Etiket arşivi | "y kuşağı"

Günümüz Gençlerinin Şifresi Çözüldü


Gençler kendilerini anlattı! İşte Y kuşağının bilinmeyen yüzü…

 

İşveren markası ve iletişimi konularının uzmanları olan theadea ve Realta’nın ortaklaşa yaptığı araştırma gençler hakkında hayli şaşırtıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bilinenin aksine kendilerini ‘güvenilir çalışan’ olarak tanımlayan Y jenerasyonu; yani bugünün gençleri bireysel kimliğin de kendileri için çok önemli olduğunu vurguluyor.

 

İnternet üzerinden gerçekleştirilen ankete 101 farklı üniversiteden 14 bin 215 öğrencini katıldı. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde iş hayatının yaklaşık %60-70′lik kısmını Y kuşağından olanların oluşturacağı bekleniyor. Peki nedir bu Y kuşağı? Y jenerasyonu ile birlikte iş yaşamı nasıl değişecek? Geleceğin yöneticilerinin özellikleri neler olacak? Ekonomi ve iş dünyasına yön vereceklerin kimyası nedir? Bakın şimdinin gençleri geleceğin iş adamları/kadınları kendilerini nasıl tanımlıyorlar.

 

Güvenilir Kuşak

 

Kendilerini güvenilir çalışan ve güven veren olarak tanımlayan gençler, görev tamamlanıncaya kadar azimle çalıştıklarını ama aynı zamanda rutin işleri pek tercih etmediklerini söylüyorlar. Genel olarak kararlara saygılı yaklaşan Y jenerasyonu iş hayatında gelen fikirlere saygı duyup, değerlendirmeye alacağa benziyor. Yani gelecekte otoriter yönetici kavramı yok olacak ve yerini her fikre açık ve fikirlere saygı duyan yeni bir yönetici tanımına bırakacağa benziyor. Bunun yanı sıra yardımsever ve işbirliğine açık olma özellikleri olan y jenerasyonuyla iyi ve verimli ekip çalışmalarının ortaya çıkması olası.

 

Tatlı Rekabetçiler

Rekabetin olması gerektiğini düşünen ve rekabeti sevdikleri ortaya çıkan ama aynı zamanda uyum ve iletişim konularına önem veren bu gençlerle, geleceğin iş dünyasında; acımasız rekabet koşulları yerine olması gerektiği kadar, tatlı ama sıkı rekabet koşulları oluşacak gibi görünüyor. İş dünyası, sektörler ve firmalar adına düşünüldüğünde de bu gayet işe yarar ve güzel bir özellik olsa gerek.

 

Uzlaşmacı Yöneticiler Geliyor

 

Gençler yakın çevrelerinde uyumsuzluk- anlaşmazlık olsun istemiyorlar; yani uzlaşmacı- uzlaştırmacı özellikleri var. Ayrıca açık iletişim seven gençlerle iş hayatında iletişimsizlikten kaynaklanan problemler ortadan kalkacak gibi duruyor. Y jenerasyonunun özellikle iş birlikçi ve açık iletişim özellikleri de göz önüne alındığında, günümüzde şirketlerde yaşanan iletişimsizlik problemleri ve birbirinden bi’ haber departmanların sorunları çözülebilir; böylece firmalar kendi içlerinde sadece departman bazlı çalışmaktan uzaklaşarak, firmanın bir bütün olarak çalışması gerektiği gerçeğini uygulamaya dökebilirler.

 

Fikirlere Saygılılar Ama Kendi Bildiklerini Yapıyorlar

 

Bir karar alacakları zaman ailesine ve yakın çevresine fikir danışan Y kuşağı gençleri, genelde hayatları ile ilgili konularda kendi bildikleri gibi yaşamayı tercih ediyorlar. Ankete katılan gençlerin yarısından fazlası kendilerinin nefret ettiği ama ailelerini memnun edecek şeyleri yaptıklarını söylüyor. Ayrıca yeteneklerine çok fazla güvenen Y kuşağı için başarı ve kazanma kavramları önem taşırken; başarının sebebini ise kendi yeteneklerine bağlıyorlar.

