Etiket arşivi | "üniversite"

Diploma ‘İşsiz’ Olmak İçindir


Bugünlerde birçok üniversite öğrencisi mezun olmanın haklı sevincini yaşıyor. Kep atma töreni, ardından mezuniyet balosu derken Temmuz’a kadar hareketli ve eğlenceli günleri geride bırakıyorlar. Sonrasında ortalık duruluyor, herkes kendi köşesine çekiliyor ve iş ciddiye biniyor. Akıllardaki soru şu: “Peki şimdi sırada ne var?

Birçok yeni mezun hemen, güncellenmiş özgeçmişleriyle iş ararken bazıları da tatile odaklanmış durumdalar. Bir kısım yeni mezun da şimdiden geleceğin onlar için neyi getireceğini kestiremediklerinden büyük bir boşluğun içerisindeler. Çevrenizde varsa eğer “okulumu özledim”, “çok sıkılıyorum” diyen yeni mezunlar görebilirsiniz. Mezuniyet bir anda gelmiş gibi gözükür ve siz de bir anda yeni mezun olarak değil artık bir “işsiz” olarak anılabilirsiniz.

Eğer mezun olmadan oluşturduğunuz, mezuniyet sonrasını kapsayan net bir planınız yoksa sizin öncelikle güzel bir tatil yapmanız doğru olabilir. Mezun olur olmaz iş arama telaşına girişmek kariyenizin ilk adımını atarken yanlış kararlar vermenize neden olabilir. Tatilde hem dinlenir hem geleceğiniz hakkında düşünme fırsatı elde etmiş olursunuz. Mezun olmadan, mezuniyet sonrasına iş veya staj ayarlayamamış yeni mezunlar için öncelik kısa da olsa tatil yapmak olmalıdır. Hak ettiniz öyle değil mi? (:

Üniversite öğrencilerinin hedefi tek başına mezun olmak (okulu uzatmamak) olmamalıdır. Öğrencilik hayatı boyunca tek başına derslerine yoğunlaşıp “sağ sağlim mezun olalım, gerisine bakarız” düşüncesi ile hareket edenler her geçen gün mezuniyete değil aslında işsizliğe yaklaşmış olurlar. Bugün elbette okulunu başarılı ortalamalarla bitirmek takdir edilesi bir durumdur ama bunun yanında üniversite öğrencisi geleceğini de planlamalı ve ona göre kendini yetiştirmelidir. Kimse size mezuniyet belgenizi görüp iş vermeyecek!

Tuğla döşeyen üç adam varmış. İlkine sormuşlar: “Ne yapıyorsun?” diye, cevap vermiş: “Tuğla döşüyorum”. İkincisine sormuşlar “Ne için çalışıyorsun?” adam: “Günlük beş dolar için” demiş ve üçüncü adama sormuşlar: “Peki sen?” ”Ben bu binayı inşa etmelerine yardımcı oluyorum” demiş adam. Peki sen hangisisin? (Charles M. Schwab)

Günümüzde artık mezun olduktan sonra iş aramak bir adım geriden gelmektir. Çalışmak istediğiniz sektör veya şirket için mücadele mezun olduktan sonra değil, üniversitede okurken başlıyor. Şunu bilmelisiniz ki istediğiniz şirket ve departmanda işe girmek için önünüzdeki engel mezun olmamış olmanız asla olmayacak!

Üniversite eğitimi boyunca kendini çeşittli stajlarla geliştiren, mesleki ve kültürel birikimini okuduğu dergiler ve makalelerle süsleyen, katıldığı etkinliklerle, tanıştığı insanlarla her geçen gün yeni şeyler öğrenmeyi bilen, araştırmacı ve girişken özelliklerini geliştiren kısaca her yıl kendisine yeni bir nitelik eklemeyi başaran üniversite öğrencisi mezun olmadan mezuniyet sonrasını da planlayabilecek duruma gelmiş olacaktır.

