Etiket arşivi | "Yapı Kredi"

FİRMALAR YARIŞMALARI İŞE ALIM ARACI OLARAK DEĞERLENDİRİYOR


Gerek dünyada gerekse Türkiye’de gençlerin en yoğun ilgi gösterdiği yarışmalardan biri GMC (Global Management Challenge). Türkiye’de son 3 yıldır düzenlenen yarışmanın gelişim sürecini, vizyonunu ve genel olarak pazarlama yarışmalarını konuşmak üzere GMC Türkiye Genel Koordinatörü Simge Sezer’le bir araya geldik.

Önümüzdeki dönemde markaların nitelikli insan gücü elde etmek ve adayların yetkinliğini ölçmek için bu tarz yarışmaların daha yoğun şekilde kullanılacağını düşündüğünü belirten Simge Sezer, “Öğrencilerin birbirinden farklılaşmasını sağlayan yarışmalar, ileride eleyici bir kriter olarak karşımıza çıkacak” şeklinde konuşuyor.

Şirketler ve öğrenciler kanadından baktığımızda, GMC Türkiye’ye ilgi ne düzeyde?

GMC Türkiye’de ilk kez 2007 yılında organize edildi. Takım sayısı 102’ydi. Geçen yıl  412 takıma yükseldi. GMC 2010’da 512 takım yarışacak. Takım üyelerinin 3 ile 5 arasında değişen kişi sayılarını hesaba kattığımızda oldukça yüksek bir katılım olduğunu söyleyebiliriz.

GMC 2009’un ana sponsoru, BilgiMBA. Sponsoru Cadbury ve Areva. Assan Alüminyum, Bilim İlaç, Cargill, Finansbank, Schneider Electric, Yapı Kredi, Pirelli, Nike, Coca Cola İçecek, Digiturk ise katılımcı firmalar.

Yarışmanın işleyişinden ve katılımcın bu yarışmadan nasıl bir fayda sağladığından bahseder misiniz?

GMC, 31 ülkede aynı anda düzenleniyor. Her yıl farklı bir ülkede final gerçekleşiyor. Geçen yıl Rusya’da olan uluslarası final bu sene Çin’in Macau adasında yapılacak. İki yıldır Dünya 5.si olan Türkiye’den ümit ediyoruz ki daha iyi dereceler çıkacak. GMC katılımcıları, takım olarak yönetim kurulu düzeyinde sanal bir şirketi yönetiyorlar. Amaçları hisse senedi fiyatlarını en yüksek seviyeye taşımak. Bunun için üretimden, insan kaynaklarına, finanstan pazarlamaya kadar o şirketin tüm fonksiyonlarını aynı anda yönetmeleri gerekiyor. Bu süreçte öncelikle yönetecekleri şirketin bulunduğu pazar ortamını yani makro ekonomik yapıyı analiz ediyorlar. Ardından şirketin iç dinamiklerini çözmeleri bekleniyor.

Ayrıca rakiplere karşı 5 dönem boyunca şirketi nasıl konumlandıracakları ve hangi strateji ile yol alacaklarını da tayin etmeleri gerekiyor. Talep tahmini yapıyorlar ve aldıkları her kararın finansallarını nasıl etkilediğini deneyimliyorlar. Dolayısıyla, bütünü görebilme, analiz edebilme ve stratejik düşünebilme becerilerini geliştirip şirket içindeki farklı fonksiyonların birbiriyle ilişkilerini yaşayarak öğreniyorlar.

Tüm saydığım teknik gelişimin yanı sıra, takım olarak birlikte hareket edebilme, değişen şartlarda ve stres altında karar alabilme, takım arkadaşlarını ikna edebilme ve zamanı yönetme gibi davranışsal yetilerini geliştiriyorlar. Network kurduklarını ve bolca eğlendiklerini de atlamayalım.

 Peki öğrenciler iş fırsatı yakalayabiliyorlar mı yarışma sonrasında?

GMC’de gösterdiği performans sonucu terfi eden çalışanların haberlerini alıyoruz. Ayrıca farklı bir departmanda çalışma hayatına devam etmeyi seçen profesyoneller olduğu gibi, iş hayatına okuduğu bölümden farklı bir alanda başlayan üniversite öğrencileri de var.

GMC’de öğrenci takımlarına sponsor olan firmalar, yarışmayı işe alım araçlarından biri olarak değerlendiriyorlar. Yarışma süresince OpenDay etkinlikleri çerçevesinde öğrenciler sponsorlarıyla buluşuyor, iki taraf da birbirini tanıma fırsatı elde ediyor. Öğrenciler yarışma sonunda staj ve iş teklifi alıyorlar. Yıl boyunca ödev ve tez çalışmalarında yöneticilerden bilgi alabiliyorlar.

