer katıyor

Sosyal ve sorumluluk kelimeleri ilk okunduğunda toplumsal ya da topluma dair bir ifadeyi çağrıştırsa da bir o kadar markaya katma değer sağlıyor. Çevreden, eğitime, sağlıktan yoksulluk problemine kadar geniş bir alanda projeler, çok uluslu şirketlerde uzman danışmanlar eşliğinde seçiliyor, markaya neler kazandıracağı, satışları ne kadar artıracağı hesaplanarak hayata geçiriliyor.

Sosyal sorumluluk projeleri, Türkiye’de de özellikle son yıllarda büyükten küçüğe birçok firmanın literatürüne ve bütçe kalemlerine girmiş durumda. Bunlar çok geniş ölçekte uygulanan ve büyük miktarlar ayrılarak yapılan projelerden daha yerel ve bölgesel projelere kadar uzanıyor. Bu kadar geniş kapsamlı uygulanan projelerin giderleri ve reklam harcamaları da bir o kadar büyük. Öyle ki, bazı projelerin reklam ve tanıtım harcamaları projenin esas maliyetinin çok üstüne çıkabiliyor. Uzmanlara göre Dünya Bankası, OECD, IMF gibi kurumların sosyal sorumluluk çalışmalarına verdikleri önemin artması ve bunu hemen hemen her raporlarında dile getirmesi şirketlerin bu alana yapacakları yatırımları da artıracak.

Eğitim ve sağlık gözde

Türkiye’de de şirketler sosyal sorumluluk projelerinin şirketlerine ve markalarına katacağı değeri ölçmek için çeşitli araştırmalar yapıyor. ERA Research & Consultancy Kurucu Ortağı Elvan Oktar, yaklaşık 3 yıldır sosyal sorumluluk projeleri ve bu projelerin kamuoyu nezdinde algılanmasının ölçümlenmesi konusunda çeşitli araştırmalara ve çalışmalara imza atıyor. Oktar, şirketlerin en fazla “A firması çok az bütçeli bir sosyal sorumluluk projesi yapıyor, bizim firmamız onun 2 misli para harcıyor, nasıl oluyor da A firması sosyal sorumluluk alanında daha başarılı bulunuyor?” sorusu ile karşı karşıya kaldığını söylüyor.

Oktar, “Sosyal sorumluluk projelerinin kamuoyu nezdindeki etkisi birçok dış faktörle de bağlantılı. Burada etkin olan sadece projenin tasarımı ya da ayrılan bütçe değil. En önemli faktör ise doğru tanıtım” diyor.

Sosyal sorumluluk faaliyetlerinin toplumsal duyarlılıklarla da paralel olması gerektiğini belirten Oktar, şöyle “Kamuoyunu ilgilendiren ve eğitim, sağlık gibi ihtiyaç duyulan bir proje üzerinde çalışıldığı takdirde markaya getirisi daha fazla oluyor” diyor ve ekliyor, “Aksi takdirde çok yüksek bir geri dönüş beklemek doğru olmaz.”

Oktar’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise sosyal sorumlulukta sürdürülebilirlik… “Sürekli olmayan bir faaliyet ne kadar önemli olursa olsun zaman içinde unutulacaktır” diyen Oktar, sosyal sorumluluk faaliyetlerinin şirketlerin iş alanıyla bağdaştırılması gerektiğine de dikkat çekiyor.

Yaptığı araştırmada Türk halkının sosyal sorumluluk projelerine duyarlılığının her geçen gün arttığı sonucunun çıktığını söyleyen Oktar, şöyle devam ediyor:

“Halkın yüzde 75′i kurumların sosyal sorumluluklar konusunda tanıtım yapmaları gerektiği görüşünde. En başarılı bulunan sosyal sorumluluk projeleri ise genellikle eğitim ya da sağlık alanında. Bu da toplumsal sorunların başında bu iki konunun olmasından kaynaklanıyor. Toplum firmalardan en fazla eğitim ve sağlık konularında projeler bekliyor.”

Hüsranla sonuçlanan projeler

Topluma sağlayacağı faydanın yanı sıra hayat geçirilirken markaya neler kazandıracağı, satışları ne kadar artıracağı da hesaplanan sosyal sorumluluk projeleri, her zaman istenilen sonuçları vermiyor.