Nasılsa bir gün olacağına emin olduğunuz birşeye odaklanmak yerine (mezuniyet), yapmak istediğiniz şeyleri hayal ederek, varmak istediğiniz yolu her gece rüyanızda görerek kısaca uzun vadeli düşünerek kendinize büyük hedefler edinin. “Hepimiz aynı çukurun içindeyiz ancak kimileri gözünü yıldızlara dikmiş.” (Oscar Wilde) Yıldızlara odaklanırken bulutları ve gökyüzünü de düşünmek zorundasınız. Önünüzde başarmak istediğiniz bir hedef varken 2. ve 3. hedefinizi çoktan planlamış durumda olmak, karşılaşabileceğiniz fırsatları kaçırmamanızı sağlayacaktır.

Üniversite 1. sınıf sonunda dahi yaz stajıı yapmaya başlayın. 20 iş günlük bir staj bile mezun olduktan sonrası için size yol gösterici fikirler edinmenizi sağlayacaktır. Ne istemediğinizi bile öğretmesi küçümsenemez bir katkıdır. Genelde zorunlu stajı olan bölümlerde öğrenciler zorunluluktan staj defteri doldurur, zorunluluktan staj yapar. Mezun olmadan öğrenmeniz gereken şey staj yapmayı sevmektir. Derslere girmeyi sevmeseniz de olur! Staj mezun olduktan sonra karşılaşacağınız “deneyim” sorusuna verebileceğiniz en güzel cevap olacak, ihmal etmeyin.

Üniversite yılları, bir bebeğin gelişimi için altın çağ olan ilk 6 ay ve alınması gerekli olan anne sütü değerinde bir dönemdir. Kariyeriniz için mutlaka atlanamaz bir evredir ve yapmanız gereken kendiniz için doğru ‘anne sütünü’ bulmak.

Kariyerinizin ilk adımını atarken ise gerçekten olmak istediğiniz ve sizi mutlu edecek kararları vermelisiniz. 5 dolara tuğla mı dizeceksiniz, yoksa büyük bir bina mı inşa edeceksiniz? Hepsi kendinizi daha iyi tanımak zorunda olduğunuz tatil günlerinden sonra belli olacak..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (2)

Anadolu Vakfı Sağlık Üniversitesi Kuracak


Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan, Anadolu Vakfı bünyesinde sağlık ağırlıklı eğitim veren bir üniversite kurmayı planladıklarını söyledi. ABD’li sağlık kuruluşu Johns Hopkins Medicine ile işbirliği içinde çalışan Anadolu Sağlık Merkezi’nin “sağlığın merkezi” olma konumunu güçlendirmek isteğini anlatan Tuncay Özilhan, üniversitenin de bu hedefle kurulacağını kaydetti.

Johns Hopkins devrede

Özilhan, “Kemik iliği nakli merkezini hayata geçiren, hasta ve yakınları için otel kuran Anadolu Sağlık Merkezi, rehabilitasyon merkezi, sağlık odaklı üniversite gibi yatırımlarla sağlığın merkezi olma konumunu güçlendirmeyi hedefliyor” dedi. Anadolu Sağlık Merkezi bünyesinde akademik nosyonu olan 42 hekim bulunduğunu belirten Özilhan şu bilgileri verdi: “Akademik altyapımız hazır. Ayrıca Johns Hopkins Medicine’den de bu anlamda destek alabiliriz. Üniversiteyi üç yıl içinde, yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bayramoğlu’ndaki arazi, üniversite için müsait. 188 dönümlük arazinin şu anda 70 dönümünü kullanıyoruz. Yaklaşık 1000 öğrencilik kapasite düşünüyoruz. Kontenjanın 650-700’ü tıp, hemşirelik ve sağlık teknisyenliği bölümleri için ayrılacak. Geri kalanı da yasa gereği kurulması gereken bölümler için kullanılacak.”

Beşinci yılında logo değişti

Beşinci kuruluş yıldönümünü kutlayan Anadolu Sağlık Merkezi, logosunu değiştirdi. Sade bir anlayışla hazırlanan yeni logonun, “hasta hakları, güven ve birinci sınıf sağlık hizmeti” kavramlarını içerdiği belirtildi. Logodaki “H”nin ise uluslararası hastane işareti olmasının yanı sıra hekim, hemşire ve Hopkins çağrışımları da yaptığı kaydedildi.