 

Y Kuşağının Eksileri

 

Y kuşağının ailesine ve yakınlarına bağlılığının yüksek olduğunun ortaya çıktığı ankette gençlerin bireysel kimliğe ve başarı kavramına da bir hayli önem verdikleri gözleniyor. Ayrıca bu jenerasyon her ne kadar işbirlikçi olsa da, bireysel öne çıkma, başarılı olma çabaları ekip içi çalışmalarda sorun yaratabilir. Çünkü yaptıkları işi en iyi kendileri yapmak isteyen gençler, başkaları başarılı olduğunda kendilerini kötü hissedebiliyorlar. Bunun yanında, iş arkadaşları başarılı olduğunda buna sevindikleri ortaya çıkan y kuşağı genel olarak daha insancıl, çalışkan, başarı odaklı, iletişimin öneminin farkında olan, özgün ve özgür özellikleriyle öne çıkacak gibi görünüyor.

Bunların yanı sıra; çevresindekilerin mutluluğunu kendi mutluluk kaynakları olarak gören bu gençler için bu durum iş hayatında çeşitli dezavantajlar sağlayabilir ve problemler çıkarabilir.

 

Yakın çevresiyle fikir ayrılığına düşmek istemeyen Y kuşağı için hep benzer fikirli kişilerle görüştüğü ve aynı görüşün hakim olduğu ortamlarda bulunduğu düşünüldüğünde; her ne kadar açık iletişime ve başkalarının görüş ve düşüncelerine önem verseler de yakın çevrelerinde başka fikir olmamasını tercih eden bir gençlik geliyor. Bu durum çevresinde farklı fikir olsun istemeyen Y kuşağının en büyük eksilerinden biri olurken, kabaca 10 sene sonra da iş hayatının temel sorunlardan biri olacak gibi görünüyor.

 

Y kuşağının öne çıkan bazı özellikleri;

 

• Yardımsever

• Bireysel kimliğe çok önem veren

• Güvenilir

• Hevesli

• Çok yönlü düşünebilen

• İşbirlikçi

• Aktif hayal gücüne sahip

• Enerjik

• Sosyal ve konuşkan

• Buluşçu ve özgün

• Sanata değer veren

• Rekabetçi

• Yeteneklerine güvenen

• Özgür

• Açık iletişimi seven

• Ailesine önem veren

 

 

Peki Şirketler Neler yapmalı?

 

theadea’nın Realta işbirliğiyle yaptığı anket sonuçları, Y kuşağının değerlerini ve özelliklerini özetlerken; onların kendi kendilerini nasıl tanımladıklarını da gösteriyor. Evet, Y kuşağının birçok avantaja çevrilebilecek yönü var, ama aynı zamanda dezavantaj olabilecek özellikleri de var. Bu durumda şirketler yeni çalışanlarını alırken, bu özelliklere göre önlemler almalı ya da yeni yönetim stratejileri belirlemeliler. Ayrıca içeride var olan X kuşağı ile gelecek Y kuşağının ilişkilerinin de nasıl olacağını değerlendirmeliler. Sonuçta Y kuşağı yavaş yavaş X kuşağının yerini almaya başlıyor, çok az zaman sonra da şirketler tamamen Y kuşağına emanet ediliyor olacak.

 

Güvenilir, dinamik, buluşçu, özgün ve rekabetçi bir kuşak geliyor. Daha uyumlu çalışanlar, daha yüksek kar ve daha başarılı şirketler için herkes onları bilsin, herkes onları tanısın. En önemlisi ise şirketlerin neler yapacakları. Stratejilerinizi belirleyin, gelecek planlarınızı yapın, koltukları emanet edeceğiniz gençlerin yeteneklerini daha iyi sergileyebilecekleri ortamlar yaratın, böylece şirketinizi daha ileriye taşıyın. Yani Y kuşağı planlarınızı yapmak için elinizi çabuk tutun!