Almanya piyasasında hem ucuz markalarla mücadele etmeyi, hem de üçüncü dünya ülkelerinde yaşayanlara yardım etmeyi amaçlayan Kellogg’s'un hayata geçirdiği proje gibi… Uluslararası şirketlere sosyal sorumluluk danışmanlığı yapan Marjorie Thompson, bu noktada şekerleme üreticisi Cadburry’nin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesine dikkat çekiyor. Thompson’a göre, Cadburry’nin çikolata tüketimini artırmak için okullardaki basketbol turnuvalarına sponsor olması başarısız örneklerden biri. ABD’deki tüketici dernekleri, çocukların yedikleri çikolatanın kalorisini yakmak için 4 saat boyunca basketbol oynamaları gerektiğini ortaya çıkarınca sonuç hüsran olmuş.

Uluslararası şirketlerin hayırseverliği

Phillip Moris: 2005 yılında 70 farklı ülkede toplam 28 milyon dolardan fazla yardımda bulundu.

2005 yılında 70 farklı ülkede toplam 28 milyon dolardan fazla yardımda bulundu.Coca Cola: Şirket, 2005 yılında toplumsal yatırım programları kapsamında 76 milyon dolarlık harcama yaptı.

Şirket, 2005 yılında toplumsal yatırım programları kapsamında 76 milyon dolarlık harcama yaptı.Microsoft: Geçtiğimiz yıl çeşitli ülkelerdeki sosyal sorumluluk projelerine 40 milyon dolar aktaran Microsoft, kar amacı gütmeyen 5 bin organizasyona 224 milyon dolar değerinde bilgisayar yardımında bulundu.

Geçtiğimiz yıl çeşitli ülkelerdeki sosyal sorumluluk projelerine 40 milyon dolar aktaran Microsoft, kar amacı gütmeyen 5 bin organizasyona 224 milyon dolar değerinde bilgisayar yardımında bulundu.Gilette: 5 milyon dolara Kanser evleri kurdu.

5 milyon dolara Kanser evleri kurdu.Türkler en çok eğitim projesi istiyor

Metro Grup’un desteği ile 2005 yılında Strateji GFK Araştırma Şirketi’nin yaptığı bir araştırmaya göre Türk halkı en çok eğitim alanında sosyal sorumluluk projeleri yapılmasını istiyor. 20 ilde 15 yaş ve üzeri bin 335 kişi ile görüşülerek yapılan araştırmada görüşme yapılan kişilerin yüzde 29,9′u şirketlerin eğitim ve öğretime yatırım yapmasını istiyor.

Sağlık ve sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi gerektiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 20,7. Görüşme yapılan kişilerden yüzde 11,9′u çevreye, yüzde 9,1′i hayır işlerine, yüzde 7,2′si çalışanlara, yüzde 4,7′si insan haklarına yönelik yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor.

Araştırma, dünyada yükselen bir kavran olan “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” çalışmalarının Türkiye’de nasıl uygulandığını ve halkın şirketleri hangi çalışmalarla özdeşleştirdiğini de ortaya koydu. Buna göre; Sabancı Holding, Koç Holding, Turkcell, Sanko Holding, Arçelik, Vestel, Ülker, Has Holding, Tofaş ve Doğan Yayıncılık eğitim ve öğretime verdikleri destekle anılıyorlar. Sağlık, çevre, spor, sanat, tüketici bilinci, çalışana destek, iş ahlakı, insan hakları” gibi “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” konularının hepsinde başarılı görülen şirketler ise sırasıyla şöyle: Sabancı Holding, Koç Holding, Arçelik, Sanko Holding, Ülker, Turkcell, Vestel, Beko, Eczacıbaşı, Bosch, Doğan Holding.

Türkiye’de önde gelen sosyal sorumluluk projeleri

Turkcell

Kardelenler-Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları: Ailelerinin maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sağlanıp genç kızların meslek sahibi ve ufku açık bireyler haline gelmeleri amaçlanıyor. Bu doğrultuda Türkiye genelinde 5 bin kız öğrenciye öğrenim bursu sağlandı.

Ailelerinin maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sağlanıp genç kızların meslek sahibi ve ufku açık bireyler haline gelmeleri amaçlanıyor. Bu doğrultuda Türkiye genelinde 5 bin kız öğrenciye öğrenim bursu sağlandı.Doğan Holding

Aile İçi Şiddete Son

Kadınlar ve çocuklara karşı aile içindeki şiddet uygulamalarını sonlandırmayı amaçlıyor. Kampanyanın en önemli ayaklarından birini bir eğitim projesi oluşturuyor. Şehirleri semt semt dolaşan eğitim otobüsleri, binlerce kadın ve erkeğe eğitim veriyor. Büyük bir gönüllü topluluğu ise, kadınlara şiddete maruz kaldıklarında yapmaları gerekenleri, başvurabilecekleri yerleri anlatıyor.