13 dilde hizmet

Anadolu Sağlık Merkezi Genel Direktörü Dr. Hasan Kuş geçen yıl Anadolu Sağlık Merkezi’nin hasta sayısının 126 bin olduğunu, 83 milyon lira ciro elde ettiklerini, bu cironun yüzde 15’inin uluslararası hastalardan geldiğini söyledi. Bu yıl 2 bin 800 yabancı hastaya hizmet vermeyi planladıklarını belirten Hasan Kuş, şöyle konuştu: “Toplam 18 tam zamanlı çalışanı bulunan Uluslararası Hasta Departmanı’nda, 13 yabancı dil konuşuluyor. Çevre ülkelerin vatandaşları,  imkânsızlıklar nedeniyle bizi tercih ediyor. ABD ve Avrupalı hastalar için ise tedavi ücretleri etkili. Bizdeki tedaviler, ABD’ye göre ortalama yüzde 80-90 daha ucuz” dedi. Kuş, THY’nin Türkiye’ye gelen hastalara yüzde 25’e varan indirim yaptığını anlattı.

Milliyet

Kategori SektörelYorum (0)

7 Şehre 7 Üniversite Tasarısı İmzaya Açıldı


Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan ilk tasarı için teklifin YÖK’ten geldiğini söyledi.

Çiçek, şöyle konuştu: “İstanbul’da Medeniyet Üniversitesi, Ankara’da Yıldırım Bayezit Üniversitesi, İzmir’de Turgut Reis Üniversitesi, Bursa’da Orhan Gazi Üniversitesi, Konya’da Konya Üniversitesi, Kayseri ve Erzurum’da da bu illerimizin isimlerini taşıyan yedi tane üniversitenin kurulmasıyla ilgili kanun tasarısı da imzaya açılmıştır.”

Eğitimle ilgili ikinci tasarı ise Milli Eğitim Temel Yasasında değişiklik içeriyor.

Başöğretmen ve uzman öğretmen olma esasları, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda yeniden belirleniyor.

Avrupa Birliği’yle ilgili gelişmeleri de değerlendiren Bakanlar Kurulu, 4 başlıkla ilgili tasarıların Meclis’te öncelikli görüşülmesini kararlaştırdı.

Bu kapsamda, “Rekabet Politikası ve Kamu Alımları”, “Gıda Güvenliği”, “Veterinerlik ve Bitki Sağlığı”, “Sosyal Politika ve İstihdam” konularındaki tasarılar Meclis’te öncelikli ele alınacak.

Kapatılan belediyelerdeki 15 bin 600 personelin başka kamu kurumlarına alınmasıyla ilgili çalışma da başlatan Bakanlar Kurulu, belediyelerin takibe düşen 6,5 milyar liralık alacağını da yeniden yapılandırıyor.

Bu alacaklar için ana para korunacak. Ana para üstüne enflasyon farkı eklenerek yeni tutar belirlenecek.

Kurul, adalet personelinin yol tazminatlarıyla ilgili yasa tasarısını da imzaya açtı.

Kategori SektörelYorum (0)

Kişisel Gelişim Canavarı Olmayın


Kariyer yolunda başarılı olmak için üniversite öğrencileri ne yapacaklarını  şaşırdılar. Bu şaşkınlık giderek kendini baskıya bırakır.

Körü körüne hareket eden, “kendimi geliştirmeliyim amanın!” nidalarıyla ortalıkta başı boş bir şekilde aranan, ne amaçla hareket ettiğini bilmeyen çoğunluğun ardından hareket eden, ilgili ama bilgisiz topluluğadır bu sözler. Var mı böyleleri yakınınızda?

Sosyalleşmek adı altında bulunmamanız gereken toplantılarda bulundunuz, asla o işin adamı olmadığınız kulüplerde yer aldınız, ne yapacağınızı bilmediğinizden savrulup durdunuz, döndünüz dolaştınız ve onlar yapıyorsa vardır bir nedeni mantığıyla sıradan işlerin insanı olmaya başladınız. Zaman kaybettiniz, isteklerinizi ertelediniz ve belki de bir diğer tarafta sizin için çok daha değerli olabilecek biriyle tanışma fırsatını kaçırdınız. Olmanız gereken yeri değil, modayı takip ettiniz. Oysa bu size hiç yakışmadı!