 

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Nüfusun yüzde 25′i Y Kuşağı oldu şirketler ‘hızlı terfili’ çözüm buldu


Şirketler, 1980-1999 arası doğan ve Y Kuşağı olarak adlandırılan, hızlı terfi edip eğlenerek çalışmak isteyen yeni nesil jenerasyonu verimli çalıştırabilmek için kolları sıvadı. Microsoft, Unilever, Coca-Cola, IBM, Apple, P&G, Turkcell ve HSBC gibi şirketler kariyer hırsı ve sabırsızlık özelliği nedeniyle diğer çalışanlarla sıklıkla sorun yaşayabilen Y Kuşağı’nı ‘mutlu’ edecek çözümlere odaklandı

 1980-1999 arası doğan ve insan kaynakları literatürüne ‘Y Kuşağı’ olarak geçen jenerasyonun ‘yönetici olma hırsı’ İnsan Kaynakları (İK) politikalarını yeniden şekillendirdi; şirketler parlak ama iş sadakati düşük gençleri verimli çalıştırmak için kolları sıvadı. Dünyada Microsoft, Unilever, Coca-Cola, IBM, Apple, P&G, Xerox, Chicago Abbott Laboratuarları gibi şirketler Y Kuşağı’na yönelik çözümleri ile dikkat çekerken Türkiye’de ise Turkcell ve HSBC gibi şirketler yolun daha başındayken gözlerini en tepeye diken bu gençler için İK çözümleri üretiyor. Bir önceki neslin aksine Y Kuşağı’nı daha hızlı terfi ettirip, işte ve iş dışında daha keyifli vakit geçirmeleri için avantajlar sunan ve ödül sistemiyle bağlılıklarını artıran şirketlere her gün yenisi ekleniyor.

KİMDİR BU Y KUŞAĞI?
‘Y kuşağı Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 25′ini kapsıyor. Bu kişilerin 5-10 yıl içinde yönetici pozisyonlarında olmalarını bekliyoruz’ diyen HRM Danışmanlık’ın Kurucusu Aylin Nazlıaka Coşkunoğlu, Y Kuşağı’nın tipik özellikleri hakkında şu bilgileri verdi: ‘Bu kuşak bireyci ve girişimcidir. En önemli ortak özellikleri kendine güven, özgürlüğüne düşkün ve seçici kişiler olmalarıdır. Ayrıca hız ve teknoloji tutkunluğu da ortak paydalarıdır. Yüksek adaptasyon becerileri ve bireysel karar alma eğilimleri onları önceki kuşaklardan ayıran diğer belirleyici özelliklerdir. Kurumsal yapılar içindeki mekanizmaları çok fazla benimsemiyorlar ve hatta mümkün olduğunca uzak kalmayı tercih ediyorlar. İş hayatına bakış açılarında “İş ve yaşam dengesini sağlamak’ önemli bir pay sahibi. Sadakat duyguları düşüktür.’

TAHAMMÜLLERİ AZ
Y Kuşağı’nın değişime, kendilerini gösterme fırsatına ve yaratıcılığa çok hevesli olduklarına dikkat çeken Coşkunoğlu, ‘Aynı anda birçok işle ilgili hayalleri ve paralel kariyer planları var. Bu yüzden şirketler ve İK departmanları onları tatmin etmek için yaratıcı ve güncel uygulamalar geliştirmek zorundalar.  Sürekli öğrenmeye, işte eğlence ve tutku arayışına, beklentilerini anında gerçekleştirmek eğilimine, yetki arzusuna sahipler;  iş ve özel yaşam arasında denge kurma isteği belirgin özellikleri. Bu yüzden terfi olanakları ararlar. Kendi uygun bulduğu zaman geri bildirim yapar ve almak isterler. Eleştiriye tahammülü az olduğu için IK departmanlarının gelişim faaliyetlerine ağırlık vermesi bu kuşak için uygun bir yaklaşım’ diyor.