Baba Beni Okula Gönder

Milliyet gazetesinin kız çocuklarının okula kazandırılması amacıyla başlattığı proje kapsamında şu anda öncelikli olarak 19 ilde çalışmalar yürütülüyor. Bu illerde kız yurtları yapılıp, kız çocuklarına eğitim bursları sağlanıyor. Kız çocuklarını okula göndermek istemeyen ailelerin ikna edilmesine çalışılıyor.

Koç Holding

-Ülkem İçin

Bu projesi ile, engelliler için çocuk parkı yapmak, okul tadilatına, laboratuvar kurulumun, bilgisayar bağışına ve kütüphane yapımı gibi bir çok sosyal sorumluluk projesi, Koç Topluluğu bayilerinin gönüllü katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Topluluk şirketleri, çalışanları ve bayileri 81 ilde250′ye yakın sosyal sorunluluk projesi gerçekleştirdi.

ile, engelliler için çocuk parkı yapmak, okul tadilatına, laboratuvar kurulumun, bilgisayar bağışına ve kütüphane yapımı gibi bir çok sosyal sorumluluk projesi, Koç Topluluğu bayilerinin gönüllü katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Topluluk şirketleri, çalışanları ve bayileri 81 ilde250′ye yakın sosyal sorunluluk projesi gerçekleştirdi.- Meslek Lisesi Memleket Meselesi

Bu kampanya ile başta devlet ve özel sektörün konuya ilgisini çekip mesleki eğitimin özendirilmesini amaçlıyor. Kampanya kapsamında çeşitli illerdeki meslek liselerinin alet, teçhizat ihtiyaçları karşılanıyor, öğrencilere Koç Holding bünyesindeki şirketlerde staj imkanı sağlanıyor.

Arçelik

Eğitimde Gönül Birliği

Türkiye genelindeki yatılı ilköğretim bölge okullarından 200 bin öğrenci ve 6 bin öğretmene ulaşılması amaçlanan proje ile öğrencilerin eğitim ve gelişim standartlarının yükseltilmesi amaçlanıyor. Projenin “Gönüllü Aile Birliği Platformu”, “Öğrenci Bireysel Gelişim Programı”, “Öğretmene Destek ve Eğitim Programı”, “Onlar da Çocuktu” ve “Arçelik Eğitim Bursu” gibi alt projeleri bulunuyor.

Aygaz

Dikkatli Çocuk Kampanyası

Okullar ziyaret edilerek ilköğretim çağındaki çocukların yangın, deprem, trafik, ilk yardım ve ev kazalarına karşı bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.

Aygaz Ev Kazalarına Karşı Uyarıyor

Bu sosyal sorumluluk kampanyası, acil vakaların üçte birini oluşturan ev kazaları konusunda halkı bilinçlendirmeyi amaçlayan bir proje. Türkiye çapında düzenlediği seminerlerle ev kadınlarını ev kazaları ve LPG kullanımı konusunda bilgilendirildi. Kampanyanın daha geniş bir kitleye ulaştırılması için, web sitesi ve danışmanlık hattı kuruldu, isteyen herkese gönderilen Ev Kazaları Başucu Kitabı hazırlandı.

Sabancı Holding

Brisa- Farım da Açık Yolum da

Brisa’nın Bridgestone markası ile yürüttüğü bu kampanya, dünyanın en iyi sosyal sorumluluk projesi ödülünü aldı. Trafik kazalarının önüne geçilmesi amacıyla başlatılan sosyal sorumluluk projesi kapsamında, önce İstanbul’da daha sonra diğer illerdeki benzin istasyonlarına gelen sürücülere tek tek gündüz farının yararları anlatıldı. Otomobillerine diğer sürücülere örnek olması için “Farım da hep açık yolum da” yazılı sticker’lar yapıştırılarak bilinç oluşturulması amaçlandı.

Doğuş Holding

Doğuş Otomotiv- Trafik Hayattır

Kampanyasıyla toplumu trafik kurallarına karşı bilinçlendirmeyi hedefliyor. Doğuş Çocuk ve Doğuş Otomotiv, çocukların araç içi can güvenliğinin sağlanması ve ölüm-yaralanma oranlarının azaltılmasını hedefleyen “Arka Koltuk Benim” projesinin devamı olan kampanyada özellikle televizyon reklamlarıyla çocukların arka koltukta oturtulması, kırmızı ışıkta durulması gibi temel trafik kurallarına uymalarını sağlamayı amaçlıyor.