Farkına varmıştınız oysa, kendinizi geliştirmek istiyordunuz ama izleyeceğiniz yolu somut bir şekilde göremiyordunuz. Nereden başlamanız gerektiğini bilmemek her zaman en büyük bahaneniz oldu. Düşünmeyi ertelediniz, isteklerinizin üzerine gidemediniz. Sıradan oldunuz, plan kurarken hep “vizelerden sonra/önce” dediniz, risk alamadınız.

Üniversitelerde düzenlenen “ismiyle albenili” etkinliklerde önceliğiniz hep sertifika verip vermemesi oldu. Hatta bu sertifikaların katılım belgesinden öte ileri gidemeyeceğini bilmediğiniz de aşikar. Ama inat ettiniz, her etkinliğe gitmeniz gerekiyordu ve ne de olsa kişisel gelişim ve farkındalık böyle yaratılıyordu değil mi?

Birileri size öğretti ki “network” oluşturmak, insan ilişkilerindeki başarınız ve oluşturacağınız dostluklar, iş dünyasında kurduğunuz bağlantılar çok daha önemli. Tüm bunları yapabilmek için içinizdeki girişimci, girişken ruhu uyandırmak yerine yapmacık sevimliliğe başvurduğunuzu görürseniz tekrar başa dönmeniz gerektiğini unutmayın. Kendinize!

Gittiğiniz seminerlerde, katıldığınız konferanslarda hatta yurtdışından sonra ülkemizde de sıkça görülmeye başlanan “kahveci buluşmaları” nda (henüz çay bahçelerinde yapılmamaktadır)  dinlediğiniz hayat hikayelerinde karşınıza hep “başarılı” olmuş insanlar çıktı. Genç girişimciler, muazzam virajlardan sonra çıkılan düzlükler, çok yönlülüğün faydalarını görmüş ve projelerini hayata geçirmeye başlayan, melek yatırımcısıyla gelecek vaad eden gençler… Sosyal medyada hatırı sayılı derecede etkin bu gibi örnekler sizi büyülü, pembe bir dünyaya sürükleyebilir. Gözünüzdeki “dahi” profillerle sizden hep örnek almanızı, bir şeyler kapmanızı ve ilham perisinin üzerinize konmasını beklediler. Ama olmadı, ama olabilir.

Her yerde başarılı olmuş insanlar görür ve okuruz. Bir anda etrafınızda sizden başka herkesin bir şeyleri başardığını hissetmeye başlarsınız. Çünkü ortam bunu hissettirmek için öyle uygundur ki. Karşınıza hep uç örnekler ve mutlaka bir başarının arkasındaki sihirli gücü gözünüzde büyüterek anlatırlar. Oysa bir başarısızlıktan çıkarabileceğiniz bir dersten kimse söz etmez. Satılacak olan başarıdır. Konu şuraya gelir; bu insanlar yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Tabii size koçluk edecek birini bulursanız! O da biziz.

Etrafıma bakıyorum da herkes bilinçli. Ne güzel! Bilinçlendikleri konu şu ki artık herkes sıradan bir mezuniyet belgesiyle ekmek koparamayacağının farkında. Demek istediğim şu ki insanlar kendilerine yeni nitelikler eklemenin peşindeler. Amaç ise sepetteki en çekici yumurta olabilmek. Farklılaşabilmek yani..

Farklılaşmalı mıyız?

Evet farklılaşmalıyız. Çünkü karanlıkta belli olmanız için farklı olmalısınız. Kalabalık bence bir karanlıktır. Kalabalığın gölgesinde kalmak istemiyorsanız kendi ışığınızı yakabilmelisiniz. Bunu da üniversite yıllarından itibaren alevlendireceğiniz ateşle başlatırsınız işte..

Buraya kadar her şey güzel gözüküyor.

Kendimizi geliştirmeliyiz. Ama nasıl?