Turkcell’de çalışanların yüzde 50′si Y Kuşağı!
TURKCELL İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, ‘Turkcell Grubumuzda 11bin çalışanı olan bir aile olarak yüzde 50 üzerinde çalışanımız Y jenerasyonu. Günümüzde ‘Y kuşağı’ olarak adlandırılan  kuşağın özellikleri, beklentileri çok farklı ve bu nesil artarak iş hayatında yerini almakta. Genç kuşak, işini mutlaka severek yapmak, kendini yaptığı işe, ürettiği şirkete ait hissetmek istiyor. Yaratıcı ve girişimci özelliklerinin yanı sıra; seçici, sabırsız ve otoriteye meydan okuyan da bir nesil var’ diyor. Turkcell olarak çalışanlarının memnuniyetini en üst seviyeye taşımak için ek menfaat programları sunduklarını belirten Kocabaş, ‘Çalışanlarımızın yaşam tarzlarına ve farklı bireysel ihtiyaçlarına göre ek menfaatlerini kendilerinin oluşturmasına imkan sağlayan esnek ek menfaat uygulamamız Flex Menu’yü 2007′de projelendirerek, 2008 yılı başında hayata geçirdik. Flex Menu ile tüm çalışanlarımıza ihtiyacı olsa da olmasa da sunulan tek tip standart ek menfaat programları yerine, çalışanlarımızın inisiyatif kullanarak, kendilerine en uygun ek menfaat paketlerini oluşturabilmelerini hedefledik. Bu da çalışanlarımıza özgürlük sağlıyor. Çalışanlara yönelik sosyal aktivitelere oldukça önem veren bir şirketiz. Turkcell’de ofisten geç saatte çıktığınız bir gün koridorlardan geçerken bir odadan keman sesleri, başka bir odadan tiyatro grubunun çalışmalarını duyabilir, bir başka köşede sihirbazlık yapan birilerini görebilirsiniz.

İlk günden CEO koltuğuna göz dikiyor
l ÖNCEKİ kuşaklara göre daha çok bireyci ve girişimci l Kendine güveni ve özgürlüğüne düşkünlüğü ile dikkat çekiyor. l Her işi kabul etmiyor. Önlerinin açık olduğu kurum ve pozisyonları tercih ediyorlar. l BULUNDUKLARI ortama adaptasyonu ile insan kaynakları tarafından tercih ediliyor. l KURUMSAL ‘formaliteler’ onları bağlamıyor. l Bu durum finans gibi kuralların bol olduğu sektörlerde sıkıntı yaratıyor. l İŞ sadakatleri çok düşük. l ONLARI emir vererek çalıştıramıyorsunuz. Katılımcı oldukları sürece verimliler. l HIRSLILAR, rekatebetten korkmuyorlar ve çok kısa sürede yükselmek istiyorlar. l YÜKSELME hırsları diğer jenerasyonlarla sorun yaşamalarına neden oluyor. l Daha ilk günden gözlerini ‘genel müdür koltuğuna’ dikmeleri, bunu açık yüreklilikle her ortamda dile getirmeleri ve google’da ‘nasıl CEO olunur’u aramaları, sadece İK yöneticilerini değil, kurumdaki herkesi tedirgin ediyor.
l Muhtemelen şu an çalıştıkları şirkete daha lise sıralarında karar vermiş oluyorlar.