HSBC

HSBC Gönüllüleri Projesi

HSBC Gönüllüleri projesi ile, 3 yılda 30 bin çocuğa ulaşarak farklı ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladı. Yoksul bölgelerdeki okullara bilgisayar, kitap, soba, mobilya yardımının yanı sıra, okulların boya, badana ve tadilat işlerini de üstleniyor. Ayrıca çocuk esirgeme kurumlarındaki kimsesiz çocuklara kıyafet, oyuncak yardımının yanı sıra çocukları tatile, tiyatroya veya yemeğe götürme gibi faaliyetlerle toplumla bütünleşmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Opet

Temiz Tuvalet Kampanyası

Türkiye’de yapılan en uzun soluklu sosyal sorumluluk projelerinden. Proje kapsamında eğitim vermeye devam eden OPET Eğitim Ekibi, yurt genelinde 72 ili gezerek 1 milyon kilometre yol katetti. bin 700 saat eğitimle 300 binin üzerinde kişi doğru ve temiz tuvalet kullanımı konusunda bilgilendirildi.

P&G

Prima Bilinçli Anne Sağlıklı Bebek

Bebeklerin sağlıklı gelişmesi ve büyümesi konusundaki toplumsal bilinci yükseltmeyi hedefleyen proje ile yeni doğum yapmış annelerin bilinçlendirilmesi ve eğitimi, annelerin sağlık hizmetlerine talebinin artırılması, bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılması, erken çocukluk döneminde gelişimin desteklenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanıyor. Bebeklerin doğdukları ilk anlarda hastanede yanlarında olunarak ailelere, bebeklerinin sağlıklı gelişimine yönelik temel bakım ve sağlık bilgileri proje ekibi tarafından yüzyüze verilerek, “Bilinçli Anne Sağlıklı Bebek” eğitim kitapları dağıtılıyor

Avon

Meme Kanserine karşı Bilinçlendirme Mücadelesi

Avon kampanyasının Türkiye ayağını oluşturan çalışmalar sonunda oluşturulan fonlarla devlet hastanelerine mamografi cihazları bağışlanıyor. Kadınlar hastalık ve mücadele yöntemleri konusunda bilinçlendiriliyor.

Kariyerinfo.com

Kategori KSSYorum (0)

2009′un En Gözdeleri


“Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” Araştırması 2009′da ilk defa gerçekleştirilerek büyük yankı uyandırmış, özellikle üniversite gençlerinin şirketlere olan eğilimlerini detaylarıyla yansıtması açısından farklılaşmıştı. Araştırma 2010 yılında da yapılmaya devam edilirken 2009 sonuçlarını hatırlamakta fayda var. Bir yıl aradan sonra öğrencilerin şirket algısının ne yönde değiştiğini böylece daha iyi anlayabileceğiz.

Realta tarafından yapılan, “Türkiye’nin En Gözde Şirketleri” 2010 Araştırması’na hala katılmadıysanız aşağıdaki linklerle araştırmaya ulaşabilirsiniz. Araştırma Mart sonuna kadar devam ediyor!

http://www.engozdesirketler.com/

http://apps.facebook.com/engozdesirketler/

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri 2009

87 üniversitede öğrenimine devam 19 bin 894 öğrenci Türkiye’nin en gözde şirketlerini ve sektörlerini seçti.

Şimdiye kadar tatminkar bir cevap verilemeyen ancak krizle birlikte kritik önemi artan bu sorulara, bağımsız yetenek gelişim şirketi Realta’nın ilk kez bu yıl; 19 bin 894 üniversite öğrencisinin tercihleriyle hazırladığı “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri 2009” araştırmasıyla ışık tutuyor.

1. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE ŞİRKETLERİ

Koç Holding
Sabancı Holding
Türkiye İş Bankası
Türkiye Garanti Bankası
Microsoft
Zorlu Holding/Mercedes Benz
Eczacıbaşı Holding
Doğan Holding
Yapı ve Kredi Bankası
Doğuş Holding

2. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE SEKTÖRLERİ

Holding
Bankacılık / Finans
Bilişim
Otomotiv
Havayolu
Telekom / Haberleşme
İlaç
Gıda
Kargo/Lojistik
İnşaat

3. ÖĞRENCİLERİN EN FAZLA ÇALIŞMAK İSTEDİKLERİ DEPARTMANLAR

Pazarlama
Mali İşler/ Finansman
AR-GE
İthalat / İhracat
İnsan Kaynakları
Bilgi Teknolojileri
Satış
Halkla İlişkiler
Eğitim
Üretim

4. TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE ŞİRKETLERİ

HOLDİNG
Koç
Sabancı
Zorlu
BANKACILIK / FİNANS
İş Bankası
Garanti Bankası
Yapı Kredi Bankası
BİLİŞİM
Microsoft
IBM
Intel
KARGO/LOJİSTİK
UPS
DHL
Fed-Ex
OTOMOTİV
Mercedes
Toyota
Ford
HAVAYOLU
THY
Pegasus
Atlasjet
GIDA
Coca-Cola
Ülker
Nestle
İNŞAAT
ENKA
Limak/Polat
Tepe/Nurol