 İlerleyen yıllarda bu tarz yarışmalar şirketler açısından daha önemli olacak, şirketler bu yarışmaları işe alım konusunda bir kıstas olarak kullanacak gibi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Haklısınız, son yıllarda şirketler nitelikli adayları çekmek ve onları yakından tanımak için çeşitli aktiviteler ve yarışmalar düzenliyorlar. Öğrencilerin birbirinden farklılaşmasını sağlayan yarışmalar ilerde eleyici bir kriter olarak daha çok karşımıza çıkacaktır.

GMC Katılımcılarından Finansbank  adına İnsan Kaynakları Planlama ve Strateji Yönetimi Yetkilisi Gamze Yeşilbayrak ‘ın şu sözleri bu durumu doğruluyor. “Klasik işe alım süreçlerinde adaylarla en fazla 2 kez mülakat ortamında bir araya geliyoruz. Bu yarışmalarda ise, ulusal finale kadar hem düzenlediğimiz OpenDay’lerde birebir iletişim kurabiliyoruz ve bu şekilde daha uzun dönemli ilişkileri garantiliyoruz. Bu hem kurum için hem de adayın kurumu tanıması için çok iyi bir dönem bir fırsat.

Yarışma ortamında verdikleri kararlar sayesinde potansiyel adaylarımızın yetkinliklerini ölçme fırsatı buluyoruz. Ayrıca adayı yakından tanıyıp doğru seçime yönlendirebiliyoruz. Kısacası doğru yerleştirme anlamında büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum.”

 Kaynak: Mediacat – Youth Aralık 2010.

 

Kategori GMC, RöportajYorum (0)

YKBA 60 Öğrenciye Temel Bankacılık Eğitimi Verdi


Businews, “İş Dünyasına Hazırlayan Gazete” mottosuyla yola çıktığında aşağıda okuyacağınız haberleri yapmayı arzuluyorduk.

Yapı Kredi Bankacılık Akademisi, sektörün en iyi bankacılarını yetiştiren lider gelişim merkezi olma  vizyonuyla kuruldu. Çalışanlarına sunduğu eğitimlerin yanı sıra müşterilerine ve üniversite öğrencilerine de eğitimler veriyor.

YKBA üniversite öğrencilerine yönelik ilk projesini 2009’da gerçekleştirdi.  Üniversite öğrencilerini “iş hayatına hazırlayan” sertifika programıyla üniversitelilere evsahipliği yaptı ve Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari ve Bilimler Fakültesi’nden 60 öğrenciyi 19 Şubat – 12 Mart 2010 tarihleri arasında Akademi’de konuk etti.

Biz de konunun detaylarını, hem bu eğitimi planlayan ve yürüten ekip adına Bensu Titiz’e hem de eğitime katılan, hatta Yapı ve Kredi Bankası’nda staja başlayan öğrencilere sorduk.

Businews: Sertifika programı nasıl ortaya çıktı? İçeriğini oluştururken neleri amaçlıyordunuz? Sertifika katılımcılara hangi yetkinlikleri kazandırıyor?

Bensu Titiz: Bu programı oluştururken, hedefimiz, bir çok üniversite öğrencisinin Yapı Kredi Bankacılık

Akademisi aracılığıyla iş yaşamı ve bankacılık sektörü hakkında bilgi edinmesini sağlamak ve iş yaşamı -akademik dünya işbirliğine katkıda bulunmaktı.

Üniversite öğrencilerini iş yaşamı hakkında bilgilendirerek özellikle ilk çalışma yıllarında daha bilinçli ilerleme fırsatı kazandırma amacıyla geliştirilen Yapı Kredi Bankacılık Akademisi Temel Bankacılık Sertifika Programı, üniversite öğrencilerine hem bankacılık sektörünü tanıma hem de temel bankacılık konularını öğrenme olanağı veriyor.

Yapı Kredi Bankacılık Akademisi Temel Bankacılık Sertifika Programı’nın ilki 19 Şubat-12 Mart 2010 tarihinde Kocaeli Üniversitesi öğrencileri ile gerçekleştirildi. Yapı Kredi iç eğitmenleri tarafından verilen eğitimlere katılan 60 öğrenci, hem bankacılığı hem iş yaşamını yakından tanıma fırsatı buldu.

B. : 2010-2011’de de farklı üniversiteler için benzer eğitimler planlıyor musunuz? Netleşen üniversiteleri öğrenebilir miyiz?

B. T. : Önümüzdeki dönem ve sonrasında bu programı geliştirerek devam etmeyi planlıyoruz. Türkiye’nin her yerinden üniversite öğrencilerine ulaşmak, bilgi ve deneyimlerimizi onlarla paylaşmak bu programın en büyük hedefi. 2010-2011 güz döneminde Akademi’de Trakya Üniversitesi Bankacılık Bölümü ve Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerini konuk edeceğiz.