Bu soruya verilecek cevabın en güzeli şudur: Önce kendinizi tanıyın. Bu öneriyi veren “büyükler” imden kaçı kendini tanıyabiliyor? Onlar da iddia etmezler zaten. Kimse kendini dört dörtlük tanıyamaz. Burada bu şatafatlı cümleyi şöyle anlaşılır hale getirebiliriz: İsteklerinizi sesli olarak dile getirin. Bazı sorulara vereceğiniz net cevaplar olmalıdır.

Mezun olduktan sonra nasıl bir iş yaşamı istiyorsun? Bu soruya verebileceğiniz bir cevap varsa kendini tanımaktır işte. Hedef ve idealinizi sağlıklı belirlediğinizde kişisel gelişim canavarı olmaktan kurtulursunuz.

Kişisel gelişim canavarı olmayın

Kişisel gelişlim canavarı aşırı yüklenilmiş kariyer canavarı öğrencidir. Fazla bilinçle tek bir noktaya odaklanmıştır. Oysa gelişim her yerdendir. Öğrendiğiniz yeni bir oyun veya yeni edindiğiniz bir hobi. Bunlar kariyeriniz için önemsiz mi sanıyorsunuz yoksa? Yoksa okulunuzdaki kulüplerin verdiği uyduruk sertifikaların daha mı çok işinize yarayacağını düşünüyorsunuz. Her duyduğunuz seminere içeriğine bakmadan kayıt mı yaptırıyorsunuz yoksa? Sertifika vermiyorsa o etkinlik sizin için “tu kaka” mı oluyor?

Eğer çok istediğiniz bir şey için okul kıramayanlardansanız, siz “belgecisiniz”. Mezuniyet diplomasında yazan ortalama için “belgeci”; dinlemediğiniz, kimin katıldığından haberdar olmadığınız etkinliğin sertifikası için “belgeci”siniz.

Bir yazı sonuna kadar okunmazsa yanlış mesajı alıp uzaklaşabilme ihtimali hayli fazladır. Bunun gibi aldığınız bir öğüdü de tam anlamıyla sindirebilmiş olmak gerekir. O halde okumaya devam..

Kendinizi tanımıyorsanız şartlanmış olduğunuz doğrular yüzünden savrulursunuz. Bakmadan görmeden ve en önemlisi düşünmeden karşınıza çıkan her fırsatı değerlendirmek için çabalarsınız, önceliklerinizin farkına varmadan. Şunu bilin ki katıldığınız konferanslar, seminerler ve sonucunda aldığınız sertifikalara çok güvenmeyin. Mesleğinizle alakalı ve hedeflerinizle örtüşen etkinlikleri iyi ayırt edin. Duyduğunuz her vaka yarışmasına ve son günlerin trend inovasyon yarışmalarına atlamayın! Kariyeriniz homojen işlesin. İleride kullanmayacağınız bir yetkinliği kazanmak için zamanınızı boşa harcamayın. Özellikle bir başka faydalı etkinlikten fedakarlık ediyorsanız.

Şartlanmış olarak herkes cv de “şu yarışmaya katıldım”, “şu oturumdan da bir sertifikam oldu” diyebilmek için bilinçsizce bir gelişimin içinde. İşinize yarayacak etkinlikleri kaçırmayın fakat herkesin gittiği yolun her zaman doğru olmadığının farkına varın. En azından bir kere sorgulamaktan kaçınmayın derim. Her şeye atlamamalı insan(:

Etrafınızdaki tüm bu gelişmeler üzerinizde baskı oluşturacaktır. Fazla iyi örnekler umudunuzu ve deneme arzunuzu kırabilir. Hayatta hiçbir şey bir anda oluşmamıştır. Siz de bunu bilerek asla umudunuzu yitirmeyin. Karşınıza bir anda çıkan tüm başarılı insan profilleriyle paniğe kapılıp girmemeniz gereken yollara savrulabilirsiniz.  Herkes kendi yolunu kendi kısmetiyle ve kendi alacağı kararla belirler. Başarılı insanları dinlerken başarılarından çok, karşılaştıkları zorluklara odaklanın. Bu size her zaman daha fazla fayda sağlayacaktır.

Artık dil bilmek, çok staj/iş tecrübesine sahip olmak demode oldu. Hala geçerliliklerini sürdürüyorlar fakat yeni kişisel gelişim oyunumuz “yarışmalar”.