Siz onları mülakata alırken onlar aynısını size yapıyor
COŞKUNOĞLU, Biz Y kuşağını işe alırken en çok fark yaratan nokta olarak şunu görüyoruz; siz onları mülakata alıp değerlendirirken onlar da sizi ve şirketinizi mülakata alıyorlar. Daha çok kendini düşünen, hırslı, rekabeti seven bir çalışan profili oluşturuyorlar.  Daha çok yetki ve takdir, daha az kontrol istiyorlar. Çoğunlukla finans, bilişim ve reklam sektörlerinde çalışan bu kuşağın en büyük özelliği davranış kalıpları; sorgulayıcı ve girişimci bir yapıya sahipler. Bu kuşak, kendileri için doğru olan işi bulduğunda çok yüksek performans gösteriyorlar. Onlara yöneticiden ziyade arkadaş gibi yaklaşmak, kalıcı ve aidiyet duygusu yüksek çalışanlar olmalarını sağlıyor’ dedi.

Aylin LÖLE

Akşam Gazetesi

Kategori HaberlerYorum (1)

Dört Jenerasyon Bir Ofiste


Sizin şirketinizde kaç kişi çalışıyor? 10 ?, 100?, 1000? … Şirketlerin demografik yapısına baktığımızda, içerideki çalışan sayısı arttıkça yaş yelpazesinin de genişlediğini görürüz. 1930?lı yıllarda doğanlardan itibaren 1990?lı yıllara kadar çok geniş bir yelpazedir incelemeye aldığımız.

İnsan Kaynakları teorisyen ve profesyonelleri günümüzde çalışanları doğum tarihlerinden hareketle aileleri, yetişme şekilleri, hayata ve işe yaklaşımlarına göre dört ana gruba ayırıyor:

- 1922-1945 arası doğumlu Veteranlar,
- 1945-1964 arası doğumlular Baby Boomer
- 1964-2000 arası doğumlular X Jenerasyon (ben bu gruptayım)
- 2000-devam arası doğumlular Y Jenerasyon

Geçtiğimiz günlerde Grag Hammill’ın dört jenerasyonun birlikte çalışması ve yönetilmesi üzerine çok güzel, açıklayıcı, örneklerle dolu bir makalesini okudum. Makaledeki tabloları da Türkçe’ye çevirdim, takip etmesi kolay olsun diye.

Elbette Hammill’in makalesi Kuzey Amerika kültürü ve yaşam standartları üzerinden kurgulanmış. Ancak Türkiye’deki kurumsal yapıları ve profesyonelleri düşününce yapılan tanımlamaların bizden de çok uzak olmadığını düşünüyorum.

İnsan Kaynakları profesyonelleri olarak sorumlu olduğumuz çalışanların hayat ve işe bakışları doğrultusunda şekillenen beklentilerini karşılayabilecek İK süreçleri kurgulamalıyız.  Bu kurguda ise çalışanların doğum tarihleri belki de bizler için gerçekten bir klavuz olabilir.

Özellikle aşağıdaki “Jenerasyonların İş Ortamı Karakteristikleri” tablosunu dikkatle inceleyin. Belki o zaman  yaşı 60?ı geçmiş patronunuzun size emirler yağdırmasına, resmiyetine, sizi yeterince motive edememesine bir anlam verebilirsiniz. Veya bir X Jenerasyon mensubu yönetici olarak Y Jenerasyondan ekip üyenizin gelişimine sınırsız destek vermeniz gerektiğini, yapılan işteki neden-sonuç ilişkisini aktarmadan ondan verim alamayacağınızı bilebileceksiniz.