B. : Üniversitelerle iletişiminizi başka hangi etkinliklerle sağlıyorsunuz?

B. T. : Yapı Kredi Bankacılık Akademisi olarak üniversitelerle birçok konuda işbirliği yapıyoruz. Çalışanlarımız için üniversitelerle beraber sertifika programları hazırlıyor, çalışanlarımızın yüksek lisans yapmalarına destek olmak amacıyla farklı üniversitelerle işbirliği yapıyor, üniversite öğrencilerine yarı zamanlı çalışma ve staj imkanı sağlıyoruz. Kimi zaman da üniversite öğrencilerinin gelişimine katkı sağlayan ve onları iş yaşamına hazırlayan aktivitelerine ev sahipliği de yapıyoruz.

Örneğin Mayıs ayında Marmara Üniversitesi’nin bir öğrenci kulübü olan Marmara Community’nin düzenlediği Thinker & Talker 2010 etkinliği Türkiye’nin dört bir yanındaki farklı üniversitelerden gelen yaklaşık 200 öğrencinin katılımı ile Yapı Kredi Bankacılık Akademisi’nde gerçekleşti.

B. : Başta bankacılık sektörünü tercih edecek öğrenciler olmak üzere, üniversitelilere iş yaşamına hazırlanırken neler tavsiye edersiniz?

B. T. : İş yaşamına en iyi şekilde hazırlanmak için yapılabilecek en önemli şey kendinize şu soruları sormak: Ben nasıl bir kariyer istiyorum? Beni iş yaşamında ne mutlu eder? Bu sorulara verilen samimi yanıtlar doğru işi bulmalarına da yardımcı olacaktır.

Ayrıca, okul yıllarında staj, part time çalışma gibi deneyimlerle iş yaşamı hakkında bilgi sahibi olmak, ilk çalışma yıllarında daha bilinçli ilerleme fırsatı kazandırıyor kişiye.

***

Businews: “YKBA Temel Bankacılık Sertifika Programı”ndan nasıl haberdar oldunuz?

Adem Göbekli: Her gün derse girmeden önce fakültemin girişindeki panoları ilgilimi çekebilecek bir organizasyon var mı diye kontrol ederim. Temel Bankacılık Sertifika programı konusunda hazırlanmış afişi de bu şekilde fakültemizdeki panoda gördüm. Programın içeriğini okudum. İlgimi çekti. Başvurup başvurmamada tereddüt ettim. Bu programa daha çok iktisat ve işletme öğrencilerini kabul ederler diye düşündüm. Benim bölümüm Uluslararası İlişkiler. Teorik dersler olarak iktisat ve işletme bölümleri bu konuya daha yatkın olabilirdi. Ama ben de biraz şansıma ve CV’me güvenerek başvurmaya karar verdim. İyi etmişim ki programa kabul edildim ve yine staj sürecine kadar kalabilmeyi başardım.

Cansu Adıgüzel: Üniversitemizde bulunan işletme kulübümüz sayesinde haberim oldu.

Merve Er: Endüstri Mühendisliği Kulübünün düzenlediği bir eğitimde Temel Bankacılık Sertifika Programının duyurusu yapıldı. Birkaç gün sonra da okulda afişlerle duyuruldu.

B: Eğitim süresince kendinizi nasıl hissettiniz? Kazanımlarınız neler oldu?

A. G. : Aslında eğitime başlamadan önce eğitim alacağım yerin okul benzeri bir yer olacağını düşündüm. Alışıktım kocaman amfilerde, dersliklerde eğitim almaya, saatlerce hocalarımızı dinlemeye. Ama akademide eğitim aldığımız ortam çok farklıydı. Görsellerle de desteklenerek anlatılan tüm konular aklımızda kolayca yer ediniyordu. Gelen eğitmenler konularında tam anlamıyla birer üstattılar.

Öncelikle Yapı Kredi’yi tanıma imkanı buldum. Sayısal veriler doğrultusunda büyük bir kuruluş olduğunun farkına vardım. Kriz öncesi ve sonrası bankacılık sistemi, sigortacılık, bireysel emeklilik gibi

konular hakkında bilgi edindim. En çok zevk aldığım eğitimimiz temel iletişim becerileri eğitimiydi..Sosyal hayatımda yanlış yaptığım veya bilmediğim o kadar çok şey vardı ki. En çok burada konuştum, fikrimi söyledim, sorular sordum. Gerçekten çok iyi bir eğitim olmuştu. Hocamızın tavsiyelerinin katkısı büyük oldu. Yakın çevreme dahi davranışlarımı, tepkilerimi bu tavsiyeler doğrultusunda sergiliyorum. Davranışlarımla çevremde daha etkin olabiliyorum.