5. ÖĞRENCİLERİN ÖMÜR BOYU ÇALIŞMA İSTEDİKLERİ ŞİRKETLER

Koç Holding
Sabancı Holding
Türkiye İş Bankası
Mercedes Benz
Microsoft

6. ÖĞRENCİLERİN İLERİSİ İÇİN REFERANS OLARAK GÖRDÜKLERİ ŞİRKETLER

Akbank
Finansbank
Türkiye Garanti Bankası
Çukurova Holding
Doğan Holding

7. GÖZDE ŞİRKETLERİ SEÇEN ÖĞRENCİLERİN TERCİHLERİNİ ETKİLEYEN TEMEL FAKTÖRLER

A. “KURUM KİMLİĞİNİN” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Görsel Kimlik

A8 Logosu / amblemi
A9 Renkleri
A10 Şube/birimlerinin tasarımı
A11 İnternet sitesinin tasarımı
A12 Ürün/hizmetlerinin tasarımı
A15 Çalışanların giyimleri/dış görünüşleri
A16 Yöneticilerin giyimleri/dış görünüşleri

Kurumsal Kimlik

A1 Kurucusunun kişilik özellikleri, benimsediği ilkeler
A2 Misyonu (varoluş nedeni)
A3 Vizyonu (gelecekte ulaşmak istediği nokta)
A4 Geçmişi (geçmişteki olumlu olaylar)
A5 Yönetici ve çalışanları tarafından paylaşılan değerler
A6 Milliyeti (merkezinin bulunduğu ülke)
A7 Yöneticilerinin dünya görüşü

Kurumsal Strateji

A13 Ürün ve hizmetlerinin kalitesi
A14 Ürün ve hizmetlerinin farklı ve benzersiz olması
A17 Hitap ettiği müşteri kitlesi
A21 Girişimci ruhu/yapısı

Rekabetçi Konum

A18 Büyüme hızı
A19 Mali/finansal gücü
A20 Karlılık düzeyi

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

A22 Sosyal sorumluluk anlayışı
A23 Etik (ahlaki) standartları
A24 Çevre politikası

Araştırmada ölçümlenen diğer faktörler
B. “ÇALIŞMA ORTAMININ” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Fiziksel Çalışma Ortamı
Yönetim Stili
Sosyal Çalışma Ortamı

C. “KİŞİSEL GELİŞİM VE KARİYER İMKANLARININ” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

Ç. “ÜCRET VE İŞ GÜVENCESİNİN” ÖĞRENCİ TERCİHLERİNE ETKİSİ

8. GÖZDE ŞİRKETLERİ SEÇEN ÖĞRENCİLERİN TEMEL BİLGİ KAYNAKLARI.

a. “İlan ve Reklamların” öğrenci tercihlerine etkisi
b. “Basında Yer Alan Haber ve Yazıların” öğrenci tercihlerine etkisi
c. “Çevrenin” öğrenci tercihlerine etkisi
ç. “Tanıtım Faaliyetlerinin” öğrenci tercihlerine etkisi
d. “Tanıtım Araçlarının” öğrenci tercihlerine etkisi

9. ÖĞRENCİLERİN İŞ YAŞANTISINDAN BEKLENTİLERİ

10. ÖĞRENCİLERİN TÜRKİYE’DEKİ STAJ UYGULAMALARI HAKKINDAKİ DEĞERLENDİRMELERİ

Kategori Haberler, SektörelYorum (0)

BÖ! 2010


Türkiye’nin ilk ve tek blog yarışması olan Blog Ödülleri, üçüncü kez sahiplerini buluyor! İnternet kullanıcılarını blog yazmaya teşvik etmeyi ve Türk internet sektörüne zengin ve özgün içerikler kazandırmayı hedefleyen yarışma, blog sayfasına sahip olan tüm kişi ve kurumları toplam 16 farklı kategoride ödüllendiriyor. Başvuruların 10 – 30 Mart tarihleri arasında yapılabileceği 2010 Blog Ödülleri’nde dereceye girenler ise 8 Mayıs’ta açıklanacak.

Üçüncüsü bu yıl düzenlenen Blog Ödülleri başlıyor! Başvuruların 10-30 Mart 2010 tarihleri arasında yapılabileceği, kazananların ise 8 Mayıs 2010 tarihinde Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde düzenlenecek ödül töreninde açıklanacağı Blog Ödülleri, bir kez daha tüm blog yazarlarına internetin uçsuz bucaksız dünyasında keşfedilme imkânı sunuyor.