Kaynağım İnsan – İpek Aral Kişioğlu

http://www.kaynagiminsan.com/2010/07/31/dort-jenerasyon-bir-ofiste/

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)

Deneyimim Yok İşe Giremiyorum


‘Yeni’ olan herşey çekici olduğu kadar zordur. Yeni okula başlamak, yeni okulu bitirmek, yeni işe girmek… Hayatımızın önemli dönemlerinin bitişleri ve başlangıçları. Sancılıdır bu dönemler özellikle de evdeki hesap çarşıya uymadığında. Ne zamanki gönderdiğiniz CV’lere cevap gelmez, birçok kapı yüzünüze kapanır, korkunç bir hüzün çöker içinize. Bilirsiniz ki okulun korunaklı duvarları yoktur çevrenizde, anne babanız size gölgeniz gibi destek olsa da, siz kendinizi ispat etmek istersiniz. Para kazanmak, yeni şeyler öğrenmek, iş dünyasının bir parçası olmak, geleceğe yönelik planlar yapmak…

Okulun bitmesiyle zorlu bir süreç sizi bekliyor: Diş dişe göz göze rekabetin olduğu iş dünyasına nasıl adım atmalı? Nereden başlamalı? Yeni mezunların ve birkaç senedir çalışan iş arayanların arasından nasıl sıyrılmalı?

Öncelikle mevcut işlerin ne durumda olduğunu bilip gerçekçi olmak gerek. Geçtiğimiz günlerde Monster kariyer portalının öğrenciler ve firmalar arasında yaptığı araştırmada mevcut işe alım durumu iyi kötü ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına göre, katılan öğrencilerin yaklaşık yarısı kendi alanı dışında çalışmayı planlıyor. Öğrencilerin %32′sinin başlangıç maaşı beklentileri 1.000-2.000 TL arasında. Geçen sene firmaların %54′ü yeni mezunları işe almayı planlarken, bu yılki oran %46′ya düşmüş. Yeni mezun işe almayı planlayan firmaların %60′ı aynı sayıda mezunu bünyesine katacak. Firmalara eleman seçiminde nelere önem verdikleri sorulduğunda oranlar şöyle: firmaların %36′sı karakter özelliklerine, %34′ü staj ve iş deneyimlerine, %20′si ise eğitim altyapılarını dikkate alıyor. Sosyal medyanın iş aramalarda ve işe alımda kullanımı hem iş arayan hem de işveren açısından hızla artmakta. Geçen sene iş arayanların %15′i sosyal medyadan yararlanırken bu sene %38 twitter, linkedin ve facebook kanallarından iş başvuruları yapıyor. Firmaların sosyal medya kullanımı geçen sene %21′ken, bu sene %42 oranında. Sonuçlar, kısaca şunu gösteriyor: Daha az sayıda yeni mezuna iş olanağı olacak. Bu iş olanaklarına ulaşmak için sosyal medyayı sıkça kullanmanız, karakter, deneyim ve eğitiminizle işe uygun olduğunuzu ispatlamanız gerekli.

Yeni mezunlar okullarını bitirirken anne babalarının alışık olduğu sabah 8 akşam 5 ofis hayatına geçmeyeceklerini fark edecekler. İş dünyası sınırlarını kırarak sanal bir yapıya büründü. Ofis dört duvar arasıyla kısıtlı değil. Artık dizüstü bilgisayarın ve akıllı telefonunuzun olduğu heryer ofisiniz. Denizin kıyısında, parkta, kucağınızda çocuğunuzla evde çalışabilir, yerden ve zamandan bağımsız sürekli üretebilirsiniz. Yaşları gereği daha esnek olan yeni mezunları da içine alan Y jenerasyonu Amerika’daki işgücünün %22′sini oluşturuyor. Y jenerasyonunun özellikleri şöyle: Teknolojiyle içiçeler. Kısa sürede çok iş yapmak istiyorlar, dikkatleri kolaylıkla dağılıyor. Yöneticilerden beklentileri yüksek. Teknolojiye olan yatkınlıkları onları iş yerinde de interaktif yapmakta. Hemen geribildirim almak ve hızlı sonuçlara ulaşmak istiyorlar. Bilgiyi açık bir şekilde paylaştıkları gibi, karşılarından da açıklık bekliyorlar. İletişim onlar için hep çift yönlü olmalı, iki taraf da görüşlerini açıkça paylaşmalı. Sürekli yeni fırsatları araştırıyorlar. Net ve direkt tavırları karşılarındakilere sordukları sorularla ortaya çıkıyor. Kariyer merdivenlerini hızla tırmanmak istiyorlar. Bu özelliklerin bir kısmı bireye avantaj oluştururken, bir kısmı da işverenlerin kaçınacakları şeyler olabiliyor. Avantajlara odaklanın, yeteneklerinizi ön plana çıkarın ve şirket için nasıl yararlı olabileceğinizi karşınızdakine hissettirin.