Ders aralarında çayımız, kahvemiz, kurabiyelerimiz, pastalarımız kapının önünde hazır oluyordu. Hocalarımızla birebir sohbet ediyorduk. Kütüphane kısmında süreli yayınlardan ve kitaplardan yararlanıyorduk. İnternete girebiliyorduk. Keşke eğitim biraz daha devam etseydi…

C. A. : Eğitim boyunca kendimi büyük bir ailenin parçası gibi hissettim. Bankacılık sektörünü tanıma ve temel bankacılık konularını öğrenme fırsatım oldu. Böylesi büyük ve kurumsal bir şirketin eğitimcilerinden ders almak bundan sonraki hayatıma yön vermemde etkili olacak gibi gözüküyor. Bu program sayesinde bankada çalışmaya olan ilgim arttı. Tüm eğitmenlerimize tekrar teşekkür ediyorum.

M. E. : Eğitim süresi benim için çok önemliydi. Daha önce de staj ve iş deneyimlerim olmuştu ancak ilk kez böyle kurumsal bir yerde eğitime seçilmiştim. Eğitim içerik olarak çok güzeldi, sadece bankacılık ve mali konularda değil iletişim becerileri hakkında da çok faydalı eğitimler aldık.

B. : Program sonunda Yapı Kredi’de 3 haftalık staj imkanı elde eden 5 kişiden birisiniz. Hangi departmanlardasınız? Üstlendiğiniz görevler nelerdir?

A. G.: Şu an Dış İşlemler Merkezi’nde staj yapıyorum. Gerçekten bankanın en yoğun bölümü bence. İthalat-İhracat akreditif işlemleri burada gerçekleşiyor. Ben ithalat akreditif kısmındayım. Çalışanlardan epeyce öğrendiğim işlem oldu. Akreditif açılışı, ödemeleri gibi. Yurtdışı firmalardan ve bankalardan gelen mesajları inceliyorum.

C. A. : Faktöring departmanında staj yapıyorum. Yanında staj yaptığım kişiler gerçekten çok iyiler. Hiç sıkılmadan yaptıkları tüm işleri anlatıp öğrettiler. Faktöringin ihracat kısmında bulunduğumdan daha çok ödeme ve tahsilat eğitimi verdiler. Açıkçası bu alanda çok iyi bir zemin hazırladılar bana. Faktöringde bulunan tüm çalışanlara çok teşekkür ediyorum.

M. E. : Stajımı Kalite Yönetimi’nde yapıyorum. Stajım boyunca Özel Bankacılık ve Kurumsal Bankacılık Müşteri anketlerinin analizi ve raporlanması ile İç Müşteri anketlerinin hazırlanması aşamalarında görev aldım.

B.: İşveren olarak Yapı Kredi’yi nasıl tanımlarsınız?

A. G.: Gördüğüm kadarıyla Yapı Kredi bankacılık ve finans sektöründe lider bir banka. Çalışanının değerini çok iyi biliyor bu yüzden çalışma şartları mükemmel. Modernleşen, gelişen Türkiye’nin en modern bankası. Ayrıca başarılı bir eğitim kurumu.

C. A. : Kurumsal, çalışanına değer veren, eğitimlerle onları donanım sahibi yapan, her türlü imkandan yararlanmalarını sağlayan büyük bir kuruluş.

M. E. : Çalışma şartları olarak beklediğimin üstünde olduğunu gördüm. Ancak işe alım sürecince belirli üniversitelere ağırlık verildiği düşüncesindeyim. Bana göre değerlendirme sürecinde yalnızca üniversitelere değil kişisel yeteneklere de daha fazla önem verilmeli.

Teşekkür ederiz.

Simge Sezer / Businews

Kategori Haberler, RöportajYorum (0)

World Finance’ten Yapı Kredi’ye İki Ödül


Yapı Kredi, finans yayınlarından World Finance tarafından gerçekleştirilen “2010 Yılı Bankacılıkta Mükemmellik Ödülleri” değerlendirmesinde, “Türkiye’nin En İyi Bankası”, Yapı Kredi Özel Bankacılık da, “Türkiye’de En İyi Özel Bankacılık Hizmeti” veren kurum seçildi.

Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, www.worldfinance.com’un üst düzey yöneticilerden oluşan 120 bin aktif üyenin oylarıyla seçilen Yapı Kredi, müşteri ilişkileri optimizasyonu, inovasyon kültürü ve esnekliği, rekabet ve sektör liderliği, coğrafi yaygınlığı, gelişim arzusu, ürün çeşitliliği ve sonuç veren stratejiler kriterlerine göre değerlendirildi.

Yapı Kredi Murahhas Aza ve Genel Müdürü Faik Açıkalın, banka olarak müşteri odaklı yaklaşımları ile inovasyona ve kaliteye yönelik çalışmalarının, takdir gören bir kurum olmalarını sağladığını belirterek, “Aldığımız ödüller, dünyadaki ekonomik dalgalanmalara rağmen gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmaların bir teyidi niteliğinde” dedi.