İnternet kullanıcılarını blog yazmak konusunda cesaretlendirmek, bu sayede de Türk internet dünyasına özgün ve zengin içerikler kazandırmak amacıyla 2008 yılından bu yana düzenlenen Blog Ödülleri, internetin hayatımızın içine daha fazla girmesiyle beraber önemli bir iletişim mecrası haline gelen bloglar ile markalar arasında başlayacak uzun soluklu iletişimin çıkış noktası olmayı hedefliyor.

Alpella, Efes Pilsen, FIAT, Garanti Bankası, Hepsiburada.com, Limango, Microsoft, ntvmsnbc, Pegasus Airlines, Reklam Store, Schwarzkopf, Ülker Pötibör Bisküvi ve Vestel gibi Türkiye’nin önde gelen firmalarının kategori sponsoru olarak destek verdiği 2010 Blog Ödülleri bir yeniliğe daha imzasını atıyor. Halk oylamasını esas alan Blog Ödülleri’nde bu yıl,  önceki yıllardan farklı olarak aralarında Asuman Bayrak, Burak Büyükdemir, Bülent Keleş, Çağlar Erol, Fatmanur Erdoğan, Fatoş Karahasan, Hakan Gönenli, Selim Tuncer, Serdar Kuzuloğlu, Şule Özmen, Tuğçe Esener ve Volkan Ekiz gibi değerli isimlerin yer aldığı bir jüri görev yapıyor.

Blog Ödülleri’ni düzenleyen Bloglama’nın kurucularından Eray Endeş, konuyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “İlk defa 2008 yılında düzenlediğimiz Blog Ödülleri, her geçen yıl daha fazla sayıda blog yazarına ulaşıyor. 1435 blogun yarıştığı 2009 yılında 36 binin üzerinde oy kullanıldı. Bu rakamlar, Blog Ödülleri’nin Türk internet dünyası için taşıdığı önemi açıkça ortaya koyuyor. Bu yıl katılımın çok daha fazla olacağını tahmin ettiğimiz Blog Ödülleri, internet dünyasında öne çıkmak isteyenler için önemli bir fırsat sunuyor. Duygu ve düşüncelerini internet aracılığıyla dünya ile paylaşmaktan çekinmeyen herkesi Blog Ödülleri’ne bekliyoruz.”

Dereceye girenlerin 8 Mayıs 2010 Cumartesi günü düzenlenecek ödül töreninde açıklanacağı 2009 Blog Ödülleri aile, kadın, yemek, otomobil, kişisel, hobi, kültür-sanat, reklâm-pazarlama, topluluk, teknoloji, haber-gündem, gezi, moda, spor, iş dünyası ve Windows Live Spaces olmak üzere toplam 16 farklı kategoride dağıtılıyor.

2010 Blog Ödülleri’nin sahipleriyle buluşma süreci şu aşamalardan oluşuyor:

  • 10 – 30 Mart 2010 Başvuruların alınması
  • 31 Mart – 9 Nisan 2010 Başvuruların değerlendirilmesi
  • 10 – 30 Nisan 2010 Oylama süreci
  • 2 – 6 Mayıs 2010 Jüri Değerlendirmesi
  • 8 Mayıs 2010 Ödül Töreni

Yarışmaya ilişkin detaylara 1 Mart 2010 tarihinden itibaren http://2010.blogodulleri.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Marketing Türkiye

Kategori HaberlerYorum (0)

Bu Kez Çaykur’a Değil, Lipton’a Rakip


Yıldız Holding’in, iştiraklerinden Enfes Gıda’nın Almanya’nın pazar lideri çay markalarıyla tanınan Ostfriesische Tee Gesellschaft firmasının sahibi Laurens Spethmann Holding AG & Co. KG (LSH) ile ortaklığa hazırlandığını açıklaması, endüstriyi yakından takip edenler için, aslında sürpriz bir gelişme değildi. Zira Alman şirket bir süredir Türkiye pazarına girmek istiyordu ve arzusu doğrultusunda Oba Çay ile görüşmeleri sürdürüyordu. Fakat o dönemde Oba Çay ve LSH arasındaki ölçek farkı, bu ortaklık için uygun zemin oluşturmuyordu. Ama şimdi Oba Çay, Yıldız Holding çatısı altında ve çatı şirketler birbirine son derece denk. Yıllar önce tohumları atılan ortaklığın önünde artık bir engel yok. Çay pazarından şansını daha önce Ülker’in Tadım Çay’a ortak olmasıyla deneyen ama aradığını bulamayan Yıldız Holding, bu kez elindeki markalarını güçlendirecek hamleler yapıyor. Çünkü başarı istiyor. Tercih ettiği ortağın iş modeli ise Yıldız Holding’in bir kez daha pazarın Çaykur tarafından domine edilen ve dökme çay olarak adlandırılan segmentinde imkansız bir rekabete girmeyeceğini, bunun yerine büyüyen ve potansiyel vaat eden segmenti poşet çaya yöneleceğinin işaretlerini veriyor.