Yarışın elbette. Konusunu ve size katacak potansiyeli bilerek. Yarışmak için değil, katılım belgesi almak için de değil, o konuda gerçekten kendinizi yetiştirmek için yarışın.

Seçici olun ki ruhu besleyen müziğe, sağlığı besleyen spora da zaman kalsın..

Erman Akdeniz / Businews Genel Yayın Yönetmeni

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (1)

Kendine Adanmanın Gücü; Yoksa Lisede Takılı mı Kaldık?


Bana seminer için geldikleri söylenmişti, ama sanırım aslında Maury Rubin’in muhteşem bir yemek vereceğini duydukları için gelmişlerdi.

Her neyse, pazarlama sektöründe iş bulma konusunda benden tavsiye istediler. Küçük bir şirkete başvurun, CEO için çalışın, sadece bir kenardan fikir vereceğini değil, hata yapabileceğiniz ve bir şeyler yapabileceğiniz bir iş bulun gibi fikirlerimi onlarla paylaştığımda, bir hanımefendi benimle aynı fikirde olduğunu belirtti, fakat sonra, “Ama bu şirketler kariyer günlerine katılıp, kampüste iş görüşmesi yapmazlar” diyerek düşüncesini açıkladı.

“Bu şirketler kampüste iş görüşmesi yapmazlar.” Hmmm! Bir MBA sahibi olmak için önce nakit olarak 100.000 dolar ödemişti ve sonra bir 150.000 dolar daha harcamıştı, ama..…

İkincisi ise bugün Yale’de gerçekleşti. Muhteşem kampüsleri boyunca arabamla ilerlerken Asyalı Öğrenciler Merkezi’nin önünden geçtim. Burası bana, kataloğa bakarak ne istersem öğrenebileceğimi düşündüğüm üniversite öğrencisi olduğum, (tabi ki çok daha küçük bir okulda) günleri hatırlattı. Sadece ders almakla kalmayabilir, aynı zamanda bir işe başlayabilir, bir protesto hareketi organize edebilir, kampüs dışında bir tavan arasında yaşayabilir, ne istersem yapabilirdim. “İstediğini seçebilme imkanı” olağanüstü bir fırsattı.

Buna rağmen sınıf arkadaşlarımın çoğu seçim yapmayı reddetti. Hatta üniversiteyi lisenin bir devamı gibi gördüler. Orta seviye, sıradan kursları aldılar. A alabilmek için gereken minimum şeyleri yaptılar, profesörlerle aralarını bozmamaya ya da bilinmeyenin belirsizliğiyle karşılamamaya çalıştılar. Aynı zamanda günde 6 saatlerini kütüphanede geçirip, sadece ders kitapları ile ilgilendiler.

Üniversitenin en iyi yanı, ne olmak istiyorsanız onu olabilmenizdir. Ancak çoğu insan yapmak istediklerini değil, yapmak zorunda olduklarını düşündükleri şeyleri yapar.

Şimdi mezun oldunuz, ama değişen hiç bir şey olmadı. İş yerinde, düşündüğünüzden çok daha fazla özgürlüğe sahipsiniz (hey! bu kitabı mesai saatleri içinde okuyorsunuz!). Ama çoğu insan ellerindeki bu özgürlükle A almaktan başka bir şey yapmaya gerek duymaz.

Hala lisede okuyan insanlarla birlikte mi çalışıyorsunuz? İş arayanlar, sadece kampüse gelen şirketlerle görüşme yapmayı mı istiyorlar? Yöneticiler, patronlarını memnun etmeyi her şeyin üzerinde mi tutuyorlar? Bu sistemde yanlış olan şeyin dünyanın geri kalan kısmı değil, lise psikolojisi olduğu çok açık.

Okulu kırın, Fransız edebiyatı hakkında bir seminere katılın. Kampüsün dışında iş görüşmelerine görüşmelere gidin. Güvenli olan risklidir.

Profil Yayıncılık – İşinizi Küçümsemeyin
Seth Godin

Kategori İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)


Advert

Facebook

Businews on Facebook

Stajını puanladın mı?