Dünya Gazetesi

Kategori SektörelYorum (0)

GMC 2010 Sponsor ve Katılımcı Şirketler Belirleniyor


Global Management Challenge 2010 Türkiye’ye katılan şirketler gün geçtikçe artıyor. Birçoğunuz “2009′u daha yeni bitirmiştik, galayı dün gibi hatırlıyorum” diyorsunuz belki ama ilk turu Aralık 2010′da başlayacak olmasına karşın GMC 2010 için şirketler şimdiden belirleniyor.

2 Nisan 2009′da GMC Türkiye 2009 Gala ve Ödül Töreni’nde finalistler keplerini atarak mezuniyetlerini kutlamıştı ve 2009′u noktalamıştık. Uzun maratonun mutfağında neler oluyor peki? Bu dönemde şirketler de GMC’de yer alıp almayacaklarına karar veriyor.

GMC 2010′da hangi şirketler var?

İlk olarak Opet‘ten bahsetmek istiyorum çünkü Opet bu sene ilk kez katılımcı şirket ünvanıyla GMC’de yer alacak. GMC’de her sene yeni şirketler ve yeni katılımcılar görmek bizi mutlu ediyor. Opet’in GMC’de yer alması eminim birçok GMC katılımcısını heyecanlandıracaktır. Bir diğer katılımcı şirketimiz ise Cargill. Cargil geçen sene olduğu gibi bu sene de GMC’de yer almaya devam etmekte. Cargill hem şirket çalışanlarının oluşturacağı takımla hem de öğrenci takımlarına sponsor olarak yarışmada yer alacak. Bir diğer şirket ise tam 3 yıldır GMC’de yer alan Digiturk. Digiturk de bu yıl katılımcı şirketlerimiz arasında yer alacak. Güzel haberler öyle değil mi (:

Yapı Kredi Bankası GMC 2010′a sponsor oldu

2010′da GMC’ye bankacılık sektöründen bir sponsor dahil olmuş oldu. Geçtiğimiz yıl (GMC 2009) GMC’de katılımcı şirket tecrübesi yaşayan Yapı Kredi‘nin bu yıl sponsor olması GMC’yi sevmesi anlamına geldiğini söyleyebiliriz (:

Tüm bu gelişmeler sadece şu ana kadar olanlar. Gün geçtikçe yeni şirketler aramıza dahil olacak ve elbette yeni katılımcılar, öğrenciler, profesyoneller ve GMC’yi seven herkes (:  Bunlarla birlikte GMC’de öğrenci olarak yer alan arkadaşlarımızın sponsor şirketlerde işe başlamış olmaları da ayrıca bizi sevindiren bir gelişme. Bu gelişmelerin her geçen gün sıklaşacağını göreceksiniz. İleride ayrıntılı olarak GMC’de yarışıp katılımcı ve sponsor şirketlerde iş/staj olanağı kazananları duyuracağız.

GMC’deki gelişmeleri anlık olarak takip etmeniz için Facebook sayfamıza üye olmanızı ve Twitter’dan takip etmenizi öneririm.

Facebook sayfasına buraya, Twitter için de şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Erman Akdeniz

Kategori GMCYorum (0)

“Sektörün neresinde bulunmak istediklerine karar vermeliler”


Sanem Aytekin, Yapı Kredi Bankacılık Akademisi’nde Liderlik ve Yetenek Gelişimi Yöneticisi. Kendisiyle İtalya’daki yeni görevi ve bankacılık sektörü ile ilgili bir söyleşi yaptık.

Sanem Hanım, bize Ankara’da başlayan İstanbul’a uzanan eğitiminiz ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1980 yılında Ankara’da doğdum. Ankara Yükseliş Kolejinde ilk, orta ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudum. Mezun olduktan sonra İstanbul’a taşınıp İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde MBA programıma ve eş zamanlı olarak çalışma hayatıma da 15 Nisan 2003’de Yapı Kredi Bankası’nda Stajyer Eğitim Uzmanı olarak başladım. Daha sonrasında yine Yapı Kredi’de sırasıyla Eğitim Uzmanlığı, Eğitim Danışmanlığı görevlerinde bulundum. 2008 yılında Eğitim ve Gelişim bölümünden ayrılıp İnsan Kaynakları Yönetiminde çeşitli fonksiyonlarda görevime devam ettim. Son olarak Yapı Kredi Bankacilik Akademisi’nde Liderlik ve Yetenek Gelişimi Yöneticisi olarak görev yapmaktayım.

Sizin yakın zamanda İtalya’ya gideceğinizi biliyoruz. Bize bu süreci anlatır mısınız? Kariyerinizde yurtdışı planınız var mıydı?