Çay Sanayicisi İş Adamları Derneği (ÇAYİAD) verilerine 2009 yılında Türkiye çay pazarının büyüklüğü 1 milyar TL’yi aştı. Küresel rakamlara göre Türkiye, dünyanın en çok çay tüketilen ikinci ülkesi konumunda. Bu potansiyel, Türkiye’yi pek çok yerli ve yabancı çay şirketinin hayalini kurduğu bir pazar haline getiriyor. Fakat yine de bu potansiyelin anlamı; pazarda her marka için yer olduğu değil kesinlikle. Çünkü çay pazarı Türkiye’de büyük ölçüde devletin; Çaykur’un elinde. Çaykur’un pazar payı yıllar itibariyle değişse de yüzde 55 ila 60 oranlarında gidip geliyor ve bu bir çeşit tekel olarak telaffuz ediliyor özel sektör tarafından. Özel sektör hatta finansal anlamda son derece güçlü şirketler bile bu tekel addettikleri bu durumu tersine çevirmedi.

Daha önce Yıldız Holding de denemişti çay pazarını. Kopuz Gıda’ya ait Tadım Çay’ın yüzde 50 hissesini alarak şirkete ortak olmuş ve Ülker Natura, Halk Çay ile Bizden Biri markaları altında ağırlıklı siyah dökme çay segmentine oynamıştı. Fakat bu segmentte rekabet edememiş ve şirketteki hisselerini ortağına devretmişti. Yine de Ülker’in gıda alanındaki iddiası ve ürün çeşitliliğini tamamlayan bir kalem olan ve ayrıca Türkiye’de alkolsüz içecek alanında temel içecek; suyu, sadece birkaç puan geriden takip eden çayın cazibesine karşı koyması mümkün değildi. Kısa bir süre sonra çıktığı pazara Oba Çay’ı ve Doğa Bitkisel Ürünleri alarak geri döndü. Döndü ama girdiği her alanda kısa zamanda lider olmaya hiç değilse en hızlı büyüyen marka olmaya alışkın olan Yıldız Holding için mevcut durum yeterli değildi. Oba Çay’ın siyah çay pazarındaki payı yüzde 1. Doğa Bitkisel Ürünlerin ise bitki ve meyve çaylarındaki payı 1,9.

Diğer yandan Türkiye çay pazarının kendine has dengeleri daha uzun zaman bozulmadan kalacak gibiydi. Ve hâlâ öyle… Zira yıllardır özelleştirilmesi beklenen Çaykur’un kısa vadeli özelleştirme programında olmadığı biliniyor. “Dünyanın kamulaştırmaya gittiği bir dönemde Çaykur’un özelleştirileceğini düşünerek hesap yapmak çok mantıklı” değil diyor ÇAYSİAD Başkanı Rahmi Üstün ve ekliyor:

“Özelleştirme için daha uzun dönem beklemek gerekiyor.” Bu durum da Yıldız Holding için B planı devreye almayı gerektiriyor.

Poşet Çaydaki Fırsat

LSH için de bu uzun zamandır beklediği fırsat olabilir. Zira bir süre önce görüşmeye başladığı Oba Çay artık Yıldız Holding gibi finansal açıdan son derece güçlü bir şirketin parçası. Ve Yıldız Holding Oba Çay dışında ürün gamında rafta bir tamamlayıcı olarak Doğa Bitkisel Ürünlerin de sahibi. LSH açısından doğru zaman olduğunu düşündürecek başka bir gelişme ise; poşet çay segmentindeki büyüme. Çay konusunda uluslararası alanda araştırmalar yapan ve bir dönem GıdaSa’nın çay konusunda danışmanı olarak çalıştıktan sonra kendi çay şirketi; Comettea’yi kuran Muharrem Uzunkavak, henüz pazar payı yüzde 5 ila 7 arasında değişse de poşet çayların son derece potansiyeli olduğunu belirtiyor. Bunu da son yıllarda yakalanan hızlı büyümeye bağlıyor. 2005 yılından bu yana demlik poşet çay yıllık yüzde 19, bardak poşet çay ise yüzde 14 oranında büyüme gösteriyor. Bu rakamlar Türkiye çay pazarında iddialı olmak isteyen ve ortaklığa hazırlanan her iki şirket için de son derece cezp edici.