Amerika’da 2010 yılı mezunlarını bekleyen işleri National Association of Colleges and Employers (NACE) birkaç raporda topladı. 2009 yılında ortalama yıllık maaşlar 49.353 dolarken, 2010′da maaşlar toplamda %2 oranında düşüş göstermekte. Bölüm bölüm bakıldığında ise, finans, işletme ve muhasebe pozisyonları düşüşten en yüksek payı alırken, teknoloji ve mühendislik alanlarında maaş artışları görülmekte. İş verenlerin en çok önem verdiği yeti iletişim. Analitik yaklaşım, takım çalışmasına yatkınlık, teknik yetiler ve güçlü iş etiği aranan diğer özellikler. Not ortalaması ve staj deneyimleri işe alımlarda önemli rol oynasa da son kararı belirlerken yazılı ve sözlü iletişimin üstünlüğü tartışılmaz.

Yeni mezunların karşılaştıkları en büyük sıkıntılardan biri giriş seviyesindeki işlerin az da olsa iş deneyimi gerektirmesi. Birçok iş ilanı yeni mezun veya 1-2 sene deneyimli eleman arıyor. Bu durumun başlıca sebepleri yüksek işsizlik oranı, ekonomideki durgunluk ve toplu işten çıkarmalarla deneyimli iş arayanların çok daha az ücretlere çalışmayı kabul etmeleri. Konusunu iyi bilen bir adayı işe almak yeni mezuna şans tanımaktan çok daha güvenilir bir işe alım kararı olarak görülüyor. Çoğu yeni mezun birkaç görüşmeden sonra işverenin  tavrından az da olsa deneyimi olan bir adayı tercih edeceğini anlıyor. Genç iş arayan ise kendini çıkmazda buluyor: Kişi deneyimi olmadığından hiçbir işveren işe almazken, işe alınmadan da deneyim elde edemiyor. Yeni mezun bu çıkmazdan nasıl çıkabilir?

İşe girmeden deneyim kazanın

Öncelikle kişinin mevcut imkanlarıyla harekete geçmesi şart. Yeni mezun yetilerini ortaya çıkaracak hem kendini geliştirecek hem de iş verenlere kendini gösterebilecek çözümler yaratmalı. Tam zamanlı bir işe başvurmak yerine çalışmak istediğiniz sektörde veya şirkette staj olanaklarını araştırın. 3 ila 6 ay yapacağınız staj sizin ciddiyetinizi ve işte azimle çalışma isteğinizi gösterecektir. Şirket içinde göstereceğiniz performans size başka kapılar da açabilir. İşi işte öğrenmek için düşük bir ücrete veya ücretsiz olarak zaman ve çaba harcamanız karşınızdakilerin size saygı duymasını sağlar. Gönüllü olarak çevre, eğitim veya hayır kurumlarında çalışmak da kişinin iş dünyasına hazırlanmasına olanak verir. Birşeyler yaratmak, insanlara yardım etmek ve takım çalışmasına yatkın olmak işverenlerin takdir ettikleri özelliklerdendir. Ayrıca, sosyal medya ve kişisel blog yazmak bugün yazma yeteneğinizi göstermek için en uygun platformlar. Fikirlerinizi paylaşmak, bir konuya duyduğunuz ilgiyi sürekli araştırarak ve yazılar yazarak geliştirmek sizi diğerlerinden farklılaştıracaktır. Hele daha teknik bir özgeçmişe sahipseniz kendi web sayfanızı veya programınızı geliştirip şirketlere portfolyonuzla gidebilirsiniz. İşletme eğitimi aldıysanız veya birgün kendi şirketinizi kurma hayaliniz varsa, yaratıcı iş fikrinizi projeye çevirmek için daha doğru bir zaman olamaz. İş arayışınızı sürdürürken bir yandan da kendi projenizi araştırır o alandaki şirketlere başvururken konuya hakim olursunuz. Kimbilir belki çalışmak istediğiniz şirketlerle proje bazlı çalışmaya başlar, kendi markanızın yöneticisi olursunuz ya da şirket sizi farklı projelerde görevlendirmek için kendi bünyesine katar.