2006 yılında Yapı Kredi, Koçbank ve UniCredit ile birleşince tüm çalışanlar için farklı bir dönem başlamış oldu. Birleşme sonrasında UniCredit Group tarafından başlatılan bir program olduğu duyuruldu. UniCredit Group bünyesinde çalışan yetenekli çalışanlarını keşfetmek için kişilerin kendi kendine başvurabileceği ve çeşitli değerlendirme aşamalarından sonra başarılı olursa katılabilecekleri UniQuest isimli bir program başlatıyordu. Bu program kişilerin kendi alanından tamamen farklı bir alanda UniCredit bünyesinde farklı ülkelerden gelen kişilerle bir proje ekibi oluşturup bir proje geliştirmesi ve bu süreç sırasında kendisini fark etmesini ve geliştirmesini amaçlıyor. Bu programa başvurup kabul edildikten sonra benim hem kariyerime hem de kendi gelişimime bakışım oldukça değişti.

Örneğin, benim dahil olduğum projenin amacı UniCredit Group bünyesindeki Avusturya’daki bir banka icin müşteri memnuniyeti ve şikayet yönetimi araçlarını geliştirmekti. Hem çok zorlu bir süreçti hem de oldukça eğitici ve öğreticiydi. Çünkü bir yandan Türkiye’deki işimle ilgili tüm sorumluluklar devam ederken bir yandan hiç bilmediğim bir ülke ve banka için yine hiç tanımadığım hatta aynı dili bile konuşmadığım insanlarla çalışmaktaydım. Bu süreçte geliştirdiğimiz proje ile ilgili tabi ki pek çok şey öğrendik ama bunun yanı sıra farklı ülkelerden gelen insanlarla ortak bir dil oluşturmayı, aynı yerde yaşamasanız bile beraber proje geliştirmeyi, farklılıkları avantaja çevirmeyi, zaman yönetimini, kendini yönetmeyi ve kendinin farkında olmayı öğrendik. Siz de bilirsiniz şirketler bu gibi pek çok konuda eğitimler veriyor ama yaşayarak öğrendiğiniz zaman etkisi gerçekten çok farklı oluyor ve kalıcı oluyor.

Bu süreçte öğrendiğim birçok seyden sonra yurtdışında çalışmak ve yaşamak o kadar korkutucu gelmedi. Zaten UniQuest programı katılımcılarının UniCredit Group bünyesinde bir çeşit görünülürlüğü oluyor. Grubun yetenek hattında yer alıyor olmak, size bazı fırsatların açılmasını sağlıyor. Dediğim gibi daha önce yurtdışına gidip çalışmak istemezken- biliyorsunuz hepimiz için konfor alanımızın dışına çıkmak oldukça zordur- UniQuest programı süresince yaşadığım deneyimlerden sonra bunu yapabileceğime karar verdim. Ama tabi ki karşıma çıkan her fırsata sırf yurtdışına çıkmak amacı ile yaklaşmadım. Çünkü yurtdışında yaşamak çok heyecanlandırıcı gelse de çok zorlu bir süreç. Türkiye’deki tüm kariyerinize hatta hayatınıza bir süre ara verip hiç bilmediğiniz bir ortama gidiyorsunuz, bir anlamda pek çok şeye baştan başlıyorsunuz. Bu nedenle sonunda varmak istediğim yer ve kariyer hedeflerimi göz önüne alarak karşıma çıkan fırsatları değerlendirdim. Karşıma çıkan başka birkaç fırsattan sonra UniCredit Group’un Milano’daki merkezinde Liderlik Yönetimi ve Gelişimi takımından aldığım teklif ve yaptığım mülakat sonrasında bu işin kariyerim ve kişisel gelişimim açısından oldukça önemli bir etkisi olacağına karar verip kabul ettim.

Bilkent Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler bölümü mezunusunuz? Üniversite hayatınızda da birçok projede etkin olarak görev almışsınız. Kısaca paylaşır mısınız?

Üniversite hayatım sırasında tabi ki ben de her öğrenci gibi akademisyenlerimiz tarafından verilen proje ödevlerinde yer aldım.  O dönem geliştirdiğimiz projelerin birçoğu aldığımız derslerle ilgiliydi. Bu ödev projelerimiz dışında MUN (Model of United Nations) ve Euroforum (Model of European Union Conference) gibi Avrupa ve dünya çapında tüm organizasyonu öğrenciler tarafından yürütülen ve birçok farklı ülkeden öğrencinin katıldığı projelerde yer aldım. MUN- Birleşmiş Milletler’in, Euroforum da Avrupa Birligi Konferansının birer simülasyonu tıpkı GMC (Global Management Challenge) gibi. Bu organizasyonlara gelen öğrenciler birer role atanıyor ve bu rolün tüm gerekliliklerini yerine getirerek bu organizasyonların gerçek gündemlerindeki konuları tartışıyor. Sonrasında çıkan karar metinleri ilgili organizasyonlara iletiliyor ve onların dikkatine sunuluyor. Örneğin ben katıldığım Euroforum simulasyonlarının birinde Yunanistan Başbakanı rolüne atanmış ve buna göre davranmak durumunda kalmıştım. Euroforum organizasyonuna yapılmaya başlandığı ilk yıldan itibaren üniversiteden mezun olana kadar dahil oldum. MUN için ise üniversite içinde bir ekip oluştururarak diğer öğrencileri bilgilendirmeyi hedeflemiştik.