Fakat bu kurulacak olan ortaklığın sinerjisinin pazara elini kolunu sallayarak gireceği ve rahatça liderlik koltuğuna oturacağı anlamına gelmiyor. Çünkü Çaykur kadar baskın olmasa da poşet çay segmentinde de ciddi bir rekabet var. Lipton ve Doğuş Çay. Yıldız Holidng alışkanlıkları nedeniyle, uzun dönemde pazar lideri Lipton’a karşı bir rekabet stratejisi geliştirecek.

Özel Sektör Rekabeti

2009 yılının başında Türkiye’yi ziyaret eden Lipton’un Dünya Başkanı Didier Dallemagne, 2008 yılında ülkede gösterdikleri yüzde 17’lik büyüme performansının 150 ülkeden oluşan Lipton pazarları arasında en iyi ikinci performans olduğunu belirtiyor ve Türkiye’nin şirket için önemine dikkat çekiyordu. Lipton Türkiye pazarındaki özel sektöre ait markalar arasında açık ara Pazar lideri. Fakat Lipton kadar Doğuş Çay’ın başarısına da dikkat çekiyor bir endüstriden bir uzman ve bu başarının nedenini şöyle anlatıyor: “Doğuş Çay geleneksel kanalda farkını ortaya koydu. Orayı anladı ve kendini anlattı. Kanalı şirketi kısa zamanda önemli bir paya ulaştırdı.” Tecrübeli yönetici Ülker’in geniş bir dağıtım kanalına sahip olmasına rağmen geleneksel kanalı iyi anlayamaması durumunda aynı başarının yakalayamayacağını düşünüyor.

Fakat aksini düşünmek de mümkün. Bu noktada geçmiş tecrübeler ortaya çıkıyor. Almanya pazarının lideri konumundaki markaların sahibi LSH, poşet çay konusunda son derece tecrübeli. Ürünlerinin yüzde 95’i poşet çaylardan oluşan şirket, Türkiye pazarını uzun zamandır araştırıyor. Dahası en doğru öğrenme hata yaparak öğrenmek pek çok insana göre. Ve Yıldız Holding bir kez vasatın atlında bir performansı test etti. Artık daha güçlü stratejileri olması çok olası. Bu konuda Oba Çay’ın eski sahibi şimdi de genel müdürü olarak görev yapan Metehan Berktaş faktörü ortaya çıkıyor sektörün içinden pek çok uzmana göre. 12 yıldır pazarda olan Metehan Berktaş pazarı çok iyi tanıyor, analiz edebiliyor ve strateji geliştiriyor. Bu da kurulacak ortaklığın en büyük kozlarından biri.

Bununla birlikte tüketici üzerinde tartışmasız etkisi olan lezzet, her iki şirketin de ama çayda özellikle LSH’nin uzmanlık alanı. Oba Çay gibi Türkiye’deki tüketicinin lezzet anlayışını iyi bilen bir şirket ve uluslararası standartlar konusunda uzman bir şirketin ortaklığının, lezzet konusunda iyi bir performans ortaya koyması pazardaki genel beklenti.

Ve Yıldız Holding’in Ülker’den gelen pazarlama uzmanlığı da ortaklığın markalarının pazarda kısa zamanda bir hacim yaratması beklentisini artırıyor. Tüketicinin lezzet beklentisi, ambalaj alışkanlıkları, segmentasyon riskleri ile fırsatların iyi analiz edilmesi ve doğru noktalarda bulunması durumunda ortaklığın markaların başarılı olmasını güçlü bir olasılık olarak değerlendiriyor Genna Pazarlama İletişimi ??? Selim Tuncer ve devam ediyor: Çay pazarı çok ilginç bir pazar. Pazarda Türk çayına talep çok rasyonel.” Doğadan’ın Coca Cola tarafından satın alınıp siyah çay pazarına girdiğinde, konumlamanın yanlış olduğunu savunmuş ve markanın belirli bir hacme ulaşamayacağını dile getirmiş olan Selim Tuncer, Çaykur’un varlığından dolayı pazarın dengelerinin değişmeyeceğine inanlardan.

Buna karşın Çaykur, devlet girişimi ve pazar lideri olması gibi nedenlerden dolayı da pek çok risk taşıyor. Aslında devrilmez bir tahttan bahsetmek mümkün değil. Buna karşın tahtı sallamak isteyen markaların, sonsuz bir sabra ve azme sahip olması şart. Şimdiye kadar, ortaklık için hazırlanan her iki şirket de sabır ve azim testlerinden geçtiler. Şimdi sıra ortaklığı resmileştirip, pazara inmekte…

BusinessWeek Türkiye

Kategori SektörelYorum (0)