Gelecekte iş yapmaya nasıl hazırlanabilirim?

Teknolojinin ilerlemesiyle iş yapış tarzı, mekanı ve zamanı değişmekte. Geleceğin işleri şirket yönetimi, çalışan ve müşteri arası sınırları tamamen kaldıracağa benziyor. London Business School’da profesörlük yapan Lynda Gratton, Future of Work (İşin Geleceği) adında bir projeyle geleceğin iş hayatının nasıl olacağına dair bir araştırma yürütmekte. Geçtiğimiz 8 ayı 20 uluslararası şirketten 200 takımı inceleyerek küresel güçlerin geleceğin iş dünyasını nasıl şekillendireceğini araştırarak geçirmiş. Çalışmanın sonuçları henüz kesinleşmemiş olsa da, belli trendler şimdiden belirgin: Teknoloji bireylerin çalışma şeklini devrimsel bir biçimde değiştirecek. Özgür iletişim sayesinde fikrini paylaşmak isteyen herkes potansiyel işverenlere ve müşterilere ulaşabilecek. Şirketler, ülkeler ve bölgeler etrafında işlerin sınıflandırılması sanal dünyanın egemenliğiyle son bulacak. İnsanlar daha uzun yaşadığından ve daha geç yaşlarda emekli olduğundan çok yakında dört nesil bir arada çalışacak. Çin’de bir fabrika işçisi ömrü boyunca aynı kasabada çalışırken, kalifiye beyaz yaka çalışan küresel bir vatandaş haline gelecek. Avrupa’dan Çin’e ve Hindistan’a beyin göçü olduğu gibi, Asya’dan Batı’ya göç eden çalışan sayısında artış görülecek. İnovasyon ve eğitim dünyanın her yerine açıldığı gibi, bilgi işçileri dünyanın her yerinde çalışabilecek.

Profesör Gratton böyle bir geleceğe kişinin kendini hazırlaması için bir reçete sunuyor:

-Sizden farklı olan ve sizin bilgi, deneyim ve yeteneklerinizi tamamlayacak özelliklere sahip profesyonellerle bağlantı kurun.

-Bir şeyi en iyi şekilde nasıl yapacağınızı öğrenmek için o konu üzerinde 10.000 saat çalışın. Hızlı okuyup üstün körü birşeyler yapmayı denemeyin. Birçok şeyle ilgili az bilgiye sahip olmak sizi bir yere götürmez. Genel bilgi sahibi olmak için her zaman Wikipedia’ya bakabilirsiniz.

-Bir işe girmeden sizin için neyin gerçekten önemli olduğunu düşünün. İşin size kazandırdıkları sadece maddi imkanlar olmamalı. Daha az kazanca severek yaptığınız, ailenize ve sevdiklerinize daha çok zaman ayırabileceğiniz sizi mutlu eden bir işi kabul etmek isteyebilirsiniz.

Geleceğin iş dünyasında çalışmaya hazır mısınız? Sınırların yok olduğu bu çalışma alanında sizin yeriniz ne olacak?

Datassist’in katkılarıyla Dünya Gazetesinden alınmıştır.

Kategori Haberler, İŞ'in Püf NoktasıYorum (0)