Bunun dışında tabi ki başka sosyal faaliyetlerde de yer aldım: Örneğin Bilkent Üniversitesi’nde her sene yapılan Öğrenci Başkanlığı seçimleri hepimizin bildiği anlamda bir seçim sürecidir. Partiler vardır, adaylar vardır, konuşmalar yapılır. Bu süreçlerde de aktif olarak yer aldım.

Üniversite süresince sosyal veya okuduğunuz bölüm ile ilgili projelere dahil olmak kişiye farklı bölümlerde okuyan arkadaşlarla tanışma imkanı sağlıyor. Böylece herkes birbirinden çok farklı şeyler öğrenebiliyor. Tabi ki öğrenci iken hiç birimiz konuya bu şekilde yaklaşmıyoruz. Önemli olan derslerden başarı ile geçmek ve kalan tüm zamanı eğlenerek geçirmek oluyor. Ama sonuçta yaparken eğlenebileceğimiz ve aynı zamanda pek çok farklı yetkinliği geliştirebileceğimiz proje ve organizasyonları üniversitelerimiz de bulmak artık mümkün.

Sizi mezuniyetten sonra bankaya ve insan kaynakları alanına çeken sebepler nelerdi?

Açıkcası ben hep bir bankada çalışmak istedim. Bankacılık ve Finans sektörü bir şekilde vaad ettiği güvenceler ve hayatımızın en önemli yerinde olması nedeni ile hep çok çekici geldi. Ama aynı zamanda sayılar ve tablolar hep çok karmaşık ve sıkıcı geliyordu. Bu nedenle Bankacılık ve Finans sektörünün hızla değişen, yenilikçi yapısını ve İnsan Kaynaklarının insanlarla iç içe olan, yine yeniliklere açık ve tabi ki diğer fonksiyonlara göre sayılardan biraz daha uzak olan yapısını düşününce kariyerim bir banka da eğitim bölümünde başlamış oldu.

Türkiye’nin En Gözde Şirketleri araştırmamıza katılan 13bin 852 kişinin en çok çalışmak istediği sektör bankacılık ve finans sektörü çıktı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu çok beklenmedik bir durum değil. Özellikle Türkiye’de finans kuruluşlarının büyüklüğü ve gücü ortada; burada sadece bankaları düşünmemek lazım başka birçok finans kuruluşu da var ( örn. sigorta şirketleri, aracı kurumlar) hatta bu kuruluşların denetimini yapan ve yine finans dünyasının içinde olan denetçi şirketler. Bu kurumların birçoğu çok köklü kurumlar ve kuruldukları günden bugüne yaşanan birçok olumsuz ekonomik gelişmeye rağmen ayakta kalmayı başarmış. Bu açıdan bakınca bu kurumlar tabi ki iş hayatına yeni başlayacak herkes için bir güven uyandırıyor ve özellikle kurumsal şirketler olmalarından dolayı çalışanlarına sundukları pek çok avantaj var, bu avantajlar da oldukça çekici olabiliyor.

Ayrıca bankacılık ve finans sektörü çok hızla değişen ve gelişen bir dünya. Kişi güncel gelişmeleri mutlaka yakından takip ediyor olmalı. Bu da kişiye güncel kalma şansı sağlıyor. Bankacılık ve finans sektöründe benim gibi insan kaynaklarında çalışsanız bile sektörde olup biten gelişmelerden haberdar olmanız gerekiyor ki bankanızın stratejilerini anlayıp yapmakta olduğunuz işe ona göre yön verebilesiniz.  Kısaca dünya da olup biten herşeye en yakında duran ve bunlara kayıtsız kalamayan, yeniliklere ve değişime açık bir sektörde çalışmak gerçekten heyecan verici.

Özellikle Yapı Kredi Bankası ve bankacılığa ilgi duyan üniversite öğrencilere neler tavsiye edersiniz?

Bankacılık sektörüne ilgi duyan tüm öğrencilere verebileceğim en büyük tavsiye bu sektörün neresinde bulunmak istediklerine öncelikle karar vermeleri gerektiği olacaktır. Çünkü hepimizin bildiği gibi bankacılık sektörü demek hizmet sektörü demek. Bu hizmet sadece banka müşterileri olarak algılanmamalı, burda hem iç hem de dış müşteriye hizmet var. Bankacılık sektöründe iki önemli takım var: şubeler ve genel müdürlük. Şubeler tüm bankaların dış müşterilere açılan yüzü olurken genel müdürlük genellikle iç müşteri dediğimiz şubelere ve çalışanlarına hizmet vermekte. Bu nedenle bu sektör içinde hangi takımda olmak istediklerini önceden bankalarda yapacakları stajlarla ya da en azından bu sektördeki çalışanlarla konuşarak belirlemelerini tavsiye ederim. Her iki takımda olmanın kendine göre avantajları ve dezavantajları var.

Ayrıca bankacılık sektörü her iş kolunu kapsamakta: sadece satış değil pazarlama, finansal analiz ve raporlama, ürün geliştirme, kalite yönetimi, kurumsal iletişim ve insan kaynakları gibi pek çok fonksiyonu da içinde barındırıyor. Bu nedenle nerde olmak istediğine karar veren öğrenci bankacılık sektörü içerisinde kendine mutlaka bir yer bulacaktır.

Ama özellikle şubelerde çalışmak isteyen tüm öğrencilere artık bir zorunluluk haline gelen SPK lisanslarını önceden almalarını tavsiye ederim. Bu onları yaşayacakları süreçte bir adım önde olmalarını sağlayacaktır.

Teşekkür ederiz.

Simge Sezer / Businews

Kategori RöportajYorum (0)

En Yüksek Maaşı Kim Alıyor?


İş bulmak kadar çalışma şartlarının da önemli olduğu günümüzde özellikle maaş oranları sürekli tartışılan konular arasında yer alıyor. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers (PwC) Türkiye’nin yaptığı “Başlangıç Ücret ve Yan Haklar Araştırması” ise iş dünyasına adım atacaklara rehberlik ediyor.

21 farklı çalışma alanında başlangıç ücret ve yan haklarının ele alındığı araştırmada sermaye yapısı açısından yerli, yabancı, ortak girişim; çalışan sayısı bakımından ise KOBİ ve büyük ölçekli işletme konumundaki 63 şirket yer alıyor. İnşaattan bilişime, endüstriyel üretimden lojistiğe, perakendeden gıdaya kadar 10’dan fazla sektör temsilcisinin katıldığı araştırmaya göre başlangıç ücretlerinde en yüksek maaşı hukuk, iş geliştirme ve yönetici adayı (Management Trainee), satın alma ve iç denetim pozisyonlarında işe başlayanlar alıyor. En düşük ücretle işbaşı yapanlar arasında ise çağrı merkezi, idari işler, halkla ilişkiler ve muhasebe birimleri dikkat çekiyor.

ÜCRETLER ZAMLANMIŞ

Katılımcılardan yüzde 84’ünün 2010 yılında alım yapmayı planladığını belirten PwC Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Müdürü Murat Karakaş, bu konuda perakende, lojistik, kimya ve finansal hizmetler sektörlerinin öne çıktığını söylüyor. 2009 yılındaki başlangıç ücretlerinin geçen yıla göre yüzde 6,7 yükseldiğini vurgulayan Karakaş, “2010 yılı ücret artışları büyük oranda yüzde 4 ila 10 arasında gerçekleşmiş” diyor.

Araştırma sonuçlarına göre öne çıkan uygulamalardan biri de ücret artışlarının yılda bir defa gerçekleştirilmesi. Katılımcı şirketlerin sadece üçte birinde ise haftalık çalışma süresi 45 saatten az. İzin uygulamalarında genelde kanunda belirtilen süreler dikkate alınıyor. Ancak yabancı şirketler bu sürelerin üzerine çıkıyorlar. Sağlık sigortası kapsamına eş ve çocukların katılımı konusunda da yabancı şirketler ile finansal hizmetler sektöründeki şirketler daha iyi olanaklar sunuyor.

YENİ ALIMLAR DAVET

Birimler arasında ücret sıralaması konusunda sessiz kalmayı tercih eden Yapı Kredi Bankası İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cihangir Kavuncu, 2010 yılında yaklaşık bin kişiyi işe almayı hedefliyor. “Yıl içinde 60 şube açmayı planlıyoruz. Yönetici adayı programı çerçevesinde genel müdürlük birimlerimiz ve şubelerimiz için işe alım gerçekleştireceğiz” diyen Kavuncu, deneyimli yönetici alımlarında ise alanında uzman, dinamik, yenilikçi profilleri değerlendireceklerini belirtiyor.

300 KİŞİYE İSTİHDAM

Nihat Çukurkaya  / Ceva Türkiye & Balkanlar İK Direktörü

Ceva olarak bugün itibariyle çalışan sayımız beş bin. 2010 yılının sonunda beş bin 300 kişilik bir aile olmayı öngörüyoruz. Yıl içinde ilk etapta yeni başlayan operasyonlarımızda yetiştirilmek üzere lojistik ve mühendislik alanlarında görev almak isteyenlere iş olanağı sağlamayı planlıyoruz. Operasyonlar (depolama, dağıtım ve inbound lojistik), iş geliştirme, müşteri ilişkileri, mali işler, uluslararası nakliye gibi alanlarda da organizasyonumuzdaki büyümeye paralel olarak yeni pozisyonlar açmayı düşünüyoruz.

Sabah

Kategori SektörelYorum (0)